
Maçka'nın Tarihçesi
Maçka'nın tarihini yazmaya yardım edecek kazı çalışmaları ne yazık ki yapılmamıştır. İlçenin, en azından, belgelere geçmiş 2400 yıllık bir geçmişi vardır. Bu geçmiş, onun ilçe olarak değil, yerleşme yeri olarak varlığı ile ilgilidir.
Maçka sözcüğünün Kafkas dillerinden geldiği, sonradan yerli Hıristiyanların ağzında değişik biçimde söylendiği biliniyor. M.Ö. 1040 yıllarında bile önemli bir yerleşme merkezi olan Trabzon'u Erzurum ve Erzincan'da yaşayan insanlara bağlayan bir yayla-köprüsü konumunda olduğu açıktır. Maçka yörelerinde, ilk yerleşme yerlerinin, savunma amacıyla, sürekli tarıma geçilmediğinden beslenme etkisiyle yüksek yerlerde, yaylalarda oluştuğu bellidir.
Trabzon dolaylarında ilk düzenli, yerleşik devlet M.Ö. 298 dolaylarında kurulmuştu. Pontus Devleti 225 yıl bağımsız yaşadıktan sonra bir Roma ülkesi durumuna geldi. Trabzon-Maçka ilçesinin de bulunduğu bütün bölge Bizans adını alan Doğu Roma İmparatorluğu'nun egemenliği altında kaldı. (M.S. 395) 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı egemenliğine geçmiştir. 1916 yılında Ruslar tarafından işgal edilen ilçe 1918 yılında Rusların çekilmesiyle tekrar geri alınmıştır.
Maçka'nın Coğrafi Özellikleri
Maçka, Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde ve Trabzon'a 26 km. uzaklıktadır. Denizden yüksekliği 365 m, yüzölçümü 1000 km²'dir. 1995 nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 11.700, köyleriyle birlikte 41.000'dir.
İlçenin iki beldesi vardır. Bunlar Esiroğlu beldesi ile Galyan-Konaklar beldeleridir. Maçka ilçesinde 75 yerleşim birimi bulunmaktadır. Bunların 57'si köydür.
Çam ormanlarının süslediği vadilerin ortasındaki Değirmendere adı verilen bir dere yatağında kurulmuş olan ilçe merkezi doğal güzellikler bakımından Trabzon'un en şirin yöresidir. 2000 metre yüksekliğe kadar zengin orman örtüsü, daha yükseklerde ise otlaklar (yaylalar) ve dağ bitkileriyle kaplıdır. Yayla denilen bu yüksek yerler, doğal güzellikleri, temiz havası ve kaynak suları yönünden eşizdir. Ayrıca Karadeniz Bölgesi'ni Doğu Anadolu'ya bağlayan ünlü Zigana geçidi Maçka ilçesinin sınırları içinden başlamaktadır. Türkiye'nin en uzun tünellerinden bir olan Zigana Tüneli (1875 m) bu geçitte bulunmaktadır. İklim olarak nemli, ılık ve her mevsim yağışlıdır.
Ulaşım
Gümüşhane karayolu üzerinde ve Trabzon'a 29 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 365 m. yüksekliktedir.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Daha Büyük Haritayı Görüntüle
Sümela Manastırı
Resimler Sadece üyeler içindir!
Trabzon'un Maçka ilçesinin güneyinde Karadağın bir tepesinin yamacına yapılmış olan bu manastıra halk tarafından Meryemana manastırı söylenir. Meryem(panaghia) adına kurulan bu manastırın, gerekçe "SUMELA" adının esasını, kara-siyah karanlık anlamına gelen Melas kelimesinden aldığı söylenir. Semavi Eyice'ye göre;"evvelce burada saygı gören siyah Meryem tasvirinden Sumela adını aldığı ve bu dağın adıda manastırdan dolayı Oros Mela-karadağ olduğu"kabul edilir.
Sumela Manastırının kuruluşu efsaneye göre: iki Atina'lı Barbabas ile yeğeni Sophronios rüyalarında Hz.Meryem'i görmüşler, rüyada Meryem onlara bir manastır yaptırmalarını ve yerini, nasıl gideceklerini tarif etmiştir.
