
Karasu Hakkında
Marmara Bölgesi’nde, Sakarya İli’ne bağlı bir ilçe olan Karasu, doğusunda Düzce - Bolu, güneyinde Hendek ilçesi, güneybatısında Sakarya merkez, batısında yine Sakarya Merkez ilçesi ve Kaynarca ilçesi, kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir. Marmara Bölgesi’nin Batı Karadeniz ile birleştiği yerde, Sakarya’nın kuzeyinde yer alan ilçe toprakları hafif dalgalı alçak alanlardan oluşmuştur. Karadeniz kıyısındaki düzlüklerin gerisinde hafif eğimlerle yükselen alanlar, bu alanların güneyinde de dalgalı düzlükler bulunur.
Karasu İlçesi Batı Karadeniz bölgesinin bitim, Marmara bölgesinin başlama noktasındadır. Denizden yüksekliği 31 metredir. 477 km² ’lik bir yüzölçümüne sahiptir.Yerleşim engebeli arazi üzerindedir. İlçenin başlıca yükseltileri Kızılcık ve Karasu Köyleri arasında yer alan, ilçe merkezinin güneyindeki Demirli Dağı, Resuller, Kancalar ve Konacık köyleri arasında yer alan, ilçe merkezinin batısındaki Resuller Dağı’dır.
Sakarya nehri, Maden deresi, Darıçayırı deresi, Okçu deresi belli başlı akarsulardır. Sakarya Nehrinin İlçe sınırlarındaki uzunluğu 43 km.’dir. Sakarya nehri İlçemiz Yeni mahalleden denize dökülmektedir.
İlçe topraklarını Sakarya nehri, Efteni (Melen) Gölünden çıkan Büyük Melen Çayı sulamaktadır. Büyük Melen Çayı aynı zamanda ilçenin Düzce ili ile olan doğal sınırını oluşturmaktadır. Bu akarsuların taşıdığı alüvyonlarla vadi tabanlarında ve denize ulaştıkları kesimlerde verimli düzlükler oluşturur. Acarlar, Akgöl ve Küçükboğaz Gölleri ilçedeki belli başlı göllerdir. İl merkezine 52 km. uzaklıktaki ilçe merkezinin yüzölçümü 48 km² olup, toplam nüfusu 25.607’dir. İlçe geneli olarak 477 km²’lik bir yüzölçümüne sahip olup, genel toplam nüfusu ADNKS’ne göre 51.596’dır.
Karadeniz ikliminin hakim olduğu Karasu ilçesinde genelde her mevsim yağışlı geçmektedir.
İlçe ekonomisi tarım, ormancılık ve balıkçılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında fındık, mısır, buğday, ve şeker pancarı gelmektedir. Hayvansal üretim ilçenin ikinci gelir kaynağı durumundadır. Ayrıca kent yakınındaki Sakarya ağzı balıkçı tekneleri için doğal bir liman olup, küçük ölçekli tekne yapım yerleri de vardır.
Darıçayırı Beldesi, Kızılcık ve Karapınar köylerinin arazisini sel baskınlarından korumak üzere yapılmış Darıçayırı baraj gölü mevcuttur.
Ayrıca 1.562 hektarlık bir alanı kapsayan Acarlar gölü önemli bir göldür. Göl, Karasu ile Kaynarca İlçe sınırlarının birleştiği bölgede yer almaktadır. Karadeniz’e 700 metre uzaklıkta olan Acarlar Gölü’ne Kaynarca istikametinde Kulaklı ve Zıngılkışla Köyü üzerinden ulaşılır. Koruma bölgesi içinde bulunan Acarlar Gölü, yaz aylarında kurumakta, kışın ise su birikintisi ile oluşmaktadır. Gölün yüzölçümü 1.562 hektar olup, derinliği 1,5 metreye kadar çıkmaktadır. Yazın suları çekilen gölün toprakları köylüler tarafından tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. Gölün çevresi bütünüyle dişbudak ormanlarıyla çevrilidir ve bu ağaçlar yer yer gölün bataklık kesimlerine sokulmaktadır. Buralarda sülün, çulluk ve yaban ördeği gibi hayvanlar yaşamakta ve tatlı su balığı avcılığı yapılmaktadır.
Yine Akgöl bir diğer göldür. Karasu-Adapazarı karayolundan ayrılan Adatepe-Gölkent yolu üzerinde, Gölün Adapazarı’na uzaklığı 35 km.’dir. Kıyısında piknik ve kamp yapılabilen gölde balık avcılığı da yapılmaktadır. Gölde her çeşit tatlı su balığı ve yılın belli aylarında da karameke, yabankazı ve yaban ördeği avları yapılmaktadır.
Küçükboğaz gölü İlçe Merkezi hudutlarındadır. Karadenizle zaman zaman birleşir. Etrafı mesire yeridir.
