
Kazimkarabekir Ilçesi; Konya-Karaman Devlet yolu üzerinde Konya Ili'ne 85 km,Karaman Ili'ne 23 km. mesafede bir yerlesim yeridir. Ilçenin güneyinde Hadim, kuzeyinde Çumra, dogusunda Karaman, batisinda Güneysinir yerlesim birimleri bulunmaktadir .
296.4 km2 lik bir alana sahip olan Ilçe Iç Anadolu Bölgesinin güneyinde 37°14' kuzey paraleli ve 32°57'dogu meridyeni üzerindedir. Ilçenin denizden yüksekligi 1030 metredir. ..
Ilçenin güneybatisinda yer alan Hacibaba dagi ( Busala dagi ) 2481 metre yüksekligindeki zirvesiyle Iç Anadolu Bölgesinin Konya bölümünde en yüksek noktadir Kazimkarabekir'in güneybatisindaki Hacibaba Dagi ile kuzey dogusundaki Karadag ( 2271 metre) volkan toplulugu arasinda genis asinim düzlükler uzanir.
Ilçenin sinirlari içerisinde yer alan ve kuzeybati - güneydogu istikametinde uzanan Hacibaba Dagi Orta Toroslarla Iç Anadolu Platosunun birbirine baglandigi genis bölgesinde olup, Orta Toroslarin Iç Anadoluya dogru bir uzantisini teskil eder.
Bu dagin kuzey yamaci Konya kapali havzasina; güney yamaci ise Göksu Nehri vasitasi ile Akdeniz havzasina su gönderir. Dagin, güney ve kuzey yamaçlarinin gösterdigi bu özellik açisindan asimetrik bir topografya ortaya koyar. Bu asimetrik topografyadan dolayi dagin kuzey yamacinin akarsu sebekesi, güney yamacina nazaran daha az gelismistir. Y ani kuzey yamaçtaki derelerin hem debileri daha az, hem de boylari daha kisadir.
Bölgedeki derelerin çogu mevsimlik geçici akarsulardir. Bu geçici akarsular kis ve baharda yagan yagmur ve eriyen kar sularini güneydeki ovalara tasirlar. Dagin yamacindaki bu dereler, sahayi yer yer sarp ve arizali bir sekile sokmustur. Dagin güney yamaçlarindan dogan yer alti kaynaklari Hadim Ilçesinden dogarak Güneysinir Ilçesine bagli Habiller ve Göcer köylerinden Akdeniz'e dökülen Göksu nehri'ne karismaktadir.
Ilçenin toplam 6 köyü mevcut olup, nüfus genellikle ilçe merkezinde toplanmistir. Ilçenin yerlesim birimleri; Batida Özyurt, Akarköy, Kizilkuyu, kuzeybatisinda Sinci, Dogusunda Mecidiye ve Karalgazi köyleri vardir. Köylerin ilçeyle olan ulasimlari, Sinci Köyü 8 km. hariç tamamen asfalt yol ile saglanmaktadir.
Tipik karasal iklimin hüküm sürdügü bölgede yazlar sicak ve kurak, kislar soguk ve kar yagislidir. Kis aylarinda isi -21 °C, yaz aylarinda +38 °C ‘ye kadar yükselir. Bölgede ilk don tarihi Ekim ayi ilk haftasi, son don tarihi ise Mayis ayinin ilk haftasinda görülmektedir.
Ilçenin kuzey kesimleri ilkbahar yagmurlariyla yeseren, yazin kurakligi ve sicakligiyla kuruyup sararan kisa boylu otlardan mütesekkil bozkir (Step) denilen bitki örtüsüyle kaplidir. Hacibaba daginin kuzey yamaçlari bitki örtüsünün olmadigi çiplak yamaçlardir.
Mevcut bitki örtüsü de oldukça zayiftir. Dagin kuzey eteklerinde bir zamanlar ormanlarin mevcut oldugu, fakat bazi yerlesim yerlerinin ormana yakin olusu neticesinde, kaçak kesim ve bölgede mera sahasinin yetersizligi dolayisiyla asiri otlama neticesinde zamanla büyük ölçüde tahrip edildigi anlasilmaktadir.
İlçemizin Tarihi
|
|
|
2. ISLAMI DÖNEME KADAR
Veliler, alimler, dervisler diyari; eski baskentlerimiz; eski-yeni Illerimiz Konya ile Karaman arasinda, ünlü seyyah Evliya Çelebinin de belirttigi gibi adini zirvesindeki yatirdan alan “Haci Baba, Sultan Dagi” önünde kurulmus olan Ilçemizin tarihi çok eskilere dayanir.
Her iki Ilimizin de en az Hititlere kadar uzanan eski bir tarihi oldugu ve sirasi ile Hititler, Friglar-Lidyalilarin, Perslerin-Iskenderin-Romalilarin yönetimine girdigi ileri sürüldügüne göre, Kazimkarabekir'in de ayni çizgide yer alabilecegi gayet tabidir. Bölgenin zaman zaman baska kavimlerin istilasina ugradigi da olmustur.
Hüyükler, Orta Anadolu' da özellikle Konya-Karaman arasinda epeyce yaygin olup, bunlarin bir çogunun da Hititler devrinden kaldigi iddia edilmistir. Ilçemizdeki, (Hisar kelimesinden degisme) ASAR' in da (Hüyük) ayni döneme ait oldugu söylenebilir.
Kasabaya Bulgaristan' dan gelen göçmen ailelerine ev yapmalari için asar civarinda yer verilmis ve orada 7 metre derinliginde hususi yapilmis taslar içerisinde korunan bir heykel bulunmustur. Bu heykelin özellikleri dolayisiyla “Helenizm” devrine ait oldugu ileri sürülmüstür. 1959 yilinda bulunan bu heykel halen Karaman müzesindedir.
