» Çatalzeytin-Kastamonu Çatalzeytin-Çatalzeytin Köyleri-Çatalzeytin Haberleri,Çatalzeytin Resimleri,Çatalzeytin Videoları,Çatalzeytin ManzarasıDil Seçimi   
Şuan ÇatalzeytininSesinde 0/61 Kişi Çevrimiçi Gezinmektedir.Görmek İçin Tıklayınız
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHaritaTema                                 
ÇatalzeytininSesi Google   
Bugün 22.05.2012 
          
ANASAYFA
        
Size Özel
        
Çatalzeytin
        
Türkeli
          
FORUM
        
İslami Yaşam
        
Haber Oku
        
Biyografiler
        
Sağlık
          
Sorgulamalar
          
Resimler
          
Videolar
          
Sohbet
          
Defter
          
Hesabım
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum - Site Yetkilisi TahsinCetinkaya Şuan Sitede Değil CANLI DESTEK
 » Tahsin Çetinkaya
    Ben Kimim ?
 » İl-İlçe-Köy Detaylı Bilgi-Resim-Harita-Video
    01 Adana  
    02 Adıyaman  
    03 Afyon  
    04 Ağrı  
    05 Amasya  
    06 Ankara  
    07 Antalya  
    08 Artvin  
    09 Aydın  
    10 Balıkesir  
    11 Bilecik  
    12 Bingöl  
    13 Bitlis  
    14 Bolu  
    15 Burdur  
    16 Bursa  
    17 Çanakkale  
    18 Çankırı  
    19 Çorum  
    20 Denizli  
    21 Diyarbakır  
    22 Edirne  
    23 Elazığ  
    24 Erzincan  
    25 Erzurum  
    26 Eskişehir  
    27 Gaziantep  
    28 Giresun  
    29 Gümüşhane  
    30 Hakkari  
    31 Hatay  
    32 Isparta  
    33 Mersin  
    34 İstanbul  
    35 İzmir  
    36 Kars  
    37 Kastamonu  
    38 Kayseri  
    39 Kırklareli  
    40 Kırşehir  
    41 Kocaeli  
    42 Konya  
    43 Kütahya  
    44 Malatya  
    45 Manisa  
    46 K.Maraş  
    47 Mardin  
    48 Muğla  
    49 Muş  
    50 Nevşehir  
    51 Niğde  
    52 Ordu  
    53 Rize  
    54 Sakarya  
    55 Samsun  
    56 Siirt  
    57 Sinop  
    58 Sivas  
    59 Tekirdağ  
    60 Tokat  
    61 Trabzon  
    62 Tunceli  
    63 Şanlıurfa  
    64 Uşak  
    65 Van  
    66 Yozgat  
    67 Zonguldak  
    68 Aksaray  
    69 Bayburt  
    70 Karaman  
    71 Kırıkkale  
    72 Batman  
    73 Şırnak  
    74 Bartın  
    75 Ardahan  
    76 Iğdır  
    77 Yalova  
    78 Karabük  
    79 Kilis  
    80 Osmaniye  
    81 Düzce  
    Kaynakça
    Sitene Ekle
» Sayfa İstatistikleri
Şuan Burada Kimler Var

Burada 0 Üye 0 Misafir Var
Daha Önce Kimler Girdi

Burası 132 Kişi Tarafından
Top 291 Kez Görüntülendi
Görüntüleyenler
Sayfaları Göster

» Ençok Hit Alan Sayfalar
» Ençok Kişi Giren Sayfalar
» Enson Girilen sayfalar
   
» illerimiz
~ ~ ~ illerimiz ~ ~ ~
[A] [B] [C] [Ç] [D] [E] [G] [H] [I] [İ] [K] [M] [N] [O] [R] [S] [Ş] [T] [U] [V] [Y] [Z]

» Manisa Kırkağaç İlçesi Ve Resimleri   

Manisa'nın küçük ilçelerinden biridir. Nüfusu 25 000 civarındadır. Kendi adıyla anılan ova ve Yunt dağı eteklerinde kurulmuştur. 13 km. mesafedeki Soma nedeniyle fazla gelişememiştir. Ekonomisi tamamıyla tarıma dayalıdır. Küçük çaplı sanayi kuruluşlarıda hammadde olarak bölgede üretilen zeytin, domates, üzüm vb. ürünleri işler. Ülke çapında ünlü Kırkağaç kavunlarının memleketidir. Beylikler döneminde Karasi Beyliği'ne bağlı bir ilçedir.

Kırkağaç 6. Jandarma Komando Eğitim Alay Komutanlığı Kırkağaç çıkışında Soma istikametindedir ve Alay'dan hemen sonra Kırkağaç'ın mesire yeri, panayırı şeklini alan Kırkağaç çamlığı bulunmaktadır. Son birkaç senedir resmiyet kazanan Kırkağaç Çam Mesiresi çok uzun yıllardır yöre insanının tek ve en önemli eğlence kaynağıdır. Bir panayır görünümündeki mesirenin en önemli farkı ilçe insanının panayır boyunca çamlık içinde çadırlar kurarak burada konaklamasıdır.

Resimler Sadece üyeler içindir!
Ayrıca Kırkağaç'ta Gençlik ve Spor Müdürlüğüne bağlı bir tesis bulunur. İzci ve sporcuların kullandığı bu tesis ilçede bulunan Sarıkız Mezarlığı yakınında bulunur.

Kırkağaç insanının yemek kültürü son derece gelişmiş olup kendine has değişik lezzetlere sahiptir.

Türkiye Amatör Futbol Ligi'nde Acar İdman Yurdu adında futbol takımı vardır.

Kırkağaç'ın gezilip görülmesi gereken yerlerinden bazıları Nakrasa, Stratonikeia, Khliara, Yortan ve Firig türü kaya mezarlarıdır.

2007 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçları açıklandı.Buna göre ilçe merkezi nüfusu 26.006, Toplam Nüfusu ise 50.903'tür.

  • Kirkağaç Belediyesi 26.006
  • Bakir Belediyesi 4.591
  • İlyaslar Belediyesi 2.750
  • Karakurt Belediyesi 3.088
  • Gelenbe Belediyesi 2.628

KIRKAĞAÇ EVLERİ

Kırkağaç evlerinin, Kırkağaç'a özgü bir mimarisi yoktur. Fakat yine de belli karakteristik özellikleri vardır ki bu özellikler elbetteki bir yaşam tarzı ile ilgilidir. Örneğin evler içerlektir, yola bakan pencereleri yoktur. Oysa aynı dönem Rum ve Ermeni mahallesindeki evler, bir başka yaşam tarzının doğal sonucu olarak çok farklı özellikler gösterir. Evlerin dış yüzeyleri sıklıkla sıvasızdır. İkinci katlar samanlı çamur, bazıları harçla sıvalıdır. Kagir ve yarı kagir evlerde sağlamlığı nedeniyle kestane ağacı tercih edilmiştir.

Kırkağaç evlerine kapısından başlayalım. Kapılar ahşap, genellikle aşı boyalı, bazen da kurşuni yağlı boyalı olup, yüksek ve iki 'kanatlıdır. Soldaki kanat sürgülü olup, icabında açılabilir olmakla beraber genel olarak sabittir. Sağdaki kanat evin avluya giriş kapısıdır. Bu kapının üzerinde, icabında açılabilen küçük bir kanat daha vardır. İçerden sürgülü olan bu üstteki küçük kanat, yüklü, yüksek bir arabanın avluya geçişini sağlamak için yapılmıştır. Bazı girişlerde aşağıda yüksekçe bir eşik bulunur, kapı ise oldukça küçüktür. Bu kapıdan içeriye girebilmek için başın öne doğru eğdirilmesi gerekir. Osmanlı yapı tarzına uygun bu 'Büyük kapıdan küçük giriş'e kervansaraylarda rastlanır. Girenin başını öne eğmek zorunda kalması, kimilerince girenin eve, aileye ve ev sahibine saygısı olarak yorumlanır. Giriş kapısının üzerindeki küçük kanat bazen pencere yerine kullanılır. Kapıların sokağa bakan yüzünde her iki kanatın üzerinde mutlaka bir çift yuvarlak halka bulunur. Bu halkalar bir taraftan kapıyı çekmeye yarar, diğer yandan da tokmak görevini yapar. Halkaların işlevleri bununla da sınırlı değildir. Birçok kapıdan içeri girmek için sadece filli'ye basmak yeterlidir. İç tarafta sürgü bulunur. Bazı kapıların kiliti yoktur. İşte bu halkaların bir görevi de içinden geçirilen zincire asılan asma kiliti taşımasıdır. Bazı kapılarda zincir bile yoktur, ev sahibi için basit bir ip yeterlidir.

Cumhuriyet'ten sonra mimari tarzı ahşap, kagirden, betonarmeye doğru gösterdiği değişime paralel olarak kapılarda da değişiklik görülmeye başlanmıştır. Bu kapılar demirden yapılmış, ağır, çok sağlam görünümlüdürler. Tek kanatlı olan bu kapılar da alt kısım dolu" bir süs aplike edilmiştir. Üstteki kısım ferforje parmaklık şeklindedir. Parmaklıkların arkasında evin içinden açılabilecek buzlu camii bir kanat vardır. Yine kapının sabit kısmında zil yerine geçen hanım eli şeklinde bir tokmak bulunur. Ama bu kapılar daha çok varlıklı ailelerin kapılarıdır. Fakat bu tür kapılar çiftçilik yapan ailelerin yaşam tarzına uymazlar, zira bu kapıdan hayvanın ve arabanın girmesi mümkün değildir.

 

İlçe merkezinde Ermeni asıllı Karakin Şahbazyan’a ait 120 beygir gücünde ve buharla çalışan kırk çırçır makineli pamuk bölümü, iki adet zeytinyağı baskısı ile günlük 75 çuval buğdayı öğüten, iç bölümlerinde büyük değişiklik geçirmesine rağmen, inşa edildiği 1876 yılından beri hiçbir tamir görmeyen görkemli bacası halen dimdik ayaktadır. Fabrika, Akhisar yolu üzerinde ve Endüstri Meslek Lisesi’nin güneyindedir. Bundan başka yine Ermeni vatandaşlardan “Şapkalı” diye anılan Aznavuryan’a ait 25 çırçır makineli fabrika ve ırkdaşı Ohanisa’ya ait aynı işlevli bir başka fabrika Kırkağaçlıların hizmetindeydi.

Türklerin ise dört ayrı semtte insan veya hayvan gücüyle çalışan çok sayıda su değirmenleri vardı. Bunların son örneklerinden biri olan Aksu yakınlarındaki Güllüce Değirmeni 1950’ li yılların ortalarına kadar işlevini sürdürmüştür. Ayrıca marangoz, demirci, nalbant, kunduracı, mimar, terzi, mutaf(keçe dokuyucu), mücellit (ciltçi) vs. gibi yeterince esnaf bulunmaktaydı. Bunlardan semerci, mutaf, mücellit, demirci gibi işyerleri Türklerin, diğerleri ise gayrimüslimlerin kont rolündeydi. İlçenin ticaret merkezi ise 'Pamuk Hanı' idi. Etrafında elliye yakın dükkanı bulunan bu hanın, Çiftehanlar Camii, Karaosmanoğlu Camii ve Bahçıvan Pazarı semtlerine açılan üç ayrı kapısı vardı. Geniş avlusunda başta afyon olmak üzere, palamut, meyan kökü, çeşitli kök boyaları ve diğer ürünlerin, İzmir veya diğer illerden gelen yabancı uyruklu veya Osmanlı vatandaşı tüccarlara satışları gerçekleştirilirdi.

Resimler Sadece üyeler içindir!
Hanın sahibi, İzmir’de oturan Kırkağaç kökenli çok zengin bir Rum olan Imros Federosa idi. Bu ünlü han 1924 yılında “Cumhuriyet Meydanı”na dönüşmüş, 1950 yılında bu meydana Atatürk’ün beyaz mermerden, onu sivil kıyafetle canlandıran güzel bir heykeli dikilmiştir. Daha sonraki yıllarda, kamyon ve traktörlerin park etmesi nedeniyle, alanın daralmaya başlaması ve hoş olmayan bir görünüm ortaya çıkması üzerine, Atatürk Heykeli 1954 yılında şimdiki bulunduğu meydana taşınmıştır.

Zahire pazarı da Müftü Hanı’nın kuzeye bakan kapısının karşısındaydı. Bu iki handan başka Kırkağaç’ta bulunan diğer han ve oteller şunlardı: Poyracıklı Hani, Kuyumcunun Hani, şair Eşref Hani, Uşaklının Hani, Sadık Ağa Hani, Ördek Hani, Abacı Hani, Akkaşin Hani, Panani Hani. Ayrıca Ahmet Ağa’ya ait iki tane de otel vardı. Bu hanlardan birkaç tanesi hala işlevlerini sürdürmektedirler.

