
İlçemizin ilk çağlardaki adı “Karya” daha sonraları da “Menteşe” olarak anılır. Bölgeye ilk yerleşenler LELEKLER ve KARLAR’dır.
Tarihçi Heredot, Karyalılar İ.Ö. 5. yüzyılda Anadolu’da yaşadıkResimler Sadece üyeler içindir!
larını söylemektedir. İç Karya’nın zengin maden yatakları, ormanları, verimli toprakları, sahil şeridinin liman kurmaya ve ulaşıma müsait olması, Karya üzerinden saldırıları yoğunlaştırır. Persler, Lidya kralını esir alırlar. İ:Ö. 387’deki “Kral Barışı” ile tüm Anadolu tekrar Perslerin yönetimi altına girer. İ.Ö. 334 yılında Büyük İskender, önce Halikarnasosu, sonra Muğla’yı Perslerden geri alır. İlçemiz 200 yıl Karya toprakları olarak kalır. Büyük İskender’in bölgeden çekilmesiyle Karya’da karışık dönem başlar. Roma İmparatorluğu 395 yılında doğu ve batı Roma olmak üzere ikiye ayrılır. Karya, Doğu Roma sınırları içerisinde kalır. 800 yılına kadar süren Bizans egemenliği, Abbasi halifesi Harun-u Reşid’in gelmesiyle noktalanır. Yörede ilk İslami etkiler yayılmaya başlar.
Anadolu 1071 Malazgirt zaferinden sonra, hızlı bir Türkleşme sürecine girer. 1075 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Bey İznik’i alarak Anadolu Selçuklu devletini kurar. 1231 yılında Moğol imparatoru Cengiz Han’ın Harzem ülkesini istilası üzerine, burada yaşayan Türk boyları ülkelerini terk ederek Selçuklu hükümdarı I. Alaaddin Keykubat’a sığınırlar. I.Alaaddin Keykubad, KURİ Beyin oResimler Sadece üyeler içindir!
ymağını, denizden gelecek saldırılara karşı koymak üzere Selçuklu sahil ordu komutanlığı emrinde, Milas sahillerine yerleştirir. Bu oymak burada hayvancılık ve tarımla uğraşır. Selçuklular Karya ve çevresini uç beyleriyle yönetmeye çalışırlar. Uç beyi olan Menteşe Bey, Oğuz Türkmen boylarındandır. Anadolu Selçuklu Devleti, 1243 yılında Köse Dağ Savaşında Moğollara yenik düşünce, Kuri Beyin torunu Menteşe Bey bu karışıklıktan yararlanarak bağımsızlığını ilan eder. Menteşe Beyliğini kurar. Menteşe beyinin adına istinaden bölgeye bu ad verilir.Menteşe Bey, karadan ve denizden batı Anadolu’yu kuşatarak, Karya bölgesini fetheder. Burası Batı Anadolu’da Türklerin eline geçen ilk bölgedir. Menteşe beyliği 1389 yılına kadar bağımsızlığını sürdürür. Daha sonra Osmanlı devletine bağlanır.Resimler Sadece üyeler içindir!
1402 Ankara Savaşından sonra, Ankara yöresindeki ahiler Moğol baskısından kurtulmak üzere Anadolu’nun çeşitli yörelerine dağılırlar. Ahi Ebubekir ve kardeşi Ahi Sinan cemaatiyle Menteşe bölgesine gelirler. Burada çoğalarak Ahiköy’ü kurarlar. 30 Ekim 1918 Antlaşmasıyla Osmanlı toprakları paylaşılır. Yöremiz İtalyanların işgaline uğrar. İtalyanlar 5 Temmuz 1921’de geldikleri gibi giderler.
Muğla İline bağlı etrafı dağlarla çevrili verimli bir ovaya sahip olan Ahiköy, eteğinde Yatağan dağının ismini alarak 1944 yılında ilçe merkezi olmuştur.
