
İLÇENİN ADININ NEREDEN GELDİĞİ
Kalızvan/Kağızman
515 tarihinde, İslamlıktan önceleri Kars güneyinde Aras Nehri boyuna yerleşen Hazar Türleri’nin Kalıs/Kalız boyuna göre yöreye “Kalızvan”denilmiştir.
Kalıs/Kalız, 558-630 yılları arasında Hazar Denizi ile Karadeniz arasında ki bölgede yerleşip devlet kuran Hazar Türkleri’nin bir boyu olup sözcük kökü Kal’dan, Kalı’dan ibarettir.
Kalızvan adındaki “van” eki-sözcüğü yurt manasını teşkil ettiğinden Kalız-Yurdu manasındaki Kalızvan adı değişime uğrayıp sonradan Kağızman söylenmiştir.(1)
Arşarunik
772 tarihine kadar Kamsarakanlılar, İl beylerinden Kağızman Deresini ve Digor’u satın alarak bölgede Arşarunik birliğini kurar ve buraya Arşarunik adını verirler
Kızıldere
1468’de Akkoyunlu hakimiyetine giren Kağızman Kars’ın güneyinde bulunduğundan ve altın-maden yatakları olduğundan dolayı Kızıldere adı ile de anılmıştır.
RİVAYETLERDE KAĞIZMANIN ADI
Hacı Kağızman
1400 lü yıllarda İlçenin Sancak Beyliği Toprakkale Mahalesi’nde iken bir ağanın Kağızman adında bir hizmetkârının olduğu, ağanın hac vazifesi için gittiği ve hac’da iken sabah kahvaltısında canının helva çektiği, bununda Kağızman’a ayan olduğu ve ağanın hanımının yaptığı helvayı soğumadan götürüp ağaya verip döndüğü zaman ermişliğinin anlaşıldığı söylenile gelen zattan Kağızman adının kaldığı rivayet edilmektedir.(2)
Narinkale
Evliya Çelebi 1646 ‘da Kağızman’a gelir. Gezdiği ilçeyi Seyahatnamesi’nde anlatırken Anı Hükümdarı Nuşirevan kızlarından Narin’in Kağızman Çarşısına bir kale yaptırdığını ve onun adıyla anıldığını ifade eder.
Bu anlatım Hacı Kağızman’da olduğu gibi bir rivayetten ibadettir. Çünkü Çarşı merkezinde ki Kağızman Kalesi’nin Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldığı tarihi kaynaklarda kesindir.(3)
YAZILI TARİH ÖNCESİ
Avcı-toplayıcı Paleolitik Dönem insanlarından günümüze kalan buluntular yeryüzündeki en eski kültürlerden birisinin yöremizde olduğunu göstermektedir.
PALEOLİTİK DÖNEM (Kabataş)
Alt Paleolitik Dönem: Bu dönemde Camuşlu Köyü’ndeki Yazılı Kaya’nın 6 Km. güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalar bulunmuştur.
Orta Paleolitik Dönem: Bu döneme ait Yazılı Kaya, Tombultepe’ye yakın Kurbanağa Mağarası’nda taş araç ve ocak yerlerine rastlanmıştır.
Üst Paleolitik Dönem: Bu dönemde avcılık ve toplayıcılık yöntemlerinde farklılaşma olduğu, araç-gereç yapımının geliştiği görülmüştür.Bu dönemde kaya resimleri de ortaya çıkmıştır.Camuşlu Köyü’nün batısında,Aladağ’ın doğu yamaçlarındaki Yazılı Kaya’da (M.Ö.12 Bin Yıl) bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük biri küçük iki panoya rastlanmıştır.Kurbanağa Mağarası araştırmalarında yine Üst Paleolitik Döneme ait taş araç-gereçler bulunmuştur.
MEZOLİTİK DÖNEM (Yontmataş)
Paleolitik Dönemi izleyen Mezolitik Dönem, mikrolit adı verilen minik araç-gereçlerle tanınmaktadır.Aras vadisinde yapılan araştırmalarda bu araçlardan ele geçirilmiştir.Bölge yerleşme tarihinin komşu bölgelere koşut olarak, Paleolitik Dönemle başlayıp Mezolitik Dönemde de devam ettiğini göstermektedir.
NEOLİTİK DÖNEM (Cilalıtaş)
Yazılı Kaya – Kurbanağa Mağarası’nın doğusunda, Kale denilen tepe de açılan bir sondaj çukurunda da üst katmanda farklı bir katman saptanmış ve bunun son Neolitik Dönemden kalmış olabileceği öne sürülmüştür. Kaledeki duvar resimlerinin ise son Neolitik Dönem ya da ilk Tunç Çağı sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.
