» Çatalzeytin-Kastamonu Çatalzeytin-Çatalzeytin Köyleri-Çatalzeytin Haberleri,Çatalzeytin Resimleri,Çatalzeytin Videoları,Çatalzeytin ManzarasıDil Seçimi   
Şuan ÇatalzeytininSesinde 0/37 Kişi Çevrimiçi Gezinmektedir.Görmek İçin Tıklayınız
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHaritaTema                                 
ÇatalzeytininSesi Google   
Bugün 22.05.2012 
          
ANASAYFA
        
Size Özel
        
Çatalzeytin
        
Türkeli
          
FORUM
        
İslami Yaşam
        
Haber Oku
        
Biyografiler
        
Sağlık
          
Sorgulamalar
          
Resimler
          
Videolar
          
Sohbet
          
Defter
          
Hesabım
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum - Site Yetkilisi TahsinCetinkaya Şuan Sitede Değil CANLI DESTEK
 » Tahsin Çetinkaya
    Ben Kimim ?
 » İl-İlçe-Köy Detaylı Bilgi-Resim-Harita-Video
    01 Adana  
    02 Adıyaman  
    03 Afyon  
    04 Ağrı  
    05 Amasya  
    06 Ankara  
    07 Antalya  
    08 Artvin  
    09 Aydın  
    10 Balıkesir  
    11 Bilecik  
    12 Bingöl  
    13 Bitlis  
    14 Bolu  
    15 Burdur  
    16 Bursa  
    17 Çanakkale  
    18 Çankırı  
    19 Çorum  
    20 Denizli  
    21 Diyarbakır  
    22 Edirne  
    23 Elazığ  
    24 Erzincan  
    25 Erzurum  
    26 Eskişehir  
    27 Gaziantep  
    28 Giresun  
    29 Gümüşhane  
    30 Hakkari  
    31 Hatay  
    32 Isparta  
    33 Mersin  
    34 İstanbul  
    35 İzmir  
    36 Kars  
    37 Kastamonu  
    38 Kayseri  
    39 Kırklareli  
    40 Kırşehir  
    41 Kocaeli  
    42 Konya  
    43 Kütahya  
    44 Malatya  
    45 Manisa  
    46 K.Maraş  
    47 Mardin  
    48 Muğla  
    49 Muş  
    50 Nevşehir  
    51 Niğde  
    52 Ordu  
    53 Rize  
    54 Sakarya  
    55 Samsun  
    56 Siirt  
    57 Sinop  
    58 Sivas  
    59 Tekirdağ  
    60 Tokat  
    61 Trabzon  
    62 Tunceli  
    63 Şanlıurfa  
    64 Uşak  
    65 Van  
    66 Yozgat  
    67 Zonguldak  
    68 Aksaray  
    69 Bayburt  
    70 Karaman  
    71 Kırıkkale  
    72 Batman  
    73 Şırnak  
    74 Bartın  
    75 Ardahan  
    76 Iğdır  
    77 Yalova  
    78 Karabük  
    79 Kilis  
    80 Osmaniye  
    81 Düzce  
    Kaynakça
    Sitene Ekle
» Sayfa İstatistikleri
Şuan Burada Kimler Var

Burada 0 Üye 0 Misafir Var
Daha Önce Kimler Girdi

Burası 141 Kişi Tarafından
Top 333 Kez Görüntülendi
Görüntüleyenler
Sayfaları Göster

» Ençok Hit Alan Sayfalar
» Ençok Kişi Giren Sayfalar
» Enson Girilen sayfalar
   
» illerimiz
~ ~ ~ illerimiz ~ ~ ~
[A] [B] [C] [Ç] [D] [E] [G] [H] [I] [İ] [K] [M] [N] [O] [R] [S] [Ş] [T] [U] [V] [Y] [Z]

» Tekirdağ Malkara İlçesi Ve Resimleri   

GİRİŞ:

Osmanlı imparatorluğunun çöküşü ve 1789 Fransız İhtilali’nin yarattığı milliyetçilik akımı nedeniyle 1800’lerden itibaren Balkan ulusları devletleşmeye başlamıştır.

Bu süreç sonucunda, Balkanların fethine katılan ve yüzyıllarca bu ülkelerde yaşayan Türkler için acılı, sancılı ve hüzünlü bir dönem başlamıştır. Anadolu’nun hemen her yöresinden gelen, ama büyük çoğunluğu Karamanoğulları ve Aydınoğulları beyliklerinden gelenlerin oluşturduğu Balkan Türkleri, yüzyıllarca insanca davrandıkları, adalet ve merhamet gösterdikleri Balkan ulusları tarafından kadın-erkek, yaşlı-çocuk demeden toplu katliamlara, işkencelere, sürgünlere, insanlık dışı her türlü muameleye tabi tutulmuşlardır.

Günümüze kadar süren bu insanlık dışı davranışlar karşısında soydaşlarımız mallarını ve arazilerini bırakarak Trakya ve Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmışlardır. Özellikle 1877-1878 Osmanlı Rus Harbinden sonra ve Lozan antlaşması gereği yapılan mübadele neticesinde kalabalık kitleler halinde Anavatana gelip yerleşmişlerdir. Bu nedenle hem yerleşim yerlerinin, hem de yaşayanların isimlendirilmesi bakımından çeşitlilik göze çarpmaktadır. Bölgede yaşayanlar birbirlerini muhacir, gacal, pomak, boşnak, karabacak, arnavut, yörük, türkmen vb. olarak adlandırmakta ancak çoğu kez bu kavramların gerçek anlamları, söyleyenler tarafından dahi doğru bilinmemektedir. Balkanlar'dan Trakya ve Anadolu'ya ikiyüz yıllık çileli bir göç süreci yaşayan insanlarımız geldikleri ülkelerdeki asıl köklerini genellikle bilmemektedirler.

Oysa Balkanlar MS V. yüzyıldan itibaren çeşitli Türk kavimlerinin fetih ve yerleşim alanları olmuştur. Kavram kargaşasını ortadan kaldırmak ve tarihi gerçekleri doğru açıklayabilmek için Balkanların yakın tarihine ışık tutmak gerekmektedir. Bu bakımdan Malkara tarihi, bir anlamda Balkan Türkleri tarihinin kısa bir özetidir.

A) V. ve Xll. ASIRLAR ARASINDA AVRUPA'DA TÜRKLER

Türkler, Balkanlar'a ve tüm Orta Avrupa'ya Osmanlılardan asırlarca önce gelmişlerdir. Bu Türklerden Hunlar'ın bir kolu, Büyük Hun İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonraki yıllarda Volga Hun Devlerini kurarak doğu Avrupa'ya adım atmış (M.S 374 ), sonraki yüzyılda Macaristan merkez olmak üzere kurulan Batı Hun Devleti (425 - 454 ) bütün Orta Avrupa ve Balkanlar'a hükmetmiştir.

Birçoğu bütünüyle, bir kısmı kısmen Batı Hun Devlet'i sınırlan içinde yer almış olan bugünkü Avrupa devletleri şunlardır: Macaristan, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Avusturya, Güney ve Orta Almanya, Güney Rusya, Arnavutluk, Moldova, Bosna - Hersek ile Sırbistan'ın kuzeyi, kısmen Bulgaristan. Hunların ünlü komutanı Attilla zamanında Yunanistan'ın Korint şehrine kadar bütün Balkanlar, Nis, Flibe Gelibolu ele geçirilmiş, Batı Roma yenilerek çok ağır şartlarla vergiye bağlanmıştır.

Attilla'nın ölümünden sonra dağılan Batı Hun Devletinin balkının küçük bir kısmı Orta Asya'ya dönmüş, kalanların büyük çoğunluğu yerli halka karışmış, bir bölümü ise Gotlar'a karışarak bugünkü İskandinav ülkelerine göçmüş, 6. asırda Haylundurlar ve Turgutlular isimli Hun boyları ise, Anadolu'ya gelerek Sivas, Karaman ve Konya dolaylarına yerleşmişlerdir.

Avrupa ve Balkanlara Türk göçü, 9.-11.-12. yüzyıllarda da devam etmiş, Ongurlar'ın Bulgarların yanı sıra Uzlar (Oğuz). Peçenekler, Gagavuzlar, Kumanlar, Vardarlar bu bölgelere gelip yerleşmişlerdir. Türklük Kürtlük bölümünde kaynaklarıyla açıklandığı üzere Macaristan'ı kuran 13 boydan 7.’si Göktürk birliğinin dağılmasından sonra bölgeye Sibirya üzerinden gelen Türk boylandır. Macarca'da çok sayıda Türkçe gerime mevcut olduğu gibi Macaristan'da 17. yüzyılda Evliya Çelebi tararından tespit edilmiş, Türk oymaktan tarafından kurulmuş, yok sayıda yerleşim birimi mevcuttur. Macarca Avrupa dilleri gibi Hint - Avrupa dil ailesine değil, Türkçenin de ait olduğu Asya kökenli Ural-Altay dil grubuna mensuptur. Macaristan'ı kuran boylardan 7'sinin Türk olduğu, G. Nemetk, L. Rosonyi gibi Macar bilim adamlarınca da kanıtlanmış bir husus olup, Bizans kaynakları da bu tespiti doğrulamaktadır.

Macaristan gibi bugünkü Bulgaristan’ın da kurucu unsurlarından biri, bu devlete adını veren Bulgar Türkleridir. Avrupa ve Balkanlara gelen Türkler buralarda, önce dinlerini değiştirerek yerli halkla karışmışlar, sonra da dillerini unutarak asimile olmuşlardır. Ancak, bu boylardan bugünkü Gagavuzlar, Selçukluklara katılan Peçenekler, Uzlar gibi ırki niteliklerini korumuş gruplar da mevcuttur.

B) BALKAN MUHACİRLERİ

Ertuğrul Gazi'yle Anadolu'ya gelen Kayı Boyu 1299 yılında Osmanlı Beyliği'ni kurduğunda Söğüt, Domaniç; ve Karadağ'da 4.800 km2'lik mütevazı bir toprak parçasına sahipti. Osman Beyle Başlayan fetih hareketleri inanılmaz bir hızla sürmüş, Kanuni Sultan Süleyman döneminde üç kıtada 14.893.000 km2'lik topraklara sahip Cihan imparatorluğu haline gelmiştir. Nitekim Fransız tarihçisi Grengur "Bu yeni imparatorluğun teessüsü, insanlık tarihinin en büyük ve hayrete şayan vakalarından biridir" demiştir.

Osmanlılar, kurulduktan itibaren Anadolu'daki diğer Türk Beylikleriyle çatışmak yerine Bizans'a yöneldiler. Osman Gazi ve haleflerinin gerçekleştirdikleri fetihler, Anadolu'daki Türkler için yeni gaza ve yerleşme alanları açtı. Osmanlıların Hıristiyan Bizans'a ve Balkan ülkelerine karşı başarılarını gören Anadolu'daki yiğit ve savaşçı gaziler, gittikçe artan sayıda Rumeli uçlarına intikal etmeye başladılar. Osmanlı toprakları katlanarak artmaya başladı.

Ancak, şunu da unutmamak gerekir ki, Türkler Balkanlara ve Orta Avrupa'ya Osmanlılardan asırlarca önce gelmiş, buraları yurt tutmuşlardır. Bunlara örnek olarak 5. yüzyılda Batı Hunlar, 9. ve 11. asırlarda gelen Uzlar, Peçenekler, Ongurlar, Bulgarlar, Kumanlar, Gagavuzlar, Vardarlar sayılabilir. Bu guruplar büyük çoğunlukla asimile olmuşlarsa da, bir kısmı kimliklerini korumuştur. Bu gruplar doğal olarak Selçuklu'ya ve Osmanlı'ya katılmışlardır.

Türklerin Balkanlar ile ilişkisi Anadolu Selçuklu döneminde başlamıştır. Bölgede Müslüman toplulukların oluşu mu da bu dönemde başlamıştır. Özellikle Ü. Keykubat döneminde Bizans ile iyi ilişkiler kurulmuş, Dobruca bölgesine Sarı Saltuklu Türkmenleri yerleştirilmiştir. Saltukname adlı ünlü eser bu bölgede yapılan çalışmaları kapsamaktadır.

Osmanlıların 1354'te Gelibolu’ya çıkmalarıyla Trakya ve Balkanlara Türk yerleşiminin önü açılmıştır. Ancak, Beylikten İmparatorluğa giden süreçte Avrupa ulusları direnişe geçerek yeni haçlı sererleri başlattılar. Sultan I. Murat haçlı kuvvetlerine karşı 1364'te Sırp Sındığı, 1371'de Çirmen zaferlerini kazandı. Osmanlıları Avrupa’dan atmak için Sırp, Macar, Ulah, Boşnak, Arnavut, Leh ve Çek kuvvetlerinden oluşan büyük haçlı ordusunu 1389'da Kosova'da imha etti. Kendisi de bu savaşta şehit düşen 1. Murat'ın yerine geçen oğlu Yıldırım Beyazıt, Türkleri Avrupa'dan atarak Kudüs Krallığı'nı kurmak isteyen haçlı ordusunu 1391 yılında Niğbolu Savaşında ağır bir yenilgiye uğrattı.

Osmanlılar, karşılarında sürekli haçlı orduları kuran Avrupalılara karşı fethedil en yerleri ellerinde tutabilmek için 14. yüzyıldan başlayarak Balkanlar'da sistemli bir yerleşim politikası izlediler. Murat Hüdavendigâr zamanında fethedilen bölgelere, Anadolu'dan getirilen Türkmen ve Yörük (göçebe Türkmen) kitleleri, alperenler, dervişler, ahiler yerleştirildi. Sonra, dervişler, akıncıları yanında, hatta bazen ilerisinde zaviyeler kurarak sonradan gelen kitleler için tutunma ve toplanma merkezleri meydana getirdiler. Trakya'da halen köy adlarının birçoğu bu dervişlerin, fakihlerin ve yerleşen Türkmen oymakların isimlerini taşımakladır.

Balkanlara en büyük ve en kapsamlı Türk yerleşimi Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. Anadolu'daki Türk Beylikleri içinde nüfus ve arazi bakımından en büyük beylik olan Karamanoğulları Beyliği (1250-1487) 2 milyon nüfusa, 25.000 süvari, 25.000 yaya ve ayrıca aşiretlerin askerlerinden oluşan büyük bir orduya sahipti. Fatih 1466 yılında ordunun basma kendisi geçerek başkent Larendeyi aldı ve Karamanoğulları'nın topraklarını Osmanlı topraklarına kattı. Sadrazam Mahmut Paşa'ya buralardaki Türkmenlerin, İstanbul ve Rumeli'ye iskan edilmeleri emrini verdi. Böylece hükümdarlığı zamanında fetihleri tamamlanan Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan, Eflak, Boğdan ve İstanbul başta olmak üzere tüm Balkanlara; Karaman, Konya, Aksaray Niğde ve Kayseri’den gönderilen Türkmen kitleleri yerleştirildi. Ayrıca Karamano2ıılları ile birlikte hareket ederek Osmanlılara karşı koyan ve 1425 yılında yıkılarak Osmanlı Devletine katılan Aydınoğulları Yörükleri de aynı şekilde Balkanlar’a yerleştirildi. Fatih Sultan Mehmet bu savaşçı Türkmen ve Yörükleri Balkanlar'a yerleştirerek hem Anadolu'daki topraklarını güvenceye aldı ve yeni isyanları önledi; hem de Balkanlar'ı Türkleştirerek yeni haçlı seferlerinin düzenlenmesini engellemiş oldu. Balkanlar'a yerleşen bu Türkmen ve Yörükler, bundan sonra Osmanlı Ordusunun vurucu gücü ve imparatorluğun Balkanlardaki güvencesi oldular. Balkanların fethinde bulunan ve fetihten sonra orada yerleşenlerin çocuklarına Evlad-ı Fatihan (fatihlerin evlatları) denildi.

Balkanlar'a yerleşen Türklerin kayıtları Osmanlı İlyazıcı Defterleri’ne obalarının isimleri belirtilerek işlenmiş ve her obanın defteri ayrı tutulmuştur. Naldöken Yörükleri, Kocacık Yörükleri gibi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder ATATÜRK ve K.K.T.C. eski Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ’da Evlad-ı Fatihandır.

Atatürk'ün baba soyu Aydın'dan gelerek Manastır Vilayetine yerleştirilen "Kocacık Yörükleri (Kocahamza Yörükleri)’ndendir. Babası Ali Rıza Erendi, Manastır'ın Dehre-i BalaSancağı'na bağlı Kocacık Nahiyesinde 1839 yılında doğmuştur. Aile sonradan Selanik'e göçmüştür. Ali Rıza Efendi'nin babası ilkokul öğretmeni Kızıl Hafız Ahmet Etendi, amcası Kızıl Harız Mehmet Efendi'dir. "Kızıl" lakabı ve yerleştikleri yere "kocacık" denmesi; Ali Rıza Efendi'nin soyunun, Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli     rol oynayan Kızıl-Oğuz Türkmenlerinden geldiğini göstermektedir. Ayrıca Osmanlı'da    "efendi"; Şehzadeler, din adanılan, yüksek bürokrat, eğitimli, çevresinde sözü geçen kişiler ve köle sahipleri için kullanılan bir sıfattır. Bu durum Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'nin saygın bir aileden geldiğini göstermektedir. Annesi Zübeyde Hanım'ın soyu, Karamanoğulları'nın yıkılmasından sonra Karaman'a bağlı Taşkale kasabasından çıkıp, Balkanlardaki Sarıgöl’e yerleşen Türkmenlerdendir. Burası Osmanlıların Makedonya ve Teselya'yı almalarından sonra kurulan Türk yerleşim bölgesiydi. Vodina Sancağı'nın batısında bulunan Sarıgöl Nahiyesi'nin, tamamı Türk men olan 16 köyden oluşuyordu. Zübeyde Hanım'ın babası Sofu-Zade ailesinden Fethullah Ağa, 1800'lü yılların başında Sarıgöl'den Selanik yakınlarındaki Lankaza'ya göçtü ve bir çiftlik satın aldı. Zübeyde İlanım 1857 yılında burada doğdu. Zübeyde Hanım'ın dedesi Feyzullah Efendi'nin büyük amcası, sıla hasretine dayanamayarak yeniden Konya'ya dönmüş ve Mevlevi dergahına girmiştir. Zübeyde Hanımın ailesi Konya bölgesinden geldiği için Osmanlı İlyazıcı Defterleri'ne "Konyarlar" ismi ile geçmiş ve o yöreden gelenler bu isim ile anılmışlardır. Atatürk'e ait çiftliklerden biri de annesinin göç ettiği Taşkale'ye 41 km uzaklıkta,     Kızıllar köyündeki    Sarıtay Çiftliği'dir. K.K.T.C. eski Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ’ın ataları da Karaman yöresinden kalkıp Kıbrıs'a yerleşen Türkmenlerdendir. Karamanoğulları'nın 1487 yılında yıkılmasından itibaren yöreden Kıbrıs'a münferit göçler olmuş, 1571 yılında Kıbrıs’ın fethinden sonra Kıbrıs'ı Türkleştirmek amacıyla toplu yerleşimler yapılmıştır.
Denktaş atalarının Konya-Karaman yöresi Türkmenlerinden olmakla övünç duymaktadır. Karaman'da her yıl yapılan "Dil Bayramı" törenlerine zaman zaman katılmaktadır. Konuşmalarında "Konya-Karaman yöresinden gelip Kıbrıs'a öyle bir demir attık ki, 600 yıl ne Rum, ne İngiliz bizi söküp atamadı" diyerek neslinin iradesini ortaya koymaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu'nun fetihleri sonucunda Balkanlar'da, Anadolu'nun hemen her tarafından gelen, çoğunluğu ise Karamanoğullarının ve Aydınoğulları'nın oluşturduğu büyük bir Türk nüfusu ortaya çıkmıştır. Balkanlar'da ki Türk yerleşimleri, Osmanlı Mufassal Tahrir Defterleri'ndeki kayıtlarda mevcuttur ve köy isimleri olarak bulunmaktadır. Ayrıca XV’i. yüzyılda Celali isyanları nedeniyle Anadolu'daki bazı Türk toplulukları da Balkanlara göç etmiştir.

