
Korgan'nın Tarihçesi
Bölgenin ilk egemen halkı Halip (
Kalip) ,Kolk ve Kokurlardır. Kalipler ve Mitridatlar en kuvvetli çağlarında demir madenleri işletiyorlardı. Korgan ‘ da Tatarcık köyü sınırları içersinde bulunan ve halen de yine maden ormanı adı ile anılan mıntıkada ve yine Korgan ‘ ın bazı yaylalarında ve özellikle Yalman civarında demir cüruflarına, işletilmiş maden yataklarının izlerinin bulunması, Koliplerin ve Mitridatların bu yerlerde M.Ö. 12 yy ‘ da buralarda yaşadıklarını göztermektedir. M.Ö. 584 – 555 yılında Perslerin Korgan bölgesinde yaşadıkları da bilinmektedir. Persler devrinde I. Daryus ‘ un ( M.Ö. 522 – 485 ) bu toprakları idare edebilmek için Satraplıklara ayırdığı ve dört adet birinci derecedeki satraplıktan biri olan Pont Kapadokyası Korgan topraklarını içine almış oluyordu.
M.Ö. 331 tarihinde Pers Devleti tarih sahnesinden İskender ‘ in Orduları tarafından silindi. Pont ve Roma hakimiyetleri döneminden sonra Danışmend Gazi’nin orduları Korgan topraklarına girmişler ve 1083 tarihinde buraları ele geçirmişlerdir. Anadolu ‘ ya gelen Oğuz Boyları’ ndan bir çok topluluklar, Korgan bölgesinde yerleşmişlerdi. Denilebilir ki Ordu ilinin yayla toprakları ile ,Korgan ve Kumru İlçe merkezlerini çevreleyen sahalar, tamamen Türkmenler tarafından yerleştirme sahaları yapılmış ve buralarda oturanlar da kısa zaman içinde Oğuz Boyları oymakları arasında erimişlerdi. Esasında azınlıkta bulundukları için de , hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir. II. Kılıçarslan zamanında Korgan ve çevresi Anadolu Selçukluları hakimiyetine girdi. ( 1178 ) Kösedağ Savaşından sonra ( 1243 ) Korgan topraklarının büyük bir bölümü Kadı Burhaneddin ‘ in idaresine geçmiştir.
1380 ‘ lerde ise Hacı Emir Oğulları Beyliği bu çevreye hükmetmiştir.
Yıldırım Beyazıt 1398 ‘ de Ordu ve Samsun ‘ u Osmanlı Devleti’ ne katmıştır. Osmanlı idaresine geçen yöre resmi kayıtlarda Keşdere olarak anılmaktadır. Keşdere, Bolaman Irmağının bir koluna verilen addır. 1642 ‘ ye kadar Satılmış Kazasına ( Fatsa ) bağlı olan Keşdere bu tarihte kaza olmuştur. 1856 ‘ da Liva – i Canik’ e ( Canik Sancağı ) bağlıdır. Bu tarihte yönetimi Akçay, Terme ve Cevizderesi İle birdir. 1860 – 65 ‘ te Canik Sancağı’na , 1866 – 71 ‘ de ise Ünye Sancağı’ na bağlı bir kazadır. 1882 ‘ de ise Fatsa kazasına bağlı bir nahiye merkezi olmuştur. 1928 ‘ de ise Fatsa ‘ ya bağlı bir Köy olmuştur. Korgan, Fatsa’ nın bir bucağı olarak yıllarca varlığını devam ettirdikten sonra 1. Haziran .1958 tarihinde Belediye, 1 .Nisan 1960 Cuma günü Kaza yapılarak İlçe merkezi haline getirilmiştir.
Korgan, kelime anlamı bakımından her hangi bir mana ifade etmemektedir .İlçeye bu adın verilişi hakkında çeşitli söylentiler ve ihtimaller vardır.
° Türklerin Müslüman olmaya başladığı dönemlerde, Hazar Denizinin güneyinde Horasan Bölgesinde Korgan adı verilen yerden kalkarak Korgan ‘ a yerleşen aşiretler vardır. Buraya yerleştikten sonra geldikleri yer olan ; Korgan adını verdikleri ve bu adın buradan geldiği söylenmektedir.
° <Koruyan>, < Kanını Koru ( Kendini Koru) > anlamına gelen < Korukan > ve daha sonrada < Korgan > denildiği söylenmektedir.
Beldelerimiz Başa Dön
TEPEALAN BELDESİ:
Tepealan Mahallesinin çok eski bir tarihe sahip olduğu bilinmektedir.Çeşitli inşaat hafriyatlarında çok eski devirlere ait taş mezarların bulunması bunu doğrular niteliktedir.Geçmiş tarihlerde beldenin merkezini teşkil eden yerde "güllistan" adı altında bir pazar yeri ve şehrin kurulu olduğu söylenmektedir. Zamanla "Güllü" adı bundan doğmuştur. 1970'li yıllardan sonra hızlı bir kentleşme göstermeye başlayan Tepealan 1974 yılında belde olmuştur.
Korgan ilçesine bağlı olan Tepealan Beldesi iki muhtarlıktan meydana gelmektedir. Birincisi Tepealan Mahallesi Muhtarlığı, ikincisi ise Yazlık Mahallesi Muhtarlığıdır.
Tepealan Beldesi Korgan ilçe merkezinin güneyinde Bolaman ırmağının ve Çayıralan Beldesi'nden gelen bir kolu ile Terzili Köyü'nden gelen ikinci bir kolun birleştiği noktada yer alır. Kuzeydoğusunda Koçcuğaz, güneydoğusunda Terzili, güneybatısında Belalan ve kuzeyinde Çitlice köyleri ile çevrili, kuzeyden güneye doğru uzunlamasına, engebeli bir arazi üzerinde yer almaktadır.
İlçe merkezinden itibaren, Yenipınar ve Karakoyunlu Mahalleleri ile Aşağıkospınar ve Çitlice geçildikten sonra belde merkezine ulaşılır. Korgan ilçe merkezinden uzaklığı 13 kilometredir.
Tepealan Beldesi'nin ilçe ile olan bağlantısı son derece müsaittir. Yılın bütün mevsimlerinde hertürlü motorlu kara taşıtı ile bu yoldan ulaşım sağlamak mümkündür.