KALKOLİTİK DÖNEM (Taş-Maden)
Araç-gereç yapımında bakır kullanmaya başlanmasıyla belirlenen Kalkolitik Dönemin buluntu yeri Kağızman’ın güney kısmında yer almaktadır.Tuzla Tüneli’nin üzeri, Şahindere Mezarlığı’nın batısındaki Mısırtepesi’nde bir düz iskan yerinde ve Kötek Köyü içerisindeki bir höyükte yapılan araştırmalarda Kalkolitik Dönem özellikleri taşıyan buluntular ele geçmiştir.Bu döneme Bakır Çağı’da denilmektedir.
İLK TUNÇ ÇAĞI
Bu dönem bakırla kalayın karıştırılmasıyla elde edilen tuncun,araç yapımında kullanılmaya başlanmasıyla ayırt edilen bir dönemdir.İlk Tunç Çağı Camuşlu köyündeki Yazılı Kaya’nın dibinde açılan küçük deney çukurunda ve Kurbanağa Mağarası yakınındaki sondajda ele geçen çanak çömleklerle ve aynı mağaranın doğusunda kale denilen, üst düz yüksek tepedeki sondaj çukurunun buluntularıyla bilinmektedir.
Kale mevkisindeki açmada, İlk Tunç Çağı’ndan kalma bir açkı taşı, el değirmeni taşları, bir çekiç,delinmiş üstü-süslü hayvan parmak kemikleri,el yapımı çanak-çömlekler bulunmuştur.
YAZILI TARİH SONRASI
HİTİTLER-HURRİLER-MİTANNİLER
M.Ö.2025’lerde doğudan gelip Anadolu’ya yerleşen Hititler gibi Hurriler’de Ari ırkından bir kavim olarak M.Ö.2000 yıllarında doğudan,muhtemelen İran yaylasından gelip Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yerleşmişlerdir.
Hurriler, Hurri ve Mitanni Krallığı olarak ikiye bölünmüş Hurri Krallığı 1300 lere doğru Hitit İmparatorluğu’na, Mitanni Krallığı ise
M.Ö.1275’e doğru Asur Krallığı’na katılmıştır.Böylece Anadolu’nun Hurri-Mitanni hakimiyeti sona ermiştir.
URARTULAR
Urartu, Doğu Anadolu’nun güney yarısına, Van Gölü çevresine verilen “Yüksek Dağlık Bölge” manasındaki isimdir.
Urartular bu çevrede M.Ö.859-612 arasındaki 247 yılda Ari ırklardan kudretli bir krallık kurmuşlardır. Kurulan krallıklar içerisinde Kars’taki Diauekhi Krallığı komşularına göre daha büyük ve kuvvetliydi.Bilhassa kıymetli madenlerden vergi ödemekte idi ki, bu durum Kağızman Deresi’nde ki altın,gümüş madenlerinin o dönemde işletildiğini ortaya koymaktadır.
Bir bakıma Kağızman’ın tarih çağına girmesi ve Urartu’ya tabi olması Büyük Kral Menuas(810-785)çağındadır.
KİMMERLER
M.Ö. 7 ve 5 nci yüzyıllar arasında Aras boylarında görülen Kimmer akıncıları, Azak Denizi çevresindeki yurtlarından Saka(İskit) Türkleri tarafından çıkarılarak Kafkas dağlarını aşıp Urartu hudutlarına kadar gelmiştir.Sakaların karşısında Kimmerler Kür ve Aras boylarında daha fazla tutunamayarak Fırat üzerinden Kızılırmak boylarına geçtiler.
MEDLER-PERSLER
Kars ili ve çevresini de içine alan, Urartu Krallığını sona erdiren Ariler kavminden Medler’in M.Ö.708’de İran’da kurdukları imparatorluk M.Ö. 55’e kadar 153 sene devam etmiş ve yerlerini II.İran İmparatorluk hanedanı olan Persler almıştır.Persler Urartu topraklarını ve ülkelerini Satraplık denen 23 büyük ve 127 küçük birime bölerek merkezden yönetmişlerdir.Bugün ki Kars bölgesinde, Kağızman’da “Khaldiler” denilen Aras boyu ahalisi, 18 Satraplık içinde yer alıyordu.
İSKİTLER/SAKALAR
M.Ö. 8 nci yüzyılda tarih sahnesine çıkan ve bu tarihten M.S.2 nci yüzyıla kadar hakimiyetini devam ettiren İskitler, doğu da Çin Seddi’nden batıda Tuna Nehri’ne kadar uzanan geniş bir saha da varlıklarını bin yıl gibi oldukça uzun bir zaman korumuşlardır.