Bu tarihler ve efsaneler bir tarafa bırakılacak olursa, manastırın tarihini Trabzon komnenosları devrinden sonra incelemek mümkündür. Trabzon komnenoslarından III.Alexios burasını yeni bir tesis halinde 1360 yılında inşa ettirerek 17 metre yüksekliğinde, 40 metre uzunluğunda, 14 metre ğenişliğinde 72 odalı bir tesis yaptırmıştır. Trabzon kralları bu manastıra vermiş oldukları hediye ve haklarla, halkın desteğini sağlamışlardır.
Trabzon, Türkler tarafından alındıktan sonra, Osmanlı sultanlarıbu manastırın haklarına dokunmamışlardır. Manastıra Yavuz I.Selim (1512-1520) iki şamdan armağan etmiştir. Ayrıca Trabzon fatihi II.Mehmed'in de manastırın haklarını tanıdığını bildiren bir fermanı muhafaza ediliyordu.Yine Sultan I.Beyazıt, I.Selim, II.Selim, III.Murat, İbrahim, IV.Mehmet, II.Süleyman, Mustafa ve III.Ahmet tarafından verilmiş fermanların bulunduğu bildirilmektedir.
1962 yılında merdivenleri ile kapısı tamir ettirilerek turistlerin ziyaretine elverişli bir duruma getirilmiş olan görkemli yapı görenlerin hayranlığını uyandırmaktadır.1972 yılında ise örenyeri olarak ziyarete açılan yapı'ya orman içersinden 25-30 dakikalık bir patıka yolla ulaşılabilindiği gibi manastırın 200 metrelik yakınına küçük vasıtalarla da ulaşılabilir.
Manastırın bulunduğu alan Orman Bakanlığınca Milli Parklar statüsüne alınmış olup Kültür Bakanlığınca da aslına uygun olarak onarımı devam etmektedir.
Trabzon'un turizminde önemli bir yer tutan Sumela Manastırını kente gelen her bireyin mutlaka gezmesi gereklidir.
Vazelon (Yahya) Manastırı :
Bu manastıra Maçka ilçesini 14 km. geçtikten sonra sağa 3 km.lik stabilize bir yolla ulaşılır. Köprü yanı köyü sınırları içersinde bulunan bu manastırın vadisinde özel sektör eli ile işletilen alabalık çiftliği ve restorantı vardır.
Yapının, Vazelon ismini, kurulmuş olduğu "Zabulon Dağ'ından" aldığı görüşü kuvvetli ihtimaldir. Manastırın ıssız sakin yerde seçilmesi, o'na daha kutsal bir hava verilmek istenmesindendir. Çoğu araştırmacı, yapının tarihini kesin olarak vermemekle birlikte: bazıları ilk inşa tarihini M.S.270, bazıları ise M.S.317 olarak belirtir.
Manastır; Yahya peygambere adanmıştır. İlk kuruluşu ile bugüne kadar çeşitli değişiklikler geçirdiği kesindir.
Bunlar St.Luka!nın yaptığı rivayet olunan tabloyu da beraberlerinde alarak yola çıkıyorlar, deniz yoluyla Trabzon'a gelip, karadağın sarp yamacında kiliseyi kurmak için karar kılıyorlar ve Theodosios devrinde (375-395)ilk kaya kilisesini kurarlar. Bu tarih, tesisn kesin kuruluş tarihi değilse de bahsedilen tarihler arasında yapıldığı sanılıyor. Bazı araştırmacılara görede burası M.S.385 yılında bazılarına göre ise 472 yılında yapıldığı belirtilmektedir.