İlçemizin yüzölçümü 1772 km2, denizden yüksekliği 365 m.dir. Aydın-Muğla ve Milas’a giden karayolları kavşağında olup, Muğla’ya 28 km, komşu il Aydın’a 79 km. uzaklıktadır. İlçemiz, yurdumuzun güneybatısında yer almaktadır. Denize kıyı şeridi yoktur. Kırsal karakter özelliğini taşır. İlçemiz Yatağan dağı’nın eteklerine serpilmiş Ahiler’in şirin bir kentidir. Kuzeyde Gökbel ve Yatağan dağı, Doğuda Göktepe dağları,güneyde Çukuröz köyünden başlayarak Ören’e (Milas) kadar uzanan Marçal dağı ve buna paralel giden Bağyaka köyünden başlayıp, Milas ilçe sınırına uzanmış Bencik dağları, Batısında Aldağ ve Kurukümes dağları ile çevrilmiştir.
Yatağan ilçe merkezinin güneyinde; Muğla-Ula, kuzeybatısında Çine ve Selimiye(Milas), batısında Milas, doğusunda Kavaklıdere ilçesi bulunmaktadır. İlçemizin, coğrafi koordinatları şöyledir Yatağan (Merkez) 37’20’31” enlem (Kuzey)28’08’24” boylam (Doğu)
Dağlar ve Ovalar:
Yatağan havzasında birbirinin devamı olan güneyden kuzey-batıya doğru meyilli tarıma elverişli iki kapalı havza halinde ovaları vardır. Bunlar 30 km2’lik Yatağan ovası, 50 km2’lik Kayırlı ovasıdır. İki havza Demir Köprü’de kesişir. Yatağan ovası, Kuzey-doğu ve güney-batısı 800 m. yükseklikte dağlarla çevrilmiştir. Yatağan ovası; Kocadere, Menteşe deresi, Kamış çayı, Bencik deresinden oluşur. Bu sulardan beslenir. Kayırlı ovası ise Ahiköy deresi ve Kayırlı derelerinden oluşur. Bölgenin en alçak rakamlı bölümü, Kayırlı ovası’nın kuzey bölümüdür. En yüksek rakım 1500 metreyi bulur. Kuzeyde Gökbel dağları (1412 m) Kayırlı ovasının doğusunda Yavat tepesi (550 m) bulunmaktadır. Bu tepenin hemen doğusunda (Cılk dağı 861 m) Daha da doğusunda Karagedik dağları (1600 m) mevcuttur. Yatağan ilçesinin hemen kuzeyinde Yatıgan tepesi (619 m) Kayırlı ovasının batısında Akdağ, Kurukümes dağları ve kuzey de Aldağ (750 m) yüksekliğindedir. Yatağan ovası geniş ve verimli arazi yapısına sahiptir. Toprak humuslu, killi ve kumludur. Yatağan ve çevresinde %60 yakın sulu tarım, yapılmaktadır.
Akarsular:
İlçemiz, tatlı sular bakımından önemli sayılabilecek bir potansiyele sahiptir.Çevre kirliğinden birinci derecede etkilenen, ekosistemin parçası olan akarsular; endüstriyel, evsel, tarımsal ve termik santralden kaynaklanan kirlenme neticesinde hem kullanımı, hem de debisi azalmaktadır. Aşırı derecede kirlenme neticesinde akarsularımız kendi kendini temizleyemez konuma gelmiştir. Akarsuda yaşayan canlıları da olumsuz yönde etkilenmektedir. Akarsuların doğal yapısını bozan diğer etmenler de, akarsuyun zemininden kum ve çakıl alınmasıdır.
Menteşe Çayı; (Deştin Çayı) Göktepe sıra dağlarının kızıltepe yöresinde bulunan Kocadere, Kazandere ile beslenir. Deştin, Alişar kaynak sularıyla karışıp; Bozarmut, Madenler, Yatağan ovalarını sulayarak kaynağından 4,5 km sonra Çaykavusu mevkiinde Koru çayı ile birleşir.
Girme Deresi Çayı; (Kapubağ Çayı) Bağyaka dağı eteklerinden Kozlu erek mevkiinden,doğmaktadır. Doğal su kaynakları bulunmakta olup; Bencik beldesi, Yayla ve Cazkırlar köylerinin ovalarını sulayarak Yatağan ovası Kamış Deresi mevkiinde Koru çayı ile birleşir.
Pınarbaşı Çayı; (Koru Çayı) Bozüyük Mandal tepe eteklerinResimler Sadece üyeler içindir!
deki kayaların 80 metre derinliğinden doğar. Bozüyük ve Yatağan ovalarını suladıktan sonra Menteşe Çayı, Girme Çayı ile birleşerek Çine Çayını (Marsyas) besler, Büyük Menderes’e katılır.
