
İLÇEMİZİN TARİHİ
İlçenin merkezi, eski çağlarda Lydia Bölgesi ile Misis Bölgesi arasında doğal sınır olarak kabul edilen Demirci Dağı'nın batı eteklerinde kurulmuştur. Yontma Taş, Cilalı Taş, Bakır ve Tunç devirlerini yaşamış yerleşim alanıdır. Hitit, Frigo, Lidya, Pers, İskender, Bergama, Roma'nın ikiye ayrılmasından sonra Bizans (Doğu Roma) egemenliklerini tanıyan, yeni yerleşimlerle gelişen ilçe, Anadolu Beylikleri döneminde Türk egemenliği altına girmiştir. Bütün Anadolu'nun Türkleşmeye başladığı bir sırada Batı Anadolu'ya bir uç beyi olarak atanan Saruhanoğulları 'Gaza ve Cihad' geleneği ve fethedilen yerlerin fethedenlere yurt olarak verilmesi geleneği içinde, Demirci ve Çevresi 1310 yılından sonra Türk egemenliğine girmiştir.
Saruhanoğlu Çuğa Bey, onun ölümünden sonra oğlu Devlethan ve onun da ölümünden sonra Yakup Çelebi, Demirci ve yöresinin hâkimi olmuşlardır. Saruhanoğulları'nın Osmanlı'ya bağlanmasından sonra Yıldırım Beyazıt, Saruhanoğlu Hızır Şah'a, Demirci Adala, Gördes, Kayacık ve Kemaliye taraflarının yönetimini bırakmıştır. Hızır Şah döneminde, Demirci Borlu ve çevre köylerinde birçok vakıf yapılmıştır. Kültürel yatırımlar gerçekleşmiştir. Osmanlı belgeleri Hızır Şah'ın adından da çok söz etmektedir. 141O'da Hızır Şah'ın öldürülmesiyle Devlet Han'ın oğlu Yakup Bey, Demirci 'de hüküm sürmüştür.
Saruhanoğulları'nın hâkimiyetinin 1412'de sona ermesi sonucu o tarihten 1920 tarihine kadar, yani Yunan işgaline kadar Osmanlı egemenliğinde kalan Demirci Saruhan Sancağı'na bağlı olarak 1595 yılına dek veliaht şehzadelerin yönetimi altında bulunmuş bir kaza merkeziydi. Kadılık idaresi 1754 yılına kadar sürmüş, o tarihten sonra, Demirci ayanların eline geçmiştir. Voyvoda Kocabaşı ile başlayan ayanlık yönetimi, Demirci 'de belediye yönetimi kurulana kadar devam etmiştir. Demirci Kurtuluş Savaşı yıllarında sürekli işgal altında kalamamış ve özellikle Demirci Kaymakamı İbrahim Ehem’in örgütlediği akıncılarla Yunanlılara karşı başarılı bir direniş gösterilmiştir. Demirci, Kurtuluş Savaşı'nın en sıkıntılı günlerinde ümit ışığının parıldamasına neden olmuştur. Demirci zaferinin kazanılması; Bursa'nın Yunan işgali altına düştüğü, bu yüzden TBMM'nin heyecanla çalkalandığı ve bazı üyelerinin kendilerini tutamayarak ağladığı, Bursa Komutanı Bekir Sami Bey'in ve Alaşehir Havalisi Komutanı Aşir Bey'in görevlerinden alındığı bir dönemde bu olayların yatışmasına sebep olmuştur.
Resimler Sadece üyeler içindir!