ÇIFTLIK BELDESI
Eski adı "Budak" olan beldenin 1750 tarihlerinde kurulduğu sanılmaktadır. Bundan da anlaşıldığına göre beldenin 200 yıldan fazla bir geçmişi vardır.Buraya ilk defa yerleşen kişiler hakkında kesin bir delil olmamakla birlikte birkısım ailenin Tokat'tan , birkısmının Ordu'dan, bir aile grubunun da Trabzon'un Kürtünlü bölgesinden geldikleri bilinmektedir.Gelen bu aileler beldede bulunan Hamlık, Kuşağılı, Yakuboğlu, Dağköy, Memiş ve Orta Mahalle gibi bölgelere yerleşerek bir yerleşim birimi meydana getirmişlerdir.
Çiftlik Beldesi ilçenin kuzeydoğusunda yer alır. Beldenin kuzeyinde Fatsa, batısında Tepemahalle, güneyinde Yazıcı Mahallesi, Yeniköy ve Çamlı Beldesi yer alır.
ÇAMLI BELDESI
Daha önceki adı "Geci" olan beldenin, ilçenin en eski köyü olduğu halde geçmişi ve ilk yerleşimleri hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Ilçeye bağlı Yazıcı Mahallesi ile Yeniköy Köyü eskiden bu beldeye bağlıydı. Alanının çok geniş olması sebebiyle şimdiki Yazıcı Mahallesi buradan ayrılarak ilçeye daha yakın olduğu için mahalle durumuna getirilmiştir. Şimdiki Yeniköy ile Çamlı arasındaki Bolaman Irmağı sınır olarak belirlenerek Yeniköy Köyü 1957 yılında Çamlı'dan ayrılmış ve yeni bir muhtarlık kurulmuştur. Çamlı Beldesi ilçenin doğusunda yer alır. Beldenin doğusunda Bolaman ırmağının çizdiği sınır ile Yeniköy Köyü, Kuzeydoğusunda ve Kuzeyinde Çiftlik Beldesi, batısında Yazıcı Mahallesi, güneyinde Yenipınar mahalleleriyle çevrilidir. İlçe ile Çamlı Beldesi arasında Yazıcı mahallesi yer almaktadır. Ilçe merkezinden çamlı beldesine kadar olan uzaklık 5 km .dir. Yol ve ulaşım bakımından iyi durumdadır. Yazıcı Mahallesi istikametinden gelerek beldenin merkezine ulaşan ve buradan da ikiye ayrılarak Çiftlik Beldesi ve Yeniköy köylerine giden yol belde ulaşımını hayli işlek bir hale getirmiştir.
ÇAYIRKENT BELDESİ
Eski adı "Çayıralan Köyü" olan beldeye ilk yerleşimin 1630-1650 yıllarında olduğu sanılmaktadır. Bir kan davası yüzünden Sivas'ın Yıldızeli bölgesinden kalkan sekiz hane beldeye gelerek yerleşmiş yerleştikleri bölgenin çayırlarla kapalı düz bir yer olması dolayısı ile Çayıralan adı verilmiştir. Çayıralan'a gelen sekiz aileden Çelemoğulları Eşikgören'e yerleşmiş bunlardan çoğalan Paşaoğulları ise Sarıculu mahallesinde mekan tutmuşlardır. Bu sekiz aileden diğerleri olan Palaoğulları Pelitçikuru, Saraçoğulları Aşağıoba, Bektaşoğulları Sarculu, Hatipoğulları Kurtalan Haydaroğulları Çorak, Kaymaoğulları Ericek ve Armanoğulları köyün çeşitli mahallerine dağınık olarak yerleşmişlerdir. Daha sonra Niksar'dan gelen Kuruveli oğulları Yalman bölgesine yerleşmişler orada da mısır bitkisini üretemedikleri için daha aşağılara inerek beldenin Darlık bölgesine küçük bir mahalle kurup bunun akabinde daha da çoğalarak Kanbaş mahallesine gelmişlerdir. Çayırkent Beldesi ilçe merkezine uzak olan beldelerden biridir. Ilçenin güneyinde yer alır. Beldenin doğusunda Tepealan kuzeyinde Belalan köyü bulunmaktadır. Ayrıca güneyinde Niksar ilçe sınırı ve batısında Kumru ilçe sınırı ile çevrilidir.
Beldeye Korgan ilçe merkezinden itibaren Sarıalıç Mahallesi, Yukarı Kospınar, Çitlice ve Belalan Köyleri geçildikten sonra ulaşabilmek mümkündür. Ilçe merkezinden beldeye ulaşıncaya kadar olan bu mesafe 22 km dir.
Efsanelerimiz Başa Dön
KIRKKIZLAR EFSANESİ :
Fırınönü yaylası Kumru ilçesine bağlı, ancak Korgan’a çok yakın bir yer olup karasal ve deniz ikliminin kesiştiği noktada yer almaktadır. Yaylacılığın geçmiş dönemlerde de yapıldığı bu yerde çok eski zamanlara ait mezarlar bulmaktadır. Bu yerde “Orman Gülü” olarak adlandırılan sarı avu çiçeği çok bulunur. Yine bu muhitte sarı avu çiçeğinin bulunduğu yerlerden birinde daire biçiminde yuvarlak bir alan içinde mor avu da bulunmaktadır. Buraya“Kırkızlar” adı verilir ve burası için şöyle bir efsane anlatılmaktadır.Çok eski zamanlarda Türk’lerin düşmanları ile yaptığı bir savaş sırasında,düşman askerleri bu köye gelerek erkeklerin hepsini öldürürler. Köyde bulunançok güzel 40 tane kız bu katliamdan kaçmayı başarırlar. Ancak fazla uzaklaşmazlar. Düşman askerlerinden kaçamayacaklarını anlayınca kırkkızlar diye bilinen yerdeki sarı avuluğun içerisine gelerek gizlenmeye çalışırlar.
