» Çatalzeytin-Kastamonu Çatalzeytin-Çatalzeytin Köyleri-Çatalzeytin Haberleri,Çatalzeytin Resimleri,Çatalzeytin Videoları,Çatalzeytin ManzarasıDil Seçimi   
Şuan ÇatalzeytininSesinde 0/46 Kişi Çevrimiçi Gezinmektedir.Görmek İçin Tıklayınız
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHaritaTema                                 
ÇatalzeytininSesi Google   
Bugün 22.05.2012 
          
ANASAYFA
        
Size Özel
        
Çatalzeytin
        
Türkeli
          
FORUM
        
İslami Yaşam
        
Haber Oku
        
Biyografiler
        
Sağlık
          
Sorgulamalar
          
Resimler
          
Videolar
          
Sohbet
          
Defter
          
Hesabım
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum - Site Yetkilisi TahsinCetinkaya Şuan Sitede Değil CANLI DESTEK
 » Tahsin Çetinkaya
    Ben Kimim ?
 » İl-İlçe-Köy Detaylı Bilgi-Resim-Harita-Video
    01 Adana  
    02 Adıyaman  
    03 Afyon  
    04 Ağrı  
    05 Amasya  
    06 Ankara  
    07 Antalya  
    08 Artvin  
    09 Aydın  
    10 Balıkesir  
    11 Bilecik  
    12 Bingöl  
    13 Bitlis  
    14 Bolu  
    15 Burdur  
    16 Bursa  
    17 Çanakkale  
    18 Çankırı  
    19 Çorum  
    20 Denizli  
    21 Diyarbakır  
    22 Edirne  
    23 Elazığ  
    24 Erzincan  
    25 Erzurum  
    26 Eskişehir  
    27 Gaziantep  
    28 Giresun  
    29 Gümüşhane  
    30 Hakkari  
    31 Hatay  
    32 Isparta  
    33 Mersin  
    34 İstanbul  
    35 İzmir  
    36 Kars  
    37 Kastamonu  
    38 Kayseri  
    39 Kırklareli  
    40 Kırşehir  
    41 Kocaeli  
    42 Konya  
    43 Kütahya  
    44 Malatya  
    45 Manisa  
    46 K.Maraş  
    47 Mardin  
    48 Muğla  
    49 Muş  
    50 Nevşehir  
    51 Niğde  
    52 Ordu  
    53 Rize  
    54 Sakarya  
    55 Samsun  
    56 Siirt  
    57 Sinop  
    58 Sivas  
    59 Tekirdağ  
    60 Tokat  
    61 Trabzon  
    62 Tunceli  
    63 Şanlıurfa  
    64 Uşak  
    65 Van  
    66 Yozgat  
    67 Zonguldak  
    68 Aksaray  
    69 Bayburt  
    70 Karaman  
    71 Kırıkkale  
    72 Batman  
    73 Şırnak  
    74 Bartın  
    75 Ardahan  
    76 Iğdır  
    77 Yalova  
    78 Karabük  
    79 Kilis  
    80 Osmaniye  
    81 Düzce  
    Kaynakça
    Sitene Ekle
» Sayfa İstatistikleri
Şuan Burada Kimler Var

Burada 0 Üye 0 Misafir Var
Daha Önce Kimler Girdi

Burası 92 Kişi Tarafından
Top 274 Kez Görüntülendi
Görüntüleyenler
Sayfaları Göster

» Ençok Hit Alan Sayfalar
» Ençok Kişi Giren Sayfalar
» Enson Girilen sayfalar
   
» illerimiz
~ ~ ~ illerimiz ~ ~ ~
[A] [B] [C] [Ç] [D] [E] [G] [H] [I] [İ] [K] [M] [N] [O] [R] [S] [Ş] [T] [U] [V] [Y] [Z]

» Malatya BattalGazi İlçesi ve Resimleri   

ESKİ MALATYA  (BATTALGAZİ) TARİHİ
       
Eski Malatya, eski çağlardan beri Anadolu ve Ortadoğu'nun geçit veren kavşak noktasındadır. Doğuda en eski ulaşım yolu Sivas üzerinden Erzurum'a, oradan da Kafkasya'ya kadar uzanan yoldur. Buna, Karasu-Aras yolu da diyebiliriz. Güneydoğu' ya, Diyarbakır üzerinden Mezopotamya' ya uzanan yol önemlidir. Doğuya doğru Murat, Karasu-Van Gölü diğer tabii önemli bir yoldur. Diğer önemli bir yol ise Güney'den gelip Eski Malatya 'da düğümlenen Kahramanmaraş arasında Torosların çok kesif göründükleri bir sahada, akış yönleri farklı vadilerin takip ettiği tabii bir koridor boyunca uzanmaktadır.

Yollar, Eski Malatya'da birleşerek kuzeyde Kafkasya'ya, güneye de Çukurova Mezopotamya ve Suriye'ye, doğuda İran ve uzak doğuya kadar (ipek yolu olarak ta bilinen.) uzanmaktadır. Bu yollar, Akad İmparatoru Sargon zamanından beri işlemekteydi. Hititliler zamanında işlemekte olan bu yoldan Hitit Krallarının geçerek Anadolu üzerindeki devletlerle savaştığı bilinmektedir. Hitit Kralı Şuppililiuma'nın bu yoldan geçerek Aşağı Fırat boylarına indiği, dolayısıyla Eski Malatya civarında Fırat nehrini geçtiği kaynaklarca belgelenmektedir. Bu yolun Kayseri-Kültepe'den başlayarak, Gürün-Darende- Eski Malatya -Samsat üzerinden Urfa'ya vardığı buradan da ikiye ayrılarak Gargamış ve Halep'e, diğerinin de Nusaybin üzerinden doğuya Asur ve Babil'e gittiği tahmin edilmektedir. Mezopotamya ile Anadolu arasındaki ticaret ve kültür alışverişinin bu yol üzerinden yapılması, Eski Malatya tarihi ve kültürel önemini artırmıştır.

Antik çağlarda kullanılan yolların yanında, Roma döneminde ticaretle sınırların korunması amacıyla yeni yol yapımına geçilmiştir. Eski Malatya 'nın büyük bir askeri merkez olması sebebiyle Romalılar askeri ve ticari amaçla kullanılan yollarını Eski Malatya 'dan geçirmişlerdir. Bu durumu, yol kenarlarına dikilen mil taşları doğrulamaktadır.
Bizans İmparatorluğu da Roma yollarını aynı amaçla kullanmıştır. Araplar, Bizans topraklarına yaptıkları akınlardan sonra geri çekilirken Kommagene ile Eski Malatya arasındaki geçitten faydalanmışlardır. Türkler ise Fırat Nehri'ni Eski Malatya yakınlarında aşarak Orta Anadolu'ya ulaşmışlardır.

Coğrafi konum itibariyle tabii yol üzerinde olan Malatya ön tarihin Paleolitik çağa kadar indiği, Ansır (buzluk) ve İnderesi mevkiinde bulunan mağaralardan anlaşılmıştır. 1979 yılında başlayan Karakaya Baraj Gölü kurtarma kazıları kapsamındaki İzollu mevkii Cafer Höyükte yapılan kazılarda, o yöre insanının Paleolitik mağaralardan çıkıp ilk defa ovada tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları ve yerleşik köy hayatına başladıkları anlaşılmıştır. Cafer Höyük kazılarıyla, Eski Malatya ve çevresinin M.Ö. 7000 yılında İskâna başladığı anlaşılmaktadır.

1979-1986 yılları arasında kazıları sürdürülen Pirot-Caferhöyük çalışmaları sonucu dünyanın ilk heykel örneği sayılan, beyaz kireç taşından yapılmış figürler M.Ö. 7000 yılına tarihlenmektedir. Kazı sonrası gün ışığına çıkarılan bu eserler halen Malatya müzesinde sergilenmektedir. Tarih kronolojisi'ni takip ettiğimizde, yörenin ana seramiği tek renk olup, ateşle az pişirilmiş koyu astarlıdır. Hassuna boyalı seramik örneklerine Aslantepe, Değirmentepe, İsahöyük ve Fırıncıhöyük'te rastlanmaktadır. Aslantepe ve Değirmentepe kazıları, bölgedeki yerleşimin M.Ö. 5000-3000 yılları arasında Kalkolitik çağda devam ettiğini göstermektedir.

Değirmentepe ve Aslantepe'de çok sayıda taştan ve pişmiş topraktan damga mühürleri ile pişmemiş toprak mühür baskıları bu yörelerin önemli bir ticaret merkezi olduğunu belgelemektedir. Anadolu ile olduğu gibi, Kuzey Mezopotamya ve Suriye ile de Fırat nehri yolu ile ticaret bu dönemde yapılmıştır. M.Ö. 3000 yılında Eski Malatya yöresinde seramik genellikle elle yapılmış, hamuruna ince kum karıştırılmış siyah astarlıdır. Bu seramik örneklerine; Aslantepe, Hasırcı, Fırıncıhöyük, Karahöyük, İsahöyük, Morhamam, Kösehöyük, İmamoğlu, Değirmentepe, Köşgerbaba, ve Pirothöyük'te rastlanmıştır. Eski tunç II. döneminde, M.Ö. 2500 yıllarında başlayan seramik örneklerine yörede yer yer rastlanmıştır.

Eski tunç III. evrelerine ait elle yapılan, ateşle pişirilen seramikler Malatya bölgesinde çoğunlukla deve tüyü renkli olup, üzerindeki süsler geniş bantlar şeklinde desenlerle kaplıdır. Bu örneklere Aslantepe, Değirmentepe ve Pirothöyük'te rastlanmıştır. M.Ö. 3200 yıllarına tarihlenen tapınak, Aslantepe kazılarıyla 1992 yılında gün ışığına çıkarılmış, bölgenin önemli bir dini ve kültür merkezi konumunda, Mezopotamya Kültürü ile çağdaş ve hatta Anadolu'nun ilk tapınak örneklerinden olarak tarih ve arkeolojiye ışık tutmaktadır.
 
Hititler Dönemi

Hititlerin Anadolu'da, M.Ö. 2000 yıllarının başında varlıklarını gösterdikleri Aslantepe'den çıkarılan bazı seramik örneklerinden anlaşılmaktadır. M.Ö. 1750 yıllarında Kuşşara Kralı Anitta, Anadolu'yu tek bir yönetim altında toplayarak siyasi birliği sağlamıştır. Bu dönemde Eski Malatya 'nın büyük bir ihtimalle siyasi birliğe katıldığı sanılmaktadır. I. Hattusilis, kuzey Suriye yolunu emniyet altına almış, yerine geçen oğlu I. Mursilis ise Anadolu birliğini Halep ve Babil seferlerinden sonra sağlamış. Eski Malatya'nın bu krallar döneminde kuzey Suriye ile Anadolu arasında önemli yol kavşağında olması nedeniyle Hitit birliğine girdiği ve bir Hitit şehri olduğu kabul edilebilir.

I. Mursilis, babası I. Hattusilis'in gösterdiği, dış menfaatlerin güneyde olduğu fikri üzerine hareket edip, Halep ve Bağdat'ı fethederek "Büyük Kral" unvanını aldığı Akad metinlerinde görülmektedir. Hitit krallarından Ammunas ile Huzziyas'tan biri döneminde M.Ö. 15. yüzyılda yer yer görülen isyanlar sonunda Hitit Birliğinin kuzey Suriye'deki egemenliği Mitanni Krallığının eline geçmiştir. Böylece, Eski Malatya'da bu dönemde Mitanni egemenliği altına girmiştir. Hitit kralı Şuppililiuma, M.Ö. 1450 yıllarında Fırat nehrini geçerek bölgede yer alan Mitanni egemenliğine son vermiştir. Böylece Eski Malatya'yı yeniden Hitit İmparatorluğuna kazandırmıştır. II. Mursilis, Mutavalli ve III. Hattusilis dönemlerinde Malatya, Hitit merkezine bağlı kalmıştır.

M.Ö. 1116-1096 yılları arasında bir Asur vesikasına göre, Asur kralı I. Tiglatplaser Eski Malatya üzerine yürüyerek kral Allumu'yu yenmiştir. Şehir halkını rehin alarak vergiye bağlamıştır. M.Ö. 1200-1000 yılları arasında kavimler göçü sebebiyle Anadolu'da karanlık bir devir hüküm sürmüştür. Hitit İmparatorluğu, bu dönem sonunda tamamen ortadan kalkmıştır. Hititler'in torunları, M.Ö. 1000 yılından sonra varlıklarını şehir devletleri halinde sürdürmüşlerdir.  Eski Malatya, asıl önemini bu devirlerde almıştır. Hitit devleti, bir takım küçük feodal krallıklardan teşekkül ediyordu. Bu derebeyliklerden birisi de Fırat nehri'nin Eski Malatya civarında yaptığı dirseğin içinde bulunduğu tahmin edilen Alşe Krallığı idi.

Geç Hitit döneminde; Eski Malatya ve çevresinde özellikle İspekçur, Darende, Gürün ve Aslantepe'de Geç Hitit dönemine ait kitabeler ve siteller bulunmuştur. Heykeller ve siteller Geç Hitit devrinin Eski Malatya'da ne kadar geniş çevreye yayıldığını göstermektedir. M.Ö. 1000 yıllarında Malatya, Kargamış Krallığı'na bağlı olarak varlığını sürdürmüştür. Gürün yakınlarında bulunan bir kitabeye göre "Sasa" adlı bir kimse Eski Malatya kralı olarak bilinmektedir. Asur kralı II. Adad Nirari (M.Ö. 911-891) Kargamış'ı egemenliği altına alarak, Kargamış'ın Eski Malatya üzerindeki hakimiyeti son bulmuştur. Asur kralı III. Salmanassar (M.Ö. 858-824) Hilakku üzerinden Tabal'a geçmiş, burada 24 Tabal krallının takdim ettikleri haracı kabul etmiş ve dönüşünde Eski Malatya üzerine yürümüş, Eski Malatya kralı Lalli'yi yenerek (M.Ö. 835) ağır vergiye bağlamıştır.Geç Hitit şehir devletlerinden biri olan Eski Malatya'nın tarihini Hitit hiyeroglif kitabelerinden, Asur krallarının yıllıklarından ve Urartu kitabelerinden öğrenmekteyiz. Asur vesikalarında; Eski Malatya adı Milid, Melid, Milidia, Meliddu şeklinde geçmektedir. Urartu kaynaklarında Melitea, Hitit hiyeroglif kitabelerinde ise "Dana başı ve ayağı", "Şehir ayak dana başı" ideogramları ile temsil edilmiştir.

Urartu krallarından İspuinis (M.Ö. 824-816) ile oğlu Meunas (M.Ö. 816-807) zamanlarına ait Palu kaya kitabelerinde Milid kralı Sulumeli'yi mağlup ettikleri kaydı vardır. Fakat Eski Malatya kralı'nın bu yeni hakimiyete kolay kolay itaat etmediği anlaşılıyor. I. Argistis (M.Ö. 789-766) "Tanrı Haldi'nin sayesinde Hatti memleketlerine karşı sefer ettiğini ve Tuwate'nin oğlunun memleketini Melitea'yı zaptettiğini anlatmaktadır".
şu sırada Karakaya baraj gölü altında olduğundan, mulajı alınarak Malatya müzesine taşınmıştır.

Urartu egemenliği, Asur kralı III. Tiglatplaser'in tahta çıkışına kadar devam etmiştir. Bu kral döneminde Malatya, M.Ö.733'de yeniden Asur krallığına haraç veren beylikler arasına girmiştir. M.Ö. 722 yılında Eski Malatya kralı Funzianu, Asur kralı II. Sargon'a esir düşmüştür. Bu tarihte Asur kralının Eski Malatya'yı egemenliği altına aldığı, bir isyan sonunda M.Ö. 713 yılında Malatya kralı Tarhunaz'ı esir aldığı anlaşılmaktadır. Kralı halkı ile birlikte Asur'a, Basra'ya sürgün ettiği, Basra halkından bir kısmını Eski Malatya'ya yerleştirdiği bilinmektedir. Eski Malatya'ya Asurlu bir kral atadığını ve emrine 150 savaş arabası, 1.500 atlı, 20.000 yaya, 10.000 kalkan ve mızrak taşıyıcıları verdiğini II. Sargon'un kitabelerinden anlamaktayız. Buraya atanan kralın adı Mutallum'dur. Bu belgeye göre Eski Malatya şehrinin o günkü nüfus ve büyklüğü ile önemi gözler önüne serilmektedir. Asur kralı Sanherib (M.Ö 705-681) döneminde Asur egemenliğinde olan Eski Malatya, Asar Haddon (M.Ö. 681-669) zamanında Asur egemenliğinden çekilmiştir. Bundan sonra bölgede Med ve Perslerin hakimiyeti görülür.

Persler Dönemi

Pers kralı I. Dareios (Daryus, M.Ö. 522-485) ülkesinde düzenli bir yönetim kurmak amacıyla ülkeyi 127 vilayetten oluşan 23 büyük Satrab'lığa ayırdı. Eski Malatya bölgesi merkezi Kayseri (Mazaka) olan Kapadokya büyük satrablığına bağlandı. Eski Malatya yöresinde Med ve Pers egemenliğini yansıtan anıt eserlere rastlanmamıştır. Bölge ekonomisinin can damarı olan Mazaka- Eski Malatya arasındaki yol, bu dönemde önem kazandı. Eski Malatya; İran yaylasını Akdeniz'e bağlayan ulaşım yolu üzerinde sosyal ve ekonomik ilişkilerin düğümlendiği doğu ile batı arasında bir kent oldu. Eski Malatya, M.Ö. 4. yüzyılda Makedonya kralı İskender'in Anadolu'yu ele geçirmesinden sonra Perslerin idari sistemine dokunmadı. Bölgeye atadığı komutanları ile Helenistik kültürünün Anadolu'ya yayılmasını sağladı. Malatya, bu dönemde Helen kültürünün etkisinde kalmıştır.
İskender'in M.Ö. 323 yılında ölümünden sonra bu büyük imparatorluk, onun komutanları ve satrabları arasında bölüşülmeye başlandı. Eski  Malatya bölgesine ilk önce, İskender'in Kapadokya satrabı Evmenes sahip çıktı. Ancak, Evmenes M.Ö. 315'de komutan Antigonos'a yenildi. İskender'in Babil satrabı Selevkos, uzun savaşlardan sonra Antigonos'u yenince İran, Irak ve Güney Anadolu toprakları bu sefer onun egemenliği altına girdi. (M.Ö. 312) Büyük Selökid devletinin temelleri atılmış oluyordu. Selevkos'un  Eski  Malatya'yı içerisine alan topraklarda da egemenlik kurması, ancak rakibi Lisimakhos'u M.Ö. 281'de yenilgiye uğratmasından sonra gerçekleşmiştir. Selökidlerin . Eski  Malatya'da tahakkümleri bir yıl sürmüştür. Yöre insanının isyanı sonucu Selökidler  Eski  Malatya'yı terketmek zorunda kaldılar. Aynı zamanda Kapadokya Krallığı bölgede hakimiyeti ele geçirdi. Güney komşu Selökidlerle iyi geçinmeye çalışan Kapadokya yönetiminin Eski Malatya bölgesindeki egemenliği daha da güçlendi. Kapadokya krallığı, bir süre sonra "Sofen Prensleri" diye anılan ve bugünkü Harput yöresinde bağımsızlığını ilan eden prenslere boyun eğdi, Eski Malatya yöresinin yönetimini bırakmak zorunda kaldı (M.Ö. 212). Böylece bölgedeki yönetim, tekrar Selökidlerin eline geçmiştir. Bu yönetimden memnun olmayan yöre halkı, kuzeyde bulunan Pontus kralı Farmekes'in koruması altına sığınmıştır (M.Ö. 170). Eski Malatya bölgesi uzun süre Pontus Krallığına bağlı olarak kalmıştır. Pontus kralı Mitridates Evpator'un (M.Ö. 120-63), Pompeius komutasındaki Roma ordusuna yenilmesinden sonra bölge, merkezi Kelkit ırmağı kıyısındaki Kabira olan Roma eyaletinin sınırları içine alındı (M.Ö. 66).

Roma Dönemi

Roma ordularının uğrak yeri haline gelen Eski Malatya; kuzeyi güneye, doğuyu batıya bağlayan bir düğüm noktası üzerinde bulunuyordu. Fırat nehrinin doğu ile batıyı birbirinden ayırması, buranın önemini daha da artırmıştır. Bu bölgeye Romalılar iki lejyonlarını yerleştirmişlerdir. Bu lejyonlardan biri Melitene'ye (Eski Malatya) gönderilerek görevlendirilen lejyon XII. Fulminita'dır. Diğeri ise Samosata (Samsat-Adıyaman) gönderilen lejyon XVI. Flavia'dır. Roma'nın 30 lejyonundan ikisini Fırat kıyısına yerleştirmesi bölgenin önemini gözler önüne sermektedir. Melitene'ye yerleştirilen XII. lejyon doğudaki Roma'nın en önemli askeri üslerinden biri olmuştur. Bu lejyonlar bölgede asayişi sağlayarak, Karadeniz'den Zaugma'ya kadar uzanan doğu hudutlarının bekçisi olmuştur.

Romalıların XII. lejyonu buraya yerleştirmelerinin sebebi; buranın önemli bir yol kavşağında olması, Fırat'ın burada geçit vermesi, su kaynaklarının ve yiyecek depolarının boolmasındandır. XII. lejyonun Eski Malatya'da yerleştirilmesi ile Aslantepe'de bulunan şehrin yeri değiştirildi. Buranın 4 kilometre kuzeyine bugün (Eski Malatya’ya) Battalgazi ilçesi adı verilen yere kuruldu. Şehrin etrafı surlarla çevrildi. Şehir surları (M.S. 98-117) Traianus döneminde yapılmıştır. Traianus zamanında, Melitene, Parth'lara karşı önemli bir sınır üssü olmuş, askeri yolların geçtiği bir geçit noktası haline gelmiştir.