İBRAHİM ETHEM AKINCI
İbrahim Ethem Bey 1889 yılında Selanik’in Menlik kasabasında doğmuştur. Babası Ali Efendi, annesi Naile Hanım’dır. Dedesi, Kolağası Süleyman Ağa’dır. ilköğrenimini Alasonya’ da, Rüsdiye tahsilini Serez’ de tamamlamıştır. Bir ara vekil öğretmen olarak Selanik Öğretmen Mektebi’nde tarih öğretmenliği yapmıştır. Daha sonra İstanbul’a gelerek Hukuk Mektebi’ni bitiren (Hukuk mektebinde okurken gazetecilik yapmış ve gönüllü olarak Hareket Ordusu’nda görev almistir) Ibrahim Ethem Bey, Balkan Harbi dolayısıyla ailesi ile birlikte Selanik’ten Balıkesir’e geçip Kocapınar köyüne iskân edilmis, Balıkesir’in Samlı ve Sındırgı’nın Çorum (Düvertepe) nahiyelerinde nahiye müdürü olarak görev yapmıştır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Memuriyetten istifa ederek Balıkesir’de avukatlık yapmaya başlayan İbrahim Ethem Bey, İzmir’in işgali üzerine Balıkesir Kuvâ-yi Millîyesinde hizmet etmeye başlamıştır. Soma cephesinin çökmesi ve Giresun (Savaştepe) muharebesinin kaybedilmesi üzerine Susurluk, Kirmasti (Mustafa Kemalpaşa) yoluyla Bursa’ya gelir. Burada Kavalali Sevki Bey’in yardımıyla Felemenk Valtakan Kumpanyası memuru diye bir vesika alarak, tüccar kılığında İstanbul’a geçer. Burada kısa sûre amcası Yüzbaşı Münir Bey’in yanında kaldıktan sonra Reşit Pasa vapuru ile İnebolu’ya ve oradan da Ankara’ya geçer. Ankara’da kısa bir süre için Dahiliye Vekâleti Kalem-i Mahsus’unda sifre kaleminde hizmet eder, Dahiliye Vekâleti’nin 25 Kasım 1920 tarihli yazısıyla, üçüncü sınıf maaşla
Demirci Kaymakamlığına
tayin edilir. Özellikle o bölgeyi iyi tanımasından dolayı bu göreve getirilen İbrahim Ethem Bey, Ankara’ daki görevinden ayrılarak, Eskişehir, Kütahya, Gördes ve Simav yoluyla
Demirci’
ye gelir. 23 Ekim 1920'de
Demirci
’ye gelip kaymakamlık vazifesine başlayan İbrahim Ethem Bey, derhal idareyi ele alır Bu sırada Çerkez Ethem’ den ayrılarak millî kuvvetlere katılan Parti Pehlivan ve Usturumcali Halil Efe kuvvetleri akıncı müfrezelerine dönüştürülerek İbrahim Ethem Bey’in emrine verilirler. Yunanlıların bazı ileri harekâtları üzerine, 25 Mart 1921 ‘de Parti Pehlivan ve Halil Efe kumandalarında 30 kişiden meydana gelen akıncı müfrezelerine düşman içine akın emri verilir. İlk hedef düşmanın harita kollarıdır. Alınan emir üzerine 7 Nisan 1921 ‘de Gördes’in Kızıllar köyünde bulunan düşman harita kolu basılır. Yunanlılar büyük bir kuvvetle Kızıllar köyünü yakınca, Sındırgı, Bigadiç istikametine baskınlar yapılması için akıncı müfrezelerine emir verilir, İbrahim Ethem Bey kumandasında 20 Nisan 1921 Çarşamba günü 120 süvari ve 150 piyadeden meydana gelen Kuvâ-yi Millîye müfrezeleri, Bigadiç’teki Yunan birliklerini baskina ugratirlar. 21 Nisan sabahına kadar süren çarpışma sonunda beş düşman öldürülür, çok miktarda erzak ve cephane ile bir de esir alınır. Akıncı müfrezelerinin faaliyetlerini arttırması üzerine, yunanlılar 21 Mayıs 1921 Cumartesi günü, üç koldan iki top ve iki bin kişilik bir kuvvetle Gördes’e taarruz eder. Pek çok katliam yaptıktan sonra, kasabayı yakarak geri çekilir. Kaçan düşmanı takip eden Akıncı müfrezeleri Sındırgı’ya iki saat mesafede bulunan Kapanca köyü civarında düşmanı kıstırır. Yedi saat süren muharebe sonunda, ikisi subay 37 ölü ve elliye askın yaralı veren yunanlılar perişan bir halde Sındırgı’ ya sığınır. Bigadiç ve Gördes’teki baskınlarda elde edilen basari üzerine,