Dipsiz Çayı; Turgut yöresinden gelen Kayırlı deresi, Dipsiz bölgesinden çıkan yeraltı suyu ve akarsuların birleştiği noktadır. Yatağan ilçesi ve ilçeye bağlı beş köyün içme suyu buradan temin edilmektedir. Bu bölge piknik alanı olarak da kullanılmaktadır.
İklim ve Bitki Örtüsü
Yatağan ve çevresinde, belirsiz Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kış aylarının sert, yağışsız ve rüzgarlı geçtiği de görülür. Yağış oranları yıllara göre değişmekle beraber Kasım- Aralık ve Şubat-Mart aylarında yüksek yağış alır. En sıcak ayları Temmuz-Ağustos, en soğuk ayları ise Ocak-Şubattır. İlçemiz en çok yağışı Aralık, en az yağışı da Eylül ayında alır.
İlçemizin coğrafi görünümü, iklim ve toprak koşullarına göre şekillenen doğal bitki topluluğu ile çok çeşitResimler Sadece üyeler içindir!
li ve zengindir. Akdeniz ikliminin tüm etkileri ve bitki örtüsü de görülür. Kış aylarında dondurucu soğukların olmaması ve yaz aylarında da sıcaklık oranın yüksek olması bitkilerin büyümesine olumlu etki yapar. Kuraklığın çok belirgin oluşundan kurakçıl formasyonlar gelişmiştir. Bu bitki topluluğuna maki denir. Yüksek bölgelerde sıcaklık oranı düşük olduğundan, bu alan iğne yapraklı ormanlarla kaplıdır. Büyük çalı topluluklarına ve toprağın kalkerli olduğu bölgelerde ise otsu bitkilerden, adaçayı, kekik bol miktarda görülür. Aynı zamanda orman altı bitki türlerinden; böğürtlen, çıntar, sarmaşık, deve dikeni ve kuzu göbeği de görülür.
İlçemizde, % 75 Kızıl çam, %19 Karaçam, % 5 Fıstıkçamı, %1 oranında Ardıç, radiata çamı, sedir ve meşe bulunmaktadır. Tali bitki örtüsü sistas, kekik, böğürtlen, çınar ve kavaktır.
Stratonikeia; Stratonikeia İlçemizin 6-7 km. batısındResimler Sadece üyeler içindir!
a, Yatağan-Milas karayolu çıkışında 1 kilometre mesafede yer alan Eskihisar köyü ile iç içe bir antik kenttir.
Kent, M.Ö. 3. yüzyıl da kurulmuştur. Bu tarihte Suriye kralı I. Seleukos eşi Stratonikeia'yi oğlu Antiokhos'a vermiş, Antiokhos da önce üvey annesi sonra eşi olan Stratonikeia adına Stratonikeia kentini kurmuştur. Antik çağ coğrafyacısı ve gezgini Strabon'a göre kent, çok güzel yapılarla donatılmıştı. Yapılan kazılarda ele geçirilen sikkelerden, Stratonikeia sikkelerinin kentin Rodos'tan bağımsızlığını kazandığı M.Ö. 167'den itibaren basılmaya başlandığı ve Gallienus (253-268) zamanına kadar devam ettiği anlaşılıyor. Kentte gösterişli bir giriş kapısı, 10000 kişilik bir tiyatro, Helenistik çağa ait bir Gymnasium, bir yönetim binası, agora ve tapınak bulunmaktadır.
Stratonikeia’nın aşk hikayesi; Suriye kralı Seleukosun oğlu I.Antiochos amansız bir hastalığa yakalanır. Civardaki doktorlar, hastalığına çare bulamazlar. İmparator, aynı zamanda aile dostu olan Erasistratos’u, oğlunun tedavi için kos adasından çağırır. Erasistratos birkaç hafta boyunca yapmış olduğu muayenelerde hastalığa teşhis koyamResimler Sadece üyeler içindir!