Sakalar M.Ö.650-120, M.S.16 yılları arasında Kafkaslardan gelerek Kür ve Aras boylarına yerleşen atlı-göçebe hayatı süren ilk Türk Kavmidir.Bu kavim Aras boylarından daha güneylere inerek Küçük-Zap başlarıyla Urmiye gölü arasındaki Manna Ülkesi’ne değin yayılmışlardır.Kağızman’ın Kuzeybatısında Aladağ’ın eteğinde yer alan Keçivan/Geçivan Kalesi’nin Saka Hükümdarı Alp-Er Tonga tarafından yapıldığına ve bu padişahın hazinelerini gizlediği ve bu kale çevresini Yaylağ olarak kullanıldığına işaret edilmektedir.Kağızman’ın kuzeyinde yer alan Şaban Köyü’nün de Afrasyab diye de tanınan Alp Er Tonga’nın Önasya’da ki Payitahtı Şaberan Şehri’nin bir hatırası olarak anıla geldiği sanılmaktadır.
ARTAKSİYASLI KRALLIĞI
Yukarı Aras ve Murat boylarında kurulan Artaksiyaslı Krallığı’nın merkezi Aras kıyısındaki Armavir Şehri idi.Yaklaşık 200 yıl kadar süren Artaksiyaslı sülalesi hükümetinin ardından Arsaklılar’ın hakimiyeti başladı.
ARSAKLILAR
Sakaların Dahe kolunun Parn boyundan olan I.Arsak, 248 de Arsaklı Devletini kurmuştur.Tiridat döneminde Arşakuni’de denilen büyük devlet İndus’ten Kafkaslara, Sırderya’dan Fırat’a değin uzayan ülkeleri hükümleri altında birleştirmiştir.Arsaklılar Eski-Oğuzlar’dan ve Türkmen sayılan Türklerdendir.
Arsaklılar’ın M.Ö.250 yıllarında başlayıp 476 yıl süren hakimiyetleri M.S.226 tarihinde sona ermiştir.
KAMSARAKANLILAR - BAĞRATLILAR
Büyük-Tiridat Han çağında Arsaklılar’ın Karen-Bahlav kolundan gelen Türkmen Beğler Küçük-Arsaklılar hizmetine girip Kars’ın Şüregel-Digor-Kağızman deresi gibi doğu ve güney yanlarına yerleşerek malikaneler edinmişlerdir.Bu Karen-Arsaklıları Beğlerine hep Kamsarakanlılar denilmiştir.II nci Tiridat, Kamsar’ın oğlu Arşavir’e (311 yıllarında) Eraskha-cor’dan Erovantaşad’a değin olan yerleri, Kağızman deresi ile Digor bölgelerini malikane olarak vermiştir.Bu yüzden buralara “Arşavir Hanedanları” adından kısaltılarak “Arşarunik” Arşavir Sülalesi Ocağı denilmiştir.İranlı istilacılara karşı Kağızman batısında ki Kaput Kalesi “Kaput-Bert”Kamsarakan Hanedanına sığınak merkezi olmuştur. Anı ve Kars Bağratlı Krallıklarında bulunan Kral Abbas, onun oğlu III.Aşot ve onun oğlu Muşel-Genç Abbas dönemlerinde bir çok Manastır-Vank Kilise inşa edilmiştir.Bağratlılardan kalma olduğu sanılan X-XI.Aslır çok güzel çadır usluplu “Çenğli/Çanğlı Kilise Çengilli köyünde yapılmış olup köy ise adını bundan almıştır.
OĞUZLAR
VI.yüzyılda Çin’den Karadeniz’e kadar uzanan bir sahada bütün Türk kitabelerini bir imparatorluk halinde birleştiren Oğuzlar IX-X yüzyılda Orta Asya bozkırlarından, Sır-Derya aşağılarında ve Aral çevresinde bulunmuş X.yüzyılda batıya doğru haraketle Emba ve Yayık(Ural) Nehirlerini geçmiş Karadeniz boyundaki steplere gelmişlerdir.
Dede Korkut Oğuznameleri’nde Doğu Anadolu’da yaşamlarını sürdürmüş Eski-Oğuzlar’ın Çifte Başkentlerinden birisi Sürmeli Karakalesi diğeri ise Kağızman Ağcakalesi’dir.
Dede Korkut Oğuznameleri’inde Kağızman Ağcakalesi Yaylağ ve Başşehir olarak geçerken Oğuz Beğleri’nden ad alan Kağızman köyleri ve semt isimleri de günümüze kadar yaşaya gelmiştir.
Eski-Oğuzlar’ın Yaylağ’ı olan Kağızman-Ağcakale köyündeki Kale-Karargahı kesili taşlarla-kireç kaynatmalı,Türk çadır uslubunda yapılmış olup kubbe kısmı yıkılmış,7-8 metre yüksekliğindeki duvarlar ise günümüze kadar ulaşmıştır.