Demirci Kaymakamı
İbrahim Ethem Bey, 11 Temmuz 1921'de Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Pasa tarafindan “bir kita harp madalyasiyla” taltif edilir. 6 Ağustos 1921'de Demirci’nin işgali üzerine dağlara çekilen akıncı müfrezeleri, 13 Ağustos 1921 Cumartesi günü Yağcı dağında kati mücahede kararı alıp, yemin ederler. Sakarya zaferinin etkisiyle İbrahim Ethem Bey, cephe gerisinde bulunan Gördes, Simav ve Demirci’de T.B.M.M’ nin tek resmi temsilcisi olarak Demirci merkezli müstakil bir “Türk Livasi” kurar. Burada derhal Milli Hükümet namına idareyi ele alan İbrahim Ethem Bey, 5 Eylül-11 Ekim 1921 tarihleri arasında Demirci, Gördes ve Simav’da müfrezeler ve iaşeleri için Müdafaa-i Hukuk idareleri oluşturur Telgraf hatlarını tamir ederek Mir Mustafa ile orduya ilk raporunu gönderir. Düşmanın büyük kuvvetler sevk etmesi üzerine 11 Ekim’den itibaren Demirci ve Simav yeniden tahliye edilerek Akdag’a geçilir. Burada mücadele mıntıkaları belirlenir ve yeniden akıncı müfrezeleri meydana getirilerek aşağıda isimleri verilen Kuvâ-yi Millîyeciler, müfreze komutanlıklarına tayin edilirler. İbrahim Ethem Bey Demirci Kaymakamı, Akıncı Müfrezeleri Resisi; Parti Mehmet Pehlivan -11. Akıncı Müfrezeleri Kumandanı; Usturumcali Halil Efe -12. Akıncı Müfrezeleri Kumandanı; Arap Ali Osman Efe -6. Akıncı Müfrezeleri Kumandanı; Arslan Efe -10. Akıncı Müfrezeleri Kumandanı; Balatlili Hüseyin Çavus -1. Gönüllü Müfrezeleri Kumandanı Külah Mehmet Efe -2. Gönüllü Müfrezeleri Kumandanı Hacı Veli -3. Gönüllü Müfrezeleri Kumandanı: Bakirli Saçlı Mustafa Efe -4. Gönüllü Müfrezeleri Kumandanı. Bu müfrezeler Balıkesir, Bigadiç, Sındırgı, Balat (Dursunbeyj Kirmasti (Mustafa Kemalpasa), Yenice, Kepsut, Simav, Demirci, Gördes, Salihli, Akhisar, Konakpinar, Kula, Esme, Kirkagaç Soma ve Gelenbe bölgelerinde görev yapacaklardı. Cephe gerisinde kalan Akıncı müfrezeleri bir buçuk yıl içinde düşmanla defalarca çarpıştılar. Düşmanla defalarca çarpıştılar. Düşmana 787 ölü, 151 yaralı insan, 137 hayvan, 2 hafif makineli tüfek, 190 esir bıraktırdılar. Birçok telefon, telgraf ve posta irtibatlarını kestiler. Birçok köyleri ve kasabaları yağmadan ve yakılmaktan kurtardılar. Bulundukları çevrede Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti namına kurdukları idare mekanizmasıyla ve Akıncılar Töresiyle, halk üzerinde yunanlılara hakim bir Türk varlığı gösterdiler. Asayişi korudular, eşkıyalığı önlediler. Bu mücadelede kendileri ise 21 şehit, 2 esir ve 22 yaralı verdiler. Başkumandan Gazi Mustafa Kemâl Pasa ‘nin Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nde yenip bilahare kumandanlarını esir ettiği düşman, bozgun halinde çekilmeye baslar. Kaçan düşmanı takip eden ve pek çok yerde ricat yollarım kesen İbrahim Ethem Bey kumandasındaki Akıncı müfrezeleri 3 Eylül’de Sindirgi’ yi, 4 Eylül’de Bigadiç’ i kurtararak süratle Balıkesir’e doğru ilerlemeye başlarlar. 