Bütün Türk erkeklerini öldürdükten sonra kızların kaçtığını farkeden düşman kumandanı, izlerini takip ederek gizlendikleri yeri bulur. Askerlerine kızların etrafını kuşatmaları için emir verir. Bu fırsatı ganimet bilerek kızlara, vücutlarını askerlere teslim etmelerini söyler. Kızlar, her bu durma karşı koysalar da başa çıkamayacaklarını anlayınca düşman askerlerine teslim olmamak için taşıdıkları süngülerle birbirlerini öldürürler.
Onların bu olayı yaşadıkları yerde her yıl daire biçiminde ve kanlarının renginde avular çiçek açmaktadır. Onun için de buraya Kırkkızlar adı verilir
ANAÇ (BATARI) CAMİİ :
Selçuklu Mimarı tarzında 1200 yıllarından sonra yapıldığı tahmin edilen ve1960 yıllarında Aşağı Yaylacık mahalleliler tarafından yakılarak yerine yenisi yapılan Anaç (Batarı) camii hakkında bir efsane anlatılır.
Caminin inşa edilmesi kararlaştırılan yer, Anaç düzü üzerine 150 metre yükseklikte Kel Tepe diye adlandırılan yerdir. Yapım için bütün malzeme buraya getirilir ve inşaat başlar. Sabah ustalar inşaat yerine çalışmak üzere geldiklerinde, yapılmış olan işin hiç bozulmadan malzeme ile birlikte 150 metre aşağıya taşınmış olduğunu görürler. Herne kadar bu işe akıl erdiremedilerse de tekrar yıkarak yapılması gereken yere taşırlar ve yeniden inşaat etmeye başlarlar. Günlük işleri bittiğinde akşam evlerine dönerler. Ancak sabah geldiklerinde bir gün önce meydana gelen olayın tekrarlandığını görürler.
Bu hadisenin üç defa tekrarlanmasından sonra zamanın komutanı gece nöbetçiler bırakarak olayı takip ettirir. Gece olduğunda kalan nöbetçiler hayretler içerisinde (!) kalırlar. Çünkü bir geyik sürüsü gece gelerek bütün malzemeyi 150 metre aşağıdaki düzlüğe taşımıştır.
Sabah olduğu zaman olayı anlatan nöbetçiler dinleyen komutan caminin oraya yapılmasını emreder.
FALTAŞ
Korgan yaylası yolu üzerinde bulunan, insan şeklindeki “Faltaş” diye adlandırılan taş hakkında iki değişik efsane anlatılmaktadır.
-Çok önceleri burada Müslüman Türkler ile Rumlar arasında bir savaş yapılmıştır. Türklerin bu savaşta yenik düştükleri bu yerlere daha sonraları Rum beyleri yerleşmişler ve kalan Türklere zulümler yapmaya başlamışlardır. Türkler, zulüm yaptıran Rum beyine kin duysalar da ellerinden hiçbir şey gelmez.
Bir gün ermiş dervişlerden biri bu yöreden geçer ve yapılan zulümleri görür. Rum beyinin yanına giderek zulüm yapmamasını söyler. Ancak Rum beyi kendisini hiç dinlemez. Bunun üzerine ermiş kişi;
- Sen herkese büyük kötülükler yapmışsın buna karşılık üç defa “Faltaş”de ve taş haline gel der söylenen bu sözleri alaya alan Rum beyi laf olsun diye bu kelimeyi söylediğinde taş haline gelir.
Anlatılan diğer bir söylentiye göre :
Bu taşın olduğu yerde ermişler den bir kadın yaşamaktadır. Bir gün keçisini sağmaya gider. Ancak keçi hiç rahat durmaz buna kızan kadın
- “Avcı elinden gidesi rahat dursana “ der.
Bu sırada oradan geçen bir avcı keçiyi vurur. Bunun üzerine kadın:
- “Sen de hazır mıydın taş olası “ der ve avcı aynı anda taş olur.
Bu taş elinde okuyla bir avcıya veya bir Rum beyine çok benzemektedir. Yılda üç defa inlediği de söylentiler arasındadır.
Turizm Başa Dön
YAYLALARIMIZ
Yaylacılığın asıl amacı hayvancılık olmasına rağmen günümüzde sadece zevk için veya alışkanlık olduğu için yayalacılık yapanlar çoktur. Sadece zevk yeri olarak bakılması düşüncesi yaylara olan ilginin azalmasına neden olmuştur. Buna rağmen Korgan'da bir çok aile yine de yaylacılık yapmaktadır.
İlçemizin mahalle ve köylerinin çıktıkları belli başlı yaylalar şunlardır:
ARMUTALAN YAYLASI:
Terzili köyünün hemen bitişiğinde yer alır.Dar bir alan üzerine kuruludur. Düzlükleri hemen hemen yok gibidir. Buna karşılık orman bakımından diğer yaylalara nazaran daha zengindir. Burada Yenipınar Mahallesi ve Terzili Köyü'nden aileler bulunur.
ÇAYIRALAN YAYLASI (Gökçebel Yaylası)
Yayla adeta köy ile bitişik durumdadır. Bu yayla birbirine yakın iki yayladan meydana gelmektedir. Buranın diğer bir ismi de Gökçebel Yaylasıdır. En kalabalık nüfusu teşkil eden Çayıralan'ın nüfus oranına göre yaylası pek kalabalık sayılmaz.
ÇOBANTEPE YAYLASI:
İki yerleşim bölgesinden ibarettir. Karacaoğlu Obası olarak da bilinir. Burada yaylacılık yapanların büyük bir çoğunluğunu Koçcuğaz köylüleri teşkil eder.
DÜZDAĞ YAYLASI:
Bu yayla Tepealan Beldesi'nin Düzdağ Mahallesi'ne aittir. Düzdağ Mahallesi'nin çok yakınında bulunmaktadır. Zaten yayla drumumnda ola Düzdağ Mahallesi son zamanlarda yaylaya pek itibar etmemektedir. Hem çayır hem de orman bakımından zengindir.
EĞRİCESU YAYLASI:
Eğricesu Yaylası Aşağı Kospınar Köyü'ne aittir.Bu köyün dışında Çitlice, Yukarı Kospınar köyleri ve Aşağı Yaylacık Mahallelerinden de aileler yerleşmiştir. Delmece Boğazı, İteniçi Ormanı, Taşkesik Yaylası, Niksar ın Elmüdü, Bohçaarmud ve Korgan yaylaları ile çevrilidir.
