İç Anadolu Bölgesinin kuzey doğusunda, Karadeniz ile İç Anadolu Bölgesi arasında, Sivas İline bağlı bir ilçe olan Doğanşar, doğusunda Koyulhisar, batısında Yıldızeli, kuzeyinde Tokat iline bağlı Almus ve Reşadiye ilçeleri, güneyinde de Hafik ve Zara ilçeleri ile çevrilidir. Sivas’ın kuzeyinde yer alan İlçe toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup yaylalar büyük yer kaplamaktadır.
İlçe topraklarını Yeşilırmak’ın kollarından olan Tozanlı Çayı sulamaktadır. Ayrıca ilçede bir çok irirli ufaklı göl bulunmakta olup en önemlileri Dipsiz Göl ve Sülük Gölüdür. İl merkezine 98 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 565 km2 olup, toplam nüfusu 4.200’dir.
İlçenin bitki örtüsünü Sivas ve çevresine göre daha zengin olan ormanlar ve bozkırlar oluşturmaktadır. İklim bakımından daha çok Karadeniz iklimi hüküm sürmekte olup, yazları sıcak, kışları ise ılıman geçmektedir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında, hububat, yem bitkileri, fasulye, pancar, lahana, turp ve domates gelmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan yetiştirilir.Arıcılık da yapılan ilçede Geleneksel Bal Festivali Adıyla her yıl festival düzenlenmektedir.
İlçenin İlkçağ tarihi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Kaynaklarda ilk kez Bizans döneminde İpsile olarak geçmektedir. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkmen boylarının yöreye yerleşimi hız kazanmıştır. Kısa bir süre Selçuklu egemenliği altında kalan yöre, Danişmendli Beyliği hakimiyetine girmiş, bu sırada Moğollar Anadolu’yu ele geçirmek üzere harekete geçmiş, Gıyasettin Keyhüsrev’i 1243’te Kösedağı Savaşı’nda yendikten sonra Sivas ve yöresini ele geçirmişlerdir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Bundan sonra Moğollar yöreye egemen olmuş, Moğollara bağlı Selçuklular, Moğolların kurduğu İlhanlı Devleti yöreyi yönetmiştir. Bir süre Ertana Beyliği ve Kadı Burhaneddin’in yönetiminde kalmıştır. Yıldırım Beyazid tarafından Osmanlı topraklarına katıldıysa da, 1400’lerin başında Timur’un işgali sırasında bir yönetim boşluğu yaşamış, daha sonra Memlüklerin hakimiyetine girmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi (1517) sırasında kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.
XIX.yüzyılın sonlarında Tokat’a bağlı olan Doğanşar, 1870’te Sivas’a bağlanmış ve Tozanlı Nahiyesi olarak isimlendirilmiştir. Hafik’in 1872 yılında kaza olunca oraya bağlanmış, 1906’da Reşadiye’ye, ardından yeniden Hafik’e bağlanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra nahiye konumunu sürdürmüş, 1990 yılında da Sivas’a bağlı ilçe olmuştur.
Tekeli dağının yüksekliği 2624 metredir. Doğanşar’ın batısında yer alır. Hemen hemen her yerinde su gözeleri bulunmaktadır. Doğanşar içme suyunun tahmini %90’ı bu bölgelerden karşılanır. Temmuz ayına kadar üzerinden kar eksik olmaz.