6 Eylül günü müfrezelerle beraber Balıkesir’e giren İbrahim Ethem Bey hatıratında bu ani su ibretli satırlarla anlatmaktadır: “Alaturka saat dokuzda Tepecik’ ten hareket ettik, Ağır ağır gidiyorduk, Çayirhisar yanındaki çeşmeye geldiğimizde köy ahalisi önümüze çıktı. Ve bizi bir parça durdurdu. Zavallı ahali!… Ne yapacağını ve efradı ne ile memnun edeceğini bilemiyordu. Kadın, erkek, çoluk çocuk efrat karmakarışık olmuş, birbirinin boynuna sarılmış, mütemadi bir ağlayış devam ediyordu. Hareket için düdük çalmağa mecbur oldum. Çayirhisar’ dan hareket edince Balıkesir istikametinden pek büyük bir kalabalığın geldiğini gördüm. Bütün Balıkesir halkı istikbâle çıkmıştı; kalabalık o derecede idi ki, geniş olan sose istiab edemiyor, ahali yol tarafındaki tarlalardan geliyor ve büyük bir toz, duman sütunu semaya yükseliyordu. Artık kalabalığa karışmış ve yola koyulmuştuk. Hiç bir şeyler anlaşılamıyor, yalnız herkeste gözyaşları görülüyordu. Yürümek mümkün değildi. Çünkü, hayvanların önüne yatan ve hayvanların gözlerini öpen, süvarileri öpmek için çekip hayvandan indiren, hayvanatla karmakarışık bir hale vaziyete karsı bir şey yapmak mümkün değildi… Evet yalnız ağlanıyordu. Bu cereyandan kimse kurtulamıyordu. Güç hâl ile yürümeğe başladık. Fakat ne mümkün! Gittikçe kalabalık kesafet peyda ediyordu. Tekbir sedalarıyla şehre girdik. ve Belediye önünde kurbanlar kesildikten, ahaliye nesayih yollu birkaç söz söyleyerek dua yapıldıktan sonra Belediye dairesine çıktık. Alelusul bazı merasimden sonra derhal ise başladık. Çünkü duracak ne vaktimiz, ne zamanımız vardı. En müsait mahal Belediye olduğundan burasını karargâh ittihaz ederek müfrezeler hanlara taksim ve asayiş Arslan Ağa müfrezesine tevdi olundu.” Bundan sonra Bati Cephesi Kumandanlığı’na ve Dahiliye Vekâleti’ne rapor yazarak asayişi temin eden İbrahim Ethem Bey, faaliyetini sürdürerek, Susurluk, Gönen, Balya, İvrindi, Havran ve Edremit’i de düşman işgalinden kurtarmıştır. Yakup Sevki Pasa kumandasındaki ikinci Ordu birliklerinin Balıkesir’e gelmesiyle birlikte İbrahim Ethem Bey vazifesini tamamlayarak 30 Eylül 1922 den itibaren müfrezeleri terhis eder. Daha sonra Dahiliye Vekâleti’nin yazılarıyla önce Ayvalık’a, Demircililer’ in istek ve ısrarları üzerine ise yeniden Demirci Kaymakamlığı’na tayin edilerek vazifesine baslar. Cumhuriyet döneminde Yozgat, Siirt, Balıkesir, Samsun, Malatya ve Muğla valiliklerinde bulunmuş, 15.07.1949 tarihinde emekli olmuştur. Emekliliğini müteakip Sındırgı’ya yerleşmiştir. Balıkesir Valiliği sırasında Bigadiç’ i Sındırgı’ yi ve Kizilçukur, Kaya lidere, Ortaca alan, Köseler ve Aşağı Devrek’i ziyaret ederek eski mücadele arkadaşlarıyla görüşürdü. Kırmızı şeritli istiklâl Madalyası olan İbrahim Ethem Bey 11 Mayıs 1950 de vefat etmiştir. Mezarı Sındırgı’dadır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Demirci isminin menşei ile ilgili olarak değişik kaynak ve varsayımlar bulunmaktadır.
