
ÇORLU'NUN TARİHİ
Çorlu'nun adı ile ilgili olarak kaynaklarda değişik ifadeler mevcuttur. Eski atlaslarda şehrin adı "Tzarylus", "Tzurulum", "Tzurule", "Tschurla", Tziraltum", şeklinde geçmektedir. Bizans döneminde peyniri meşhur olduğu için "Peynir Kasabası" anlamında "Tribiton" adı verilmiş. Bazı eserlerde "Sirello" adına da rastlanmıştır. Çorlu'nun Türkler tarafından alınışı sırasında çok zorluk çekildiği ve çok insanın ölümü pahasına alınmış bir yer olduğu için "Zor" kelimesine benzetme yapılarak "Çor" dan geldiği ifade edilir. Bölgede antik döneme ait buluntuların elde edilmiş olması bölge tarihini Maden devrine, Tunç Çağına kadar götürmektedir. Çorlu MÖ.. 1000 yıllarında Trako-Friglerin kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig-Yunan-Iskit-Pers-Makedonya-Roma ve Bizans'ın istilalarına uğramıştır. Zaman zaman İstanbul'u ele geçirmek üzere akınlar yapan Hun-Arap ve Peçenek akınlarına da maruz kalmış. Ayrıca Emeviler döneminde İstanbul'u ele geçirmek isteyen Müslüman Arap ordularının da istilalarına uğramıştır. Kısaca Trakya'nın yaşadığı bütün istila ve akınlarından etkilenmiştir. Roma Döneminde Trakya'da "Cohors III. Lucensum" adını taşıyan bir askeri birliğin bulunduğu ve bu birliğin tamamen Trak savaşçılarından oluştuğu bilinmektedir. Romalılar savaşlarda Traklardan yararlanıyor ve onlara "Cohors" kıtalarında görev veriyorlardı. Cohors kelimesi Çorlu şehrinin adına son derece benzemektedir. Marmara Ereğlisi'nin doğusunda Kamaradere'de ortaya çıkarılan tarihi belge, Çorlu hakkında en eski ve kesin bilgileri vermektedir. Bölgede ortaya çıkarılan mezarın kitabesinde "burada iki defa (Çorlu) Tzoulos ifadesi olan Sisinis gömülüdür." yazmaktadır.
O tarihlerde İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan üç yolun en güvenilir ve işlek olanı Çorlu'dan geçiyordu. Birinci yol Sirkeciden başlar Küçükçekmece, Büyükçekmece, Silivri, M. Ereğlisi, Tekirdağ, İnecek, Malkara, Keşan ve İpsala'dan geçerek Avrupa'ya gidiyordu. Bu yol Ereğliye geldikten sonra bir kola daha ayrılır. Buda Ereğli'den sonra Çorlu, B. Karıştıran, Lüleburgaz, Babaeski Havsa ve Edirne'den geçerek Avrupa'ya giderdi. İkinci yol, yine Sirkeciden başlar, Yarımburgaz, Çatalca, Sinekli, Pınarhisar, Koyva'dan geçerek bugün Bulgaristan topraklarında kalmış olan Burgaia giderdi. Üçüncü yol, Rumeli Kavağından başlar Midye ve İğneada 'ya uğradıktan sonra ikinci yolla Burgaida birleşirdi Çorlu'dan geçen yolda başka diğer yollar emin ve her zaman geçit veren yollar değildi. Çünkü bu yolların geçtiği yerler o zamanlar tamamen ulu ormanlarla kaplı idi. Çorlu'nun bulunduğu yerlerde ormanlıktı. Fakat diğerlerine nazaran daha emin oldu~u için üzerinde Çorlu kasabası kurulmuştu. Çorlu kalesi bir öncü kale olarak kullanılmıştır. Çünkü esasen Silivri'den başlayarak Sinekli'den geçen ve Karadeniz'e uzanan kırkbeş km. uzunluğundaki Anastra surlarını Bizanslılar daha önce yapmıştı.
ÇORLU'NUN TÜRKLER TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMESİ
Osmanlı Padişahlarından Orhan Bey döneminde Rumeli'ye geçen Türkler Murat Hüdavendigar (I. Murat) döneminde Rumeli'de ilerlemeye başladılar. Yeni padişahın amacı Edirne'yi almaktı. Ama daha önce Bizans'tan gelecek bir tehlike ihtimaline karşı Çorlu ve Lüleburgaz'ı ele geçirdi. Çorlu ele geçirilmeden önce Bizans kumandanına kaleyi teslim etmesi için haber gönderildi. Kan dökülürse kumandanın cezalandırılacağı bildirildi.Fakat Bizans Kumandanı bunu kabul etmedi. Kale kuşatıldı. Kalede olanlarda savunma için hazırlıklarını tamamlamışlardı. Savaşın olağanca kuvvetiyle devam ettiği sırada kale kumandanı Yankobin gözünden yaralandı. bu sırada Osmanlı ordusunda bulaşıcı hastalık çıktı. Bir taraftan savaş bir taraftan da hastalık Osmanlı ordusuna çok zarar verdi. Kale saldırılara dayanamayarak teslim oldu. Çok sayıda insanın ölümüne sebep olan kale kumandanı esir edildikten sonra öldürüldü. Osmanlılar yönetimi altına aldıkları her bölgeye Anadolu'dan Türk göçmenleri getirerek yerleştiriyorlardı. Çok iyi düşünülmüş bir iskan politikası ile bölge Türkleştiriliyor ve böylece o bölgenin elde tutulması ve savunulması sağlanıyordu. Çorlu fethedildikten sonra buraya Anadolu'dan Yörükler ve Tatarlar getirilerek yerleştirildi. Böylece şehrin Türkleşmesi sağlandı. Fakat i. Murat Kosova Savaşı sırasında şehit olunca fırsattan istifade eden Bizanslılar şehre yeniden asker getirerek kaleyi tamir ettirdiler. Böylece kaleyi tekrar ele geçirmiş oldular. Yıldırım Beyazid padişah olur olmaz kaleyi tekrar zaptetti. İşte Çorlu'nun alınışı sırasında çok zorluk çekildiği ve çok insanın ölümü pahasına alınmış bir yer olduğu için bir rivayete göre Anadolu'da halk lisanında (Çor) kötü, zor, fena manalarına kullanıldığından amma çor yer denmiş, ondan sonra da Çorlu oldu denmektedir.