Anadolu Roma Imparatorlugunun 395 yilinda ikiye bölünmesi ile Doga Roma Imparatorlugunun sinirlari içinde kalmis, Konya-Karaman yol güzergahi, Bizans Imparatorlugu için de ticari, dini, askeri bakimdan önemli bir hat olmustur. Kazamiz bu dönemde yerlesim birimi olmaktan baska önemli bir üs, posta ve ticaret yolu üzerinde bir merkez haline gelmistir.
|
|
3. EMEVILER, ABBASILER DÖNEMI
Ilçemizin bulundugu yöreler Konya-Karaman dahil, Türkler' den daha önce Müslüman Araplar tarafindan fethedilmistir. Peygamber Efendimiz' in (s.a.v.) vahiy katiplerinden Hz. Muaviye zamaninda fethedilerek Islam Devleti' ne baglanan bu topraklarda sehit sahabelirin bulunabilecegini söylemek yanlis olmaz. Ne varki Anadolu'ya üçbuçuk asra yakin düzenleyen Müslüman Araplar bu bölgeleri uzun süre ellerinde tutamamislardir.
Emevi halifelerinden Abdülmelik ve l. Velid ile Abbasi Halifelerinden Harun Resit zamaninda yapilan gazalarda, buralara kadar gelindigi, Harun Resit zamaninda Konya'nin vergiye baglandigi (803) bilinmektedir. Tarsus' tan Kars' a kadar uzanan Avasim Eyaletindeki “Ribat-lardan Anadoluya akin yapan mücahid/gaziler içerisinde Türklerin de buludugu, daha o dönemlerden itibaren Müslüman Türklerin de buralara kadar geldikleri muhakkaktir.
|
|
4. SELÇUKLULAR VE KARAMANOGULLARI DÖNEMI
Büyük Selçuklu Devleti zamaninda Anadoluya yapilan akinlar yeniden hizlanmistir. Malazgirt zaferinden önce Selçuklu Akincilari 1067 yilinda Karaman ve yöresinde, 1070 yilinda Konya ve yöresinde bir çok yerlesim birimine girmislerdir. 1074 yilinda Konya-Karaman bölgesi Süleymansah ve kardesi Mansur tarafindan fethedildigine göre Ilçemizin de ayni tarihlerde fethedildigi söylenebilir. Ne varki, 1. haçli seferi sirasinda Anadolunun sahil kesimleri ile Kudüs'e kadar bütün Islam memleketleri haçlilarin eline geçmis, Müslümanlar katledilip her taraf yakilip yikilmistir. Bu vahsetten Karaman ve yöresi de kurtulamamis, bu bölge Hiristiyanlarin eline geçmistir. Bir müddet sonra Selçuklular tarafindan kurtarilan Ilimiz ve havalisi, bir ara Danismetlilerin de eline geçtiyse de Selçuklu Sultani ll. Kiliçarslan tarafindan yeniden Anadolu Selçuklu devletine baglanmistir.(1165)
lll. Haçli seferine katilan Alman Imparatoru Frederik Barbaros, Filistin' e Anadolu üzerinden gitmek istemis, bu sefer sirasinda Konya ve Karaman ile bu hat üzerindeki mamur beldeler haçlilar tarafindan bir kez daha talan edilmistir.
Bundan sonra Ilçemiz Mogollarin buralara gelmesine kadar, Anadolu Selçuklu Devletinin yönetiminde sirin bir kaza merkezidir. Adi gibi “GAFFARABAD” dir. Ilçedeki Selçuklu eserleri hala yasayan belgeleridir. (Ilgili bölümde ayrica bahsedilmistir.)
Anadolu, 1243 Kösedagi bozgunu ile Mogol baskisina girince buna dayanamayan bazi beyler zaman zaman Mogollara bas kaldirmis, böylece beylikler devri baslamistir.
Mogollara karsi en çok direnen beyliklerden birisi de Karamanogullaridir. Bu mücadeleler sirasinda gerek Konya, gerekse Karaman ile bölgedeki diger yerlesim merkezleri Mogollar tarafindan bir çok kez yagmalanmis, çok sayida insan katliamlara ugramistir. Mogol baskisinin çok yogun oldugu bu dönemde, Ilimiz Karaman ve Ilçemiz “GAFFARABAD” da bazen Karamanogullarinin bazen de Selçuklularinve Mogollarin yönetimine girmistir. 1308 yilinda son Selçuklu ölümü ile Mogollar Orta Anadolu' yu dogrudan dogruya kendi valileri ile yönetmiyler, son ilhanli Valisi Timurtasin Anadoluyu terk etmesi ile beylikler daha rahat hale gelmislerdir.
1327 yilinda Konya' ya kesin sekilde yerlesen Karamanogullari, Mogol-Ilhanli devletinin 1335 yilinda tamamen yikilmasi ile nüfuslarini daha da artirmislardir.
Karaman beyligi devrinde Ilçemizin arazilerinin büyük bir bölümünün (Karamanoglu Ibrahim Bey imaretinin vakfi ilgili kaynaklarda yazilidir. Bu tarlalarin mevkii; Ilisira, Bosala, Letere, Yagmurlar, Karacalar, Sinikahir tarlalari ile Erayda kisligi ve Düdükümmü topraklarida dahil olmak üzere) sinirlandirilarak gösterilmistir.
|
|
5. OSMANLILAR DÖNEMI
Anadolu' da Osmanli Devletini en çok ugrastiran Karaman beyligi olmus, bu beylik 1397 yilinda Yildirim Beyazit tarafindan ortadan kaldirilmis ise de Ankara savasindan sonra (1402) yeniden kurulmustur. Fatih döneminde “GAFFARABAD” 1466 yilinda Karaman' la birlikte Osmanli devletine baglanmis, bu durum Istiklal Harbine kadar da böyle devam etmistir.