Bugün, Türkiye'de "muhacir", "göçmen" olarak tanımlanan Balkan kökenli vatandaşlarımız işte nu Türklerin torunlarıdır. 500 yıl süren Türk hakimiyeti döneminde bütün Balkan ulusları parlak bir dönem geçirmişlerdir. Osmanlıların acul bir yönetim uygulaması; naibin dinini, malını, canını, namusunu güvence altına alması, hakim olduğu bölgelerde imar çalışmalarına önem vermesi farklı halkların barış içinde bir arada yaşamasını sağlamıştır.
Ancak, yabancı uluslara tanınan bu Kaklar nedeniyle Balkan kentlerinde yaşayan ulusların mülklerine dokunulmadığı için göç eden Türkler arazinin geniş olduğu kırsal kesime veri eştirilmiş, kentlerde yönetici zümre ve ask erlerle Birlikte az sayıda Türk iskan edilmiştir. Osmanlının zor kullanmaması, asimile politikası uygulamaması, azınlıkların savaşma yükümlülüğünün olmaması ve haraç (cizye) vergisi ödeyerek huzur içinde yaşamaları Balkan ulusları arasında Müslümanlığın kapsamlı yayılmasını engelleyen bir faktör olarak ortaya çıkmıştır. İslamiyet'in getirdiği çeşitli ibadet yükümlülüğü karşısında Hıristiyanlığın bozulmuş ve daha liberal kuralları nedeni ile Müslümanlık az yayılabilmiştir. Hatta bu ülkelerde diğer din mensuplarını küstürmemek için "İstimalet" denilen uzlaştırıcı bir politika uygulanmış, sancaklarda "Hıristiyan" tımar erleri görevlendirilmiştir. Hıristiyanlara ve diğer dinlere bu kadar müsamahalı davranışın beden çok acı ol muştur. 1789 Fransa ihtilal inin Avrupa'da yarattığı milliyetçilik akımı 1800'lerden itibaren Balkanları ateşe vermiştir. Balkan ulusları, Osmanlı Devletine karşı birer birer şiddetli mücadelelere girişmiştir. 1828 yılında Yunanistan, 1866'da Eflak ve Boğdan, 1867de Sırbistan, 1908 yılında Bulgaristan ve 1912 yılında Arnavutluk, peş peşe bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Osmanlının küllerinden 24 yeni devlet doğmuştur.    

Balkanlarda Müslümanlığı seçen Hıristiyanlar, büyük çoğunlukla Balkanlar'ın önemli kentlerinde oturanlardır. Kırsal kesimden Müslüman olanlar çok azdır. Müslüman olan bu Hıristiyanlar baba adlarını nüfus kayıtlarına (Abdullah) olarak düşmüşlerdir.

1800'lerden itibaren Balkan Türkleri için çileli bir dönem başlamıştır. Sırbistan, Bosna-Hersek, Eflak ve Boğdan gibi Osmanlı Devleti'nin uç bölgelerinde yaşayan Türkler, Trakya ve Anadolu'ya hızla göç etmişlerdir. Bu göçlerde kendilerine yakın bulunan Avrupa ülkeleri ve Rusya'nın müdahale ve etnik temizlik korkusu önemli rol oynamıştır. Çünkü Balkan Türkleri özellikle Rusya'nın teşviki ile soykırıma uğramışlar; işkence, etnik ayrımcılık ve göçe zorlama sonucu Türkiye'ye göç etmeye başlamışlardır.

Özellikle Balkan savaşından sonra, Balkan Ülkeleri Birliği'nin Hıristiyan orduları Balkanları Türklerden temizleme girişimine başlamışlar, Hıristiyan olmayı kabul etmeyen onbinlerce Arnavut öldürülmüştür. Yunanistan ve Bulgaristan'daki göçler 1900'1 erden itibaren yoğunluk kazanmış ve büyük kitleler halinde olmuştur. Lozan Antlaşması ile Türkiye'de yaşayan 1,5 milyon Rum Yunanistan'a, 500.000 Türk ise Türkiye'ye dönmüştür. Batı Trakya Türkleri ve İstanbul Rumları bu mübadelede istisna tutulmuştur. Bulgaristan'dan ise 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinden itibaren beş büyük göç dalgası olmuştur.

Eski Yugoslavya’nın parçalanması sonucu ortaya çıkan ve Birleşmiş Milletler denetiminde olan Sancak Bölgesi Karamanoğulları’nın yoğun yerleşim bölgelerinden biridir. Bu bölgelere yerleşen akıncı aileleri, bölgede Osmanlı hakimiyeti sona erdikten sonra da uzunca bir süre Şunlara ve diğer Balkan uluslarına karşı direnmişlerdir. Sancak Bölgesi Osmanlı döneminde Bosna Eyaletine bağlı olmuştur.

Bosnalılar ise bir Hıristiyanlık mezhebi oları Bogomil mezhebindekilerin topluca ve gönüllü olarak' İslamiyet’i kabul etmeleri ile oluşmuş bir topluluktur. Sancak Bölgesi'nin Bosna'ya bağlı olması nedeni ile bu bölgeden Türkiye'ye göç eden ve öz be öz Karamanoğullarının Yörük ve Türkmenlerine   "Bosna'da yerleşen" anlamına gelen "BOŞNAK " denilmiştir.

1878 Berlin Kongresi'nden bu güne kadar, bölgede baskı ve katliamlar olması nedeni ile büyük göçler olmuştur. Resmi kayıtlara göre Sancak'tan Türkiye'ye 1912-1914 yıllarında 56.000, 1927-1936 yıllarında 19.000, Yugoslav Krallığı ile 1938 yılında yapılan antlaşma gereğince 40.000 ve 1945 yılında 16.000 kişi göç etmiştir.
Bugün Romanya'da Anadolu Türkü, Kırım, Nogay ve Gagavuz Türkü olmak üzere 95.000 Türk bulunmaktadır. Bulgaristan'daki 3 milyon Türk ülke nüfusunun %30'unu oluşturmaktadır. Yunanistan'daki Batı Trakya'da 200.000    Türk bulunmaktadır.
 
Makedonya'da 77.000 Türk bulunmakta ve nüfusun %4'ünü teşkil etmektedir. Buna mukabil balkın %30'u Müslüman'dır. Bosna-Hersek'te etnik yapı Sırp, Boşnak ve Hırvatlardan meydana gelmektedir. Osmanlı'nın bu Önemli bölgesinde Türk yok denecek kadar azdır. Ancak balkan %40'ı Müslüman'dır. Arnavutluk'taki balkın %70'i Müslüman Arnavut'tur ve bunların da %30'u Bektaşi'dir. Ancak Türk azınlık yok denecek kadar azdır. Kosova ve Sancak'ta ise 250.000 Müslüman yaşamasına karşılık 80.000 Türk bulunmaktadır. Balkanlardan 1923-1958 yıllarında Türkiye'ye göç tekillerin sayısı 1.163.639'dur. Bu sayıya sadece 1968 ve 1989 yularında Bulgaristan'dan yapılan iki gocun eklenmesi gerekmektedir. 1968 yılında dağılan aileleri bir araya getirmek amacıyla iki ülke arasında bir protokol imzalanmış ve 130.000 Türk Türkiye'ye gelmiştir. 1989 Yılında yeni bir kriz çıkmış ve Bulgaristan 350.000 Türkü sınır dışı ederek Türkiye'ye göndermiştir. Komünist rejimin devrilmesinden sonra ilişkiler yeniden düzelince Bulgaristan Türkleri kazanılmış emeklilik ve sosyal haklarını kaybetmemek, geride bıraktıkları malların yağmalanmasını önlemek, çocuklarım ve aile fertlerini Türkiye'ye getirememek, iş ve ev bulamamak nedenleriyle tekrar Bulgaristan'a dönmüştür. Türkiye'de bu göç, sonucu yaklaşık 100.000 Türk kalmıştır. Bu durumda 1923 yılından beri Türkiye ye gelip yerleşen Balkan kökenlilerin sayısı 1.443.639'dur. Bunların da büyük çoğunluğunun anadilinin Türkçe olmasına karsın az bir kısmının anadilleri ise Balkanlar'daki halkları dillerindendir.

Osmanlı döneminde Anadolu'dan Balkanlar'a gönderilenlerin çok büyük çoğunluğu kırsal kökenli Türkmenlerdir. Bunların az bir kısmı Balkanlar'daki kentlere yerleştirilmiştir. Bu Türkmenler bulundukları cebirlerde azınlık olduklarından o devirlerde konuşulan dilleri öğrenmek zorunda kalmışlar, bir ölçüde asimile olmuşlardır. Bunun sonucunda, anadilleri bulundukları ülkenin dili, Türkçe ikinci dilleri olmuştur. Bu durum sosyoloji biliminin doğal kuralları gereğidir. Örneğin, bugün Suriye'nin kuzeyinde yaşayan Türklerin de anadilleri Arapça, ikinci dilleri Türkçedir.

Balkanlar'a yerleşen Türkler Osmanlı idari yapısı nedeniyle büyük çoğunlukla kırsal kesimde iskan edilmişlerdir. Zeamet ve tımar sahipleri kendilerine verilen topraklar karşılığında Osmanlı ordusunun vurucu gücünü ve çoğunluğunu oluşturan tımarlı sipahileri kırsal kesimde yetiştirmişlerdir. Bu nedenle Balkanlar'a göç eden ve büyük çoğunluğu kırsal kesime yerleştirilen Türkler kendi kimliklerini ve kültürlerini Türkiye ye göç edene kadar yaşatmışlardır.

Ancak Balkan ülkelerinden göç ederek en öz be öz evlatlarımıza da Türkiye'de bilinçsiz olarak Pomak, Boşnak, Arnavut, vb. sıfatlar takılmıştır. Samsun'dan Artvin'e kadar olan bölgelerde yaşayan her Karadenizliye Laz, Adana ve Hatay’da yaşayan her insana "Arap uşağı, bütün Doğu ve Güneydoğuluya "Kürt" denmesi gibi. Bu durum aslında tarih bilmemden yoksunluğun ifadesinden başka bir şey değildir.

Sonuç olarak; Türkiye'ye göçen Balkan kökenli halkımızın çok büyük çoğunluğu Anadolu’nun her tararından gidip Balkanlar'a yerleşen, çoğunluğu Karamanoğlu ve Aydınoğlu Türkmenleri olan insanlarımızdır, Yani bunlar öz ve öz Evlad-ı Fatihan, fatihlerin torunlarıdır.

C) MALKARA TARİHİ

Malkara ilçesi, Ülkemizin, Trakya bölgesinde yer almaktadır. Trakya bökesine adım veren kavim Tırak (Trak)'lardır. Kaynaklar, Traklardan pek söz etmemektedir. Ancak son zamanlarda bu konuda yapılan araştırmalarda bunun köyle olmadıkı anlaşılmıştır. Thraklar MÖ V. yüzyılda Kralları Adela zamanında Odrys adıyla anılırlar.

Bunların, Yunanlılara ve Romalılara paralı askerlik yaptıkları bilinmektedir. Dünyanın ilk isyanı Roma'da gerçekleştiren (M.0.90) Spartacüs (Spartaküs) Kırklarelili bir Thraktır.

1980 yıllarda Bulgaristan da (Haskova'da) İngiliz araştırmacı James MELLART'ın yaptığı kazılar, 1988'de Tekirdağ Naip köyündeki kazılarda çıkan eserler, Thrakların söylenenlerin aksine, zengin bir kültüre sahip olduğunu kanıtlamıştır.

Malkara'nın kumlusuna gelince; kaynaklar Pers kralı Kserkes (Kayhüsrev) zamanında Yunan şehirleri ile yapılan savaşlar (Pers savaşları) sırasında, Malkara'ya çok yakın olan Gürgen Bayın denilen yerde bir kalenin yapıldığı söylenmektedir. Bu kale civarında birçok yılan bulunduğundan, bu kaleye Farsça

Margar veya Margaar adı verilmiştir. Farsça'da mar yılan, gar veya gaar’da in-mağara anlamına geldiğine göre Malkara SÖZÜ, yılanlı mağara veya yılanlı kale anlamına gelmektedir.

Bir söylentiye göre, Makedonya Kralı Büyük İskender (MÖ. 356-323) Trakya'da otuz yıldan fazla kalan Persleri (İranlıları) Trakya'dan uzaklaştırınca, Malkara'da (Malkar'da) Sazan, Malgar ve Kumardaç isimli üç komutanı, edek güçlerin başına bırakmıştır. Kumardaç isimli komutan da bir kale yaptırmıştır (Halen oraya Kumardaş Tepe denilmektedir). Sazan adlı Komutan da yine bir kale yaptırmıştır (Bugün Sazan çiftliği denilen yerde). Bu kaleler dana sonra Romalıların eline geçmiştir. Bizanslılar dönemine kadar savunma amacıyla kullanılmışlardır.

Osmanlılar Rumeli'ye geçtiklerinde, Malkara, surları ile ünlü geniş yerleşim alanı idi. Bu sırada şehrin adı Megalora-Megalhora (Büyükköy), Melagoro (Ulular ulusu) diye anılmaktadır. Bilindiği gibi, Osmanlıların Rumeli'ye geçişi Sırplara karşı Bizans'a yardım amacıyladır. Dana sonra, Gelibolu - Çinpe Kalesinin Osmanlılara Bizanslılar tarafından verilmesiyle,   burayı bir  üs  olarak  kullanan Osmanlılar, tetik (ele geçirme) amacıyla, Gazi Süleyman Paşa'nın emrindeki güçlerle Rumeli'ye geçirmişlerdir.(1353- 1356). Bu sırada Hacı İlbey, Lala Şahin, Balaban Bey, Küçükhıdır Bey, Evrenbey, Hacısungur Bey, Müstecep Bey ünlü komutanlar öncülüğünde Tekirdağ, Vize, Keşan, İpsala ve Çorlu şehri hızlı bir şekilde alınmıştır. Bazı kaynaklar bu arada Malkara'nın da alındığını yazmaktadırlar. Ancak, Malkara ve Hayrabolu'nun Gazi Süleyman Paşa ölümünden bir kaç yıl önce alındığı akla daha yatkındır. Süleyman Paşa bir av sırasında (Bolayır ile Seydikavak arasında) kaza ile ölmüştür.
(1359). Tahtın varisi olan bu şehzadenin ölmesi üzerine yerine kardeşi I. Murat geçmiştir. 1360'Iı yılların başında Bizanslıların saldırılar sonucunda, Trakya da Osmanlıların elinde bulunan bir çok yer gibi Malkara'da elden çıkmıştır. Ancak 1. Murat, bölgede duruma bakim olunca, dana önce elden çıkan yerler, Malkara'da dahil Osmanlıların eline geçti. Bu duruma göre Malkara’nın, Osmanlılara geçtiği son ve kesin tarih 1363'tür. Malkara'yı fetih eden Komutanın da Hacı İlbey olduğu bilinmektedir. Bugün Trakya'da birçok yerde Mezarı ve Hacı İlbey adına yapılmış okullar bulunmaktadır.

Malkara'nın kesin olarak Osmanlılara geçmesinden sonra, Osmanlının is (yerleştirme) politikasına uygun olarak Anadolu’dan getirtilen Yörükler, Malkara ve civarına yerleştirilmişlerdir. Bu arada, Ankara ve Çakırı dolaylarından getirtilen bazı ahi gruplar da Malkara ya yerleştirilmişlerdir. (Ahievren köyünün adı da bu olaydan gelmektedir.) 1. Murat'ın ahiliğe karşı büyük bir sevgisi olduğundan (kendisi de bir ahi'dir.), Malkara'ya getirtilen Yörükler arası ahilik oldukça yaygındır. Malkara ve civarına yerleştirilen Yörüklerin büyük bölümünün 1. Mehmet (Çelebi) döneminde "1402-1421" Saruhan Beyliğinin Yörükleri olduğu bilinmektedir. Bunlar; Konya, Aydın ve Muğla çevrelerinden getirtilerek yerleştirilmişlerdir.

Başlarında da ünlü Paşayiğit (Keşan'ın Paşayiğit kasabası onun adını taşır) bulunmaktaydı.

İstanbul'un Türkler tararından alınmasından sonra, Malkara'nın Balkanlara yapılacak sererler sırasında önem kazandığı görülür. Latin döneminde Malkara, daha sonraları Evlad-ı Fatihan adıyla anılan akıncıların merkezi olacaktır.

Paşayiğit’in soyundan Turhan Bey (Malkara'nın Hacıevhat Mahallesinin ondan fazla sokağı   onun   adını   taşır), yaşadığı dönem içinde Malkara'nın gelişmesini sağlamış, bu dönem de Malkara oldukça gelişmiştir. Zira, akıncı birliklerinin tüm ihtiyaçları buralarda karşılanmaktadır. "Bugün Malkara civarında Boyacılar, Enserciler, ekmekçiler, Yaylagöne gibi isimler bu dönemin izlerini taşır. Akıncı birlikleri için lazım olan her şey buralarda hazırlanıyordu." Turhan Beyin oğulları Atina fatihi Ahmet (ki burada Ölmüştür) ve kardeşi Ömer Bey (Türbesi, Malkara'da adıyla anılan caminin avlusundadır. Klasik Osmanlı üslubunu taşıyan yapı, sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir.) Fatih döneminde önemli bir akıncı Beyidir. Kaynaklarda rastlandığı kadarı ile gözü pek bir komutan olan Ömer Bey, Fatih'in emriyle 1465'ler de Venedik'e 70 km. kadar yakın olan İzanco ırmağına kadar, 1470'lerde Romanya'ya Pleoşti (Bükreş yakınları)'ye kadar uzanan maceralı akınlar yapmıştır. Fatih'in isteği ile 1473 Otlukbeli savaşına katılmış, uzun Hasan'ı İran içlerine kadar kovalamış ve sırada esir düşmüştür. Fatih, bu değerli adamını, bir çok İranlı esiri vererek geri almıştır. Bundan sonra Ömer Bey'in gözden düştüğü ve Malkara'da öldüğü bilinmektedir.(l488)

Yükselme döneminde Edirne-Belgrat önem kazanınca Malkara eski önemini yitirir gibi görünür. Ancak bu sırada, ünlü devlet adamlarının ve komutanlarının sürgün yeri olarak önemini devam ettirir.