Karasu, Batı Karadeniz Bölgesinin bittiği, Marmara Bölgesinin başladığı yerde olduğu için iki bölgenin tesiri altında bir iklime sahiptir. Genel olarak, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Kış aylarında yağış genelde yağmurludur. Yağış ortalaması 1.200 mm’dir.
Ormanlık alan varlığımız toplam 12.465 hektardır. İçemizde Akdeniz bitki örtüsü haricinde bütün ağaç çeşitleri bulunmaktadır.
Karasu Tarihi
Karasu ilçesinin tarihi Frigya dönemine kadar uzanır. Karasunun ilk yerleşim birimi Küçük Karasu Köyü’dür. Bu köyün mezarlığı incelendiğinde bir zamanlar nüfusun kalabalık olduğu mezar taşlarının incelenmesinden ise Roma-Bizans sanatını yansıttığı anlaşılmaktadır.
İlçede, MÖ.III.yüzyılda başlayan Bithynia Krallığının egemenliği MÖ.I.yüzyıldaki Roma yönetimine kadar sürmüştür. Bizanslıların Optimation Theması’nın sınırları içerisindeki Sakarya bölgesi zaman zaman Arap istilalarına uğramıştır. XI.yüzyılın sonlarında Selçuklulardan Artuk Bey’in buradaki Bizanslıları yenmesi ile yöre Selçukluların eline geçmişse de 1072’de yeniden Bizanslılar yöreye hakim olmuşlardır. Bunun ardından 1097’de Haçlıların, Danişmendlilerin, Anadolu Selçuklularının ve İznik’te merkezi kurulan Nicaia İmparatorluğunun yönetimine girmiştir. 1322’de Orhan Gazi tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Eski adı İncili olan Karasu, XIX.yüzyıl sonlarında bağımsız İzmit Mutasarrıflığının kandıra kazasına bağlı bir nahiye idi. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Karasu’dan; “Bundan 300 sene evvel Karasu Köyü’de kurulmuştur. İzmit Sancağı’nın Kandıra Kazası’na bağlı bir kasabadır. Halkı çoğunlukla kömür taşımacılığı ve balıkçılık yapmaktadır” diye söz etmektedir.
Cumhuriyet döneminde bataklıklar kurutulmuş, Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenler yöreye yerleştirilmiştir. 1933’te ilçe merkezi olmuş, 1954’te Sakarya’nın il olması ile Sakarya’ya bağlanmıştır
Karasu İlçesi Sözlü Tarihi
Karasu halkı eskiden geçimlerini sağlamak için, iki yerde oturmaktaymış; verimli topraklardan yararlanmak için, çiftçilik yapmaya elverişi toprağa sahip olan bugünkü Karasu Köyü’nün bulunduğu yerde yaz aylarında, su ürünlerinden yararlanmak üzere, Küçükboğaz Gölü kıyısındaki Cennet Mahallesi’nin bulunduğu yerde de kış aylarında oturmaktaymış.
Kış aylarında balıkçılık yapmak üzere kaldıkları Küçükboğaz Gölü kıyısı, yaz aylarında bataklık olmakta, sıtma ve kolera hastalıkları halkı perişan etmekteymiş Bu nedenle halkın bu hastalıklardan korunmak için kışlık Karasu’dan tamamen yazlık Karasu’ya taşındığı söylenmektedir.
Bir diğer rivayete göre de Karasu, Saray’a bağlı bir tımar iken, buraya Saray’dan her sene bir kişi gelir aşar vergisi olarak mahsül toplarmış. Ürünün bol olduğu yıllarda, rahatça vergisini veren halk, kıtlığın olduğu bir yıl vergisini verememiş. Aşar memurunun vergiyi almak yolundaki ısrarları sonunda, halk isyan etmiş. İsyan sırasında üzerine yürüyen halkın arasından kurtulamayan memur, orada ezilip ölmüş. Hatta; köylüler, memurun mezarı başına dikilen çam ağacının bir dalını budamayarak özellikle uzatmışlar. Her sene mısır zamanı oradan geçen köylüler, ağacın uzun koluna bir mısır asarlarmış. Bunu da ”Sağlığında yiyip, doyamadı, şimdi yesin de doysun” diye yaparlarmış. Mısırı ağacın uzun koluna takanlar bunu açıkça dile getirerek “sağlığında doyamadın, al, ye ve doy” diye tekrar ederlermiş.