OSMANLI TARİHİNDE ÇORLU
Fatih sultan Mehmed'in oğlu II. Beyazid babası kadar enerjik değildi. Devlet i işlerinden iyice elini çekmesi daha sağlığında ülkede bir taht kavgasına yol açtı.
Trakya'da Herakleia (Marmara Ereğli'sinde) bulunmuş. Sisinis'e ait mezar taşında 9. yüzyılda adamın 2 kez 'Tzoulu"nun belediye başkanlığını yaptığı anlatılır.Sözcüğün "Çorlu" adının aslı olduğu ispat edilen bu yazıt gibi daha bir çok mezar taşlarında geçen toponymikon (yer adları) Anadolu'muzun tarihsel coğrafyasına büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Sisinis'in 814 yılında öldüğü göz önüne alınırsa belgenin Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Sisinis. Çorlu kasabasında "Curator Civitatis" unvanı ile yöneticilik yapmış başarılı olduğu için iki defa bu görev kendisine verilmiştir. Çorlu'nun adı ile yakından ilgisi olan "Curator" kelimesinin anlamı Latin ve Grek alfabelerinde "özen gösteren, dikkat eden" şeklinde verilmektedir. Curator, belediye büyüklüğüne gelen yerleşmelerde özel işlerle görevli kişilerin, yani belediye başkanlarının unvanıydı bu unvan 2. yüzyılın sonunda Roma eyaletindeki belediye başkanları içinde kullanılmaktaydı. Roma imparatorluğu'nun doğu kolu olarak geniş sahalara yayılan Bizans İmparatorluğunda sınırlar sınır muhafızları tarafından korunurdu. Sınırlardaki kuvvetler özellikle cesur ve savaşçı uluslardan seçiliyorlardı. Kamaradere'de mezarı bulunan Sisinis'in yaşadığı yıllarda Trakya Bulgar Kralı Kurum'un ordularının tehdidi altındaydı. Bizans İmparatoru Bulgar baskısına karşı ücretli askerlerle anlaşarak bunları sınır savunma noktalarına yerleştirilmişti. Çorlu şehrinin adının da bu sırada 9. yüzyılın başında şekillenmesi muhtemeldir. Çor ve Çur terimi eski Türk boylarında yüksek bir rütbe veya unvan olarak kullanılmaktaydı. Aynı şekilde Sisinis kelimesinin de Bizans ordusunda yardımcı kuvvetler olarak bulunan Hunların veya Alanların kumandalarına unvan olarak verildiği bilinmektedir. Gerek Sisinis, gerekse Çor, Bizans kültürünün etkisi altında değişerek, Sisinis görevli memurun, Çor ise görevinin yapıldığı sınır kalesinin adı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Böylece Çor veya Çur'dan, Çorlu şehrinin adı çıkmıştır. Çorlu şehrinin kuruluş tarihinin Roma ve Bizans 'tan çok daha eskilere gittiğini kesin olarak gözler önüne serecektir. Bugünkü bulgulara göre Trakya Türkler tarafından zapt edilmeden önce Bizans devletinin idi.
ÇORLU KALESİ
Bizanslılar Trakya'da komşuları olan diğer devletlerden İstanbul'u korumak için Trakya'nın tam orta yerinde ve İstanbul yolu üzerinde Çorlu kasabasını kurdular. Kasabanın yanına tepe üzerine bir kale yaptılar.
Hatun Hamamı, İmaret Hamamı, Süleyman Hanındır. Çarşı taksimlidir. Bakkallar çarşısı ve diğer esnaf çarşıları bir tarafa toplanmıştır. Çarşılar beyaz taşlarla döşelidir. Arazisi çok geniştir. Çok koyun beslenir. Peyniri çok meşhurdur der. Not: Evliya Çelebinin Seyahatnamesinden özetlenmiş parça mümkün olduğu kadar sadeleştirilmiştir.