GÖLTEPESI YAYLASI:
En geniş vegüzel düzlüklere sahip yaylalardandır. Bununla birlikte otlaklarda son derece elverişli ve verimlidir. Ancak orman bakımından yoksun olan bu yaylada eski canlılık kalmamamıştır. Ünye ve Durali köylülerinin kaldığı bir yaylamızdır.
KÜRTÜNLÜ YAYLASI:
Kürtünlüler ilk defa ilk defa bu yöreye geldiklerinde buraya Kürtünlü Yaylası adı verilmiştir. Daha sonra burayı Budak (Çiftlik Beldesi) köylüleri yayla olarak kullanmaya başlamışlar ve zamanla tamamen Budaklıların olmuştur.Iteniçi ormanları Osman Kolu Tepealan ve Korgan Yaylarıyla çevrilidir.
OSMANKOLU YAYLASI:
Çitlice Köyü'ne ait bir yayladır. Ilk defa Osmanlılar zamanında bir kolun buraya gelerek yaylacılık yaptığı ve bundan dolayı da "Osman Kolu" adını aldığı söylenmektedir.
Niksar'ın Bozcaarmut Köyü, Iteniçi ormanları, Kürtünlü ve Korgan Yaylalarıyla çevrilidir.
TAŞKESİK YAYLASI:
Korgan'ın tarihi yayalarından biridir. Yaylanın ortasında şimdi bile "Kilise Tepesi" olarak adlandırılan ve Romalılar devrinin Oktavyanus zamanından kalma kilise kalıntıları mevcuttur. Burada geçmiş dönemlere ait bir şehir kalıntısının varlığı hemen göze çarpar. Zira halen varlığını koruyabilmiş su kuyusu, yıkıntılara uğramış yeraltı dehliz ağızları ve mermer kalıntıları vardır.
Buraya Aşağı Yaylacık ve Yukarı Yaylacık Mahallesi sakinleri yayalacılık yapmak için çıkmaktadır. Zaman zaman misafir yaylacı olarak buraya gelen Kumru-Aşağı Damlalı köylülerinin de yaylası olmuştur. Çevre ilçelerde Fatsa ve Terme'den de bazı ailelerin bulunduğu bu yayla Niksar Elmüdü Köyü Tunalık, Çobantepesi Yaylaları ve Kümbet Irmağı ile çevrilidir
KARUCUK YAYLASI.
Karucuk Yeniköy ve Çamlı Beldesi'nin yerleşim yaptıkları bir yayladır. Yayla zamanlarında Sivas ve Çarşamba'dan çadırlarıyla gelerek burada yaylacılık yapan aileler de bulunur.
TEPEALAN YAYLASI:
Tepealan Mahallesi'nin bitişiğinde yeralır. Bir diğer adı da "Boğmalık Yaylası"dır. Verimli otluk ve düzlükleri vardır. Tepealan ve Tepealan Yazlık Mahallesi sakinlerinin yerleştikleri bir yayladır.
TURNALIK YAYLASI:
Tarhi en eski olan yaylalardan biri de Turnalık Yaylası'dır. Bu yaylanın sınırları içerisinde bulunan Yalman Bölgesi'nde M.Ö yaşayan Kalipler zamanından kalma Ateşgedeler ve Demir madenlerinin işlendiğini gösteren kalıntılar mevcuttur. Tarihi özelliğinin yanında diğer yaylalarda bulunmayan bir çok özellikler de yine bu yaylada mevcuttur. Yaylalar içinde en geniş topraklara sahip olan Turnalık yaylası orman ve otlak bakımından da zengindir. Peşembe Yaylası, Korgan Yaylası ve birçok köy ile ulaşım bağlantısı mevcut olup hareketli ve en canlı yayla durumundadır.
Deniz seviyesinde 1670 metre yüksekliğindeki bu yaylada Yenipınar ve Karakoyunlu Mahallesi sakinleri oturmaktadır. Yenipınar mahallesinden ayrılan Tezili köylüleri de burada yaylacılık yapmaktadırlar. Yaylaya yakınlığı dolayısı ile çoğunluğunu Terzili köylüleri oluşturmamaktadır.
"KORGAN YAYLASI" hakkında "Yayla Şenlikleri" başlığı altında gerekli bilgiye ulaşabilirsiniz.
ZİYARET VE ADAK YERLERİ:
İlçemizin çeşitli yerlerinde belli inançlarala yaşatılan adak ve ziyaret yerleri mevcuttur. Bunların başlıcaları şunlardır.
ANAÇ EVLİYASI:
Aşağı Yaylacık Mahallesi'nde olup ilçe merkezine uzaklığı 5 km'dir. Anaç'ın, Selçuklu sultanlarından Melikgazi'nin askerlerinden olduğu ve bu bölgede savaşırken öldüğü söylenmektedir.
AKINCI EVLİYASI:
Çitlice Köyü'nde olup ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Melikgazi'nin askerlerinden olduğu ve mezarın bulunduğu yerden 200 metre yükseklikteki tepede savaşırken öldüğü söylenmektedir.
AŞAR EVLİYASI:
Tepealan Beldesi Orta Mahalle'de yüksekçe bir tepede olup taşla çevrili bir mezardır. İlçe merkezine uzaklığı 16 km'dir. Bu şahsın da Melikgazi'nin askerlerinden biri olduğu rivayet edilmektedir.
GÜLLÜ EVLİYASI:
Tepealan Beldesi'nin merkezinde olup ilçeye uzaklığı 12km'dir. Buradaki şahıs hakkında herhangi bir bilgi yoktur.
BOZBELENİ EVLİYASI:
Çamlı Beldesi Güney Mahallesi sınırları içinde taşla çevrili bir mezardır. İlçe merkezine uzaklığı 5 km'dir. Mezarın sahibi hakkında hiçbir bilgi mevcut değildir.
MEHTERAN EVLİYASI:
Çiftlik Beldesi sınırları içinde olup ilçeye uzaklığı 10 km'dir. Burada yatan kişi hakkında da bilgi yoktur.