Birinci Dünya savasi ve Istiklal Harbimize Ilçemizin Avgun mevkiindeki medresede tedris yapan müderris ve mollalar' da katilmistir.
IDARI BAKIMDAN “ GAFFAR-IYAD” uzun süre kaza merkezi olmustur. Kazamizi yöneten kadilardan bir çogunun adi, tayin, emir ve tarihleri tespit edilmistir. (Osmanli devleti de kazalar kadilar tarafindan yönetilirdi.) 1260 tarih ve “Kaza-i Gafr-iyad” yazili mührü 1957 yilinda devrin Basbakani Adnan MENDERES' e verilmistir. Hicri Semsi (Rumi) takvimin 1260 tarihi, Miladi 1844 yilina tekabül eder. 1878 Konya Il Yilliginda Gafriyad, nahiye merkezi olarak gösterilmektedir. Osmanli Devletinin yikilisina kadar da nahiye merkezi olarak kalmistir. 1928 yilinda ise muhtarlik haline gelmistir.
TOPRAK YÖNETIMI bakimindan vakif arazileri Osmanlilar tarafindan gibi oldugu gibi korunmustur. Dolayisi ile bu devirde de Ilçemiz topraklarinin önemli bir bölümü Karaman'daki Ibrahim Bey imaretinin vakfidir. Bazi topraklar ise has arazi durumundadir. (Osmanli toprak sisteminde has arazi, gelirleri padisah ve yüksek devlet memurlarinin maaslarina ve timarli sipahilerin yerlestirilmesine ayrilan topraklardir.) Evliya Çelebi, “Gafr-iyad padisah hasligindan ayrilmis ve nisanci pasaya verilmistir. Serefli bir kazadir. 18 köyü vardir.” Diye bahseder. Haci Baba Daginin eteklerinin bastan basa bag oldugunu belirtir. Kasaba içi ve çevresindeki topraklari hariç tutulursa, kazanin çevresindeki bir kisim topraklarin, Mülk arazileri (Özel mülkiyete ait) oldugu düsünülebilir.
KÜLTÜR BAKIMINDAN “GAFFARABAD” gerek Selçuklular, gerekse Karamanogullari ve Osmanlilar devrinde önemli bir merkez durumundadir. Ilçemizdeki Büyük Camimi (Ulu Cami), Bedesten, Hamam birbiri yanina yapilmis külliye görünümündedir. Kasabamiza ait halen elimizde bulunan 1679 tarihli Seyh Ibrahim Çelebi Vakfiyesinde imaret, kuralara (talebe -i Ulüm) ilim Talebeleri ve Müderrisselere vakif gelirlerinden verilmesi sartlari vardir.
Bunlarin hemen yakinlarinda (Belediye Firininin bulundugu yerlerde) Medresenin bulundugu hala bilinmektedir. (Külliye; Camii, medrese, hastane, imaret, sübyan mektabi v.b. eserlerin olusturdugu yapilarin meydana getirdigi bütüne verilen isimdir.) Vakfiyeye göre kazamizda su an yerini bilemedigimiz bir imaretin var oldugu kesindir. Ayni vakfiyede bir handan da bahsedilmektedir. Evliya Çelebi ise iki “han”in bulundugunu eserinde kaydetmistir.
.
|
:
Büyük camii içinde Karabas Efendi türbesi bulunmaktadir ki O'nun Kur'an okuyucularin okuyucusu, basi anlaminda Kurrabastan Karabas seklinde dönüstügü düsünülebilir. (Darül Kura; Kur'an okunan yer, Kari; Kur'an okuyan, Kura bas; Kuran okuyucularinin da basi, müderrisi anlamindadir.) Kuralarin ise cami yada medreselerin içinde, bitisigindeki Dar'ül kuralarda egitim gördükleri tahmin edilebilir.
Asar'in kuzeyindeki yüksek tahsil yapilan bir medrese ve hemen bitisiginde bir de darüs sifanin bulundugu yasayanlar tarafindan anlatilmaktadir. (Darüs sifa: Selçuklu, Osmanli dönemi hastanelerine verilen ad ki, konumuna göre ayni zamanda Saglik okulu, Tip fakültesi, Buralarda hastalara parasiz ilaç da verilip giderleri genellikle vakiflar araciligi ile karsilanirdi.) Asardaki Medresede Kur'an derslerinin de yapildigi yaslilar tarafindan söylenmektedir. Yine Avgin mevkiindeki medresenin müderris ve mollalari l. Dünya Savasina ve Istiklal Harbimize katilmistir. Bu medresenin daha önceki yerinin “Küng” diye anilan Subasi Çesmesinin alt taraflari oldugu bilenlerce nakledilmektedir. Buralar ayna zamanda vakif imis, Birinci dünya savasindan önce Ilçede üç medrese, sekiz ilkokul (Sübyan mektebi) bulundugu anlatilir. Evliya Çelebi ise; üç medrese, alti sübyan mektebi oldugunu yazar.
Ilçemizdeki ZIYARET YERLERI için de Evliyamiz seyahatnamesinde, bir baslik koymustur. Bu dönemde “Ulu camide medfun Karabas Efendiden olgun ve ergin bir zattir” diye bahsettikten sonra söyle devam eder:
“Karaman kapisindan disaridaki kabristanda Medfun Haci Ömer Efendi, Yogunlar kapisi disinda Medfun Mamadi Sultan Zade, Haci Ilyas mescidinde (simdi Camii) gömülü, tarikat ileri gelenlerinden Yakup Efendi Hazretleri ulu Sultanlardir. Bunlarin menakibi (Menkibeleri) pek çoktur. Bu sehirde iki gün kalarak zevk ve safalar ettik.”