az. Bir gün Antiochosu muayne ederken eli kalbinin üzerinde iken içeriye kralın yeni evlendiği karısı Stratonikeia girer. Bu sırada Antiochosun kalp atışları hızlanır ve vücudundaki değişikliği Erasistratos fark eder ve durumu anlar. Ancak krala oğlunun yeni evlendiği Stratonikeia’ya aşık olduğunu nasıl anlatacağını düşünür ve çaresini bulur. Krala çıkarak oğlunuzun hastalığını buldum, oğlunuz benim karıma aşık olmuş der. Kral çok şaşırır ve Erasistratosa biliyorsun Antiochos benim tek oğlum ve varisim bu durumda umarım eşlerinden birini oğlumdan esirgemezsin der. Bunun üzerine Erasistratos peki oğlun Antiochos benim eşime değil de yeni evlendiğin Stratonikeia ‘ya aşık olsaydı ne yapardın diye sorar. Bu soru üzerine kral ben hiç düşünmeden verirdim diye cevap verince Erasistratos bu halde sizin bana ihtiyacınız yok oğlunuz yeni evlendiğiniz Stratonikeia’ya aşık aranızda çözün der. Kral çaresiz onları evlendirir. Stratonikeia adına bu şehri kurar.
Rivayete göre Eskihisar köyünde yaşayan gençler aşklarını ölümsüzleştirmek amacı ile halk arasında sarı zambak olarak bilinen çiçeği aşık oldukları kızlara verir, Eğer kızında oğlanda gönlü var ise çiçeği evinin önüne dikermiş. Oğlan kızın evinin önünde verdiği zambağın dikildiğini gördüğü an kızı ailesinden istetirmiş.
Panamara; Panarama ilçemize 14 km uzaklıktaki Bağyaka köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Burada kayalara oyulmuş mezarlar mevcuttur. Ayrıca Stratonikeia ile Panarama arasında antik bir yol vardır. Dini törenlerin ve şenliklerin yapıldığı önemli bir merkezdir. Bunların en görkemlisi 10 yıl süre ile kutlanan Panarama şenlikleriydi. 2 yılda bir kutlanan Hera şenliği 1 gün süren gizli dinsel törendir bu tören bayanlara açık gizli dinsel bir törendir. Son olarak zeus adına her dört yılda bir, iki gün süreyle kutlanan Komyria şenliğidir. Bu şenlik sadece erkeklere açık gizli dinsel şenliktir.
Lagina; Karyalıların önemli bir dini merkezide Lagina’dır. İlçemizin 12 km kuzey doğusundaki Turgut beldesi sınırları içerisinde yer alır. Büyük mermer mimari blokların Resimler Sadece üyeler içindir!
oluşturduğu Lagina Hekate Tapınağı çok önemli bir yapıdır. Bu tapınağın, zamanında bölge tapınağı özelliği taşıdığı belirtilmektedir. Daha çok falcılık ver büyücülük gibi bir takım yetenekleri olan ve aslında eski çağın insanları tarafından da pek sevilmeyen yer altı ve ölüm tanrısı Hekate için yapılmış belki de yeryüzündeki tek tapınak olduğu söylenmektedir. Lagina çevresindeki buluntular ve yazıtlar şehrin M.Ö. 7. yüzyıldan kaldığını göstermektedir. Stratonikeia ile Lagina’yı birbirine bağlayan kutsal bir yol bulunmaktadır. Hekate festivallerinde Lagina hekate tapınağından alınan ölüler dünyası kapısının anahtarı bResimler Sadece üyeler içindir!
üyük bir törenle bu yoldan Stratonikeia kenti şehir meclisine taşınır. Yapılan kazılarda giriş kapısı, merdivenleri, tapınak merkezi ve altar (sunak) ortaya çıkarılmıştır. Altar’ın hemen dibinde ilk Hıristiyanlar tarafından yapıldığı sanılan küçücük bir şapel İlçemizde üstü üste gelen medeniyet katmanlarının hayranlık verici görüntüsüdür. Ancak, şapelin yapımı sırasında temel taşı olarak kullanılan, bu sayede bilmeden belki de koruma altına alınmış olarak bulunan ve otoritelerce Afrodisias heykellerinden bile daha usta işi sayılan muhteşem bir kadın heykeli (muhtemelen Hekate) medeniyetler arasındaki nefreti ve çatışmayı da ortaya koymaktadır.