1912-1913 Balkan savaşlarının i. devresinde Osmanlı Doğu Ordusu Komutanlığı Karargahı Çorlu'da idi. II. Balkan savaşında Bulgarların Edirne'yi ele geçirip. Babaeski ve Lüleburgaz'a doğru ilerledikleri haberi Çorlu'da duyulunca halk paniğe kapılmıştı. Bulgarların zulmünden kurtulmak için Edirne vilayetinin halkı evlerini barklarını bırakarak İstanbul'a kaçmaya çalışıyorlardı. Karayolundan İstanbul'a kaçan halk Çorlu' da kafileler halinde geçiyor, Çorlu halkını da korkutuyor ve yakın zamanda aynı akıbete uğrayacaklarından eşyalarını toplamaya başlamışlardı. Bulgar ordusunun Çorlu yakınlarındaki Marmaracık köyü yakınlarına geldiği haberi duyulunca Çorlu'daki Türk ahalisinin hepsi bir günde evlerini terk ederek arabası olan arabasıyla, olmayan yaya olarak yola düşmüşler. Silivri'ye kadar giden Çorlulular oradan vapurlara binerek Üsküdar'a varmışlardır. Dokuz ay vatan hasreti çeken Trakyalılar Edirne vilayetinin Meriç nehrine kadar olan kısmının II. Balkan muharebesi sırasında geri alınmasından sonra tekrar vatanlarına döndüler. Ne yazık ki evlerinin yerlerinde kırık kiremit parçalarından başka bir şey bulamadılar.
Çorlu'da Türk mahalleleri tamamen yıkılmış, bir harabeye dönmüştü. Bu evleri yağma eden ve sonra da yakıp yıkan yerli Ermeni ve Rumlardı. Bulgarlar çekilince onlar gene Çorlu'da kalmışlar. Sanki hiç bir şey olmamış gibi rahat rahat yaşıyorlardı. Şehirlerine dönen Çorlulular hiçbir şey demeden yine onlarla el ele vermişler Çorlu'yu eski haline getirmeye çalışmışlardır. Balkan savaşlarının etkisi daha geçmeden I. Dünya Savaşı çıktı. Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesiyle eli silah tutanlar cepheye koşmuş uzun harp 4 yıl sürmüştür. Sonunda müttefiklerimiz ile birlikte mağlup olduk. Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918' de imzalandı. Düşmanlar yurdumuzu işgal etmeye başlamışlardı. Paris Konferansında İngiltere'nin deste~i ile Batı Anadolu'ya ve Trakya'yı ele geçirme hakkını elde etti. İstanbul'un müttefikler tarafından işgalinden sonra Trakya'nın da Yunanlılar tarafından işgal edileceği söylentileri dolaşmaya başladı. Ege bölgesinde olduğu gibi Yunanlıların Trakya'yı da işgale kalkışacakları anlaşılıyordu. Bu durum karşısında Trakya halkının Türk ahalisi büyük bir heyecan içindeydi. Kasabalarda toplantılar yapılıyor, teşkilatlar kuruluyordu. Trakya teşkilatının başında Cafer Tayyar Paşa vardı. Genel harbin sonunda askerlerimiz terhis edildi~inden pek az asker vardı. Bunların büyük bir kısmı Meriç boyunda Yunan hududuna sevk edilmişti. 20 Temmuz 1920 Salı sabahı Yunanlılar Marmara Denizi sahilinde Ereğli'den karaya çıkarak Trakya'yı işgale başlamışlardı. Aynı zamanda Tekirdağ'dan da karaya çıkmışlar iki koldan Trakya'yı işgale başlamışlardı. Bu haber Çorlu'da bomba tesiri yapmış Çorlu halkı ne yapacağını şaşırmış esnafın bir kısmı dükkanlarını açmış sonucu bekliyorlardı. Aynı gün Yunan Generali Zımbrakis komutasındaki Yunan askerleri şehre girerek belediye önüne geldiler. Papazın başkanlığında kalabalık bir Rum topluluğu belediye binasını teslim aldı. İndirilen Türk Bayrağı'nın yerine Yunan bayrağı çekildi. 21 Temmuz sabahı Çorlu'da bulunan Yunan kuvvetleri Karıştıran istikametinde yürüyüşüne devam etti. Yunan işgalinden önceki günlerde Trakya'da (Trakya Paşeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti) kurulmuş ve teşkilat çalışmaya başlamıştı. Kısmi seferberlik ilan edilmiş ve bu teşkilatın başına Birinci kolordu komutanı Albay Cafer TAYYAR Bey geçmişti. Çorlu'nun işgalinden 20 gün sonra 30 Ağustos 1920 tarihinde Türkler için ölüm fermanı anlamına gelen Sevr Antlaşması yapılmış, antlaşmanın imzalanmasından sonra Yunanlılar Çorlu' da askeri idareyi sivil idareye teslim etmişlerdi. Çorlu'nun 15 Ağustos 1920 günü sivil idareye devredilmesi Muhiddin Tuna'nın "Geçmişten Bugün" adlı, eserinde bir hatıra olarak şöyle bahsedilmektedir. Sabahın erken saatlerinde Çorlu'da hummalı bir faaliyet başlamıştı. Saat dokuz sıralarında Rum kilisesi (Gazi okulu yerinde idi) önünden hükümet konağına (Şimdiki belediye iş merkezinin olduğu yer) kadar olan caddeye birbirine yirmişer metre mesafe ile karşılıklı silahlarına süngü takılmış asker dizilmişti. Saat onda kilisede bir merasim yapıldı. Bu merasime başta papazlar olmak üzere yerli Rumlar, Ermenilerin ileri gelenleri ile pek az Türk katılmıştı. Türkler de zorla götürülmüştü. Bunların içinde Çorlu Müftüsü de vardı. Merasimden sonra kiliseden çıkıldı. Arkalarına yerli Rumlar ve Ermeniler de katılarak kalabalık kafile halinde askerler arasından geçerek Hükümet Konağı'na gelindi. Bu gün Çorlu'ya yeni bir kaymakam tayin edilecekti. Bu kaymakam aslen Çorlulu Trosolos'un damadı Avukat Ispiridis idi. Bu genç bir avukattı. O günkü merasime hazırlıklı olmak ve bayrak çekmek için senelerce Türk bayrağı çekilmiş olan bayrak direği hazırlanmıştı. Gölcük meydanı Rum, Ermeni ve diğer azınlıklarla dolmuştu. Herkes merasimin başlamasını bekliyordu. Nihayet saat on iki sıralarında merasim başladı.