Bunlardan baska ilçenin içi ve çevresinde, bir çogu sinanmis yerler diye de tabir edilen ziyaret yerleri vardir. Letere çiftliginden Sari Sultan Dede'nin tekkesinin kalintilari, yeri ve mezari hala mevcuttur. Sari Sultan Dede'ye akil hastalarinin götürüldügü, Allah'in izniyle sifa bulduklari anlatilir. Santiye içindeki yatir agir sitma hastalari tarafindan ziyaret edilir. Boyaci mahallesindeki bir yatir sitma hastalari tarafindan ziyaret edilir. Eski Çarsi sokagindaki yatirin da büyük bir veli oldugu, sütü olmayan emzikli kadinlar tarafindan ziyaret edildigi ilçe halki tarafindan nakledilmektedir. Kazimkarabekir ilkokulu avlusu içerisindeki (güney dogu kösesinde) Emir Dede adli yatirin mezar tasi hala durmaktadir. Haci baba dagi zirvesindeki yatir 20 yil kadar önce yagmur duasina çikildigi zamanlarda ziyaret edilen yerlerden birisi olarak anlatilir. Emin üd-din mahallesinde Piri Reis ailesi mensuplari araciligi ile ziyaret ettikleri yatirdan baska; sigirci çiftliginde Sigirci Dede, Areyde çiftliginde Ari Dede, Haci Babanin eteklerinde Tigil Dede, 1970' li yillarda park haline getirilen mezarligin kuzey kösesinde bir yatir, santiyenin arkasindaki mezarlikta düz harman yeri haline getirilen zatin mezari da ziyaret yerlerinde olarak anlatilir. Kisla baglari mevkiindeki yatir da saygi duyulan zatlardan birisidir. Seyid Yusuflar diye bilinen bu dervis Horasan taraflarindan gelmistir. Gelip yerlesmesi ile ilgili Menkibe söyledir.
Seyit Yusuf'a rüyasinda yerlesecegi yer bir dagin önü olarak gösterilir. O da gele gele Areyde köyüne gelir, yerlesir. Rüyasinda biraz daha güney batiya denilir. Bu sefer Helgez (Gelgez diye bilinen simdi ören, zamaninda çok sirin bir yerlesim merkezi imis) Mevkiine yerlesir. Biraz daha güney batiya gitmesi isaret edilince bu gün bulundugu yerde ikamet eder. Halkimiz Seyit Yusuflarin bulundugu mevkide bulunan mese agaçlarini hiç kesmemis, bundan dolayi da agaçlar çok (Asirlik) büyümüstür. Burasi mesire yeri olarak kullanilmaktadir. (Peygamber Efendimizin (s.a.v.) torunu Hz. Hüseyin'in soyundan gelenlere seyit denir.) Bu zatin Seyit olma ihtimali kuvetlidir.
Karabas Efendi ile ilgili olarak bir menkibe de söyle anlatilir.
Haci baba, Sultan Karabas Efendiyi ziyaret eder, gelisinde mendilinde süt getirmis, Ziyaretlerinden birinde süt dolu mendili duvara asmis, Karabas efendi ile sohbet ederlerken oradan kadinlar geçiyormus, mendilden süt damlamaya baslayinca, Karabas Efendi, Haci Baba Sultana,”kalbini bozdun süt damlamaya basladi, dagda evliyalik kolay, sehirdeki evliyalik, insanlarin içinde bulunmak zor ama üstün” demis.
Ilçemizin eski kabristanlarindaki mezar taslari, burada bir çok tekke-medrese mensubunun yasadiginin isaretidir. Büyük camiin bati tarafinda Seyh Ömer'in merkadi 1679 Seyh Ibrahim Çelebi vakfiyesi de bunlarin saglam belgeleridir
|
|
Bunlardan baska GAFFARABAD'da BIR ÇOK ALIM DE yetismistir. Tespit edilen bu büyük alimlerin isimleri sunlardir.
1- Molla Dede'i Gafriyadi
2- Molla Bali'i Gafriyadi
3- Hoca Muhlihitdin Gafriyadi
4- Izmir Kadisi Ishak Gafriyadi
5- Gecdehan Abdullah Gafriyadi
6- Kudüs Kadisi Sefer Gafriyadi
7- Molla Mustafa Gafriyadi
8- Veliyüddin Efendi
Tarihçi, merhum I. Hakki Konyali, Molla Mustafa Gafriyadi ile ilgili su bilgileri vermistir.
“Yavuz Sultan Selim Misir seferine giderken, orduyu hümayun ile birlikte ilçemizin kuzeyinde konaklamistir. Burada Laleli Dede diye de bilinen Veliyüddin Efendi orduya yemek verir. Padisah bu zatin ledüni ilim sahibi biri oldugunu anlar. Sefer sirasinda yaninda bulunmasi için Veliyüddin Efendiden bir sohbet hocasi ister. Veli dede de ileri müritlerinden molla Mustafayi Yavuzla beraber ugurlar. Molla Mustafa Gafriyadi padisahla birlikte kutsal topraklara (Kudüs, Mekke ve Medine) kadar gitmistir. Medine yakinlarina ulastiginda Molla Mustafa-Yavuz bir yerde bagdas kurarak oturdugu için, o'na-“Edep sultanim, Mustafa (s.a.v.) diyarina geldik” ifadelerinin de bulundugu beyitler okur. Yavuz hemen toparlanir, oturusunu düzeltir. Fakat bu arada sohbet hocasina bozulmustur. Medine'de MESCIDI NEBEVI' de sabah ezanlarindan önce bütün müezzinlerin molla Mustafa' nin söyledigi beyitleri okuduklarini duyar. Hemen bas müezzini yanina çagirir, durumu sorar. Bas müezzin bu beyitlerin kendisine biraz önce Peygamber efendimizin (s.a.v.), tarafindan rüyasinda söylendigini diger müezzinlere de ögretip sabah ezanindan önce her birinin de okumasi emri verildigini beyan eder. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim'in Molla Mustafa'ya saygi ve sevgisi daha da artmistir.