Romalılar döneminde sınır şehri olma özelliğini taşıyan Melitene'ye komşu devletler tarafından sürekli saldırılmıştır. Savaşlar sebebiyle yıpranan şehir surları, imparator Constantinus (M.S. 363) zamanında tamir ettirilerek genişletilmiştir. Bütün Roma ülkesinde olduğu gibi Melitene'de de huzursuzluk ve isyanlar artmış, şehir sürekli el değiştirmiştir. Daha sonra Pers kralı Sapor'u Bizans imparatoru Valens yenerek bölgede Roma nüfuzunu yeniden sağlamıştır. Romalılar tarafından askeri bir karargah olarak kullanılan Eski Malatya'da o döneme ait eserler tahrip olduğundan günümüze ulaşamamıştır. Ulaşabilinen kültürel buluntular ve kalıntılar Malatya müzesinde sergilenmektedir. Theodosius Magnus (M.S. 379-382), 395'te imparatorluğu oğulları Arcadius ve Honorius arasında bölüştürmüş. İmparatorluğun doğusu Arcadius'a düşmüştür. Eski Malatya, İmparatorluğun ikiye bölünmesinden sonra Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu içinde kalmış, bundan sonra da önemini sürdürmüştür.

Bizans Dönemi

Doğu Roma yönetiminde uzun yıllar kalan Eski Malatya, yine bir askeri üs olarak kullanılmıştır. Bu süre içerisinde surlar, yeniden onarılmıştır. Fulminatris lejyonu adı verilen askeri karargaha Bizanslılar "Likandos" adını vermişlerdir. Bizans imparatoru Akilleon (457-474) Eski Malatya'yı İmparatorluğun 12. Temi olarak adlandırmıştır. 532 yılında imparator Justinyanus zamanında şehir surları yeniden restore edilerek müstahkem hale getirilmiştir. Bunun zamanında Eski Malatya, bir eyalet merkezi durumundadır. Bizanslılar, Eski Malatya'yı Romalılardan daha çok geliştirmişlerdir. Şehrin su ihtiyacı, bugün olduğu gibi Derme Suyu olarak bilinen Gündüzbey su kaynaklarından karşılanmıştır. Öte yandan şehir içinde ve çevresinde bulunan kale kalıntılarından şehrin geniş bir alana yayıldığı ve Hristiyanlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Şehir ve çevresinde çok sayıda kilise ve manastır yaptırılmış, ancak bu mabetler İslam-Bizans mücadelesi sırasında tahrib edilmiştir. Müslümanlar tarafından yaptırılan cami ve mescitler, Hristiyanlarca aynı tarzda hareket edilerek yıktırılmıştır. Bizanslılar, Eski Malatya'yı Sasanilere karşı bir hudut şehri olarak kullanmışlardır. 575 yılının sonbahar mevsiminde Sasanilerle Bizanslılar arasında büyük bir meydan savaşı olmuş, Sasani imparatoru I. Hüsrev yenilgiyi hazmedemeyerek intikam amacı ile şehri yakıp yıkmıştır. Uzun süre Bizanslılar ve Müslüman Araplar arasında el değiştiren Eski Malatya, Avasım şehirlerinin merkezi durumuna getirilmiştir. Anadolu'da Fırat'ın doğu kısmı Müslümanların ilk istilası sırasında ele geçirilmiştir. Emeviler devrinde de bu fetih tamamlanarak Anadolu'nun güney bölümü olan Adana, Ceyhan ile Fırat arasındaki topraklar ların kontrolüne geçmiştir. Adana bölgesinin merkezi Tarsus, Fırat bölgesinin merkezi Malatya olmak üzere iki hudut valiliği kurulmuştur. Anadolu'nun tamamen Türkleşmesine kadar Eski Malatya, Bizans Bizans ve Araplar arasında paylaşılamayan bir merkez konumundadır. VII. yüzyıldan itibaren sürekli Arap akıncıların saldırısına uğramıştır. 1993 yılında Eski Malatya’da, Belediye hamamı inşaatı hafriyatı sırasında ele geçen VII. Mikhael Dukas (1071-1078) dönemine tarihlenen altın sikkelerden anlaşıldığı kadarıyla bu eserler

Malatya'da Bizans döneminin sonu olarak karşımıza çıkar.
 
İslam Dönemi

Müslüman Araplar, Anadolu'ya yaptıkları seferlerde Eski Malatya'yı birkaç defa ele geçirmişlerdir. İyaz bin Ganem'in Habib bin Mesleme komutasında Eski Malatya üzerine gönderdiği Arap ordusu kenti aldı ise de burada fazla kalamadı. Karşı saldırıya geçen Bizanslılar kenti geri aldılar. Suriye valisi Muaviye, Habib bin Mesleme'yi yeniden Eski Malatya üzerine gönderdi. 656 yılında kenti alan Mesleme, buraya askeri birlikler yerleştirdikten sonra yönetimi kendi atadığı bir valiye bıraktı. Muaviye (661-680) bu kente gelerek bir zaman kaldı ve asker sayısını artırdı. Kenti Müslümanlaştırmak gayesiyle Irak ve Suriye'den Müslüman halkın bir kısmını getirerek Eski Malatya'ya yerleştirdi. Bizanslılara karşı yapılan yaz seferlerinin üssü durumuna getirilmiştir.

Hz. Ali ile Muaviye taraftarları arasındaki mücadeleler zamanında Müslümanlar, Anadolu seferlerini ihmal ettiğinden fırsattan yararlanan Bizanslılar Müslüman halkın ve askerlerin çekilmiş olduğunu görerek Eski Malatya'yı yeniden zapt ettiler. Şehrin kalesini yıkıp, Müslüman halkı kılıçtan geçirdiler. Emeviler döneminde Halife Ömer bin Abdülaziz (717-720) kaçmakta olan Darende halkını Eski Malatya'ya yerleştirdi. Cavana bin ElHaras'ı buraya vali olarak atadı. 740-41 yılında Askivaş komutasındaki Bizans Ordusu Eski Malatya üzerine yürüdü. Kuşatma sırasında halk, kent kapılarını kapayarak Halife Hişam'dan (724-743) yardım istedi. Bunun üzerine Bizanslılar çekildilerse de Halife Hişam Eski Malatya'ya girdi, şehir onarılıncaya kadar buradan ayrılmadı.

Şehre vali olarak atanan Melih İbn-i Sebeb ve yanında seferlerde bulunan Battal Gazi Bizanslıların elinde bulunan Synada şehrini kuşatmışlardır. İslam orduları Pelezaium adı verilen yerde ağır bir yenilgiye uğramışlardır. Bu savaştan üç sene sonra 740 tarihinde Battal Gazi, Eskişehir yakınlarında Akronion önünde yapılan savaşta şehit düşmüştür.

Dilden dile anlatılan Battal Gazi kahramalıkları bu dönemdedir. Bizansın bileği bükülmez savaşçısı ve komutanı olan “Ahmar” Battal Gazi ile cenk ederek yenilmesi ve verdiği sözü tutarak “Ahmed Duran(Tarran)adını alarak müslüman ve  Battal Gazi’nin en sadık askeri olması, bu zamanlara rastlamaktadır. Yine bu tarihlerde Eski Malatya'da Bizans-Arap çatışmalarında Battal Gazi'nin silah arkadaşı Abdul vahap'ın da şehit düştüğü sanılmaktadır.

755 tarihinde Bizans İmparatoru V. Konstantinos tarafından yakılıp yıkılan Eski Malatya, aynı tarihte Salih bin Ali bin Abdullah komutasında saldırıya geçen İslam ordusu, V. Konstantinos komutasındaki Bizans ordusunu yenerek şehri yeniden ele geçirmişlerdir. Abbasi Halifesi El Mansu(754-775), yeğeni İmam Abdulvahap bin İbrahim'i Eski Malatya valiliğine atadı. Vali, 757 yılında Hasan bin Kahtaba komutasındaki kuvveti ile gelerek Eski Malatya'yı yeniden onarttı. Onarımı tamamlanan Eski Malatya'ya 4.000 kişilik kuvvet bırakarak buradan ayrıldı. Halife Harun El Reşit (786-809) döneminde Eski Malatya'ya karşı yapılan bir Bizans saldırısı püskürtülmüş ve şehir tahkim edilmiştir.

Halife el Memun döneminde (813-833) oğlu Abbas Malatya'yı üs durumuna getirerek Bizanslılar üzerine saldırılar düzenledi. Bizans İmparatoru Theophilos, 837 yılında Doğanşehir ve Eski Malatya üzerine saldırıya geçerek yöreyi yakıp yıktı. 838 yılında Halife El Mutasım'ın (833-842), Ebu Said Muhammed bin Yusuf komutasında Bizanslılara karşı çıkardığı Arap ordusu başarılı olamadı. Türk Asıllı Afşin ve Arap asıllı Abdullah bin Mervan El Akta komutasındaki İslam ordusu Eski Malatya halkının da yardımıyla Bizans ordusunu bozguna uğrattı. Ancak 841 yılında Bizans orduları, şehri yeniden ele geçirdiler. 9. yüzyılın ortalarına doğru Eski Malatya'nın batı ve kuzey yörelerinde yerleşmiş bulunan Pavlikiyenler Bizanslılara karşı ayaklandıklarından Eski Malatya Valisi Ömer bin Abdullah bin El Akta onları destekledi. 863 yılında Anadolu içlerine bir sefer düzenledi. 3. Michael (842-867) Petronas komutasındaki Bizans ordularınca ağır yenilgiye uğratıldı. Komutan Ömer bin Abdullah El Akta bu savaşta şehit düşmüştür.

I. Basileios (867-886) zamanında Bizans ordusu Darende ve Doğanşehir'i alarak, buraları yakıp yıktılarsa da Eski Malatya'yı ele geçiremediler. Bizanslılar, kuşatma sırasında ağır kayıplar verdiler. İmparator esir olmaktan zor kurtuldu. 917 yılında Arap komutanı Munis El Muzaffer Eski Malatya'dan İç Anadolu üzerine bir sefer düzenledi. Bu seferi 923 yılında Muhammed bin Nasır, yaz ve kış seferlerinden başarı kazanması üzerine Bizanslılar 926-927 yıllarında Kurkuas komutasındaki bir ordu ile karşı saldırıya geçtiler ve Eski Malatya yöresini yağmaladılar. Eski Malatya valisinin oğlu Ebu Hafs ile komutanı Ebul Aşaş'ı Kurkuas'a göndererek Bizans egemenliğini kabul etti.

Musul Hamdani emiri Nasr üd- Devle El Hasan'ı (929-962) amcası Said üd-Devle Malatya'ya sefer düzenleyerek şehri Bizanslılardan geri aldı. 934 yılında, Kurkuas, Eski Malatya'yı yeniden alarak surların tümünü yıktırıp, kenti savunmasız bıraktı.Bunu izleyen yıllarda Hamdani Sultanı Seyf üd-Devle Ali (945-967) birkaç defa Eski Malatya'yı istila etti. 961-962 yılında komutanlarından Naca, Bizanslılarla çarpışarak 18 gün boyunca şehri yağmalayıp, yakıp yıktırdı.

Bizans İmparatoru II. Nikephor Focas, (963-969) Güneydoğu Anadolu ve Suriye'yi ele geçirdikten sonra savunmasız durumdaki Eski Malatya'yı yeniden oturulur duruma getirmeye çalıştı. Suriye Yakubileri'ne haber salarak Eski Malatya'ya gelip yerleşmelerini istedi. 970 yılında Yakubilerden büyük bir kısmı Eski Malatya yöresine yerleşerek, Bizans egemenliği altında hayatlarını sürdürmeye başladılar.

SELÇUKLULAR DONEMİ

II. yüzyılda Türkler akın akın Anadolu'ya yöneldiler. Malazgirt zaferinden önce Eski Malatya 1057 yılında Türklerin eline geçti ise de Bizanslılar kenti geri aldılar. I. İsaakios Comnenos (1057-1059) döneminde Türkler Eski Malatya'yı ele geçirip halkını tutsak ettiler. Kenti tekrar ele geçiren Konstantinos Ducas (1059-1067), (1060-61) yıllarında Eski Malatya'nın sur ve hendeklerini yeniden yaptırdı. Ne var ki kent 1064 ve 1066'da kısa süreli de olsa Türklerin eline geçmesine engel olamadı. Ancak kuşatma için gerekli silahları olmayan Türkler, düzenli Bizans ordularıyla başa çıkamayarak almış oldukları toprakları bırakıp, geriye çekilmek zorunda kalıyorlardı. Bu sırada Ortodoks Bizanslılarla Gragoryen Ermenileri arasındaki anlaşmazlık devam etmekteydi. Bizanslılar, 11. yüzyılın başlarında Doğu Anadolu'yu istila ederek, buradaki Ermenileri Fırat yöresine sürdürmüşlerdi. Aynı yüzyılda başlayan Türk akınları yüzünden Ermeniler, güneybatıya doğru inip Eski Malatya, Maraş ve Urfa bölgesinde toplandılar. Ermeniler, kendilerine zorla Ortodoksluğu kabul ettirmeye çalışan Bizanslılara düşmandılar. Bu yüzden Anadolu'nun Türklere karşı savunulmasında Bizanslılara yardımcı olamadılar.

1071 yılında Bizans İmparatoru IV.Romanos Diogenes (1068-1071), Türkleri Anadolu'dan atmak için büyük bir sefer düzenledi. Malazgirt'te savaş alanını topluca terk eden Ermeniler, Balkanlarda Bizans Ordusuna dahil edilmiş olan Uz ve Peçenek Türkleri'nin Alparslan safına geçmesiyle Bizanslıların büyük bir bozguna uğramalarına sebep oldular. Bu zaferle Bizanslıların son direnme güçlerini kıran Türkler, hızla Anadolu içlerine akmaya başladılar. Kendi aralarında başlayan saltanat kavgalarında Kutalmışoğlu Süleyman Şah kendilerine vilayetler verilmediği için isyan eden şehzadeler ve başka beyler de kendi boylarıyla Anadolu'da bir yurt tutmaya çalışıyorlardı. 1072 yılında Alparslan'ın ölümü üzerine oğlu Melikşah (1072-1092) tahta geçti. Ama amcası Kavurd onun sultanlığını tanımadı. Kavurd'un başlattığı ayaklanmayı bastıramayacağını anlayan Melikşah, bu sırada Anadolu'nun fethiyle uğraşan Artuk Bey'i yardıma çağırdı.

Artuk Bey, 1073 yılında Anadolu'dan Melikşah'a yardım etmek amacıyla ayrıldı. Bu arada saltanat iddiasıyla Alparslan'a karşı ayaklanmış olan Kutalmışoğulları'ndan Süleyman Şah ile kardeşi Mansur, Konya'dan İznik'e kadar olan bölgeyi ele geçirerek 1075 yılında merkezi İznik olmak üzere Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurarak bağımsızlığını ilan etti.

Akın akın gelen Türk göçlerinin Batı ve Orta Anadolu'da toplanmalarından yararlanan, Ermeniler, doğuda birtakım prenslikler kurdular. Bizanslıların Eski Malatya-Antakya hattını Türklere karşı korumakla görevlendirdikleri Ermeni komutanı Filaretos, Malazgirt savaşından sonra kendi hesabına hareket etmeye başladı. Frank komutanı Raimbaut ve askerleri ile Toroslar'daki Ermeniler onun yönetimi altında birleştiler. Böylece güçlenen Filaretos, 1074 yılında Bizans İmparatoru VII. Michael Ducas'ın Antakya valiliğine atadığı komutan İzak'ı bozguna uğratmaya muvaffak oldu. Daha sonra Muş, Siirt yörelerinde Bizanslılara bağlı kalan Ermeni Prensi Thornig ile çatışmaya girişti. Bu savaşlar sırasında Raimbaut öldü ise de Thornig'i saf dışı bırakmayı başardı. 1077 yılında Urfa'yı Bizans valisi Leon'un elinden aldığı gibi, Eski Malatya'da yerleşen Ortodoks Ermeni Gabriel'i de kendisine bağladı. Selçuklulardan çekinen Filaretos, karısını Bağdat'a göndererek Melikşah'dan sağladığı bir fermanla Eski Malatya'da hakimiyetini perçinledi. Fırat boylarında ortaya çıkan Ermeni Vasag'ı da 1079'da öldürten Filaretos, ardından Antakya'daki Rumları ortadan kaldırdı. Böylece; Eski Malatya, Maraş, Antakya ve Urfa yörelerini içine alan oldukça büyük bir prenslik kurdu. Bu sırada Anadolu Selçukluları güçlenmiş, sınırlarını genişletmeye başlamışlardı. Bu durumdan kaygı duyan Filaretos, Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah ile kurmuş olduğu dostluğu devam etmekteydi. Süleyman Şah da, bu dostluğa karşı 1082 yılında doğu seferine çıkarak Kilikya yöresini kendisine bağladı. 1085 yılında Antakya seferine çıktığında Danişmendli Beyi Melik Danişmend Gazi, Eski Malatya üzerine yürüdü, ama kenti alamadı. Filaretos, Melikşah'ın desteğini almak umuduyla Rey'e gitti. Bu gidişten bir sonuç elde edemedi ve kısa bir süre sonra Maraş'ta öldü. Süleyman Şah'ın 5 Haziran 1086 yılında Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın komutanlarından Tutuş tarafından öldürülmesi üzerine oğulları Kılıç Arslan ve Kulan Arslan'ın esir edilmeleri Anadolu Selçukluları'nı büyük bir sarsıntıya uğrattı. Süleyman Şah, bu sefere çıkarken yerine komutanlarından Ebu'l Kasım'ı bırakmıştı. Bu suretle devletin çökmesini engelledi.

1092 yılında Melikşah'ın ölümü üzerine İran'dan kaçan I. Kılıç Arslan İznik'e döndü. Onun yönetiminde Anadolu Selçukluları tekrar kısa sürede toparlandılar. Melik Danişmend Gazi ise Eski Malatya'yı ele geçirmek için plan yapıyordu. I. Kılıç Arslan'ın kardeşi Kulan Arslan (Davud) Eski Malatya'yı kuşattığında Melik Danişmend Gazinin de şehirde gözü olmasından dolayı oraya girerek Anadolu Selçukluları ile Ermeni Gabriel'i uzlaştırdı. Danişmendliler, Eski Malatya üzerine saldırmak için uygun bir ortam beklerken, I. Kılıç Arslan 1095 yılında Eski Malatya'yı kuşattı. Anadolu Selçukluları Eski Malatya'yı Danişmendlilerden önce ele geçirmek için kuşatmayı yoğunlaştırdılar. Şehrin Ermeni ve Süryani halkı teslim olma yanlısı idi. I. Kılıç Arslan, bazı ayrıcalıklar tanıyacaklarına söz vererek Süryani patriğinin desteğini aldı ise de Gabriel onu öldürttü. Bunun üzerine, Anadolu Selçukluları kenti savaşla almaya karar verdiler. Bu sırada, I. Haçlı seferinin başlaması I. Kılıç Arslan'ın kuşatmadan vazgeçmesine sebep oldu.

1102 yılında (18 Eylül) Gümüştekin Ahmed,  Eski Malatya’ ya girmiş fakat bir süre sonra şehir selçuklulara geçmiştir.

Konya ve yöresinin yönetimini de Hasan bey üstlendi. 1110 yılında İran'dan kaçan Şahinşah, Konya'ya gelerek tahta çıkıp Selçukluların yeniden toparlanmasını sağladı. 1115 yılında, Büyük Selçuklu Sultanı Mehmet Tapar, Porsuk komutasındaki bir orduyu Anadolu üzerine gönderdi. Artuklu beyi Necmeddin İl Gazi ve Eski Malatya Sultanı Tuğrul Arslan ve Atabek'i Belek Porsuk'u yenerek geri çekilmeye zorladılar. Bu arada Anadolu Selçukluları arasında taht kavgaları başlamıştı. Şahinşah'ın kardeşi Mesut, kayınbabası Danişmendli Emir Gazi Gümüştekin'in yardımıyla 1116 yılında, Anadolu Selçuklu tahtını ele geçirdi. Bu sırada, Artuklular ile Eski Malatya Selçukluları, Franklara karşı savaşıyorlardı. Bunu fırsat bilen Mengücük beyi İshak (1118-1142) Eski Malatya Sultanı Tuğrul Arslana ait Harput havalisine 1118 yılında bir akın yaptı. Bunun üzerine, 1119 yılında Tuğrul Arslan'ın Atabeyi olarak bu bölgeyi idare eden Belek, Mengücüklü beyliği üzerine yürüyerek Kemah bölgesini ele geçirdi. Trabzon Rum dukası Konstantin Gabras'ın yardımını sağlayan Mengücük beyi İshak geri döndüğünde, Tuğrul Arslan ve Atabeyi Belek, Danişmedli Emir Gazi Gümüştekin ile onlara karşı bir ittifak yaptılar. Gümüşhane'ye bağlı Şiran havalisinde (1120) yapılan savaşta Konstantin Gabras ile Mengücük beyi İshak yenilerek esir düştüler. Emir Gazi Gümüştekin esirleri, Tuğrul Arslan ve Belek'e danışmadan serbest bıraktığından, Danişmendliler ile Selçukluların arası açıldı.