Trabzon'da vali bulunan oğlu Yavuz Trabzon'dan alınarak Rumeli'de bir sancak merkezine gönderilmesi için babasına başvurmuş, fakat cevabı beklemeden Rumeli'ye geçmek üzere Kefe'ye hareket etmişti. Babasının padişahlıktan çekilip yerine küçük oğlunu padişah bırakacağı haberi Yavuz'a geldiği zaman Kırım'da 10 bin kişilik ordu toplayarak İstanbul'a doğru yürümeye başladı. II. Beyazid hazırladığı bir ordu ile oğluna karşı hareket etti. İki ordu Çorlu'nun çok yakınlarında Ulaş köyü ile Karıştıran arasında karşılaştı. (13 Ağustos 1511) Yavuz babasının ordusuna yenilerek Filibe taraflarına çekildi. Fakat ordu İstanbul'a dönünce isyan çıkardı. Yavuz'u başlarında padişah olarak görmek istediklerini söyledi. Bunun üzerine Beyazid oğlunu İstanbul'a çağırarak padişahlığı teslim etti Başarılı olması için hayır dua ederek ömrünün son günlerini Dimetoka'da geçirmek üzere yola çıktı. Oğluyla savaştığı Ulaş'ta konakladıkları gece 26 Mayıs 1512 tarihinde öldü. Ne garip bir tesadüftür ki Yavuz Sultan Selim' de İstanbul' dan Edirne'ye giderken babasıyla savaştığı yerde Ulaş yakınlarında 1521 yılında yakalandığı şirpençe hastalığından ölmüştür. Eylül 1676'da ise Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Çorlu ile Karıştıran arasındaki Karabiber çiftliğinde vefat etmiştir. Çorlu 18. yüzyılda kırım'dan uzaklaştırılan Hanzadelerin ve Girayların sürgün yeri olmuştur. 1830 yılında Rumeli Beylerbeyliği kaldırılıp Edirne vilayeti kurulunca Çorlu bu vilayetin Tekirdağ sancağına bağlı bir kazası haline getirildi. 1870 de vilayetler örgütünün ıslahı sırasında durumunu oldu~u gibi korudu 93 harbinde geçici olarak Rusların eline düştü.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin sekizinci cildinde Çorlu'dan şöyle bahsetmektedir. Banisi Yankobin Madyandır derler. İlk fatihi 720 tarihinde Edime Fatihi Hüdavendigar Gazidir (I. Murat) derler. Kendileri kalasını yerle bir edip gittikten ve kendileri Kosova'da şehit olduktan sonra düşman yeniden tamir edip geri almıştır. Bundan sonra Yıldırım Beyazıt han fethederek bütün kaleyi tamamen yıkmıştır. O zamanını eserleri hala Çorlu'nun kenarında vardır. bundan sonra da Fatih Sultan Mehmet Han fethetmiş ve Edirne vilayetinin yüz elli akçelik şerif kazası olmuştur. Üç bin kiremitli evi on beş Müslüman mahallesi, on beş hane de Müslüman olmayanlar vardır. İslam mahalleleri; Arabacıbaşı mahallesi, Muslihiddin Efendi Mahallesi, Keçecizade Mahallesi, Abbazzade Mahallesi, Hisar Mahallesi, Karacaahmet Sultan Mahallesi, Burhanzade Mahallesi, Elhaç Gani Mahallesi, Mustafa Efendi Mahallesi, Odunpazarı Mahallesi meşhur mahallelerdir. Her mahallede mescit vardır amma cuma namazı kılınan yalnız üç camisi vardır. Arabaabaşı camii kiremitlidir. Eski camii kurşunsuzdur imareti vardır. İmaret camii Sultan Süleyman hanındır. Bu caminin kapısı üzerinde şöyle yazılıdır. Şeyh Süleyman Sahib-el-hayrat Fikir gerdem kikuyemeş tarih Hafif-i gayb güft tarihin Kıldı bu cami-i şerifi bina Küned en vakit in sade peyda Kad bana mabaden lihubbi Huda Sene 928 Hanlardan bahsederken de şunları saymaktadır. On sekiz hanı vardır. Haftada iki kere pazar kurulduğu için ticaret merkezi halindedir. Dört hanı tamamen kurşunludur. Çarşı başında Ahmet Efendi Hanı, Akçakolukoğlu Han, Osmandede Hanı, Davutzade Hanı, Hidayetullah Çelebi Hanı, Katır Nalbandı Mustafa paşa Hanı,Kızılbaşzade Hanı, Hüsnü Dede Hanı meşhur hanlardır. Hamamlardan bahsederken de, Daya Hazinesi mezarlık olarak kullanılmıştır. Burada iki önemli mezar bulunur. Birisi caminin güney doğusunda (kıble yönünde) H.1194 tarihlidir. Mezar bir sanduka şeklinde olup baş taşı kitabelidir. Mezar mermerden yapılmıştır. Sandukanın bütün cephelerinde hafif rölyefli (kabartma) bitki motifleri ve büyük rozetler görülür. Mezarın baş taşında altı satırlık sülüs yazı ile şu kitabe dikkati çeker.