Bilinen Sürgünlerin Başlıcaları Şunlardır:

Hadım Süleyman Paşa; Ölümü 1548. Mısır Valisi iken Hint Denizi sererinde başarısız olunca Malkara'ya sürülmüştür.

Koca Sinan Paşa; Ölümü 1596. Ünlü Osmanlı Vezir-i Azamıdır. 1580'de Malkara'ya sürgün olarak gönderilmiş, 4 yıl burada yaşamıştır. Bugünkü Sinanpaşa mera'sı onun adından gelir.

Sofu Mehmet Paşa; Ölümü 1469" Sadrazamlıktan azledilince Malkara'ya sürgüm edilir. Bugünkü şadırvanın olduğu yerde boğularak öldürülür.

Hüsrev Mehmet Paşa; 1756 Tekirdağ doğumludur. 16 3l'de Malkara'ya sürgün edilmiştir.

Melek Ahmet Paşa ; 1651'de Malkara'ya sürgün edilmiştir.

Boynu Eğri Mehmet Paşa ; İ656'da Malkara'ya sürgün edilmiştir.

Hacı Evhat ; 1524'lerde Kanuni'nin özel öğretmenliğini yapan bu bilgin, onu çekemeyenlerce Malkara'ya sürgün gönderilmiştir. Malkara'nın en büyük mahallelerinden biri bu zatın adım taşır, ilginç Vakıflar kuran Hacı Evhat, hayırsever kişiliği ile Malkaralının gönlünde taht kurmuş, anısı ölümsüzleştirilmiştir.

Bedri Mustafa Paşa; 1689'da Malkara'ya sürgün edilmiştir. Aslen Malkara doğumludur. Devlet kademesinde birçok önemli görevlerde bulunmuş, Osmanlı tarikinde ilk defa içkiye vergi koymuştur. Avusturya ile devam eden savaş sırasında Macaristan Serdarı Arap Recep Paşa yenilince ulema sınıfı Mustafa Paşanın aleyhine dönmüştür. 2. Süleyman Sadrazamlığa Fazıl Mustafa Paşa’yı getirince Bedri Mustafa bu görevden alınarak Malkara’ ya sürgün edilmiştir.

Büyük gezgin Evliya ÇELEBİ, hemen, Demen bütün Osmanlı İmparatorluğu'nu dolaşmış ve Malkara'yı da görmüştür. Malkara'nın 1.150 haneden oluştuğunu, evlerinin kiremit örtülü, bakımlı bir şehir olduğunu Seyahatnamesinde belirtir. Ayrıca, şunları da ilave eder; "Gezdiğim yerlerden farklı bir yer Kömürhisar (Korudağı -Malkara). Çünkü burada büyükler gibi çocuklar da çalışıyor. Balı ve Kaşkavalı (Kaşar Peyniri) ünlü olan bu yerin Tabakhaneleri (Deri İmalathanesi) de pek ünlüdür. Bu tabakhaneler de derinin sepilenmesi için, köpek pisliği gereklidir. Sabah erkenden, eline bir sepet ve maşa alan her çocuk, sokaklarda köpek pisliği toplar. Doğru tabakhaneye götürür, böylece para kazanır. Ben bu işe şaştım." Malkara'nın, Selanik'ten İstanbul'a giden eski yol üzerinde olması,  konaklama yönünden önemli bir merkez olmasını sağlamıştır.
Malkara, 1828 Osmanlı - Rus savaşı sırasında, Türklerin elinde ilk defa işgale uğramıştır. 1878 Osmanlı - Rus savaşında da (93 harbi) Tekirdağ işgal edilince, Malkara'da önemli göçlere sahne olmuştur. Malkara, tarihinin en kötü günlerini Balkan savaşı sırasında yaşamıştır. 9 Kasım 1912'de Bulgarlar tarafından işgal edilmiştir. Yerli Bulgar ve Rumlarında işbirliği ile 500'deu fazla kadın, erkek ve çocuk şehit edilmiştir.
Katledilen insanlar, toplu olarak gömülmüşlerdir. Şehitlik denilen bu yerde, bu şehitlerin anısına güzel bir anıt dikilmiştir, işgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.

14 Temmuz 1913'te Mustafa ve Enver Paşanın birlikleri tarafından şehir harabe halinde kurtarılmıştır. Malkara son kez, 1. Dünya Savaşı sonunda 20  Temmuz 1920'de   Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir, işgal yıllarında çok kötü günler yaşayan Malkara, 11 Ekim 1922'de sağlanan ateşkes uyarınca 14 Kasım 1922 tarihinde Yunanlıların şehri boşaltmasıyla kurtulmuş ve özgürlüğüne kavuşmuştur.

2. Dünya Savaşı yıllarında da (1040-1941), Trakya'da ki diğer kasabalar halkı gibi, buradakiler de işini, gücünü, yerini terk göç ederek Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmış, her türlü maddi, manevi sıkıntılara ve acılara uğramışlardır. 2. Dünya savaşı sırasında Türkiye'ye sığınan Yunanlıları da savaş süresince beslemiştir.
Malkara, tüm bu işgallerin yanında birde ayaklanmaya gabi! olmuştur. III. Selim zamanında Nizamı Cedit’in kuruluşu günlerinde bu yenilik hareketini çekemeyen Yeniçeriler, Malkara'nın Ballı köyünde ayaklanmışlardır. Nizamı Cedit kuvvetlerince bastırılmıştır.

Malkara'nın Kurutuluşundan Bugüne Kadar Geçen Zaman içerisindeki isimleri MALKARA'nın adı zamanla bir çok değişikliklere uğramıştır.

Şöyle ki:
1. İranlı'lar zamanında MARGAR-MARGAAR,
2. Bizanslılar zamanında MEGALO HORA,
3. Osmanlılar zamanında, önceleri bir süre MEGALO GORO ve MIGALGARA,
4. Sonraları, denizden uzaklığı ve denizden gelen inallarla irtibatı bulunmaması sebepleriyle kara malı anlamına gelen MAL-KARA, (ayrı iki cümle)
5.  Daha sonraları, Arap dilinin genişlemesi ve etkisi altında kalınması yüzünden MAALGARA'ya dönüşmüştür.
6- Bugün ise MALKARA'dır. Trakların, Trakya’nın ilk sakinleri olmalarına rağmen, bunlar zamanında Malkara'nın nüvesini teşkil eden bir karanın veya meskun bir yerin mevcut olduğuna ve bir isim taşıdığına dair bilgilere rastlanmamaktadır. Diğer taraftan, Sırplar tarafından kurulduğu zannı da bir tahminden ileri gidememektedir. Çünkü böyle olsaydı yabancı bir isimle anılması gerekirdi. Bu da mevcut değildir. Böyle olunca Malkara’nın nüvesi olan ilk kal'anın Farsça MARGAR, MARGAAR (Yılanlı mağara, Yılan Mağarası ) adını almış olması banisinin Keyhüsrev’in ordularındaki Türkler olduğuna açık ve kuvvetli delil sayılabilir.
Bir tarafta, inşa tarihi hakkında bilgi bulunmamakla beraber, bu bölgenin geçirdiği tarihi şamalara göz atınca dört - beş bin, belki de daha fazla bir geçmişe sahip olduğunu kabul etmek hiçte yanlış olmaz.

D) MALKARA'DA TARİHİ VE EDEBİ KİŞİLİKLER

Şair Nev'i : Asıl adı Yahya olan Şair 1533 yılında Malkara'da doğdu. Babası Halveti Şeyhlerinden Pir Ali, Malkara'da Turnan Bey camisi imamı ve sıbyan mektebinde hocaydı, grenimi babasının yanında yaptı; İstanbul da medresede okudu (1550-1566) Ahaveyn adıyla anılan Ahmet ve Mehmet kardeşlerin öğrencisi oldu. Tasavvufla ilgilenerek Sarhoş Balı, Kurt Mehmet ve Şeyh Çaban efendilere bağlandı, ilticası Mehmet Efendi ile kirlikte bir şiire Edirne de bulundu (1558-1663).

Gelibolu'da müderrisliğe başladı (1566). İstanbul'du Şah kulu. Murat Paşa, Caferağa, Mihrimah. Çınarlı medreselerinde ders okuttu (1572-1690). Bağdat kadılığına atandıysa da yola çıkmak üzereyken III. Murat'ın şehzadelerinin hocalığıyla görevlendirildi. III. Mehmet, babasının ölümü üzerine tahta geçerek 19 kardeşini idam ettirince (1595), kardeşlerinden Şehzade Mustafa, Beyazıt, Osman ve Abdullah'ın hocası olan Nev'i'yi de emekliye ayırdı. 24 Haziran 1599 yılında vefat etti.
 
Nev'inin en büyük eseri Divan-ı dır. Üç dilde otuza yakın eser vermiştir. Şair kişiliği yanında zamanının tanınmış hilallileri arasında da yer almıştır. Aşk konusunu duygulu, içtenlikli anlatımla işleyen gazelleri de vardır. Kasidelerinin özellikle girizgâhları, taşıdığı sanat değeri bakımından beğenilmiştir. Oğlu şair Alayı tefsir, kelam, tasavvur, akait, fıkıh, mantık gibi konularda 30'u aşkın yapıtı olduğunu belirtmişse de bunlardan pek azı günümüze kalmıştır. Divan-ı (yeni harflerle basım. 1977) dışındaki yapıtlarının başlıcaları manzum, Kırk Hadis Çevirisi, tasavvufa aşkı konu edinen Hasbıhal Mesnevisi; din, tarih, bilim konularıyla ilgili bir ansiklopedi olan Ne tayic ül-lünun ve mehasül-mütım: Fu sus ül-hıham çevirisi Risale-ı Nevayı Uşşak, Risale-ı mantık, Hace-ı Cihanın münseatinüdan tercümelerdir.

Hacı İlbey :
Mağara'yı fetheden Hacı İlbey (Hacı İlbey), Osmanlı    Devleti'nin    Rumeli'de
yayılmasında büyük rol oynamış, ve Sırpsındığı zaferini kazanmış olan ünlü Türk komutanıdır. Hacı İlbey 1305 yılında Balık esirde do Babası Karesi beylerindendi. Karesi hükümdarı Dursun Bey'in veziri iken Karesi Osmanlılara ilhak edilince Gazi Evrenos Bey, Ece Yakup ve Gazi Fazıl Beylerle beraber Osmanlılara ilhak edilince Gazi Evrenos Bey, Ece Yakup ve Gazi Fazıl Beylerle beraber Osmanlıların hizmetine girdi. Karesi Beyliğine getirilen Orhan Beyin oğlu Süleyman Paşa ile birlikte Gelibolu yarımadasına çıkarak Rumeli'nin fethine katıldı. Fethin başlangıcından Konurhisar'ın zapt edilmesiyle oranın muhafızı oldu. Burasını üs edinerek Malkara ve İpsala'yı aldı. Hayrabolu ve Çorlu taraflarına akınlar düzenleyerek Lüleburgaz (Kuleli Burgaz)'ı ele geçirdi.
Gazı Süleyman Paşa’nın bir av sırasında atından düşerek ölümü üzerine Rumeli Beylerbeyi olan Lala Sabin Paşa'nın maiyetinde fetihlere devam etti. Sırasıyla Dimetoka, İskeçe, Kavala, Drama, Yenice, Dedeağaç ve Serez şehirleri önemli rol oynadı.

Osmanlıların Balkanlarda baş döndürücü bir hızla fetihlerde bulunduklarını gören Bizans ve Avrupa devletleri telaşa kapıldılar. Macar, Bulgar, Sırp ve ulaklardan oluşan 60.000 kişilik haçlı ordusu Sofya ovasında toplandı.
Bu durum Edirne'de bulunan Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşa'yı telaşa düşürdü. Durumu Bursa'da bulunan I. Murat'a bildirdi ve acele yardım istedi. I. Murat'ın yardım için gönderdiği ordular Venedikliler Çanakkale Boğazını kapattıklarından Avrupa yakasına geçemedi. Hacı İlbey Lala Şahin Paşa'nın heyecanını teskin ederek 10.000 kişilik kuvvetiyle Haçlıları karşılamak üzere ayrıldı. Geceleri hareket ederek haçlı ordusunu izledi. Haçlılar Filibe’den ayrılarak Meriç nehri civarında karargah kurdular.

Hacı İlbey o gece askerlerini taarruza hazırladı. Gün doğumuna iki saat kala mehter takımına gürültülü hır hava çaldırdı. Davul, kös ve zurna sesleri gecenin karanlığını yırtarcasına ovayı inletti. Hacı İlbey komutasındaki akıncılar, çeşitli yönlerden şiddetli bir baskın yaptı. Osmanlı Ordusunun geldiğini sanan haçlılar darmadağın oldular. Akıncılar kılıçlarından kurtulabilenler Meriç nehrinde boğuldular. Macar Kralı canın zor kurtardı. 1363 yılında kazanılan bu zafer, Osmanlı tarihinde Sırpsındığı, savaşı tarihlerde ise Meriç veya Çirmen muharebesi olarak yer aldı.

Ancak, düşmanın ezici çokluğu dolayısıyla Padişahtan yardım istemesi ve bu arada maiyetindeki bir komutanın, onbin kişilik kuvvetiyle altmışbin kişilik haçlı ordusunu hezimete uğratması, Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin Paşa'yı küçük duruma düşürdü. Eşsiz bir kahraman ve komutan olan Hacı İlbey’i bir vesile bulup 1364 yılında zehirletti. Efsanevi kimliği ile Rumeli'nin fethinde en önemli rolü oynayan Hacı İlbey, askeri bir deha ve cesur bir komutandı.

Gazi Ömer Bey :
Dedesi Paşa Yiğit, Saruhan (Aydın) TürkmenIeri’nin bir kolu olan ve Danişment Oğulları diye anılan göçebe Türkmenlerdendir. Türkmenler, Osmanlıların Rumeli'ye geçişlerinde zapt ettikleri yerlere, Anadolu'dan getirtilip yerleştirilmiş topluluklardır. Paşa Yiğit de, oğlu Turhan ve torunu Ömer Beyle Malkara çevresine yerleşmiş veya yerleştirilmiştir. Akıncı beylerinden olan bu kimsenin adı, bu gün linyit kömürleri ile tanınan Paşayiğit köyüne verilmiştir.

Ömer Bey, Fatih zamanında yaşamış, babası Turhan Bey'in yanında yetişmiş, savaş    meydanlarında sayısız kahramanlıklar göstermiş gözü pek bir kumandandı.

Yunanistan ve Mora işlerindeki vukufu ile yalnız bu havalide değil, Eflak ve Bosna da Uzun Hasan’ın ve Memlüklerin karşısında babasına layık bir evlat olduğunu göstermiştir.

O'nu, önce Fatih’le Mora'da görüyoruz. Moralılar, dört yıl önce Turhan Beyin emir ve nasihatlerini unutarak tekrar mücadeleye başlamışlardı. Mora işini kökünden halletmek isteyen Fatih, 1458 de Mora’ya bir sefer hazırlamıştır.

Sonunda Kuzey Mora'yı Osmanlı topraklarına katmış, idaresini de önemli hizmetleri görülen Ömer Bey'e tevdi etmiştir. Şehirlere yeniçeriler konulmuş, geriye kalan yerler vergiye bağlanmıştır. Fatih; Atina'yı da almak istemiş, bu görevi de Ömer Bey'e vermiştir. Ömer Bey, Prens Franko'ya padişahın kendisine Tep ve Boti valiliğini vereceğini bildirip, bu kimseyi razı etmiş, bu kurnazca hareketi ile Atina'yı kan dökmeden zapt etmiştir.
Eski    Yunan    medeniyetinin merkezi olan bu tarihi şehirde. Türk atlarının nalları şakırdamış, Onun zeka ve nüfuzu sayesinde 1829 tarihine kadar şanlı bayrağımız Akropal'da dalgalanmıştır.

Fatih, Ömer Bey'in bu kansız başarısından çok memnun kalmış, Atina'yı görmeye gelmiştir. Akropol'a çıkarak Partenon'u incelemiş, gözlerini ufuklarda gezdirerek Pire Limanı ile çevrili Atina şehrini seyretmiştir. Çok hoşlanan Fatih yanındakilere dönerek “Din ve Devlet böyle bir yerin zaptından dolayı Turhan'ın oğluna nasıl müteşekkir olmasın” diyerek, iltifatta bulunmuştur. Tarihimizin kahramanları arasına giren Ömer Bey'i, Fatih bundan sonra yanından ayırmamıştır.

Ömer Bey, 1462 de Eflak, 1463 te Bosna seferlerine katılmıştır. Eflak'ta susuz bir bölgeye düşen ve düşmanın saldırısına uğrayan Mahmut adlı kumandanın idaresindeki kuvvetlerimiz, O'nun azim ve cesareti sayesinde kendisini toparlayarak düşmanı ezmiş, amansız akınları ile Eflak'lılara göz açtırmamıştır.

Tarihimizde Kazıklı Voyvoda diye geçen, Macarların Şeytan, Eflaklıların Cellat dedikleri bu zalimi günlerce kovalamış, mızraklara takılmış 2000 düşman başı ile ordugaha dönmüş, bu hizmeti ile Tasalya Beyliğini kazanmıştır. Bosna'nın zaptında da büyük faydaları görülmüş, düşmanı kovalarken Verbas nehrini yüzerek geçmek suretiyle orduya örnek ve cesaret timsali olmuştur.

Venediklilerin Germe hisarını yapıp içerisine 200 topçu, bir çok zırhlı ve tüfekli asker yerleştirdiğini öğrenince, süratle miraya yetişerek, Venediklilere ait Lepant havalisini işgal etmiş, sonra Germe hisarı önüne gelmiştir. Bu gelişi hisardakileri çok korkutmuştur. Keşfe çıktığında hisara 300 adım kala, hisardan atılan güllelerle, yanında bulunan iki subay şehit olmuştur. Sonradan sadrazam Mahmut Paşanın kuvvetleri gelince, Germe hisarındaki düşman, Türk saldırısı sonunda bir kar yığını gibi erimiş ve hisar zapt edilmiştir.