Molla Mustafa Padisahla birlikte Istanbula dönmüs ve Istanbul'da tarafindan iskenceyle öldürülmüstür.
Gaffarabad' da büyük devlet adamlari da yetismistir. (bunlar ilgili bahiste ayrica verilmistir.
EKONOMIK VE TICARI BAKIMDAN GAFFARABAD, ipek ve baharat yolunun Anadoludaki devami diyebilecegimiz Halep- Adana üzerinden gelen, Karaman-Konya üzerinden Istanbul'a (bir kolu ile Antalya ve Alanya'ya) ulasan ana hatti üzerinde kurulmustur. Bu yönü ile tarih boyunca ticari bakimdan da önemlidir. Simdiki Arayde çiftliginin bu yol üzerinde bir Pazar yeri oldugu bilinmektedir. Evliya Çelebi ise Kasabamizda iki han, kirk dükkan bulundugunu söyler. Bedesten ise hala ayaktadir. (Bedestenler Selçuklu Osmanli devrinin kapali çarsilari.) Daha bir asir kadar öncesinde Kasabamiz halkinin cihir denilen bitkiden hem kendi ihtiyaçlari için hem de ticari gaye ile boya yaptiklari söylenir. Anlatildigina göre asilik mevkiinin üst taraflari cihirlikmis. Tesbih tanesi büyüklügündeki meyvesi ile dallarindan boya yapilan bu bitki, daha kaliteli ve fazla üretim için asilanirmis.
Bozdag mevkiinin önlerinde pamuk ekildigi de bilinmektedir. Gerek cihirden yapilan boyalar ve gerekse ceviz kabugu ve yapraklari ile hali, kilim, pamuklu ve yünlü dokumalarin ipleri boyanirmis. Selçuklu örnegi halilarin motiflerinin izlerini tasiyan güzel halilarimiz, isdar denilen tezgahta, yünlü pamuklu dokumalar ise çulhalik adi verilen tezgahlarda dokunurmus, Yün ve pamuklarin ise kirman ve çikrik adi verilen aletlerle egrilip bükülerek ip haline getirildigi bilinmektedir.
Ilçemizin dogusunda, Karaman yolu üzerinde bulunan tas ocaklarindan çikan renkli taslar gerek ev yapiminda ve gerekse park, bahçe v.b. yapilarda kullanilmaktadir.
GAFFARABAD' DA TARIM VE KÜÇÜK BAS HAYVANCILIK DA eskiden beri yapilmaktadir. Esasen Ilçemizin temel geçim kaynagi simdi de bunlardir. Gerek tarim, gerekse hayvancilik yapilan çiftliklerin bazilari hala kullanilmakta bir çogu ise ören yeri halindedir. Memalik-i Osmaniyenin tarih ve cografya lugati (A.Cevat,Istanbul,1898) adli eserin 548. sayfasinda Gaffarabad'la ilgili olarak su bilgiler verilmistir; “Konya Vilayetinde Karaman nevahisindendir. (nahiyelerindendir.) Nahiye 10 karye ve 1184 hanede 5567 nüfusu havidir. Nahiyede 65 manda 550 inek, 1923 öküz, 57 deve, 850 merkep, 35 ester, 27 beygir, 40 bin kadar keçi, 24 bin koyun ve 300 öküz arabasi vardir. Haci Baba daginda yetisen hayvanlarin etinin lezzetli oldugu ve bazi Arap ülkeleri tarafindan özellikle arandigi, yaslilarca anlatilir. Simdi hayvan sürüleri çogaldigi için otlaklar yetmemekte, yaylalara çikilmaktadir. Suni beslenmeler günümüzdeki bir çok seyde oldugu gibi esas özelliklerinin, güzelliklerinin azalmasina, kaybolmasina sebep olmustur. Bagcilik çok eskilerden beri yapilan ziraat kollarindan biridir. Evliya Çelebi de seyahatnamesinde “Haci baba dagi etekleri bastan basa bagdir, bu baglari anlatmak zordur.” Diye bahseder
|
|
|
6. CUMHURIYET DÖNEMI
Istiklal Harbimizin önde gelen simalarindan biri olan ferik (Korgeneral) Kazimkarabekir Pasa aslen Gafariyad'lidir. O'ndan baska ilçemizdeki medreselerde ders veren, ögretim gören müderris ve mollalarla Istiklal Harbimize katilmislardir. Cumhuriyet dönemi idari teskilatinda ise kasabamiz, 1928 yilinda Konya Vilayeti, Karaman Kazasi, ilisiranahiyesine (simdi Yollarbasi) bagli “Gaferyad” adli bir muhtarlik haline getirilmistir. 1936-1956 yillari arasinda nahiye müdürleri ve teskilati, gelismislik durumu dolayisi ile “Kasaba”da ikamet etmis, 1956 yilinda adinin degismesi ile birlikte nahiye merkezi resmen de kasabamiza tasinmistir.
Gaferyad 22 Subat 1951 tarihli karar ile “Kasaba Belediyesi” adi altinda belediyelik olmus, 1956 yilinda da adi Kazimkarabekir olarak degistirilmistir.
ILÇE OLUSU : Kazimkarabekir 4 ile 5 ilçe kurulmasi hakkinda 3578 sayili Kanun ile 21 Haziran 1989 tarihinde Karaman Iline bagli bin ilçe haline getirilmis olup, ilçemizin ilk ve kurucu Kaymakami Ahmet GÖÇERLER' dir. Ayni yil bütün resmi daireler teskilatlarini tamamlayarak hizmete girmislerdir.
|
İlçe Ekonomisi
İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Sulanabilen alanlarda sulu tarım, özellikle buğday, arpa, şeker pancarı, karpuz, fasulye, baklagiller ve meyve tarımı yapılırken, sulanmayan alanlarda ise tahıl, nohut ve ayçiçeği ekimi yapılır. Ayrıca 245 Ha. Bağ alanı vardır. İlçemizde akarsu bulunmadığından sulama yeraltı su kuyuları ile yapılmaktadır.