SELÇUKLULAR-KARAKOYUNLULAR-AKKOYUNLULAR
1045 de Anı’yı alan Rum Kayseri X.Konstantin Monomak Anı ülkesini Askeri Vilayet adıyla İstanbul’a bağlamış,böylece şimdi ki Kars ilinin Kağızman ve Digor kazaları,Arpaçay’ın Kızılçakçak ve Başgedikler nahiyeleri ile Sovyetlerdeki Akbaba,Gümrü bölgeleri Elegez’e varınca Rumlar’ın eline geçmiştir.
Alp-Arslan’ın 1064 yılındaki ilk “Rum-seferi” ile alınan yerler,şimdi ki Kars İlinin doğu bölümü ve ilerisi fetedilerek Rumlar buralardan atılıp merkez Anında Selçuklular’a bağlı yeni bir Anı-Şeddadlıları Hükümeti kurulmuştur.Böylelikle Selçuklular 1064 güzünde Kağızman bölgesini de fetihle Anı-Şeddadlıları’na bağlamışlardır.Selçukluların ardı sıra Fırat ve Dicle başlarında tutunan Akkoyunlular , ardından Karakoyunlular ve yine Akkoyunlular yöreye hakim olmuştur.Bu sıralarda Kağızman Toprakkale Sancak Merkezi Beğliği’nde bulunan Hüseyin Beğ, Sultan Yakup’un sayılı emirlerinden olmuştur. Tebriz’de tahta geçip Safavi Devleti’ni kuran Şah-İsmail Akkoyunlular’ı yenerek Kars ili bölgesindeki göçebe Türkmanlar’ı da kendisine tabi kılmıştır.
1514 Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’i yenilgiye uğratan Yavuz Sultan Selim Kars’ta konaklamış ordudaki yorgunluk sebebiyle Doğu Anadolu’yu tam olarak egemenliğine almadan İstanbul’a geri dönmüştür.
OSMANLILAR
Yavuz Sultan Selim’in yerine İstanbul’da tahta geçen oğlu Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) birinci doğu seferinde Safili Şah-İsmail’in oğlu Şah Tasmasp üzerine yürüyerek Kars’ı Osmanlı egemenliği altına almıştır.Böylece Kağızman Deresi 1534 de Osmanlılar’a dahil olmuş ve 1579’da Kars Eyaleti’ne bağlanmıştır.
Osmanlılar 1579 da Keçivan Kalesi’ni onarıp Çarşı Mahallesi’nde de şimdiki Kağızman Kalesi’ni taştan yaptırmış, Toprakkaledeki
Eski sancak merkezi buraya taşınmıştır.Kanuni’nin yaptırdığı Kale ve kale yanındaki Süleyman Han Camisi 30 Mayıs 1664 Perşembe günü başlayıp yedi gün yedi gece süren Ağrı Depremi’nde sarsıntıyla yıkılmıştır.Kağızman’ın altın ve gümüş madenleri işletilmiş I.Sultan Mahmut adına Kars’ta kesilen gümüş akçaların madeni de Kağızman’dan çıkarılmıştır.
YAKIN DÖNEM TARİHİ
Osmanlı-Rus Savaşları : 1807,1828 ve 1855 yıllarında üç defa koca ordularla saldırıp Kars’ı Anadolu’dan kopararak eline geçiremeyen Rus Çarlığı, 70 yıl sonraki Doksanüç Harbi(1293/1877) sırasında buna muvaffak olmuş ve Kars ve çevre ilçelerinde yerli halkımızın tabiriyle “Kırk-Yıllık Karagünler”i başlatmıştır.
Doksanüç’te Kars’ın düşüşü ile Kars ve çevre ilçelerinde katliam ve yağma felaketi başlamış ahali göçe zorlanmış, tutsak erlerimiz şehit edilmiştir.Yapılan zulümden usanan Kağızman’ın Yerli ahalisi de Horasan,Hasankale,Erzurum,Erzincan,Sivas,Tokat,Çorum Yozgat gibi yerlere göçerek Kağızman’ı terk etmek zorunda kalmıştır.Kalanlar ise esaret altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Muhacirliğe zorlanarak göç ettirilen halkın yerine Ruslar,Malakanlar,Rumlar ve Ermeniler yerleştirilmiştir.İlçede yaşanan esaretten kurtuluş için Müslüman ahalice dernekler kurularak milli mücadele ruhu oluşturulmuştur..Çalışmayı başlatan milli mücadeleciler Ruslar tarafından takip edilerek çalışmaları engellenmeye çalışılmıştır.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI
1914 de Cihan Harbi Avrupa’da patlak verince Türkiye’de de Seferberlik ilan edilmiş olup bunun üzerine Ruslar Kars ilinde Türkiye Şehbenderliği ile alakası olan ve Türklere öncülük edenleri yakalayarak 150 den fazla Türk’ü sürgün ederek Astargan,Orenburg ve Semerkand gibi “İçeri” yerlere göndermişlerdir.