Ömer Bey, 20.000 akıncı ile Modan havalisinin altını üstüne getirmiş, eline geçirdiği 500 esiri Fatih’e göndermiştir. Venedikliler Mora' da da perişan edilmiş ve yarım ada tekrar idaremiz altına girmiştir.

1473'te Otlukbeli savaşına katılmış, Murat paşanın tedbirsizliği yüzünden Uzun Hasan'a esir düşmüştür. Fatih, Barburt’a sürgün edilen bu çok sevdiği kumandanın bir çok esir karşılığında serbest bıraktırmıştır.

Ömer Bey, son olarak 1485'te Sadrazam Ali Paşa kumandasındaki kuvvetlerle Osmanlı-Mısır savaşına katılmıştır. Çok çetin olan bu savaşta, Osmanlı'ları sevmeyen Karaman ve Anadolu askerleri savaştan kaçınca, Ali başa ile Ömer Bey'in Rumen askerleri ile savaşa devam edilmiştir. Ömer Bey, sadık, cesur ve mert bir kumandan olduğunu bu savaşta da göstermiştir. Dehşetli bir saldırıya uğrayan kumandan Ali Paşayı canla başla korumuştur. İki taraf büyük zayiat vermiş, savaş meydanı cesetlerle dolmuştur.  Akşama doğru bitap düşen iki taraf çarpışmayı durdurmuştur. Ömer Bey'in kahramanlığı, Osmanlıları ağır bir yenilgiden kurtarmış, ordumuz Toroa'lara çekilmiştir. Padişah 2. Beyazıt, kaçan kumandanları ağır şekilde cezalandırmıştır.

Sicil-i Osmani sahibi Süreyya Bey, Ömer Bey'in bu savaşta kaybolduğunu yazmaktadır. Halbuki, türbesinin ve hicri 900 tarihli vakfiyesinin olması bunu yalanlamaktadır.

Ömer Bey'in, Fatih ile birlikte 1473 yılından Otlukbeli savaşma iştirak ettiği kayıtlarda mevcuttur. Hayat hikayesinden anlaşıldığına göre Ömer Bey, çok cesur bir kumandandır. O'na Fatihin sağ kolu denilebilir.
Ömer Bey, Malkara'da bir camii (Çarşı camii), bir mescit, bir tekke, Edirne’de bir mescit, Başlı köyünde bir tekke yaptırmıştır. Dimetoka ve Malkara'da bulunan bir değirmen, bir dükkan, bina ve arazi ile Yenişehir ve Tırnova'nın cizyelerini vakfetmiştir.

Ömer Beyin 900 hicri tarihli vakfiyesi olduğuna göre, vefat ettiği tarihin 809 değil de 908 olması daha uygundur. Çünkü Ömer Beyin Fatihle birlikte Otlukbeli (1473) savaşına iştirak ettiği kayıtlarda malumdur.

Yazıcıoğlu Mehmet ve Ahmet BİCAN :

Tarihi Yazıcızade sülalesinden olup hattatlık, dini ve bilimsel eserleri ile tanınan bu kardeşler Malkara'da Kadıköy’de doğmuşlardır. Her ikisi de Osmanlı entelektüel sufî tipinin ilk temsilcilerindendir. Aynı zamanda Hacı Bayram Veli'nin de müritlerindendir. 15. asrın ünlü mutasavvıflarından olan bu iki kardeş II. Murat ve Fatih döneminde yaşamışlardır.

Osmanlı döneminde yazılan Muhammediyeler, mevlitler kadar yaygındır. Divan edebiyatının Mevlit gibi bestelenerek okunan eserlerindendir. Bunların içinde ilki ve en ünlüsü Yazıcıoğlu Mehmet tarafından 1449 yılında yazılanıdır. Yazıcıoğlu Mehmet, ünlü Muhammediyesi Megaribü'z Zaman adlı eserini Arapça yazmıştır. Kardeşi Ahmet BİCAN ise bu eseri Envârü'l Aşıkîn adı  ile Türkçe'ye çevirmiştir.  Yazıcıoğlu Mehmet, Hacı Bayram Veli’den ders almış, halifelerinden olmuş ve 1451 yılında Gelibolu'da vefat etmiştir.

Ahmet    BİCAN    ise    hayatını   büyük    ölçüde Riyaziyatla   geçirmiş ve çok zayıf  düşmüştür.   Bu nedenle kendisine cansız anlamına gelen   "BİCAN" lakabı verilmiştir. Revh-ül-ervah (Ruhların Rahatlığı), Acayip-Ül-Mahlûka (Acayip     Yaratıklar), Dür-ül-Meknun (Dizilmiş inciler) adlı eserlerini vermiş ve 1404 yılında vefat etmiştir.

İrfan DOĞRUSÖZ (Bestekâr-Sanatçı) :

1927 yılında Tekirdağ'ın Malkara İlçesinde doğdu. Babası merhum Muhlis Bey'in teşviki ile ortaokul yıllarında müzik çalışmalarına taşladı. Futbol merakı ile Vefa Spor Kulübü Genç Takımı'nda üniversite bayatına kadar futbolculuk, yaptı. Annesi merhum Aliye DOĞRUSÖZ'dür.

İstanbul Belediye Konservatuarı öğrenciliğinden sonra ileri Türk Musikisi Konservatuarı’nda eğitim görüp, Laika KARABEY’den uzun dönem ders aldı. 1950 yılında İstanbul Radyosu’nda ses sanatçısı odlu. 1955 yılında İstanbul Tıp Fakültesini bilirdi ve 1961 yılında iç Hastalıkları Uzmanı oldu. 1967 Yılında Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu kurucu başkanı oldu.

Musiki öğrenimi boyunca Tanburi Dürrü TURAN, Ekrem KARADENİZ, Şefik KARADENİZ, Şefik GÜRMERİÇ'TEN ders almış, Münir Nurettin SELÇUK, Refik ERSAN, Cevdet ÇAĞLA ve Emin ONGAN hocalardan ilgi görmüş, Türk Musikisinin en değerli Seri ve yöneticisi merhum Mesut Cemil Bey’in korosunda çalışmıştır.

Hayatı boyunca 80 kadar şarkı, saz eserleri, çok sesli Türk Musikisi denemeleri, marşları ve besteleri vardır. En ünlü eserleri arasında “Ayin-i Şerif” ve “Müzikal Hikaye” vardır.

Amerika’daki eğitimi sırasında eşi Hülya Hanımla yaptığı evlilikten, Bilgehan ve Batuhan adında iki erkek evladı olmuştur. 29  Haziran 2003 tarihinde hayata veda etmiştir.

Tarihi

Malkara ilçesi, Ülkemizin, Trakya bölgesinde yer almaktadır. Trakya bölgesine adını veren kavim Thrak (Trak)'lardır. Kaynaklar, Thraklardan pek söz etmemektedir. Ancak son zamanlarda bu konuda yapılan araştırmalarda bunun böyle olmadığı anlaşılmıştır. Thraklar M.Ö. V. yüzyılda Kralları Adela zamanında Odrys adıyla anılırlar.

Bunların, Yunanlılara ve Romalılara paralı askerlik yaptıkları bilinmektedir. Dünyanın ilk isyanını Roma'da gerçekleştiren (M.0.90) Spartacüs (Spartaküs) Kırklarelili bir Thraktır.

1980'li yıllarda Bulgaristan da (Haskova 'da) İngiliz araştırmacı James MELLART'ın yaptığı kazılar, 1988'de Tekirdağ Naip köyündeki kazılarda çıkan eserler, Thrakların söylenenlerin aksine, zengin bir kültüre sabip olduğunu kanıtlamıştır.

Malkara'nın kuruluşuna gelince; kaynaklar Pers kralı Kserkes (Kaylıüsrev) zamanında Yunan şehirleri ile yapılan savaşlar (Pers savaşları) sırasında, Malkara'ya çok yakın olan Gürgen Bayırı denilen yerde bir kalenin yapıldığı söylenmektedir. Bu kale civarında birçok yılan bulunduğundan, bu kaleye Farsça Margar veya Margaar adı verilmiştir. Farsça'da mar yılan, gar veya gaar da in-mağara anlamına geldiğine göre Malkara sözü, yılanlı mağara veya yılanlı kale anlamına gelmektedir.

Bir söylentiye göre, Makedonya Kralı Büyük İskender (M:Ö: 356-323) Trakya'da otuz yıldan fazla kalan Persleri (İranlıları) 7 Trakya'dan uzaklaştırılınca, Malkara'da (Malgar'da) Sazan, Malgar ve Kumardar isimli üç komutanı, edek güçlerin başına bırakmıştır. Kumardaş isimli komutan da bir kale yaptırmıştır (Halen oraya Kumardaş Tepe denilmektedir). Sazan adlı Komutan da yine bir kale yaptırmıştır (Bugün Sazan çiftliği denilen yerde). Bu kaleler daha sonra Romalıların eline geçmiştir. Bizanslılar dönemine kadar savunma amacıyla kullanmışlardır.

Osmanlılar Rumeli'ye geçtiklerinde, Malkara, surları ile ünlü geniş yerleşim alanı idi. Bu sırada şehrin adı Megal ora-Megallıora (Büyükköy), Melagoro (Ulular ulusu) diye anılmaktadır. Bilindiği gibi, Osmanlıların Rumeli'ye geçici Sırplara karşı Bizans'a yardım amacıyladır. Daha sonra, Gelibolu - Çinpe Kalesinin Osmanlılara Bizanslılar tarafından verilmesiyle, kurayı kir üs olarak kullanan Osmanlılar, fetih (ele geçirme) amacıyla, Gazi Süleyman Paşa'nın emrindeki güçlerle Rumeli'ye geçmişlerdir. (1353-1356). B u sırada Hacıilbey, Lala Şahin, Balatan Bey, Küçükhıdır Bey, Evrenbey, Hacısungur Bey, Müstecep Bey ünlü komutanlar öncülüğünde Tekirdağ, Vize, Keşan, İpsala ve Çorlu şehri hızlı kir şekilde alınmıştır. Bazı kaynaklar bu arada Malkara'nın da alındığını yazmaktadırlar. Ancak, Malkara ve Hayrabolu'nun Gazi Süleyman Paşa ölümünden bir kaç yıl önce alındığı akla daha yatkındır. Süleyman Paşa bir av sırasında (Bolayır ile Seydikavak arasında) kaza ile ölmüştür (1359)- Tahtın varisi olan bu şehzadenin ölmesi üzerine yerine kardeşi I. Murat geçmiştir. 1360'lı yılların kaşında Bizanslıların saldırılar sonucunda, Trakya'da Osmanlıların elinde bulunan bir çok yer gibi Malkara'da elden çıkmıştır. Ancak 1. Murat, bölgede duruma hakim olunca, daha önce elden çıkan yerler, Malkara'da dahil Osmanlıların eline geçti. Bu duruma göre Malkara'nın, Osmanlılara geçtiği son ve kesin tarih 1363'tür. Malkara'yı fetheden Komutanın da HacıilBey olduğu bilinmektedir. Bugün Trakya'da birçok yerde Mezarı ve Hacı İl Bey adına yapılmış okullar bulunmaktadır.

Resimler Sadece üyeler içindir! Malkara'nın kesin olarak Osmanlılara geçmesinden sonra, Osmanlının is (yerleştirme) politikasına uygun olarak Anadolu'dan getirtilen Yörükler, Malkara ve civarına yerleştirilmişlerdir. Bu arada, Ankara ve Çankırı dolaylarından getirtilen bazı ahi gruplar da Malkara'ya yerleştirilmişlerdir. (Ahievren köyü adı bu olaydan gelmektedir.) 1. Murat'ın ahiliğe karşı büyük bir sevgisi olduğundan (kendisi de bir ahi'dir.), Malkara'ya getirtilen Yörükler arası ahi'lik oldukça yaygındır. Malkara ve civarına yerleştirilen Yürüklerin büyük bölümünün 1. Mehmet (Çelebi) dönemin de "1402- 1421" Saruhanlı Beyliğinin Yörükleri olduğu bilinmektedir. Bunlar ; Konya, Aydın ve Muğla çevrelerinden getirtilerek yerleştirilmişlerdir. Başlarında da ünlü Paşayiğit (Keşan'ın Paşayiğit kasabası onun adını taşır) bulunmaktaydı.

İstanbul'un Türkler tarafından alınmasından sonra, Malkara'nın Balkanlara yapılacak seferler sırasında önem kazandığı görülür. Fatih döneminde Malkara, daha sonraları Evlad-ı Fatihan adıyla anılan akıncıların merkezi olacaktır.

Paşa yiğit'in soyundan Turhan Bey (Malkara'nın Hacıevhat Mahallesinin ondan fazla sokağı onun adını taşır), yaşadığı dönem içinde Malkara'nın gelişmesini sağlamış, bu dönem de Malkara oldukça gelişmiştir. Zira, akıncı birliklerinin tüm ihtiyaçları buralarda karşılanmaktadır. "Bugün Malkara civarında Boyacılar, Enserciler, ekmekçiler, Yaylagöne gibi isimler bu dönemin izlerini taşır. Akıncı birlikleri için lazım olan her şey buralarda hazırlanıyordu." Turhan Bey'in oğulları Atina fatihi Ahmet (ki burada ölmüştür) ve kardeşi Ömer Bey (Türbesi, Malkara'da adıyla anılan caminin avlusundadır. Klasik Osmanlı üslubunu taşıyan yapı, sağlam olarak günümüze kadar gelebilmiştir.) Fatih döneminde önemli bir akıncı Beyidir. Kaynaklarda rastlandığı kadarı ile gözü pek bir komutan olan Ömer Bey, Fatih'in emriyle 1465'ler de Venedik'e 70 km. kadar yakın olan İzanco ırmağına kadar,1470'lerde Romanya'ya Pleoşti (Bükreş yakınları)'ye kadar uzanan maceralı akınlar yapmıştır. Fatih'in isteği ile 1473 Otlukbeli savaşına katılmış, uzun Hasan'ı İran içlerine kadar kovalamış ve orada esir düşmüştür. Fatih, bu değerli adamını, bir çok İranlı esiri vererek geri almıştır. Bundan sonra Ömer Bey'in gözden düştüğü ve Malkara'da öldüğü bilinmektedir. (1488) Yükselme dönenimde Edirne-Belgrat önem kazanınca Malkara eski önemini yitirir gibi görünür. Ancak bu sırada, ünlü devlet adamlarının ve komutanlarının sürgün yeri olarak önemini devam ettirir.

Bilinen sürgünlerin başlıcaları şunlardır:
Hadım Süleyman Paşa; Ölümü 1548. Mısır Valisi iken Hint Denizi seferinde başarısız olunca Malkara'ya sürülmüştür.
Koca Sinan Paşa ; Ölümü 1596. Ünlü Osmanlı Vezir-i Azamidir. 1580'de Malkara'ya sürgün olarak gönderilmiş, 4 yıl burada yaşamıştır. Bugünkü Sinan Paşa mera'sı onun adından gelir.
Sofu Mehmet Paşa; Ölümü 1469- Sadrazamlıktan azledilince Malkara' ya sürgün edilir. Bu günkü şadırvanın olduğu yerde boğularak öldürülür.
Husrev Mehmet Paşa; 1756 Tekirdağ doğumludur. 1763'de Malkara' ya sürgün edilmiştir.
Melek Ahmet Paşa ; 1651'de Malkara'ya sürgün edilmiştir.
Boynu Eğri Mehmet Paşa ; 1656'da Malkara'ya sürgün edilmiştir.
Hacı Evhat ; 1524'lerde Kanuni'nin özel öğretmenliğini yapan bu bilgin, onu çekemeyenlerce Malkara'ya sürgün gönderilmiştir. Malkara'nın en büyük mahallelerinden biri bu zatın adını taşır, ilginç Vakıflar kuran Hacı Evhat, hayırsever kişiliği ile Malkaralıların gönlünde taht kurmuş, anısı ölümsüzleştirilmiştir.
Bedri Mustafa Paşa; 1689'da Malkara' ya sürgün edilmiştir. Aslen Malkara doğumludur. Devlet kademesinde birçok önemli görevlerde bulunmuş, Osmanlı tarihinde ilk defa içkiye vergi koymuştur. Avusturya ile devam eden savaş sırasında Macaristan Serdarı Arap Recep Paşa yenilince ulema sınıfı Mustafa Paşanın aleyhine düşünmüştür. 2.Süleyman Sadrazamlığa Fazıl Mustafa Paşayı getirince Bedri Mustafa bu görevden alınarak Malkara'ya sürgün edilmiştir.

Resimler Sadece üyeler içindir! Büyük gezgin Evliya ÇELEBİ, hemen, hemen bütün Osmanlı İmparatorluğunu dolaşmış ve Malkara'yı da görmüştür. Malkara'nın 1.150 haneden oluştuğunu, evlerinin kiremit örtülü, bakımlı bir şehir olduğunu Seyahatnamesinde belirtir. Ayrıca, şunları da ilave eder; "Gezdiğim yerlerden farklı bir yer Kömürhisar (Korudağı -Malkara). Çünkü burada büyükler gibi çocuklar da çalışıyor. Balı ve Kaşkavalı (Kaşar Peyniri) ünlü olan bu yerin 1 Tabakhaneleri (Deri İmalathanesi) de pek ünlüdür. Bu tabakhaneler de derinin sepilenmesi için, köpek pisliği gereklidir. Sakak erkenden, eline bir sepet ve maşa alan her çocuk, sokaklarda köpek pisliği toplar. Doğru tabakhaneye götürür, böylece para kazanır. Ben bu işe şaştım." Malkara'nın, Selanik'ten İstanbul'a giden eski yol üzerinde olması, konaklama yönünden önemli bir merkez olmasını sağlamıştır.

Resimler Sadece üyeler içindir! Malkara, 1828 Osmanlı - Rus savaşı sırasında, Türklerin elinde ilk defa işgale uğramıştır. 1878 Osmanlı - Rus savaşında da (93 harbi) Tekirdağ işgal edilince, Malkara'da önemli göçlere sahne olmuştur. Malkara , tarihinin en kötü günlerini Balkan savaşı sırasında yaşamıştır. 9 Kasım 1912'de Bulgarlar tarafından işgal edilmiştir. Yerli Bulgar ve Rumların da işbirliği ile 500'den fazla kadın, erkek ve çocuk şehit edilmiştir. Katledilen insanlar, toplu olarak gömülmüşlerdir. Şehitlik denilen bu yerde, bu şehitlerin anısına güzel bir anıt dikilmiştir. İşgal 8,5 ay sürmüş, bu arada şehir yağma edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.

14 Temmuz 1913'te Mustafa ve Enver Paşanın birlikleri tarafından şehir harabe halinde kurtarılmıştır. Malkara son kez, 1. Dünya Savaşı sonun da 20 Temmuz 1920'de Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. İşgal yıllarında çok kötü günler yaşayan Malkara, 11 Ekim 1922'de sağlanan ateşkes uyarınca 14 Kasım 1922 tarihinde Yunanlıların şehri boşaltmasıyla kurtulmuş ve özgürlüğüne kavuşmuştur.