TEPE MAHALLE EVLİYASI:
Yeniköy Köyü sınırları içinde olup ilçe merkezine uzaklığı 8 km'dir.
GEDEMEN EVLİYASI:
Karakoyunlu Mahallesi sınırları içinde olup ilçe merkezine uzaklığı 3 km'dir.
EMİRYAKUP EVLİYASI:
Koçcuğaz Köyü sınırları içinde olup ilçeye uzaklığı 12 km'dir. Burada yatan kişinin Melikgazi'nin komutanlarından olduğu ve savaşırken öldüğü rivayet edilmektedir.
GALA EVLİYASI:
Tatarcık Köyü sınırları içinde olupilçe merkezine uzaklığı 12 km'dir.
TURUT EVLİYASI:
Yenipınar Mahallesi sınırları içinde olup büyük bir kayanın yanında yeralan taşlarla çevrili bir mezardır.
KÜMBET EVLİYASI:
Perşembe Yaylası'na çok yakın bir mevkide Korgan'ın Göltepesi Yaylası sınırları içinde olup ilçe merkezine uzaklığı 35 km'dir.
İNEK TAŞI:
Yazıcı Mahallesi sınırları içinde yer alan ve ilçe merkezine uzaklığı 4 km olan, yüksekçe bir taş olup çok yaşlı bir meşe ağacının yanında bulunmaktadır.Çok eski zamanlardan beri ziyaret edildiği halde geçmişi ve tarihi hakkında bir bilgi yoktur.
APSUT SUYU:
Apsut, suyu ve serin rüzgarı ile meşhurdur. Korgan Obası yolu üzerinde herkesçe tercih edilen ve ulaşımının kolay olduğu bir yerdedir. Belalan Köyü'nün hemen üzerinde bulunan Apsut, ilçeye 17 km uzaklıktadır. Herhangi bir yerleşimin de bulunmamasından dolayı yalnız piknik yapmak için son derece elverişlidir.
İTENİÇİ ORMANLARI:
İlçenin güneyinde yer alır. Tamamen gürgen ağaçları ile kaplı bir alandır. İlk defa Orman İşletme Şefliği tarafından kurulan şantiye, daha sonra terkedilince tamamen bir mesire yeri haline gelmştir. Isız bir bölgede olmasından dolayı şantiye binası korunmuş ve yağmurlu zamanlarda barınak amacıyla kullanılmaktadır. Hemen yakınında bulunan çeşme ise buraya gerçek özelliğini vermektedir.Çok sıcak havalarda bile bu sudan içmek imkansız gibidir. Bütün yıl boyunca bu soğukluğunu muhafaza eder. Gölgelik, ağaçlık, su ve çayır ile birlikte çok güzel bir doğal güzelliğe sahip olan bu yere sadece ilçeden değil çevre ilçe ve illerden de piknik yapmak amcı ile gelenler vardır. Hertürlü motorlu kara taşıtı ile ulaşım sağlanmaktadır.
ŞİFALI SULAR:
ULUDERE ACISUYU:
Çitlice Köyü Uludere mevkiinde içme suyu deresi olarak bilinen yerde bulunmaktadır. İlk defa 1971 yılında bu mevkiide hayvan otlatan bir çocuk tarafından bulunmuştur. İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. Her türlü araçla ulaşım sağlanmaktadır. Buarayı ziyaret eden kişiler daha çok romatizmalı, mide ve safra kesesi hastalıkları olan kiilerdir. Bunun yanında cilt ve diğer hastalıklara da iyi geldiği söylenmektedir. Romatizmalı ve mide rahatsızlıkları çekenler buradan şifa bulduklarını söylemektedir.
ELİKTAMI ACISUYU:
Belalan Köyü sınırları içinde olup merkeze uzaklığı 15 km'dir. Bulunduğu yere herhangi bir bina kurulmamıştır. Romatizmalı hastalara iyi geldiği ve eskiden beri kullanılmakta olduğu bilinmektedir.
Kültür Başa Dön
İNANÇLAR
Birçok yerde olduğu gibi ilçemizde de dini inançlarla hiçbir ilgisi bulunmayan batıl inançlar vardır.Bu inançların dinle herhangi bir bağlantısı olmasa da bu inançlar kültür öğesi olarak kabul edilebilir.
Korgan'da inanılan başlıca batıl inançlar şunlardır:
-Zemheri ayının ilk günü yıl sırtıdır.O gün misafir kabul edilmez.Gelen misafirin ayağının uğursuz geleceğine inanılır.O yıl bütün işlerin uğursuz gideceği sanılır.
-Ilk gök gürlemesinde kalbur yuvarlanır; kalburun ağzı yukarı gelirse bolluk; aşağı gelirse kıtlık olacağına inanılır.
- Lohusalı kadının bulunduğu odada iğne, bıçak,süpürge,diken vs.gibi şeyler bulunmalı aksi halde anne ve çocuğu cin çarpar.
-Kırklı çocuğun çamaşırları akşam ezanından sonra dışarıda bırakılmaz ve cocuğun banyo suyu akşam namazından sonra dışarıya dökülmez.
-Çocuğun ayağının altı öpülürse büyüyünce ağaca çıkamaz.
-Eşiğe oturulursa nasip kesilir.
-Köpek ulursa mutlaka cenaze olur.
-Baykuş hangi evin damında öterse o ev dağılır.
-Göz seğirdiğinde kötü haber gelir.
-Ayağın tabanı kaşınırsa yolculuk var demektir.
-Kedi ayaklarını yaladığında hava bozulur.
-Kedi yalanırsa misafir gelir.
-Kuş pencereye konarsa kısmet açılır.
-Kulak çınlarsa bir yerde o kişinin isminin zikredildiğine işarettir.
-Iki elin parmakları kenetlenirse kısmet kapanır.
-Yerde oturan ya da yatan kişinin üzerinden atlayarak geçilmesi iyi sayılmaz.
-Akşam ıslık çalmak şeytana davettir.
HALK DEYİMLERİ:
Korgan'da kullanılan bazı halk deyimleri şunlardır:
-Yalmandan kar mı bağışlıyorsun?
-Cepkeni yok giyecek, Turnalık'a ava gider.