Avukat Ispiridis Rumca kısa bir nutuk söyledi. Buna müteakip Hükümet Konağı'na bayrak çekme merasimi başladı.Despot dua ediyor, bayrakta ağır ağır direğe çekiliyordu. Henüz direğin sonuna gelmeden direk sallandı. Kökünden kırıldı ve devrildi. Yunan Bayrağı yere düştü. Bunu uğursuzluk sayanlar da vardı. Direk uzun seneler Çorlu'ya hükümet binalığı yapmış olan bu binada Türk Bayrağı'nı taşımış, bugün Yunan Bayrağı'nı taşımak istememişti. Derhal yerden birkaç kişi Yunan Bayrağını aldı. Bu defa bir direk gelmesi beklendi. Alelacele bir marangoza yaptırılan direk geldi. Bu suretle bayrağın çekilmesi 1 saat gecikmiş oldu. Direğin kırılışı maneviyatlar bozduğundan, merasimde heyecan kalmamıştı. Saat on üç sıralarında merasim nihayet buldu. Herkes dağıldı, idare artık sivillere terk edilmişti. Avukat Ispurudus kaymakam, Karapapaida belediye reisi olmuştu. O güne kadar Çorlu'ya İstanbul gazeteleri geliyordu. Onları okuyorduk. O günden sonra Çorlu'ya İstanbul gazeteleri sokulmadı. Ağustos 1921'de Sakarya Meydan muharebesinin kazanılması Yunanlılarda endişeye sebep oldu. Çorlu'da bulunan askerlik çağına gelmiş Rum gençleri askere alındı. 26 Ağustos 1922 sabahı B. Taarruzun başlaması, dört gün zarfında Yunan Ordusu'nun yenilgiye uğraması üzerine Türk süvarileri 9 Eylül'de İzmir'e girdiler. Öte yandan kuzeye Eskişehir-Bursa yönüne ilerleyen Türk birlikleri sayesinde Hıristiyan halkı, gemilerle kayıklarla Ereğli ve Tekirdağ'a çıkmışlardı. Ereğli'ye çıkanlar Çorlu'ya gelmişlerdi. Çorlu üzerinden Yunanistan'a kaçıyorlardı. Bu kaçış sırasında şehir yağmalanmıştı. Diğer taraftan kasabanın ileri gelenleri birer birer toplanarak jandarma karakoluna götürülüyor, bu toplanan insanlar trenle Dedeağaç'a oradan Trakya'nın diğer yerlerinde toplananlarla birlikte Milos adasına sevk edildiler. Vatandaşlarımızın Milos adasına götürülmesinden 1 hafta sonra 3 Ekim 1922 günü Mudanya'da ateşkes görüşmeleri başladı. 11 Ekim 1922'de Ateşkes Antlaşması imzalandı. Ateşkese göre 14-15 Ekim gecesinden başlayarak silahlı çatışmalar duracaktı.Yunanlılar, Doğu Trakya'yı hemen boşaltacaklar ve T.B.M.M. hükümetinin yönetimine teslim edeceklerdi. Trakya'yı Yunanlılardan müttefik kıtaları teslim alacaklar Türk Ordusu ile Yunanlılar arasında tampon görevi yapacaklardı. Trakya'yı Yunanlılardan teslim almaya İtalyanlar, Silivri, Vize, Saray, Çorlu, Fransızlar, Edirne, Lüleburgaz, Kırklareli, İngilizler; Uzunköprü, Tekirdağ, Keşan bölgelerinde hareket edecekti. 15 Ekim 1922' de Çorlu'ya gelen İtalyan kıtaları şehre geldiklerinde yakılıp yıkılmış harabe bir manzarayla karşılaştılar. Bir gün sonra, Çorlu'da idare Yunanlılardan alınarak Türk Hükümeti muvakkaten kuruldu. Abidin Efendi kaymakam tayin edilerek Mudanya Ateşkes Antlaşması gereğince İtalyanlar 1 Kasım 1922 tarihine kadar Çorlu'da kaldılar. 1 Kasım 1922'de İstanbul istikametinden trenle gelen Türk heyeti ve askerleri şehri teslim almışlardı. Çorlu halen II. Dünya savaşından beri savunma bakımından önemli bir garnizon olma özelliğini devam ettirmektedir.