Yapının, Vazelon ismini kurulmuş olduğu “Zabulon Dağı” ndan aldığı görüşü kuvvetli ihtimaldir. Manastır ıssız, sakin yerde seçilmesi, ona daha kutsal bir hava vermek istenmesindendir. (bu gibi yapıların Trabzon ve çevresinde, evvelce Hıristiyan Halk tarafından içinde kutsal bir suyun bulunduğu “Ayazma” etrafında yahut yakınında kurulması önemli etkenlerden birisi olmuştur). 527-565 yılları arasında Jüstinyen tarafından tamir ettirilmiştir. 644 yılının şubat ayında hücreler tamamen tamir edilip kütüphanesi zenginleştirilmiştir. 702 yılı ile onu izleyen yıllar içinde esaslı şekilde yenilenmiştir. Vazelon manastırı 13.yy.dan 20.yy.a kadar Maçka'nın ekenomik, sosyal ve kültürel hayatında etkinliğini sürdürmüştür.14.yy.da sahip olduğu arazi, ve geliri 1890 yılına kadar yirmi köyde devam etmiştir. Vazelon manastırı vaktiyle bölgede bulunan manastırların en yetkilisi ve en zengini durumunda imiş. Bir rivayete göre Vazelon geliri ile bir Sumela manastırı daha yapılabilirmiş. Manastır 19.yy.da etraflıca onarılmıştır. Binaya batı kısmındaki merdivenle girilmektedir. Merdiven basamakları kırık oldugundan ,yukarı çıkarken dikkatli olunmalıdır.Bina 1923 yılında terk edilmiştir. Günümüzde Sumela'dan sonra onarılıp Turizme kazandırılması düşünülmektedir.
EK BİLGİ: Kaynak: Trabzon Turizm ve Bilgi Portalı Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!www.visittrabzon.com Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!www.karadenizinincisi.com
VAZELON MANASTIRI
Bu manastıra Maçka'yı 14 km geçtikten sonra iki yolla gidilmektedir. Birinci yol; Kiremitli kahvelerinden yaklaşık 500 m . sonra sağa ayrılan, yeni yapılmış stabilizedir. Diğeri ise; Kiremitli köyünden vadiye inip, vadiden 2,5-3 saatlik yaya gidilmesi gereken yoldur. Fakat bu yol zahmetli ve daha uzun olduğu için tercih edilmez. Birinci yol daha iyi ve emindir. Manastıra giden yol dik olmasına karşın, çam ormanlarının içinden geçip, güzel çiçek kokularını teneffüs ederek bakir manzarayı görünce, bu zahmete gerçekten değdiğini anlarız. Yolun sonunda manastır binası karşıdan bütün ihtişamıyla gözükür.
Çoğu araştırmacı yapının tarihini kesin olarak vermemekle birlikte; bazıları ilk inşa tarihini MS. 270 , bazıları MS. 317 olarak belirtir.
Manastır, Yahya Peygamber'e adanmıştır. Fakat ilk kuruluşu ile bugüne kadar çeşitli değişiklikler geçirdiği kesindir. (527-565) yılları arasında Justinyen tarafından tamir ettirilmiştir. 644 yılının Şubat ayında hücreler tamamen tamir edilip, kütüphanesi zenginleştirilmiştir. 702 yılı ile onu izleyen yıllar içinde esaslı şekilde yenilenmiştir. Vazelon Manastırı, 13. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Maçka'nın ekonomik, sosyal ve kültürel hayatında etkinliğini sürdürmüştür. 14. yüzyılda sahip olduğu arazi ve geliri 1890 yılına kadar yirmi köyde devam etmiştir.. Vazelon Manastırı vaktiyle bölgede bulunan manastırların en yetkilisi ve zengini durumundaymış. Bir rivayete göre; Vazelon geliri ile bir Sumela Manastırı daha yapılabilirmiş. Manastır 19. yüzyılda etraflıca onarılmıştır. Binayı batı kısmındaki merdivenle girilmektedir. Merdiven basamakları kırık olduğundan, yukarı çıkarken dikkatli olmak gerekir.
Bugün zemin kat kısmı sağır kapı ve pencereler ile kapalıdır. Fakat birince kata bahsedilen merdivenle çıkıldığında, küçük bir antre ile karşılaşırız. Bu kısmın sağında ve solunda iki dar koridor vardır. Bu koridorlara sağdan ve soldan üçer olmak üzere toplam altı oda açılmaktadır. Odaların tavan kısımları ahşap olduğundan günümüze gelememiştir. Girişteki ek kısmın 19. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Çok pencereli çok pencereli bir karaktere sahip, sert taşlardan ibarettir.