2. Dünya Savaşı yıllarında da (1940-1941), Trakya'da ki diğer kasabalar halkı gibi, buradakiler de işini, gücünü, yerini terk ederek Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmış, türlü maddi, manevi sıkıntılara ve acılara uğramışlardır.

2. Dünya savaşı sırasında Türkiye'ye sığınan Yunanlıları da savaş süresince beslemiştir. Malkara, tüm bu işgallerin yanında birde ayaklanmaya şahit olmuştur. III. Selim zamanında Nizamı Cedit'in kuruluşu günlerinde bu yenilik hareketini çekemeyen Yeniçeriler, Malkara'nın Ballı köyünde ayaklanmışlardır. Nizamı Cedit kuvvetlerince bastırılmıştır.

Resimler Sadece üyeler içindir! Malkara'nın Kuruluşundan Bugüne Kadar Geçen Zaman içerisindeki isimleri
MALKARA'nın adı zamanla bir çok değişikliklere uğramıştır.
Şöyle ki:
1- İranlı'lar zamanında M A RG AR-M ARGAAR,
2- Bizanslılar zamanında MEGALO HORA,
3- Osmanlılar zamanında, önceleri bir süre MEGALO GORO ve MIGALGARA,
4- Sonraları, denizden uzaklığı ve denizden gelen mallarla irtibatı bulunmaması sebepleriyle kara malı anlamına gelen MAL-KARA, (ayrı iki cümle)
5- Daha sonraları, Arap dilinin genişlemesi ve etkisi altında kalınması yüzünden MAALGARA'ya dönüşmüştür.
6- Bu gün ise MALKARA'dır. Trakların, Trakya'nın ilk sakinleri olmalarına rağmen, bunlar zamanında Malkara'nın nüvesini teşkil eden bir kal'anın veya meskün bir yerin mevcut olduğuna ve bir isim taşıdığına dair bilgilere rastlanmamaktadır. Diğer taraftan, Sırplar tarafından kurulduğu zaman da bir tahminden ileri gidememektedir. Çünkü böyle olsaydı yabancı bir isimle anılması gerekirdi. Bu da mevcut değildir. Böyle olunca Malkara'nın nüvesi olan ilk kal'anın fransça MARGAR, IVIARGAAR (Yılanlı mağara, Yılan Mağarası ) adını almış olması banisinin Keyhüsrev'in ordularındaki Türkler olduğuna açık ve kuvvetli delil sayılabilir.

Bir tarafta, inşa tarihi hakkında bilgi bulunmamakla beraber, bu bölgenin geçirdiği tarihi safhalara göz atınca dört - beş bin, belki de daha fazla bir geçmişe sahip olduğunu kabul etmek hiç de yanlış olmaz.

enel Coğrafya ve Yeryüzü Şekilleri
Malkara, dünya üzerinde 40.54 kuzey enlemi ile 26.52 doğu boylamları, arasında yer almaktadır. 1.225 km2 yüzölçümü ile Tekirdağ İlinin toprak alanı en geniş olan ilçesidir. Tekirdağ İline 56 km. uzaklıkta olan Malkara'nın kuzey batısında, Edirne'nin Uzunköprü İlçesi, kuzey doğusunda Hayrabolu, güneydoğusunda Şarköy, güneyinde Çanakkale'nin Gelibolu ilçesi, batısında ise Edirne'nin Keşan İlçesi bulunmaktadır Malkara çevresin de bulunan ilçelerden Keşan'a 26 km., Uzunköprü'ye 72 km., Gelibolu'ya 100 Km., Şarköy'e 48 km., Hayrabolu'ya 46 km. mesafededir. İlçede yüksek dağlar, vadiler yoktur. Genelde toprakları aşınmış tepelerden yarı ova özelliği gösteren plato görünümündedir. Tekirdağ İlimizin en önemli Dağı olan Tekir Dağları Malkara'ya 25 km. mesafededir. Bu dağlar, İlçemizin güney bölümünde, Tekirdağ-Gelibolu istikametinde uzanırlar. İlçemiz Çimendere Köyü yakınında son bulur. Ganos dağı, Tekir sıra dağlarının en önemli yükseltisidir (845 m.).

İlçenin sınırları içindeki en önemli yükseltiler ise; Elmalı-Karacahalil arasındaki Kuş Tüneyi (647m.) tepesi, Panayır tepe (664 m.), Çimendere-Elmalı arasında Kartal tepe, Yenidibek-Keşan arası İstihkamlar tepe gösterilebilir. Malkara'nın yüzey şekilleri nedeni ile küçük akarsuları yoktur. Barajları ve göletleri besleyen dereler vardır. Karacahalil, Gözsüz dereleri, Sağlamtaş'ın içinden geçen Çay deresi, Şalgam'ın içinden geçen Uzun dere, Müstecep-Aksakal arasından geçen Köprü dere, Kürtüllü'nün içinden geçen Curculu deresi, Batkın-Kiremitlik arasında Pokça deresi, Müstecep-Sırtbey arasından geçen Kayak dere, Deliller-Ballı arasından geçen Şaşan dere, Balabancık'ın güneyinden geçen Koca dere, Deveci-Kadıköy arasından geçen Âna dere, Karacahalil-Elmalı arasından geçen Ezberli dere, Gözsüz-Allıışık arasında Kazanca deresi, Sarıpolattan geçen Şeker dere, Yeııidikek- Teteköy arasındaki Değirmen dere bunların arasındaki önemlilerdir. İlçede belli başlı ovalar ise; Evrenbey, Kırıkali, Hacısungur, Gözsüz, Karacahalil, Kalaycı, Sağlamtaş, İbribey ovalarıdır. Bunlar fazla geniş olmamakla birlikte bu ovalar İlçenin önemli düzlükleridir. İlçenin hudutları içinde doğal göl bulunmamaktadır. Yapay baraj ve göletler vardır.

Resimler Sadece üyeler içindir! Karaiğdemir ve Kadıköy barajları en önemli yapay barajlardır. Bunun yanında, yine sulama amaçlı yapılan Yayla göne, Vakıfidemir, Yenidikek (Pişman, Doluköy, Küçükhıdır, Karacagür göletleri yapılmıştır. Yapılan bu baraj ve göletlerle İlçenin sulanabilir arazi miktarı, 28.360 dekara yükseltilmiştir.

ilçe topraklarının kullanıma göre dağılımı şöyledir.

Kültür arazisi : 766.763 dekar
Tarım Dışı Arazi : 141.174 dekar
Orman Arazisi : 232.380 dekar
Mera Arazisi : 75.973 dekar
Çayır Arazisi : 8.710 dekar
Toplam : 1.225.000 dekar

Jeolojik Yapı
Trakya havzasının jeolojik gelişiminin Orta Eosenden başladığı, herhangi bir kesintiye uğramadan Kuaterner'e kadar devam ettiği ve 5.000 m.'den fazla kir sediman örtüsünün olduğu görülmektedir. Malkara formasyonu Miosen devrine aittir. Malkara formasyonu kum taşı ve inceden kabaya taneli, ekseriye kirli kum ile ara tabakalı, gri-yeşil kumlu şeyler ve killerden oluşmuştur. Bu formasyona linyit yataklarında sık sık rastlanılır. formasyon kalınlığı 500 m. olmakla kirlikte bazen 700 m. yi geçer. formasyonun deposit ortamı genellikle karasal ve bazen de denizseldir.

Yer altı suyu bakımından, devamsız tabakalar halinde zayıf akifer şartlar mevcuttur. Yüzeye yakın sahalarda düşük kaliteli, daha derinlerde tuzlu su görülmektedir. Sahada şiddetli tektonik hareketlere maruz kalmış kısımlar dışında genel olarak WSW-ENE doğrultulu kıvrım yapısı görülmektedir. Kömür rezervlerinde yatay devamlılık bulunmayışından dolayı yöresel (küçük) işletme imkanları vardır. Bu durum rezerv tahminini güçleştirmektedir. Türkiye'nin kömür ihtiyacı bakımından bölge, ikinci derece önem taşır. Malkara'da linyit damarı (Oligosen) yaşlıdır ve ortalama işletmeye elverişli kalınlık 1-1,5 m. Civarındadır.

Resimler Sadece üyeler içindir! Bitki Örtüsü
ilçenin sahip olduğu toprakların büyük bir kısmı tarıma elverişli olduğu için, karakteristik bitki örtüsünü belirleyecek geniş alanlar fazla yoktur. Ancak, buna rağmen bitki türü görünümünden zengin bir çeşitlilik gösterir. Odunsu bitki türlerinden kızılçam, karaçam, meşe, gürgen, karaağaç, söğüt, kayak, ıhlamur, ceviz, kestane ve fındık sayılabilir. Yıllık yağış miktarının az, havamnın nispi rutubetinin de düşük olması nedeni ile İlçe bitki örtüsü kakımından pek zengin değildir. Yıllık yakacak odun üretimi 24.000 ster, yıllık kereste üretimi 2.000 ra3 civarındadır. Bozuk orman alanlarında ağaçlandırma çalışmaları hızla devam etmektedir. Otsu bitkilerden ayrık otu, üçgül otu, yalancı fiy, yabani bakla, kanyaş, sarmaşık, yabani hububat türleri olarak görülmektedir.

Genel iklim Durumu:
Malkaranın yer aldığı Trakya bölgesi, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş bölgesinde bulunmaktadır. Bu durumun iklime etkisi büyüktür. Yörede yarı karasal iklim hakim durumdadır. Kış aylarında balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı hava bölgede etkilidir. Zaman zamanda kış, kuru ve dondurucu soğuklar şeklinde geçer. Yazlar da, genellikle sıcak ve kuraktır. İlkbahar ve sonbahar yağışlı geçer.

Sıcaklık
İlçede yaz ve kış ısı farklılıkları fazladır. Yılın en sıcak ayları Temmuz, Ağustos aylarıdır. En soğuk aylar ise Aralık, Ocak, Şubat aylarıdır. Malkara'da son on yıllık sıcaklık durumu değerlendirildiğinde yıllık ortalama sıcaklığın 13.19, yıllık en yüksek ortalama sıcaklığın 18.59, yıllık en düşük ortalama sıcaklığın 8.39 olduğu görülmektedir. Yıllık toprak üstü ısı 7.6' dır. Toprak altında ise, 5 cm. derinlikte 15.083, 10 cm. derinlikte 14.86. 20 cm. derinlikte 14.875, 50 cm. derinlikte ortalama ısı 14.95, 100 cm. derinlikte ortalama ısı yine 14.46 dir. 1996 vıhnda en düşük ısı Şubat ve Aralık aylarında 0.9 , Ocak ayında 3.1, Mart ayında ise 3.4 olmuştur. İlçede son on yıllık ortalama en yüksek sıcaklık 18.6 olmuştur.

Nispi Nem
Malkara'da 1996 yılında ölçülen nispi nem değerleri en düşük dönemlerde % 22 - 59 arasında, en yüksek dönemlerde ise % 88 - 97 arasında olduğu görülmektedir. İlçenin yıllık ortalama nem oranı 96-73 civanndadır.

Resimler Sadece üyeler içindir! Yağış
Malkara'da 1996 yılında ortalama yağış toplam olarak 747.8 mm.dir. Aylık en fazla yağış 150 mm. ile Aralık ayında, en az yağış ise 0.6 mm. ile Temmuz ayında olmuştur. Mevsim sıcaklarının artmasıyla özellikle Nisan, Mayıs ve Haziran ayı ortalarına kadar sağanak şeklinde yağışlar meydana gelmektedir. Yağış günün her saati görülmekle kirlikte Haziran ayına doğru genelde öğleden sonra sağanak şeklinde olur.

Sis
Soğuk ve uzun kış gecelerinde ve yüksek basınç alanlarının hakim olduğu dönemlerde bölgede sık sık sise rastlanılır. Özellikle bu dönemde radyasyon kaybının fazlalığı, havada yeter miktarda yoğunlaşma çekirdeklerinin bulunması ve havadaki hareketsizlik, sisin oluşmasını sağlar. Özellikle sabaha karşı yerin soğuması, yerle temas halinde bulunan havayı soğutarak taşıdığı su buharınıza yoğunlaşmıştır ve sis meydana gelir.

Rüzgar
İlçede kakım olan rüzgar kuzey ve kuzey doğudan esen, kalk dilinde karayel ve poyraz olarak bilinen rüzgarlardır. İkinci derece önemli rüzgar ise lodostur. Orta avrupada yüksek kasınç oluştuğunda poyraz İlçemizde şiddetle eser. İlçede rüzgarlı günler ençok Eylül, Ekim, Kasım aylarında görülür. İlçenin rüzgarsız günleri de Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında görülmektedir. Nisan ve Mayıs aylarında lodos yağmur, poyraz da Mart ayında genellikle yağmur ve kar getirir.

 

 

 

 

Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!ARKEOLOJİ

Resimler Sadece üyeler içindir!

TARİHİ KÜLTÜREL VE ARKEOLOJİK DEĞERLER

    Trakya ön Asya'nın arkeolojik bakımından en az bilinen bölgeleri arasındadır. Bilhassa Malkara ve köyleri tarih öncesi çağları ile ilgili bilgilerimiz bazı münferit ve daha çok rastlantılara bağlı buluntular dışında hemen hemen hiç yok denecek kadar azdır.

    Oysa ki Trakya’nın en eski kentlerinden Malkara, Trakya’da olduğu için Asya ile Avrupa arasında kara ve gerekse Ege ile Karadeniz arasındaki deniz bağlantısının kilit noktası üzerindeki coğrafi konumu bakımından büyük bir önem taşımaktadır.

    Trakya bir kum saatinin dar boğazın benzetebileceğimiz bir bölge, Avrupa ile Asya kıtaları arasında kültürel alışverişi, ticaret, istila, göç, gibi her türlü toplumsal hareketleri çağlar boyunca yaşamıştır.

Malkara ve köylerinde bulunan arkeolojik ve kültürel kalıntılar ve yerleri:

A- HÖYÜK-TÜMÜLÜS:

    Bunlar Trak krallarının ve beylerinin mezarlarıdır. İçersinde yatanların zenginlik ve üstünlüklerini göstermek için yüksek tepelere yapılmıştır. İçlerinde ölü odaları vardır. Romalıların Hıristiyanlıktan önceki devrinde yapılmış, ancak Hıristiyanlıktan sonra bırakılmıştır.

    Bunları sıralarsak en ünlüsü Kermeyan tümülüsüdür. Yükseklik ve kapladığı alan bakımından Malkara ve çevre köylerinde ondan büyüğü yoktur.

    Antik dönemde Via Egnatia adı ile bilinen sahil yolu üzerinde bulunan Apri (Kermeyan Köyü) kenti civarında bulunan 3 tümülüsten biri olan bu tümülüs olasılıkla bu kentin yöneticilerinden birine ait. Apri kenti Roma ve Bizans çağlarında önemli bir konuma sahip olduğundan tümülüsün özellikle Roma çağında yapılmış olduğu düşünülebilir. Yüksekliği yaklaşık 10 m. dir. Tümülüsün yamaçlarındaki tarlada tarım yapıldığından sürülmek suretiyle yayvanlaşmıştır. Üzerinde kaçak kazı izlerine rastlanmaktadır. Kermeyan Köyü sınırlarında kalan iki tümülüs birlikte bir grup oluşturmaktadır.

    Bir tümülüs de Kırıkali Köyü’nün kuzeyinde Kum mevkiindedir. Yaklaşık 10 m. yüksekliğe sahiptir. Kermeyan tümülüsleri ile aynı doğrultuda olup, birbirlerini görebilmektedir. Üzeri tarla olarak kullanıldığından sürülerek yayvanlaştırılmış durumdadır.

    İlçe merkezinde bulunan Kartaltepe, Tavşantep tümülüsleri ile Tugay sınırları içinde bulanan 2 adet tümülüs daha bulunmaktadır. Batkın, Hacısungur, Kürtüllü, Kozyörük, Sarnıç, Tekke, Pirinççeşme, Kavakçeşme, Gözsüz, Müstecep ve Yılanlı köyünde 2 adet yanyana yapılmış tümülüsler bu konudaki önemli eserlerdir.

B- KALELER:

1- KERMEYAN KALESİ:

    Bunların önemli olanı Kermeyan Kal’ası (Zesutare)dir. Kal’a, Kermeyan Köyündeki taşlık dere ve Kal’a deresi arasında 200 dönümlük bir yerde dışı Keşan taşları ile yapılmıştır. Çok eski Kal’a olup oturma yeri olarak kullanılmıştır. Eski ismi Apri’dir M.S. 50. Yy. Roma imparatoru Cladius tarafından emekli Roma subayları için kurulan antik Roma şehridir. Bizans döneminde yerleşim önem kazanmıştır. Osmanlılardan önce Balkanlardan inen akıncı kavimler tarafından yakılmış olabileceği gibi, Türklerin gelişinden önce Trakya’da çok büyük bir deprem olması sebebiyle de yıkılmış olabilir.

    Sultan Orhan ve I. Murat zamanlarında ve daha sonraları Malkara çevresinde bir çok yerlerde olduğu gibi Anadolu’dan getirtilen Germiyanlıların (Kütahya) bu Kal’ayı beğenmeyerek bir km güney doğusundaki yüksek sırtlara köy kurdukları tahmin edilmektedir.

2- ELMALI VE YENİDİBEK KALELERİ:

    Malkara’nın Elmalı Köyü’nde Elmalı Kal’ası, Yenidibek Köyü’nde de Blovazt Kal’ası yıkılmış olduğu halde, surları yer yer görülmektedir. Her iki kalede bölge arazilerinin hakim tepelerinde kurulmuş, yüzyıllarca önemli savunma görevlerini yerine getirmiştir. Osmanlıların bölgeyi fetih etmesi ile birlikte kaleler yıkılmış, kullanılmaz duruma getirilmiştir. Bu gün her iki kalenin yer üstünde bazı duvar kalıntıları görülmektedir.

3- KARACAHALİL (KOCAKALE) KALESİ:

    Toprak üstü araştırmaları yapılan Karacahalil Köyü hudutları dahilindeki Koca Kale diye anılan kale ise konum itibarı ile ilk çağlardaki yerleşimlere uygun Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi’ni görmektedir. Yer üstü buluntularından, siyah pişmiş toprak parçalarından, Tunç Çağı yaşantısından (M.Ö.: 5. Yy.), Bizans dönemi yerleşmesine kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır.

    Osmanlılar devrinde, Osmanlılar Rumeli Kal’alarını aldıkları zaman ekseriyetle yıkmışlar, fakat aynı yerde oturmayı tercih etmemişlerdir. Bu Kal’a yıkıntılarının civar köylerde hatta Malkara’da inşaat işlerinde kullanılması ile bu tarihi kalıntılar korunmamış ve ortadan kalkmıştır.