1122 yılında Artuklu Beyi Necmeddin İl Gazi öldü. Yerine oğlu Hüsameddin Timurtaş geçti ise de ülkenin asıl yönetimi Eski Malatya Sultanı Tuğrul beyin Atabey'i Belek'in elinde idi. Belek'in gücünden çekinen, Danişmedli Emir Gazi Gümüştekin, Eski Malatya Sultanı Tuğrul Arslan üzerine yürümeyi göze alamıyordu. Ancak, Belek'in 1124 yılında ölümünden sonra, Danişmendli Emir Gazi Gümüştekin Anadolu Selçuklu sultanı I. Mesud ile Eski Malatya üzerine yürüdü. Yöre bütünüyle işgal edildi ise de Eski Malatya teslim olmadı. Gümüştekin oğlu Muhammed'e kuşatmaya devam etmesini söyleyerek geri döndü. Muhammed, Eski Malatya yakınlarında Samanköy'e yerleşerek kenti altı ayın üzerinde kuşatma altında tuttu. Eski Malatya'da kıtlık baş göstermesi üzerine, Tuğrul Arslan Haçlılardan yardım istedi. Bu sırada Halep'i almaya çalışan Haçlılar, yardımda geç kaldılar. Tuğrul Arslan annesini de yanına alarak Minşar kalesine çekildi. Eski Malatya'yı, yöreye gelmiş olan Gümüştekin'e teslim etti. (1124)
Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud, kardeşi Tuğrul Arslan'ı böylece saf dışı bıraktıktan sonra Eski Malatya'yı Emir Gaziye terk etti.

Ancak, Ankara, Kastamonu yörelerine hakim olan kardeşi Melik Arap, babasına ait olan beldenin Danişmendliler'e verilmesine kızdı ya da bunu bahane ederek topladığı kuvveti ile 1126 yılında I. Mesud'un üzerine yürüdü. Emir Gazi Gümüştekin, o sırada Artuklular'la uğraştığından, Sultan I. Mesud yenildi. Bizans İmparatoru II. Yuannis Komnenos'dan yardım alarak geri dönen I. Mesud kayınbabası Emir Gazi Gümüştekin ile birleşip Melik Arap üzerine yürüyerek onu yendiler. Böylece Anadolu Selçuklu taht kavgaları sona ermiş oldu.

1134 yılında Danişmend Gazi Gümüştekin öldüğünde, tahta büyük oğlu Melik Muhammed geçti ise de, kardeşleri Ayn Ud Devle ile Yağan onun sultanlığını tanımadılar. Melik Muhammed 1135 yılında Yağan'ı öldürttü, Ayn Ud Devle Malatya'ya kaçtı fakat burada tutunamadı. Melik Muhammed, 1143 yılında öldüğünde, Zunnun, Yunus ve İbrahim adlarındaki oğulları arasında taht kavgaları çıktı. Bu kavgalara Melik Muhammed'in kardeşleri Yağıbasan ile Ayn Ud Devle de karıştılar. Daha önce Eski Malatya'dan ayrılmak zorunda kalan oğlu Ayn Ud Devle, Minsar kalesi beyi Yunus ile birleşerek geri döndü. Kent halkı kendisini hükümdar olarak tanıdı. I. Mesud ise Zunnun'u destekliyordu. Sultan I. Mesud, Yağıbasan'ı yendikten sonra 1143'te Eski Malatya'yı kuşattı. Kuşatma, Bizanslıların saldırıya geçmesi üzerine kaldırıldı. 1144 yılında, şehri ikinci defa kuşatan I. Mesud, Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos'un saldırması üzerine kenti yine alamadı.

Ayn Ud Devle 1152 yılında ölünce yerine çocuk yaştaki oğlu Zulkarneyn geçti. Sivas'ta hüküm süren Yağıbasan, Zulkarneyn ile I. Mesud'a karşı ittifak yaptılar. Selçuklular'ın Sivas'a yürümesi üzerine, bağışlanması için ricada bulundu. Yağıbasan'ı böylece saf dışı bırakan I. Mesud, Eski Malatya üzerine yürüdü, direnemeyeceğini anlayan Zulkarneyn, Selçuklu egemenliğini tanıdı.

1155 yılında I. Mesud ölünce, yerine oğlu II. Kılıç Arslan geçti. Sivas emiri Yağıbasan, Kayseri emiri Zunnun ile Eski Malatya emiri Zulkarneyn, onun sultanlığını tanımadılar. Selçuklu tahtına, Ankara-Çankırı emiri Şahinşah'ı geçirmek için ayaklanan ittifak güçlerine yenilen II. Kılıç Arslan, yardım almak umuduyla Bizanslılara sığındı (1162) Bizanslılardan aldığı yardımla geri dönen II. Kılıç Arslan, Artuklu Kara Arslan, Mardin emiri Necmeddin Alp'i, Dilmaçoğlu beyi Fahrettin Devlet Şah da ona katıldılar. II. Kılıç Arslan batıdan öbürleri doğudan saldırıya geçince, Yağıbasan kaçmak zorunda kaldı. (1163) II. Kılıç Arslan, bundan sonra Eski Malatya'yı ele geçirmeye çalıştı. Eski Malatya emiri Zulkarneyn (1162) de ölmüş, yerine oğlu Melik Nesrettin Muhammed geçmişti. Ancak kardeşi Feridun onu tahttan indirdi. Nasrettin Muhammed de II. Kılıç Arslan'a sığındı.

Anadolu Selçukluları bu karışık ortamdan yararlanarak 1171 yılında Malatya'yı kuşattılar. Fazla direnemeyeceğini anlayan Ferudun kentten ayrılarak, II. Kılıç Arslan'ın rakibi atabey Nureddin Mahmut'un yanına sığında. Nureddin Mahmud, Anadolu Selçuklularına karşı savaşı hazırlandığından, II. Kılıç Arslan kuşatmadan vazgeçti. Eski Malatya yöresinden 12.000 kişiyi sürgün ederek Kayseri'ye döndü. Nureddin Mahmut 1174 yılında ölünce, Anadolu Selçuklularının yanında bulunan Melik Nesreddin Muhammed gizlice Eski Malatya'ya girdi. Kardeşi Feridun'u öldürdükten sonra kente hakim oldu. (15 Şubat 1175) Öteden beri Eski Malatya'yı almak isteyen Anadolu Selçukluları 1178 yılında kenti kuşatınca Nesreddin Muhammed Harput'a kaçtı ve Eski Malatya Anadolu Selçuklularının eline geçti.

II. Kılıç Arslan (1186) yılında ülkesini, yaşlandığı için sağlığında on bir oğlu arasında paylaştırdı. Eski Malatya, Muizeddin Kayserşah'ın payına düştü. Kısa bir süre sonra kardeşler arasında taht kavgaları başladı. Sivas emiri Kutbeddin Melikşah, Konya'yı ele geçirip, kendisini veliaht ilan ettirdi ve öbür kardeşlerini saf dışı bırakmaya çalıştı. Baskıdan bıkan Malatya emiri Muizeddin Kayserşah, 1191 yılında Selahaddin Eyyubi'ye sığındı. Onun desteğini sağladıktan sonra Eski Malatya'ya dönebildi. Kııtbeddin Melikşah bu defa Kayseri emiri Nureddin Sultanşah'ı saf dışı etmeye karar vermiş, II. Kılıç Arslan'ı da kendisine katılmaya zorlamıştı. Kayseri'nin kuşatılması sırasında, Kutbeddin Melikşah'ın baskılarından bıkan II. Kılıçaslan Nureddin Sultan Şahinin yanına kaçtı. Bunun üzerine Kutbeddin Melikşah geri dönerek Konya'da Sultanlığını ilan etti. II. Kılıç Arslan, Nureddin Sultan Şah saltanat hırsı ile yaptığı baskılar yüzünden, Uluborlu emiri Gıyaseddin Keyhüsrev'in yanına gitti. Onu kendisine veliaht yaparak Konya'yı ele geçirdi. II. Kılıç Arslan, 1192 yılında öldüğünde yerine I. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti. Ancak, 1196 yılında Konya'yı alan Tokat emiri Süleyman Şah, Anadolu tahtına çıktı, I. Gıyaseddin Keyhüsrev de Bizanslılardan yardım almak üzere İstanbul'a gitti. II. Süleyman Şah, ülkede birliği sağlamaya çalıştı. 1200 yılında Eski Malatya'yı ele geçirdi. Eski Malatya Emin Muizeddin Kayserşah, Eyyubilere sığınmak zorunda kaldı. 1205 yılında, II. Süleymanşah öldüğünde yerine çocuk yaştaki oğlu III. İzzettin Kılıç Arslan geçti. 1196 yılında tahtı II. Süleyman şah'a kaptıran I. Gıyaseddin Keyhüsrev geri dönerek Konya'yı aldı ve Sultanlığını ilan etti. Oğullarından İzzettin Keykavuş'u Eski Malatya'ya Alaaddin Keykubad'ı Tokat'a, Celaleddin Keyferudun'u Koyulhisar'a Emir olarak atadı.

Gıyaseddin'in 1211 yılında ölümünden sonra yerine büyük oğlu Malatya emiri İzzettin Keykavus geçti. Kardeşi Alaaddin Keykubad onun Sultanlığını tanımayarak, ayaklandı, sonuçta yenildi. Malatya civarında bulunan Masara (Minşar) ve bilahare de Kezirpert kalesine hapsedildi. I. İzzettin Keykavus'un 1220 yılında ölümünden sonra yerine, I. Alaaddin Keykubad geçirildi. Keykubad, Malatya şehir surlarını onartarak, kentin savunma gücünü arttırdı. Şehri imar eden Keykubad'ın en önemli eserlerinden biri de 1224 yılında yapılan ve Anadolu Büyük Selçuklu Mimari geleneğini temsil eden tek eser Malatya Ulu Camii (Eski Malatya-Battalgazi) dir.

Keykubad, Fırat boylarında 1226 yılında yeni fetihlere girişti. Adıyaman, Kâhta ve Çemişgezek Kaleleri sultana tabi olmuştur. Kış yaklaştığında, Malatya'dan ayrılarak Antalya'ya hareket etmiştir. Alaaddin Keykubad yerine İzzettin Kılıç Arslan'ın geçmesini istiyordu. Ancak, 1237 yılında öldüğünde, dönemin veziri Sadettin Köpek, hile ile II. Gıyaseddin Keyhüsrev'i başa geçirdi.

Anadolu Selçuklularının hizmetinde bulunan Harzemşahlı beyler, bu durumu kabullenemediler. II. Gıyaseddin, Harzem Beylerinin ve askerlerinin başında bulunan Kayırhan'ı hapsettirdi. Kayırhan'ın hapiste ölümü üzerine Harzemşahlılar, batı ve orta Anadolu'yu terk ederek, Malatya'ya doğru hareket ettiler. Masara veya Arapgir yolundan Fırat Nehrini geçtiler, yol üzerinde bulunan bütün vilayetleri yağma ettiler.               

Bu durumda telaşa düşen IL. Gıyaseddin Keyhüsrev, Kemalettin Kamyar'ı merkez ordusunun komutanlığına tayin edip, Harzemleri geri döndürmek maksadıyla gönderdi. Kemalettin Kamyar Malatya'ya geldiğinde vilayetin subaşısı olan Seyf Ud Devle Er Tokuş'u onları takiben Harput'a yolladı. O da Harput subaşısı Seyfettin Bayram ile birlikte Harzemlilerin de anlaşmaya yanaşmamaları sonucu savaş başladı. Onlar Seyfeddin Bayram'ı bazı askerleri ile öldürdüler, Seyf Ud Devle Er Tokuş'u da esir ettiler. Yöre büyük zararlar gördü. Moğol istilasının yaklaştığı sırada Harzemşahları kaybetmek, devletin direnme gücünü büyük ölçüde azalttı. 1240 yılında Baba İshak'ın emri üzerine Türkmenler, sığır, koyun ve diğer mallarını satıp silah satın aldılar; cihad ilanı Türk kabile ve obaları arasında yayılınca, Türkmenler her köşeden karıncalar gibi İsyana başladılar, kısa sürede bu isyan büyüyüp genişledi.

Eski Malatya Subaşısı Muzaffereddin Alişir, ayaklanmayı bastırmaya çalıştıysa da büyük kayıplar vererek bozguna uğradı. Eski Malatya'ya dönen Muzaffereddin Alişir, yeniden asker toplayarak ayaklananların üzerlerine yürüdü, fakat yenilerek geri çekilmek zorunda kaldı. Devlet bu ayaklanmayı güçlükle önleyebildi. (27) Selçukluların bu durumunu gören Moğollar, kararsızlarından sıyrılıp, Anadolu'ya saldırıya geçtiler. 1243 yılındaki Kösedağ Savaşında Selçuklular yenilgiye uğrayınca, Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev, Tokat'a kaçtı. Kösedağ bozgunu üzerine, Eski Malatya subaşısı Reşideddin, yanına adamlarını ve değerli eşyalarını alarak Eski Malatya'yı terk etti. Yöneticisiz kalan Eski Malatya'da Müslüman ve Hıristiyan halk, anlaşıp kent surlarına ve kapılarına muhafızlar görevlendirerek Eski Malatya'yı dış saldırılardan korudular. Ancak, Moğol istilası ürünlerin toplanmasına engel olmakta idi. Moğollarla anlaşma yapıldı ve kentin subaşısı Reşideddin geri döndü. Bu sırada Yasavur Noyan komutasındaki bir Moğol ordusu, Halep' ten sonra Eski Malatya önlerine geldi.

Moğollar surların dışında kalan halkı öldürüp, ürünleri yaktılar. Subaşı Reşideddin, kent halkından 40.000 Altın toplayarak Moğollara verdi ve onların Azerbaycan'a dönmelerini sağladı. Moğolların ayaklanmasından sonra Eski Malatya'da kıtlıkla birlikte veba salgını baş gösterdi.

1256 yılında Baycu Noyan, Anadolu seferi-ne çıktı. II. İzzettin Keykavus'un Bizanslılara sığınması üzerine, IV. Kılıç Arslan Anadolu Selçuklu tahtında rakipsiz kaldı. 1257 yılında Baycu Noyan'ın Azerbaycan'a gitmesinden sonra geri dönen II. İzzettin Keykavus tahtı ele geçirdi. II. İzzettin Keykavus, Şerafettin Ahmed'i Eski Malatya'ya gönderdi. Moğollara yenilmesi üzerine yerine, cüssesi küçük zekası ve cesareti yüksek Ali Bahadırı Eski Malatya'ya gönderdi. Büyük bir kıtlık geçiren ve buğdayın bir yükü 120 dirheme satılan Malatya'da halk Ali Bahadırı iyi karşılayarak, Sultan İzettin'in hakimiyetini kabul ettiler. Onun otoritesi ile yollar açıldı ve kıtlığa son verildi. Ancak, Baycu Noyan, Malatya üzerine yürüyünce, Ali Bahadır Kahta'ya kaçtı. Baycu Eski Malatyalılara Kılıç Arslan'ın saltanatını tanımaları için yemin ettirdi ve şehrin altınlarını toplayarak, Bağdat muharasına giderken, Kılıç Arslan'ın emirlerinden Fahrettin Ayaz'ı Eski Malatya valiliğine tayin etti. Baycu, 1258 yılında Anadolu'dan ayrılınca, Ali Bahadır Eski Malatya önlerine geldi. Ettikleri yemine bağlı kalan Malatya halkı, Moğol istilasından da korktuğu için kentin kapılarını kapalı tuttular. Ancak, baş gösteren açlık yüzünden açmak zorunda kaldılar. Ali Bahadır, Kılıç Arslan yanlısı Fahrettin Ayaz ile iğdiş başı Muin'i öldürttü. Ali Bahadır Moğolların ilerlediğini öğrenince Eski Malatya'yı terk edip, Sultan İzettin'in yanına döndü. Ülke karışıklıklar içinde bunalmıştı. Moğol baskısı giderek artıyor, Anadolu'daki Türkmen boyları da fırsat buldukça ayaklanıyorlardı. İlhanlı hanı, Olcayto, Anadolu üzerindeki İlhanlı egemenliğinin çökmekte olduğunu görünce 1314 yılında Emir Çobanı Naib tayin eylemişti. Olcayto için Haraç toplayan Mardu ve Cemaleddin, Eski Malatya halkına sürekli baskı uyguladılar. saldırıya uğrayan Eski Malatyalılar bu mülkün 170 yıldan beri kendilerine ait olduğunu, Selçuklu sultanlarının verdiği beratların ellerinde bulunduğunu söyleyerek acı acı yakınıyorlardı. Halep Memlük emiri Seyfettin Tengiz, ordu ile Malatya'ya varınca Cemalettin Hızır, kentin ileri gelenleri ile birlikte onu karşıladı ve bağışlanmaları dileğinde bulundular. Seyfettin Tengiz tarafından affedilen Eski Malatya halkı askerlerin şehri yağmalamalarına müsaade etmemek için kapıya bırakılan muhafızları dinlemeyerek şehre girdiler. Selçuklular devrinde Eski Malatya, sanayi ve ticareti ileri, zengin bin şehirdi. Burada kumaş dokuyan tezgah miktarı 12.000 ile 19.000 anasındaydı. İşte Memlük askerleri bu zengin şehri yağmalamaya başladılar. Müslüman-Hıristiyan farkı gözetmeksizin kıymetli eşyalarını alarak esir ettiler. Bununla beraber dönüşte Müslüman esirleri serbest bıraktılar. Memlükler kentten ayrıldıktan sonra Emin Çoban, Eski Malatya'ya gelip düzeni sağladı. Yakılıp yıkılan yapıların onarılmasını emretti. Malatya'nın müdafaası için de 2000 süvari bıraktıktan sonra, 1315'te Tebriz'e döndü. 1318 tarihinden sonra da Anadolu Selçuklu

BEYLİKLER  ve OSMANLI DÖNEMİ

1317 yılında, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır döneminde, Emir Çoban büyük güç kazandı. Oğlu Timurtaş'ı Anadolu valiliğine atadı. 1327'de Emir Çobanın ölümü ile Timurtaş yerine vekil olarak Alaaddin Eratna Bey'i bırakarak Memlüklüler'e sığındı. Eratna Bey, 1338 yılında Memlüklülerin egemenliğini tanıdıysa da 1340 yılında bağımsızlığını ilan etti. Bu sırada, Elbistan ve Maraş yöresinde büyük kitleler halinde toplanmış olan, Oğuzların Bozok kolundan Dulkadir Türkmenleri, 1339 yılında Memlüklüler'e bağlı olarak Dulkadir Beyliği'ni kurdular. Zeyneddin Karacabey, 1340 yılında Memlüklü Sultanı Melik Nasriddin Muhammed tarafından, Türkmen beyliğine ve Elbistan valiliğine atandı. 1348 yılında Memlüklüler'e isyan eden Zeyneddin, Melik Zahir unvanını alarak bağımsızlığını ilan etti. Memlüklülerin üzerine yürümesiyle Karacabey, Eratna beyi Mehmet Bey'e sığındı, Mehmet bey de onu Memlüklüler'e teslim etti. Karacabey'in yerine Elbistan valiliğine atanan Halil bey kısa sürede Malatya, Maraş ve Harputu ele geçirdi. Dulkadiroğluları'nın güçlenmesinden kaygı duyan Memlük Sultanı Seyfettin Berkuk, 1386 yılında beyliğin başına Sülibey'i geçirdi.

Kadı Burhanettin'in 1398 yılında Akkoyunlu Karayülük Osmanbey tarafından öldürülmesinden sonra Yıldırım Beyazıt, Eski Malatya ve Elbistan'ı ele geçirmeyi planladı. Memlük sultanı Berkuk'un ölümü ile yerine geçen Ferec'in küçük yaşta olması ve devlet adamları arasında çıkan anlaşmazlıklar Yıldırım Beyazıt'a aradığı fırsatı verdi. Memlüklüler'den, Eski Malatya'nın kendisine verilmesini isteyen Beyazıt, isteği reddedilince 1399 yılında şehri kuşatarak Eski Malatya'yı ele geçirdi. Darende de bu tarihte Osmanlılar tarafından alındı. Beyliğin başına Nasriddin Mehmet bey geçirildi.