Bu sırada sürgüne gönderilenler arasında Türkçülerden Kağızman’da üç kardeş olan İsmail Beyzade Mehmet,Ali Rıza ve Ömer Beyler tutuklanarak Kars Hapishanesi’ne konulmuş,Kağızman Sancağı’nda teşkilat kuran Tacir Halil Beğ(1868-1935) ile Kağızman Müftüsü Şeyh Numan Efendi ve Zarif Beğ Astargan’a sürülmüştür.1917 Rus İhtilali ile Çarlık devrilince bütün siyasi mahkumlar gibi serbest kalan Kars ve Kağızmanlı sürgünlerde 1917 sonlarında evlerine dönmüşlerdir.
KAĞIZMAN’IN KURTULUŞU
1914’de Çarlık Rusya’nın “Milli mücadelede bulunuyorlar” diye yakalayarak sürgüne gönderdiği150 Karslının arasında bulunan Kağızmanlı İsmail Beyzade, Ali Rıza, Mehmet ve Ömer Beğler, Tacir Halil Beğ, Zarif Beğ, Kadı Mustafa Efendi, Halife Numan Efendi gibi Kağızman’ın ileri gelenleri 1917 ihtilalinde sürgünden geri dönerek Ermenilere karşı yerli halkını teşkil andırıp silahlandırma başlatmışlardır.
3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litowsk Anlaşmasını tanımayan Ermeniler Kars’ta Kağızman’da yerli halkı katliama uğratmışlardır. Mart ve Nisan aylarında Ermeniler’in Kağızman’da giriştikler mezalime silahsız Kağızmanlılar ve güçleriyle direnirlerse sonuç itibariyle 400’ün üzerinde şehit vermişlerdir.
Ordumuzun Kars’ı kurtarma çabalarını gören Ermeniler, Şaban, Böcüklü, Kömürlü, Yalnızağaç, Paslı’daki ahalinin üzerine yürümüş, bu ahali Purut, Camuşlu, Kozlu, Kızılveren köylerinden çekilmişlerdir. Ermeniler teslim aldıkları silahsız halkın 150’ye yakını Kızılveren ve Kozlu köylerinde katletmişlerdir. Bir o kadarını Paslı ve Çilehane arasında öldürmüşlerdir.
Kağızman’ın Toprakkale mahallesinde halkı kandırıp silahları toplanmış, çarşı merkezindeki Gamir Damı’na doldurup105 kişiyi süngüleyip katletmişlerdir. Bunların arasında Kağızmanlı Şair Hıfzı da vardır. Bu katliamların durması ve topraklarımızın düşmanlardan kurtulması için Eyüp Ağa Tekbağ’daki evinin hinzanından Ermenileri kurşun yağmuruna tutmuş, Taşkışla Binasında Avcı Mahmut ve arkadaşları Şido Ömer, Garip Memet, Çilo Recep, Kızılkiliseli Yakup ve diğerleri Ermenileri Taşkışlaya sokmamak için direnmişlerdir. Avcı Mahmut şehit düşmüştür. Yerli halkı örgütleyen Ali Rıza Bey 26 Kasım 1918’de Kars’ta kurdukları Milli İslam Şurası’nın bir sancak şube-sini açarak faal bir çalışma süreci başlatmıştır.
Bu teşkilatta Hoca Ömer Lütfi Efendi, Mehmet Beğ, Kadı Mustafa Efendi’nin oğlu Aslan Beğ, Mehmet oğlu Musa ve kardeşi Mithat ile Nuh Beyler ilk görev alanlarıdır. 23 Nisan 1919 günü Milli Şura hükümetinin binası İngilizler tarafından basılarak hükümet erkanı Batum’a ve Malta’ya sürülmüştür. Mahpus iken bir bahane ile açılıp yeniden faaliyete başlamış Milis güçleri toparlanmış, karargahını Ortakale’ye kurmuş ve Ermenilere karşı mücadelesini sürdürmüştür. Yer yer Kağızman’a baskınlar düzenlemiştir, bu baskınlar Ermenileri yıldırmıştır.