-Şeytanın çarığı deliktir.
-Bir avuç unu var güm güm düğünü var.
-Dilenciye kıtlık olmaz.
-Ecinniye külahı ters giydirir.
-Dilencinin kapısı tek olsa açlıktan ölür.
-Atın tepmeyeni, itin kapmayanı olmaz.
-Sirkeyi sarmısağı hesap eden paçayı yiyemez.
-Terek olan yerde bakır tıngırdar.
-Atın avanağı rahvan; insanın avanağı pehlivan olur.
-It, ite; it kuyruğuna buyurur.
-Rüzgar esmeyince yaprak ırganmaz.
-Muhannete ısrar etme yiğit edersin.
-It sahibini tanır.
-Parmağın var mı başını kaşı.
-Sofrası koltuğunun altında...
-Eşek bizim eşek ama çulu değişmiş.
-Kuştan korkan darı ekemez.
BEDDUALAR:
İlçemize has ifade ile belli başlı beddualardan bazıları şöyledir:
-Allahtan bulasın emi....
-Sürüm sürüm sürün inşallah...
-Adı batasıca...
-Allah güldürmesin...
-Davun ye...
-Yerin dibine giresin...
-Toprak ye...
-Kökün kurusun...
-Allah dert versin derman buldurmasın...
-Zıkkımın pekini ye...
-Eli kırılasıca...
-Gidişin olsun dönüşün olmasın...
-Öllünün körü...
-Başını yesin...
-Cehennemin dibine git...
-Çenen tutulsun...
-Dili kopasıca...
-Allah dermansız dertler versin...
-Ocağı sönesice...
-Şeytanından bul...
-Boyu devrilesice...
-Evladından bulasıca...
-Dermansız dertlere tutulasıca...
-Ödün kopsun...
-Cehenneme direk ol...
YÖRESEL KELİMELER:
İlçemizde kendine has bir dille söylenen birçok kelime vardır.Bu kelimelerin büyük bir kısmı yine Ordu il ve ilçelerinde de kullanılmaktadır.Bunlardan bazıları ve anlamları şöyledir:
-Anca:...............Yeni,henüz, azönce...
-andır:...............Ölü eşyası
-Arık..................Çok zayıf...
-Bardabaş:.........Geçimsiz...
-Bıldır:...............Geçen yıl...
-Bostan:.............Salatalık
-Böce:................Fasulye...
-Buymak:...........Üşümek...
-Çatmak:............Rastlamak
-Çember:............Ince doknmuş başörtüsü....
-Çitil:..................Geçimsiz...
-Çite...................Çorap ya da kazak şişi...
-Çimmek:...........Banyo yapmak...
-Demin:..............Az önce...
-Ebemkuşağı:.....Gökkuşağı...
-Enük:.................Köpek yavrusu...
-Fıraktı:...............Ağaç dallarından yapılan bahçe korkuluğu...
-Gıdık:.................Küçük seepet...
-Girebi:................Ucu eğri nacak...
-Koruk:................Içi boş fındık...
-Gostil:.................Patates...
-Göden:................Kurbağa...
-Göcük:................Kısa...
-Hayat:.................Samanlığın önündeki harman yapılan düzlük...
-Hey:....................Geniş ağızlı büyük sepet...
-Hışır:...................Eski...
-Işkın:...................Genç filiz...
-Işmar:..................Göz ya da parmakla yapılan işaret...
-Keltek:................Çok konuşan...
-Kırkmak:.............Traş etmek...
-Kozak:.................Olgunlaşmamış meyve...
-Tam:.....................Ahır...
KORGAN'DA SÖYLENEN
BAZI TÜRKÜLER
HALİLİM FERİDE
Kaldırın martinimi evin yüzünden
Bir su ver de içeyim puar gözünden
Gel yanıma öpeyim ela da gözünden
Amanda Halil kardeşim olmaz mı sandın
Gurbete gideni gelmez mi sandın
Halil'in anası orta bir karı
Eridi kalmadı dağların karı
Uzunda boylu Halil, Narin'in yari
Aman da kardeşlerim gelin beriye
Birkaç kurban almadan dönmem geriye
Halilim de beline kama bağlıyor
Kamanın ucundan kanlar damlıyor
Amanda Halil kardeşim olmaz mı sandın
Gurbete gideni gelmez mi sandın.
ENTARİ
Entarisi şal yaka,
Düğün Adetlerimiz Başa Dön
Birey, şüphesiz toplumun temel taşıdır. Ancak yalnız başına soyunu sürdürmesi imkansızdır. Bu durum ise onu toplumun en küçük parçası olan aileyi kurmak üzere evlenmeye zorlar. Böylece toplumsal yaşayış başlamış olur.
Aşk ve sevgi üzerine kurulan evlenmelerin sayısı pek azdır. Evlenmeye karar vermede, evlenecek çiftlerin mutluluğunu etkileyen yaş, ekonomik ve kültürel durumlar dikkate alınmaz. Çoğu defa kızın evlilik kaderi babasının ağzından çıkan söze bağlıdır. Baba ise bunu genelde oğlan tarafın maddi gücüne göre yapar. Bu nedenledir ki birbirini gerçekten seven kişiler, hayatlarını birleştirmede tek çıkar yolu birbirine kaçmada ya da kaçırmada bulurlar. Özellikle son yıllarda ilçenin yüksek kesimlerinde bu tür olaylara çok sık rastlanmaktadır. Hatta, istemediği kişiye verileceği korkusu ile kızlar, daha evlenme yaşına gelmeden bile kocaya kaçmaktadırlar. Bu durum ise kadının küçük yaşta kalabalık çocuğa sahip oluşuna ve genç yaşta ihtiyarlamasına sebep olmaktadır. İlçeye yakın mahalle ve köylerde gibi durumlara pek rastlanmaz. Çünkü bu yörelerde kızların rızasını da almak veya sormak yavaş yavaş adet haline gelmiştir.
Düğüne çağrıya “Düğün Okumak “denir. Düğüne çağırılan hatırlı ailelere canlı horoz, kızarmış tavuk ve börekler gönderilir. İlçe merkezinde yapılan düğünler genellikle diğer il ve ilçelerine benzer. Ancak köyler daha değişik ve anlamlıdır. Bir köy düğününün nasıl yapıldığı kısaca sunalım.