4- YETANUZ HARABELERİ:

Bu da yine Kermeyan Köyü civarındadır. Tarihi Traklara kadar varmaktadır. Hıristiyanlıktan önce önemli bir merkez olduğu kitabe parçalarında VASPASİANOS’un adı geçe bu yerin Bizans devrinden kalmış bir kalıntı olduğu sanılmaktadır.

 

Camiler:
 1- GAZİ SÜLEYMAN PAŞA CAMİİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!

Camiatik mahallesinde Şehitlik Abidesinin kuzey batısında yer alır. Bizanslılar zamanında kilise olduğu, Osmanlıların Malkara’yı zaptı sırasında mescit’e çevrilmiş olduğu söylenmektedir. Batı kapısı üzerindeki kitabeye göre de Yıldırım Beyazıt (1389-1402) tarafından Gazi Süleyman Paşa adına camiye çevrildiği anlaşılmakta ise de, yine kitabesinde mevcut 1306 tarihinin neye delalet ettiği belirlenememiştir. Sultan Aziz zamanında tamir görmüş, bazı ilaveler sonucunda bu günkü haline gelmiştir.

Vakıflar genel müdürlüğündeki kaydına göre 1365 tarihinde yapılmıştır (Hicri 758) .1.151 m2 alan üzerine 284 m2 alan kaplayan caminin cemaat kapasitesi 600 kişidir.

    Cami 1306 hicri, 1888/89 miladi yılında Sultan Abdülhamit’in emriyle büyk bir onarım geçirmiştir. Bu onarıma ait kitabe kuzey taç kapısının üzerinde yer alır. Daha sonra bazı ilaveler yapılarak bugünkü haline getirilmiştir. Halen mevcut olan minaresi daha sonra inşa edilmiş ve Süleyman Paşa Camii olmuştur.

    Gazi Süleyman Paşa Camii dikdörtgen planlı, derinlemesine sahan düzenlemeli, ahşap sütunlu ve düz dam örtülü Anadolu Selçuklu dönemi Ulu Camii planında yapılmıştır.

    Asıl giriş kapısı olan kuzey taç kapısı iç içe kademelerden oluşan daire bir kemerle son bulmuştur. Yine kuzey cephesinde yer alan iki pencerenin kemer çerçeveleri onarımın yapıldığı dönemin barok etkilerini gösterir. Çatının yaklaşık bir metre altından dolaşan korniş sistemi de baroğa has özelliktir.

    Cami, dış ölçüleriyle simetrik bir plana sahiptir. Güney duvarında mihrabın sağında ve solunda birer pencere aynen kuzey duvarlarındaki pencereleri tekrarlar. Doğu ve batı yönleriyle dörder pencere yer alır. Bunlardan, caminin kuzey-batısındaki pencere sonradan kapıya çevrilmiştir.

    Cami, orjinalinde olduğu gibi dört ahşap sütunla desteklenen düz dam örtülüdür. Mihrap ve minber Sultan Abdülhamit zamanı onarımında yenilenmiş olup, barok özellikler taşır.

    Eski cami, ilk şeklinde bir sıra taş, üç sıra tuğla olarak duvar örgüsü sisteminde yapılmış iken Abdülhamit dönemi onarımında bu taş ve tuğlalar karıştırılmıştır. Yalnız kuzey cephe granit taş kaplama yapılmıştır.

    Minare hem yapının ilk şekline, hem de barok dönem onarımı özelliklerine uymamaktadır. Kaide kısmındaki kemer özellikleri karşısındaki çeşme kemerinden esinlenerek yapılmıştır. Ayrıca kuzey-batı köşede cami ile bütünlük gösteren minare yapımın orjinalinde camiden ayrı tutulmuş ve klasik Osmanlı minaresi tarzındadır.

2- HACERZADE İBRAHİM BEY CAMİİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!

14 Kasım caddesinde Jandarma Bölük Komutanlığının karşısında Hüseyin Köse İlköğretim okulunun yanında yer alır. 1406 tarihinde Hacerzade İbrahim Bey tarafından yapılmıştır. Yapının mimarı belli değildir. Bu cami Balkan Savaşında ve depremlerde büyük hasara uğramıştır. Cami restore edilmiş, eski durumuna çok yakın hale getirilmiş ve 15 Ekim 1971 tarihinde Cuma namazından evvel ibadete açılmıştır. Dış görünüşüyle güzel bir tarihi eser olduğu intibaını uyandırmaktadır.

    Yapı tamamen düzgün kesme taş malzemeden, cephesinde mermer malzeme de kullanılmak suretiyle tek kubbeli mescit planında yapılmıştır.

    Caminin kuzey cephesinde yedi sıralı mukarnas kavsaralı, yapıdan dışarı dikdörtgen bir blok halinde taşıntı yapan taç kapı yer alır. Taç kapısının iki yanında mihrabiyeler vardır. Mukarnas kavsarının köşelerinde karşılıklı simetrik olan gülbeneklere yer verilmiştir. Taç kapısının sağında ve solunda mermer çerçeveli iki pencere, diğer yönlerde de ikişer pencere yer alır. Pencerelerin üzerinde yapıyı çepeçevre dolanan ve cepheyi ortadan ikiye bölen bir silme kuşak bugün yer yer tahrip olmuştur.

    Caminin son cemaat yeri yoktur. Asıl ibadet alanına kuzey cephenin ortasındaki bir taç kapıyla girilir. Kapı söveleri mermer malzemeli olup üzerinde “lamba zıvana” tabir edilen geçmeler yer alır.Yine kapının iki yanında kaymalı konsol çıkarmalar yer alır.

    Cami Türk üçgenleriyle geçişi sağlanan kubbeyle örtülüdür. İçeride destek yoktur. Mihrap taş malzemeli ve mukarnas kavsaralı biçimile taç kapıyı tekrarlar biçimdedir. Bu özelliği ile Anadolu Selçuklu dönemi özellikleri burada da sürdürülmüştür. Mihrabın üst kısmı palmetli bir süsleme ile taçlandırılmıştır.

    Minber taklit kündekâri tekniğinde ahşap malzemeli olup, 1959 yılında aslına uygun olarak yenilenmiştir.

    Caminin çatıya yakın kısmında yer alan üst pencerelerinde vitray örnekleri görülür.

    Minare; yapını kuzey-batı köşesinde yer alır. Şerefe altına kadar olan kısmı orjinaldir. Şerefe ve üst kısmı 1970 yılında tamir görmüştür. Sekizgen minare kaidesinin üç yüzü duvar içinde kalmış olup, beş yüzü dışarıdan görülebilmektedir. Her yüzde Bursa kemeri tabir edilen sepet kulplu kemer süs unsuru olarak kullanılmıştır. Oluklu bir gövde üzerinde mukarnas altlıklara sahip şerefe ve üzerinde de bodur bir petek kısmı, külah, madeni alar yükselir.

3- GAZİ ÖMER BEY CAMİİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!

Gazibey mahallesinde hâl binalarının kuzeyinde yer alır. Mora Fatihi Turha Bey’in oğlu olan Gazi Ömer Bey tarafından 1493/94 yılında yaptırılmıştır. Gazi Ömer Bey’in Malkara’da 2 camii, 3 mescidi, kervansaray ve 4 dükkanı olduğu, ahvadından Yanya Bey’i olan zatı bu efkafın bakımı için devlete müracaat etmesinden ve Malkara Kadısına gönderilen hükümlerden anlaşılıyor. Gazi Ömer Bey adına yapılan külliyeden bu gün sadece cami ve türbe ayaktadır. Mescid, kervansaray ve dükkanlar kalmamıştır.

    Cami, bir buçuk metre kalınlığında, onüç metre boyunda, tamamen düzgün kesme taş malzemeden, bütün mekanın tek kubbe altında toplandığı merkezi planlı bir yapıdır. Son cemaat yerini üç kubbe örtmüştür.

    Yapının minaresi, batı yönünde yer alır. Şerefeye kadar olan kısım orijinal, şerefeden yukarısı yakın zamanlarda onarım görmüştür.

    Üç bölmeli son cemaat yerinin kubbelerini taşıyan sütunlar çatladığı için, sütunların çevresi örülerek paye destekler şekline dönüştürülmüştür. Üzeri üç küçük kubbe ile örtülü son cemaat yerinde cami haremine giriş kapısının solunda; ortada bir mihrabiye, onun iki yanında da birer pencere yer alır.

    Camiye eyvan türü bir taç kapı ile girilir. Kapı söveleri mermerdir. Üst söve lambazıvana tabir edilen, mermerin mermere geçmesi tekniğinde yapılmıştır.

    Mihrap; taş malzemeli ve vukarnas kavsaralı mihraplar gelişkin özellikler olarak sarkıt biçiminde stalaktitler ve kabara taç kapıyı tekrar biçimde palmetli bir süsleme ile taçlandırılmıştır.

    Minber;tamamiyle mermer malzemeli olup, orijinal olarak günümüze ulaşabilmiştir. Yan aynalıklar ve korkuluklar süslenmiş, sade olarak bırakılmıştır. Yan aynalıkların altında, dikdörtgen silmelerle çerçevelenmiş ikişer pencere yer alır. Pencere kenarları konsol biçim süslemeli ve sepet kulplu kemer şeklindedir. Minberin giriş kapısı sivri kemerli ve yanları geometrik benzemelidir. Üst kısmı taç kapı mihrapta olduğu gibi, palmet süsleme ile taçlandırılmıştır. Cami haremi altta her yönde ikişer, üstte kuzey hariç diğer üç yönde üçer pencere ile ışık alır. Pencereler dıştan alçı şebekelidir. Bu da yine Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliğidir. Cami hareminde kuzeyde yer alan asma kat; kadınlar mahfili durumundadır. Bu mahfil, iki sütun üzerinde yükselir ve kuzeybatı köşedeki merdivenle çıkılır. Daha sonra ikinci katta da bir giriş açılmış olup, bugün minare iki girişlidir.

    Yapıda; kubbeye geçişte pandantifler kullanılmıştır. Ayrıca son cemaat yerinin iki yanı açık iken soğuktan korunmak için kapatılmıştır.

    Bu cami Osmanlıların Rumeli’de yaptıkları camilerin en eskilerindendir. İlçe için burası son derece önemli, tarihi ve manevi bir değere sahiptir.

4- ZÜLFİKAR AĞA CAMİİ:

Hacıevhat mahallesi, Uzunköprü caddesinde yer alır. 1972 yılında eski caminin yerine Dernek tarafından ahşap kiremit çatılı taş bina olarak inşa edilmiştir. Cami 113 m2 olup, üzerinde bulunduğu arsa 464 m2 dir. Bahçesinde Kuran Kursu binası mevcuttur. 1 minare ve şerefesi olup, cemaat kapasitesi 200 kişidir.

5- BADEMLİK CAMİİ:

Gazibey mahallesi, İnönü caddesinde Hastane karşısında yer alır. Malkara eşraflarından Hasan TAŞKIR tarafından 1963 yılında yaptırılmıştır. 150 m2 lik alana sahip caminin çatısı ahşap kiremit olup, bina taş binadır. 1 minare ve şerefesi olup, cemaat kapasitesi 200 kişidir.

6- HACI SALİH CAMİİ:

Camiatik mahallesi Gökçeşme sokakta yer alır. Malkara eşraflarından Salih ÖZSOY tarafından 1968 yılında yaptırılmıştır. 104m2 alana sahip olan caminin çatısı ahşap kiremit olup, bina kagir(tuğla-taş) olarak kare biçiminde inşa edilmiştir. Cami 313 m2 arsa üzerine yapılmış olup, müştemilatında 2 adet dükkan vardır. Bir minaresi, 2 şerefesi vardır. Cemaat kapasitesi 150 kişidir.

7- CUMHURİYET  CAMİİ:

Yeni mahalle, çevre yolunda İmam Hatip Lisesi karşısında yer alır. 1976 yılında, kubbeli betonarme olarak Diyanet Vakfı tarafından 600 m2 lik arsa üzerine yaptırılmış olup, cami alanı 104 m2 dir. Cami binası betonarme ve kubbelidir. 1 minare ve 1 şerefesi olup, son cemaat mahalli vardır. Cemaat kapasitesi 320 kişidir.

8- HACI LEMAN  CAMİİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!

Gazibey mahallesi, Atatürk Bulvarı, Otogar altında yer alır. 1986 yılında Salih ÖZSOY tarafından yaptırılmıştır. 500 m2 arsa üzerine 340 m2 olarak inşa edilen caminin binası betonarme ve kubbeli olup, kare biçimindedir.1 minare, 3 şerefesi vardır. Müştemilatında son cemaat yeri, Kur’an Kursu ve dükkanlar vardır. Cemaat kapasitesi 600 kişidir.

9- ERENLER  CAMİİ:

Erenler Semtinde yer alır. 1987 yılında Erenler Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından yaptırılmıştır. 1728 m2 arsa üzerine 180 m2 olarak inşaa edilen cami betonarme ve kubbeli olup kare biçimindedir. 1 minare, 2 şerefesi vardır. Müştemilatında dükkan, son cemaat yeri vardır. Cemaat kapasitesi 300 kişidir.

10- AYDIN-SANAYİ  CAMİİ:

Camiatik mahallesi, Küçük Sanayi sitesinde yer alır. Malkara eşraflarından Cahit AYDIN tarafından 1989 yılında yaptırılmıştır. 400 m2 arsa üzerine 100 m2 olarak inşaa edilen cami betonarme ve kubbelidir. Cami minaresi küçük makettir. Cami kare biçimindedir. Müştemilatında son cemaat yeri ve dinlenme parkı vardır. Cemaat kapasitesi 110 kişidir.

 

 

Çeşmeler:
 1- BAŞÇEŞME:

Mevcut kitabesinden anlaşıldığına göre Hicri 953 (1546) yılında Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Halen bu çeşme istifade edilecek durumdadır. Camiatik Mahallesinde Başçeşme Sokakta yer almaktadır.

2- CAMİATİK ÇEŞMESİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!

Eski cami çeşmesi de denir. Cami karşısındadır. Husrev Kethüda tarafından 1564 (Hicri 971) yılında yaptırılmıştır. Halen Camiatik mahallesinde olup, kitabesi şöyledir;

Cümlelere mülk verir kam kar

Hüsrev ü bal itikat namdar

Sahibü'l hayrat Hüsrev Kethüda

Kim cihan kıldı serbeser ihya,

Ehl-i diller cem'olup tarihini

Kim içerse, nuş-u canlar dediler.

.........................Sene 971

3- MERMER ÇEŞME:

Bunu da Husrev Kethüda tarafından 1572 (Hicri 979) yılında yapıldığı kitabesinden anlaşılmaktadır. Halen Hüseyin Köse İlköğretim Okulunun binasına bitişik olan çeşme, esasında bina edildiği yer ise bu günkü Şahin yoluna gidirken sol köşede idi. Şu an kullanılmamaktadır.

4- HACI MEHMET AĞA ÇEŞMESİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!

Kitabesinden 1735 (Hicri 1147) yılında yapılmış olduğu anlaşılan bu çeşme, halen Kabil çeşme olarak bilinmektedir. Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Şu an Hükümet Konağının yanında bulunmaktadır.
 
5- GÖK ÇEŞME:
 

Koca Sinan Paşa tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Camiatik Mahallesinde Hacı Salih Camii yanındadır.

6- KÜNK ÇEŞME:

Hacı Mehmet Ağa Çeşmesi de denir. Hicri 1147 yılında yapılmıştır. Gazibey mahallesinde bulunmaktadır.

7- ZÜLFÜKAR AĞA ÇEŞMESİ:

Erenler Mahallesine giderken sağda bulunmaktadır.

8- HAMAM ÇEŞME:

Mermer yazıtları ve dizaynı Tekirdağ Müzesine götürülerek koruma altına alınmıştır.

9- SÜNEPE ÇEŞME:

Malkara’nın İshakça köyü çıkışında, yolun kenarında bulunmaktadır. Sünepe isminde bir Ermeni’nin yaptırdığı söylenmektedir. Halen çeşme olarak insanlar ve hayvanlar faydalanmaktadır.

10- ÜRKİYE KADIN ÇEŞMESİ:

Camiatik Mahallesi, Karakvaklar mevkiinde bulunmaktadır. Malkara İlçesinde, şebekeli içme suyu için, Camiatik Mahallesi halkının büyük bir kısmı içecek su ihtiyaçlarını bu çeşemeden karşılıyorlardı. İlçede bir çok çeşme bulunmakla beraber bazılarının suyu hafif acımsı olduğu için içme suyu olarak kullanılmamaktaydı. Ürkiye Hanım çeşmesinin suyu tatlı ve içimi güzel bir su olduğu için yıllarca bir çok insanın su ihtiyacını karşılamıştır.

 

Yukarıda sözü edilen çeşmeler Malkara İlçe merkezinde bulunmaktadır. Bunların yanında Malkara’nın çevresinde geniş bir alanda da çeşmeler vardır. Bu çeşmelerin olduğu yerde daha önceleri ticaret mahallerinin olduğu kayıtlardan ve naklen gelen söylentilerden anlaşılmaktadır. Bu da Malkara’nın bir zamanlar geniş bir bölgeyi kapladığının kanıtıdır.Bu Çeşmeler:

  1. Enserciler Çeşmesi: Malkara’nın güneyinde, Keşan yolu üzerinde bulunmaktadır.
  2. Boyacılar Çeşmesi: Malkara’nın güneyinde Keşan yolu üzerinde Enserciler çeşmesinin daha aşağısında bulunmaktadır.
  3. Ekmekçiler Çeşmesi: Malkara’nın kuzeybatısındaki Yeşil Kubbe ile Gürgen Bayırı arasında bulunmaktadır.
  4. Helvacılar Çeşmesi ve Kuyusu: Malkara’nın doğusunda, kışlalar bölgesindedir.

 

Hamamlar:
 Malkara İlçemizde eskiden kalma iki hamam mevcuttur. Bir tanesi Turhan Bey tarafından yaptırıldığı söylenen Çifte hamam (Şu an mevcut değildir. Savaşlarda yakılıp harap olduktan sonra, yıkılarak yerine apartman yapılmıştır. Yeri Şehitlik Abidesinin altında olan çeşmenin tam karşısında kalan büyük binanın yeridir.) olup, diğeri ise Eski Hamamdır. (Şehitlik Parkının altından geçen yol üzerindedir). Halen mevcut olup, büyük bir bölümü yıkılmış, yeşillikler her yerini kaplamıştır. İçine girilmesi tehlikelidir.

    Günümüzde mülkiyeti Belediye’ye ait olan Gülbaba Tesislerinin alt katında günümüz şartlarına uygun, modern bir hamam bulunmakta olup, halen hizmet vermektedir.