İsa Ve Meryem Havarileri Freskler; Yatağan’a bağlı Yava köyü sınırları içersindedir. Yatağan’dan Aydın’a doğru giderken Kafaca Kaplancık köyünde Kamış Deresi köprüsüne 200 metre kala derenin karşı yakasındaki tepenin arkasındadır. Yoldan üst kısmı görülebilmektedir. Buradaki 30-40 metre yüksekliğindeki ve takriben 50 metre enindeki kayanın düzgün yüzüne renkli boyalarla “İsa ve Meryem Havarileri”nin işlendiği freskler görülebilmektedir. Önünde yığın halinde bulunan ve kayada izi bulunan taş, moloz, duvar kalıntılarından kayaya saplanmış bir yapıt daha olduğu düşünülmektedir. Çeşitli haç işaretleri bulunmaktadır. Beyaz, mavi ve kahverengi renklerin egemen olduğu resimlerde İsa’nın yakalanması, çarmığa gerilmesi, Meryem ile Azizler, çocuk ve İsa konuları işlenmiştir. Bu freskler M.S. 5.-6. yüzyılda Roma’nın zulmünden kaçan ilk Hıristiyanların tapınmak amacıyla yaptığı eserlerdir.
Yaylaköy Kilise ve Şapheli; Yatağan-Milas Karayolu üzerinde Eskihisar köyünden sola sapılarak varılır. İlçemize uzaklığı 9 km.dir.19.yy.da gayrimüslim Rumlar tarafından yapıldığı tahmin edilen kilise tek naos üzeri kırma şatı ile örtülü içerisi boyamalı süslemeli bir yapı iken,çatı çökmüş, duvardaki boylar yok olmuş duvarların bir kısmı yıkılmış bina harabe şeklindedir.Aynı kişiler tarafından yapıldığı sanılan bir şapel köyün hemen yakınında bulunmaktadır.
İlyas Bey Camii; Menteşe beyliği döneminden günümüze kadar gelebilen nadir örneklerden birisidir. İlyas Bey Camii 1368-1371 yıllarında menteşe oğlu Mehmet bey tarafından inşa edilmiştir. Camii erken dönem Osmanlı camilerinde İznik yeşil camii, Bursa Alaaddin Paşa ve Balad İlyas Bey camiine benzerlik göstermektedir.
Siyami Bey Camii; Bozüyük Beldesindedir. Siyami Bey cami 1892 yılında hacı Veliyüddin tarafından onarılmıştır.
Osman Hamdi Bey evi; Türkiye’nin ilk müzecisi, ressam Osman Hamdi Bey’in 1890 yılında Turgut Beldemizde yaşadığı Konak Türkiye'de müzeciliğin öncüsü olan, ilk arkeolojik kazılarını ilçemize bağlı Turgut beldesindeki Lagina antik şehrinde başlatan arkeolog ve ressam Osman Hamdi Bey'in evi müze haline getirildi. Muğla Valiliği'nce restore ettirilen Osman Hamdi Bey'in evi aynı zamanda Kültür Merkezi olarak kullanılıyor.
Ahi Ebu Bekir camii; Ahi Ebu Bekir camii’nin kurucusu Ahi Ebu Bekir olup yapım tarihi bilinmemektedir. Üzeri toprak damla örtülü bir mimariye sahiptir. Camii 1889 yılında onarılmıştır.
Gibye camii; Yeşilbağcılar Beldesindedir. Son dönem Osmanlı camilerindendir. Osmanlı mimari özelliklerini taşıyan bu camii 1892 yılında yaptırılmıştır.
Nebiköy camii; 1902 yılında Bozdoğanlı Muhammet tarafından yaptırılmıştır. 19.yüzyıl mimarisini yansıtan bir mimariye sahiptir.
Ahi EbuBekir türbesi; Akyol mahallesi Ahi sokakta yer alır. Halk bu türbeye bez bağlayarak dileklerde bulunur. Burada “dede aşı” denen yöresel yemek pişirilip çocuklara dağıtılır.
Ahi Sinan Türbesi; Ahi Sinan kardeşi Ahi Ebu bekir’le Ahiköyü kurmuşlardır.Zaviye reisliğide yapmıştır. Türbesi yatağan Dağındadır.adına kurbanlar kesilip yemekler pişirilir.
Siyami Bey Türbesi; Bozüyük beldesindedir. Türbe sekizgen bir plana sahiptir. Üzeri basık bir kubbeyle örtülüdür. 1700’lü yıllarda Bozüyük’te yaşadığı söylenen Siyami Bey’in Toprakları öldükten sonra Bozüyük vakfına kalmıştır.