Halkın, birbirleriyle ve yerel yönetimle olan ilişkilerini düzenlemek üzere eşrafın ve imamların da katılımı ile oluşturulan heyetler kurulmuştu. Bu topluluklarla ilgili olarak 19. yy. sonlarındaki kayıtlar da şu isimlere rastlamaktayız:

Sivri oğlu Mustafa Bey, Belediye Reisi Sivri oğlu Arif Ağa, Manifaturacı Ahmet Faik Bey, Abdi Bey, Mehmet Bey, Tüccar Hacı Püskül zade İsmail Efendi, Fındıklı Hacı Cemal Efendi, Satızade Adil Efendi, Dolmanci Ahmet Efendi, Abdi Bey, Eşref Cemal Bey, Hacı Salih zade Emin Efendi, Sivri oğlu Osman Ağa, Ramız Bey, Şevket Bey, Altıparmak Mehmet Efendi, Yakup Bey, Fahri Bey, Çiftçi Hasip Bey, Hacı Halil Ağa, Haci Arif Ağa, Tüccar Sivri oğlu Şükrü Bey, Arap Hoca oğlu Ahmet Efendi, Hacı Cemal zade Mehmet Efendi ve Çiftçi Servet Bey.
Resimler Sadece üyeler içindir!

Yine Osmanlı Dönemi’nde Kırkağaç’ta kamu yönetimi ile ilgili hukuk, sağlık ve diğer sosyal kurumların tam olarak bulunduğu görülür.

Belediyeler

Bakır Belediyesi

Gelenbe Belediyesi

Karakurt Belediyesi

İlyaslar Belediyesi

Köyler

Alacalar
Alifakı
Bademli
Bostancı
Çaltıcak
Çiftlik
Çobanlar
Demirtaş
Dualar
Fırdanlar
Gebeler
Gökçukur
Güvendik
Hacet
Halkaavlu
Hamidiye
Hamitli
Işıklar
Kınık
Kocaiskan
Kuyucak
Küçükyaya
Musahoca
Öveçli
Sakarlı
Siledik
Söğütalan
Yağmurlu


ESKİ KIRKAĞAÇ'TA GİYİM-KUŞAM


Erkek giyiminde (tarımda çalışan kesim dışında) genellikle ceket ve pantolon tercih edilirdi. Ceketin altına şimdi bile zaman zaman moda olan yakasız gömlek giyilirdi. Ayakkabı olarak da mest veya tulumbacı denilen bağcıksız meşin ayakkabılar çokça kullanılırdı. Dini ilimlerle uğra ile esnaf ise şalvar ve uzun lata giyer, başlarına ise beyaz abaniz sarık sararlardı. Gençler veya zeybekler ise mavi çuhadan yapılmış, cep ve paça ağızları siyah ibrişimle işlenmiş, dizden yukarıda kısa don, sırtlarına cepken giyer, bellerine de kırmızı, sarı, yeşil renkli ve saf ipekten dokunmuş Trablus kuşağı, bazıları da vişne çürüğü renkli ve ince pamuklu dokumadan kalın bir kuşak sararlardı. Başlarında ise ipekli taylasan (dürülüp bağlanan beyaz ipekli ince kumaş) bulunurdu. Örneğin Lokman Efe, Süzek Efe, Vasil ve Agop Efeler daima ve özenle zeybek elbiseleri giyerlerdi. Halkın çoğunluğu olan çiftçiler ise elifiye don ve Tarhala Çizmesi’ni tercih ederlerdi.

Kadın giysileri çeşitliydi. Sokaklarda çarşaf, yeldirme, kıvrak, bazıları da siyah yeldirmenin üzerine beyaz çivitli Marhama” denilen örtüyü örterlerdi. Pek az bir kısmı iskarpin, diğerleri mest, kundura, bazıları da kısa konçlu, sarı deriden yapılmış Edik denilen bir çeşit çizme giyerlerdi. Takı olarak başa bağlanan baş altını ile boyunlara takılan inciler ve ufak altınların üst üste dizilmesiyle yapılan Kıstı’lar pek revaçtaydı.

Sadece dışarıdan gelen yüksek dereceli Osmanlı Devleti’nin yerel yönetim ve hukuk adamları ile Rum, Ermeni ve Musevilerin zengin sınıfı fes giyerler ve kravat takarlardı. Giyim-kuşamdan söz açılmışken kıvrak’tan söz etmemek olmaz. Kıvrak, Kırkağaç dışında ferace adı ile başka bazı yörelerde de kullanılmakla beraber, neredeyse Kırkağaç kadınlarıyla özdeşleşmiş bir giysidir. Son yıllarda kullanımı nispeten azalmış bile olsa annelerimizin kuşağından olup da kıvrak giymeyen yok gibidir. Kıvrak’ın çok uzun yıllardır Kırkağaç’ta kullanıldığı bilinmektedir; ama bunun hangi tarihte ve hangi kanaldan girdiğini saptayamadık.

Bilmeyenler için tarif edelim: Kıvrak imamların giydiği cüppeye benzeyen, fakat giyilmeyen, sadece başın üzerine örtülen siyah renkli bir giysi yada örtüdür. Bu giysinin boş olan kolları iki taraftan omuzlardan aşağı doğru sarkar. Baştan itibaren yere kadar iner, önde düğme veya fermuar gibi kapatan bir şey yoktur. Kıvrağı bu kadar yaygın kılan elbette ki çok pratik ve kullanılışlı oluşudur. Söz gelimi aniden evden çıkmak zorunda olan bir hanım uzun bir hazırlık yapma gereği duymadan, onu başına örttüğü gibi kapıdan çıkabilir. Kullanan hanımın içten tutuş şekline göre, dışarıdan bakan biri onun ya tek gözünü yada iki gözünü görebilir. Kıvrak zaman zaman siyasi-sosyal gündem oluşturmuş. resmi otoritenin yasaklama girişimleri etkisiz kalmıştır. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi, son yıllarda kullanımı kendiliğinden azalmıştır.

Resimler Sadece üyeler içindir!

Kırkağaç Kavunu artık tescilli bir marka oldu !

TÜRK STandARTLAR ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞINA

Başvuru Sahibinin
Adı ve Soyadı : Kırkağaç Belediye Başkanlığı
Uyruğu : TC
Ürünün Adı : Kavun
Coğrafi İşaretin Türü : Menşe adı

 

KIRKAĞAÇ KAVUNU

Kullanım Biçimi :Markalama

Kırkağaç Kavununun Üretim Alanı :Kırkağaç ilçesi ve köyleri başta olmak üzere Manisa ili köyleri, Soma, Akhisar ilçe ve köyleri.

Ürünün Tanımı :Taze tüketime ve özellikle Ocak ayı başına kadar depolanabilme özelliğine sahip Kırkağaç kavunu

Ürünün Özellikleri

Ülkemizin birçok bölgesinde özellikle yerel çeşitlerle üretilen kavunun 2004 yılı üretim miktarı 1.750.000 tondur. Birçok araştırıcı tarafından kavunun anavatanı Küçük Asya (Anadolu) olarak tanımlanmaktadır. Kavunun anavatanı olarak belirtilen ülkemizin belirli bölgelerinde üretilen, bu bölgelere adapte olmuş ve bu bölgelerde optimum kalite özelliklerine sahip yerel köy çeşitleri ve populasyonları mevcuttur. Bunlardan bazıları yapılan seleksiyon çalışmaları ile çeşit tescili yapılarak üretim programına alınmışlardır. Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından da Manisa-Kırkağaç ilçesi ve köylerinde yetiştirilen kavun populasyonundan yapılan seleksiyon ıslahı çalışmaları sonunda Kırkağaç-637 ve Kırkağaç-589 nolu kavun çeşitleri Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Müdürlüğünce tescil edilmiştir. Bu çeşitlerden Kırkağaç-637 genelde yuvarlak, kabukları işlemeli, yeşil zemin üstünde sarımtırak lekelidir. Kırkağaç-589 çeşidi ise yine işlemeli kabuklu ve yeşil zemin üstünde sarımtırak lekeli ancak uzun-oval şekillidir. Her iki tescilli çeşit bugün açık tozlanan (Standart) çeşit özelliğinde olup Ege bölgesi koşullarında büyük alanlarda yetiştirilmektedir. Ancak bugün Kırkağaç bölgesinde bu çeşitler ile birlikte özellikle kış mevsiminde depolamaya uygun yöresel populasyonlar şeklinde üretilen köy çeşitleri (Dereköylü, Menemenli..vs) de mevcuttur.

Bitkisel Özellikleri:

Kök
Kırkağaç kavun bitkisi kökleri genelde yüzeysel gelişir. İyi hazırlanmış toprak koşullarında 40-50 cm derinliğe kadar inebilen kazık kök çevresinde bol saçak kök oluşmaktadır.

Gövde
Başlangıçta otsu, yuvarlak ve üstü sert tüylerle kaplı olan ve yerde sürünen gövde sonraları kısmen sert bir yapı kazanır. Gövde 2-3 m uzayabilir ve genelde 3-6 yan dal meydana getirir. Gövde üzerinde ince ve uzun sülükler bulunur.

Yaprak
Yuvarlak ve kısmen kalp şeklinde derin loblu yaprak taşıyan kavun bitkisinde yapraklar beş köşeli ve parçalıdır. Yaprak eni 10.5-14.5, boyu 7.5-11.0 cm, yaprak sapı 6.0-14.0 cm uzunluğundadır. Yaprak altı ve üstü tüylüdür. Bitki beslenme koşullarına göre yapraklar yeşil ve koşu yeşil olabilir. Yaprak sapı uzun ve ortası olukludur.

Çiçek
Biyolojik olarak tek evcikli (Monoecious) çiçeklere sahiptir. Dişi çiçekler genelde tek olarak yaprak koltuklarından çıkar. Kısa bir sap ve meyve taslağı ile meyve taslağı ucunda 5 adet parçalı sarı renkte taç yaprak ve bu yaprakların ortasında dişicik tepesi (Stigma) bulunur.

Meyve
Kırkağaç kavununun Kırkağaç-589 ve Kırkağaç-637 adları ile tescil edilmiş 2 farklı çeşidi mevcuttur. Her iki çeşitte de meyve kabuğu, orta kalınlıkta (0.5-0.7 cm) üzeri pürüzlü, işlemeli ve yeşil zemin ütünde sarımtırak lekelidir.
Bu çeşitlerden Kırkağaç-589 çeşidi uzun ve silindir şekilli olup sap kısmı sivri ve meme gibi çıkıntılı, çiçek burnu ucu yuvarlak olup kış mevsimince depolanabilme özelliğine sahiptir. Kırkağaç bölgesinde yaygın yetiştirilen çeşit budur. Uzun süre depolanabilme özelliğine sahiptir.
Kırkağaç-637 çeşidi ise genelde yuvarlak meyve yapısına sahiptir. Meyve kabuk yapısı ve rengi aynıdır. Bazı bölgelerde bu çeşit Altınbaş olarak da adlandırılmaktadır. Bu çeşit ise yazlık olarak değerlendirilir, kış depolamasında uzun süre dayanmaz.
Kırkağaç kavun çeşitlerinin bazı meyve özellikleri aşağıda çizelgede verilmiştir.

Meyve Özelliği

Kırkağaç-589

Kırkağaç-637

Ortalama meyve ağırlığı (g)

2.500-5.700

2.200-4.500

Meyve çapı (cm)

17.0-21.0

18.5-28.5

Meyve boyu (cm)

22.0-33.0

19.0-27.5

Meyve kabuk kalınlığı (cm)

0.5-0.9

0.3-0.5

Meyve et kalınlığı (cm)

3.7-5.5

3.5-6.5

Çekirdek evi ağırlığı (g)

350-415

250-300

Çekirdek evi çapı (cm)

4.5-7.5

6.0-9.0

Çekirdek evi boyu (cm)

14.0-16.0

8.5-11.0

SÇKM (%)

10.8-13.0

11.4-13.2

Meyve eti aroması

Çok

Çok

Meyve iti sululuğu

Sulu

Çok sulu

Meyve eti lifliliği

Az

Az

Kırkağaç yöresinde büyük oranda üretim alanı bulan populasyonlarda da meyve özellikleri benzer bulunmuştur. Özellikle Kırkağaç-589 sertifikalı çeşit meyve özellikleri ile bu yerel köy çeşitlerinin meyve özellikleri büyük benzerlikler göstermektedir.

Tohum
Tohumlar düz, uzun, parlak ve koyu sarı (kirli sarı) renklidir. 20-25 adet tohum bir gram gelmektedir. Tohumlar optimum koşullarda depolanmaları halinde canlıklarını 5-8 yıl muhafaza edebilirler.

İklim İstekleri
Sıcak iklim sebzesi olan kavun en iyi gelişimi 20-30ºC sıcaklıklarda gösterir. Çok yüksek sıcaklıklar bitki gelişimini durdurur. Meyve zoraki olgunlaşır ve tat-aroma oluşmaz. Aşırı sıcaklık meyvelerde güneş yanıklığı oluşturur. Gece-gündüz sıcaklık farkı oluşumu meyve tadını artırır.