 

 

Türbeler:
 1- GAZİ ÖMER BEY TÜRBESİ:

Resimler Sadece üyeler içindir!

Dedesi Paşa Yiğit, Saruhan (Aydın) Türkmenlerinin bir kolu olan ve Danişmend oğulları diye anılan göçebe Türkmenlerdendir. Türkmenler, Osmanlıların Rumeli’ye geçişlerinde zapt ettikleri yerler, Anadolu’dan getirilip yerleştirilmiş topluluklardır. Paşa Yiğit de, oğlu Turhan ve torunu Ömer Beyle Malkara çevresine yerleşmiş veya yerleştirilmiştir. Akıncı beylerinden olan bu kimsenin adı, bu gün linyit kömürleri ile tanınan Paşayiğit Köyüne verilmiştir.

Ömer Bey, Fatih zamanında yaşamış, babası Turhan Bey’in yanında yetişmiş, savaş meydanlarında sayısız kahramanlıklar göstermiş, gözüpek bir komutandı.

    Yunanistan ve Mora işlerindeki vukufu ile yalnız bu havalide değil, Eflak ve Bosna’da Uzun Hasan’ın ve Mumlüklerin karşısında babasına layık bir evlat olduğunu göstermiştir.

    O’nu, önce Fatih’le Mora’da görüyoruz. Moralılıar, dört yıl önce Turhan Bey’in emir ve nasihatlarını unutarak tekrar mücadeleye başlamışlardı. Mora işini kökünden halletmek isteyen Fatih, 1458 de Mora’ya bir sefer hazırlamıştır. Sonunda Kuzey Mora’yı Osmanlı topraklarına katmış, idaresini de önemli hizmetleri görülen Ömer Bey’e tevdi etmiştir. Şehirlere yeniçeriler konulmuş, geriye kalan yerler vergiye bağlanmıştır.

    Fatih; Atina’yı da almak istemiş, Prens Franko’ya padişahın kendisine Tep ve Boti valiliğini vereceğini bildirip, bu kimseyi razı etmiş, bu kurnazca hareketi ile Atina’yı kan dökmeden zaptetmiştir. Eski Yunan medeniyetinin merkezi olan bu tarihi şehirde, Türk atlarının nalları şakırdamış, O’nun zeka ve nüfuzu sayesinde 1829 tarihine kadar Akropal’da dalgalanmıştır.

    Fatih, Ömer Bey’in bu kansız başarısından çok memnun kalmış, Atina’yı görmeye gelmiştir. Akropal’a çıkarak Partenon’u incelemiş, gözlerini ufuklarda gezdirerek Pire Limanı ile çevrili Atina şehrini seyretmiştir.Çok hoşlanan Fatih yanındakilere dönerek; “Din ve Devlet böle bir yerin zaptından dolayı Turhan’ın oğluna nasıl müteşekkir olmasın?” diyerek iltifatta bulunmuştur. Tarihimizin kahramanlarıarasına giren Ömer Bey’i, Fatih bundan sonra yanından ayırmamıştır.

    Ömer Bey, 1462 de Eflak, 1463’de Bosna seferlerine katılmıştır. Eflak’ta susuz bir bölgeye düşen ve düşman saldırısına uğrayan Mahmut adlı kumandanın idaresindeki kuvvetlerimiz, O’nun azim ve cesareti sayesinde kendisini toparlayarak düşmanı ezmiş, amansız akınları ile Eflak’lılara göz açtırmamıştır.

    Tarihimizde Kazıklı Voyvoda diye geçen, Macar’ların Şeytan, Eflak’lıların Cellat dedikleri bu zalimi günlerce kovalamış, mızraklara takılmış 2000 düşman başı ile ordugaha dönmüş, bu hizmeti ile Tasalya Beyliğini kazanmıştır.

    Bosna’nın zaptında da büyük yararlıkları görülmüş, düşmanı kovalarken Verbasnehrini yüzerek geçmek suretiyle orduya örnek ve cesaret timsali olmuştur. Venediklilerin Germe hisarını yapıp içerisine 200 topçu, bir çok zırhlı ve tüfekli asker yerleştirdiklerini öğrenince, süratle buraya yetişerek, Venediklilere ait Lepant havalisini işgal etmiş, sonra Germe hisarı önüne gelmiştir. Bu gelişi hisardakileri çok korkutmuştur. Keşfe çıktığında 300 adım kala, hisardan atılan güllelerle, yanında bulunan iki subay şehit olmuştur. Sonradan Sadrazam Mahmut Paşa’nın kuvvetleri gelince, Germe Hisarındaki düşman, Türk saldırısı sonunda bir kar yığını gibi erimiş ve hisar zaptedilmiştir.

    Ömer Bey, 20.000 akıncı ile Modan havalisinin altını üstüne getirmiş, eline geçirdiği 500 esiri Fatih’e göndermiştir.Venedikliler Mora’da da perişan edilmiş ve yarım ada tekrar idaremiz altına girmiştir.

    1473 te Otlukbeli savaşına katılmış, Murat Paşa’nın tedbirsizliği yüzünden Uzun Hasan’a esir düşmüştür. Fatih, Barburt’a sürgün edilen bu çok sevdiği kumandanını bir çok esir karşılığında serbest bıraktırmıştır.

    Ömer Bey, son olarak 1485’te Sadrazam Ali Paşa kumandasındaki kuvvetlerle Osmanlı-Mısır savaşına katılmıştır. Çok çetin olan bu savaşta, Osmanlıları sevmeyen Karaman ve Anadolu askerleri savaştan kaçınca, Ali Paşa ile Ömer Bey’in Rumeli askerleri ile savaşa devam edilmiştir. Ömer Bey, sadık, cesur ve mert bir kumandan olduğunu bu savaşta da göstermiştir. Dehşetli bir saldırıya uğrayan kumandan Ali Paşa’yı canla başla korumuştur. İki taraf da büyük zaiyat vermiş, savaş meydanı cesetlerle dolmuştur. Akşama doğru bitap düşen iki taraf da çarpışmayı durdurmuştur. Ömer Bey’in kahramanlığı, Osmanlıları ağır bir yenilgiden kurtarmış, ordumuz Toroa’lara çekilmiştir. Padişah 2. Beyazıt, kaçan kumandanları ağır şekilde cezalandırmıştır.

    Sicil-i Osmani sahibi Süreyye Bey, Ömer Bey’in bu savaşta kaybolduğunu yazmaktadır. Halbuki, türbesini ve hicri 900 tarihli vakfiyesinin olması bunu yalanlamaktadır. Ömer Bey’in Fatih ile birlikte 1473 yılında Otlukbeli savaşına iştirak ettiği kayıtlarda mevcuttur. Hayat hikayesinden anlaşıldığına göre Ömer Bey, çok cesur bir kumandandır. O’na Fatih’in sağ kolu denilebilir.

    Ömer Bey, Malkara’da bir camii (Çarşı Camii), bir mescid, bir tekke, Edirne’de bir mescid,Baflı köyünde bir tekke yaptırmıştır. Dimetoka ve Malkara’da bulunan bir değirmen, bir dükkan, bina ve arazi ile Yenişehir ve Tırnova’nın cizyelerini vakfetmiştir.

    Malkara’daki çarşı camii (Gazi Ömer Bey Camii) halen mevcut olup, ibadete açıktır. Türbesi Caminin bahçesindedir. Kesme taştan ve 8 köşeli (mudalla) biçiminde olup, pencereleri mermer çerçevelerle ve demir parmaklıklarla örtülmüştür. O’nun şanına yakışır sağlamlık ve güzelliktedir. Sonradan konulduğu anlaşılan demir kapını üzerinde yağlı boya ile yapılmış Osmanlı arması, paslara karışmış, silik bir şekilde belli olmaktadır. Yapılış tarihi Hicri 908, Miladi 1488 dir.

    Halen mevcut olan bu bina onun şahsına yakışacak güzelliktedir. Kesme taştan bina edilmiştir. Kapısının üzerinde bulunan kitabesi şöyledir:

    Kad fate el-emir el-kebir el-sulukul-melik el-islam

    El müşerref bilcihad ve ziyaret ül beytü’l-haram

    Ani Ömer Bey ibn Turhan Bey

    Fi tisa seman mie 908 hicri...

        Ömer Bey’in 900 hicri tarihli vakfiyesi olduğuna göre, vefat ettiği tarihin 809 değil de 908 olması daha uygundur. Çünkü Ömer Bey’in Fatih’le birlikte Otlukbeli (1473) savaşına iştirak ettiği kayıtlarda malumdur.

2- KASAP MAHMUT  TÜRBESİ:

100 Yıl Atatürk Parkı içindedir. Daha önceleri burası mezarlık olup, mezarlık kaldırılırken bu türbe kaldırılmamıştır. Kepçenin 3 defa kaldırmak için çalıştığı, ve üçünde de kepçenin bıçağının kırıldığı ve kaldırma işleminin yapılamadığı söylenir. II. Mahmut zamanından kalmıştır.

3- EMİRLER  TÜRBESİ:

Camiatik Mahallesinde bulunur. Türbenin içinde iki mezar vardır.

4- FATİH BABA  TÜRBESİ:

Camiatik Mahallesinde bulunmaktadır.

5- GAZİ  BABA  TÜRBESİ:

Karacahalil Köyü’nde bulunmaktadır. Adı bilinmeyen bir ermiş Elmalı kalesinde savaşırken şehit düşmüştür. O gece, ermiş olduğu için atı ile beraber ışıklar saçarak Karacahalil Köyü yakınlarındaki ufak bir tepeye uçmuştur. Bu tepeye gazipaşa tepesi denir. Halen tepedeki taşların üzerinde atının nal ve kendi ayak izleri tespit edilmiş olan Gazi Baba’nın mezarı vardır. Halk tarafından burası kutsal sayılarak, bazı kişilerce ziyaret edilip dileklirde bulunulmaktadır.

6- ŞEYH DAVUD  TÜRBESİ:

Tekke Köyünde bulunmaktadır.

7- YEGAN BABA  TÜRBESİ:

Camiatik Mahallesinde yol üzerinde bulunmaktadır. Yol yapmak için Türbe ve mezarlık kaldırılmış, sabahleyin mezarın tekrar yerine geldiği rivayet edilmektedir. I. Murat zamanından kalmadır.

8- ÜÇLER  TÜRBESİ:

Hacıevhat Mahallesi, Erenler semtinde bulunmaktadır. Biri kız, ikisi erkek üç kardeşin mezarı bulunmaktadır. Ne zaman yaşadıkları kesin belli olmamakla birlikte düşmanlarla yaptıkları mücadelede hayatlarını kaybeden üç kardeşin mezarları üzerine kurulmuştur.

 

Kiliseler:
 İlçemizde eski dönemlere ait 4 adet kilise mevcuttur. Gazibey Mahallesi İnönü Caddesi üzerinde bulunan Hıristiyan Kilisesi; Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi tarafından depo olarak kullanılmakta iken tavanın çökmesi sonucunda bu gün her hangi bir amaç için kullanılmamaktadır. Şahin Köyü’nde de bir Hıristiyan Kilisesi mevcuttur. Diğer taraftan Gazibey Mahallesinde Halk Eğitim Merkezi arkasında bulunan bina Ermeni Kilisesidir. Hacıevhat Mahallesinde bulunan Bulgar Kilisesi yıkılmış olduğundan mevcut değildir. Mevcut diğer 3 kiliselerinde tavan ve duvarlarında çökmeler olup, bakımsızdırlar.
Yazan : TahsinCetinkaya | 28.Ara.2011 10:06:41 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 333 | Yazdır | Gönder | Word
» Yapılan Yorumlar
Henüz Yorum Yazılmamış Siz birtane yazın..
Editörü Aç