Manastırın asıl eski bölümüne evvelce ahşap bir merdivenle çıkıldığı için, bu merdiven halen yoktur. Diğer kata geçmek için tırmanarak, yahut alt katta bulunan gizli dehlizlerden sürünerek varılabilir. Tournefort, bu manastırı ziyaret sırasında bahsettiği merdiven bu kısımda olsa gerek. “Buradaki keşişler, manastıra ilkel olarak yapılan bir merdivenle çıkarlar. Bu merdiven; gemi direği büyüklüğünde, iki meşe ağacı gövdesinden ibarettir. Bunlar duvara yaslanır. Bunların yardımı olmaksızın, ben binaya çıkabilmek için iyi bir ip cambazı olmalıydım” diyor.
Eski manastır bölümüne çıkıldığında, bazı bina kalıntılarına rastlanır. Soldaki büyük kısmın yemek salonu, ona bitişik olanın ise manastır görevlilerine ait olduğu sanılmaktadır. Sağdaki binalar ise; su kanallarından anlaşıldığına göre mutfak ve yemekhane idi. Bunların yukarısında üzeri tonozla örtülü büyük bir su sarnıcı bulunmaktadır. Bunun yanıbaşında ise üç nefli bir Bizans kilisesi bulunmaktaydı. Kilisenin apsis kısmında nişler halen mevcut olup, girişi kuzeydendir. Batısında bulunan iki kapının açıldığı mağara hücresi, manastırın ilk kiliseciği için uygun yerdir. Kilisenin kuzey dış duvarındaki freskler, son hüküm (mahşer günü) , İsa'nın bin yıllık denilen kürsüsünün hazırlanışını, cennet-cehennemi tasvir ederler.
Manastır ve bölümlerinin üzerleri ahşap olduğundan bugün çürümüş ve yıkılmıştır. Bina 1923 yılında terkedilmiştir.
Gregorius Peristera (Kuştul-Hızır İlyas) Manastırı :
Bu manastır, Trabzon'un Esiroğlu beldesinin galyan diye adlandırılan bölgede kuştul (şimşirli) köyündedir.Ulaşım Esiroğlu beldesine giderken soldaki galyan vadisini takiben ulaşılır.Vadinin tabanından dirsek şeklindeki kaya üzerine oturtulan yapı, kale gibi, vadiye hakim bir tepede kurulmuştur. Maçka yolu üzerinde ve bağımsız bir amir gücüne sahip olan, üçüncü manastırdır. M.S.752 yılında kurulduğu söylenen bu manastır 1203 senesinde yağma edilip, terk edildi. Ama 1393 senesinde tekrar kurulup 15.yüzyılın başında yine görkemli eski önemini kazandı. 1904 yılında çıkan büyük bir yangınla harap olduktan sonra bir daha inşa edilmiştir. Bu manastır da Trabzon bölgesindeki diğer manastırlar gibi kutsal bir mağara ve ayazmanın etrafında kurulmuştur.
EK BİLGİ: Kaynak: Trabzon Turizm ve Bilgi Portalı Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!www.visittrabzon.com Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!www.karadenizinincisi.com
Bu manastır Trabzon'un Esir oğlu Beldesinin Kuştul (Şimşirli) ismi verilen köyündedir.
Yapının bulunduğu yere gidiş şöyle olmaktadır. Önce Esir oğlu Beldesine gidilip, oradan minibüs veya jip kiralanır. Soldaki yol takip İki dere Köyüne gelinir. Bu köyde yol ikiye ayrılır. Yolun biri sağa diğeri sola gider. Sağa giden yol yamaçta bulunan Konaklar Köyüne varır. Buradan Kuştul daha uzak olmasına rağmen ulaşım daha iyidir. Katır veya yaya olarak gidilirse manastıra bir-iki saatte varılabilir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Vadinin tabanından dirsek şeklindeki kaya üzerine oturtulan bu yapı, kale gibi, vadiye hakim bir tepede kurulmuştur.. Maçka yolu üzerinde ve bağımsız bir amir gücüne sahip olan, üçüncü manastırdır. MS. 752 yılında kurulduğu söylenen bu manastır 1203 senesinde yağma edilip, terk edildi. Ama 1393 yılında tekrar kurulup 15. yüzyılın başında yine eski önemini kazandı. Bu asrın binalarının çoğu 1904 yılında çıkan büyük bir yangınla harap olduktan sonra manastır, bir daha inşa edilmiştir.