Bu sırada, Anadolu'da Timur istilası başlamıştı. Timur'a karşı bazı düşmanca davranışlarda bulunan Nasriddin Mehmet, Memlüklüler'e bağlılığını gösterdi. Ancak, 1401 yılında Timur'un Eski Malatya'yı yakıp yıkması üzerine Timur'un egemenliğini kabul etti. Memlüklüler'le anlaşarak Timur'a karşı birlikte hareket etmek istediyse de Malatya'yı ele geçiren Osmanlılara kızgın olan Memlüklüler teklifi kabul etmediler. 1402 Ankara savaşında Osmanlıların yenilmesi üzerine, Anadolu'da beylikler yeniden canlanmaya başladı. Daha sonra Dulkadiroğluları beyliği yüzünden Memlüklüler'e Osmanlılar arasında sürekli çatışmalar oldu. Hersek Zade Ahmet Paşa ile Hadım Ali Paşanın komutasındaki Osmanlı ordusunun Memlüklüler'e yenilmesi üzerine, Dulkadiroğlu Ala Ud-Devle (1479-1515) Osmanlılara karşı düşmanca bir tutum içerisine girdi. Çaldıran Savaşı'ndan sonra (1515) Yavuz Sultan Selim, Sadrazam Hadım Sinan Paşayı Dulkadir beyliği üzerine gönderdi. Dulkadir beyi Ala Ud-Devle, Turna Dağı Savaşı'nda yenilerek dört oğlu ile birlikte öldürüldü. Beyliğin başına Şahsuvar Bey'in oğlu Ali Bey, Osmanlı Hükümdarı adına hutbe okutmak ve para bastırmak şartıyla geçirildi. Böylelikle 1515 yılından itibaren Eski Malatya, Osmanlı hakimiyetine geçmiş oldu. Şahsuvar oğlu Ali Bey'in 1521 yılında ölümünden sonra Dulkadiroğluları'nın toprakları Beylerbeyliği olarak Osmanlı topraklarına katıldı. (28) Eski Malatya, 1515 yılından itibaren Osmanlı yönetimi altında huzur içerisinde yaşadı. 1577 yılında Suriye'de, Şam Diyade adlı Türkmen aşiretinden Şah İsmail olduğunu iddia eden bir kişi ayaklandı. Eski Malatya yöresindeki Türkmenlerin de ona katılmasıyla sayıları 50.000'i aşan asiler, Kırşehir yöresine kadar ilerlediler. Osmanlı Devleti bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı. 1582 yılından sonra İran'la yapılan savaşlar Anadolu'da karışıklıkları daha da arttırdı. Eski Malatya ve Sivas yöresinde ayaklanan Kizir oğlu Mustafa, adamlarıyla buraları haraca bağladı. Onun ölümünden sonra adamları, Eski Malatya'dan Niğde'ye kadar yayılarak ayaklanmalarını sürdürdüler. 1582 yılında, İran'la yapılan anlaşma sonrasında Anadolu askerlerinin büyük bölümü yurtlarına döndü. Osmanlı Devleti bundan sonra Calilileri (asileri) cezalandırma yoluna gitti. Eski Malatya yöresindeki asilerin bir kısmı yakalanarak cezalandırıldı. Geri kalanlar ise ayaklanmalarını sürdürdüler. 1596 yılında Kizir oğlu Mustafa'nın adamlarından Kelp İlyas oğlu Ali, Eski Malatya'da idi. Onun ve ünlü asilerden Karayazıcının merkezi yönetimle olan çatışmaları, Eski Malatya yöresine büyük zararlar verdi. Sivas beylerbeyi Alacaatlı Ahmet Paşa, halka zulümle davrandı. Emri altındaki askerler her yeri yağmaladılar. Arapgir kadısı Taret Efendinin İstanbul'a gönderdiği 1603 tarihli mektuplar bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

XIX. yüzyılın başlarında, Eski Malatya kenti harap bir durumdaydı. Yılın yaklaşık 9 ayını bağlarda geçiren halk, bu yörelerde yerleşme eğilimindeydi. Kent de bu sebepten dolayı gelişemiyordu. 1835 yılında Malatya'dan geçen J. Brand, kentin sürekli eşkıya saldırısına uğradığını sıkça görülen salgın hastalıklardan zarar gördüğünü belirtmektedir.

1838 yılında, Osmanlı ordusu komutanı Hafız Paşa, karargahını Harput Mezradan Eski Malatya'ya taşıyınca, Eski Malatya (Battalgazi) tamamen terk edilmeye başlandı. Askerlerini barındıracağı ev bulamayan Hafız Paşa, bağlara göçen halkın evlerine el koydu. Ordu, 1838-1839 kışını Eski Malatya'da geçirince kent halkı bağlara sığınmak zorunda kaldı. Bağların bulunduğu Asbuzu yöresi (bugünkü) Malatya olarak gelişmeye başladı. Ordu Nizip Savaşı için Eski Malatya'dan ayrıldıktan sonra, halk harap olmuş evlerine dönmedi. Eski Malatya'dan geçen İngiliz gezgin, W. F. Ainsworth, askerlerin ayrıldığı kentte, yıkık 500 ev bulunduğunu yazmaktadır. Charles Texier de, kervansarayların ıssız, evlerin perişan olduğunu belirttikten sonra Eski Malatya'nın yakında kent olmaktan çıkacağını belirtmektedir.

Yeni Malatya'nın kurulduğu Asbuzu yöresi, sulu bahçeler ve bağlardan oluşmaktadır. Ayrıca bağ ve çevrelerinde ufak yerleşim yerleri de bulunmaktaydı. Zamanla dış mahalleler Asbuzu ile birleşti. Malatya XIX. yüzyıl boyunca küçük bir kent olarak kalmış, asıl gelişmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur. 1521 yılında Maraş (Dulkadiriye) eyaleti kurulduğunda Malatya bu eyalete bağlı bir sancaktı. Ayn-ı Ali Efendinin Kavanın-i Al-i Osman risalesine göre, 1609 yılında Maraş eyaleti sancakları arasında Malatya da bulunmakta idi. Bu durum uzun süre değişmemiştir. Başbakanlık Arşivi, Maliyeden müdevver 9.590 nolu deftere göre, 1777-1787 yıllarında Malatya Rakka (Suriye Şehri) eyaletine bağlıydı. Bu tarihte Malatya Sancağının kazaları şunlardı: Kâhta, Taşabad, Şuuremaa Bucak, Gerger, Besni, Maşra, Hısınmansur (Adıyaman), Samsat, Dostibirke. Bu dönemde Arapgir, Sivas eyaletine bağlı bir sancaktı. Darende ise Sivas eyaletine bağlı, Divriği sancağının kazası idi.

Eski Malatya'da 1518-1530-1560 yıllarında üç defa sayım yapılmıştır. 1530 yılında kent nüfusu 7300 kadardı. 1560 yılında ise 8700' ü bulmuştur. XVI. yüzyıl ortalarında Eski Malatya'da 32 mahalle vardı.

Malatya yöresi, Osmanlıların klasik döneminde, Maraş eyaletine bağlı bir Liva (Sancak) idi. 1831 yılındaki idari değişiklikle, Eski Malatya Livası, Maraş Merkez Liva, Samsat ve Gerger Livalarıyla birlikte Maraş eyaleti sınırları içinde yer almakta idi.

1847 yılındaki idari bölünmede Malatya Livasının bu defa Harput eyaletine bağlandığı görülmektedir. Malatya'nın yanı sıra, Harput eyaletinin diğer Livaları Merkez Liva, Arapgir ve Besni'dir.

1867 yılındaki vilayet nizamnâmesi ile, Malatya Liva olmaktan çıkıyor ve kazaya dönüşüyordu. Bu dönemde Malatya kazası, Diyarbakır vilayetinin Mamuret ül Aziz sancağına bağlı kazası idi.

1877 yılındaki Devlet Salnamesi, Malatya'nın, Diyarbakır vilayetine bağlı bir sancak olduğunu kaydetmektedir. Bu dönemde, Malatya sancağının kazaları, sırasıyla, Akçadağ, Besni, Hısınmansur ve Kâhta idi. Arapgir kazası ise Mamuret ül Azize bağlı idi. 1892 yılındaki Devlet Salnamesi, Malatya sancağının Diyarbakır vilayetinden alınarak, Mamuret ül Aziz vilayetine verildiğini belirtmektedir. Bu dönemde, Malatya sancağının kazaları, 1877 yılındaki durumlarını muhafaza etmekte idi. Cuinet, Malatya Sancağının 1891 yılında 5 kazası, 9 nahiyesi ve toplam 1240 köyü olduğunu yazmaktadır.

1918 yılında Malatya sancağı, 1892 yılındaki durumunu korudu. 1881-1893 yılları arasında Malatya Merkez Kazası'nın 133.244 kişi nüfusu vardı. Cuinet, 1892 yılında Malatya sancağının toplam nüfusunun 216.280 olduğunu belirtmektedir. Cumhuriyetle birlikte (20 Nisan 1924 Anayasası 89. maddesi) il olan Malatya, yabancı işgaline uğramayan, nadir kentlerinden biridir. Malatya Ali Galip olarak bilinen ve Mustafa Kemal'in tutuklanmasını amaçlayan olayın dışında önemli bir hadiseye şahit olmamıştır. Malatya, Mondros Mütarekesi döneminde, Karargahı Diyarbakır olan 13. Kolordunun denetimi altında idi.
 
CUMHURİYET DÖNEMİ

1838 yıllarında, Eski Malatya’nın terkedilişi aynı zamanda osmanlı İmparatorluğunun tükeniş zamanına rastlar. 1826 da yeniçeri ocağının kapatılması ile Askeriyenin zayıflaması, İdarece kötü bir yönetim sergilenmesi, II. Mahmut dönemidir. Devleti yeniden güçlendirme çabaları içine düşen yönetim, aynı zamanda bir çok yerde toprak kayıplarını engelleyemiyordu.

İşte ; Eski Malatya, yüzyıllarca hüküm süren  bir imparatorluğun çöküşü paralelliğinde  terkedilmiştir. O zamanlar Anadolu topraklarının en zor dönemi yaşaması, Mevcut varlığını yitirmeye başlaması, ekonomisinin her yönüyle tükenmesi, büyük göçlerin yaşanması, kısaca yaşamın tam durma noktasındadır.

Zaten yeterli çabalarının karşılığını alamayan (Eski) Malatya, aspuzu yaylasında, tarıma daha çok ağırlık verme gayretiyle yerleşmiştir. bir kısmı zaten boş olan evlerden başka, geri kalan halkı da, buraya yerleşen ordu sebebiyle, Eski Malatya yı terketmek zorunda kalmışlardı.

İşte bu dönemlerde,  Devletin en üst kademelerinde büyük karışıklıklar yaşanıyordu.

1839 da başa geçen  Padişah Abdulmecit, Tanzimatı ilan etti. Ancak bu yenilenme çabaları, aydın kesimlerin idareye yoğun olarak karışmalarına, eleştiri dozunun artmasına, yönetime katılma isteğine ve bir başıboşluk meydana gelmesine neden oldu. Bu dönemde güçlenen basın büyük bir halk muhalefetinin ortaya çıkmasına sebep oluyordu ve büyük bir iç karışıklık  yaşanıyordu.

Başta  İstanbul olmak üzere, Anadolu topraklarına düşman askerlerinin girmesi, Osmanlının son yönetiminin idaredeki rehaveti nedeniyle, dış güçlerin  Osmanlı topraklarına göz dikmelerine sebep olmuştur. Güçlü bir yapılanmayı ihmal eden o dönemin Osmanlı idaresi, baskı altında ve ekonomisi çok zayıf bir durumda düşmana teslim olup-olmama vaziyetine düşmüştür. Bu süre zarfında askere çağrılan gençlerin bir çoğu, çok dağınık bir alanda meydana gelen savunmalarda şehit olmuşlardır. Yemenden, İstanbula kadar büyük bir alanda süren mücadeleler kayıplara sebep olmuştur.1877-1878 de Rus savaşına katılan ve donarak ölen askerlerin büyük çoğunluğu bu yöre insanlarıdır. Çeşitli Erzurum ve Yemen türkülerinin, manilerinin söylenmesi bu süreçlerde ortaya çıkmıştır.

Bu karışık günlerde, Malatya yöresinin insanları diğer vilayetlerdeki vatansever halk ile birlikte mücadelelere katılmışlardır. Bu halk mücadeleleri 1918 yıllarına kadar devam etmiştir.

Mustafa Kemal’in emriyle Vatan savunma satıhlarında görev almışlardır .

Malatya, Kurtuluş mücadelelerini, Kurtuluş savaşını yeni kurulduğu yerinde karşılamıştır. Kurtuluş Savaşına katılan Malatya halkı, erlerinin çoğu  Anadolunun bir çok vilayetinden katılanlar ile birlikte savaşta şehit düşerek  geri dönmemişlerdir.

İşte bu zor şartlarda Malatya yeni yerinde, Osmanlının Devet yönetiminin şekil değiştirdiği; Tanzimatı ilan ettiği tarih ile Cumhuriyetin kuruluşuna kadar geçen bir zaman zarfında kurulmuştur.

Tarihte tüm eski Türk devletlerinin gerek kuruluşuna gerekse kalkınmasına tanık olmuş, ev sahipliği yapmış ve yaşamış olan, her medeniyet devrinin değişikliğini içerisinde barındıran; Eski Malatya, nihayetinde bu dönemlerde terkedilmiş, Çağdaş Türkiye kurulurken yani, Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğunda artk ;Yeni Malatya  vardır.

Bu sebeptendir ki ;Malatya ilinin tarihi dendiğinde, Eski Malatyanın, yani;  Battalgazi İlçesinin tarihi olarak anlaşılmalıdır.

Eski Malatya, Türk Tarihinde bir devrin kapanışı ve bir devrin kuruluşuna, fiziki yapısıyla, yer değişimiyle katılan  bir  temsilci olma niteliğindedir. Bir devletin yıkılışıyla ,bulunduğu konumu terketmiş, yeni bir devletin kuruluşuyla da yeni bir bölgede yeniden filizlenmiştir.

Malatya, Cumhuriyeti yeni yerinde, yeniden doğarak karşılayan bir İl olmuştur.

( Eski) Malatya Adının Aslı

Eski Malatya, kuruluş ve isim itibariyle başlangıçtan zamanımıza kadar büyük bir değişikliğe uğramadan gelen Anadolu şehirlerinden birisidir. Kültepe vesikalarında “Melita” şeklinde görülen Eski Malatya’dan Hitit vesikalarında “Maldia” olarak bahsedilmektedir. Asur İmparatorluk devri vesikalarında ise Meliddu, Melide, Melid, Milid, Milidia olarak geçmektedir. Urartu kaynaklarında ise Melitea denilmektedir. Eski  Malatya kelimesinin Hititçe “Bal” anlamına gelen “Melid”den türediği anlaşılmaktadır. Hitit hiyeroglif kitabelerinde  Eski Malatya şehri, bir öküz başı ve ayağı ile ifade edilmektedir.

Eski çağ coğrafyacılarından Strabon (M.Ö. 58- M.S. 21) ( Eski ) Malatya’yı sürekli “Melitene” adı ile zikretmiştir. Kesin olarak yerini vermediği geniş bir alan içerisinde “Kataonia” ile Fırat Nehri arasında Kommagene sınırında Kapadokya Krallığı’nın (M.Ö. 280-212) on Valiliğinden birisi olarak gösterir. Ona göre Melitene, Sophane (takriben bugünkü Elazığ ile Fırat Nehri arasındaki bölgeyi ifade eder) nin karşısında kurulmuş bir eyalet olduğu kadar kentleri bulunmayan bir bölgenin adıdır. Strabon’a göre bu yöre; zeytin-üzüm ve meyva ağaçlarıyla bezenmiş, Kapadokya’da bir benzeri bulunmayan tek yerdir.

Pline’ye dayanarak ( Eski ) Malatya’nın Asur kraliçesi Semiramis tarafından “Meliten” adıyla kurulduğunu kayıt eder. Bu bilgi, daha sonraki çalışmalarda aynen doğrulanmıştır.

Gelişen Maldia-Melitene (Malatya), Kalkolitik çağdan beri iskan görmüş ve bugünkü Aslantepede 27 kültür katı bırakmıştır. Buradan 4 km. kuzeyde yer alan Eski Malatya’ya (Battalgazi) M.S. 79-81 yıllarında Roma kralı Titus zamanında lejyon karargah olarak taşınmıştır. Yine şehre bu dönemde de Melitene adı verilmiştir. Artık bundan böyle bir şehir adı olarak bu isim kullanılmaya başlanacaktır. Roma şehir surları bu dönemde yapılmaya başlamıştır. Burası Roma devrinde, Hudutlarının korunması, coğrafi konumu ve jeopolitik önemi dikkate alınarak mühim bir merkez olarak muhafaza edilmekteydi. Bizans döneminde de bu değerini siyasi iktisadi bakımdan da korumuştur.

Bizans-Arap mücadelesi sonucunda şehir, İslam hakimiyetine geçmiştir. (M.S. 659) Bizans kaynaklarında da Melitene şeklinde kullanılan ( Eski ) Malatya şehir adı, Araplar tarafından, kadim şekline yakın bir imla ile “Malatiyye” adıyla anılmaya başlanacaktır. Araplar, “Sugur El-Cezeriye”nin merkezi haline getirdikleri bu şehri aynı zamanda bölgenin en büyük ve mamur bir beldesi yapmışlardır. Abbasilerden Harun Reşit döneminde (M.S. 786-809) “El-Avasım” adıyla oluşturulan müstakil bir idari bölgenin merkezi olma hüviyetini kazanır. Böylece ( Eski ) Malatya, İstanbul’a kadar uzanan Rum kazalarının hareket üssü olma özelliğini de taşır. Bu merkezin bir diğer özelliği ise Tarsus, Adana, Maraş şehirleri gibi Horasan’dan nakledilen Türkler’in önemli bir yerleşim yeri durumuna gelmiş olmasıdır. (Eski) Malatya’ya çok eski zamanlardan beri çeşitli sebeplere bağlı olarak Türk yerleşiminin olduğunu bilmekteyiz. Bu bölgede Türk varlığı, Arap-Bizans mücadeleleri sırasında ortaya çıkmıştır. Türkler, bu güzel ve önemli beldenin adını değiştirmeyerek Araplardan aldıkları ( Eski ) Malatya şekliyle günümüze taşımışlardır. 11. Yüzyıl başlarndan itibaren Anadolu bir Türk yurdu haline gelmeye başlamıştır. Bu bölgede Türk-Bizans mücadelelerinin odaklaştığı şehirlerden biri olmuştur. 1056-1101 yılları arasında birkaç defa el değiştirmiştir. 1101 yılında Danişmentli Melik Muhammed Gazi’nin hakimiyetine geçen ( Eski ) Malatya, bir daha kayıp edilmemek üzere Türk Beldesi haline getirilmiştir. Selçuklular döneminde “Vilayet-i Malatya” olarak anılan şehir, bir üstünlük ve asalet ifadesi olarak “Daru’r-Rifa” (Saadet, mutluluk yeri) olarak anılmıştır.

Memlüklü devleti kaynaklarında, Dulkadirliler ve diğer Türkmenlerle meskun olan Malatya ve havalisi için “İklim Al-Ozaria Üzeyir Ülkesi” lakabı kullanılmıştır.

Osmanlılar döneminde aynı adla anılan şehirde 1838 yılında Osmanlı ordusu ikamet ederek kışlamıştır. Yöre insanı Aspuzu bağları olarak bilinen yazlığa göç etmiş, orada yerleşerek bugünkü şehir oluşmuştur. Malatya, günümüze modern bir yapılanma ile gelirken asıl tarih çekirdeğini oluşturan battalgazi (Eski Malatya), bugün turistik bir ilçe olarak varlığını sürdürmektedir.

Kısaca Eski Malatya şehrimizin temelleri, Hititler zamanında atılmış ve Hitit devrindeki "Melidu" kasabası bu gün değişik isimler alaraktan ( Eski ) Malatya olmuştur. 

BATTALGAZİ ADININ  ASLI

           Battalgazi bu ilçede doğmuştur. Bilgili ve alim bir kişidir. Dört dini kitabı çok iyi okumuştur. Adaletlidir. Türkçe'nin dışında Arapça, Farsça,Rumca ve çeşitli lehçeleri ana dili gibi konuşmaktadır. Kendini sevdiren arkadaş ve dost canlısı kişiliği vardır. Kişiliğiyle düşmana korku , dosta güven veren mertliği ve cesareti vardır. Peygamber efendimizin bile onun geleceğini müjdelemiş olması, kutsal mayalanmış olması muhteşem bir kişiliğe sahip olduğunun göstergesidir.

İşte Battalgazi İlçesinin adının kaynağını böyle  bilge bir kişiden almış olan ilçemiz, Eskimalatya kasabası olarak, Belediye meclisimizin talebi üzerine, İl İdare Kurulunun 07.05.1987 tarih ve 2093 sayılı kararı ile ilçe olması karara bağlanarak, İçişleri Bakanlığına sunuldu.

           04.07.1987 tarih ve 19507 sayılı resmi gazetede ilçe olduğu ilan edilerek bu  her yönüyle takdire şayan Türk yiğidi, destanlaşmış kahraman BATTALGAZİ ismini almıştır.

İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ :

1988 yılında Battalgazi lisesinde  kurulan,kadrosunda  1 Müdür,2 Şube Müdürü, 2 Şef,5 Memur,3 yardımcı hizmetli vardır. 1989 Yılında Battalgazi Belediyesince yaptırılan hizmet binasına taşınmış. Battalgazi Lisesi hizmet binasının uygun olması ve Belediye Hizmet Binasında yeterli yer olmaması nedeniyle 1997 yılında yeniden  eski yerine taşınmıştır.

EĞİTİM ÖĞRETİM DURUMU:

İlçe merkezinde,1 Lise ,1İ.H.Lisesi ve biri  Y.İ.B. Okulu olmak üzere 11 İlköğretim okulu bulunmaktadır. Hatunsuyu Beldemizde  1 Lise,5 İlköğretim  okulu,Hasırcılar Beldemizde ise 1 İlköğretim okulu ve köylerimizde de 13 İlköğretim okulu  vardır. Bir başka ifade ile,İlçe genelinde,1 H.E.M,2 Lise, 1 İ.H. Lisesi,1 Y.İ.B. Okulu ve 29 İlköğretim okulu  olmak üzere,toplam 33 eğitim kurumu vardır. Okullarımızın  iki tanesi geçici hizmet binasındadır.Birisi ziraat meslek lisesi binalarından diğeri Ağılyazı köyünde D.D.Y. na aittir.Ayrıca 44 yatak kapasiteli özel yurt vardır.

a) OKULLARIN  KISA TARİHÇELERİ:

1-BATTALGAZİ LİSESİ

Okulun ilk açılış tarihi 1969-1970 Öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığınca Eskimalatya Orta Okulu olarak açılmıştır. 1975-1976 eğitim-öğretim yıllarında lise kısmı açılınca Milli Eğitim Bakanlığınca Eskimalatya Lisesi adı verildi. Eskimalatya 1989 yılında ilçe olunca BATTALGAZİ İlçesi olarak adlandırıldı 1992-1993 eğitim-öğretim yıllarında Milli Eğitim Bakanlığınca bu okulumuz Battalgazi Lisesi olarak adı değiştirilmiştir. 2002-2003  eğitim-öğretim döneminde Okulumuz Yabancı Dil Ağırlıklı lise bölümü açılmıştır.2004-2005öğretim yılında 26  yönetici öğretmeni  532  öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 6910 m2 dir. Maliye hazinesidir.