KIZ EVİNDE :
Düğün olduğunu bilen davetli ve davetsiz kadınlar gündüzden gelmeye başlarlar. Henüz akşam olmadığından uzaktan gelen misafirlere akşam yemeği verilir. Yemekten sonra kına gecesi için hazırlıklar başlar. Bu gecede oyunlar oynanacağından varsa çalgı yoksa def veya teybe konan bir oyun havası eşliğinde yapılır. Değişmeyen tek şey ise çeşitli türkülerin söylenişidir. Çoğu defa iki kız ile oynanan Koloyun’un sözleri şöyledir.
Yaylalardan esiyor
Kızlar yelek kesiyor
Varın söylen yarime
Bensiz nasıl geziyor
Peştamalı sandıkta
Ben kaldım karanlıkta
Şu kızı bana verseler
Yatardım samanlıkta
Sarı çemberli gelin
Tanımadım da sordum
Ellerden utanmasam
Seni cebime kordum
Ekin ektim düzlere
Diken oldu gözlere
Aha geldim gidiyom
Korgan kalsın sizlere
Genç kızlar ve kadınların oynadığı türkü eşliğindeki bu oyunlara gecenin geç saatlerinde bir süre ara verilir. Artık kına yaka zamanı gelmiştir. Gelinin başına bir örtü atılıp samimi olduğu üç kız arkadaşından ikisi koluna girer, diğeri de gelinin önünü açmak için önden yürür. Kadınların bulunduğu kalabalığın ortasına gelince durulur. Yakılacak gelin kınası siniye konur. Üzerine üç mum yakılır. Gelinin yanındaki arkadaşlarından biri bu siniyi ya eline ya da başına koyar. Önde defçi, arkasından kına sinisi, üç kızla birlikte gelin, mutfaktan veya evin herhangi bir odasından başlayarak bütün odalar dolaşılır. Bu dolaşma esnasında çeşitli türkülerde söylenir. Sonunda gelin kına yakılacak yerde durdurulur. Gelinin diz çökeceği yerde minder konulur ve diz çöktürülür. Diğer üç arkadaşı da onunla birlikte çöker ve kınayı yoğurmaya başlarlar.
Kınayı gelini gezdiren kızlar yoğururlar. Kına yoğrulduktan sonra artık sıra gelinin eline sürmeye gelmiştir. Ancak gelin avuçlarını sıkıca kapatarak kına yaktırmak istemez. Yanındaki kızların yardımıyla gelinin avuçları açılarak kına yakılmaya başlanır. Gelinin avuçlarını açmak istememesindeki gaye; yeni bir hayata başlayacak olan gelinin, baba evinden ayrılmanın kolay olmadığının bir ifadesidir. Ayak parmaklarına kına yakılırken”Kına” yahut ”Ağlama” türküleri söylenir.
Altın tas içinde anam kınam yoğrulsun
Gümüş tarak ile anam örgüm çözülsün
Ağlama diyorlar anam nasıl durayım
Ellerin kahrını anam nasıl çekeyim
Bir elbise biçtirdim anam boyuma kadar
Evimde duramadım anam doyana kadar
Ağlama diyorlar anam nasıl durayım
Yöresel Yemeklerimiz Başa Dön
Karadeniz’in bütün yörelerinde olduğu gibi Korgan bölgesinde de Türk mutfaklarının bütün zenginliklerini görmek mümkündür. Ancak bunun için yeteri kadar özen gösterilmez.
Bölge halkının ekmeği yakın zamana kadar Mısır’dan yapılırdı. Şimdi yöre halkının hemen hemen tamamı ekmek için bu bitkiyi pek kullanmamakla beraber alışkanlık olduğu için üretimini hala devam ettirmektedir. Sebze olarak “Kara pancar” sofranın önde gelen gıdalarındandır. Az da olsa arazi sahibi olan herkes bu sebzeyi yetiştirmektedir.
İlçenin köylerinde düzenli bir beslenme yoktur.
Genellikle Ordu’nun bütün ilçelerinde görülmekle beraber mahalli yemeklerin başlıcaları şunlardır:
MISIR ÇORBASI :
Malzemesi :
Yeteri kadar dövülmüş mısır
Kuru fasülye
Ayran
Nane
Tuz
Yapılışı :
Mısır iyice yıkanıp üzerine su konularak ateş üzerine pişinceye kadar bırakılır. Pişmeye yakın üzerine kuru fasülyeler ilave edilir. Piştikten sonra da ateşten indirilmeden karıştırılarak üzerine ayran ilave edilir. Ayranla birlikte biraz daha kaynadıktan sonra ateşten indirilerek üzerine nane ve tuz da ilave edilerek sıcak veya soğuk servis yapılır.
PANCAR ÇORBASI : (Karalahana Çorbası)
Malzemesi :
Pancar (Kara Lahana) yeteri kadar
Mısır unu-Buğday unu
Soğan-Prasa
Maydanoz
Yağ
Salça
Yeşil biber veya acı biber
Tuz
Yapılışı:
Pancar iyice yıkanıp ince ince kıyılır, içine maydanoz ve prasa da ince ince kıyılarak bir kaba alınır. Üzerine kaynar su dökülerek iyice ovulur ve kaynayan suya atılır. Ayrı bir kapta buğday ve mısır unu birbirine karıştırılır. Pişen pancarın suyundan unun üzerine çok az dökülerek hamur haline getirilen un yoğrulmak sureti ile pirinç tanesi veya ondan büyük taneler haline getirilir. Pişirilen pancarın üzerine karıştırılarak dökülür. Biraz daha pişirildikten sonra
ateşten indirilir. Ayrı bir tavada kavrulan yağ, soğan, salça, biber pancar çorbasının üzerine dökülüp, iyice karıştırılarak servis yapılır.