Toprak İstekleri
Kavun su tutma kapasitesi yüksek, derin bünyeli, geçirimi iyi, organik maddece zengin tınlı topraklarda çok iyi gelişim gösterir. Hafif karakterli topraklarda mutlaka düzenli ve sık sulama yapılmalıdır. Çok ağır karakterli topraklarda ise kök boğazı hastalıkları gözlenir. Optimum toprak pH’sı 6.0-6.7 olmalıdır.

Üretimi
Kavun üretimi yapılacak tarla sonbaharda 40-50 cm derinlikte sürülür ve kışı bu şekilde geçirmesi sağlanır. İlkbahar aylarında uygun toprak tavında gerekli ise yüzeysel ikinci kez sürülür, diskaro çekilerek toprak inceltilir ve ark pulluğu (domuzburnu) ile 120-150 cm sıra arası mesafelerle masuralar açılır. Masuraların boyun noktalarına 50-70 cm sıra üzeri mesafelerle açılan ocaklara 3-4 tohum ekilir ve üzerleri kapatılarak el ile düzeltilir. Tohumların ekim derinliği 5-6 cm olmalıdır. Tohum ekimi uygun toprak tavında yapılmalıdır. Uygun tavda yapılan ekimlerden sonra tohumlar yaklaşık bir hafta içinde çimlenerek toprak üzerine çıkarlar. Tohum ekimi bölgede genelde 1-10 Mayıs tarihleri arasında yapılır.
Toprak yüzeyine çıkan fideler 1-2 hakiki yaprak çıkarınca ilk çapalama işlemi ile her ocakta bir bitki bırakılır. Bu bitkiler 10-15 cm boy alınca el ile 2. çapa yapılır ve boğaz doldurma işlemi uygulanır. Sıra araları ise traktör çapa makinası ve kültüvatör ile işlenir. Bitkiler kol atarak toprak yüzeyini kapatmaya başlayınca sulama arkları açılarak bitkiler normal gelişime bırakılır. Kurak dönemlerde 2-3 kez su verilmelidir. Kırkağaç bölgesinde fazla sulama yapılmaz. Çünkü fazla sulama uygulaması meyve tadını olumsuz etkiler. Bitki üzerinde çiçeklerin teşekkülü ve tozlanması sonucu oluşan meyveler genelde limon iriliğine gelince el ile seyreltme yapılarak bitki başına genelde 2-3 adet meyve bırakılır. Bu aşamadan sonra yapılacak işlemler sulama, gübreleme ve tarımsal savaşım işlemleridir.

Sulama
Aşırı sulama kavun meyvelerinin tat ve aromasını olumsuz etkiler. Çok kurak geçen yıllarda 2-3 kez sulama yapılır. Yağış dağılımının uygun olduğu yıllarda ise hiç sulama yapmadan veya 1-2 su ile üretim yapılabilir. Sulama suyu bitki kök boğazı ile temas etmemelidir.

Gübreleme
Kavun organik maddeyi çok sever. Toprak analiz sonuçlarına göre eğer gerekli ise ilk sürüm öncesi dekara 4-5 ton iyi yanmış çiftlik gübresi serilir ve sürüm ile toprağa karıştırılır. Masuralar açılmadan önce yine analiz sonuçlarına göre gerekli gübreleme kompoze (15:15:15, 18:46 ve Triple Super Fosfat ) şeklinde uygulanır. Meyve seyreltme döneminde ikinci azotlu gübre uygulaması yapılır.

Tarımsal Savaşım
Antraknoz, külleme, solgunluk, mozaik virüsü gibi hastalıklar ile kırmızı örümcek, yaprak biti, trips ve kavun sineği en önemli kavun zararlılarıdır. Üretimde bu hastalık ve zararlılar ile yerinde ve zamanında uygun mücadele yapılmalıdır. Savaşımda entegre mücadele uygulaması önerilir.

Münavebe
Kavun üretimi aynı tarlada 3-4 yıl aralıklarla yapılmalıdır. Kavun üretiminden sonraki yıllarda kuru tarım (buğday-arpa) mısır, bezelye, domates, pamuk gibi farklı familya bitkileri üretilmelidir.

Olgunluk Hasat ve Depolama
Tam olgunlaşma aşamasına gelmiş Kırkağaç kavunlarında

  1. meyve ağırlığı artar,
  2. meyve sapı dibindeki kulakçıklar kurur,
  3. meyve ortalama iriliğini alır ve yeşil zemin üstündeki sarımtırak lekeler parlak renk kazanırlar.
  4. Kırkağaç-637 çeşidinde meyvenin çiçek burnu hafif yumuşar.

Hasat olgunluğuna gelen Kırkağaç-589 çeşidi meyveleri sabah erken saatlerde bıçak ile bitkiden kesilir ve fazla hırpalanmadan altı ve yanları battaniye-yorgan gibi kalın materyallerle kaplanmış römorklara 2-3 sıralı dizilir. Römork çok sarsılmadan depolama evine getirilirler.
Kırkağaç-637 çeşidi meyvelerinin ise hemen pazarlaması yapılabileceğinden yine bıçak yardımı ile hasat edilen meyveler fazla hırpalanmadan pazara sunulur.
Depolama yapılacak olan Kırkağaç-589 meyveleri bölgede genelde havadar ve serin hangarlarda hazırlanmış dik direklerin çevresine çakılan çivilere asılarak depolanırlar. Kavun meyvesinin 4 yanından boylamasına bağlanan ip sap tarafından sarılarak bir halka oluşturulur ve bu halka çivilere tutturulur. Belirtildiği şekilde askıya alınan kavun meyveleri genelde bölgemizde her yıl yılbaşına kadar depolanabilir. Ancak kış mevsimi yüksek oranda nemli geçen yıllarda mantari enfeksiyonlar ya da aşırı soğuk olan yıllarda üşüme zararını takiben fungal hastalıklar sonucu depolanan kavunlarda büyük kayıplar oluşmaktadır. Çünkü depolamada kullanılan binalar depo özelliğine sahip olmayıp, herhangi bir sıcaklık ve nem kontrolu bulunmamakta, depo içerisindeki sıcaklık ve nem tamamen dış iklim koşullarına bağlı olarak gelişmektedir. Bu depolama işleminin sıcaklık ve nem kontrollü depolarda daha uzun süre ve daha az kayıpla yapılabilmesi amacıyla E. Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümünde 2005 yılında başlatılan TÜBİTAK destekli bir proje sürdürülmektedir. Proje kapsamında uygun depolama sıcaklığı, nemi ve depolama öncesi hastalık kontrol uygulamaları tespit edilmeye çalışılmaktadır. Sonuçların en kısa sürede üreticilere aktarılması hedeflenmektedir.

Ürün menşe işareti tanımına uymaktadır.
Kırkağaç kavunu hem tescilli çeşitler olarak hem de Kırkağaç ilçesi ve köylerinde yetiştirilen populasyonlardan seçilmiş bireyler olarak Akhisar, Soma, Balıkesir, İzmir, Manisa ilçe ve köylerinde büyük alanlarda üretilmektedir. Kırkağaç ilçesi ve köyleri, gerek toprak ve gerekse uygun ekolojik faktörler nedeniyle (sulama yapılmaması gibi) Kırkağaç kavunu için en iyi verim ve kaliteye (tat ve aroma) ulaşıldığı bölgedir. Komşu ilçe ve köylerde de zaman zaman benzer kaliteye ulaşabildiği belirlenmesine rağmen diğer kavun üretici bölgelerde belirtilen bu niteliklerde meyve kalitesine ulaşılamamaktadır. Bu nedenle bahse konu “Kırkağaç Kavunu” menşe işaretinin alınması uygun olacaktır.

Denetimi
Kırkağaç Belediye Başkanlığı, Kırkağaç Ziraat Odası Başkanlığı, Manisa Ticaret Odası, Manisa Ziraat Odası Başkanlığı, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinden birer uzman kişi olmak üzere en az 3 kişiden oluşturulacak denetim komisyonu tarafından tarlada bitki ve meyve denetimi olmak üzer 2 aşamada ve yılda iki kez gerçekleştirilecektir.

Resimler Sadece üyeler içindir!

Resimler Sadece üyeler içindir!

Resimler Sadece üyeler içindir!

Resimler Sadece üyeler içindir!

Resimler Sadece üyeler içindir!

GELENBEVİ İSMAİL EFENDİ (1730 - 1791)


Resimler Sadece üyeler içindir! Türk ve İslam kültür dünyasının tanınmış ilim adamlarından biri olan Gelenbevi 1143 (1730) yılında ilçemize bağlı Gelenbe Bucağı’nda doğmuştur. İsmail Efendinin babası ve dedesi, Gelenbe’de yıllarca müftülük ve müderrislik yaparak ilme hizmette bulunmuş, fazilet sahibi mükemmel insanlardı.

İsmail Efendi, ilk öğrenimine Gelenbe’de başlamış olup, gençlik yıllarına kadar buradaki öğrenim kurumlarına devam etmiştir. ilim yolunda adım adım ilerleyerek, bilgisini her geçen gün biraz daha arttırma gayreti içinde olmuştur. Ama Gelenbe’de bu olanakları bula mayınca İstanbul’a gitmeye karar verir. Fatih Sultan Mehmet tarafın dan 1467-147 1 yılları arasında inşa ettirilen Fatih Külliyesi’ne kaydolur. Burada zamanın en ünlü hocaları olan Yasıncızade Osman Efendi ile, Ayaklı Kütüphane diye ünlenen Müftüzade Emin Efendinin öğrencisi olmuştur.

Çok başarılı bir öğrenim hayatından sonra, 1763 yılında, icazetnamesini alarak müderrislik yapmaya başlar. Buna rağmen Mehmet Emin Efendi’den üst seviyede dersler almaya devam ederek inceleme ve araştırmalarını sürdürür. Nitekim mantık konularını içeren Burhan adlı eserini bu sırada yazmıştır.

Prof. Dr. Nihat Keklik, İslam Mantık Tarihi ve Farabi Mantığı isimli eserinin 1. cildinin 68. sayfasında “Gelenbevi’nin asrının en büyük mantıkçısı olduğuna şüphe yoktur” demektedir.

Gelenbevi öğrenim dönemlerinde, medreselerin ders programlarında akli ilimlerin yeterince yer almamasına rağmen, o kişisel çabalarıyla ve bıraktığı eserleriyle bu alandaki kudretini de kanıtlamıştır. Özellikle matematikte, Avrupa’ya kadar giden bir üne sahip olmuştur. Istanbul’a gelen bir Fransız mühendisinin, Ismail Efendi tarafından kendisine sunulan Logaritma Risalesi’ ni incele dikten sonra etrafındakilere dönerek “Bu adam Avrupa’da olsaydıağırlığınca altın ederdi” sözü o devrin aydınları arasında dolaşmıştır.

III.Selim devrinde (1789-1807) cereyan eden bir olay, tekrar tüm dikkatleri Gelenbevi üzerine çekmiştir: Kağıthanede padişahın huzurunda yapılan bir askeri tatbikatta, bazı gösterilerden sonra top atışlarına geçilmiş fakat atılan mermilerin hiçbirisi hedeflere isabet ettirilememiştir. Devletin parasıyla okuyan subayların bu başarısızlığı III.Selim’i çok üzer ve “Bunları tam hesaplayacak biri yok mu ?“ diye maiyetine sitem eder. Bunun üzerine padişaha Gelenbevi İsmail Efendi salık verilir. Padişahın emriyle Zeyrekteki görevinden atış alanına getirilen Gelenbevi huzura çıkar. Matematik kuralları gereğince ince hesaplarla mermilerin vaziyet ve yönünü düzelttikten sonra üç defa atış yapılır ve her defasında tam isabet sağlanır. Padişah bundan büyük bir haz duyar ve Gelenbevi’ye günlük dört okka pirinç tahsis ve tayin eder. Bu yardımı, Gelenbevi çocukları onun ölümünden sonra da almaya devam etmişlerdir. İlim adamlarına son derece önem veren III. Selim, bundan sonradır ki, 1790 yılında Gelenbevi İsmail Efendi’yi Mora’daki Yenişehir Fener (şimdiki Larisa) Mevleviliği ile ödüllendirerek oraya kadı tayin etmiştir. Bu göreve atananlar üç yüz veya beş yüz akçe günlük para alırlardı.