2-İMAM-HATİP LİSESİ

Battalgazi İmam Hatip Lisesi,Cami ve Kur’an Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından,Kur’an kursu açılması amacıyla inşa edilen ancak daha sonra İmam Hatip Lisesine dönüştürülen ve şu anda Turgut Özal İlköğretim okulu olarak kullanılan binada 18 şubat 1986 tarihinde Malatya merkez imam hatip lisesinin pansiyonlu şubesi olarak eğitim öğretime başlamış.1992 yılında belediye  tarafından bağişlanan arsa üzerine okul binasının 1993 yılında temeli atılmış 1996 yılında tamamlanmıştır.1997 de başlanıp 1999 tarihinde bitirilen pansiyon binası 170 öğrenciyi barındırmaktadır.215 öğrencisi,19  yönetici ve öğretmeni vardır. Arsası toplam 15000 m2 dir

3-DR. SADETTİN HACIEVLİYAGİL LİSESİ

Bu okulumuz 1987 yılında Milli Eğitim Müdürlüğünce Hatunsuyu Ortaokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır. 1991 yılında Dr. Sadettin Hacıevliyagil okulun üst katını yaptırmıştır.Okulun adı Dr. Sadettin Hacıevliyagil Lisesi olarak değiştirilmiştir. “B” tipi olan okulda 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 13 öğretmen 2 idareci  görev yapmakta olup, 178 öğrenci eğitim-öğretme devam etmektedir. Arsası toplam 6740 m2 dir Maliye hazinesidir.

4-ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU

Atatürk İlköğretim Okulu 1981 yılında Atatürk İlkokulu olarak öğrenime açılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra Birleştirilmiş Sınıflı Atatürk İlköğretim Okuluna dönüştürülmüştür. Bu okulumuz “C” tipi olup, 2004-2005 eğitim-öğretim döneminde 4 öğretmen görev yapıp 94 öğrenci öğrenim görmektedir. Arsası toplam 5600 m2 dir. Maliye hazinesidir.

5-BATTALGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU

Battalgazi İlkokulu 1965 yılında Ziraat Meslek Lisesi binasında eğitime açılmış olup, 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra “B” tipi okul olarak İlköğretim Okuluna dönüştürülmüştür. 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 idareci 11 öğretmen  görev yapmakta olup, 201 öğrenci öğrenim görmektedir.Geçici binadır.

6-FATİH İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1985 yılında Dolamantepe İlkokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır. 24.03.1997 tarih ve 300/559 sayılı yazı ile Fatih İlkokulu olarak adı değiştirildi, 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra “B” tipi okul olarak İlköğretim okuluna dönüştürülmüştür. 2000-2001 eğitim-öğretim yılında 6.7. ve 8. sınıfları olmayan Fatih İlköğretim Okulunda 14 öğretmen görev yapmaktadır.2002-2003 Öğretim yılında İlköğretim birinci kademede toplam 6 derslikte ikili öğretim  yapılmaktadır. Her yıl yaklaşık 60 öğrencinin kayıt yaptığı görülmektedir.Okulumuz   Merkez Atatürk ,Kadıçayırı, ve Çolakoğlu köylerinin birinci kademesini tamamlayan 44  öğrencinin  rahatlıkla 6,7,8, sınıflara  devam edebilecekleri yakınlıktadır. Birinci kademede ve ikinci kademe öğrenci  potansiyeli toplamı  650 kadar olan  okulumuz  7469 m2   arsa kullanılmaktadır.Fatih İlköğretim okulunun bulunduğu bölge Dolamantepe ve Bahçelievler mahalleleri sürekli göç almaktadır.  Mevcut 6 dersliğin ayrı ayrı binalar olması,ilk yapılan binada ise bazı çatlakların oluşması nedeniyle en az 20 dersliğe ihtiyaç duyulmaktadır.2004-2005 Eğitim-Öğretim döneminde 2 idareci 12 öğretmeni ve 277 öğrenci öğrenimine devam etmektedir.

7-GAZİ İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1963 yılında Gazi İlkokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır. 1999 yılında bakanlığın tip projesine göre yapılan yeni binasına taşınmıştır.Eski binası İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü hizmet binası olarak  kullanılmaktadır, 2004-2005 eğitim yılında 1 idareci 20  öğretmeni olup, 448  öğrenci öğrenimine devam etmektedir. Arsası toplam 5616 m2 dir Arsa Malatya valiliği adına kayıtlıdır.

8-HÜSEYİNGAZİ İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1972 yılında Serintepe İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. 1995 yılında İlköğretim okuluna dönüştürülerek Hüseyingazi İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir.Tipi “B” olan ilköğretim okulunda 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 idareci 5 öğretmen görev yapmakta olup, 116 öğrenci öğrenim görmektedir. Arsası toplam 5616 m2 dir

9-KARABABA İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1988 yılında Karababa İlkokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrası İlköğretim okuluna dönüştürülmüştür.  2004-2005 eğitim-öğretim yılında 12 öğretmeni ve 215  öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 5616 m2 dir Belediye tarafından arsası verilmiştir.

10-MİLLİ EGEMENLİK İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1977 yılında Milli İlkokulu olarak eğitim öğretime açılmıştır. 1993 yılında Milli Egemenlik İlkokulu olarak adı değiştirilmiştir. 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrası İlköğretim okuluna dönüştürülerek “B” tipi olan okulumuzun 2004-2005 eğitim öğretim yılında 6.7. ve 8.sınıfları mevcut olup 11 öğretmeni ve 158 öğrencisi bulunmaktadır.2000 yılında halk katkısı ile ek 4 derslik yapılmıştır. Arsası toplam 5616 m2 dir Arsası

11-SELÇUK İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1948 yılında Ahmet Kınık İlkokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır.1960 yılında Selçuk ilkokulu olarak değiştirilmiştir.1984 yapılan ilave 8 derslikle eğitim öğretime devam edilmiştir. 1995-1996 eğitim-öğretim yılında İlköğretim Okuluna dönüştürülen “A” tipi olan okulumuzda 2003-2004 eğitim-öğretim yılında 2 idareci 28   öğretmeni ve 721 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 2500 m2 dir Arsa Malatya valiliği özel idare adına kayıtlıdır .

12-ŞEHİT ERDAL ALPKILIÇ İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1991 yılında Karahan İlkokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır. 1994 yılında İlköğretim okuluna dönüştürülerek Şehit Polis adı verilerek Şehit Erdal Alpkılıç İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. “A” tipi olan okulun 2004-20045öğretim yılında 2 idareci 6 branş öğretmeni, 5 sınıf öğretmeni ve 330 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 5616 m2 dir. Belediye tarafından arsası verilmiştir

13-TURGUT ÖZAL İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuzun binası 1991 yılında İmam-Hatip Lisesi olarak eğitime açılmıştır. Ancak İmam-Hatip Lisesi yeni yapılan pansiyonlu binasına taşındıktan sonra bu bina İlköğretim Okuluna verilmiştir. “B” tipi olan T. Özal İlköğretim Okulu 2000-2001 eğitim-öğretim yılında açılmış olup,2004-2005 eğitim öğretim yılında 2 idareci 9 öğretmeni,  ve 300 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 5616 m2 dir

14-YATILI İLKÖĞRETİM BÖLGE OKULU

1974 yılında eğitime açılan Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 124550 m2 üzerine yapılmıştır.93000 m2 arazi alanı olup 43000 m2 sulanabilir 50000 m2 işlenemeyen arazidir.  okulun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında  4 idareci 16 branş öğretmeni, 6 sınıf öğretmeni ve 636 öğrencisi bulunmaktadır.Pansiyon kapasitesi 570 öğrencidir. Arsa 124550 m2 Malatya valiliği adına kayıtlıdır

15-AĞILYAZI İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1990 yılında DDY lojmanında Ağılyazı İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra İlköğretim Okulu olarak değiştirilen okulda birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılmaktadır. 6.7. ve 8.sınıfı olmayan, “C” tipi olan bu okulun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 1 sınıf öğretmeni ve 23 öğrencisi bulunmaktadır.

16-ALİŞAR İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1950 yılında Alişar İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra  Alişar İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları bulunmayan  “C” tipi olan bu okulumuzda, 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve 52 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 983 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

17-ALİŞAR BAYRAMTUT İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1981 yılında Alişar Bayramtut İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrasında  Alişar Bayramtut İlköğretim Okulu olarak adı değişti-rilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları olmayan “C” tipi olan okulumuzda, 20042005 eğitim-öğretim yılında 1  1 sınıf öğretmeni ve 32 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 2000 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

18-ALİŞAR KÖRMOLLA İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1974 yılında Alişar Körmolla İlkokulu adıyla eğitimi açılmıştır. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrasında Birleştirilmiş Sınıf Alişar Körmolla İlköğretim Okulu olarak adı değişti- rilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları bulunan “C” tipi olan okulda 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 12 öğretmeni ve 172 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 2000 m2 dir.

19-BORAN İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1985 yılında Boran İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrasında  Boran İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilen “C” tipi okulun 6.7. ve 8. sınıfları olmayan okulun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve38 öğrencisi vardır. Arsası toplam 2608 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

20-ÇOLAKOĞLU İLKÖĞRETİM OKULU

Çolakoğlu İlkokulu olarak 1962 yılında eğitime açılan bu okulumuz 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra  Çolakoğlu İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları olmayan “C” tipi okulumuzda 2004-2005 eğitim-yılında 2 sınıf öğretmeni görev yapmakta olup, 36 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 23700 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

21-HASIRCILAR İLKÖĞRETİM OKULU

1957 yılında Hasırcılar İlkokulu olarak eğitime açılan bu okulumuz 1999 yılında İlköğretim okuluna dönüştürülmüştür. “B” tipi olan Hasırcılar İlköğretim Okulunun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 10 branş öğretmeni, 5 sınıf öğretmeni ve 259 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 5625 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir. 2004 -2005 eğitim –öğretim  Yılında p; 12 derslik yeni bina yapılmıştır.

22-HATUNSUYU İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1950 yılında Hatunsuyu İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. 1996 yılında İlköğretime dönüştürülen “A” tipi olan okulun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 idareci 15 branş öğretmeni, 10 sınıf öğretmeni ve 546 öğrencisi bulunmaktadır.2003-2004 Öğretim yılında tamamlanan yeni binasında eğitim- öğretime devam etmektedir. Arsası toplam 6000 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

23-HATUNSUYU ÇİÇEK İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1983 yılında Hatunsuyu Çiçek İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrası Hatunsuyu Çiçek İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları olmayan “C” tipi olan bu okulun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 6 sınıf öğretmeni ve 121 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 1500 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

24-HATUNSUYU KARAOĞLAN İLKÖĞRETİM OKULU

1975 yılında eğitime açılan Hatunsuyu Karaoğlan İlkokulu 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra   Hatunsuyu Karaoğlan İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfıları olmayan “C” tipi olan bu okulumuzun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve 31 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 1500 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

25-HATUNSUYU PALABIYIK İLKÖĞRETİM OKULU

1978 yılında eğitime açılan Hatunsuyu Palabıyık İlkokulu 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra  Hatunsuyu Palabıyık İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları olmayan,“C” tipi olan bu okulumuzun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve 38 öğrencisi bulunmaktadır. . Arsası toplam 1500 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

26-HATUNSUYU SARAY İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1991yılında Hatunsuyu Saray İlkokulu eğitime açılmıştır. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra Hatunsuyu Saray İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları olmayan, “C”  tipi olan bu okulumuzun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve 43 öğrencisi bulunmaktadır. . Arsası toplam 1500 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

27-KADIÇAYIRI İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1983 yılında Kadıçayırı İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. Ancak 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra  Kadıçayırı İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8. sınıfları olmayan, “C” tipi olan bu okulumuzun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 3 sınıf öğretmeni ve 65 öğrencisi bulunmaktadır. . Arsası toplam 1500 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

28-KEMERKÖPRÜ İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1966 yılında Kemerköprü İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. 1998 yılında İlköğretim Okuluna dönüştürülen ve Kemerköprü İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilen “B” tipi olan bu okulun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 idareci 5 branş öğretmeni, 5 sınıf öğretmeni ve 174 öğrencisi bulunmaktadır. . Arsası toplam 5050 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

29-KULUŞAĞI İLKÖĞRETİM OKULU

1964 yılında eğitime açılan Kuluşağı İlkokulu 8 yıllık kesintisiz eğitimden sonra Kuluşağı İlköğretim Okulu olarak adı değiştirilmiştir. 6.7. ve 8.sınıfları olmayan bu okulumuzun 2004-2005 eğitim-öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve 47 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 1900 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

30-ŞEHİT AHMET FIRAT İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1986 yılında Toygar İlkokulu olarak  eğitim açılmıştır. 1987 yılında ikinci kattı yapılan binanın bu kısmı ortaokul olarak eğitime açılmıştır. Aynı binada ilkokul ve ortaokul kısmı iki ayrı müdürlük olarak 1990 yılına kadar eğitim-öğretime devam ediyordu. 1990-1991 öğretim yılında İlkokul ve Ortaokul kısmı  birleştirilerek Toygar İlköğretim Okulu adı verildi. Şehit isimleri okullara verildikten sonra 1992 yılında okulun ismi Şehit Ahmet Fırat İlköğretim Okulu olarak değiştirilmiştir. “B” tipi olan okulumuzun 2004-2005 öğretim yılında 7 branş öğretmeni 6 sınıf öğretmeni ve 113 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 5000 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

31-ŞİŞMAN İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1981 yılında Şişman İlkokulu olarak eğitim-öğretime açılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrası okulun adı Birleştirilmiş Sınıflı Şişman İlköğretim Okulu olarak değiştirilmiştir. 6.7. ve 8. sınıfları olmayan “C” tipi olan bu okulun 2004-2005 öğretim yılında 1sınıf öğretmeni ve 16 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 3100 m2 dir.Arsa köy tüzel kişiliğine aittir.

32-YARIMCAHAN İLKÖĞRETİM OKULU

Bu okulumuz 1971 yılında Yarımcahan İlkokulu olarak eğitime açılmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitim sonrası okulun adı  Yarımcahan İlköğretim Okulu olarak değiştirilmiştir. 6.7. ve 8. sınıfları olmayan “C” tipi olan bu okulun 2004-2005 öğretim yılında 2 sınıf öğretmeni ve 50 öğrencisi bulunmaktadır. Arsası toplam 2500 m2 dir. Arsa Malatya valiliği özel idare adına kayıtlıdır.

HALK HANGİ TÜRBEYE NİÇİN GİDER

Battalgazi, Dünya kurulduğundan beri bir çok medeniyeti barındırmış, yaşatmış,  yakın yada uzak bölgelere dağıtmıştır.

İnançların, yaşamış olan topluluklarda aşamalarla gelişme gösterdiği M.Ö. medeniyetlerinden, Miladi yılların başlangıcı ve neticesinde, çeşitli din,dil, ırk ve kültürlerin dolup boşaldığı; Battalgazi, bölgesine egemen bir yapı taşıması neticesinde önemli bir medeniyet hazinesi kimliğine sahiptir. Bu bölge dinler kültürünün iç içe yaşadığı nadir şehirlerden biridir.

Battalgazi, ermişler diyarı, kahramanlar meydanıdır. Buralarda yaşayanlar büyük hizmetler yapmışlardır. Bu dünyadan göç eden değerli zatlara karşı halk sorumluluğunu unutmaz. Bu sahiplenme ile o ermiş kişilerin  kendilerine maneviyatla sahiplik yaptıkları inancı hakimdir. Bunun neticesinde kendi gönüllerinde yaşattıkları  onları birer vasıta edinerek, Allah’a dua eder, yalvarırlar.

Bu Allah’a yalvarışlar, gerçek anlamda bazı kesimlerde şekil ve ifade değişikliğine uğradığı , hurafe boyutlarına taşındığı, Dua ve dilek istekleri batıl inanç haline getirildiği görülür.(ağaçlara bez bağlama-mezar taşına taş yapıştırma-kömürle yazı yazma-nefessiz olarak koşma-çöpten yapılan ev ve beşikler-yerlere çizilen resimler-yerde sürünerek yaklaşmak gibi)

Uzun yllar yerleşim yeri olan Battalgazi de, dolup boşalan her devrin birer ikişer   ulu insanı, erenleri, pir’ leri olmuştur. Bu ermiş zat’lara ait mezarların bir çoğu izi belirsiz, ismi unutulur hale gelmiştir. Ancak günümüzde unutulmayıp, bu günlere taşınan  çok sayıda türbe ve ziyaret vardır. Biz bunlardan en çok ilgi çekenleri ve ziyaret amaçlarını belirteceğiz.

KIRK KARDEŞLER

Anlatılan efsanesi sebebiyle Çocuğu olmayan kadınlar, buradaki beşiği sallarlar.  tuttukları dileğin kabul edileceğine inanırlar. Ayrıca buraya dikilen bir de dilek taşı vardır. Bu dilek taşına küçük taşlar temas ettirilir. Bu küçük taşlar yapışırsa tutulan dileğin yerine geleceğine inanılır. Ayrıca “mezarlar arasında nefessiz üç tur koşabilen kişinin dileği kabul görür.”  inancı hakimdir.

HÖTÜM BABA (DEDE)
           
Yürüme yaşı geçtiği halde, yürüyemeyen küçük çocukların yürümesi için, bu ziyarete götürülür. İsminden de anlaşılacağı gibi; hötüm olmuş, yani yürüme kabiliyetini yitirmiş hastalar da iyileşmek umuduyla  buraya gelirler.

HASAN BASRİ ZİYARETİ  (KORUCUK TÜRBESİ)
           
Bu türbeye Korucuk denmesinin sebebi, Karakaya Baraj gölü altında kalan korucuk köyünden nakledilerek getirilmiş olmasındandır. 1986 yıllarında, Karahan Mahallesinde, kırk kardeşler mezarlığı yanına türbe yaptırılarak konulmuştur.

Bu türbeye ait çeşitli efsaneler ve söylemler vardır. Söylemin bir tanesi Hasan Basri hazretlerinin  yıllar önce, bu günkü taşınmasını kastederek; “ Su ile geldim, su ile gideceğim..” sözü ilginçtir.

Zeka özürlü, psikiyatri sorunlu hastaların getirildiği bu ziyaret bölgede oldukça rağbet görmektedir.

VAİZ BABA  (VAİZ OCAĞI) MELİK SUNULLAH CAMİİ

İçerisinde ; Tevabil Gazi, Koca Vaiz ve Battalgazi’nin Aile efradından birinin mezarı vardır.

Uykuda korkan, korkulu  rüyalar gören, Albastı kişilerin korkularını gidermek için bu türbeye giderler. Ayrıca uyku uyumakta zorluk çekenler orada bulunan suyu orada bulunan özel tas ile içerlerse uyuma zorluğu kalkar inancındadırlar.

SIDDI ZEYNEB TÜRBESİ

Battalgazi’nin Eşi ile Annesinin adının aynı olması nedeniyle, Eşimi yoksa Annesi mi? Diye çelişki yaratan bir türbedir. Sıddı Zeyneb ismiyle anılan türbe, kümbet şeklinde, selçuklu mimari yapı tarzındadır.

İçeri duvarlarına birçok yazılar  yazılmaktadır. Bu yazılardan anlaşıldığı kadarıyla, genç nesle hitap etmekte, genellikle aşıkların birbirine yazdıkları aşk – hasret ve birbirlerine kavuşma yazılarıdır. Yine  çeşitli hastalıklara iyi geleceği, çare olacağı ümidiyle gidilir.

HIRSLI  BABA
           
Gazi İlköğretim okulu (Milli Eğitim Müd.) bahcesindedir. Türbesi yoktur. Mezar sonradan bakım görmüştür.

Buraya sinirli ve asabi olan çocuklar götürülür. Çocuğun ayağı bir iple ziyarette bulunan yere bağlanıp uzaklaşılır. Şayet çocuk o ipi kendi gücüyle koparırsa sinirinin yatışacağına inanılır.

EDİR İLE BEDİR TÜRBESİ

Atatürk Caddesi, yatılı okul yanı yol kenarındadır. İki mezar vardır. Yapısı sonradan ilave edilmiştir. Erkek çocuğu olmayan kadınlar, erkek çocuğunun olması için giderler.

İLÇEMİZDE EVLENME GELENEK VE ANANELERİ

KIZ ARAMA

Evlenecek çocuğu olan anneler,18-19 yaşlarındaki çocuklarına kız aramaya başlarlar.Evlenecek çocuk askerdeyken bu arama hızlandırılır.Kız aramanın en güzel yolu, çevrede yapılan düğünlere gitmek, eş-dost akrabalarla yapılan aile toplantılarında yada hamamda kız beğenmektir. Evlenecek oğlan,anne gözüyle çevredeki kızları göz hapsine alır.Onlara not verir ve değerlendirir.Düğünlerde, törenlerde oynayan gezinen genç kızlar,  Damat adayının anneleri için birer gelin adayıdır.