Şöyle ki:
a) Amasyalı Sirabon, Demirci Dağı’na Temiros Dağı ve Demirci Çayına da Temiros Çayı demektedir. Buna istinaden şehrin ilk ismininde Temiros olma ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Demirci ile ilgili olarak Boyacıoğlu Alakese (1972) tarafında yapılan bir araştırma da şehrin içinde çarşı merkezinde bulunan ve Lord isimli Rum bir manifaturacının dükkânında demir kepenkler üzerinde “Temurçi Temurroslu Mağazası” yazdığı ifade edilmektedir.
b) Malazgirt Zaferi’nden sonra Türklerin Anadolu’ya yayılmaları esnasında yöreye gelen Türk Akıncılar suları pek bol, havası çok güzel manasına gelen Türkmen lisanı ile “Temurçi” demişler ve 1928 Harf İnkılâbı’na kadar bu isim kullanılmıştır.
c) Evliya Çelebi’ye göre şehrin ismi Saruhan Kumandalarından Demiroğlu Kara Mustafa Paşa’ya izafeten şehrin Bizanslılardan kurtarılmasından dolayı verilmiştir.
d) Saruhan Devleti’nin kurucusu Saruhan Bey’in oğlu Timur – Tanaz – Han’ın yörede Beylik yapmasından dolayı şehre Timur Şehri manasına gelen Timurçi ismi verildiğide rivayet edilmektedir. Bugün Kayabaşı mevkiinde “Timurhan – Demirhan” Çeşmesi de bu zat tarafından yaptırılmıştır.
e) Evliya Çelebi Seyahatnamesi Cilt 9. Sayfa 47-51’de Demirci ismi Ahengeran olarak geçmektedir. Ahengeran, demircilik sanatını ifade eder. Son yıllara kadar bugünkü Pazaryerinin kurulduğu eski belediyenin arkasındaki arazilerde Demirciler Çarşısı olarak bilinen müstakil bir çarşı bulunmaktaydı. Dolayısıyla Demirci isminin kökeninde demircilik mesleğinin yattığı rahatlıkla söylenebilir.
Demirci İlçesi, tarihinin her çağında insan topluluklarına, çeşitli medeniyetlere ve çeşitli milletlere yurtluk yapmış ve o medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşımıştır. Birer katakomp görünümündeki, kaya yerleşmeleri ve Sidas şehri kalıntıları bunlardan sadece iki örnektir.
Demirci ve çevresinin, tarih öncesi Yontma Taş, Cilalı Taş Devirleri’nde yerleşme yeri olduğu sanılmaktadır. Yine sırasıyla, Bakır ve Tunç Devirleri’ni de yaşadığı, Çataloluk, Danişmentler ve Karğınışıklar köyleri civarında bulunan mağaralardaki insan yaşantı belirtilerinden anlaşılabilmektedir. Zira bu mağaralarda çeşitli bölmeler, oturma bölümleri, yontularak verilen şekiller tarihi anlamda dikkat çekicidir. Yine ilçemizin güneyinde İcikler kasabası yöresinde bulunan Sidas harabeleri ve Saraycık köyü yakınlarındaki Uyuz Hamamı kalıntıları, ilçemizde Frink, Lidya ve Pers İmparatorlukları’na ait medeniyetlerin varlığına işaret etmektedir. M.Ö. 333 yılından itibaren ise, Makedonya Kralı Büyük İskender bölgeyi hâkimiyeti altına almaya başlar. M.Ö. 190 senesinde Roma ve daha sonra Doğu Roma (Bizans) hâkimiyeti bölgede gittikçe yaygınlaşır. Bizans dönemine ait birkaç eser hala ayaktadır. Bunlara, Aye Ane (Ayenne) Çeşmesi, şehir içinde Çomaklı Bayırı’nda Roma Hamamı kalıntıları örnek olarak gösterebiliriz.