Üretilen ürünler Karaman İli’nde işlenerek iç pazarlara ve hatta baklagil ürünleri Mersin limanı yoluyla yabancı ülkelere ihraç edilmekte iken, İlçemizde Kombassan Holding’ce kurulmakta olan, Tarıma dayalı (Gıda Şehri) bünyesinde tamamlanmak üzere olan 3 fabrikada işlenmek üzere 1999 yılından buyana bol miktarda ürün alımı yapılmaktadır. İlçemizde küçük atölyelerde pulluk, mibzer, gübre dağıtıcısı, römork gibi çeşitli ziraat alet ve makinaları yapılmaktadır.
İlçemizde en büyük sanayi kuruluşu olan Kombassan Holding ortaya koyduğu yeni Ekonomik modeliyle, yurt içi ve yurt dışında büyük yatırımlar gerçekleştirmektedir. Bu yatırımların en büyüğü İlçemizde kurmakta olduğu Gıda Şehridir. Kurulacak olan bu Gıda Şehri 24 fabrikadan müteşekkil olacak, bu dev gıda şehrinin, tüm fabrika ve sosyal etkinlikleriyle beraber 500.000.000 dolara mal olacağı hesaplanmıştır. Tamamen tarıma dayalı olarak gerek kendi bölgesi ve gerekse Dünyanın en büyük projesidir. En son teknolojiler ve imkanlar kullanılarak işlenmesi, paketlenmesi, depolanması ve sevk edilmesi safhalarını kapsamaktadır.
Şu anda Ülkemizde ve yurtdışında yetişen tüm tarım ürünleri, bu gıda şehrinde belli oranlarda kullanılarak üretilecek, son teknoloji ürünü gıda maddeleri yine çok kaliteli ambalaj teknikleri ile gerek naturel gerekse de dondurulmuş halde tüketim noktalarına kara, demir, deniz ve hava yolları vasıtasıyla konvansiyenel veya firigorifik şartlar altında derhal ulaştırılacaktır.
Konusunda Dünya’nın en büyük projesi olması hesabiyle hammaddenin tesislere girmesinden ürünlerin tüketim noktasına ulaşıncaya kadar tüm prosesler en son teknoloji, bilgisayar ve modem hatları ile kontrol edilecek, üretimin her safhası dev bilgi işlem merkezlerinden hem kontrol edilecek, hem de kaydedilecektir.
Müstahsilden gelen ham maddeler giriş kapısındaki robotlar tarafından numuneleri alındıktan sonra otomatik ve çok seri olarak yapılan tahliller neticesi kotlanarak uygun silo ve depolara gönderilecek ve bu madde ile ilgili tüm prosesler nihai ürün olup, paketlenip tesisleri terk edinceye kadar PLC sistemleri ile takip edilecektir.
İlçe halkının ihtiyacını karşılamak üzere Belediye tarafından yaptırılan günlük 25 ton kapasiteli un fabrikası faaliyete geçmiştir. Bunun dışında vatandaşlarımıza ait iki adet değirmen daha mevcuttur.
İlçemizde son yıllarda ticaret ve sanayi gelişme göstermekte ise de, halkın büyük bir çoğunluğu çiftçilikle meşgul olmaktadır. İlçe merkezi ve bağlı köylerinde 1845 çiftçi ailesi mevcuttur.
İlçemiz ve bağlı köylerinde önemli ölçüde hayvancılık yapılmaktadır. Özellikle küçükbaş hayvancılık önemlidir. Mera ve nadas alanlarının geniş ölçüde yer tutması sebebiyle yayılım hayvancılığı ilerlemiştir. Bunun yanında büyükbaş hayvancılık özellikle besi ve süt hayvancılığı da son yıllarda önem kazanmıştır.
İlçemizde Eğitim
http://kazimkarabekir.meb.gov.tr
EĞİTİM ( ILÇE MILLI EGITIM MÜDÜRLÜGÜ )
a) Çesitleri sayilari ve adlari, açilis tarihleri (kisaca tarih)
Ilçe Milli Egitim Müdürlügümüze bagli Ilkögretim okullarindan Egitim- Ögretim yapilanlarin sayisi 5 dir . 3 köy okulumuz ögrenci azligi nedeniyle kapali olup , bunlardan 2 si Ilçemiz Ilkögretim okullarina 1 si ise Il Milli Egitim Müdürlügü tarafindan Kisecik kasabasina tasinmaktadir. Ortaögretim düzeyinde Erkek Teknik ögretim Genel Müdürlügüne bagli bir Çok Programli Lisemiz mevcuttur. Halk Egitimi Merkezi Müdürlügümüz vardir.
b) Yukarida belirtilen okul ve kurumlarimizin adlari açilis tarihleri (Kisaca tarihçeleri)
1- Kazimkarabekir Ilçe Milli Egitim Müdürlügü : Kazimkarabekir'in Ilçe olmasindan sonra 25.08.1989 yilinda Ilçe Milli Egitim Müdürlügü kurulmus ve Kazimkarabekir Ilkögretim Okulu bünyesinde görevine baslamistir. 1995 yili Agustos ayindan itibaren Hükümet Konaginin 3. Katinda hizmetine devam etmektedir. Müdürlügümüze ait araç bulunmamaktadir.
2-Kazimkarabekir Ilkögretim Okulu : Ilçemizin tarihi en eski okullarindan biri olan bu okulumuz 1944 yilinda hizmete girmistir. Ilçede ilk defa 1932 yilinda çarsi içinde bir yerde açilmis, 1940 yilinda bugünkü binanin temeli atilmis 1944 yilinda bitmis ve okul buraya tasinmistir. zamanla onarim görmüs ancak ihtiyaca cevap veremeyecek duruma geldiginden ayni okulumuzun bahçesine 14 derslikli yeni bina yapilarak 16.12.2002 tarihinde
egitim-ögretime yeni binamizda baslanilmistir.