Manastıra batı cephesindeki bir merdivenle varılmaktadır. Büyük kilise açık geniş hollü ve galeri İtalyan stilinde yapılmış bir bina idi. Doğu cephesindeki kaya tepesi üzerinde, manastır duvarlarının dışında, normal büyüklükte ve kare-haç stilinde bir kilise vardı. Manastır, defineciler tarafından harap edilmiştir. Zamanımızda büyük kilise yıkılmış olup, bir merdivenle alt avluya bağlanırdı. Doğu cephesindeki dağda, manastırın 300- 400 m . güneyinde bir mağara vardır. Cumot’un manastırı eski halini gösterir 1903 yılına ait netleşmiş olduğu resim bize bilgi vermektedir. Resimlerden de anlaşılacağı gibi dört katlı ve çok pencereli bir bina idi. Çatısı kiremitle örtülü olup, uzaktan görünüşü derebeyi şatosunu andırıyordu.
Manastır içinde bulunan mağaranın kuzey köşesine yaslı ve batı ile kuzey duvarları kaya olan küçük bir kilisecik vardı. Bunun içinde bir niş mezarının oluğu muhtemeldir. Şimdi görülebilen kilisecik kalıntısı çok eski değildir. Fakat çevredeki manastır kiliseciklerinin küçük bir benzeridir.
Manastır içerisinde vadiye kadar herhangi bir tehlike anında kullanılmak üzere yapılmış, gizli dehliz vardı. Fakat bu dehliz toprak ve taşlarla dolmuştur.
Bu manastır da Trabzon bölgesindeki diğer manastırlar gibi kutsal bir mağara ve ayazmanın etrafında kurulmuştur.
İlçemizde Hizmet Veren Konaklama Tesisleri:
|
Konaklama Tesisinin Adı
|
Yer
|
Telefon
|
|
Hotel Büyük Sümela
Maçka'm Otel
Sümela Sosyal Tesisleri
|
Merkez
Merkez
Altındere Milli Parkı
|
0462 512 35 40
0 462 512 36 40
0 462 531 12 07
|
|
Zigana Yayla Tatil Köyü
|
Hamsiköy
|
0462 542 62 62
|
|
|
|
|
|
Lişer Yaylası Dinlenme Tesisleri
|
Lişer
|
0462 553 11 04
|
|
|
|
|
|
Altındere Aile Pansiyonu
|
Altındere
|
0462 531 10 57
|
|
|
|
|
|
Kayalar Otel & Pansiyon
|
Kayalar
|
0462 531 10 57
|
|
|
|
|
|
Coşandere Tesisleri
|
Maçka
|
0462 531 10 24
|
İlçemizde Kamp Yapılabilecek Yerler :
Trabzon - Altındere Vadisi Milli Parkı
Yeri: Doğu Karadeniz Bölgesinde, Trabzon ili Maçka ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Ulaşım: Milli Park alanına ulaşım; Trabzon ili merkezinden, Maçka ilçesine bağlantı sağlayan 48 km'lik karayolu ile sağlanır.
Özelliği: Milli Parkın ana özelliğini Sümela Manastırı ile Altındere Vadisinin bitki zenginliği ve jeomorfolojik yapısı teşkil etmektedir.
Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı, Altındere'nin batı yamacında 300 m. yükseltide kurulmuştur. Hırıstiyanlığın çevrede yayılmasının başlangıç yeri olan manastır; şapel, kilise ve diğer kompleksleriyle sanat tarihinde önemli bir yer tutar.
Efsanelere göre MS 4. yüzyılda kurulduğu iddia edilen manastırın13.yüzyıldan itibaren tarihini takip etmek mümkündür. Trabzon kamnenslarından 3. Alexios(1349-1390) asıl kurucusu sayılabilir. 1860'a doğru ilavelerle muazzam tesis halini alan Meryemana Manastırı en parlak dönemini 19.yüzyılda yaşamıştır.