Gelenbevi bu görevinde iken, Şeyhülislam Hamidizade Mustafa Efendi’den bir mesele dolayısıyla kırıcı bir yazı alır ve buna pek üzülür. Şeyhülislamın, söz konusu yazıyı Gelenbevi’ye olan şahsi kiniden dolayı yazdığı söylentileri yaygındır. 11mm kadrini bilen bu içli alimi bu üzüntü bir anda yere serer. 1791 yılında beyin kanaması sonucunda vefat eder. Kabri halen Yunanistan’da bulunmaktadır. Mezar taşında şunlar yazılıdır:“Yenişehir kadılığından emekli, alimlerin en faziletlisi, ilkelerini yazı ve söze dönüştüren, Allah’ın bağışlamasına nail olan, merhum Gelenbev Ismail Efendi’nin ruhu için fatiha”Gelenbevi, yaşadığı sürece, ihtişama değil, gösterişsiz bir hayata,insanca yaşamağa ilme ve fazilete aşıktı. Bıraktığı eserleriyle, özellikle mantık, matematik ve kelam ilmindeki yeteneğini açıkça ortaya koymuştur. Belki de o, yazdığı eserleriyle 18. yüzyılın Osmanlı kültürünü bize aktaran tek bilgindir. Ne yazık ki Ismail Gelenbev ve eserleri üzerine bugüne kadar yapılan araştırmalar yok denecek kadar azdır. Bunun için Tük aydını bu ünlü bilginini yeterince tanıma şansına sahip olamamıştır. Yine de saygı nişanesi olarak ilçemizde bir cadde ile, Istanbul’un Fatih semtinde bir okulun adının Gelenbev olması bu büyük insanın adını günümüzde de yaşatmaktadır. Nakli (dini) ve akli (tabii ilimler ve felsefe) ilimlerde üstad olan Gelenbev Ismail Efendi, özellikle mantık, matematik, astronomi, fizik ve kelam ilminde maharet sahibiydi. Çeşitli konulara dair çok sayıda eser bırakmış olan Gelenbevi nin yazdığı kitapların sayısı konusunda rakam verilememektedir. üstelik bu konuda kaynaklarda verilen bilgiler de farklıdır. Bazı kaynaklarda eserlerinin sayısı otuz, bazılarında ise otuz beş olarak bildirilmektedir.

Gelenbevi’nin eserlerinden bazıları şunlardır:

1. Hesaba’! Küsur (Cebir Kitabı), 1789,
2. Risalei Azlai Müsellesat (Uçgenlerle ilgili), 1805,
3. Şarhi Cedavili Ensab (Logaritma şarhi),
4. Merasid (Astronomi),
5. Risaletü’! Kıble [ Risalesi), 1921 yılında torunu Said Bey tarafından bastırılmıştır].
6. Gelenbevi ata isaguci (Mantık),
7. Burhan film, al Mizan (Mantık),
8. Kıyas Risalesi (Mantık), 1 862,
9. Risaletü’l imkan (Mantık Hükümlerin Modalitesi), 1803,
10, Talikat ata Miral Adap (Münazara İlmi), 1819,
Il. Risaletu İlmi’! Adap (Adap Risalesi), 1864,
12. Haşiye ata Haşiye altan ata şarh’il Hidayet (Felsefe, Mantık ve Tabiat Bilimleri), 1854,
13. Haşiye ata Tezhip al Mantık ve al Kelam (Kelam ve Tasavvuf), 1875,
14. Haşiye ata şerh al Celal al Adudiye (Kelam İlmi), 1817,
15. Risale fi Tahkiki Mezahibi Ehli ‘s Sunna fi usat al Mü‘minin (Büyük Günah Sahibi Mü’minler). El yazmasıdır. On yaprak halinde,

Süleymaniye Kütüphanesi’nde korunmaktadır.

Yayaköylü Müderris Hacı Ahmet Reşit Efendi Edebiyat ve Fars dili uzmanıdır. Bayat Köyü’nden Hacı Ali Efendi’nin oğludur. Şair Eşref’in annesi Arife Hanım’ın babası olup,
Gelenbe yakınlarındaki Yaya köyündendir.

İlköğrenimini yaptıktan sonra Manisa müftüsünden icazet alarak İstanbul’a gitmiştir Orada müderris olduktan sonra Akhi sarın Palamut Bucağı’nın merkezi olan Yayaköy’deki medreseye müderris ve aynı zamanda oradaki kütüphaneye müdür olarak atan mıştır. Bu görevde iken 1859 yılında vefat etmiş ve aynı medresenin bahçesine gömülmüştür.

Tanınmış bilgin ve şair Maraş’lı Sünbülzade Vehbi Efendi’nin Nuhbe-i Vehbi isimli Arapça manzum eserini çok başarılı bir şekilde dilimize çevirmiştir. Ilk baskısı 1805’de yapılan bu Arapça-Türkçe sözlüğe şerh (açıklama) yazarak yayınlamıştır. Eşref dedesinin bu çalış-ması ile ilgili olarak bir dörtlüğünde şöyle der:
Lüzumu bence yokken Nuhbe-i Vehbi’yi şerh etmiş
Mübarek ceddi pakim zann ederim ki bikerem çıkmış
Görüb asari asrı şimdi ettim hakkını teslim,
Yaya köyden süvarı marifet, Eşref, dedem çıkmış.

SAÇLI MUSTAFA EFE (1899-1980)


Resimler Sadece üyeler içindir! Milli Mücadele yıllarının unutulmaz isimlerinden biri olan Saçlı Mustafa Efe, 1315 (1899) yılında Bakır’ın Atik Mahallesi’nde doğ muştur. Babası çiftçilikle geçimini sağlayan Hacı Osmanzade Mehmet Efe’dir. Çok genç yaşında Bakır’lı zengin bir Rumu, Türklere yaptığı haksızlıklar için öldürüp dağa çıkmış, uzun süre, Yatağan, Çalık Bey yaylası ve etraf dağlarda gezmiştir. 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar Iz mir’e girince, bölgede kurulmakta olan direniş hareketlerinin öncü lerinden olmuştur. Daha sonra kurulan Soma ve Bergama cephelerine gönüllü milis olarak katılmış bir yıl kadar buralarda görev yaptıktan sonra, 1920 yılı Haziran ayında Kırkağaç işgal edilince, Demircinin dağ köylerine çekilmiş, orada kendisi gibi yurtseverlerjn de katılımzyl çoğalan efradıyla çeşitli çarpışmalarda Yunanlı lara kök söktürmüştür. Düşmanla yaptığı bir çarpışmada ağır şekilde yaralanmış, arkadaşlarını yardımlarıyla Urbut Yaylasında çeşitli halk ilaçları ile tedavi edilmiş v bu arada Yunan takipçilerjnden gizlenme kaygısıyla yeri ancak en yakın arkadaşlarına bildirilmişti. Bu uzun süren tedavi aşamasında saçları uzadığı için Saçlı Efe lakabıyla ünlendi. 2 Eylül 1922 günü, Yunan askerlerinin Kırkağaç’tan çekilmesi üzerine on gün süreyle ilçenin yönetimini eline almış ve birçok işbirhikç iyi cezalandırmıştır.Kurtuluş Savaşı sona erip yeni hükümet kurulunca, yıllardır çe şitli cephelerde kendisine can yoldaşı olan “Filinta”sını elleriyle ilgili lere teslim etmiştir. Vatanın kurtarılması süreci içinde gösterdiği yurt severhjk ve kahramanlıklarından ötürü, 27 Mayıs 1926 tarih ve 4393 numaralı Gazi Mustafa Kemal imzalı belge ile “Kırmızı Şeridi istiklal Madalyası” almıştır.Saçlı Mustafa Efe, 27 Kasım 1980 tarihinde vefat etmiştir.Mezarı Bakır’dadır.

KAMALI  EFE  (1883 - 1938)

Kamalı namıyla anılan Ahmet Efe, Hicri 1299 (Miladj 1896) tarihinde Bakır’da doğmuştıır. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesinde, büyük yaralıhıklar göstermiş daha sonra doğu cephesine gönderilmiş ve buradaki savaşlarcjakj üstün cesaretinden dolayı Çavuş rütbesi almıştır. Adeta savaşlarda pişen bu yiğit, büyük harbin sonunda Bakır’a dönebilmiştir Milli Mücadeleye de katılan Ahmet Efe, Saçlı Mustafa Efe ile 12. Akıncı müfrezesinde komutanlık yapmış, Soma Balıkesir cephelerinde ve Anzavur Ahmet’in hilafet ordusunun takiplerinde görev almıştır. 30 Mart 1938 tarihinde vefat etmiştir. Mezarı güzel beldemiz Bakır’dadır.

Hacı Muharrem Hasbi Efendi (1876 - 1939)

Muharrem Hasbi Efendi, 1876 yılında Kırkağaç’ın Gelenbe Bucağı’na bağlı Gebeler Köyü’nde doğmuştur. Hacı Ilyasoğullarından Mustafa Efendi ve Ayşe Hanım’ın oğludur. Gelenbe Mahalle Mekte binden sonra, Balıkesir’de ilk öğrenimini tamamlamıştır. Istanbul’un ünlü medreselerinde, devrin alim ve fadıl hocalarından ders alan Muharrem Hasbi Efendi, o yılların şeyhülislamı Musa Kazım Efendi’- nin hazır bulunduğu sınavda, hazırlayıp Sunduğu iki kıta icazetnamesi kabul ve onaylanarak, Müderris ünvanını elde etmiştir.

Muharrem Hasbi Efendi, Hac farizesini yerine getirdikten sonra Gelenbe Çadır Camii’nde ve Kırkağaçta görevinin ismini simgeleyen Müftü Camii’nde müderris ve vaiz olarak birçok öğrenciye ve yetiş kine hizmet sunmuştur. Islam toplumu lideri kimliğiyle “Yunan’ı isteriz” kampanyasına imza ve onay vermediği gerekçesiyle, Mustafa Kemal harekatına yardımcı olan diğer ileri gelen kişilerle Yunanistan’a sürülmüş ancak Kurtuluş Savaşı sonrası yurda dönebilmiştir.

Tekrar tayin edildiği eski görevine devam ederken rahatsız lanmış ve 18 Ağustos 1939 günü hakkın rahmetine kavuşmuştur. Mezarı Kırkağaç’taki büyük kabristandadır. Merhum Muharrem Hasbi Efendi, dini eğitim yanında, fen ve matematik gibi pozitif bilimlerin de eğitimini görmüş, milletini, yurdunu, doğup büyüdüğü Kırkağaç ve Gelenbe yöresini ve insanlarmı çok seven, çağdaş fikirli, hurafe ve batıla değer vermeyen, Atatürkçü düşünceyi benimsemiş gerçek aydınlarımızdafl birisiydi. Aziz ruhu şadolsun.

Ahmet Yekta (Madran) Bey (1885 - 1950)


Ahmet Yekta Madran 6 Mayıs 1885 (1301) günü Kırkağaç’ta doğmuştur. Babası Müderris Yekta Efendi’dir. Ilköğrenimini tamam ladıktan sonra, dayısı tarafından Izmir sanat mektebine yerleştirilmiştir.

Orada mektebin bando takımına ayrılmış, klarnet çalmayı ilk kez burada, öğretmeni ismail Zühtü Kuşçuoğlu’ndan öğrenmiştir. 1904 yılında Izmir Sanat Okulundan mezun olmuştur. Edirne’de askerliğini yaptığı sırada, kaza sonucu bir gözünü kaybetmiştir. Milli heyecanı yüzünden bazı sebeplerle 1906 yılında Kıbrıs’a sürgün edilmiş, orada iki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 1908 yılında Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle Istanbul’a dönerek Musiki-i Hümayun’a klarnet sanatçısı olarak girmiştir. Bir müddet sonra yine zorunlu olarak Mısır’a gönderilmiş, orada tanıştığı 300 kişilik bir Alman orkestra heyeti ile üç yıl çeşitli ülkelere düzenlenen turnelere katılmıştır. Cumhuriyetin ila nından sonra Ankara’da kurulan Riyaset-i Cumhur Orkestrası’nda şef olarak çalışmıştır.

1926 yılından itibaren Kayseri, Edirne, Nişantaşı, Elazığ, Biga, Izmir ve Karşıyaka’daki çeşitli okullarda musiki öğretmenliği yapan Ahmet Yekta Bey, 31 Mart 1950 tarihinde bir kalp krizi sonucu Iz mir’de vefat etmiştir.

Ahmet Yekta Bey, birçok Türk Musikisi eseri ile okul şarkıları ve marşiarbestelemiştir. Olümünden sonra çalınmak üzere bestelediği son eseri 0111m Marşı’nın Ferit Alnar’da olduğu söylenmektedir. En tanınmış besteleri şunlardır:

1- Izmir Yoliarında (Marş),
2- Ege’de Bahar (Bando Düzenlemesi),
3- Bayrak Marşı (8. 5. 1937’de Edirne’de bestelenmiştir),
4- Ordu Oğümü (“Varol, Ey Genç Ordu”),
5- Adım Ne ? (“Söyle Bana Kuzum Anne”),
6- Demokrat Parti Marşı,
7- Akıncılar Marşı (Güfte: Yahya Kemal Bayatlı),
8- Olüm Marşı (Iki piyano için)

ŞEHİT EMİN EFENDİ   (1872 -1920)

Kuvayi Milliye Reisi ve Soma cephesi Milli Alay Kumandanı Emin Efendi, 1872 yılında Kırkağaç’ın Kara Ali Mahallesi’nin Dutönü Sokağı’nda doğmuştur. Babası Hacı Salih Efendi’dir. lptidaiye’yi bitir dikten sonra, Sakar Ahmet Medresesi’nde okumuş ve buradan icazet almıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak, geniş arazilerinde tarımla uğraşmış çoğunluğun karasaban kullandığı bir devirde, Kırkağaç’a ilk orak makinasını ve çift hayvanla çekilen Yunan ve Macar pulluklarını getirterek modern tarımın öncüsü olmuştur.