Uzun zaman Bizans idaresinde kalan Anadolu ve Demirci havalisi, 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra hızlı bir şekilde Türkleşme sürecine girdi. Nitekim 1074 yılında, Uşak – Demirci – Simav ve Kütahya çevresi Türklerin eline geçmiştir. Akın akın Anadolu’nun batısına doğru ilerleyen Türkmenlerin arkasında Demirci’ye Moğol İmparatoru Baycu Noyan’ın torunu Sulamış da gelir. Sulamış, o yıllarda Bizans Kilisesi olan ve bugün Söylemiş Camii olarak bilinen yapıyı, camiye dönüştürür. Demirci’de ilk caminin 1298 yılında açıldığı ve isminin aslında Sulamış olduğu bilinmektedir.
Anadolu’da Moğol istilasının sona ermesi ile Demirci ve civarı bir ara tekrar Bizanslıların eline geçtiyse de, 1302’de tekrar başlayan Türk Uç Beyleri’nin hareketi ile Horosan Erleri namı ile ünlü zatların cansiperane mücadelesi sonucu Demirci yeniden Türk hâkimiyetine geçmiştir. Şehrin idaresi bir müddet Horosan Erleri’nin idaresinde kalmış 1313’de Manisa’nın Harzem Emirleri’nden Saruhan Bey’in totunu olan Saruhan Bey’in fethi sonucu Manisa ile beraber Demirci ve civarı da Saruhanlı Beyliği’nin hâkimiyetine girmiştir.
1390 yılında, Saruhanlı Beyliği’nin Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılmasıyla Demirci’de Osmanlı hâkimiyetine girmiş, 1402’de Ankara Savaşı ile meydana gelen Fetret Devri’nde tekrar Saruhanlı Beyliği sınırları içerinde kalmıştır. 1410 yılında, Saruhan Beyi Hızır şah’ın öldürülmesiyle Demirci ve havalisi yeniden Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Bu tarihten sonra Demirci ve havalisi, merkezi Osmanlı idaresi tarafından görevlendirilen kadılarla yönetilmiştir. 1876 yılında, Saruhan Sancağı’nın 9 kazasından biri durumundan olan Demirci’nin bu durumu 10 yıl sürdü. 1877’de ise idari değişiklik yapılarak Demirci, ikinci kademe merkez haline getirildi. 1892’de ise idari değişiklik yapılarak Demirci, ikinci kademe merkez haline getirildi. 1892’de ise Saruhan Sancağı’nın kaza sayısı 11’e çıkarken Demirci’de bunların arasında yeniden yerini aldı.
21 Temmuz 1920’de Yunan orduları tarafından işgal edilen Demirci, 10 gün sonra “Kurtuluş Sevinci”ni yaşadı. 31 Temmuz 1920’de Kuvay-ı Seyyare ile Çerkez Ethem kuvvetleri ilçeyi düşman çizmelerinden kurtardı. Gerek ilçe halkının kararlılığı, gerekse milli güçlerin özellikle kararlı toplanışlarının görülmesi yüzünden 1 yıl süre ile ilçe özgür yaşadı. Ne var ki, 7 Temmuz 1921’de yeni takviye kuvvetleri ile beslenen düşman ikinci kez Demirci’yi işgal etti.30 Ağustos 1922’deki kesin kurtuluşa kadar Demirci 4 defa işgal edilmiştir. Demirci’nin bu işgalleri ova kasabalarında ve yerleşim merkezlerinde olduğu gibi kesintisiz devam etmiştir. Demirci tümüyle devamlı olarak Yunan işgali altında tutulamamıştır.