Dar ve uzun merdivenlerle girilen manastır; su kemeri, kütüphane , mutfak, misafir odaları, sarnıçları, sonradan kiliseye çevrilen tabii oyuk, kutsal suyun toplandığı havuz ve birçok şapellerle ziyaretçilerini karşılar. Doğrudan doğruya yamaca yaslanmış bina, keşişlerin barındığı asıl manastır yapısıdır. Yapıların üzerindeki kemerli galerilerin çok etkileyici görüntüleri hayranlık bırakır. Altındere Vadisi dar boğaz karakteri göstermekte olup arazi doğu ve batıdan dik bir meyille vadiye inmektedir.
Milli Park, flora açısından da çok zenginlik içermekte olup yörenin hakim bitki örtüsünü doğu ladini oluşturur. Sahada ayrıca yapraklı ve ibreli ağaçlardan göknar , sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaçam, ormangülü, Kafkas hanımelinden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü çeşitliliği görülmeye değer doğal ortamın yaban hayatı için sunduğu yaşam şartları geyik , karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yabani domuz, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türlerin yaşamasına ve çoğalmasına olanak sağlamıştır.
Görülebilecek Yerler
Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı ile Altındere vadisinin bitki zenginliği , peyzaj güzellikleri ve yaban hayatı ziyaretçilerin mutlak görmesi gerekli kaynaklar oluşturur.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama:
Milli Parkın yoğun bir şekilde ziyaretçi akımına uğradığı dönem Nisan başları ile Ekim sonlarıdır. Milli Park sahasında ; manastır gezileri(Patika ile) doğa yürüyüşleri ile piknik yapılabilir. Ayrıca Altındere günübirlik kullanım alanındaki bunglawlarda konaklanabilir..
Maçka Şolma Turizm Merkezi:
Maçka ilçesi güney çıkışından başlayarak 22 km. lik toprak yolla Mağura Yaylası üzerinden bu yaylaya ulaşılır. 1800 m. yüksekliğindeki yaylada, bakkal, kavehane ve telefon hizmetleri vardır.
Maçka
Maçḳa, Maçuka, Mazuka coğ. Trabzon iline bağlı, merkez ilçenin güney batısında Meryem ana ve Hamsiköy derelerinin birleştiği noktada kurulmuş ilçe merkezi adı (Lat (DMS) 40° 49' 7N Long (DMS) 39° 36' 49E Altitude (meters) 822 m)
Tarihçe: Antik çağda Maçka civarında, Drill adı verilen bir halkın varlığını, Ksenophon (MÖ 400) Anabasis adlı eserinde bildirmek-te, Arrianos ise Drillerin, Sannilerin atası ol-duğunu iddia etmektedir.
Tarihi metinlerde sıkça geçen Sanni ise Çani, Lazi, Çen, Tzan olarak bahsi geçen Kolh kabilelerinden birisidir.
Prokopius, Maçka bölgesinin MS 6. yüz-yılda putperest olduğunu ve ancak İmpara-tor Justinianus’un Tçaniler üzerine askeri harekat düzenlemesinden sonra, Roma ege-menliğini kabul ettiğini yazmaktadır.
Şakir Şevket, Trabzon tarihi adlı ese-rinde Trabzon-Erzurum yolu üzerinde bul-unan bir kasaba olan Maçka’nın halkının rençberlik, Trabzon ve Rusya’da taşçılık, İs-tanbul’da kazancılık ve yorgancılık yaptığını kaydetmiştir MG 138.
1486 tarihli Osmanlı Tahrir Defteri’nde 49 köy ve 4 mezradan oluştuğu kayıtlıdır HB 184.
Maçka, antik çağdan itibaren Tahran – Tebriz - Erzurum - Trabzon ticaret yolunun üzerinde konumlanmış adeta Trabzon’un güney kapısı vazifesi gören önemli ve stra-tejik bir mevki olmuştur.