PANCAR SARMASI :
Malzemesi :
Pancar
1-2 baş soğan
1 kaşık domates salçası
Pirinç veya daha önce çeşitli şekilde hazırlanmış iç
İstenirse kıyma
1 kaşık yağ
Tuz
Karabiber
İstenirse maydanoz
Yapılışı :
Pancarlar sıcak su ile haşlanır ve bir süzgeçle süzülür. Bir kaba konulan kıymanın içine yıkanmış pirinç, ince kıyılmış soğan, tuz karabiber, doğranmış olarak maydanoz biraz su ile yoğrulur. Yaprak halindeki pancarlar büyükse 4’e veya 2’ye bölünerek damarları içe getirilerek hazırlanan iç ortasına konulur. Küçük küçük sarılarak bir şekilde tencereye yerleştirilir. Salça veya domates ezmesi ile bir kepçe su ilave edilerek ateşe konur. Biraz kaynayınca üzerine daha önce hazırlanan sıcak su ilave edilir. Daha sonra pişinceye kadar bekletilir.
DALLAMA ÇORBASI :
Malzemesi :
Kıyılmış ve haşlanmış pancar (Lahana)
Dövülmüş mısır
Yağ
Acı biber
Salça
Tuz
Yapılışı :
Dövülmüş mısır iyice pişirildikten sonra, kıyılmış ve haşlanmış pancarın içine atılır. Ateşte her ikisi de kaynatıldıktan sonra indirilir ve ayrı bir tavada yağ, acı biber, salça kavrulup üzerine dökülür ve servis yapılır.
KİRMİT (Mantar)
Malzemesi :
Kirmit (Mantar) yeteri kadar
4-5 baş soğan
1-2 kaşık yağ
Tuz
Yapılışı :
Mantarlar iyice seçilip parçalara ayrıldıktan yıkanır. Acısı gitmesi için 5-10 dakika tuzlu suda bırakılır. Soğanlar ince bir şekilde kıyılarak yağ ile birlikte sararıncaya kadar haşlanır. Mantarlar sıkılarak yağ ve soğanın üzerine ilave edilir. Tuzu da ilave edildikten sonra iyice karıştırılır ve mantarlar pişinceye kadar kaynadıktan sonra alınır ve servis tabağına konur.
MELEVCEN KAVURMASI : (Diken ucu )
Malzemesi :
Melevcen
Soğan
Yağ
Tuz
İstenilirse, pırasa ve yumurta da ilave edilir.
Yapılışı :
Melevce iyice temizlendikten sonra ateşte kaynayan suya konularak haşlanır. Haşlandıktan sonra soğuk suya konarak bir müddet bekletilir. Soğuk sudan çıkarılarak ince ince kıyılır. Ayrı bir tencerede yağ, ince bir şekilde kıyılmış soğan veya prasa iyice kavrulur ve üzerine melevcen ilave edilir. Hepsi birlikte iyice kavrulduktan sonra istenirse üzerine yumurta kırılarak servis yapılır.
Korgan ilçesinde tariflerini verdiğimiz bu yemeklerin dışında yapılan birçok yemek daha vardır, bunları şöyle sıralayabiliriz :
1. Keşkek
2. Ekmek öğmeci (Mısır ekmeğinden)
3. Ekmek makarnası
4. Gotmaç
5.Pancar bulgurlaması
6. Kabuklu böce
7. Fırınlı mısır aşı
8. Gendürme ( Keşkeğin başka çeşidi)
9. Yağlı
10. Lobiye
Yayla Şenlikleri Başa Dön
KORGAN YAYLASI
Korgan Yaylası (obası) Korgan ile Niksar ilçelerini birbirine bağlayan yol üzerinde kurulmuştur.Niksar'ın yaylalarına da çok yakındır.Bu yaylada genellikle ilçe merkezinde oturanlar yerleşim kurmuşlardır.
Diğer yaylalara oranla daha moderndir.Yayla mevsimi başladığı andan itibaren sona erinceye kadar obada her Çarşamba pazar kurulmaktadır. Aynı zamanda çok güzel bir mesire yeri olan bu yaylada kurulan pazar oldukça hareketli geçmektedir. Niksar ve Korgan ilçelerinin tam ortasında yeraldığından yaz mevsimlerinde her iki ilçenin karşılıklı ticaret merkezi durumuna gelmiştir.
Soğuk suları ve çok lezzetli olduğu söylenen eti ile çevre il ve ilçelerden bir hayli yerli turisti bünyesine toplamaktadır.
Korgan ve Niksar ilçelerinden her türlü motorlu kara taşıtı ile yaylaya ulaşmak mümkündür.
Obada Korgan Belediyesi tarafından,ilki 1994 yılında yapılan ve geleneksel hale getirilen oba şenlikleri düzenlenmektedir.Bu şenlikler çerçevesinde;bisiklet yarışları,koşu,futbol turnuvası,genel kültür yarışmaları,folklör gösterileri,havai fişek gösterileri,yöresel ve ulusal sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilen müzik şölenleri,at yarışları,yağlı pehlivan güreşleri gibi pek çok etkinlik yer almaktadır.
NÜFUS (2010)
İlçe/merkez Erkek Kadın Belde/Köy Erkek Kadın
13.071 6.628 6.443 20.196 10.254 9.942
MERKEZ TOPLAM : 13.071
GENEL TOPLAM : 33.267
EKONOMİ
Korgan halkının fındık haricinde kayda değer bir gelir kaynağı yoktur. Yıllık ortalama bir aile 7.000 ton kadar fındık üretimi gerçekleşmektedir.Fakat son zamanlarda hayvansal gıdalar bakımından arıcılık faaliyetleri gelişmiş, yerel sermaye girişimleriyle kurulan süt fabrikalarında peynir üretimi artmıştır. Kurulan süt ürünleri tesisleri ile süt üretimi yükselmiş süt üretimini önemli bir geçim kaynağı haline gelmiştir.
KORGAN
ORDU ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus:
41628 kişi
Yüzölçümü:
206 km²
Köyleri
- AŞAĞIKOZPINAR
- BEYPINARI
- ÇİTLİCE
- KARAKIŞLA
- SOĞUKPINAR
- TEPEKÖY
- YENİKÖY
- YEŞİLDERE
- YUKARIKOZPINAR
- BELALAN
- BÜYÜKAKÇAKESE
- DURALİ
- KOÇÇIĞAZ
- TATARCIK
- TERZİLİ
- YEŞİLALAN
- YEŞİLYURT