Gelin adaylarından fiziki güzellik, kibarlık, zarafet yanında asil aileden gelme, el sanatları becerilerine sahip olma, mutfak ve diğer ev işlerine yatkınlık, sakar ve patavatsız olmama gibi özellikler aranır.

KIZ İSTEME

Damat adayının annesi, kızı beğendikten sonra çevreden soruşturur. Kız hakkında söylenenleri dinler. Başka bir talibinin ve oğluna uygun  olup olmadığını anlar. Kız hakkında çevreden olumlu bir havanın olması durumunda,  kız kardeşleri, teyzeleri kıza bakmaya giderler.Bir ağız yoklaması yapılır.

Kızı İstemeye bir engel yoksa, bir bahane ile kız ve oğlanı güvenilir bir akraba tarafından görüştürürler. Oğlan ve kız bir birlerini görüp beğenmeleri durumunda,  kız isteme işleri başlar.

Tabi bu arada kız evi, oğlan evini tanıyabilecek eş-dost arar ve oğlan evi hakkında istihbarat yapar. tanımaya ve araştırmaya başlarlar. Kız evinin kararı kesinleştiğinde  bir haberciyle uygun görüşü bildirilir. Eğer niyetleri yoksa birşeyler bahane edilerek oğlan evi vazgeçirilir.

Erkek tarafı, ailenin en yaşlısı kişinin nezaretinde, Anne ve Babayla birlikte, eğer ailede bir büyük yoksa,sözü geçen olgun-yaşlı bir akraba yada komşu ile kızı istemeye giderler. Kız istemeye “Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” manasında tatlı alınarak gidilir.

Gelin adayı misafirlere kahve ikram eder. Normal gezmelik toplantıdan farklı, resmi bir hava vardır. Sözü geçen büyük, söze başlar.Kızın babasına,”Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istemeye geldik”der. Kızın babası “Hoş geldiniz, safalar getirdiniz, başımın üstünde yeriniz var”derse ailenin görüşünün de olumlu olduğu,  kızın razılığı da var demektir. Aksi takdirde biraz zaman isteriz veya sonra haber veririz gibi şeyler söylenir.

NİŞAN
 
Nişan günü,her iki taraf arasında uygun bir şekilde tespit edilir.Hazırlıklar başlar.Nişan gününden önce alışverişe çıkılır.Gelin adayına nişan elbisesi,ayakkabı,çanta ve iç çamaşırı(özellikle ipek olur)alınır.Kız tarafı ise damada takım elbise,ayakkabı,gömlek ve kravat alır.

Birkaç gün önce kapı-komşular dost-ahbaplar nişana çağrılır.Misafirler belirlenen saatte gelirler.Nişan günü sabah oğlan tarafı gelini kuaföre götürür.Alınan giysilir kuaförde giydirilir.Damat kız evine gelince nişanlısına çiçek takdim eder,koluna girer,alkışlar arasında misafirlere hoş geldiniz der.Bu arada oyunlar oynanırken,gelin ve damat da oynatılır.

Sıra takılara gelir.Takılar özel bir tepsiye konularak getirilir.Damat tarafından ailenin bir büyüğü kısa bir konuşma yaparak yüzüklerin kurdelelerini keser.Kızın takılarını oğlan,oğlanın takılarınıda kız takar.Kurdeleler kesilerek genç kızlara dağıtılır ki,kısmetleri açıla.

Nişanlar takıldıktan sonra şerbetler içilir.Damat ve geline iki bardak şerbet getirilir.Yarıya kadar içildikten sonra bardaklar geğiştirilir.Oyunlar oynanır ve nişan töreni biter.

NİKAH

Battalgazi’liler Dini geleneklere bağlı olduklarından, resmi nikah kıyılırken, dinin gereğini de yerine getirirler. Resmi nikah gerekli işlemleri tamamlandıktan sonra, Nikah salonunda yada evde, resmi görevli karşısında şahitler ve misafirler huzurunda kıyılır.

İmza atıldığı sırada gelin-güvey birbirlerinin ayaklarına basarlar. Geleneğe göre “kim kimin ayağına daha önce basarsa sözü geçer” inanışı vardır. Davetlilere şeker, çikolata dağıtıldıktan sonra nikah tamamlanır.

KINA GECESİ

Kına gecesi düğünden bir gün önce akşam yapılır.Damat evinden birkaç kişi bir gün önce giderler.Erkekler dışarıda oynarlar,kadınlar ise içeride kınayı hazırlarlar.Kız tarafı gelini bir odaya alırlar.Giysilerini giydirmeden erkek tarafına göstermezler.Gelin odadan çıkarılırke erkek tarafı bazı takılar takarlar.Bu arada gelin ve damat oynatılırken şeker ve çikolatalar dağıtılır.

Sıra kınaya gelir. Aynı kınadan misafirlere dağıtılır. Gelin isterse bir tarafa kendi adının baş harfini,diğer eline de nişanlısının isminin baş harfini yazmak suretiyle kınayı yakar. Genç kızlar çeşitli maniler söyler, geline morel vermek için çeşitli oyunlar oynarlar. (en sık oynanan oyun Elazığ yöresi türküsü olan çayda çıra oyunudur.).Genç kızlar gelini içlerine alarak çeşitli şarkı ve türküler söylerler.

Bu arada “Gel anam,gel bacım,gelin olasın,Çarşamba,Perşembe bize gelesin”denildikten sonra “Aldık kızınızı it yalasın yüzünüzü” veya “Aldık kızı bastık tuzu”gibi espriler yapılır.

Elinin kınası al eylemişler

Gözünün sürmesi bal eylemişler

Gelini yiğide mal eylemişler,

gibi çeşitli türküler de söylenilir.

DÜĞÜN TÖRENİ
         
Önceden tespit edilen gün, gelinin Baba evinden  çıkacağı gün demektir.Yalnız Mevlit okunarak yapılan düğünler olduğu gibi,davul zurna eşliğinde yapılan düğünlerde vardır. Düğünler genelde davullu ve zurnalı olur. (günümüzde düğün salonları daha pratik olduğu için, yada düğün yapılacak bahçe yeri bulunmadığından tercih edilmektedir.)

Düğün törenlerinde yöreye has oyunlar oynanır. Kadınlar erkekleri seyreder,f akat erkeklerin kadınları seyretmesi uygun görülmez. Aileler arasında fark gösterebilir. Çeşitli skeç, tiyatro, kılık değiştirme ( Deve,Ayı veya Arap) gibi oyunlar oynanır. Bu arada gelin hazırlanır.Öğleye doğru gelin alınmaya gelinir. Gelin kapısı verilen bahşiş ile açılır. Gelinin erkek kardeşi gelinin beline kırmızı  bir kurdele bağlar.Gelin artık aile fertleriyle vedalaşır.Gelin evi müsade ederse, damat gelinin koluna girer ve evden çıkarır,degilse babası veya kardeşi çıkarır.

Gelin, damat evine götürülürken arabası süslenir, konvoy oluşturulur. Yol kesilerek sağdıçtan para talep edilir. Yöredeki ziyaretlerden birine uğranılması hayırlı görülür. Eğer gidilecek yol uzun ise, yolun müsait bir yerinde arabalar durdurulur, damadın arkadaşları halay çekerek oyunlar oynanır.

Damat evine gelindiğinde, Kaynana, gelini eşikte bekler.Gelin eşiğe konulan ve içinde buğday bulunan küpü kırar.Daha sonra kaynana tarafından tutulan Kur’an-ı Kerim’in ve aynanın altından geçirilir. Gelin önce çehiz odasına alınır. Damat yüz görümlüğünü alır ve süzülme denilen salona alınır. Düğüne giden misafirler çeşitli takılar takar. Yemekler yenilir ve tören biter.

GELİN HAFTASI
         
Düğünden bir hafta sonra,sağdıç baklava yaptırıp getirir.Baklavanın ortasını gelin ve damada yedirir.Üçüncü günü gelinin ablası gelir.Bir hediye veya tatlı getirir.Dördüncü günü sağdıç,gelin ve damadı davet eder.Gelin-damat sağdıç bohçası ile sağdıçın evine giderler.Gelinin babası,gelin ve damada çeşitli hediyeler takdim eder.15.günü kız evi oğlan evine davet edilir.

Gelin haftasında;  kaynanası,görümceleri, eltileri ile birlikte kız evine  gidilir. Annesi kalabalık gelen misafirlere bir gün önceden hazırlık yapmıştır. Kız tarafında, kızın arkadaşları, samimi komşuları, ailenin ileri gelenleri toplanır. Gelen misafirler hediyeli gelir. Yemek ve tatlılar ikram edilir. Normal bir vakitte gelin ve damat dışında tüm misafirler gider. Gelin – Damat akşam misafiri olurlar.Gelin babasının elini öper, baba bütçesine göre önceden hazırladığı hediyeyi kızı ve damadına verir.

On beş gün sonra gelinin bütün akrabaları  damat evine davet edilir. Düğünde hediye getirmemiş olan yakın akrabalar burada hediyelerini verirler. Yemek ve tüm ikramlardan sonra kızın birinci dereceden akrabaları dışındaki misafirler gider. Geline,  kendi ailesiyle (Anne-Baba-Kardeşleri) başbaşa kalma imkanı sağlanır.

MUTFAK KÜLTÜRÜ
 
KÖFTELERİ: Analı-kızlı ,içli köfte,ekşili tiritli köfte,sıkma köftesi,kabaklı çimdik köfte,etli çiğköfte,çiğleme,mercimekli çiğ köfte ,yavandan patlıcanlı köfte, sumaklı ekşili köfte, ayva köftesi, polat köftesi, gıkırdaklı köfte, elmalı köfte, kurşungeçmez köftesi, gidirikli köfte, ciğer köftesi,haşhaşlı top köfte, yoğurtlu , yumru köfte, yumurtalı sıkma köfte, yoğurtlu balkabağı köftesi.

ÇORBALARI: Sumaklı ekşili çorba, Mercimek çorbası, kavurmalı erişte - bulgur çorbası, tarhana, kara çorba, pıtpıtı çorbası, gendime çorbası, kulak çorbası, döğme çorbası, pirinç çorbası, ayalı çorba, pirpirim çorbası, kelle - paça çorbası, ekşili çorba, keşli çorba, gurut çorbası, aşure çorbası, malhıta çorbası. soğuk yoğurt çorbası

YEMEK TÜRLERİ: Et tiridi, kabuk aşı, buğulama, sac kavurması ve çeşitli sebze yemekleri,Tava-bulgur yada pirinç pilavı, yöresel lahmacun türleri( etli, çökelekli, patatesli,yumurtalı) pirpirim salatası, yöre usulü su böreği . meşhur saçaklı pilavı ile servis edilen ana yemekleri ile kağıt kebabı özgün yemeklerin başında yer alır.

DOLMA TÜRLERİ: Karın-Bumbar dolması , soğan dolması, kabak çiçeği dolması ,Dut yaprağı, kabak, pazı, ayva yaprağı, zeytinyağlı marul sarmaları, fasulye yaprağı sarması, pancar yaprağı sarması, soğan dolması, kabak çiçeği dolması, Kiraz Yaprağı, fasulye yaprağı, Kuru Patlıcan, biber, salatalık dolması,

Battalgazi, mutfak kültürüyle çeşitlilik arzeder. Yöre mutfağı  ev ekonomisi bütçesine bağlıdır. Yaygın meyvacılık, kurutulmuş gıda, pestil, şıra, pekmez ve turşuyu önemli kılar. Bu malzemeler yaz ve güz dönemlerinde kışa hazırlanır. un, bulgur, süt ürünleri ve et, ana yemek malzemesi olarak kullanılır.

Çorbalık ve köftelik olarak hazırlanan bulgur atalardan beri vardır ve var olmaya devam eder. Unlu mamüller içerisinde ise, tandır ekmeği, dürüm, katmer ve kömbe önem taşır. Köftelerin özel bir yeri vardır. Yöre mutfağının özel yemeklerinden biri kağıt kebabıdır. Taraklık ve etevi denilen yağlı kuzu etinin özel bir kağıt içinde buğulanarak fırında pişirilmesiyle yapılır. Tavuk eti ile yakında bulunan Barajda yetişen balık, yoğunlukla tüketillir.

Kurutulmuş gıda kullanımı yörede yaygındır. kayısısının (mişmiş) kurutulması zaten bir sanayidir. Ayrıca hoşaflık (gün kurusu) kayısı kurusu, elma, dut, armut, üzüm kuruları da ünlüdür.

REÇELLER, ŞURUPLAR, TATLILAR

Kayısı, Elma, ayva, kabak, çilek, erik, gül, vişne gibi türlerden reçel yapılır. Yine üzüm, kızılcık, vişne, erik ve gül gibi türlerden de şurup hazırlanır. Ayrıca; biber, salatalık, domates, acur, lahana gibi sebzelerden turşu yapılır. Tatlı olarak dut helvası, köpük pestili, üzüm sucuğu, pekmez, çir kavurması, peynir tatlısı, deli kız baklavası, kaymaklı kayısı tatlısı, peynir helvası, halbur tatlısı, dolma tatlısı, sütlaç ve çiğdemli sütlaç sayılabilir.

Yemeklerden örnekler:

Söz yemekten açılmışken, bütünüyle Malatya kokan nefis yemeklerden bir kaçını tarif etmeden geçmek olmaz. İşte bazı yemeklerin tarifleri :

Kömbe

Malzeme 1 kg un, ekmek mayası, 500 gr kuşbaşı et, tereyağı. Yapılışı
İki kat hamur arasında yapılan kömbenin hamuru, hafif maya ve yağ katılarak yoğrulur. Daha sonra kömbenin içi hazırlanır. Kömbe içi cevizli, patatesli veya kavurma etli olabilir. Hazırlanmış olan hamur, yağlanmış temiz bir sacın içine serilir. Üzerine tereyağında kavrulmuş et konulur. Bunun da üzerine bir kat daha hamur serilir. Üzerine hafifçe yoğurt sürülür, ağzına bir sac kapatılır. Bunlar yapıldıktan sonra sacın altına meşe közü, üstüne tezek közü yığılır. Ayrıca üzerinde de tezek yakılır. Kızardıktan sonra sactan çıkartılır, dilimlenerek servis yapılır.

Kuymak (Herle)

Malzeme : 1 su bardağı un, 3 su bardağı su, 2 yemek kaşığı tereyağı (aşyağı), pekmez (veya toz şeker), çok az tuz. Yapılışı: Kuşhana (tencere) içerisine az miktarda su konur. Üzerine un katılır ve ağaç kaşıkla iyice çırpılarak ezilir. Bu işlem yapılırken içinde pütür kalmamasına dikkat edilir. Başka bir tarafta tereyağının yarısı tencerede eritilir. İki bardak su üzerine eklenir, kaynatılır. Suyla ezilen un, kaynayan suyla karıştırılır, biraz tuz atılır. Devamlı karıştırılarak tortu yapmadan pişmesi sağlanır. Piştikten sonra tabağa alınır. Tabağa alınan kuymağın üzerinde kaşığın tersiyle 5 - 6 çukur içi yapılır. Kalan yağ ve pekmez beraber eritilir, tabağın üzerindeki çukurlara gezdirilir. Sıcak yenilir.

KAYISI DOLMASI

Malzeme: ½ kg kuru kayısı 1 su bardağı ceviz içi 2 çorba kaşığı bal veya toz şeker 2 yemek kaşığı tereyağı 4 çorba kaşığı toz şeker biraz hindistan cevizi veya yeşil fıstık Yapılışı: Kayısılar yıkanır 10-15 derecede ılık suda ıslatılarak süzülür. Diğer tarafta ceviz havanda dövülür.İçin bal veya toz şeker konularak iyice karıştırılır. Süzülen kayısıların kanatları açılıp ikiye ayrılır(birbirinden kopmayacak şekilde) Kanatların bir tarafına cevizli iç konularak, diğer kanat üzerine kapatılır, sıkıştırılır.

Yağlanmış fırın tepsisine bir sıra halinde dizilir. Bir çay bardağı su üzerinde gezdirilir.Kayısıların üzerlerine küçük parçalar halinde tereyağı konur.dört kaşık toz şeker serpilerek fırında 20-25 dakika pişirilir.Servis tabağına alınarak üzerine hindistan cevizi veya yeşil fıstık serpilerek servis yapılır.

 

BATTALGAZİ EFSANELERİ

EFSANELER

Farsça bir kelime olan , masal ve söylence manasına gelen “Efsane “ , türkçede farklı olarak : doğa üstü olaylar ve söylemler olarak bilinmektedir. Anadoluda  kulaktan kulağa dolaşan çok sayıda efsane vardır. Bu efsaneler bir çok yörede az bir farkla benzeşmeler göstermekte, anlatılmaktadır.Çok eski yerleşimi olan bölgelerde  yaşanan efsanelerin daha yoğun olduğu görülmektedir. Battalgazi de yöreye has efsaneler söylenmektedir.

Bu efsanelerden bazılarını sizlere sunuyoruz:

YAĞMUR DUASI

Eski Malatya ovası verimli topraklara sahiptir ve yöre halkının başka gelir kaynağı olmadığı için, bir çok yörede olduğu gibi,  bu topraklardan ürettiği ürünlerle geçinmek zorundadır. Olması muhtemel kuraklıklara karşı çok hassastır

Tek geçim kaynağı toprak olunca, alınacak veriminde yüksek ve kaliteli olması istenir. Yağışların normal olması beklendiği bahar aylarında, yeterli yağmur düşmediği zaman yöre halkı Karahan Mahallesinde, Kırklar mezarlığında (müftüoğlu mezarlığı.) toplanır. İmam nezaretinde namaz kılınır, dualar okunur. 40 adet ocak ve ocak üstüne 40  kazan  kurulur. Bu kazanlarda yemek pişirilir ve kalabalık ortamda yenilir.
 Bu yapılan dualardan sonra Yağmur yağacağına inanılır.

KIRKLAR (KIRK KARDEŞLER) EFSANESİ

Battalgazi halkının rivayetine göre zamanında halk arasında yaşayan bir bey varmış. Bu beye bir türlü kız beğendiremiyorlarmış. Gel zaman git zaman bu bey, bir kervanla gelen bir Rum kızını görür, bu kıza aşık olur. Allah’a şöyle yalvarır. “Allah’ım bu kızı nasip et de bana evlat yüzü gösterme.”  Beyin bu duası  kabul olur. Bir Rum kızı olan sevgilisini babasından ister. Hristiyan olan kız babası önce kızını vermek istemez, Fakat kızının da Bey’e gönlünün olduğunu ögrenince kızını vermek için şart koşar, Bey’den kırk torun ister. Ancak bu şekilde kızının müslüman olmasına izin vereceğini ve hayatları boyunca onlara destek olacağını söyler.

Allah’a yaptığı duayı unutan Bey bu şartı kabul eder. Müslüman  olan. sevgilisiyle evlenir. Bu evlilikten uzun sure çocukları olmaz. Bey karısını kaybetmek korkusuyla devrin hekimlerini dolaşır, bir türlü çaresini bulamaz. O zamanlar yörede yaşayan bir şeyhin yanına giderek ondan yardım ister. Şeyh daha önce Allah’a vermiş olduğu sözü hatırlatarak, ona dualar okumasını öğretir. Bey evine döndükten sonra rüya görür. Bu rüyasına bir anlam veremez. tekrar o ermiş kişiye gider. Ermiş adam rüyanın tabirini yapar ve kırk tane çocuğunun olacağını ve bu çocukların hiç birinin uzun süre yaşamayacağını söyler. Öldükten sonra bu çocukları bir tepeye gömmesini ister.

Beyin çocukları olur. Ama hiç biri uzun süre yaşamaz ve bey ermişin tavsiyesine uyar, ve bu tepeye kendi elleriyle gömer. Bu tepeye beşik şeklinde bir taş koyar. Bu olay şehir halkının üzerinde büyük etki bırakır. Böylece burası  kırklar adıyla kutsal bir yer haline gelir. En sonunda bey ve karısı da ölür ve onlarda buraya gömülürler.

Bu gün çocuğu olmayanlar gelip bu beşiği sallayarak dileklerinin olmasını isterler. 

(ESKİ) MALATYA  YÖRESİ "ALKARISI" EFSANESİ

Dr. Esma Şimşek

Lohusa hanımların korkulu rüyası olan alkarısı, Asya ve Avrupa ülkelerine yayılmış efsanelerdir.  Bütün Türk Boylarında bilinen al karısı; al bastı, al albıs, albis, almış, almis, gibi isimlerle anılır. Bu inanış sisteminin geçmişi, çok eskilere dayanmaktadır.Türklerin, Islamiyetten önceki dinleri olan şamanizm'de , alkarısı ve al basması olarak nitelendirilen "kötü ruhla" ilgili bir çok inanışlar vardır.

Yakutlarda, Kırgızlarda, Kazaklarda, Özbeklerde, Kazanlarda, vs. lohusa hanımı, "al karısından korumak için değişik çarelere baş vurulur.

Al karısı, Kırgız - Kazak Türklerinin inanışına göre iki kısımdır:  Kara Albastı: Ciddi ve ağır başlı bir ruhtur. 

Sarı Albastı : Doğum yapan kadının ve  çocuğun ciğerini söküp suya atar. Hoca veya Baksı (şaman) ların okumasıyla giderler sarışın bir kadın suretindedir. Bazen, keçi veya tilki suretlerine de girer. Baksı veya Ocaklı adamlar, "Albastı "yı yakaladıkları zaman : "Ey al bastı, zalim, Koy ciğerini yerine, Zavallının canını iade et Sözümü tutmazsan, Bana hürmet etmezsen, Gözlerini çıkarırım" şeklindeki efsunu söylerler.