Emin Efendi muhafazakar düşünceli bir insan olmasına rağmen, daima yenilik taraftarı idi. 1915-1918 yılları arasında belediye meclisi iiyeliğinde bulunmuş, 28 Mayıs 19l9’da Kuvayi Milliye Reisliğine seçilerek, Kırkağaç’ta Yunanlılara karşı ilk direnişin öncülerinden biri olmuştur. Bu görevinde iken, Istanbul’dan gönderilen ve Ege’deki milli uyanışı yıkmak için kurulan Nasihat Heyeti’nin. tekliflerini reddererek hilafet yanhılarına yüz vermemiştir. Emin Efendi, bir kumandan olarak kişisel karar vermekten çekinmezdi. Onun için geçerli tek duygu vatan sevgisiydi. Emrindeki yurtsever eratı için, Izmir celeplerine ait bir iki vagon dolusu sığıra ve zahireye el koymuştu. Yüz dönümü aşkın arazisinden gelen her türlü ürün de yine Kuvayi Milliye’nin emrinde idi. Zayıf yapısına ve midesindeki ülserine rağmen çok hareketli ve çok çalışkandı. Ayşe Hanım ile evliydi ve bu evlilikten çocukları olmadı.

Emin Efendi, Soma Cephesi Milli Alay Kumandanı olarak gittiği, hilafet ve Yunan yanlısı Anzavur Ahmet isimli şakinin takibi sırasında, 22 Mart 1920 günü Gönen yakınlarında şehitlik mertebesine erişmiştir, Sonraki yıllarda Gönen’den nakledilen kabri Kırkağaç Kabristanı’ndadır. Ilçemizde bir meydan bu aziz şehidimizin adını taşımaktadır. Emin Efendi’nin şehadetinden sonra bu göreve Bakır’lı Hüseyin Hulki Efendi atanmıştır.

ŞAİR EŞREF (1847-1912)


Resimler Sadece üyeler içindir! Kırkağaç ünlüleri deyince elbette ki akla gelecek ilk isim Türk Hiciv sanatının büyük ustası Eşref’tir. Bu ünlü “Heccav” üstüne yazılmış hayli eser bulunmaktadır. Yine de onun edebi değeri dışında, gerek yaşadığı dönemdeki konumu, eserlerinin içeriği ve sosyal etkileri, hürriyet peşinde koşan kitleleri yüreklendirici etkisi ve nihayet 2000’li yıllarda Eşref in yeniden yorumlanması, lazımdır.

hem gerekli ve hem de faydalı olacaktır. Ne var ki hakkında kitaplar yazılmış bu kadar önemli bir kişiyi Kırkağaç’ı tanıtmak üzere kaleme alınan bu kitaba sığdırmak mümkün değildir. İyi ama, söz Kırkağaç ünlülerine gelmişken Eşref’ten söz etmemek de çok büyük bir saygısızlık olurdu. 0 zaman biz çok kısa bir özet vermekle yetinelim Önce burada, bana ailemden intikal eden, Eşref’le ilgili hiçbir yerde yayınlanmamış bir beyiti yazmak ve onun hikayesini anlatmak istiyorum.

Eşref bir gün dedemin evini ziyarete gelir. Babam o yıllarda yeni yetme bir delikanlı, ondan birkaç yaş büyük halam ise evin genç kızı konumundadır. Birlikte oturulur, söyleşilir. Derken bir şey Eşref in dikkatini çeker. Konsolun üzerindeki büyük ayna bir hayli tozlanmıştır. Önce şöyle bir parmağıyla dokunur, sonra da tozlu aynaya aşağıdaki dizeleri yazar:

Yazı yazdım şu aynanın tozuna Lanet olsun bu evin kızına Esasen Eşref bahanemin dayısıdır ve halamı da çok sevmektedir. Fakat Eşref in o pervasız ve eleştirel tavrı burada da kendini göstermiş, pek sevdiği bir yakın akrabasını bile hicvetmekten çekinmemiştir. 0 ki, bırakın başkasını, aşağıdaki dörtlükte görüldüğü gibi kendisini bile acımasızca eleştirmekten geri kalmayacağını açıkça belirtmiştir:

Eylemem ölsem de kizbi ihtiyar,
Doğruyu söyler gezer bir şairim;
Bir güzel mazmun bulunca, Eşrefa!
Kendimi hicv eylemezsem kafirim

Sözün kısası, Eşref önemli bir isimdir. Çünkü varlığı ile, şi1 ile sadece yaşadığı dönemde Il. AbdLilhamjd istibdatına baş kaldır makla kalmamış, eleştirel tavırlarıyla kendinden sonra gelecek kuşak lara da örnek olmuştur, Bakın bir Eşref araştırmacısı Onun için ne diyor:“ Bu bakımdan ona, ‘çağdaşımız Eşref’ demek yerinde olur. İİ. Abdülhamid ve Meşrutiyet devirlerinin toplumsal ve siyasal baskılarına başkaldıran; bütün ezici, genci ve çıkarcı güçlere karşı kalemini bir silah olarak kullanan ve bu yüzden ömrünün büyük bir kısmını hapis ve sürgünlerde geçiren Eşref, kendi devrine gelinceye kadar yergiyi sanat alanında hep ikinci uğraş olarak alan sanatçıların tutumunun tersine, onu tek uğraş alarak seçmiş; böylece, yergi türünü bağımsız bir edebiyat dalı haline getirmiştir”Eşref sadece Abdülhamid’i değil, yeri gelince Ittihatçıları, yeri gelince de İkinci Meşrutiyet’i de o sivri diliyle eleştirmekten çekinmemiştir. İşte Eşref ten birkaç mısra:

Kör topal toplandı meb’usanımız
Bir tarafta kalmadı noksanımız
Meclise dizdim büyük küpler gibi,
Arz-ı endam ettiler . ..neler gibi.
Arkadaşlar, haydi yekavuz olun,
Bir sürü güya kümeste kaz olun
Bir ağızdan bağırın “millet” diye,
“Bin yaşa ey şanlı hürriyet” diye
Bin gürültü, bin şematet eyleyin,
Cabeca izhanı hiddet eyleyin
Eyleyin yekdiğeri birden hücum
Böyle şaşkınlıklar vardır lüzum.
Hangi bir iş olsa kavgasız geçen,
Daima eyler ahali sui zan.
Haydi siz de öylece kavga edin,
Türklüğü lakin güzel icra edin.
Uğraşırken siz, bina sarsılmalı
Pantolon, setre, yelek yırılmalı
İndirin yekdiğere şaplakları,
Aşk edin enseye ta tırnakları
Defteri yekdiğeri cebren dürün
Bazı meb’usu doğarken öldürün
İstirahat eyleyin bel altı gün,
Her zaman size hayır böyle düğün.

Evet, büyük ustanın neredeyse bir asır önce çizdiği yukarıdaki tablo, bize bir yerlerden aşina gelmiyor mu ? Işte Eşref’i hep çağdaş kılan, hep güncel kılan olgu budur. Onu iyi anlamalıyız. Çünkü ondan alınacak çok ders vardır.

Ünlü şairimiz 1847 yılında Gelenbe’nin Orta Mahallesinde, 39 numaralı evde doğmuştur. Usulizade Hafız Mustafa Efendi’nin ve Arife Hanım’ın oğludur. Babası Hafız Mustafa Efendi Gelenbe Camii’- nin imam hatibi ve Gelenbev Ismail Efendi’nin torunuydu ve İbrahim Müteferrika’nıfl kurduğu ilk matbaada mukabelec ilik (editörlük) yapmış bir zattı. İlk öğrenimini Gelenbe’deki mahalle okulunda (sıbyan mektebi) tamamlayan Eşref, babasının zorlamasıyla hıfza (kuranı ezberlemek) çalışmış ve altı ay sonunda hafızlık duasını yapa cak ölçüde bellek gücü göstermişti.

Manisa’da Hatuniye Mederesesi’nde Arapça ve Farsça öğrenimi gören Eşref, o sırada Sultaniye müderrisi Rıza Efendi’den matematik ve tarih dersleri almıştır. Ilköğrenim yıllarının ardından yirmi, yirmibeş yaşlarına kadar zeybek kılığıyla dolaşıp başıboş yaşadığı bilinmektedir. Daha sonraları Manisa Tahrirat Kalemine girerek memuriyet hayatına başlamış ve kılık kıyafetini düzene sokmuştur (27 Eylül 1870).1875 yılında AkhisarMalmüdürlüğü ve kaymakam vekilliği yapan ve 19 Ocak 1878’de Istanbul’a giden Eşref, üçüncü sınıf kay makamlık sınavını kazandıktan sonra şairlikte de şöhret kazanmağa başlamıştır. Ilk yazdığı dörtlüğün aşağıdaki olduğu söylenir:Pertevi ikbaldir herkesteki şevkü şitab,Gör ki bir pervane kalmaz, şem’a vakta ki söner Farkı yoktur şimdi bir şemsiyyeden bir dostun Kim havada bir fena suret görünce ters döner 15 kadar değişik ilçede 1879-1902 yılları arasında kaymakamlık yapan Eşref, bu arada devrin ve yönetimin kötülüklerini görmezden gelmemiş, başta 11. Abdüİhamid olmak üzere saray çevresindeki birçok kişinin halka yaptığı zulüm ve baskıyı çok ince bir ironi ile dörtlüklerine yansıtmıştır.

Eşref, Kırkağaç kaymakamı iken gayrımüslim meclis üyeleri ile arasında oluşan bir sorun nedeniyle Kamil Paşa tarafından azledilir ve Izmir’e yerleşir. 0 esnada Kamil Paşa’ya şu dörtlüğü yazar:

Tirilim öyle ki, ey vali-i alihimmet
Cep delik, yok metelik, kise bakırdan hali
Yok kıyafetçe benim bitpazarından farkım
Sayenizde olalı kaymakam istibdali

Eşref, Abdülhamid karşıtı tutumları nedeni ile 12 Aralık 1902’de Izmir’deki evinde tutuklandığında Gördes kaymakamı idi. Bir yıl kadar hapiste kaldı. Daha sonra Mısır’da dört yıl süren bir gönüllü sürgün süresi başladı. Mücadelesini sürdürmeğe ve eserlerini yazmaya devam etti. Bu süre içinde Fransızca öğrenmeye çalıştı ve bir süre de Paris’te kaldı. 0 süre içinde de Paris’te bulunan istibdat karşıtı yurtseveerlerle dayanışma içine girdi.

Eşref’in hürriyet ve adalet aşkıyla yanan kalbi, lavlar, ateşler saçan yanardağlara benzerdi. Eşref, geriliğe bağlı bir gelenekçi değil di. Daima çağdaş ve uygarca ilerlemeler karşısında, Türk’ün kara bahtına ağlayan koyu bir milliyetçiydi. Avrupa’nın gelişme yollarında atılımlar yaptığını gördükçe üzülür, bunları görüp harekete geçmeyen Türk’ün kaderine boyun eğip, işi oluruna bırakmış duruşundan incinerek derin bir ah çekerdi. İşte bu ahın sonucunda ortaya çıkan dörtlüklerden biri:

Nasıl zıt olmasın alemde garbiyuııla şarkiyyun,
Güneşten hepsinin güya nuru mah olmuştur.
Ziraat, marifet, sanat, saadet şimdi onlarda,
Cehalet, meskenet, zillet, rezalet bizde kalmıştır
.

Eşref, memleket hakkındaki arzularının gerçekleşmediğini gö nince, insanlardan ne kadar yıldığırıı ve onların vefaszlığından nasıl nefret ettiğini şiirlerinde açıkça belirtir:Mümkün olsa kaçarım alemi ervaha kadar.İhtilat eylemem ecsam ile makberde bile,Şol kadar eyledim insan oğlundan nefret,İstemem yüzlerini görmeği mahşerde bile.Eşref, 22 Mayıs 1912’de Kırkağaç’ta o zamanların amansız has talığı olan veremden, eski Bahçıvan Pazarı’ndaki evde ölmüştür. Eşref’in öldüğü oda, yıllar sonra benim doğduğum odadır (U.E.). Kırkağaç mezarlığındaki kabrinin taşında şu ünlü dörtlüğü yazılıdır:

Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin reddeylerim billah öz kardaşımı.
Gözlerim ebnay ademden ol rütbe yıldı kim,
İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı.