(Kaynaklar: Osmanlı Tarihi Ansiklopedileri -T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük- Prof. Dr. A. Mumcu "Geçmişten Bugüne Çorlu" -Muhiddin Tuna -Seyahatname -Evliya Çelebi)
Cografi Durum
COĞRAFİ DURUM
İlçemiz genellikle düzlük bir araziye sahip olup, toprakları verimlidir. İç kesimde yer alması ve karasal iklim hakim olup, Yazları kurak ve sıcak, kışları ise yağışlı ve soğuktur. Trakya’ da en az yağış alan bölgedir. Yağışların % 20 si İlkbahar, % 10 u yaz, % 30 u Sonbahar ve % 40 ı kış mevsiminde düşmektedir. Ortalama rüzgarın yönü Kuzey-kuzey doğudur ve rüzgarın hızı 3.6 m/sn. ye kadar yükselir. Bu rüzgarlar fazla yağış getirmezler. Nemli hava kütlelerini getiren ve yağışa neden olan rüzgarlar güney ve güneybatı yönlü Lodos ve Kıbledir. Karayel ise soğuk hava dalgasını getirerek kar yağışına sebep olur. Yıllık sıcaklık ortalaması 12.6 C., en yüksek sıcaklık ortalaması 18.2 C., en düşük sıcaklık ortalaması 8.1 C. dir. Çorlu Karadeniz ile Akdeniz arasında yer aldığı için bu iklim bölgelerinin etkileri altında kalır. Kuzeyden inen soğuk hava kütleleri ile güneyden Akdeniz ve Ege den gelen nemli, ılık hava akımları bölge iklim yapısını belirler.
Ergene çayı Çorlu’nun 12 km. kuzeyinden geçer. Bu çay Trakya’nın en büyük akarsuyu olan Meriç Nehrinin bir kolu olmaktadır. Ergene çayı Muratlı İlçesi yakınlarında Çorlu Deresi ile birleşerek Uzunköprü İlçesi civarında Meriç Nehrine dökülür. Çorlu Deresi Istranca dağlarının doğu yamaçlarından beslenir. Birçok mevsimlik dereyi kendine bağlar. Ergene çayından tarım sahalarının sulanmasında yararlanılır. Çorlu deresi ise sanayi kirliliği nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir. Diğer önemli dereler ise Pınarbaşı, Esece ve Ahımehmet deresidir.
Kum ve Taş açısından da bölgenin en zengin yerinde bulunan Çorlu Karatepe Taş Ocakları ile Trakya Bölgesinin ihtiyacını karşılamaktadır.
Çorlu İlçesinin içme, kullanma ve sanayi amaçlı çektiği su miktarının, sulama suyundan daha fazla olduğu görülmektedir. Çorlu Belediyesine kayıtlı (77.451) su abonesi bulunmaktadır. İlçenin içme ve kullanma suyu ihtiyacı Havuzlar, Kızılağaç, Şeyhsinan, Muhittin, Nüsratiye, Yeni Sanayi, Toplu Konut, Kazimiye Emlak Konut, Sağlık Mahallesi, Yeşiltepe, Panayır Yeri semtlerimizde açılmış olan toplam (27) adet derin sondaj kuyusu ve bu bölgelerdeki yer altı gömme dolapları ile toplam 330 Lt/sn su verilmek suretiyle karşılanmaktadır. Su üretim kapasitesi açısından herhangi bir sorun bulunmamaktadır.
NÜFUS DURUMU
İlçemiz (20) Mahalle, (5) Kasaba, (17) köyden ibarettir. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine göre TÜİK tarafından 2010 yılı sonu itibariyle açıklanan verilere göre;
Kadın Erkek Toplam
İlçe Merkezi Nüfusu : 105.380 109.913 215.293
Köy ve Beldeler Nüfusu : 18.358 19.323 37.681
İlçenin Toplam Nüfusu : 123.738 129.236 252.974 dür.
Bir önceki yıl nüfusuna göre ilçedeki nüfus artış oranı yaklaşık % 4 dür.
Belde ve Köy Nüfuslarının Dağılımı Aşağıdaki Gibidir.
|
BİRİMİN ADI
|
2010 YILI NÜFUSU
|
|
Ahımehmet Köyü
|
734
|
|
|
Bakırça Köyü
|
709
|
|
|
Deregündüzlü Köyü
|
87
|
|
|
Esenler Köyü
|
932
|
|
|
İğneler Köyü
|
605
|
|
|
Karamehmet Köyü
|
1004
|
|
|
Kırkgöz Köyü
|
1301
|
|
|
Maksutlu Köyü
|
92
|
|
|
Marmaracık Beldesi (B)
|
5804
|
|
|
Misinli Beldesi (B)
|
1812
|
|
|
Önerler Köyü
|
1918
|
|
|
Paşaköy
|
187
|
|
|
Pınarbaşı Köyü
|
994
|
|
|
Sarılar Köyü
|
420
|
|
|
Seymen Köyü
|
1105
|
|
|
Şahpaz Köyü
|
422
|
|
|
Türkgücü Köyü
|
1121
|
|
|
Ulaş Beldesi (B)
|
5678
|
|
|
Vakıflar Köyü
|
2341
|
|
|
Velimeşe Beldesi (B)
|
7591
|
|
|
Yenice Beldesi (B)
|
1950
|
|
|
Yulaflı Köyü
|
674
|
|
|
|
|
|
TOPLAM 37.681
ULAŞIM DURUMU
D-100 Edirne-İstanbul Karayolu üzerine kurulmuş olan İlçemiz, Karayolu ile bağlı bulunduğu Tekirdağ' a (39) Km., İstanbul’a (100) Km., Edirne'ye ise (120) Km. mesafededir.
İlçemize Karayolu, Demiryolu ve ilçe merkezine 15 km mesafede bulunan Havayolu ile kolaylıkla ulaşılmaktadır.