3- Piri Reis Ilkögretim Okulu : Merkez Okullarimizdan olan bu okul , 1971 yilinda Devlet vatandas isbirligi ile baslanilmis 1975 yilinda tek katli olarak yapilip 1975-1976 ögretim yilinda Egitim-Ögretime açilmistir. 1997 yilinda Binaya ek olarak Ilçemizdeki Kombassan Holding tarafindan ek sinif ,kazan dairesi , ögretmen ve ögrenci VC si yaptirilip. 1998 yilinda Devlet tarafindan ikinci kat ilavesi yapilmistir.
4- Akarköy Ilkögretim Okulu : Ilçemize 15 Km uzaklikta bulunan köyümüzde ilk defa 1949 yilinda Ilkokul açilmis , 1991 yilinda okula ek derslikler , kat ilavesi yapilmis ve ilkögretim okuluna dönüstürülmüstür. 2001-2002 ögretim yili içerisin okulun ahsap olan pencereleri devlet vatandas isbirligi ile PVC olarak degistirilip, yeni bir VC yapilmistir. 2003-2004 Egitim Ögretim yili basinda okulun çati onarimi ile dis cephe boyasi yapilmistir.
5- Kizilkuyu Köyü Ilkögretim Okulu : Ilçemize uzakligi 15 Km olan bu köyümüzde ilk defa 1953 yilinda ilkokul açilmistir. Eski olan okulun yanina ise 1990 yilinda yeni bir okul yapilarak egitim ögretime açilmistir. 1. Kademe ögrencileri kendi okulunda, 2. kademe ögrencileri ise Akarköy ilkögretim Okuluna tasinmaktadir. 2001-2002 ögretim yili içerisinde dünya bankasi tarafindan bakim ve onarimi yapilmistir.
6- Özyurt Köyü Ilkögretim Okulu : Köyümüzde 1958 yilindan beri okul mevcuttur. Ilçeye yakin köylerimizden biridir. Köyün tarihi eskidir. Birinci Kademe ögrencileri kendi okulunda, 2. Kademe ögrencileri Karaman Merkez Vali Hakki Teke Ilkögretim Okuluna yerlestirilmistir.
7- Mecidiye Köyü Ilkögretim Okulu : Köyde okul 1967 yilinda yapilmistir. Eski bir okulumuzdur. Köy bir göçmen köyüdür. Ögrenci azligi nedeniyle mevcut ögrenciler Ilçemiz Piri Reis Ilkögretim Okuluna tasinmaktadir.
8 - Karalgazi Köyü Ilkögretim Okulu : Ögrenci azligi nedeniyle kapali olan bu okulumuz , 1965 yilinda ögretime açilmistir. Ancak zamanla ögrenci sayisi düsmüstür. Önceden Kazimkarabekir' e bagli bir çiftlik iken sonradan bir kisim göçmenlerin , buraya gelmesiyle köy statüsünü kazanmistir. Ögrencileri Il Milli Egitim Müdürlügü tarafindan Kisecik Kasabasina tasittirilmaktadir.
9- Sinci Köyü Ilkögretim Okulu : Köyün Okulu 1963 yilinda açilmistir. Köy halki Karaman ‘da ikamet etmekte olup, fazla bir nüfus yoktur . Ögrenci azligindan okul kapali olup, mevcut ögrenciler Akarköy Ilkögretim Okuluna tasinmaktadir. Köyün kurulus tarihi 150-200 yil önceye dayanmaktadir.
10- Kazimkarabekir Çok Programli Lisesi : Ilçemizde ilk defa olarak 1956-1957 ögretim yilinda simdiki Kazimkarabekir Ilkögretim Okulunun zemin katinda Kazimkarabekir Ortaokulu Egitim ögretime açilmis, 1966 yilinda yeni yapilan binasina tasinmis, 1980 yilinda bünyesinde ortaokul bulunan lise haline dönüstürülmüs ve ismide Kazimkarabekir Lisesi olmustur. 1991-1992 Egitim Ögretim yilinda bünyesinde elektrik bölümü bulunan Çok Programli Liseye dönüstürüldü. Su anda Erkek Teknik ögretim Genel Müdürlügüne bagli bir okulumuzdur. 2002 yili içerisinde siva ve çati onarim bakimi yapilmistir.
11- Halk Egitimi Merkezi Müdürlügü : Halk Egitimi Merkezi Müdürlügü Kazimkarabekir Ilçe olduktan sonra 1990 yilinda açilmis bir kurumumuzdur. Eski Kazimkarabekir Ilkögretim Okulu Binasinda hizmetini yürütmektedir.
Ilçedeki okuma Yazma Durumu : Ilçe Halkinin %99 ‘u okuma yazma bilmektedir
İlçemizde Sağlık
İlçemiz Sağlık Ocağı 1978 tarihinde kurulmuştur. Kazımkarabekir’in ilçe olması ile 25 Ağustos 1989 tarihinde Sağlık Grup Başkanlığına dönüşmüştür. 15/01/2008 tarihinde Aile Hekimliği uygulamasına geçildiğinden, Sağlık Grup Başkanlığı Toplum Sağlığı Merkezi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Toplum Sağlığı Merkezi 2280 m² alan içerisinde; 320 m² üzerine inşa edilen bünyesinde Aile Hekimliğini de barındıran hizmet binasında 2 yataklı bir hasta odası,1 laboratuar, bir diş hekimi odası, 1 pansuman enjeksiyon odası, 1 ebe odası, 1 memur odası, 3 poliklinik, 1 doğum odası, 1 morg odası ve diğer bölümleri yanında 2 katlı 4 daireli lojmanı da bulunan hizmet binasında halkımıza sağlık hizmeti sunmaktadır. Ayrıca bir acil odası yapılmış olup, 112 Acil Servis İstasyonu mevcuttur.