Şair Eşref hakkında en kapsamlı araştırmalardan birini yaparak yayınlayan Alpay Kabacalı’nın önsözünden bir bölümü buraya almakta yarar gördük:

“Yazarlar, edebiyat tarihçileri, eleştirmenler neredeyse oybirliği ile Eşref in en büıük, en önemli heccavımız olduğu yargısına varıyorlar. Buna karşın Eşref, gerektiği ölçüde üzerinde durulmamış, genç kuşak lara yeterince tanıtılmamış bir şair. Bunun nedenleri şöyle özetle nebilir: Bir kere, geleneksel (Divan şiirine yaslanan) edebiyat anlayışı yergiye, yergi şiirine iyi gözle bakmamış. Bunda hicviye yazan divan şairlerinin divanlarını sövgü ile doldurmalarının da payı vardır. Cum huriyet döneminde de, hem bu yüzden, hem siyasal iktidariara yaran mak isteyen birtakım işgüzarların çabasıyla yergi türü ve Eşref lise müfredat programı dışında bırakılmış. Ote yandan, Eşref’in gerek yaşayışı gerek yergileriyle ‘şifahi’ bir kişi oluşu (dörtlüklerini ‘yaz maktan değil söylemekten’ hoşlanması ve Istanbul’un edebiyat çevre leri dışında yaşaması vb.), onunla ilgili araştırmaları güçleştirmiş. Yine de, şiiri ‘benhiğinin iliklerinden süzerek bazan bireylerin, bazan toplumun manevi yüzüne fırlatan’ Eşref hakkında, günümüz okur larının sadece kahve sohbetlerini dolduran yakası yırtık fıkra ve mısralardan başka birşeyler öğrenmek, onun çarpıcı buluşlarını, vurucu izelerini okuyup deyiş ustalığından ve zekasından tat almak istemedikleri öne sürülemez”.

Eşref’in eserleri şunlardır:

1- Deccal I(1904),
2- İstimdad (1906),
3- Şah ve Padişah (1906),
4- Deccal II (1907),
5- Deccal III (1907),
6- Hasbıhal (Yahut Eşref ve Kemal)
7- Iran’da Yangın Var (1908),
8- Kuyruklu Yıldız (1910),
9-Eşref’in Rüyası (1911),
10- Meclis-i Mebusan (1911),
11- Bergüzar (1911),
12- Dayaklı Çavuş (Basılmamış piyes).

Şairin bunlardan başka, Kıtalar ve Hikayeler, Köy ve Hikayeler, Köy Düğünü, Köy Mektepleri gibi, gazetelerde yayınlanmış eserleri vardır. Son eseri Tercüman-ı Millet veya Kaside-i Hürriyet adlı uzun bir manzumedir. Bu eserin bir kısmı 1928 yılında Vakit Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

EFSANELEVI KİŞİLİKLER, DEDELER

Sarı Hoca:

            Sarı Hoca Kırkağaç’ın saygın, ulu erenidir. Kurtuluş Savaşı biterken yaşanan bir olay onun zaten var olan saygınlığını daha da attırmış, onu efsaneleştirmiştir. Hikaye söyle anlatılır: Yunan kuv vetleri Mustafa Kemal ordularının önünde kaçıp giderken arkasında bıraktığı kasabaları da bir bir yakmıştır. İşte Kırkağaç Ovası’na geldiğinde Kırkağaç’ı da ateşe vermek hazırlığında iken, bir de görürler ki tüm kentin üstünü siyah dumanlar bürümiiştiir. Sarı Hoca semtinden kasabanın üzerine yoğun bir duman bulutu yayılmaktadır. Bunun üzerine “Kırkağa zaten kendi kendine yanıyor” diyerek, şehri yakmaktan vazgeçer.

            Sarı Hoca ilgili bir diğer efsane de, Sıdan Hoca ile onun arasındaki bir olayı dile getırır. Sıdan Hoca, aslen Horasan eren lerinden olup, Sındırgı’nın Sıdan Yaylası’na yerleşmiştir. Zaman zaman Sarı Hoca’ya bir sepetin içinde kar gönderir. 0 zamanların imkanları içinde Sıdan Yaylası’ndan Kırkağaç’a karın erimeden gelmesi elbette ki mucizeyi bir olaydır. Efsaneye göre Sarı Hoca da her seferinde ayni sepetle pamuk içinde ateş gönderirmiş. Yani yazın yayladan sıcağa karşı kar, kışın da aynı sepetle soğuğa karşı pamuk içinde ateş gönderilmesi her iki erenin büyüklüğünü ifade ediyor. Söylentiye göre, Sarı Hoca bir defasında kar getiren elçiye “Erenlere selam söyle, yaylada dervişlik yapmak kolaydir, gelsin burada birlikte çalışalim” demiş. Selamı alan Sıdan Hoca bun an alınır, yine sepetine kar doldurup Kırkağaç’a gelir ve Sarı Hoca’ya sitemini belirtir. Biri pamuk içinde ateş bulunan, diğeri de içinde kar olan sepeti cikartır ve önlerine koyarlar. Bir tarafta ateş mu yakma maktadır, öte yanda da eriyen karın suyu sepetten a mamaktadır. 0 anda ikisi de mutlu, tütünlerini keyifle içme Tam bu sırada ayakkabı tamircisi olan San Hoca’ya bir bayan müş,teri gelir. Sidan Hoca’nın gözü bir ara hanım müşterinin beyaz topuguna takılınca, o ana kadar sepetteki karın damlamayan suları sepetten damlamaya başlar. Sarı Hoca da bunun üzerine “İşte benim sana söylemek isteyip de senin alındığın buydu” der.Sarı Hoca ile il ili bir diğer söylenti de Sarı Hoca’nin laki ulu selvi ile ifgilidir. İnanışa göre, bu ulu selvi her sabah  erken saatte kıbleye doğru eğilirmiş. Bunu ancak gönül gözü açık olanlar görebilirmış. Bir gün bu konu açıldığında birisi böyle ir olaya inanamayacağını ifade eder. Onun üzerine bu öyküyü ispatla mak isteyen diğeri, inanmayanın ‘testimenini’ (bir eşit mendil) ister. Ucuna bir düğüm atar ve kıble yönünde yere oyar. Sabah uyandıklarında görürler ki mendil selvinin tepesindedir.

            Sarı Hoca efsanesinin bir de 1974 versiyonu vardır. Tarih oldukça yeni olduğu i bu hikayeye canlı tanıklık edecekler halen aramızdadır. Kıbrıs çıkartmasında en ön saflarda kahramanca çarpı şan askerlerden biri özellikle dikkati çekmektedir. Silah arkadaş larından birisi ona kim olduğunu ve memleketini sorar. 0 da cevap olarak “Bana Kirkağaç’lı Sarı Hoca derler, Kırkağaç’a gelip de kime sorsanız gösterirler” der. 0 asker terhis olduktan sonra silah arkada şinı ziyaret için Kırkağaç’a gelir ve Sarı Hoca’yı sorar.Tabii ki soruya muhatap olan kişi şaşkınlık içinde kalır (Bu hikaye soruya muhatap olan kışinin ağzından anlatılmıştır. Aynı hikaye bir de Sarı Hoca’nın subayının ağzından, aynı kalıp içinde anlatılır).

            Yine aynı hikayenin bir de Kore Savaşı sonrası yaşanmış şekli vardır. Yukarıdakine çok benzeyen bu hikayede ise ore Savaşı’na katılan bir yüzbaşının Sarı Hoca’yı aramak için Kırkağaç’a gelişi anlatılır. Hıkayeye göre yüzbaşı Sarı Hoca’yı rahmetli Mücellit Mehmet Efendi’ ye sormuştur.
Sarı Hoca Kırkağaç’ın saygın, ulu erenidir. Halkın bu kutsal kişiyle ilgili bazı inançları vardır. Bunlardan biri, yaramaz çocukların Sarı Hoca’ya ziyarete götürülmeleridir. Burada uslanması istenen çocuk bahçe ile kabir arasındaki duvardaki bir setin altından geçirilir, sonra aynı duvardaki bir nişe başını sokup hafifçe üç kez vurdurulur. Böylece 9 yaramazlıklarını orada bırakacağına inanılır. 0 setin altından en sık geçirilenlerden bki de bendim. Ama bunun pek etkili olduğu söylenemez ! (Ü. E.).

            Sarı Hoca ile ilgili bir diğer inanç da çocuğu olmayan hanımlar ile ilgilidir. Çocu olmayan hanım e1ir, duvardaki setin altından geçip mezar topragını eşeler ve orada ılk bulduğu böcek cinsi canlıyı alıp yer. Bunun kısirlığa bir çare olduğuna inanılır.

          Genç kızlar da, kısmetlerinin açılması için Sarı Hoca’yi ziyaret ederler. Duvardaki setin altından kabir kismına geçip, kendilerine ait bir çamaşırı kabrin üzerine bırakırlar ve böylece kısmetlerinin açılacağına inanırlar.

Sarıkız:

            Bir inanca go Sarı Hoca, Sarıkız’ın kardeşidir. Çocuğu olmayan çiftlerin Çam ziyaretleri pek ünlLidür. Çocuğu olmayan çift Çam’a gider, çadır kurar ve orada geceler. Bu ziyaretin, Sarıkız’ın himmetiyle kısırlığa bir çözüm olduğuna inanılır. Yine çocuğu olmayanların, Sarı Hoca’da olduğu gibi, mezar toprağını eşeleyip bulduğu böceği yernesi bilinen bir uygulamadır.

            Sarıkız’ın Çam’ı koruduğuna inanılır. Çam’dan odun veya çırpı toplanıp eve götürülmez. Aksi takdirde Sarıkız’ın o kişinin r(iyasına gireceğine ve ondan hesap soracağına inanılır. Hatta Çam’ dan evine çalı çırpı getirip de gece huzursuz olan ve bir türlü uyuyamıyanların ertesi sabah getirdiklerini geri götürüp Çam’a bıraktıkları sıkça yaşanmıştır. Birçok başka yatır gibi Sarıkız’a da bez parçaları bağlanır.

Abi(d) Dede:

            Anlatılanlara göre, aslen Horasan Erenleri’nden olan Abi(d) Dede, Sarı Hoca’nın hocası imiş. Bu muhterem kişi, ömrü boyunca hiçbir namazın farzını kaçırmamış. Mezarı Bakır Dağı’nın üzerinde, çamlık bir alandadır. Ilkbaharlarda evlerden yağ, un vs. toplanır, kurbanlar kesilir ve yatırın başında toplanan çok sayıda mşana kazanlarla yemekler pişirilir, birlikte yenir, fakirlere dağıtılır. Ozel likle yağmur kıtlığı olduğu zaman mezarının başında toplanılıp dua edilir.

Keman Dede:

            Keman Dede, pek namazla, niyazla ilgisi olmayan, bütün gün şarap içen, keman çalan bir zat imiş. Oldüğünde, zamanın ileri gelenleri düşünmüşler, taşınmışlar, böyle bir zatın islami mezarlığa defnedilmesini uygun görmemişler. Bu nedenle onu Müslüman mezarlığının yakınında, fakat duvarların dışında bir yere gömmeyi karalaştırmıslar. Fakat kasabanın mezarlığı zaman içinde meskun alana dönüşünce, bu zatın mezarı da orada yalnız başına kalakalmış. Nasıl olmuşsa olmuş, zamanla halk onu dede yapmış ve adı da Keman Dede olmuş. Şimdi orada mum yakılıp, dilekler dileniyor. Genç kızlar hayırlı kısmet için Keman Dede’nin himmetini bekliyor.

Arap Dede:

            Arap Dede’nin mezarı Kırkağaç’la Kayadibi arasında, yol üzerinde olup, başında iki ulu selvi bulunur. Halk arasından top lanan yağ ve unla burada gözleme hayırı yapılır. Dua edilip, dilek tutulur.
(Ümit Evran - M.Selçuk Satı’nın ‘’Geçmiştin Günümüze Kırkağaç’’ adlı kitabından alınmıştır)

 

 
KIRKAĞAÇ


MANİSA ilimize bağlı bir ilçedir.