Trakya Karayolları Haritası
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
ĞİTİM VE KÜLTÜR DURUMU
Örgün ve Yaygın eğitimin tüm birimlerinin mevcut olduğu ilçemizde okuma ve yazma oranı % 98 olup geriye kalan % 2 lik oran yaşlı ve özürlü vatandaşlardan oluşmaktadır. Bu itibarla ilçemizde okuma–yazma oranı % 100 olarak kabul edilebilir.
Köy İlköğretim okullarındaki Öğrenci azlığı nedeniyle taşımalı eğitim kapsamına alınan (11) köydeki (215) öğrencinin (7) merkeze taşınması sağlıklı bir şekilde yapılmaktadır. Taşımalı öğrencilerin öğlen yemek ihtiyaçları Devlet tarafından karşılanmaktadır.
Okulsuz ve lojmansız köyümüz bulunmamaktadır. Merkez okullarının tümü bakımlıdır. Eski olan okullar ise onarılmak ve yeni binalar eklenmek suretiyle ihtiyacı karşılayabilecek duruma getirilmektedir.
-İlköğretim Okul sayısı
İlçe merkezinde (31) resmi, (4) özel olmak üzere (35) adet,
Köylerde (17) adet olmak üzere toplam (52) İlköğretim Okulu bulunmaktadır.
-Ortaöğretim Okul Sayısı,
Genel Lise (1)adet
Anadolu Lisesi (5),
Anadolu Öğretmen Lisesi (1)
Meslek Lisesi (9) adet
Özel Lise (2) adet olmak üzere toplam (18) adet Lise ve Dengi Okul bulunmaktadır.
-Yüksek Öğretim Okulu,
Namık Kemal Üniversitesine bağlı (1) Mühendislik Fakültesi blunmaktadır.(İnşaat, Çevre, Makine, Bilgisayar ve Tekstil Mühendisliğinden oluşan beş bölümden oluşmaktadır.)
Yine Namık Kemal Üniversitesine bağlı (1) Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. (Dericilik, Elektronik, Endüstri, Geleneksel El Sanatları, Gıda, İşletmecilik, İşletme Yönetimi İ.Ö., Kooperatifçilik, Makina, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları İ.Ö., Oto Boya ve Karoseri Teknikerliği, Otomotiv Teknolojisi, Pazarlama, Seracılık ve Tekstil Teknolojisi olmak üzere onaltı bölümden oluşmaktadır.)
Yaygın Eğitimde hizmet veren (2) hizmet binası bulunan (1) Halk Eğitim Merkezi, (1) Çıraklık Eğitim Merkezi, (1) Rehberlik Araştırma Merkezi bulunmaktadır.
Ayrıca (1) adet Öğretmen Evi bulunmaktadır.
Öğrenci Yurtları (1) Adet Kredi ve Yurtlar Kurumuna ait (402) yatak kapasiteli Kız ve Erkek Öğrenci Yurdu ile 250 Yatak Kapasiteli (10) Orta Öğretim Özel Öğrenci Yurdu bulunmaktadır.
Özel Öğretim Kurumları
Dersane Sayısı (13)
Motorlu Sürücü Kursu (10)
Yabancı Dil Kursu (12)
Zihinsel Özürlü Reh.Merk. (3) adet olmak üzere toplam (38) adet kurs bulunmaktadır.
İlçemizdeki Öğrenci Sayısı,
Ana Sınıfında (2.470)
İlköğretim Okullarında (29.274)+(910 Özel) = (30.184)
Ortaöğretim Okullarındaki
-Genel Eğitimde (5.476)
-Mesleki Eğitimde (6.535),
-Özel Liselerde (175)
olmak üzere toplam (12.186) Öğrenci, İlçe geneli öğrenci sayısı ise (44.840) dir.
Namık Kemal Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde (1.536) Öğrenci,
Meslek Yüksek Okulunda (1.819) Öğrenci olmak üzere toplam (48.195) Öğrenci,
Ayrıca 2003 - 2004 Eğitim öğretim yılı 2. yarıyılında faaliyete geçen Sakatlar Derneği İlköğretim Okulunda (91) öğrenci okumaktadır.
İlçemizdeki Öğretmen Sayısı,
Okul Müd.ve Müd.Yrd. (215)
Okul öncesi öğretmeni (54)
Sınıf öğretmeni (590)
Branş öğretmeni (851)
olmak üzere (1.566) kadrolu Öğretmen,
4/b sözleşmeli öğretmen (150),
Ücretli ve usta öğretici öğretmen (287) olmak üzere toplam (2.147) Öğretmen İlköğretim okullarında görev yapmaktadır.
Mühendislik Fakültesinde (90) Öğretim Görevlisi,
Meslek Yüksek Okulunda (32) Öğretim Görevlisi olmak üzere toplam (2.269) Öğretmen ve Öğretim Görevlisi tarafından eğitim hizmeti verilmektedir.
EKONOMİK DURUM
İlçemiz Ekonomisi ise sanayiye ve tarıma dayalıdır. Hayvancılık eskiye nazaran önemini kaybetmiştir. Çorlu ve çevresi ülkemizde sanayileşmenin en hızlı geliştiği bölgelerin başında gelir. İlçede (21) Adet Banka bulunmakta olup, bazı bankaların ikinci şubelerinin açılmasıyla şube sayısı (36) adet olmuştur.
Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı Gayri Sıhhi Müesseseler.