Zirveye yakın yerinde Asa pınarı denilen ve kutsal sayılan bir suyu vardır. Yazları çeşitli bölgelerden buraya piknik yapmaya ve ziyarete gelirler. Eteklerinde köyler, yaylalar ve çiftlikler bulunur. Asa pınarının yanında ufak bir barınak bulunmaktadır. Son yıllarda Cumhuriyet Üniversitesinden öğrenciler ve öğretmenler gezi, bilgi ve tez hazırlamak için çeşitli zamanlarda kafileler halinde Tekeli dağına gelmektedirler. Tekeli’nin etrafında Doğanşar’ a bağlı Kıpçak, İçdere ve Başekin köyleri vardır. Uzun dere, Döndar Tokat’ a bağlı bazı köylerdir. Tekeli dağının zirvesinin güney yönü dik olduğundan geçiş imkanı bulunmamaktadır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Bilmem ki böyle neden mağrursun
Çekilmiyor, senin nazın Tekeli
Başın yıldızlara arkadaş olmuş
Cümle dağdan boyun uzun Tekeli
Bir yanın tepedir, bir yanın çaldır,
Bir yanın yalçındır, bir yanın yoldur,
Kardan fırtınadan nasibin boldur
Eksik olmaz karın, buzun Tekeli
Çiçek, çiğdem fazla gitmez hoşuna
Güvenilmez baharına kışına
Siyah bulut serpuş olmuş başına
Belli değil kışın yazın Tekeli
Tepende durulmaz; rüzgarlı yelli,
Derenden geçilmez; sellidir selli
Ne mevsimin belli ne yazın belli
Baharda erişir hazan Tekeli
Çoban sürüsünü sana heylemez
Karlı buzlu tepelerin boylamaz
Sana bu sözleri kimse söylemez
Enver’dir bu beyiti yazan Tekeli
Enver SEPET
Neslihan YILMAZ
Doğanşar
Doğanşar’ da her yıl geleneksel olarak Ahmet AYIK Karakucak Güreşleri ve Bal festivali yapılır. Bu yıl yani 2006 yılında ise bu festivalin 51. sini kutlayacağız.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Doğanşar’ da yapılan bu festivale Türkiye’nin çeşitli yerlerinden katılım olmaktadır. Festival genellikle Temmuz ayında yapılır. Festivale sanatçılar davet edilir. Festival günleri Doğanşar oldukça kalabalık olur. Doğanşar’ın en güzel günleri festival zamanlarıdır. Çünkü bu zamanlar hava sıcak, mis gibi doğa kokusu, kuş sesleri her tarafta görülür. Ülkemizdeki her insanın bu güzel günleri görmesi gerekir.
Mücahit SÜLÜK
Doğanşar
Dipsiz göl, Doğanşar Sivas karayolu üzerindedir. Doğanşar’ a uzaklığı yaklaşık olarak 20 km’dir. Küçük bir göldür. Derinliğinin bilinmemesi nedeniyle bu ismi almıştır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Göl çukur bir bölgede olmasına rağmen su seviyesi fazla yükselmez. Çünkü suların fazlası Doğanşar karayolu ve etrafındaki arazinin altından geçerek birkaç yüz metre mesafedeki dereye akmaktadır. Aktığı yerde bir şelale oluşturmaktadır. Bu şelale Dipsiz göl şelalesi adını alır. Göl gezilmeye değer oldukça yeşil bir mekandadır. Güzelliği ile herkesi büyülemektedir. Karayolu ve göl arası 300 metre olup etrafı ormanlarla çevrilidir. En güzel piknik alanlarından birisidir. Gölde balık yetiştirilmemektedir.
Neslihan Göden
Doğanşar
Doğanşar topraklarının büyük çoğunluğunu yaylalar teşkil etmektedir. Doğanşar’daki her köyün bir yaylası olmasına karşın Doğanşar’da birden çok yayla vardır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Doğanşar’ a ait Yeni yayla, Göl yaylası, Tikenli, Belbaşı, Karanlık dere, Körselik, Göğseki yaylaları vardır. Bu yaylalara Mayıs ayının 10’unda gidilip Ağustos ayının ortalarında dönülür. Yaylalar hem büyükbaş hayvanların yem ihtiyacını karşılar hem de güzel piknik alanları sağlar.
Yayla hayatında hayvanlar çobanlar tarafından otlatılır. Otlatma sırası kura ile belirlenir. Yaylalarda ahır yapılmaz. Hayvanlar evlerin etrafında kalırlar.
Yaylalarda bulunan evlerin duvarları taştan olup zemin topraktır. Evlerin yanında buzağıların kalması için Köm adı verilen yerler yapılmıştır.
İnsanlar yaylalara çıkmadan önce bütün ihtiyaçlarını yanlarında götürürler ve böylece tüm gereksinmeleri karşılanmış olur.
Fatma KUCUR
Doğanşar