Bu olaydan sonra, Karasu için gönüllü tımar sahibi çıkmamış. Saray tarafından; iyi silah kullanan Hacı Abdi Bey, Karasu’ya gönderilmiş. Hacı Abdi Bey, Karasu’ya geldikten sonra kendisinden önceki tımar sahibinin hakkında geniş bilgi toplamış. Halkın arasına girip yöreyi iyice incelemiş. İyi bir yerleşim yeri aramaya başlamış. Halka; yazlık Karasu’nun suyunun ve havasının iyi olmadığını belirterek bugünkü Karasu’nun İncilli Mahallesi’ne yerleşmiş [Aksu, 1969: 14]. Halk, Hacı Abdi Bey’in korkudan yazlık Karasu’yu terk ettiğini düşünmüş. Abdi Bey, İncilli’ye yerleştikten sonra ilk iş olarak içme suyu aramış, kendi imkânları ve adamlarının yardımı ile çok yakın zamana kadar kullanılan suyu getirmiş, zamanla diğer eksiklikleri tamamlayarak yerleşmeyi gerçekleştirmiş. Yerleşmeyi tamamlayan Hacı Abdi Bey, yakın tımar sahipleri ile tanışmış. Adapazarı tımarını elinde tutan Kara Osman ile birlikte Düzce ve Bolu tımar sahiplerinin üzerine seferler düzenleyip, zaferler kazanmış, Hacı Abdi Bey zaferler kazandıkça halk, Hacı Abdi Bey’in etrafında toplanmaya başlamış. Böylece Yazlık Karasu’daki halkın yavaş yavaş İncilli’ye taşınmasıyla birlikte yöre gelişmeye başlamış.
Karasu Ayânı Hacı Abdi Bey
Sultan II. Mahmut (1808-1903) zamanında Karasu Kazası Ayanı(yerel Yöneticisi) Hacı Abdi Bey di. Günümüzdeki Karasuyu bu zat kurmuştu. kendisinden sonra oğlu Mustafa Bey de Karasuya ayan olmuştur.
Yeni Karasu yerleşim yerini Abdi Bey güzel şekilde imar etmişti.
Hacı Abdi Bey döneminde, Karasu da ilgi çeken olaylardan biri, Rusların büyük bir teknesinin Karadeniz sahilinde Sakarya Boğazı ağzına gelip iki büyük kayığı ele geçirip, taifelerini esir etmeleriydi. Bundan başka, Ruslar iki Osmanlı gemisini yakıp, Dikili adlı mahale top atışları yapmaları olayı idi.
Bu saldırılar Hacı Abdi Bey tarafından hemen İstanbula yazı ile bildirilmişti. Sadrazam ''beyaz üzerine buruldu'' çıkarak kapudan paşaya durumu acilen bildirdi ve ne gibi önlemler alınması gerektiğini sordu. Durum sultan II. Mahmuta bildirildiğinde, Sultan güçlü olarak lazım gelen önlemlerin meşveret edilerek alınmasını, boğaz istihkâmlarına tam önem verilmesini buyurdu. Boğazın ve Karadeniz kıyılarının korunmasının Osmanlılar için önemini vurguladı. Abdi Beye de bu yolda emir gönderdi.
Kurtuluş Savaşı Yılları:
Rize’nin Portakallık Mahallesinde 1862 yılında doğan İpsiz Recep in annesi Cemile,babası Hüseyin dir. Emiroğulları’ndan olan İpsiz Recep genç yaşında çalışmak için İstanbul a gider.Yelkenli teknesiyle Boğaziçinde çalışmaya başlar. Cesareti, gözüpekliği ve ataklığı sayesinde "İpsiz" lakabını alır. İpsiz Recep huzurunu temin edip çalışmaya başladığı zaman İstiklal Harbi başlar. Recep onbeş arkadaşıyla birlikte İstanbul’dan ayrılıp Kefken Adası’na gelir. Arkadaşları ile birlikte dinlendikleri bir zamanda yabancı bandıralı bir geminin kendilerine doğru geldiğini fark eder. İyice yaklaştığı zaman geminin Fransız olduğu anlaşılır. Onbeş arkadaşı ile birlikte gemiyi çevirip teslim alırlar. Gemiyi Sakarya Nehrine kadar getirip zamanın Karasu Bucak müdürüne teslim ederler. Geminin arpa yüklü olduğu görülür. Bu hareketinden sonra İpsiz Recep Karasu’da karargah kurup Ankara ile irtibat sağlar.
Ankara kendisine Milis Kuvvetleri Komutanlığı olarak Yüzbaşı rütbesi verir. Bundan sonra İpsiz Recep etrafında 1800-2000 kişi kadar genç toplar. İpsiz Recep in Savunduğu Yerler Bu gençlerin katılması ile İpsiz Recep Karasu ve civarının savunmasını ele alır.