Piri Bey Türbesi; Yeşilbağcılar beldesinde yer alır. Bunda da diğer türbelerde olduğu gibi halk tarafından ziyaret edilir. Adaklar kesilir ve bezler bağlanır.
Demir köprü; Yatağan’ı eski Milas yoluna bağlayan Yatağan çayı üzerine kurulmuş olan demir köprü İtalyan işgali zamanında İtalyan’lar tarafından 1919 yılında yaptırılmıştır. Köprü günümüzde de kullanılmaktadır.
Kayırlı köprüsü; Yatağanı eski Çine yoluna bağlayan, Yatağan çayı üzerinde İtalyanlar 1919 yılında tarafından yaptırılmıştır. Köprü günümüzde de hizmet vermektedir.
Sarnıç (Gümbet); 17. ve 18. yüzyıllarda halkın ve konar göçerlerin su ihtiyaçlarını karşılamak üzere yol güzergahları üzerinde bulunan mimari yapılardır. Yatağan ve çevresinde toplam 8 adet sarnıç bulunmaktadır.
Pınarbaşı; Mandal tepe eteklerinden çıkan su kaynağının hemen üzerinde kurulmuş olan doğal dinlenme yeridir. Pınarın hemen çıkış noktasında bulunduğu için buraya Pınarbaşı denilir. Pınarbaşı misafirlerini 8 asırlık çınar ağacının dinginliği ile karşılar. Akarsuyu ve doğal güzelliği ziyaretçilerine huzurlu bir ortam sunar.
Geyik Barajı; Doğal güzellikleri ve mesire yeri olması nedeniyle ilçemizde önemli yer teşkil etmektedir.
İnce Kemer Köprüsü; Eski Aydın Karayolu üzerinde bulunan M.Ö. 1. yüzyılın ilk yarısında kurulduğu sanılan üç kemerli antik köprü, Çine çayı üzerinde antik bir su kanalıdır.”Alabanda (Araphisar)’ın suResimler Sadece üyeler içindir!
yu güneydoğudaki pınarlardan derlenerek 21,4 km uzunluğunda, dikdörtgen kesitli bir kanalla kente iletilmektedir. Kanal kesiti genellikle 90 cm genişliğinde, birinci grup pınarlardan sonra 65 cm, ikinci grup pınarlardan sonra 10 cm yüksekliğinde ve içi harçla kaplı olup, yöredeki çoğu mercanın aksine, civarlarında kireç tortusuna pek rastlanmamaktadır. Kanal eğilimi %2,2 ikinci bölümde %0,74 civarında olup, 400-800 1/S kapasiteye sahiptir. Kentin dış duvarlarının kapladığı alan belirli ve 75 ha. Kadar olduğuna göre, ihtiyacın çok üzerinde gözüken bu debinin, muhtemelen sulama gibi başka amaçlarla da kullanıldığı düşünülebilir. İnce Kemer ve çevresindeki taş borular suyun hangi yöne iletildiğinin saptanabilmesine yeterli durumda olmadıklarından, bunların Çine çayının öte yakasındaki Gerga’ya su iletiminde yer aldığı, belki de Alabanda ve Gerga su iletim mecralarının birleşerek daha güneydeki pınarlardan da müştereken su alabilecekleri akla gelmektedir.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
YATAĞAN
MUĞLA ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus:
46252 kişi
Yüzölçümü:
1772 km²
Köyleri
- AKGEDİK
- ALAŞAR
- BAĞYAKA
- BAHÇEYAKA
- CAZKIRLAR
- ÇAKIRLAR
- ÇUKURÖZ
- DEŞTİN
- DOĞAN
- ELMACIK
- ESENKÖY
- ESKİHİSAR
- GÖKGEDİK
- GÖKPINAR
- HACIBAYRAMLAR
- HACIVELİLER
- HİSARARDI
- KADIKÖY
- KAFACAKAPLANCIK
- KAPIBAĞ
- KATRANCI
- KAVAKKÖY
- KIRIK
- KOZAĞAÇ
- KÖKLÜK
- MADENLAR
- MESKEN
- NEBİKÖY
- ŞAHİNLER
- ŞEREFKÖY
- TAŞKESİK
- TURGUTLAR
- YAVA
- YAYLA
- YENİKARAKUYU
- YENİKÖY
- YEŞİLKÖY
- YUKARIYAYLA
- ZEYTİNKÖY