Toplum Sağlığı Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Aile Hekimliği 1 Doktor ve 1 Hemşire ile vatandaşlara hizmet vermektedir. Bunun yanı sıra Toplam Sağlığı Merkezinde görevli Doktorlar ve diğer personel tarafından vatandaşlara sağlık hizmeti verilmektedir.
Kızılkuyu ve Akarköy köylerinde sağlık evi mevcut olup, Akarköyde 1 ebe görev yapmaktadır. Kızılkuyu Köyünde sağlık personeli bulunmamaktadır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
| MADEN VE YERALTI KAYNAKLARI |
|
1- Obruktepe Tasocagi
2- Muroglutepesi Tasocagi
3- Tavukderesi Ariyetocagi
4- Seytankaya Deresi Ariyetocagi
5- Kizilkuyu Kasabayolu mevki ariyet ocagi
|
|
KASABA TASI :
Dünyada sadece Ilçemizde mevcut olan Kasaba Tasi yerin 3-10 m. arasinda kademe kademe felekle çikarilmaktadir. Toprakla tas arasinda bulunan say tabaka alindiktan sonra tasa ulasilmaktadir. Ocaktan tasi çikarmak için yogun bir is gücü gerekmektedir. Ayrica Kasaba Tasiyla insaat yapmak özel bir ustalik gerektirmektedir.Bu sebepten dolayi son zamanlarda usta bulunamadigi ve tasin maliyeti yüksek oldugundan kullanilmamaktadir. Kasaba Tasiyla yurtiçi ve yurtdisinda yapilmis bir çok villa , park , çesme v.b. bulunmaktadir.
JEOLEJIK YAPISI:
Bu Bölge, Hersinien orojenizinden etkilenmis, alp orojenezi ile esas seklini almistir. Alp orojenezi ile saha bütünü ile tekrar tektonik tesirlere maruz kalmistir. Neojende Karaman civari denizsel ve gölsel tortulanmalar arasinda bir sinir teskel etmistir. Kabaca bir sinir belirleyecek olursak Karamanin güney kesimleri Akdeniz havzasindan gelmis olan büyük trangresyonlarin tesiri ile denizsel, Kazimkarabekirin de içinde bulundugu kuzey kesimleri ise, Orta ve Bati Anadolunun çok genis kisimlarini etkisi altina almis gölsel (laküstr) kalker seriyeleri kaplamistir. Büyük bir ihtimalle Kazimkarabekir taslari neojenin baslarinda tortulanmaya baslamis ve pliyojende bu tortulanmasini tamamlamistir.
|
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| Taş Ocağı |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| Krom Magnezit Ocagindan bir görüntü |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| Yer alti suyu için sondaj çalismasi |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| Kasaba Taşından Yapılmış Duvar |
Resimler Sadece üyeler içindir! |
| Kasaba Taşından Yapılmış Yapı |
İlçemizin PAŞA KARPUZU
Resimler Sadece üyeler içindir!
|
PASA KARPUZU
1992 yilindan beri Kazimkarabekir ilçemizde karpuz ekilmeye baslanilmistir. Pasa karpuzunun özelligi; nefis bir tadinin olmasi ve sulu olmasidir. Pasa karpuzu Agustos ve Eylül aylarinda yetismektedir.Su anda en büyük sikintimiz yeteri kadar pazar bulunamamasidir.Ilçemizde bir dönüm arazi 2500 metrekaredir.Diger yerlerde bir dönüm arazi genel olarak 1000 metrekaredir.1000 metrekare karpuz fiyatlarinin dönümü 1 milyar T.L. gibi bir ücretle satilmakta iken , Ilçemizde 2500 metrekare olan bir dönüm karpuz tarlasi 500-700 milyon T.L. arasinda satilmaktadir.Karpuz almak isteyen sahislarin sitemiz vasitasiyla irtibata geçmeleri durumunda gerekli kolaylik Kaymakamligimiz tarafindan saglanacaktir.
KAZIMKARABEKIR ILÇESINDE AGIRLIKLI OLARAK YETISTILEN KARPUZ ÇESITLERI
CRIMSON SWEET
Türkiye'nin tüm karpuz bölgelerinde yetistiriciler tarafindan tercih edilen, adaptasyon kabiliyeti yüksek, standart bir çesittir. Kabugu açik yesil üzerine koyu yesil seritlidir. Üreticiler tarafindan "alacali" veya "pijamali karpuz" diye de adlandirilir. Meyve sekli yuvarlak ve normal sartlarda 8 - 10 kg. agirligindadir. Meyve eti parlak kirmizi, tatli, gevrek ve lezzetlidir. Orta erkenci ve verimli bir çesit olup, ekimden hasada geçen gün sayisi ortalama 85 gündür. Nakliyeye uygun, Fusarium ve Antraknoz un bazi irklarina dayaniklidir.
süper CRIMSON SWEET
Vegetatif yapisi ve kol atmasi kuvvetlidir. Diger crimson sweet 'lere göre 5 - 7 gün daha erkencidir. Meyve et rengi mükemmel kirmizi, lifsiz ve az çekirdeklidir. Meyve boyuna kesiti genis elipstiktir. Meyve kabuk rengi crimson sweet tipte ve ortalama meyve agirligi 8 - 11 kg'dir. Meyve kabuk kalinligi normal olup, nakliyeye dayanikli ve yüksek verimlidir. Fusarium (1), yalanci mildiyö ve antraknoz a(2) dayaniklidir .
|
|
|
Resimler Sadece üyeler içindir!
|
|
|
Karpuz Tarlasından Bir Görüntü
|
| |
|
| |
Paşa Karpuzu
|
| |
|