İpsiz Recep dürüstlüğü ve mertliği sayesinde, etrafın taktirini toplayıp sözü geçen kişi durumuna gelmiş, halk kendisine "EMİCE" ünvanı vermiştir. İpsiz Recep’in bu durumunu tesbit eden Ankara emrine üç İstihbarat subayı vererek harp hali ve şekli üzerinde nasıl hareket edeceğine dair emirler göndermiştir. İpsizRecep aldığı emir gereğince Karasu’ya saldırmak üzere hazırlık yapan Yunan ordusuna karşı taaruza geçerek Yunan kuvvetlerini püskürtmüş, bozguna uğrayan düşmanı takip ederek Geyve Boğazı, Bilecik, Eskişehir Milis kuvvetlerine katılarak püskürtmede başarı sağlamıştır.
İstiklal savaşında gösterdiği başarıdan dolayı kendisine İstiklal Madalyası verilmiştir. İstiklal savaşında iç ve dış düşmanlara karşı milli duygularla dolu olarak saldıran bu konuda anlayış gösterenlerin yardımlarından yararlanan İpsiz Recep ve mahiyetindeki milliyetçiler amansız bir mücadele ileYunan ve Çerkez Ethem kuvvetlerinin herhangi bir şekilde zarar vermelerine meydan vermemişlerdir. Düşman denizden bombalarla dağları dövmüşsede çıkarma yapma imkanı bulamamıştır. Karasu’da ilerleyemediği gibi çekilip bilinmeyen yönlere doğru gitmek zorunda kalmıştır. İstiklal savaşında her türlü zorluğa karşı mücadelesini sürdürüp Milli duygularının sesine uyarak fedakarlıktan çekinmeden başarı gösteren İpsiz Recep 1928 yılında Yenimahalle’deki evinde ölmüş ve vasiyeti üzerine şehir mezarlığına defnedilmiştir. Şehir mezarlığında heybetlice görünüşü ile göze çarpan mezarı İpsiz Recep’in kişiliğini tanıyan iyiliğini unutmayıp yardımı borç ve görev bilen Karasu’lular tarafından hizmeti ve kişiliğine yaraşır şekilde yaptırılmıştır.
Kıyı Turizmi
Türkiye, zengin coğrafyası, en güzel kıyıları, kıyıların hemen ardındaki dağları, 10 bin yıllık tarihi, kültürü, folkloru, mutfağı, misafirperver insanları ile dünya turizminde rekabet üstünlüğü sağlayacak özelliklere sahiptir. Kitlere yönelik olan kıyı turizmi, deniz-kum-güneş üzerine kurulu bir üründür ve hem Akdeniz`in diğer ülkelerinde, hem de dünyanın pek çok yerinde bolca bulunmaktadır.
Sakarya ili de bu nimetlerin bolca bulunduğu bir mekandır. Karadeniz kıyısında yaklaşık 60 km. uzunluğunda bir şeride
sahip olan Sakarya`nın özellikle Karasu ve Kocaali ilçelerinde doğal plajları mevcuttur.
Karasu Plajı; 20 km. uzunluğunda geniş bir kumsala sahip olan Karasu Sahili romatizmal rahatsızlıklara iyi gelen ince taneli kumu ve temiz suyu ile doğal bir plajdır.
Şehir merkezine 51 km uzaklıkta bulunan bu ilçemiz şifalı kumu, doğal plajı, kolay ulaşımı ile eşsiz bir sahile sahiptir.
20 km uzunluğunda geniş bir kumsala sahip olan Karasu sahili romatizma rahatsızlıklara iyi gelen ince taneli kumu ve temiz suyu ile doğal bir plajdır. Özellikle yaz aylarında hafta sonları serinlemek maksadıyla sahil hattına akın eden ziyaretçileri sayesinde yoğunluk yaşanmaktadır. Bu ziyaretçiler günübirlik geldiği gibi ikinci konutlarda, ilçede bulunan pansiyon ve otellerde de konaklamaktadır.
Sahil hattı boyunca yeme-içme tesisleri, müzikli eğlence yerleri ile yaz akşamları oldukça hareketli geçmektedir.
KARASU
SAKARYA ilimize bağlı bir ilçedir.
Yüzölçümü:
410 km²
Köyleri
- ADATEPE
- AKKUM
- ARDIÇBELİ
- CAMİTEPE
- DENİZKÖY
- GÖLKÖPRÜ
- HÜRRİYET
- KANCALAR
- KARAMÜEZZİNLER
- KARANLIKDERE
- KARAPINAR
- KARASU
- KIZILCIK
- KONACIK
- KURUMEŞE
- KUYUMCULLU
- MANAVPINARI
- ORTAKÖY
- PARALI
- RESULLER
- SUBATAĞI
- TAŞLIGEÇİT
- TEPETARLA
- TUZLA
- YASSIGEÇİT
- ÜÇOLUK
- YENİDOĞAN
- YEŞİLKÖY
- İHSANİYE
- ÇATALÜVEZ