Nüfus: 48303 kişi
Yüzölçümü: 543 km²

Köyleri


- ALACALAR
- ALİFAKI
- BADEMLİ
- BOSTANCI
- ÇALTICAK
- ÇOBANLAR
- ÇİFTLİKKÖY
- DEMİRTAŞ
- DUALAR
- FIRDANLAR
- GEBELER
- GÜVENDİK
- GÖKÇUKUR
- HACET
- HALKAAVLU
- HAMİDİYE
- HAMİTLİ
- IŞIKLAR
- KINIK
- KOCAİSKAN
- KUYUCAK
- KÜÇÜKYAYA
- MUSAHOCA
- SAKARLI
- SİLEDİK
- SÖĞÜTALANI
- YAĞMURLU
- ÖVEÇLİ

Yazan : TahsinCetinkaya | 29.Ara.2011 12:13:18 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 291 | Yazdır | Gönder | Word
» Yapılan Yorumlar
Henüz Yorum Yazılmamış Siz birtane yazın..
Editörü Aç

   
» Modüller
Sağlıklı Yaşam İçerik 602
Sorgulamalar İçerik 74
illerimiz İçerik 931
Güzel Sözler İçerik 100
Türkler İçerik 611
Dünya Ülkeleri İçerik 167
Rüya Tabirleri İçerik 51
Filmler İçerik 1
Ödevler İçerik 100
Biyografiler İçerik 535
Şiirler İçerik 22
Haftanın Konuğu İçerik 3
» İllerimiz Kategorileri
Adana 14
Adana Merkez 1
Aladağ 1
Ceyhan 1
Feke 1
İmamoğlu 1
Karaisalı 1
Karataş 1
Kozan 1
Pozantı 1
Saimbeyli 1
Seyhan 1
Tufanbeyli 1
Yumurtalık 1
Yüreğir 1
Adıyaman 9
Adıyaman Merkez 1
Besni 1
Çelikhan 1
Gerger 1
Gölbaşı 1
Samsat 1
Kahta 1
Sincik 1
Tut 1
Afyonkarahisar 18
Afyonkarahisar Merkez 1
Başmakçı 1
Bayat 1
Bolvadin 1
Çay 1
Çobanlar 1
Dazkırı 1
Dinar 1
Emirdağ 1
Evciler 1
Hocalar 1
İhsaniye 1
İscehisar 1
Kızılören 1
Sandıklı 1
Sinanpaşa 1
Sultand 1
Şuhut 1
Ağrı 8
Ağrı Merkez 1
Diyadin 1
Doğubeyazıt 1
Eleşkirt 1
Hamur 1
Patnos 1
Taşlıçay 1
Tutak 1
Amasya 7
Amasya Merkez 1
Göynücek 1
Gümüşhacıköy 1
Hamamözü 1
Merzifon 1
Suluova 1
Taşova 1
Ankara 25
Ankara Merkez 1
Akyurt 1
Altındağ 1
Ayaş 1
Bala 1
Beypazarı 1
Çamlıdere 1
Çankaya 1
Çubuk 1
Elmadağ 1
Etimesgut 1
Evren 1
Gölbaşı 1
Güdül 1
Haymana 1
Kalecik 1
Kazan 1
Keçiören 1
Kızılcahamam 1
Mamak 1
Nallıhan 1
Polatlı 1
Sincan 1
Şereflikoçhisar 1
Yenimahalle 1
Antalya 15
Antalya Merkez 1
Akseki 1
Alanya 1
Demre 1
Elmalı 1
Finike 1
Gazipaşa 1
Gündoğmuş 1
İbradi 1
Kaş 1
Kemer 1
Korkuteli 1
Kumluca 1
Manavgat 1
Serik 1
Artvin 8
Artvin Merkez 1
Ardanuç 1
Arhavi 1
Borçka 1
Hopa 1
Murgul 1
Şavşat 1
Yusufeli 1
Aydın 17
Aydın Merkez 1
Bozdoğan 1
Buharkent 1
Çine 1
Didim 1
Germencik 1
İncirliova 1
Karacasu 1
Karpuzlu 1
Koçarlı 1
Köşk 1
Kuşadası 1
Kuyucak 1
Nazilli 1
Söke 1
Sultanhisar 1
Yenipazar 1
Balı Kesir 19
Balı kesir Merkez 1
Ayvalık 1
Balya 1
Bandırma 1
Bigadiç 1
Burhaniye 1
Dursunbey 1
Edremit 1
Erdek 1
Gömeç 1
Gönen 1
Havran 1
İvrindi 1
Kepsut 1
Manyas 1
Marmara 1
Savaştepe 1
Sındırgı 1
Susurluk 1
Bilecik 8
Bilecik Merkez 1
Bozüyük 1
Gölpazarı 1
İnhisar 1
Osmaneli 1
Pazaryeri 1
Söğüt 1
Yenipazar 1
Bingöl 8
Bingöl Merkez 1
Adaklı 1
Genç 1
Karlıova 1
Kığı 1
Solhan 1
Yayladere 1
Yedisu 1
Bitlis 7
Bitlis Merkez 1
Adilcevaz 1
Ahlat 1
Güroymak 1
Hizan 1
Mutki 1
Tatvan 1
Bolu 9
Bolu Merkez 1
Dörtdivan 1
Gerede 1
Göynük 1
Kıbrıscık 1
Mengen 1
Mudurnu 1
Seben 1
Yeniçağa 1
Burdur 11
Burdur Merkez 1
Ağlasun 1
Altınyayla 1
Bucak 1
Çavdır 1
Çeltikçi 1
Gölhisar 1
Karamanlı 1
Kemer 1
Tefenni 1
Yeşilova 1
Bursa 18
Bursa Merkez 1
Büyükorhan 1
Gemlik 1
Gürsu 1
Harmancık 1
İnegöl 1
İznik 1
Karacabey 1
Kestel 1
Mudanya 1
Mustafa Kemal Paşa 1
Nilüfer 1
Orhaneli 1
Orhangazi 1
Osmangazi 1
Yenişehir 1
Yıldırım 1
Çanakkale 12
Çanakkale Merkez 1
Ayvacık 1
Bayramiç 1
Biga 1
Bozcaada 1
Çan 1
Eceabat 1
Ezine 1
Gelibolu 1
Gökçeada 1
Lapseki 1
Yenice 1
Çankırı 12
Çankırı Merkez 1
Atkaracalar 1
Bayramören 1
Çerkeş 1
Eldivan 1
Ilgaz 1
Kızılırmak 1
Korgun 1
Kurşunlu 1
Orta 1
Şabanözü 1
Yapraklı 1
Çorum 14
Çorum Merkez 1
Alaca 1
Bayat 1
Boğazkale 1
Dodurga 1
İskilip 1
Kargı 1
Laçin 1
Mecitözü 1
Oğuzlar 1
Ortaköy 1
Osmancık 1
Sungurlu 1
Uğurludağ 1
Denizli 19
Denizli Merkez 1
Acıpayam 1
Akköy 1
Babadağ 1
Baklan 1
Bekilli 1
Beyağaç 1
Bozkurt 1
Buldan 1
Çal 1
Çameli 1
Çardak 1
Çivril 1
Güney 1
Honaz 1
Kale 1
Sarayköy 1
Serinhisar 1
Tavas 1
Diyarbakır 14
Diyarbakır Merkez 1
Bismil 1
Çermik 1
Çınar 1
Çüngüş 1
Dicle 1
Eğil 1
Ergani 1
Hani 1
Hazro 1
Kocaköy 1
Kulp 1
Lice 1
Silvan 1
Edirne 9
Edirne Merkez 1
Enez 1
Havsa 1
İpsala 1
Keşan 1
Lalapaşa 1
Meriç 1
Süleoğlu 1
Uzunköprü 1
Elazığ 11
Elazığ Merkez 1
Ağın 1
Alacakaya 1
Arıcak 1
Baskil 1
Karakoçan 1
Keban 1
Kovancılar 1
Maden 1
Palu 1
Sivrice 1
Erzincan 9
Erzincan Merkez 1
Çayırlı 1
İliç 1
Kemah 1
Kemaliye 1
Otlukbeli 1
Refahiye 1
Tercan 1
Üzümlü 1
Erzurum 19
Erzurum Merkez 1
Aşkale 1
Çat 1
Hınıs 1
Horasan 1
Ilıca 1
İspir 1
Karaçoban 1
Karayazı 1
Köprüköy 1
Narman 1
Oltu 1
Olur 1
Pasinler 1
Pazaryolu 1
Şenkaya 1
Tekman 1
Tortum 1
Uzundere 1
Eskişehir 13
Eskişehir Merkez 1
Alpu 1
Beylikova 1
Çifteler 1
Günyüzü 1
Han 1
İnönü 1
Mahmudiye 1
Mihalgazi 1
Mihalıçcık 1
Sarıcakaya 1
Seyitgazi 1
Sivrihisar 1
Gaziantep 10
Gaziantep Merkez 1
Araban 1
Islahiye 1
Kargamış 1
Nizip 1
Nurdağı 1
Oğuzeli 1
Şahinbey 1
Şehitkamil 1
Yavuzeli 1
Giresun 16
Giresun Merkez 1
Alucra 1
Bulancak 1
Çamoluk 1
Çanakçı 1
Dereli 1
Doğankent 1
Espiye 1
Eynesil 1
Görele 1
Güce 1
Keşap 1
Piraziz 1
Şebinkarahisar 1
Tirebolu 1
Yağlıdere 1
Gümüşhane 6
Gümüşhane Merkez 1
Kelkit 1
Köse 1
Kürtün 1
Şiran 1
Torul 1
Hakkari 4
Hakkari Merkez 1
Çukurca 1
Şemdinli 1
Yüksekova 1
Hatay 12
Hatay Merkez 1
Altınözü 1
Belen 1
Dörtyol 1
Erzin 1
Hassa 1
İskenderun 1
Kırıkhan 1
Kumlu 1
Reyhanlı 1
Samand 1
Yayladağı 1
Isparta 13
Isparta Merkez 1
Aksu 1
Atabey 1
Eğirdir 1
Gelendost 1
Gönen 1
Keçiborlu 1
Senirkent 1
Sütçüler 1
Şarkikaraağaç 1
Uluborlu 1
Yalvaç 1
Yenişarbademli 1
Mersin (İçel) 10
Mersin Merkez 1
Anamur 1
Aydıncık 1
Bozyazı 1
Çamlıyayla 1
Erdemli 1
Gülnar 1
Mut 1
Silifke 1
Tarsus 1
İstanbul 33
İstanbul 1
Adalar 1
Avcılar 1
Bağcılar 1
Bahçelievler 1
Bakırköy 1
Bayrampaşa 1
Beşiktaş 1
Beykoz 1
Beyoğlu 1
Büyükçekmece 1
Çatalca 1
Eminönü 1
Esenler 1
Eyüp 1
Fatih 1
Gaziosmanpaşa 1
Güngören 1
Kadıköy 1
Kağıthane 1
Kartal 1
Küçükçekmece 1
Maltepe 1
Pendik 1
Sarıyer 1
Şile 1
Silivri 1
Şişli 1
Sultanbeyli 1
Tuzla 1
Ümraniye 1
Üsküdar 1
Zeytinburnu 1
İzmir 29
İzmir Merkez 1
Aliağa 1
Balçova 1
Bayındır 1
Bergama 1
Beydağ 1
Bornova 1
Buca 1
Çeşme 1
Çiğli 1
Dikili 1
Foça 1
Gaziemir 1
Güzelbahçe 1
Karaburun 1
Karşıyaka 1
Kemalpaşa 1
Kınık 1
Kiraz 1
Konak 1
Menderes 1
Menemen 1
Narlıdere 1
Ödemiş 1
Seferihisar 1
Selçuk 1
Tire 1
Torbalı 1
Urla 1
Kars 8
Kars Merkez 1
Akyaka 1
Arpaçay 1
Digor 1
Kağızman 1
Sarıkamış 1
Selim 1
Susuz 1
Kastamonu 20
Kastamonu Merkez 1
Abana 1
Ağlı 1
Araç 1
Azdavay 1
Bozkurt 1
Cide 1
Çatalzeytin 1
Daday 1
Devrekani 1
Doğanyurt 1
Hanönü 1
İhsangazi 1
İnebolu 1
Küre 1
Pınarbaşı 1
Seydiler 1
Şenpazar 1
Taşköprü 1
Tosya 1
Kayseri 17
Kayseri Merkez 1
Akkışla 1
Bünyan 1
Develi 1
Felahiye 1
Hacılar 1
İncesu 1
Kocasinan 1
Melikgazi 1
Özvatan 1
Pınarbaşı 1
Sarıoğlan 1
Sarız 1
Talas 1
Tomarza 1
Yahyalı 1
Yeşilhisar 1
Kırklareli 8
Kırklareli Merkez 1
Babaeski 1
Demirköy 1
Kofçaz 1
Lüleburgaz 1
Pehlivanköy 1
Pınarhisar 1
Vize 1
Kırşehir 7
Kırşehir Merkez 1
Akpınar 1
Akçakent 1
Boztepe 1
Çiçekdağı 1
Kaman 1
Mucur 1
Kocaeli (İzmit) 13
Kocaeli (İzmit) Merkez 1
Başiskele 1
Çayırova 1
Darıca 1
Derince 1
Diovası 1
Gebze 1
Gölcük 1
İzmit 1
Kandıra 1
Karamürsel 1
Kartepe 1
Körfez 1
Konya 32
Konya Merkez 1
Ahırlı 1
Akören 1
Akşehir 1
Altınekin 1
Beyşehir 1
Bozkır 1
Cihanbeyli 1
Çeltik 1
Çumra 1
Derbent 1
Derebucak 1
Doğanhisar 1
Emirgazi 1
Ereğli 1
Güneysınır 1
Hadım 1
Halkapınar 1
Hüyük 1
Ilgın 1
Kadınhanı 1
Karapınar 1
Karatay 1
Kulu 1
Meram 1
Sarayönü 1
Selçuklu 1
Seydişehir 1
Taşkent 1
Tuzlukçu 1
Yalıhüyük 1
Yunak 1
Kütahya 13
Kütahya Merkez 1
Altıntaş 1
Aslanapa 1
Çavdarhisar 1
Domaniç 1
Dumlupınar 1
Emet 1
Gediz 1
Hisarcık 1
Pazarlar 1
Simav 1
Şaphane 1
Tavşanlı 1
Malatya 14
Malatya Merkez 1
Akçadağ 1
Arapgir 1
Arguvan 1
Battalgazi 1
Darende 1
Doğanşehir 1
Doğanyol 1
Hekimhan 1
Kale 1
Kuluncak 1
Pütürge 1
Yazıhan 1
Yeşilyurt 1
Manisa 16
Manisa Merkez 1
Ahmetli 1
Akhisar 1
Alaşehir 1
Demirci 1
Gölmarmara 1
Gördes 1
Kırkağaç 1
Köprübaşı 1
Kula 1
Salihli 1
Sarıgöl 1
Saruhanlı 1
Selendi 1
Soma 1
Turgutlu 1
Kahramanmaraş 10
Kahramanmaraş Merkez 1
Afşin 1
andırın 1
Çağlayan Cerit 1
Ekinözü 1
Elbistan 1
Göksun 1
Nurhak 1
Pazarcık 1
Türkoğlu 1
Mardin 10
Mardin Merkez 1
Dargeçit 1
Derik 1
Kızıltepe 1
Mazıdağı 1
Midyat 1
Nusaybin 1
Ömerli 1
Savur 1
Yeşilli 1
Muğla 12
Muğla Merkez 1
Bodrum 1
Dalaman 1
Datça 1
Fethiye 1
Kavaklıdere 1
Köycegiz 1
Marmaris 1
Milas 1
Ortaca 1
Ula 1
Yatağan 1
Muş 6
Muş Merkez 1
Bulanık 1
Hasköy 1
Korkut 1
Malazgirt 1
Varto 1
Nevşehir 8
Nevşehir Merkez 1
Acıgöl 1
Avanos 1
Derinkuyu 1
Gülşehir 1
Hacıbektaş 1
Kozaklı 1
Ürgüp 1
Niğde 6
Niğde Merkez 1
Altunhisar 1
Bor 1
Çamardı 1
Çiftlik 1
Ulukışla 1
Ordu 19
Ordu Merkez 1
Akkuş 1
Aybastı 1
Çamaş 1
Çatalpınar 1
Çaybaşı 1
Fatsa 1
Gülyalı 1
Gölköy 1
Gürgentepe 1
İkizce 1
Kabadüz 1
Kabataş 1
Korgan 1
Kumru 1
Mesudiye 1
Perşembe 1
Ulubey 1
Ünye 1
Rize 12
Rize Merkez 1
Ardeşen 1
Çamlıhemşin 1
Çayeli 1
Derepazarı 1
Fındıklı 1
Hemşin 1
Güneysu 1
İkizdere 1
İyidere 1
Kalkandere 1
Pazar 1
Sakarya (Adapazarı) 16
Sakarya (Adapazarı) Merkez 1
Arifiye 1
Akyazı 1
Bekirpaşa 1
Erenler 1
Güneşler 1
Geyve 1
Hanlı 1
Kazım Paşa 1
Karasu 1
Kaynarca 1
Nehirkent 1
Kocaali 1
Pamukova 1
Sapanca 1
Taraklı 1
Samsun 16
Samsun Merkez 1
Alaçam 1
Asarcık 1
Bafra 1
Canik 1
Çarşamba 1
Havza 1
İlkadım 1
Kavak 1
Ladik 1
Ondokuz Mayıs 1
Salı Pazarı 1
TekkeKöy 1
Terme 1
Vezirköprü 1
Yakakent 1
Siirt 7
Siirt Merkez 1
Aydınlar 1
Baykan 1
Eruh 1
Kurtalan 1
Pervari 1
Şirvan 1
Sinop 9
Sinop Merkez 1
Ayancık 1
Boyabat 1
Durağan 1
Dikmen 1
Erfelek 1
Gerze 1
Saraydüzü 1
Türkeli 1
Sivas 16
Sivas Merkez 1
Akıncılar 1
Altınyayla 1
Divriği 1
Doğanşar 1
Gemerek 1
Gölova 1
Gürün 1
Hafik 1
İmranlı 1
Kangal 1
Koyulhisar 1
Su Şehri 1
Ulaş 1
Yıldızeli 1
Zara 1
Tekirdağ 9
Tekirdağ Merkez 1
Çerkezköy 1
Çorlu 1
Hayrabolu 1
Malkara 1
Marmara Ereğlisi 1
Muratlı 1
Saray 1
Şarköy 1
Tokat 12
Tokat Merkez 1
Almus 1
Artova 1
Başçiftlik 1
Erbaa 1
Niksar 1
Pazar 1
Reşadiye 1
Sulusaray 1
Turhal 1
Yeşilyurt 1
Zile 1
Trabzon 18
Trabzon Merkez 1
Akçaabat 1
Araklı 1
Arsin 1
Beşikdüzü 1
Çaykara 1
Çarşıbaşı 1
Dernekpazarı 1
Düzköy 1
Hayrat 1
Köprübaşı 1
Maçka 1
Of 1
Sürmene 1
Şalpazarı 1
Tonya 1
Vakfıkebir 1
Yomra 1
Tunceli 8
Tunceli Merkez 1
Çemişgezek‎ 1
Hozat 1
Mazgirt 1
Nazımiye 1
Ovacık 1
Pertek 1
Pülümür 1
Şanlıurfa 9
Şanlıurfa Merkez 1
Akçakale 1
Birecik 1
Bozova 1
Ceylanpınar 1
Halfeti 1
Siverek 1
Viranşehir 1
Suruç 1
Uşak 6
Uşak Merkez 1
Eşme 1
Banaz 1
Karahallı 1
Sivaslı 1
Ulubey 1
Van 12
Van Merkez 1
Bahçesaray (Müküs) 1
Başkale (El Bak) 1
Çaldıran (Beyazıt Ağa) 1
Çatak (Şitak) 1
Edremit 1
Erciş (Arzaşku) 1
Gevaş (Vestan) 1
Muradiye (Bargiri) 1
Gürpınar (Mamuretül- Hamid) 1
Özalp (Mahmudiye) 1
Saray 1
Yozgat 14
Yozgat Merkez 1
Akdağmadeni 1
Aydıncık 1
Boğazlıyan 1
Çekerek 1
Çayıralan 1
Çandır 1
Kadışehri 1
Saraykent 1
Sarıkaya 1
Sorgun 1
Şefaatli 1
Yenifakılı 1
Yerköy 1
Zonguldak 6
Zonguldak Merkez 1
Alaplı 1
Çaycuma 1
Devrek 1
Gökçebey 1
Karadeniz Ereğli 1
Aksaray 6
Aksaray Merkez 1
Ağaçören 1
Eskil 1
Gülağaç 1
Ortaköy 1
Sarıyahşi 1
Bayburt 3
Bayburt Merkez 1
Aydıntepe 1
Demirözü 1
Karaman 6
Karaman Merkez 1
Ayrancı 1
Başyayla 1
Ermenek 1
Kazımkarabekir 1
Sarıveliler 1
Kırıkkale 9
Kırıkkale Merkez 1
Bahşılı 1
Balışeyh 1
Çelebi 1
Delice 1
Karakeçili 1
Keskin 1
Sulakyurt 1
Yahşihan 1
Batman 4
Batman Merkez 1
Beşiri 1
Gercüş 1
Hasankeyf 1
Şırnak 6
Şırnak Merkez 1
Beytüşşebap‎ 1
Cizre‎ 1
Güçlükonak‎ 1
Silopi‎ 1
Uludere‎ 1
Bartın 4
Bartın Merkez 1
Amasra 1
Kurucaşile 1
Ulus 1
Ardahan 6
Ardahan Merkez 1
Çıldır 1
Damal 1
Göle 1
Hanak 1
Posof 1
Igdır 4
Igdır Merkez 1
Aralık 1
Karakoyunlu 1
Tuzluca 1
Yalova 4
Yalova Merkez 1
Altınova 1
Armutlu 1
Çınarcık 1
Karabük 6
Karabük Merkez 1
Eflani‎ 1
Eskipazar 1
Ovacık 1
Safranbolu 1
Yenice 1
Kilis 4
Kilis Merkez 1
Elbeyli‎ 1
Musabeyli‎ 1
Polateli‎ 1
Osmaniye 7
Osmaniye Merkez 1
Bahçe‎ 1
Düziçi‎ 1
Hasanbeyli‎ 1
Kadirli‎ 1
Sumbas‎ 1
Toprakkale‎ 1
Düzce 8
Düzce Merkez 1
Akçakoca‎ 1
Cumayeri‎ 1
Gölyaka‎ 1
Gümüşova‎ 1
Kaynaşlı‎ 1
Yığılca‎ 1
Çilimli‎ 1
 » Son illerimiz
Osmaniye Toprakkale İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 277
Tarih : 10.Oca.2012 13:52:36
Şırnak Uludere İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 224
Tarih : 10.Oca.2012 12:49:10
Uşak Banaz İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 251
Tarih : 10.Oca.2012 12:09:39
İzmir Çiğli İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 98
Tarih : 09.Oca.2012 14:50:46
Gaziantep Şehitkamil İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 209
Tarih : 09.Oca.2012 13:45:26
Giresun Hakkında Detaylı Bilgi
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 212
Tarih : 06.Oca.2012 11:36:03
İstanbul Zeytinburnu İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 72
Tarih : 05.Oca.2012 15:16:11
İstanbul Üsküdar İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 97
Tarih : 05.Oca.2012 15:15:30
İstanbul Ümraniye İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 71
Tarih : 05.Oca.2012 15:14:29
İstanbul Tuzla İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 106
Tarih : 05.Oca.2012 15:13:51
 » Hit illerimiz
Ankara Polatlı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 1036
Tarih : 02.Oca.2012 14:13:28
Ankara Mamak İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 870
Tarih : 02.Oca.2012 14:07:28
Tokat Erbaa İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 859
Tarih : 28.Ara.2011 09:11:09
Denizli Güney İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 831
Tarih : 04.Oca.2012 12:50:50
Ağrı Doğubeyazıt İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 801
Tarih : 02.Oca.2012 11:31:42
Ardahan Posof İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 788
Tarih : 26.Ara.2011 13:37:31
Uşak Karahallı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 768
Tarih : 27.Ara.2011 12:27:38
Antalya Hakkında Detaylı Bilgi
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 741
Tarih : 02.Oca.2012 14:33:41
Çorum İskilip İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 723
Tarih : 04.Oca.2012 10:44:30
Kırşehir Çiçekdağı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 714
Tarih : 30.Ara.2011 08:37:56
» İllerimiz Ara
Başlıklarda : İçeriklerde :
» İllerimiz İstatistikleri
» Ust Kategori (81)
» Alt Kategori (932)
» İllerimiz (931)
» Okunma (249737)
» Yorum (0)
» Toplam Adettir
» İframe
Untitled Document