Genel olarak al karısı, lohusa hanımlara ve atlara musallat olan korkunç bir yaratıktır. Uzun boylu, uzun parmaklı ve uzun tırnaklıdır. Çok çirkin ve iğrenç bir suratı vardır. Bedeni yağlı, uzun ve siyah saçlıdır. Saçları, aynı zamanda darmadağınıktırve kocaman bir başa sahiptir. Dişlere at dişi gibi iri ve seyrek, ayakları ise terstir. Bunlar lohusa kadınların ve yeni doğan çocukların ciğerlerini yiyerek beslenirler. Daha çok kırmızı elbise giyerler; su başında ve ağaçlık yerlerde yaşadığına inanılır.

Malatya çevresinde; Lohusanın başucuna su, süpürge ve Kur'an-ı Kerim koyulur, yakasına iğne türü bir şey takılır ve yanında sürekli bir erkek (eşi veya yakın akrabalarından bir erkek) bekler diğer bölgelerde ise kadının başına soğan, demir çubuk ve Kur'an-ı Kerim konur  Anadolu'nun bir çok bölgesinde; lohusanın başına beyaz yaşmak ve kırmızı tül bağlarlar. Kırmızı altın takarlar ve hastaya kırmızı şeker hediye ederler. Çünkü, al karısı, kırmızı rengi hiç sevmez  diye bilirler.

Buraya kadar, hep, lohusa hanımlara musallat olan alkarıyarından bahsettik. Ancak, bunların dışında, erkeklere, genç kızlara ve atlara gelen alkarıları da vardır. Malatya'da ise Hıbilik adları verilir. Ama bunlar, alkarısı şeklinde değildir, daha değişik varlıklardır. Çünkü, alkarısı, erkeklerden korkar. Genç kızlara musallat olan alkarısı ise "albıs" adı verilir. Bu, evlenmeyen bir kızdan türemiştir. Genç kızların yanına giderek, onların hastalanmasına sebep olduğu yaygın bir inanıştır.Halkın inanışına göre, lohusanın veya bebeğin ciğerini yemeye gelen alkarısı, bir takım hilelerle yakalanıp, göğsüne bir iğne saplanırsa, tekrar eski yerine dönemez, o aileye hizmet edermiş. Konuyla ilgili olarakDoğu Anadoluda  birbirine yakın efsaneler anlatılmaktadır. Bu efsanelerin bir benzeri şu şekildedir.

“ Hanımı yeni doğum olan bir adam, odaya giren alkarısını görür. Alkarısı, lohusanın ciğerini çıkartmak için uğraşırken, bir iğne bulup, bunun göğsüne saplar.İnsan şekline dönüşen alkarısı, göğsündeki iğneyi çıkartması için adama yalvarır. Çünkü, kendisi iğneyi çıkaramaz ve çıkaramadığı için de, kendi taifesine dönemez. Alkarısı, o ailenin işini yapmaya başlar. Bu, çok güzel hızlı bir iş yapar. Evin bereketi, gün geçtikçe artar.

Birgün, ev sahipleri ile ekmek yapmaya başlayan alkarısı, su getirmek için kuyu başına gider. Orada oynayan çocuklardan birine, göğsündeki iğneyi çıkarması için yalvarır. Çocuk iğneyi çıkarınca, kadın yedi yıl hizmet ettiği eve doğru; "Evinizde hiç su bulunmasın; paranızın sayısını hiç bilmeyesiniz ve yaz - kış, evinizden odun ekmeksiz olmasın" der, sonra da çocuklara; suya atlayacağını, eğer suyun üzeri kan olursa, yakınlarının kendisini öldürmüş olabileceğini söyler. Alkarısı suya atlayınca, suyun üzeri kanla dolar. O günden sonra da, bu ailenin evine hiç su bulunmaz, paralarının sayısını bir türlü öğrenemezler ve yaz - kış odunları hiç eksik olmaz” Bu efsanenin benzeri, alkarısı inancının hakim olduğu, hemen hemen her bölgede anlatılmaktadır. Malatya'da Elazığ'da Erzincan'da, Kars 'ta Diyarbakır'da, Bingöl'de, vs. hep aynı efsaneler biraz değiştirilerek, hikaye edilmektedir.

ESKİMALATYA KURULUŞ EFSANESİ:

Eski Malatya’ nın terk edilişi her ne kadar askerlerin zorunlu olarak burada misafir olmaları ve kalmaları halkı her ne kadar Aspuzu yaylasına yönlendirmiş ve ikamet etmeye zorlamış  ise de aşağıda anlatılanları okuyup zorunlu göçe ait bir efsanenin  ortaya çıktığını dinleyeceklerdir.

Eski Malatya XIX. yy başlarında terkedilmiştir. Halk Aspuzu bağlarına yaz için göç etmektedir. Söylence bu göçle ilgilidir. Eski Malatya’lılar her yıl Aspuzu’ya göç ederken ateşlerini bir kuyuya doldurup üstünü kapatmakta,dönünce de aynı kuyudan ateşlerini almaktadırlar. O yıl Aspuzu’dan dönen halk ateşlerinin söndüğünü görür. Bunu uğursuzluk sayar ve kenti terk ederler.

( Eski ) Malatya -  Beydağı söylencesi (Malatya genelinde söylenmektedir.)

Torosların bir kolu Beydağı, Eski Malatya ovasının güneyinde, kentin yanındadır.

Burada uyuduğuna ve  taşa döndüğüne inanılan bir ermiş'e ilişkin söylence:

Ermiş , her yıl uyanmakta ve  Beydağına şu soruyu sormaktadır.:

-( Eski ) Malatya ovası altın sabanla sürülüyor mu?

Olumsuz cevap alınca yeniden uykuya dalmaktadır.

Eski Malatya ovası ,çok verimlidir.İyi sürülüp işlenirse bereket bolluk artacak ve sabanlar bile altından yapılacaktır. O gün ermişin yeniden canlanacağına inanılmaktadır.

GELİNCİK KAYASI EFSANESİ:

Eskimalatya sınırı yakınındaki   Arslantepe, yöredeki ilk yerleşim alanıdır. Burada yaşayan yoksul bir kıza, komşu ülke kralının oğlu sevdalanmıştır. Kral karşı koysa da oğlunu bu sevdadan caydıramaz. Sonunda gençler kırk gün kırk gece süren bir düğünle evlenirler ve gelin alayı yola koyulur. Kız bir ara gelin alayını durdurur, evine iki atlı gönderip unuttuğu oklavayı istetir. Buna kızan anası ‘’gelinlik tacınla, askerinle, alayınla taş ol’’ diye beddua edince tüm alay taş olur.

ALACA KAPI EFSANESİ

Battalgazi İlçesinin  en büyük mahallesine ismini veren ; Alacakapı , Malatya kalesinin  büyük bir onarımı  esnasında, 20 metreden fazla yüksekliğiyle inşaatında çalışan işçilerin üzerine yıkıldığı ve çok sayıda insanın bu esnada öldüğü, çevresinde bulunan hendeğin kan gölüne döndüğü söylenir. Kale giriş kapısı yanında meydana gelen bu olay ile bu sur giriş kapısına “alaca” ismi kurulduğu ve böylelikle

“Alacakapı” ismiyle anıldığı rivayet edilir.

Diğer bir rivayete göre, Yörükhan taifesinden  boy adı “ Alacalılar” olan burada hüküm süren Türkmen yörüklerinin  adı olduğudur.

KOCA VAIZ EFSANESİ:

I

Koca Vaiz hakkında iki çok efsane vardır :

Koca Vaiz, Anadolu Selçukluları döneminde Eski Malatya ve çevresinde uç beyidir. Yörede büyük bir din bilgini ve savaşçı olarak tanınır. Bizans üzerine sayısız akınlar yapmıştır. Savaşlara katılmaktadır. Bu savaşların  birinde bir kılıç vuruşuyla başı gövdesinden ayrılır. Vaiz Baba başını koltuğuna alarak Eski Malatya’ya  döner. Eskimalatya yakınlarında bir kadın, Koca Vaizi görür, korkuyla bağırır. İşte o zaman koca vaiz düşüp ölür. Öldüğü yere türbesi yapılır.

II

Efsanelerden biri , IV.  Sultan Murad Han devrine rastlar.  Sultan Murad Han bağdat seferine giderken  Fırattan atıyla geçtiği sıralarda boğulma tehlikesi atlatmış , bir el uzanarak padişahı kurtarmıştır. Padişah kendine uzatılan elin sahibini çok iyi görmüş ve o zat hemen kaybolmuştur.Bağdat seferi dönüşünde Eskimalatyada  alimleri, ulemaları toplamış ve o kişinin bulunmasını emretmiştir. Böyle bir zatın kim olacağı bilinmemekle beraber, o dönemde yaşayan ne kadar erenlerden  kim varsa padişahın huzuruna çıkarmışlar.
Padişah kalabalık içerisinden Koca Vaizi işaret ederek işte o!.. diyerek tanımış.
Padişah, Koca Vaiz’e gereken hürmet ve alakayı göstermiş, onun ne kadar ulu bir kişi olduğunu anlamış, ölünceye kadar koca vaizi korumuştur.

TOPTAŞ EFSANESİ

Toptaş Cami yanında bir meydan var. Bu meydanın dört etrafında  sırayla dizili, her biri o yöredeki zenginleri temsil edermiş ve kendisine misafir olmak isteyen fakir kişilerin gelerek hangi taş üzerine oturursa, o taşın sahibi  o kişiyi evine misafir eder ve ziyafet verirmiş. Aralarında misafiri sevmeyen bir varlıklı kişi, adet yerini bulsun fakat kimse oturmasın diye top taş yerine, sivri bir taş koymuş. Günün birinde bir fakir taşlardan birine oturmak isterken gözleri sivri taşa ilişmiş ve duraksamış.  Adamı gören  sivri taşın sahibi, sivri taş..sivri taş diye seslenmiş. Adam mahçup olmasın diye sivri taşa yaslanmış. Taşın sahibi adamı hemen evine götürmüş. Misafire yemekler pişirmek, ikramlarda bulunmak için hazırlıklara başlamış. Ancak fakir adam çaba gösteren ev halkının bu çabasını engellemeye çalışarak; “benim yiyeceğim en fazla bir tabak yemek, bu kadar israfa, zahmete gerek yok” demiş.

Bunu duyan ev sahibi yaptığı hatanın farkına varmış. Ertesi gün meydana koyduğu sivri taşı kaldırarak yerine toptaş koymuş.

Diğer bir efsaneye göre ;

Burada yaşayan oniki kardeş varmış. Her biri  kendi adına maydana toptaş dikmiş. Gelen misafir hangi taşa oturursa, o taşın sahibine misafir olurmuş. Bundan dolayı buraya toptaş mahallesi dendiği rivayettir. Halen on adet toptaş burada bulunmaktadır.

ULUCAMİ EFSANESİ

Birbirini  seven iki genç, aileleri arasında uyuşmazlıktan dolayı kavuşamazlar. Bu hasrete dayanamayan kız hastalanır. Kız o dönem emirinin kızıdır. Kızın babası devrin hekimlerinden kızının hastalığına çare bulunmasını ister. Fakat kız derdine derman olunmasını kabul etmez. Hastalığı hızla artar. Babasından son nefesini vermeden önce  çehiz parasından cami ve medrese yaptırmasını ister. Kızın çehiziyle Ulucami ve medrese yapılır. Kız öldükten sonra mezarını caminin ortasındaki bahçeye gömerler. Avlu duvarlarının birinin temelinde, camiyi onarmak üzere çehizden artan altınların gömülü olduğu halkın dilinde rivayettir.

BATTALGAZİ' DE  KULLANILAN YÖRESEL DEYİMLER VE KELİMELER.

A

Afin tefin  : Darma dağın

Aş erme : Hamilelik hali

Arruta : Sevilen küçük kız çocuklarına denir

Arbet aşeret : Acayip

Arıstak : Toprak damın ağaçları

Alıta : İyi görmeyen

Allek : fitne-fesat

B

Barima : Bari

Bele : Böyle

Bastık : Pestil

Bayma : Üşümeden dolayı donacak hale gelme

Bayak : Demin, az önce

Bıldır : Geçen sene

Boyna : Daima

C

Cılğı : İnce kesilmiş bez parçası

Cılbır : Menemen yemeği

Cıncık : Cam kırığı

Cücük : Kuş yavrusu

Cılkıtma : Oyun bozma

Ç

Çinisi : Omuzu

Çemirlenme : işe koyulma

Çömelme : Ayak üstüne yarım oturma

Çapik : Acele

Çapıh : Alkış

Çar-çapik : Çok acele

Çapıt : Bez parçası

Çömçe : Kepçe

Çörrik : Az akan su

Çirçirik : Ağustos böceği

Çörten : Toprak damlarda su akan oluk

D

De-ya : işte orası

Deleme : Topaç

Dışlık : Sıkılma

Dehliz : Üstü kapalı geçit

Deyirmi : Yuvarlak

Dolambaç : Eğri büğrü yol

Densiz : şakacı

Debelenme :  yerde Yuvarlanma

E

Elhem : Herhalde

Elpikleme : Tahılı tepirle samandan ayırma işi

Erinme : Üşenme

Eyin-öyün : Baştan savma

Efil-efil : rüzgar esmesi

F

Fırfırı : Fırıldak

Fırt : Yudum

Fenikme : Bunalma

G

Guncik : Dip, kuytu yer

Guzlacı : Doğuracak hayvan

Govik : Huni

Gıjileme : Çığlık atma

Gidişme : Kaşınma

Gangırma : bükmek-eğmek

Gıcıktırma : Kızdırma

Göyünme : Yanmaya yüz tutmuş

Gevende : geveze

Gever : Bahçe sulamalarında taksimat yeri

H

Heleki : İyiki

Hezacı : Hile yapma

Hayma : Bahçelerdeki ağaçtan yapılan gölgelik

Him-hime : Sırt sırta, bitişik

Him : Bina temeli

Hümbek : Yerli bir tür oyun

Hoplama : Atlama

Haftar : Obur

Hakket : Hakikaten

Hârim : Bir işte taciz etme

Hımbıl : Avanak, enayi

Hırma hış : Çok ezilmiş

Hıtap : Pide çeşidi

Hazna : Su biriken yer

Hırtlek : Boğaz içi

I

Iğınma : Bir işi zorlanarak yapma

İ

İleç : Bahis

İçme : Ilıca

İsabet : Nazar değme

K

Kulunç : İki omuz arası

Kakırcama : Bayatlama, bozulma

Kındırik : Ufak tefek

Koruk : Olmamış üzüm

Kırtik : Biraz

Kırcik : Taşla oynanan mahalli bir oyun

Kekeşme : Uyuşma

Kızzılkurt : Beddua

Kurrik : Sıpa

Kantarma : Kemerli yapı

Köme : Yığın

L

Lappıdana : Ortadan konuşma

Lüllük : Musluk

Lülük : bir sıkımlık köfte

Lığlama : Yuvarlanma

M

Manca : Salata

Meyrat : Ölenden kalan işe yaramaz şey

Mıt-mıt : Yavaş-yavaş

N

Nıkıs : Eli sıkı, cimri

Niniyesen : Sana ne

Nezelme : eskime

O

Oğunma : Bayılma

Onart : Doğru

Ö

Össeat : Anında

Örgetleme : aklını çelme

Özü baymak : acımak

Ökünme : Taklit etme

P

Pallikleme : Elle yoklama

Peçel : Beceriksiz, sakar

Pezzik : sebzenin nazik kısmı

S  

Sırpıncak : Kaygan

Soyha : kirli üst-baş

Surha : Angarya

Sasımış : bozulmuş, kokmuş

Ş

Şapşak : Su kabı

Şuka : Pestilin katlanmış şekli

Şakuka : Yabani süslü kabak

Şörük : Tükürük

Şibik : Göz çapağı

U

Uşak : Çocuk

Urğun urğun : Gizli gizli

Ü

Üleş : Leş

Y

Yunma : Yıkanma

Yetmeti : Minder

Yampeş : Yan-yan yürüyen

Yarendik : Latife

Z

Zırtapoz: işsizgüçsüz - başıboş

Zumzuk : Yumruk

Zaar : Herhalde

Zaklanma : Alaya alma

Zağal : Tembel

Zıpır : Görgüsüz, kaba,cahil

Zoppik : Çıkıntı 

 

 
BATTALGAZİ

MALATYA ilimize bağlı bir ilçedir.


Nüfus:

30183 kişi

Yüzölçümü:

30 km²


Köyleri

- ADAGÖREN

- AĞILYAZI

- ALİŞAR

- BORAN

- ÇOLAKOĞLU

- KADIÇAYIRI

- KEMERKÖPRÜ

- KULUŞAĞI

- MEYDANCIK

- TOYGAR

- YARIMCAHAN

- ŞİŞMAN

Yazan : TahsinCetinkaya | 29.Ara.2011 13:31:26 | Puan Ver : 0 | Yorumlar : 0 | Okunma : 274 | Yazdır | Gönder | Word
» Yapılan Yorumlar
Henüz Yorum Yazılmamış Siz birtane yazın..
Editörü Aç