Doğu Cephesinde yaşanan bu katliamları önlemek ve düşman işgalini yok etmek için Kazım Karabekir Paşa kumandasındaki 15. Kolordu taarruz girişimlerine başlarken Milli Şura Kuvvetlerine de silah ve asker yardımında bulunmaya başlar. Kağızman bölgesinde 1. Mürettep Tugay görevlendirilir. Doğu Cephesi komutanlığının verdiği işaret üzerine 28 Eylül 1920 saat 3:00’de taarruza geçilir. Ortakale’den Ali Rıza Beğ kuvvetiyle Çürük, Armutlu, Gülantep istikametinde ilerleyerek Karakurt’tan Kağızman’a hareket eder. 29 Eylül’de Kağızman’a girerek Kağızman’ı tutar Ordumuzun 30 Eylül’de Kağızman’a girmesiyle Ermeni birlikleri ilçeyi boşaltmaya başlar. Kağızman, 1 Ekim 1920’de Kurtulur.(4)
(*) Yazan: Sait Küçük
Kaynak:
- Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, 1953 Ankara
- Evliya Çelebi Seyahatnamesi
- Prof. M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, 1953 Ankara
- Sait Küçük’ün basıma hazır Kağızman kitabından.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!COĞRAFİ YAPISI
Kağızman 1972 km² lik bir alana sahiptir. Yükseklik farklılıkları ilçe içinde fazladır. Bu yükseklikler 1100-1600 m arasında değişmektedir. Kuzeyinde Kars merkez ve Selim, doğusunda Tuzluca, Digor, batısında Sarıkamış, güneyinde ise Ağrı merkez ile komşudur. Kars il merkezine 76 km uzaklıkta, Aras vadisindeki bir birikinti kesiti üzerinde yerleşmiş durumdadır.
İlçe coğrafi bakımdan henüz tektonik oluşumunu tamamlamamıştır. Faylar ve kırıklar üzerinde yerleşilmiştir. Dolayısıyla zaman zaman yörede depremler tehlikeli olmaktadır. 1104-1962 yılları arasında 13 deprem olmuştur. Diğer taraftan düşme, kayma ve sürünme şeklinde kütle hareketleri olmaktadır. Kötek, Çallı civarında kaya düşmesi, Camuşlu-Kozlu, Yenice-Taşburun ve Akdam köyleri civarlarında heyelan görülmektedir.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!DAĞLIK ALANLAR
Aladağ :
Aras nehrinin kuzeyinde 3138 m yükseklikte, volkanik bir dağdır. Bu dağın kuzeyinde küçük Aladağ tepe (2532 m), doğusunda Zozan tepe (2520 m) ve güneyinde Kabak tepe (2436 m) gibi önemli koniler mevcuttur. Aras vadisinden 2000 metre daha yüksektedir. Genel görüntüsü itibariyle bölgedeki bazalt platosu üzerinde basit bir kalkan şekli arz etmekle birlikte kuzey-doğusunun Yayla deresi ve kolları tarafından boşaltılarak önemli bir biçimde deforme olduğu görülür.
Yağlıca Dağı:
Zirve kısmının 2961 m yüksekliğe eriştiği bu volkanik dağ, ilçenin kuzey-doğusunda yer almaktadır. Batısında yer alan Küçük Yağlıca tepesi (2786 m), güney-doğusunda yer alan Mısır Çayırı tepe (2567 m) çevredeki önemli yükseltileri oluşturmaktadır. Yağlıca dağı kubbe şeklinde bir kütledir.
Kazıkkıran Dağı :
Camuşlu köyünün kuzeyinde, Çaybük köyünün doğusunda yer alan önemli yüksekliklerdendir.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!AKARSULAR
Aras Nehri:
Bingöl Dağının kuzeye bakan yamaçlarından doğar. Tekman, Pasinler, Horasan havzalarının sularını topladıktan sonra Karakurt Boğazına girer. Zaraphane deresini de aldıktan sonra batıdan doğuya doğru akışına devam eder. Yol boyunca güneyden Demirkapı, Kaput, Todan, Kağızman, Yarımcalar, Çayyeri derelerini, Kuzeyden ise Kötek, Abdullah, Tuzlu ve Azathan derelerini alarak Hazar Denizine doğru yoluna devam eder.
Kağızman topraklarına 1310 m yükseklikten giren Aras Nehri yaklaşık 50 km den fazla yol kat ettikten sonra 1080 m seviyesinde ilçe topraklarını terk eder. Ortalama olarak % 0,46 lık bir yatak eğimi olan nehir, bölge içinde yaklaşık 230 metrelik bir seviye azalmaya uğramaktadır. Ortalama akım değeri 52 m³/sn dir.
Kötek Deresi:
Balıklı Dağından (2850 m) doğan Karanlık dere, Akyol deresi ile birleşerek Tunçkaya’dan sonra Aladağ’dan doğan Kilis deresini de içine alır. Akarsu, Ortaköy ve Çilehane köylerinden sonra Güvercin deresi ismini alır. Kazıkkıran Dağından doğan Morpet deresiyle Akdağdan doğan Nurpin (Yayla) deresini de içine alan Kötek deresi Şikeft deresinin sularını da içine alarak en son Maden deresiyle birleşerek Aras’a katılır. Toplam uzunluğu 34 km dir. Başıyla sonu arasında 1670m seviye farkı olup, % 4,3 gibi yüksek eğimle oldukça sert akar.