Tekstil Fabrikası : 288
Deri Fabrikası : 121
Un Fabrikası : 15
Yağ Fabrikası : 10
Kağıt Fabrikası : 28
Kimya Fabrikası : 104
Otomotiv Yan Sanayi : 92
Avrupa Serbest Bölgesi : 100
TOPLAM : 758
GSM sayısı (758), Gerçek ve Tüzelkişi sayısı (4.432) olmak üzere toplam (5.190) üye kaydı bulunmaktadır.
İlçemizdede D-100 Karayolu üzerinde (954.286) M2.lik alana sahip olan Yeni Sanayi Sitesinin yerleşim planlarına göre 1.216 adet işyeri ve sosyal tesis alanları olarak planlanmıştır.
Halen faaliyette bulunan (590) işyerinde ikibin civarında kişi çalışmaktadır. İkinci etap (626) adet işyeri faaliyete geçtiğinde (8.000-10.000) kişiye iş imkanı sağlanmış olacaktır.
Sanayi ve Ticaret :
İlçemizde (758) adet Gayri Sıhhi Müessese faaliyette bulunmakta olup, bunlar yaptıkları üretimle ilçe ve yurt ekonomisine büyük katkıda bulunmakta ve binlerce kişiye iş imkanı sağlamaktadır.
Tekirdağ bölgesinin bazı sektörlerdeki üretiminin, ülke toplam üretim veya tüketim içindeki paylarına baktığımızda, İlçemiz Rafine Ayçiçek Yağı ülke üretimin %13 ünü, Margarin Yağı ülke üretiminin % 42 sini, Ambalaj Kağıdı ülke üretiminin % 40 ını, İşlenmiş Deri ülke üretiminin % 26 sını ve Değişik dallardan Tekstil Üretiminin % 10 unu karşılamaktadır.
Özellikle 1970 lerde başlayan sanayileşme süreci ile birlikte tarihsel olarak tarımın egemen olduğu ilçemizde sanayi öne fırlamıştır. Çorlu’da İşgücü bakımından tekstil ve boya fabrikaları çoğunlukta olup, ilk sırayı aldığı görülmektedir. Bu tüm fabrikalarda çalışanların % 53.86 sını teşkil etmektedir.
İkinci sırayı deri, deri konfeksiyon, ve ayakkabı fabrikaları almaktadır. Tabakhaneler Çorlu’ nun Kuzey Batısında Çorlu Deresinin kenarında toplanmışlardır. Bu işletmelerde yılda ortalama (25.000.000) adet Küçükbaş, (50.000) ton Büyükbaş hayvan derisi işlenmektedir. Ülkemizde yapılan ihracatın % 37si buradan gerçekleştirilmektedir. Ayrıca Kürk-Süet üretiminin Türkiye’deki merkezinin Çorlu olması bu bölgeye başka bir özellik katmaktadır.
Tekstil-Boyama Fabrikaları, Deri ve Deri Konfeksiyon, Ayakkabı fabrikalarıyla birlikte ele alındığında bu iki sektörün toplam sanayi işgücünün % 65.32 sini çalıştırdığını ortaya koymaktadır. Halen mevcut olan büyük kapasiteli tesisler, bölgede üretilen ayçiçeğinin tamamını işleyecek seviyededir. Aynı durum kağıt fabrikaları, un fabrikaları ve elektronik fabrikaları içinde geçerlidir. Otomotiv sanayi kollarının önümüzdeki yıllarda yükseleceği verilerden anlaşılmaktadır.
Velimeşe ile Karamehmet köyü arasında iki bin dönümlük arazi üzerinde kurulu bulunan Avrupa Serbest Bölgesinde tamamının bitmesi halinde yaklaşık (200) fabrika ile 25.000 kişiye iş istihdamı sağlanacak olup, halen (59) fabrika üretim faaliyeti göstermekte olup (2050) kişi istihdam edilmektedir.
1980 li yılların başından itibaren fabrikaların yoğun olarak yer aldığı İstanbul-Edirne D-100 Karayolu üzerinde sağlı ve sollu olarak yeni fabrika inşaatları yerleşmiş durumdadır. Bu bölgede özellikle Tekstil, Boyama, Deri, Ayçiçek Yağı, Kağıt, Makine imalatı, Dondurma fabrikaları. Çorlu-Tekirdağ Yolu bölgesinde (Karatepe) Taşocakları ve Ayçiçek yağı işleyen fabrikalar, Çorlu-Çerkezköy yolu bölgesinde, Tekstil, Boyama, Kablo, Meşrubat, Kazan fabrikaları, Türkgücü Köyü Yolu üzerindeki bölgede ise tekstil fabrikaları faaliyette bulunmaktadır.
Çorlu Deri Organize Sanayi Bölgesi 1998 yılında 120 Hektar alana kurulmuş ve faaliyete geçmiştir. Halen (116) adet deri fabrikası bulunmaktadır. Bu fabrikalardan (84) adedi faaliyette olup, 4.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Biri 3.000 m3/gün, ikincisi 4.500 m3/gün kapasiteli iki adet arıtma tesisi bulunmasına rağmen bölgenin en önemli sorunlarından biri olan çevre ve özellikle atık su sorunu nedeniyle 36.000 m3/gün kapasiteli üçüncü atık su arıtma tesisi yapılarak faaliyete geçirilmiştir.