23 Kasım 1920’de Ankara, Demirci Kaymakamlığı’na İbrahim Ethem (Akıncı) Bey’i atamıştır. İbrahim Ethem Bey’in komutasındaki Akıncılar düşmanı sürekli rahatsız etmişler, düzenledikleri akınlarla düşmana sürekli kayıp verdirmişlerdir. 30 Ağustos 1922 tarihinde ise, Demirci “Kurtuluş Bayramı” yaşıyordu. Büyük taarruz ile birlikte düşmanı önüne katan Milli Kuvvetler ilçeyi kurtarıyor ve Demirci, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ilçesi haline geliyordu
Ulaşım
Resimler Sadece üyeler içindir!
Günlük ulaşımını başta İzmir olmak üzere Salihli, Manisa, Akhisar, Balıkesir, Sındırgı ve Simav üzerinden sağlamaktadır. Sayılan bu merkezlere günlük olarak özel firmalar tarifeli seferler düzenlemektedir. Özel araçları ile Demirci'ye gelmek isteyenler için bu merkezlerin dışında Ankara - İzmir E 23 karayolu üzerinden Uşak, Abide, Simav yolu ile Uşak'tan 2 saatte Demirci'ye ulaşılabilir. Bir başka yol Kütahya, Gediz, Simav üzerinden 180 km’dir. Kütahya, Tavşanlı, Emet ilçeleri üzerinden de aşağı yukarı aynı zamanda Demirci'ye ulaşmak mümkündür. İzmir - İstanbul güzergahında Bursa üzerinden 225 km yol alarak Demirci'ye Orhaneli, Harmancık, Dağardı, Simav karayolu bağlantısı ile ulaşmak mümkündür. Bursa - Eskişehir yolundan İnegöl, Domaniç, Emet, Simav yolu ile yaklaşık 200 km. sonra Demirci'ye ulaşılmaktadır.
Güney Marmara'dan Demirci'ye ulaşmak isteyenler için 140 km. uzunluğunda bir yol ile Balıkesir, Bigadiç, Sındırgı yol kavşağında Çaygören barajı üzerinden Sındırgı-Simav yolu ile Demirci'ye ulaşılır. Tamamı asfalt ve karayolu olan bu yollar aynı zamanda harika manzaraları ile gerçekten görülmeye değer özelliklere sahiptir. Sındırgı üzerinden 60 km. ile Demirci'ye ulaşan bir başka yol daha bulunmaktadır. Ancak yolun fiziki ve geometrik standartlarının yeterli hale getirilmesi gerekmektedir. Ankara - İzmir E 23 karayolunda Selindi yol kavşağından itibaren ve Selendi üzerinden asfalt karayolu ile 76 km. lik bir yolculukla Demirci'ye ulaşmak mümkündür. Demirci İlçesi'nin Manisa'ya uzaklığı 158 Km.
Resimler Sadece üyeler içindir!