Abdullah Deresi:
Yağlıca Dağından 2800 m den doğar. Kandil deresi adıyla Keşişkıran köyünü geçtikten sonra Abdullah deresi olarak adlandırılan dere, Kaan deresinin sularını da alıp, Akdam köyünde bir koni oluşturarak Aras’ a katılır.
Azathan Deresi:
Yağlıca Dağından 2825 m yükseklikten doğar. İlk başta Değirmen deresi olarak adlandırılan dere, boğazdan geçtiği için Darboğaz deresi adını almaktadır. Bu sıradaki eğimi %10 olan dere Aydınkavak köyü yakınlarında oluşturduğu birikintiyi yararak %5 eğimle Aras’a ulaşır. Uzunluğu 18 km.dir.
Tuzlu Dere:
Aydınkavak köyü civarındaki Dere, %9 eğimle 5 km olarak Aras’a katılır. Suyu acıdır.
Kaput Deresi :
Kurumlar tepesinde 2130 m yükseklikten doğarak, Sillik deresi adıyla akar. Hışık deresini de aldıktan sonra Kaputdere ismini alır ve Melik deresiyle birleşerek Kuloğlu köyünden Aras’a ulaşır. 14 km uzunluğunda %6 eğimlidir.
Todan Deresi:
Kapı Dağından 2590 m yükseklikten doğar. Bulanık suyu olarak bilinen bu dere, Durusu deresini alarak Todan deresi ismiyle Esenkır Köyü yakınlarında Aras’la birleşir. 1710 m.lik seviye kaybıyla 15 km.lik mesafeyi %11,4 eğimle kat eder.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!GÖLLER
Denizgölü:
İlçenin batısında Aras nehrinin 3,5 km kuzeyinde yer alır. Göl deniz seviyesinden 1898 m yüksekliktedir. Alanı 1125 km².dir. Elipse benzeyen gölün en geniş yeri 675 m.dir. Yağış suları dışında kuzeyinden gelen küçük bir dereyle beslenmektedir. Suyu tatlı olan gölde aynalı sazan balığı bulunmaktadır.
Kamışlı Gölü:
Böcüklü köyü yakınlarında 150 m lik uzunluğa, 100 m lik genişliğe sahiptir. Deniz seviyesinden 1840 m yükseklikte olup, yüzeyi kamışlarla kaplıdır.
Çengilli Gölü:
Çengili Köyü’ nde bulunan tatlı su gölüdür. Özellikle kış aylarında balık avlanmaktadır.
Ayrıca Camuşlu- Kozlu heyelan sahasında, Kartal gölü, Büyük göl, Akdam köyü çevresinde isimsiz birçok gölcük ile Karabağ Köyü yaylasında dağ gölcüğü olan Turna gölü bulunmaktadır.
İKLİMİ- BİTKİ ÖRTÜSÜ
Yaklaşık 1900–2000 m² den daha alçak kesimlerde yarı kurak sahaların karakteristik topraklarından olan kahverengi topraklar yayılış gösterirken, 2000–2750 m arasındaki nispeten nemli ve serin kesimlerinde ise dağ, çayır toprakları yayılış göstermektedir. Eğimin fazla olduğu yerlerde çıplak kayalar ortaya çıkmıştır. Kuzeye bakan yamaçlardaki topraklar daha nemlidir. Aras kenarındaki 20 km² lik alüvyon toprakları bulunur.
Kağızman’da bahar aylarında görülen don, bitkileri etkilemektedir. İlçedeki toprak grupları çeşitli ağaç türlerinin yetişmesine uygun olmasına karşın tarıma ayrılan alanların dışında tamamen step bitkileri ile kaplanmıştır. Toprağın çok sık olduğu çoraklaşma, tuzlaşma, taşlık olan alanlarda toprak özellikleri ağaç, hatta step formasyon gelişmesine dahi uygun olmadığından bu kesimler genelde çıplaktır.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
İLÇENİN ADININ NEREDEN GELDİĞİ
Kağızman’ ın bilinen ilk adı Arşarunik’ tir. Uzun müddet Arşarunik olarak devam eder.