Trabzon’un diğer ilçelerinden farklı ola-rak Hristiyan oranının dikkat çekici fazlalığı-nın bir kaç nedeni vardır:
1. Bölgede bulunan manastırların sayıca fazlalığı (Sümela Meryem Ana, Vazelon Ayos İoannes, Peristera [Kuştul] Ayos Georgios)
2. Manastırların etrafında yaşıyan köy-lülerin, Bizans ve Trabzon İmparatorluğu döneminde, kiliseye bağımlı Toprak köleleri olmaları dolayısıyla manastıra ait toprakları işleyerek geçimlerini sağlaması dahası bu ilişkinin Osmanlı döneminde de değişmeme-si. Tanzimat fermanından sonra bile köylü-ler yarıcılıkla geçimlerini sağlamaktaydı. Yani elde ettiği ürünün yarısını manastıra vermek zorundaydı. Bu konumda birisinin, yani işvereni kilise olan köylülerin din değiş-tirmesi kolay değildi. Gizli Hristiyanlık (Bk) hadisesinin etkenlerinden birisi de bu ilişki olup, köylülerin görünüşte Müslümanken, Hristiyan öğretisinden sapmamalarını bu manastırlar sağlamış olmalıdır.
Etimolojisi net olmayan kelimenin, yerli Tzan veya Yunan orijinli olup olmadığı konusunda fikir birliği olmadığı gibi bugüne değin ciddi bir teori de ileri sürülmemiştir.
İ. Z. Eyüboğlu, kaynak vermeden keli-menin Kafkas orijinli olduğunu, yerli Hris-tiyanların ağzında değiştirildiğini iddia etmiştir. Sözcüğün anlamını “iki dağ arasın-da düz yer, oylum, bir dağın yamacında ya da üstündeki düzlük olarak açıklamıştır” M 17.
İstanbul’da rastlanılan Maçka toponimi ise, Trabzon’un fethi sonrasında Konstan-tinapol’de bulunan Rum nüfusu arttırmak a-macıyla, Trabzon şehir merkezinde yaşayan halkın üçte birinin İstanbul’a gönderilmesi ile açıklanabilir.
Kelimenin kaynağını bölgenin en eski yerli halkı Tzan’ların akrabaları olan Laz’ların dilinde aranacak olursa, Lazca maçḫa “su kaynağındaki suyu bir yere taşımak için yapılan ahşap oluk; su yolu” (Fındıklı Çati, Hopa Peroniti), “şelale, suyu belli bir yere akıtmak için yapılan ahşap oluk” İA 237, maçxa “şelalenin bulunduğu yer” (Sarı, 2000a: 69)
Maçka ilçe merkezinin konumu göz önüne alındığında mantıklı bir önerme ola-rak ele alınabilir.
Laz’ların MS 6. yüzyıl’dan itibaren Abhazya civarından güneye inmelerine dek yaşadık-ları anavatanlarında bir toponim olarak dik-kate alınabilir.
· Gürcistan’da Macharukha, Macha-rula (Lat (DMS) 42° 7' 40N Long (DMS) 43° 11' 18E Altitude (meters) 332 m)
Toponimi ise daha çok Macera ile ilişkili olupoluğ tıpkı Maçaheli (<? Maçha + hevi) gibi “şarap” kelimesinin deforme hali olabilir
· Mazikhua, Mazikhva (Lat (DMS) 43° 13' 53N Long (DMS) 40° 28' 41E Altitude (meters) 83 m)
<? mazi “dingil” ME 199 + Lazca kva “taş”
Megrelce mačuk-i (maWuki) “destek; koltuk değneği” (MNG 195) kelimesi ise Eyüboğlunun, Maçka Rumcasında “değnek, herhangi bir aracın sapı” olarak tanımladığı Maçuka, Maçoka kelimeleri ile uyuşmakta olup dikkate alınabilir M 17.
Göz ardı edilmemesi gereken ve bugüne değin ele alınmamış bir ihtimal ise Trab-zon’da pek çok toponimin bire bire eşleştiği Mora yarımadasının kuzeyinde bulunan Ma-zika köy adıdır.
· Mazika, Mazaíika, Mazeika (Lat (DMS) 38° 2' 60N Long (DMS) 21° 26' 60E Altitude (meters) 106 m)
Mazika kelimesinin Trabzon ağzında do-ğal telaffuz formlarından biri Mazuka olma-sına rağmen Yunan kolonistlerin bu derece iç bölgelere inme ihtimali sorgulanabilir.