   
» Modüller
Sağlıklı Yaşam İçerik 602
Sorgulamalar İçerik 74
illerimiz İçerik 931
Güzel Sözler İçerik 100
Türkler İçerik 611
Dünya Ülkeleri İçerik 167
Rüya Tabirleri İçerik 51
Filmler İçerik 1
Ödevler İçerik 100
Biyografiler İçerik 535
Şiirler İçerik 22
Haftanın Konuğu İçerik 3
» İllerimiz Kategorileri
Adana 14
Adana Merkez 1
Aladağ 1
Ceyhan 1
Feke 1
İmamoğlu 1
Karaisalı 1
Karataş 1
Kozan 1
Pozantı 1
Saimbeyli 1
Seyhan 1
Tufanbeyli 1
Yumurtalık 1
Yüreğir 1
Adıyaman 9
Adıyaman Merkez 1
Besni 1
Çelikhan 1
Gerger 1
Gölbaşı 1
Samsat 1
Kahta 1
Sincik 1
Tut 1
Afyonkarahisar 18
Afyonkarahisar Merkez 1
Başmakçı 1
Bayat 1
Bolvadin 1
Çay 1
Çobanlar 1
Dazkırı 1
Dinar 1
Emirdağ 1
Evciler 1
Hocalar 1
İhsaniye 1
İscehisar 1
Kızılören 1
Sandıklı 1
Sinanpaşa 1
Sultand 1
Şuhut 1
Ağrı 8
Ağrı Merkez 1
Diyadin 1
Doğubeyazıt 1
Eleşkirt 1
Hamur 1
Patnos 1
Taşlıçay 1
Tutak 1
Amasya 7
Amasya Merkez 1
Göynücek 1
Gümüşhacıköy 1
Hamamözü 1
Merzifon 1
Suluova 1
Taşova 1
Ankara 25
Ankara Merkez 1
Akyurt 1
Altındağ 1
Ayaş 1
Bala 1
Beypazarı 1
Çamlıdere 1
Çankaya 1
Çubuk 1
Elmadağ 1
Etimesgut 1
Evren 1
Gölbaşı 1
Güdül 1
Haymana 1
Kalecik 1
Kazan 1
Keçiören 1
Kızılcahamam 1
Mamak 1
Nallıhan 1
Polatlı 1
Sincan 1
Şereflikoçhisar 1
Yenimahalle 1
Antalya 15
Antalya Merkez 1
Akseki 1
Alanya 1
Demre 1
Elmalı 1
Finike 1
Gazipaşa 1
Gündoğmuş 1
İbradi 1
Kaş 1
Kemer 1
Korkuteli 1
Kumluca 1
Manavgat 1
Serik 1
Artvin 8
Artvin Merkez 1
Ardanuç 1
Arhavi 1
Borçka 1
Hopa 1
Murgul 1
Şavşat 1
Yusufeli 1
Aydın 17
Aydın Merkez 1
Bozdoğan 1
Buharkent 1
Çine 1
Didim 1
Germencik 1
İncirliova 1
Karacasu 1
Karpuzlu 1
Koçarlı 1
Köşk 1
Kuşadası 1
Kuyucak 1
Nazilli 1
Söke 1
Sultanhisar 1
Yenipazar 1
Balı Kesir 19
Balı kesir Merkez 1
Ayvalık 1
Balya 1
Bandırma 1
Bigadiç 1
Burhaniye 1
Dursunbey 1
Edremit 1
Erdek 1
Gömeç 1
Gönen 1
Havran 1
İvrindi 1
Kepsut 1
Manyas 1
Marmara 1
Savaştepe 1
Sındırgı 1
Susurluk 1
Bilecik 8
Bilecik Merkez 1
Bozüyük 1
Gölpazarı 1
İnhisar 1
Osmaneli 1
Pazaryeri 1
Söğüt 1
Yenipazar 1
Bingöl 8
Bingöl Merkez 1
Adaklı 1
Genç 1
Karlıova 1
Kığı 1
Solhan 1
Yayladere 1
Yedisu 1
Bitlis 7
Bitlis Merkez 1
Adilcevaz 1
Ahlat 1
Güroymak 1
Hizan 1
Mutki 1
Tatvan 1
Bolu 9
Bolu Merkez 1
Dörtdivan 1
Gerede 1
Göynük 1
Kıbrıscık 1
Mengen 1
Mudurnu 1
Seben 1
Yeniçağa 1
Burdur 11
Burdur Merkez 1
Ağlasun 1
Altınyayla 1
Bucak 1
Çavdır 1
Çeltikçi 1
Gölhisar 1
Karamanlı 1
Kemer 1
Tefenni 1
Yeşilova 1
Bursa 18
Bursa Merkez 1
Büyükorhan 1
Gemlik 1
Gürsu 1
Harmancık 1
İnegöl 1
İznik 1
Karacabey 1
Kestel 1
Mudanya 1
Mustafa Kemal Paşa 1
Nilüfer 1
Orhaneli 1
Orhangazi 1
Osmangazi 1
Yenişehir 1
Yıldırım 1
Çanakkale 12
Çanakkale Merkez 1
Ayvacık 1
Bayramiç 1
Biga 1
Bozcaada 1
Çan 1
Eceabat 1
Ezine 1
Gelibolu 1
Gökçeada 1
Lapseki 1
Yenice 1
Çankırı 12
Çankırı Merkez 1
Atkaracalar 1
Bayramören 1
Çerkeş 1
Eldivan 1
Ilgaz 1
Kızılırmak 1
Korgun 1
Kurşunlu 1
Orta 1
Şabanözü 1
Yapraklı 1
Çorum 14
Çorum Merkez 1
Alaca 1
Bayat 1
Boğazkale 1
Dodurga 1
İskilip 1
Kargı 1
Laçin 1
Mecitözü 1
Oğuzlar 1
Ortaköy 1
Osmancık 1
Sungurlu 1
Uğurludağ 1
Denizli 19
Denizli Merkez 1
Acıpayam 1
Akköy 1
Babadağ 1
Baklan 1
Bekilli 1
Beyağaç 1
Bozkurt 1
Buldan 1
Çal 1
Çameli 1
Çardak 1
Çivril 1
Güney 1
Honaz 1
Kale 1
Sarayköy 1
Serinhisar 1
Tavas 1
Diyarbakır 14
Diyarbakır Merkez 1
Bismil 1
Çermik 1
Çınar 1
Çüngüş 1
Dicle 1
Eğil 1
Ergani 1
Hani 1
Hazro 1
Kocaköy 1
Kulp 1
Lice 1
Silvan 1
Edirne 9
Edirne Merkez 1
Enez 1
Havsa 1
İpsala 1
Keşan 1
Lalapaşa 1
Meriç 1
Süleoğlu 1
Uzunköprü 1
Elazığ 11
Elazığ Merkez 1
Ağın 1
Alacakaya 1
Arıcak 1
Baskil 1
Karakoçan 1
Keban 1
Kovancılar 1
Maden 1
Palu 1
Sivrice 1
Erzincan 9
Erzincan Merkez 1
Çayırlı 1
İliç 1
Kemah 1
Kemaliye 1
Otlukbeli 1
Refahiye 1
Tercan 1
Üzümlü 1
Erzurum 19
Erzurum Merkez 1
Aşkale 1
Çat 1
Hınıs 1
Horasan 1
Ilıca 1
İspir 1
Karaçoban 1
Karayazı 1
Köprüköy 1
Narman 1
Oltu 1
Olur 1
Pasinler 1
Pazaryolu 1
Şenkaya 1
Tekman 1
Tortum 1
Uzundere 1
Eskişehir 13
Eskişehir Merkez 1
Alpu 1
Beylikova 1
Çifteler 1
Günyüzü 1
Han 1
İnönü 1
Mahmudiye 1
Mihalgazi 1
Mihalıçcık 1
Sarıcakaya 1
Seyitgazi 1
Sivrihisar 1
Gaziantep 10
Gaziantep Merkez 1
Araban 1
Islahiye 1
Kargamış 1
Nizip 1
Nurdağı 1
Oğuzeli 1
Şahinbey 1
Şehitkamil 1
Yavuzeli 1
Giresun 16
Giresun Merkez 1
Alucra 1
Bulancak 1
Çamoluk 1
Çanakçı 1
Dereli 1
Doğankent 1
Espiye 1
Eynesil 1
Görele 1
Güce 1
Keşap 1
Piraziz 1
Şebinkarahisar 1
Tirebolu 1
Yağlıdere 1
Gümüşhane 6
Gümüşhane Merkez 1
Kelkit 1
Köse 1
Kürtün 1
Şiran 1
Torul 1
Hakkari 4
Hakkari Merkez 1
Çukurca 1
Şemdinli 1
Yüksekova 1
Hatay 12
Hatay Merkez 1
Altınözü 1
Belen 1
Dörtyol 1
Erzin 1
Hassa 1
İskenderun 1
Kırıkhan 1
Kumlu 1
Reyhanlı 1
Samand 1
Yayladağı 1
Isparta 13
Isparta Merkez 1
Aksu 1
Atabey 1
Eğirdir 1
Gelendost 1
Gönen 1
Keçiborlu 1
Senirkent 1
Sütçüler 1
Şarkikaraağaç 1
Uluborlu 1
Yalvaç 1
Yenişarbademli 1
Mersin (İçel) 10
Mersin Merkez 1
Anamur 1
Aydıncık 1
Bozyazı 1
Çamlıyayla 1
Erdemli 1
Gülnar 1
Mut 1
Silifke 1
Tarsus 1
İstanbul 33
İstanbul 1
Adalar 1
Avcılar 1
Bağcılar 1
Bahçelievler 1
Bakırköy 1
Bayrampaşa 1
Beşiktaş 1
Beykoz 1
Beyoğlu 1
Büyükçekmece 1
Çatalca 1
Eminönü 1
Esenler 1
Eyüp 1
Fatih 1
Gaziosmanpaşa 1
Güngören 1
Kadıköy 1
Kağıthane 1
Kartal 1
Küçükçekmece 1
Maltepe 1
Pendik 1
Sarıyer 1
Şile 1
Silivri 1
Şişli 1
Sultanbeyli 1
Tuzla 1
Ümraniye 1
Üsküdar 1
Zeytinburnu 1
İzmir 29
İzmir Merkez 1
Aliağa 1
Balçova 1
Bayındır 1
Bergama 1
Beydağ 1
Bornova 1
Buca 1
Çeşme 1
Çiğli 1
Dikili 1
Foça 1
Gaziemir 1
Güzelbahçe 1
Karaburun 1
Karşıyaka 1
Kemalpaşa 1
Kınık 1
Kiraz 1
Konak 1
Menderes 1
Menemen 1
Narlıdere 1
Ödemiş 1
Seferihisar 1
Selçuk 1
Tire 1
Torbalı 1
Urla 1
Kars 8
Kars Merkez 1
Akyaka 1
Arpaçay 1
Digor 1
Kağızman 1
Sarıkamış 1
Selim 1
Susuz 1
Kastamonu 20
Kastamonu Merkez 1
Abana 1
Ağlı 1
Araç 1
Azdavay 1
Bozkurt 1
Cide 1
Çatalzeytin 1
Daday 1
Devrekani 1
Doğanyurt 1
Hanönü 1
İhsangazi 1
İnebolu 1
Küre 1
Pınarbaşı 1
Seydiler 1
Şenpazar 1
Taşköprü 1
Tosya 1
Kayseri 17
Kayseri Merkez 1
Akkışla 1
Bünyan 1
Develi 1
Felahiye 1
Hacılar 1
İncesu 1
Kocasinan 1
Melikgazi 1
Özvatan 1
Pınarbaşı 1
Sarıoğlan 1
Sarız 1
Talas 1
Tomarza 1
Yahyalı 1
Yeşilhisar 1
Kırklareli 8
Kırklareli Merkez 1
Babaeski 1
Demirköy 1
Kofçaz 1
Lüleburgaz 1
Pehlivanköy 1
Pınarhisar 1
Vize 1
Kırşehir 7
Kırşehir Merkez 1
Akpınar 1
Akçakent 1
Boztepe 1
Çiçekdağı 1
Kaman 1
Mucur 1
Kocaeli (İzmit) 13
Kocaeli (İzmit) Merkez 1
Başiskele 1
Çayırova 1
Darıca 1
Derince 1
Diovası 1
Gebze 1
Gölcük 1
İzmit 1
Kandıra 1
Karamürsel 1
Kartepe 1
Körfez 1
Konya 32
Konya Merkez 1
Ahırlı 1
Akören 1
Akşehir 1
Altınekin 1
Beyşehir 1
Bozkır 1
Cihanbeyli 1
Çeltik 1
Çumra 1
Derbent 1
Derebucak 1
Doğanhisar 1
Emirgazi 1
Ereğli 1
Güneysınır 1
Hadım 1
Halkapınar 1
Hüyük 1
Ilgın 1
Kadınhanı 1
Karapınar 1
Karatay 1
Kulu 1
Meram 1
Sarayönü 1
Selçuklu 1
Seydişehir 1
Taşkent 1
Tuzlukçu 1
Yalıhüyük 1
Yunak 1
Kütahya 13
Kütahya Merkez 1
Altıntaş 1
Aslanapa 1
Çavdarhisar 1
Domaniç 1
Dumlupınar 1
Emet 1
Gediz 1
Hisarcık 1
Pazarlar 1
Simav 1
Şaphane 1
Tavşanlı 1
Malatya 14
Malatya Merkez 1
Akçadağ 1
Arapgir 1
Arguvan 1
Battalgazi 1
Darende 1
Doğanşehir 1
Doğanyol 1
Hekimhan 1
Kale 1
Kuluncak 1
Pütürge 1
Yazıhan 1
Yeşilyurt 1
Manisa 16
Manisa Merkez 1
Ahmetli 1
Akhisar 1
Alaşehir 1
Demirci 1
Gölmarmara 1
Gördes 1
Kırkağaç 1
Köprübaşı 1
Kula 1
Salihli 1
Sarıgöl 1
Saruhanlı 1
Selendi 1
Soma 1
Turgutlu 1
Kahramanmaraş 10
Kahramanmaraş Merkez 1
Afşin 1
andırın 1
Çağlayan Cerit 1
Ekinözü 1
Elbistan 1
Göksun 1
Nurhak 1
Pazarcık 1
Türkoğlu 1
Mardin 10
Mardin Merkez 1
Dargeçit 1
Derik 1
Kızıltepe 1
Mazıdağı 1
Midyat 1
Nusaybin 1
Ömerli 1
Savur 1
Yeşilli 1
Muğla 12
Muğla Merkez 1
Bodrum 1
Dalaman 1
Datça 1
Fethiye 1
Kavaklıdere 1
Köycegiz 1
Marmaris 1
Milas 1
Ortaca 1
Ula 1
Yatağan 1
Muş 6
Muş Merkez 1
Bulanık 1
Hasköy 1
Korkut 1
Malazgirt 1
Varto 1
Nevşehir 8
Nevşehir Merkez 1
Acıgöl 1
Avanos 1
Derinkuyu 1
Gülşehir 1
Hacıbektaş 1
Kozaklı 1
Ürgüp 1
Niğde 6
Niğde Merkez 1
Altunhisar 1
Bor 1
Çamardı 1
Çiftlik 1
Ulukışla 1
Ordu 19
Ordu Merkez 1
Akkuş 1
Aybastı 1
Çamaş 1
Çatalpınar 1
Çaybaşı 1
Fatsa 1
Gülyalı 1
Gölköy 1
Gürgentepe 1
İkizce 1
Kabadüz 1
Kabataş 1
Korgan 1
Kumru 1
Mesudiye 1
Perşembe 1
Ulubey 1
Ünye 1
Rize 12
Rize Merkez 1
Ardeşen 1
Çamlıhemşin 1
Çayeli 1
Derepazarı 1
Fındıklı 1
Hemşin 1
Güneysu 1
İkizdere 1
İyidere 1
Kalkandere 1
Pazar 1
Sakarya (Adapazarı) 16
Sakarya (Adapazarı) Merkez 1
Arifiye 1
Akyazı 1
Bekirpaşa 1
Erenler 1
Güneşler 1
Geyve 1
Hanlı 1
Kazım Paşa 1
Karasu 1
Kaynarca 1
Nehirkent 1
Kocaali 1
Pamukova 1
Sapanca 1
Taraklı 1
Samsun 16
Samsun Merkez 1
Alaçam 1
Asarcık 1
Bafra 1
Canik 1
Çarşamba 1
Havza 1
İlkadım 1
Kavak 1
Ladik 1
Ondokuz Mayıs 1
Salı Pazarı 1
TekkeKöy 1
Terme 1
Vezirköprü 1
Yakakent 1
Siirt 7
Siirt Merkez 1
Aydınlar 1
Baykan 1
Eruh 1
Kurtalan 1
Pervari 1
Şirvan 1
Sinop 9
Sinop Merkez 1
Ayancık 1
Boyabat 1
Durağan 1
Dikmen 1
Erfelek 1
Gerze 1
Saraydüzü 1
Türkeli 1
Sivas 16
Sivas Merkez 1
Akıncılar 1
Altınyayla 1
Divriği 1
Doğanşar 1
Gemerek 1
Gölova 1
Gürün 1
Hafik 1
İmranlı 1
Kangal 1
Koyulhisar 1
Su Şehri 1
Ulaş 1
Yıldızeli 1
Zara 1
Tekirdağ 9
Tekirdağ Merkez 1
Çerkezköy 1
Çorlu 1
Hayrabolu 1
Malkara 1
Marmara Ereğlisi 1
Muratlı 1
Saray 1
Şarköy 1
Tokat 12
Tokat Merkez 1
Almus 1
Artova 1
Başçiftlik 1
Erbaa 1
Niksar 1
Pazar 1
Reşadiye 1
Sulusaray 1
Turhal 1
Yeşilyurt 1
Zile 1
Trabzon 18
Trabzon Merkez 1
Akçaabat 1
Araklı 1
Arsin 1
Beşikdüzü 1
Çaykara 1
Çarşıbaşı 1
Dernekpazarı 1
Düzköy 1
Hayrat 1
Köprübaşı 1
Maçka 1
Of 1
Sürmene 1
Şalpazarı 1
Tonya 1
Vakfıkebir 1
Yomra 1
Tunceli 8
Tunceli Merkez 1
Çemişgezek‎ 1
Hozat 1
Mazgirt 1
Nazımiye 1
Ovacık 1
Pertek 1
Pülümür 1
Şanlıurfa 9
Şanlıurfa Merkez 1
Akçakale 1
Birecik 1
Bozova 1
Ceylanpınar 1
Halfeti 1
Siverek 1
Viranşehir 1
Suruç 1
Uşak 6
Uşak Merkez 1
Eşme 1
Banaz 1
Karahallı 1
Sivaslı 1
Ulubey 1
Van 12
Van Merkez 1
Bahçesaray (Müküs) 1
Başkale (El Bak) 1
Çaldıran (Beyazıt Ağa) 1
Çatak (Şitak) 1
Edremit 1
Erciş (Arzaşku) 1
Gevaş (Vestan) 1
Muradiye (Bargiri) 1
Gürpınar (Mamuretül- Hamid) 1
Özalp (Mahmudiye) 1
Saray 1
Yozgat 14
Yozgat Merkez 1
Akdağmadeni 1
Aydıncık 1
Boğazlıyan 1
Çekerek 1
Çayıralan 1
Çandır 1
Kadışehri 1
Saraykent 1
Sarıkaya 1
Sorgun 1
Şefaatli 1
Yenifakılı 1
Yerköy 1
Zonguldak 6
Zonguldak Merkez 1
Alaplı 1
Çaycuma 1
Devrek 1
Gökçebey 1
Karadeniz Ereğli 1
Aksaray 6
Aksaray Merkez 1
Ağaçören 1
Eskil 1
Gülağaç 1
Ortaköy 1
Sarıyahşi 1
Bayburt 3
Bayburt Merkez 1
Aydıntepe 1
Demirözü 1
Karaman 6
Karaman Merkez 1
Ayrancı 1
Başyayla 1
Ermenek 1
Kazımkarabekir 1
Sarıveliler 1
Kırıkkale 9
Kırıkkale Merkez 1
Bahşılı 1
Balışeyh 1
Çelebi 1
Delice 1
Karakeçili 1
Keskin 1
Sulakyurt 1
Yahşihan 1
Batman 4
Batman Merkez 1
Beşiri 1
Gercüş 1
Hasankeyf 1
Şırnak 6
Şırnak Merkez 1
Beytüşşebap‎ 1
Cizre‎ 1
Güçlükonak‎ 1
Silopi‎ 1
Uludere‎ 1
Bartın 4
Bartın Merkez 1
Amasra 1
Kurucaşile 1
Ulus 1
Ardahan 6
Ardahan Merkez 1
Çıldır 1
Damal 1
Göle 1
Hanak 1
Posof 1
Igdır 4
Igdır Merkez 1
Aralık 1
Karakoyunlu 1
Tuzluca 1
Yalova 4
Yalova Merkez 1
Altınova 1
Armutlu 1
Çınarcık 1
Karabük 6
Karabük Merkez 1
Eflani‎ 1
Eskipazar 1
Ovacık 1
Safranbolu 1
Yenice 1
Kilis 4
Kilis Merkez 1
Elbeyli‎ 1
Musabeyli‎ 1
Polateli‎ 1
Osmaniye 7
Osmaniye Merkez 1
Bahçe‎ 1
Düziçi‎ 1
Hasanbeyli‎ 1
Kadirli‎ 1
Sumbas‎ 1
Toprakkale‎ 1
Düzce 8
Düzce Merkez 1
Akçakoca‎ 1
Cumayeri‎ 1
Gölyaka‎ 1
Gümüşova‎ 1
Kaynaşlı‎ 1
Yığılca‎ 1
Çilimli‎ 1
 » Son illerimiz
Osmaniye Toprakkale İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 277
Tarih : 10.Oca.2012 13:52:36
Şırnak Uludere İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 224
Tarih : 10.Oca.2012 12:49:10
Uşak Banaz İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 251
Tarih : 10.Oca.2012 12:09:39
İzmir Çiğli İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 98
Tarih : 09.Oca.2012 14:50:46
Gaziantep Şehitkamil İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 209
Tarih : 09.Oca.2012 13:45:26
Giresun Hakkında Detaylı Bilgi
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 212
Tarih : 06.Oca.2012 11:36:03
İstanbul Zeytinburnu İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 72
Tarih : 05.Oca.2012 15:16:11
İstanbul Üsküdar İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 97
Tarih : 05.Oca.2012 15:15:30
İstanbul Ümraniye İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 71
Tarih : 05.Oca.2012 15:14:29
İstanbul Tuzla İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 106
Tarih : 05.Oca.2012 15:13:51
 » Hit illerimiz
Ankara Polatlı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 1036
Tarih : 02.Oca.2012 14:13:28
Ankara Mamak İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 870
Tarih : 02.Oca.2012 14:07:28
Tokat Erbaa İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 859
Tarih : 28.Ara.2011 09:11:09
Denizli Güney İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 831
Tarih : 04.Oca.2012 12:50:50
Ağrı Doğubeyazıt İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 801
Tarih : 02.Oca.2012 11:31:42
Ardahan Posof İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 788
Tarih : 26.Ara.2011 13:37:31
Uşak Karahallı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 768
Tarih : 27.Ara.2011 12:27:38
Antalya Hakkında Detaylı Bilgi
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 741
Tarih : 02.Oca.2012 14:33:41
Çorum İskilip İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 723
Tarih : 04.Oca.2012 10:44:30
Kırşehir Çiçekdağı İlçesi ve Resimleri
Yazan : TahsinCetinkaya Hit : 714
Tarih : 30.Ara.2011 08:37:56
» İllerimiz Ara
Başlıklarda : İçeriklerde :
» İllerimiz İstatistikleri
» Ust Kategori (81)
» Alt Kategori (932)
» İllerimiz (931)
» Okunma (249775)
» Yorum (0)
» Toplam Adettir
» İframe
Untitled Document

Güzel Sözler Mustafa Kemal Atatürk Yemek Tariflerimiz Türk Ansiklopedisi Ödev Bankası Dünya Ülkeleri Rüya Tabirleri İslami Yaşam Türkiye Rehber Film İzle Sitene Ekle İl İl Türkiye Eğitim Haberleri Günlük Burç ve Astroloji Bedava Site Lise Adres-Telefonları Yemek Tarifleri Biyografiler Sağlık Sorgulamalar Kastamonu Kastamonu Resimleri Kastamonunun İlçeleri Çatalzeytin Çatalzeytin Köyleri Çatalzeytin Video Çatalzeytin Resimleri Çatalzeytin Köy Resimleri ÇatalzeytinSpor Çatalzeytin Köy Haritaları Abana İlçesi Ağlı İlçesi Araç İlçesi Azdavay İlçesi Bozkurt İlçesi Cide İlçesi Daday İlçesi Devrekani İlçesi Doğanyurt İlçesi Hanönü İlçesi İhsangazi İlçesi İnebolu İlçesi Küre İlçesi Pınarbaşı İlçesi Seydiler İlçesi Şenpazar İlçesi Taşköprü İlçesi Tosya İlçesi Türkeli İlçesi Türkelinin Köyleri Türkeli Videoları Türkeli Resimleri Türkeli Köy Resimleri Türkeli Köy Haritaları Sinop Ayancık İlçesi Boyabat İlçesi Dikmen İlçesi Durağan İlçesi Erfelek İlçesi Gerze İlçesi Saraydüzü İlçesi Yemek Tariflerimiz Türk Ansiklopedisi Ödev Bankası Dünya Ülkeleri Rüya Tabirleri İslami Yaşam İl İl Türkiye Eğitim Haberleri Günlük Burç ve Astroloji Bedava Site Türkiye Rehber

» CopyrightYukarı Git
Catalzeytininsesi.com © Tahsin Çetinkaya Tarafından Kurulmuştur. Tüm Hakları Saklı Olup Yazılı ve Görsel Bilgiler İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Yayınlanamaz.
Site Design Coding © CatalzeytininSesi.Com
Tavsiye Et | İletişim | Rss