Eski devirlerde kasabada çok nar yetiştiği için narlar toplanıp kaleler gibi yığıldığından etraftaki il ve kazalar burayı nar yığını, nar kalesi diye adlandırmışlar. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra İlçenin adı Narinkale olmuştur. İlçede nar yetiştiğini “Kağızman’a ısmarladım nar gele” türküsünden daha iyi anlamaktayız. Türkünün şöyle bir öyküsü vardır :
Kağızman’ ın civar köylerinden birinde birbirlerini delice seven iki çiftten hanım hastalanır. Ateşler içerisinde yanan hasta sevgilisinden ekşili bir nar ister. O zamanların nakil vasıtası güçlüğünden dolayı Kağızman’ dan nar yetişemeden sevgili ölüp gider. Bu genç sevgilinin ölümü etrafta büyük üzüntü uyandırınca şairlerden biri bir şiir yazar. Bu gün folklörümüzün popüler bir türküsü olan aşağıya çıkarılmıştır.
Kağızman’ a ısmarladım nar gele,
Gümüş kemer ince bele dar gele.
Baharda yayılır kuzu yanyana ,
Benim yarım inci takardı gerdana.
Bizim elin yayları yokuşlu,
Fistan giyer etekleri nakışlı.
Narinkale ismi de daha sonra Kağızman ismini almıştır. Öyküsü şöyledir: Narinkale’ de oturan bir kişinin Kağızman isminde bir hizmetçisi varmış. Günün birinde evin sahibi hacca gitmeye hazırlanıyor. Evini, hanımı, çocuklarını Kağızman’ a emanet edip gidiyor. Bir gün evin hanımı helva pişiriyor, hizmetçi Kağızman’ a “Efendim bu helvayı çok severdi. O da olsaydı da yeseydi.” Diye konuşurken Kağızman hemen ortaya çıkıp “Abla sen helvayı bir sefer tasına koy, ben efendiye götürüp veririm.” Evin hanımı bu işe inanmaz ama Kağızman’ ı da kırmak istemez. Hemen bir sefer tasının iki gözünü helva doldurur ve Kağızman’ ın eline verir.
Kağızman o günün yol ve vesait durumunu düşünmeden akşam üstü kapıdan dışarı çıkar. Rivayete göre o gece Mekke ‘ye gidip efendisini bulur helvayı sıcak, sıcak yedirir. Sefer tasının bir gözünü efendisine bırakarak tekrar eve döner. Evde olayı hanıma anlatır hanım buna pek inanmaz ama Kağızman’ ı da kırmak istemediği için usulen “ sağ ol” der.
Günler, aylar, yıllar geçer Narinkale’le evin efendisi hacdan döner. Komşu ve akrabaları onu görmeye gittiklerinde Kağızman’ın bir gece içinde kendisine helva getirip tekrar geri döndüğünü anlatır. Kağızman’ ı çağırarak bütün halkın huzurun da Kağızman’ ın kerametli bir kişi olduğunu ortaya koyar.” Esas hürmet edilecek biri varsa oda Kağızman’ dır.” der ve ilk önce kendisi Kağızman’ın elini öper. Rivayete göre keramet sahibi kişilerin kerameti anlaşıldığı andan itibaren yaşamazlarmış. İşte Kağızman da öyle oluyor ve orada vefat ediyor.
Daha sonra Narinkale’ nin adı Kağızman olarak değiştirilmiştir.
KAĞIZMAN
KARS ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus:
21700 kişi
Yüzölçümü:
1972 km²
Köyleri
- YANKIPINAR
- AKÇAKALE
- AKÇAY
- AKDAM
- AKÖREN
- AKYAYLA
- ALTINGEDİK
- AŞAĞIDUT
- AŞAĞIKARAGÜNEY
- AYDINKAVAK
- BULANIK
- BÜCÜKLÜ
- CAMUŞLU
- ÇALLI
- ÇAYARASI
- ÇAYBÜK
- ÇENGİLLİ
- ÇEPERLİ
- ÇİÇEKLİ
- ÇİLEHANE
- ÇUKURAYVA
- DEĞİRMENDERE
- DENİZGÖLÜ
- DEVEBÜK
- DİBEKKAYA
- DONandI
- DURANLAR
- ESENKIR
- EVYAPAN
- GÖRECEK
- GÜMÜŞTEPE
- GÜNİNDİ
- GÜNİNDİYAYLASI
- GÜVENDİK
- KARABAĞ
- KARABONCUK
- KARACAÖREN
- KARAKALE
- KARAKUŞ
- KEŞİŞKIRAN
- KOZLU
- KÖKPINAR
- KÖMÜRLÜ
- KÖTEK-BUCAK MERKEZİ
- KULOĞLU
- KURUYAYLA
- OLUKLU
- ORTAKÖY
- PASLI
- SAĞBAŞ
- SESVEREN
- ŞABANKÖY
- TAŞBİLEK
- TAŞBURUN
- TOMRUKTAŞ
- TUNÇKAYA
- ÜRKER
- YAĞLICA
- YALNIZAĞAÇ
- YELLİKIRAN
- YENİCE
- YOLKORUR
- YUKARIKARAGÜNEY
- AŞAĞIÇIYRIKLI