|
DEMİRCİ MERKEZ(Halıkent Otobüs İşletmesi)
|
0236 4621877-4624378
|
|
MANİSA
|
0236 2320626
|
|
İSTANBUL OTOGARI PERON:45
|
0212 6582945-6582946
|
|
İSTANBUL HAREM PERON:2
|
0216 3103053
|
|
SALİHLİ
|
0236 7152014
|
|
AKHİSAR
|
0236 4127564-4123032
|
|
İZMİR
|
0232 4720018
|
|
BURSA PERON:61
|
0224 2615470
|
|
BAlikeSİR
|
0266 2466025
|
|
ANKARA AŞTİ PERON:78
|
0312 2240275
|
|
AFYON
|
0272 2140929
|
|
UŞAK
|
0276 2121041
|
|
|
|
|
|
|
|
|
DEMİRCİ-İZMİR
|
İZMİR-DEMİRCİ
|
DEMİRCİ-SALİHLİ
|
SALİHLİ-DEMİRCİ
|
MANİSA-DEMİRCİ
|
DEMİRCİ-MANİSA
|
|
|
|
|
|
13.30
|
05.00
|
|
06.00
|
07.30
|
05.00
|
07.00
|
16.30
|
07.15
|
|
07.15
|
08.30
|
06.00
|
09.15
|
DEMİRCİ-BAlikeSİR
|
BAlikeSİR-DEMİRCİ
|
|
08.00
|
10.15
|
07.00
|
10.15
|
06.15
|
14.15
|
|
10.00
|
12.15
|
08.00
|
12.00
|
20.00
|
|
|
12.30
|
14.15
|
10.00
|
13.00
|
DEMİRCİ-AKHİSAR
|
AKHİSAR-DEMİRCİ
|
|
14.30
|
15.30
|
12.30
|
14.00
|
06.15
|
16.00
|
|
16.30
|
16.30
|
14.30
|
15.00
|
07.15
|
17.45
|
|
18.30
|
18.30
|
16.30
|
16.00
|
20.00
|
|
|
|
|
18.30
|
18.15
|
DEMİRCİ-İSTANBUL
|
İSTANBUL-DEMİRCİ
|
|
|
|
20.00
|
19.30
|
20.00
|
21.30
|
|
|
|
21.00
|
21.00
|
|
|
DEMİRCİ
MANİSA ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus:
59314 kişi
Yüzölçümü:
1236 km²
Köyleri
- YEĞENLER
- KULALAR
- ERİŞLER
- AZİZBEY
- BARDAKÇI
- AYVAALANI
- ÇandIR
- IKLIKÇI
- KAZANCI
- KÖPÜLER
- ÇAMKÖY
- HÜDÜK
- HOŞÇALAR
- RAHMANLAR
- ESENYURT
- BOZKÖY
- ULACIK
- TEKELER
- KÜÇÜKKIRAN
- TEPERİK
- ÜŞÜMÜŞ
- KULALI
- GÜMELE
- KIZILCA
- İSMAİLLER
- ÇÖĞÜRLER
- MEZİTLER
- SAĞNIÇ
- ÖRÜCÜLER
- DANİŞMENTLER
- KIŞLAK
- YEŞİLOBA
- ARMUTLU
- ÇAVULLAR
- BOYACIK
- AHMETLER
- ELEK
- KARYAĞDI
- ÇAĞILLAR
- ALAAĞAÇ
- ÇANAKÇI
- KILAVUZLAR
- YENİCE
- YABACI
- YİĞİTLER
- SÖĞÜTÇÜK
- KUZEYİR
- SERÇELER
- SARAYCIK
- KÖYLÜCE
- ÇARDAKLI
- BOZCAATLI
- MİNNETLER
- AKDERE
- SELVİLER
- KERPİÇLİK
- ÇAYKÖY
- GÜLPINAR
- BAYRAMŞAH
- YEŞİLDERE
- ESKİHİSAR
- ÖKSÜZLÜ
- SAYIK
- GERENCİK
- GÖKVELİLER
- GÖMEÇLER
- DİKİLİTAŞ
- DELİDEMİRCİLER
- GÜVELİ
- KOVANCI
- KAYRANOKÇULAR
- TAŞOKÇULAR
- İMRENLER
- KÜÇÜKOBA
- RAĞILLAR
- TALAS
- HIRKALI
- MARMARACIK
- GÜRÇEŞME
- SEVİNÇLER
- ÖREN
- YUMUKLAR
- BÜYÜKKIRAN
- TOKMAKLI
- YAVAŞLAR
- AHATLAR
- ARMAĞAN
- KARACAİBRAHİM
- KAYAKÖY
- YARBASAN-BUCAK MERKEZİ
- İMCELER
- KUYUCAKKARAPINAR
- KARGINIŞIKLAR
- KUZUKÖY
- KARAİSALAR