   
» Modüller
Sağlıklı Yaşam İçerik 602
Sorgulamalar İçerik 74
illerimiz İçerik 931
Güzel Sözler İçerik 100
Türkler İçerik 611
Dünya Ülkeleri İçerik 167
Rüya Tabirleri İçerik 51
Filmler İçerik 1
Ödevler İçerik 100
Biyografiler İçerik 535
Şiirler İçerik 22
Haftanın Konuğu İçerik 3
» İllerimiz Kategorileri
Adana 14
Adana Merkez 1
Aladağ 1
Ceyhan 1
Feke 1
İmamoğlu 1
Karaisalı 1
Karataş 1
Kozan 1
Pozantı 1
Saimbeyli 1
Seyhan 1
Tufanbeyli 1
Yumurtalık 1
Yüreğir 1
Adıyaman 9
Adıyaman Merkez 1
Besni 1
Çelikhan 1
Gerger 1
Gölbaşı 1
Samsat 1
Kahta 1
Sincik 1
Tut 1
Afyonkarahisar 18
Afyonkarahisar Merkez 1
Başmakçı 1
Bayat 1
Bolvadin 1
Çay 1
Çobanlar 1
Dazkırı 1
Dinar 1
Emirdağ 1
Evciler 1
Hocalar 1
İhsaniye 1
İscehisar 1
Kızılören 1
Sandıklı 1
Sinanpaşa 1
Sultand 1
Şuhut 1
Ağrı 8
Ağrı Merkez 1
Diyadin 1
Doğubeyazıt 1
Eleşkirt 1
Hamur 1
Patnos 1
Taşlıçay 1
Tutak 1
Amasya 7
Amasya Merkez 1
Göynücek 1
Gümüşhacıköy 1
Hamamözü 1
Merzifon 1
Suluova 1
Taşova 1
Ankara 25
Ankara Merkez 1
Akyurt 1
Altındağ 1
Ayaş 1
Bala 1
Beypazarı 1
Çamlıdere 1
Çankaya 1
Çubuk 1
Elmadağ 1
Etimesgut 1
Evren 1
Gölbaşı 1
Güdül 1
Haymana 1
Kalecik 1
Kazan 1
Keçiören 1
Kızılcahamam 1
Mamak 1
Nallıhan 1
Polatlı 1
Sincan 1
Şereflikoçhisar 1
Yenimahalle 1
Antalya 15
Antalya Merkez 1
Akseki 1
Alanya 1
Demre 1
Elmalı 1
Finike 1
Gazipaşa 1
Gündoğmuş 1
İbradi 1
Kaş 1
Kemer 1
Korkuteli 1
Kumluca 1
Manavgat 1
Serik 1
Artvin 8
Artvin Merkez 1
Ardanuç 1
Arhavi 1
Borçka 1
Hopa 1
Murgul 1
Şavşat 1
Yusufeli 1
Aydın 17
Aydın Merkez 1
Bozdoğan 1
Buharkent 1
Çine 1
Didim 1
Germencik 1
İncirliova 1
Karacasu 1
Karpuzlu 1
Koçarlı 1
Köşk 1
Kuşadası 1
Kuyucak 1
Nazilli 1
Söke 1
Sultanhisar 1
Yenipazar 1
Balı Kesir 19
Balı kesir Merkez 1
Ayvalık 1
Balya 1
Bandırma 1
Bigadiç 1
Burhaniye 1
Dursunbey 1
Edremit 1
Erdek 1
Gömeç 1
Gönen 1
Havran 1
İvrindi 1
Kepsut 1
Manyas 1
Marmara 1
Savaştepe 1
Sındırgı 1
Susurluk 1
Bilecik 8
Bilecik Merkez 1
Bozüyük 1
Gölpazarı 1
İnhisar 1
Osmaneli 1
Pazaryeri 1
Söğüt 1
Yenipazar 1
Bingöl 8
Bingöl Merkez 1
Adaklı 1
Genç 1
Karlıova 1
Kığı 1
Solhan 1
Yayladere 1
Yedisu 1
Bitlis 7
Bitlis Merkez 1
Adilcevaz 1
Ahlat 1
Güroymak 1
Hizan 1
Mutki 1
Tatvan 1
Bolu 9
Bolu Merkez 1
Dörtdivan 1
Gerede 1
Göynük 1
Kıbrıscık 1
Mengen 1
Mudurnu 1
Seben 1
Yeniçağa 1
Burdur 11
Burdur Merkez 1
Ağlasun 1
Altınyayla 1
Bucak 1
Çavdır 1
Çeltikçi 1
Gölhisar 1
Karamanlı 1
Kemer 1
Tefenni 1
Yeşilova 1
Bursa 18
Bursa Merkez 1
Büyükorhan 1
Gemlik 1
Gürsu 1
Harmancık 1
İnegöl 1
İznik 1
Karacabey 1
Kestel 1
Mudanya 1
Mustafa Kemal Paşa 1
Nilüfer 1
Orhaneli 1
Orhangazi 1
Osmangazi 1
Yenişehir 1
Yıldırım 1
Çanakkale 12
Çanakkale Merkez 1
Ayvacık 1
Bayramiç 1
Biga 1
Bozcaada 1
Çan 1
Eceabat 1
Ezine 1
Gelibolu 1
Gökçeada 1
Lapseki 1
Yenice 1
Çankırı 12
Çankırı Merkez 1
Atkaracalar 1
Bayramören 1
Çerkeş 1
Eldivan 1
Ilgaz 1
Kızılırmak 1
Korgun 1
Kurşunlu 1
Orta 1
Şabanözü 1
Yapraklı 1
Çorum 14
Çorum Merkez 1
Alaca 1
Bayat 1
Boğazkale 1
Dodurga 1
İskilip 1
Kargı 1
Laçin 1
Mecitözü 1
Oğuzlar 1
Ortaköy 1
Osmancık 1
Sungurlu 1
Uğurludağ 1
Denizli 19
Denizli Merkez 1
Acıpayam 1
Akköy 1
Babadağ 1
Baklan 1
Bekilli 1
Beyağaç 1
Bozkurt 1
Buldan 1
Çal 1
Çameli 1
Çardak 1
Çivril 1
Güney 1
Honaz 1
Kale 1
Sarayköy 1
Serinhisar 1
Tavas 1
Diyarbakır 14
Diyarbakır Merkez 1
Bismil 1
Çermik 1
Çınar 1
Çüngüş 1
Dicle 1
Eğil 1
Ergani 1
Hani 1
Hazro 1
Kocaköy 1
Kulp 1
Lice 1
Silvan 1
Edirne 9
Edirne Merkez 1
Enez 1
Havsa 1
İpsala 1
Keşan 1
Lalapaşa 1
Meriç 1
Süleoğlu 1
Uzunköprü 1
Elazığ 11
Elazığ Merkez 1
Ağın 1
Alacakaya 1
Arıcak 1
Baskil 1
Karakoçan 1
Keban 1
Kovancılar 1
Maden 1
Palu 1
Sivrice 1
Erzincan 9
Erzincan Merkez 1
Çayırlı 1
İliç 1
Kemah 1
Kemaliye 1
Otlukbeli 1
Refahiye 1
Tercan 1
Üzümlü 1
Erzurum 19
Erzurum Merkez 1
Aşkale 1
Çat 1
Hınıs 1
Horasan 1
Ilıca 1
İspir 1
Karaçoban 1
Karayazı 1
Köprüköy 1
Narman 1
Oltu 1
Olur 1
Pasinler 1
Pazaryolu 1
Şenkaya 1
Tekman 1
Tortum 1
Uzundere 1
Eskişehir 13
Eskişehir Merkez 1
Alpu 1
Beylikova 1
Çifteler 1
Günyüzü 1
Han 1
İnönü 1
Mahmudiye 1
Mihalgazi 1
Mihalıçcık 1
Sarıcakaya 1
Seyitgazi 1
Sivrihisar 1
Gaziantep 10
Gaziantep Merkez 1
Araban 1
Islahiye 1
Kargamış 1
Nizip 1
Nurdağı 1
Oğuzeli 1
Şahinbey 1
Şehitkamil 1
Yavuzeli 1
Giresun 16
Giresun Merkez 1
Alucra 1
Bulancak 1
Çamoluk 1
Çanakçı 1
Dereli 1
Doğankent 1
Espiye 1
Eynesil 1
Görele 1
Güce 1
Keşap 1
Piraziz 1
Şebinkarahisar 1
Tirebolu 1
Yağlıdere 1
Gümüşhane 6
Gümüşhane Merkez 1
Kelkit 1
Köse 1
Kürtün 1
Şiran 1
Torul 1
Hakkari 4
Hakkari Merkez 1
Çukurca 1
Şemdinli 1
Yüksekova 1
Hatay 12
Hatay Merkez 1
Altınözü 1
Belen 1
Dörtyol 1
Erzin 1
Hassa 1
İskenderun 1
Kırıkhan 1
Kumlu 1
Reyhanlı 1
Samand 1
Yayladağı 1
Isparta 13
Isparta Merkez 1
Aksu 1
Atabey 1
Eğirdir 1
Gelendost 1
Gönen 1
Keçiborlu 1
Senirkent 1
Sütçüler 1
Şarkikaraağaç 1
Uluborlu 1
Yalvaç 1
Yenişarbademli 1
Mersin (İçel) 10
Mersin Merkez 1
Anamur 1
Aydıncık 1
Bozyazı 1
Çamlıyayla 1
Erdemli 1
Gülnar 1
Mut 1
Silifke 1
Tarsus 1
İstanbul 33
İstanbul 1
Adalar 1
Avcılar 1
Bağcılar 1
Bahçelievler 1
Bakırköy 1
Bayrampaşa 1
Beşiktaş 1
Beykoz 1
Beyoğlu 1
Büyükçekmece 1
Çatalca 1
Eminönü 1
Esenler 1
Eyüp 1
Fatih 1
Gaziosmanpaşa 1
Güngören 1
Kadıköy 1
Kağıthane 1
Kartal 1
Küçükçekmece 1
Maltepe 1
Pendik 1
Sarıyer 1
Şile 1
Silivri 1
Şişli 1
Sultanbeyli 1
Tuzla 1
Ümraniye 1
Üsküdar 1
Zeytinburnu 1
İzmir 29
İzmir Merkez 1
Aliağa 1
Balçova 1
Bayındır 1
Bergama 1
Beydağ 1
Bornova 1
Buca 1
Çeşme 1
Çiğli 1
Dikili 1
Foça 1
Gaziemir 1
Güzelbahçe 1
Karaburun 1
Karşıyaka 1
Kemalpaşa 1
Kınık 1
Kiraz 1
Konak 1
Menderes 1
Menemen 1
Narlıdere 1
Ödemiş 1
Seferihisar 1
Selçuk 1
Tire 1
Torbalı 1
Urla 1
Kars 8
Kars Merkez 1
Akyaka 1
Arpaçay 1
Digor 1
Kağızman 1
Sarıkamış 1
Selim 1
Susuz 1
Kastamonu 20
Kastamonu Merkez 1
Abana 1
Ağlı 1
Araç 1
Azdavay 1
Bozkurt 1
Cide 1
Çatalzeytin 1
Daday 1
Devrekani 1
Doğanyurt 1
Hanönü 1
İhsangazi 1
İnebolu 1
Küre 1
Pınarbaşı 1
Seydiler 1
Şenpazar 1
Taşköprü 1
Tosya 1
Kayseri 17
Kayseri Merkez 1
Akkışla 1
Bünyan 1
Develi 1
Felahiye 1
Hacılar 1
İncesu 1
Kocasinan 1
Melikgazi 1
Özvatan 1
Pınarbaşı 1
Sarıoğlan 1
Sarız 1
Talas 1
Tomarza 1
Yahyalı 1
Yeşilhisar 1
Kırklareli 8
Kırklareli Merkez 1
Babaeski 1
Demirköy 1
Kofçaz 1
Lüleburgaz 1
Pehlivanköy 1
Pınarhisar 1
Vize 1
Kırşehir 7
Kırşehir Merkez 1
Akpınar 1
Akçakent 1
Boztepe 1
Çiçekdağı 1
Kaman 1
Mucur 1
Kocaeli (İzmit) 13
Kocaeli (İzmit) Merkez 1
Başiskele 1
Çayırova 1
Darıca 1
Derince 1
Diovası 1
Gebze 1
Gölcük 1
İzmit 1
Kandıra 1
Karamürsel 1
Kartepe 1
Körfez 1
Konya 32
Konya Merkez 1
Ahırlı 1
Akören 1
Akşehir 1
Altınekin 1
Beyşehir 1
Bozkır 1
Cihanbeyli 1
Çeltik 1
Çumra 1
Derbent 1
Derebucak 1
Doğanhisar 1
Emirgazi 1
Ereğli 1
Güneysınır 1
Hadım 1
Halkapınar 1
Hüyük 1
Ilgın 1
Kadınhanı 1
Karapınar 1
Karatay 1
Kulu 1
Meram 1
Sarayönü 1
Selçuklu 1
Seydişehir 1
Taşkent 1
Tuzlukçu 1
Yalıhüyük 1
Yunak 1
Kütahya 13
Kütahya Merkez 1
Altıntaş 1
Aslanapa 1
Çavdarhisar 1
Domaniç 1
Dumlupınar 1
Emet 1
Gediz 1
Hisarcık 1
Pazarlar 1
Simav 1
Şaphane 1
Tavşanlı 1
Malatya 14
Malatya Merkez 1
Akçadağ 1
Arapgir 1
Arguvan 1
Battalgazi 1
Darende 1
Doğanşehir 1
Doğanyol 1
Hekimhan 1
Kale 1
Kuluncak 1
Pütürge 1
Yazıhan 1
Yeşilyurt 1
Manisa 16
Manisa Merkez 1
Ahmetli 1
Akhisar 1
Alaşehir 1
Demirci 1
Gölmarmara 1
Gördes 1
Kırkağaç 1
Köprübaşı 1
Kula 1
Salihli 1
Sarıgöl 1
Saruhanlı 1
Selendi 1
Soma 1
Turgutlu 1
Kahramanmaraş 10
Kahramanmaraş Merkez 1
Afşin 1
andırın 1
Çağlayan Cerit 1
Ekinözü 1
Elbistan 1
Göksun 1
Nurhak 1
Pazarcık 1
Türkoğlu 1
Mardin 10
Mardin Merkez 1
Dargeçit 1
Derik 1
Kızıltepe 1
Mazıdağı 1
Midyat 1
Nusaybin 1
Ömerli 1
Savur 1
Yeşilli 1
Muğla 12
Muğla Merkez 1
Bodrum 1
Dalaman 1
Datça 1
Fethiye 1
Kavaklıdere 1
Köycegiz 1
Marmaris 1
Milas 1
Ortaca 1
Ula 1
Yatağan 1
Muş 6
Muş Merkez 1
Bulanık 1
Hasköy 1
Korkut 1
Malazgirt 1
Varto 1
Nevşehir 8
Nevşehir Merkez 1
Acıgöl 1
Avanos 1
Derinkuyu 1
Gülşehir 1
Hacıbektaş 1
Kozaklı 1
Ürgüp 1
Niğde 6
Niğde Merkez 1
Altunhisar 1
Bor 1
Çamardı 1
Çiftlik 1
Ulukışla 1
Ordu 19
Ordu Merkez 1
Akkuş 1
Aybastı 1
Çamaş 1
Çatalpınar 1
Çaybaşı 1
Fatsa 1
Gülyalı 1
Gölköy 1
Gürgentepe 1
İkizce 1
Kabadüz 1
Kabataş 1
Korgan 1
Kumru 1
Mesudiye 1
Perşembe 1
Ulubey 1
Ünye 1
Rize 12
Rize Merkez 1
Ardeşen 1
Çamlıhemşin 1
Çayeli 1
Derepazarı 1
Fındıklı 1
Hemşin 1
Güneysu 1
İkizdere 1
İyidere 1
Kalkandere 1
Pazar 1
Sakarya (Adapazarı) 16
Sakarya (Adapazarı) Merkez 1
Arifiye 1
Akyazı 1
Bekirpaşa 1
Erenler 1
Güneşler 1
Geyve 1
Hanlı 1
Kazım Paşa 1
Karasu 1
Kaynarca 1
Nehirkent 1
Kocaali 1
Pamukova 1
Sapanca 1
Taraklı 1
Samsun 16
Samsun Merkez 1
Alaçam 1
Asarcık 1
Bafra 1
Canik 1
Çarşamba 1
Havza 1
İlkadım 1
Kavak 1
Ladik 1
Ondokuz Mayıs 1
Salı Pazarı 1
TekkeKöy 1
Terme 1
Vezirköprü 1
Yakakent 1
Siirt 7
Siirt Merkez 1
Aydınlar 1
Baykan 1
Eruh 1
Kurtalan 1
Pervari 1
Şirvan 1
Sinop 9
Sinop Merkez 1
Ayancık 1
Boyabat 1
Durağan 1
Dikmen 1
Erfelek 1
Gerze 1
Saraydüzü 1
Türkeli 1
Sivas 16
Sivas Merkez 1
Akıncılar 1
Altınyayla 1
Divriği 1
Doğanşar 1
Gemerek 1
Gölova 1
Gürün 1
Hafik 1
İmranlı 1
Kangal 1
Koyulhisar 1
Su Şehri 1
Ulaş 1
Yıldızeli 1
Zara 1
Tekirdağ 9
Tekirdağ Merkez 1
Çerkezköy 1
Çorlu 1
Hayrabolu 1
Malkara 1
Marmara Ereğlisi 1
Muratlı 1
Saray 1
Şarköy 1
Tokat 12
Tokat Merkez 1
Almus 1
Artova 1
Başçiftlik 1
Erbaa 1
Niksar 1
Pazar 1
Reşadiye 1
Sulusaray 1
Turhal 1
Yeşilyurt 1
Zile 1
Trabzon 18
Trabzon Merkez 1
Akçaabat 1
Araklı 1
Arsin 1
Beşikdüzü 1
Çaykara 1
Çarşıbaşı 1
Dernekpazarı 1
Düzköy 1
Hayrat 1
Köprübaşı 1
Maçka 1
Of 1
Sürmene 1
Şalpazarı 1
Tonya 1
Vakfıkebir 1
Yomra 1
Tunceli 8
Tunceli Merkez 1
Çemişgezek‎ 1
Hozat 1
Mazgirt 1
Nazımiye 1
Ovacık 1
Pertek 1
Pülümür 1
Şanlıurfa 9
Şanlıurfa Merkez 1
Akçakale 1
Birecik 1
Bozova 1
Ceylanpınar 1
Halfeti 1
Siverek 1
Viranşehir 1
Suruç 1
Uşak 6
Uşak Merkez 1
Eşme 1
Banaz 1
Karahallı 1
Sivaslı 1
Ulubey 1
Van 12
Van Merkez 1
Bahçesaray (Müküs) 1
Başkale (El Bak) 1
Çaldıran (Beyazıt Ağa) 1
Çatak (Şitak) 1
Edremit 1
Erciş (Arzaşku) 1
Gevaş (Vestan) 1
Muradiye (Bargiri) 1
Gürpınar (Mamuretül- Hamid) 1
Özalp (Mahmudiye) 1
Saray 1
Yozgat 14
Yozgat Merkez 1
Akdağmadeni 1
Aydıncık 1
Boğazlıyan 1
Çekerek 1
Çayıralan 1
Çandır 1
Kadışehri 1
Saraykent 1
Sarıkaya 1
Sorgun 1
Şefaatli 1
Yenifakılı 1
Yerköy 1
Zonguldak 6
Zonguldak Merkez 1
Alaplı 1
Çaycuma 1
Devrek 1
Gökçebey 1
Karadeniz Ereğli 1
Aksaray 6
Aksaray Merkez 1
Ağaçören 1
Eskil 1
Gülağaç 1
Ortaköy 1
Sarıyahşi 1
Bayburt 3
Bayburt Merkez 1
Aydıntepe 1
Demirözü 1
Karaman 6
Karaman Merkez 1
Ayrancı 1
Başyayla 1
Ermenek 1
Kazımkarabekir 1
Sarıveliler 1
Kırıkkale 9
Kırıkkale Merkez 1
Bahşılı 1
Balışeyh 1
Çelebi 1
Delice 1
Karakeçili 1
Keskin 1
Sulakyurt 1
Yahşihan 1
Batman 4
Batman Merkez 1
Beşiri 1
Gercüş 1
Hasankeyf 1
Şırnak 6
Şırnak Merkez 1
Beytüşşebap‎ 1
Cizre‎ 1
Güçlükonak‎ 1
Silopi‎ 1
Uludere‎ 1
Bartın 4
Bartın Merkez 1
Amasra 1
Kurucaşile 1
Ulus 1
Ardahan 6
Ardahan Merkez 1
Çıldır 1
Damal 1
Göle 1
Hanak 1
Posof 1
Igdır 4
Igdır Merkez 1
Aralık 1
Karakoyunlu 1
Tuzluca 1
Yalova 4
Yalova Merkez 1
Altınova 1
Armutlu 1
Çınarcık 1
Karabük 6
Karabük Merkez 1
Eflani‎ 1
Eskipazar 1
Ovacık 1
Safranbolu 1
Yenice 1
Kilis 4
Kilis Merkez 1
Elbeyli‎ 1
Musabeyli‎ 1
Polateli‎ 1
Osmaniye 7
Osmaniye Merkez 1
Bahçe‎ 1
Düziçi‎ 1
Hasanbeyli‎ 1
Kadirli‎ 1
Sumbas‎ 1
Toprakkale‎ 1
Düzce 8
Düzce Merkez 1
Akçakoca‎ 1
Cumayeri‎ 1
Gölyaka‎ 1
Gümüşova‎ 1
Kaynaşlı‎ 1
Yığılca‎ 1
Çilimli‎ 1
 » Son illerimiz
Osmaniye Toprakkale İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 276
Tarih : 10.Oca.2012 13:52:36
Şırnak Uludere İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 224
Tarih : 10.Oca.2012 12:49:10
Uşak Banaz İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 249
Tarih : 10.Oca.2012 12:09:39
İzmir Çiğli İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 98
Tarih : 09.Oca.2012 14:50:46
Gaziantep Şehitkamil İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 208
Tarih : 09.Oca.2012 13:45:26
Giresun Hakkında Detaylı Bilgi
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 212
Tarih : 06.Oca.2012 11:36:03
İstanbul Zeytinburnu İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 72
Tarih : 05.Oca.2012 15:16:11
İstanbul Üsküdar İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 97
Tarih : 05.Oca.2012 15:15:30
İstanbul Ümraniye İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 71
Tarih : 05.Oca.2012 15:14:29
İstanbul Tuzla İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 106
Tarih : 05.Oca.2012 15:13:51
 » Hit illerimiz
Ankara Polatlı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 1034
Tarih : 02.Oca.2012 14:13:28
Ankara Mamak İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 870
Tarih : 02.Oca.2012 14:07:28
Tokat Erbaa İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 857
Tarih : 28.Ara.2011 09:11:09
Denizli Güney İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 831
Tarih : 04.Oca.2012 12:50:50
Ağrı Doğubeyazıt İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 801
Tarih : 02.Oca.2012 11:31:42
Ardahan Posof İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 788
Tarih : 26.Ara.2011 13:37:31
Uşak Karahallı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 767
Tarih : 27.Ara.2011 12:27:38
Antalya Hakkında Detaylı Bilgi
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 740
Tarih : 02.Oca.2012 14:33:41
Çorum İskilip İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 723
Tarih : 04.Oca.2012 10:44:30
Kırşehir Çiçekdağı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 714
Tarih : 30.Ara.2011 08:37:56
» İllerimiz Ara
Başlıklarda : İçeriklerde :
» İllerimiz İstatistikleri
» Ust Kategori (81)
» Alt Kategori (932)
» İllerimiz (931)
» Okunma (249194)
» Yorum (0)
» Toplam Adettir
» İframe
Untitled Document

Güzel Sözler Mustafa Kemal Atatürk Yemek Tariflerimiz Türk Ansiklopedisi Ödev Bankası Dünya Ülkeleri Rüya Tabirleri İslami Yaşam Türkiye Rehber Film İzle Sitene Ekle İl İl Türkiye Eğitim Haberleri Günlük Burç ve Astroloji Bedava Site Lise Adres-Telefonları Yemek Tarifleri Biyografiler Sağlık Sorgulamalar Kastamonu Kastamonu Resimleri Kastamonunun İlçeleri Çatalzeytin Çatalzeytin Köyleri Çatalzeytin Video Çatalzeytin Resimleri Çatalzeytin Köy Resimleri ÇatalzeytinSpor Çatalzeytin Köy Haritaları Abana İlçesi Ağlı İlçesi Araç İlçesi Azdavay İlçesi Bozkurt İlçesi Cide İlçesi Daday İlçesi Devrekani İlçesi Doğanyurt İlçesi Hanönü İlçesi İhsangazi İlçesi İnebolu İlçesi Küre İlçesi Pınarbaşı İlçesi Seydiler İlçesi Şenpazar İlçesi Taşköprü İlçesi Tosya İlçesi Türkeli İlçesi Türkelinin Köyleri Türkeli Videoları Türkeli Resimleri Türkeli Köy Resimleri Türkeli Köy Haritaları Sinop Ayancık İlçesi Boyabat İlçesi Dikmen İlçesi Durağan İlçesi Erfelek İlçesi Gerze İlçesi Saraydüzü İlçesi Yemek Tariflerimiz Türk Ansiklopedisi Ödev Bankası Dünya Ülkeleri Rüya Tabirleri İslami Yaşam İl İl Türkiye Eğitim Haberleri Günlük Burç ve Astroloji Bedava Site Türkiye Rehber

» CopyrightYukarı Git
Catalzeytininsesi.com © Tahsin Çetinkaya Tarafından Kurulmuştur. Tüm Hakları Saklı Olup Yazılı ve Görsel Bilgiler İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
Site Design Coding © CatalzeytininSesi.Com
Tavsiye Et | İletişim | Rss