Güzel Sözler Mustafa Kemal Atatürk Yemek Tariflerimiz Türk Ansiklopedisi Ödev Bankası Dünya Ülkeleri Rüya Tabirleri İslami Yaşam Türkiye Rehber Film İzle Sitene Ekle İl İl Türkiye Eğitim Haberleri Günlük Burç ve Astroloji Bedava Site Lise Adres-Telefonları Yemek Tarifleri Biyografiler Sağlık Sorgulamalar Kastamonu Kastamonu Resimleri Kastamonunun İlçeleri Çatalzeytin Çatalzeytin Köyleri Çatalzeytin Video Çatalzeytin Resimleri Çatalzeytin Köy Resimleri ÇatalzeytinSpor Çatalzeytin Köy Haritaları Abana İlçesi Ağlı İlçesi Araç İlçesi Azdavay İlçesi Bozkurt İlçesi Cide İlçesi Daday İlçesi Devrekani İlçesi Doğanyurt İlçesi Hanönü İlçesi İhsangazi İlçesi İnebolu İlçesi Küre İlçesi Pınarbaşı İlçesi Seydiler İlçesi Şenpazar İlçesi Taşköprü İlçesi Tosya İlçesi Türkeli İlçesi Türkelinin Köyleri Türkeli Videoları Türkeli Resimleri Türkeli Köy Resimleri Türkeli Köy Haritaları Sinop Ayancık İlçesi Boyabat İlçesi Dikmen İlçesi Durağan İlçesi Erfelek İlçesi Gerze İlçesi Saraydüzü İlçesi Yemek Tariflerimiz Türk Ansiklopedisi Ödev Bankası Dünya Ülkeleri Rüya Tabirleri İslami Yaşam İl İl Türkiye Eğitim Haberleri Günlük Burç ve Astroloji Bedava Site Türkiye Rehber

» CopyrightYukarı Git
Catalzeytininsesi.com © Tahsin Çetinkaya Tarafından Kurulmuştur. Tüm Hakları Saklı Olup Yazılı ve Görsel Bilgiler İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
Site Design Coding © CatalzeytininSesi.Com
Tavsiye Et | İletişim | Rss