
Gümüşhane
Genel Bilgiler
Yüzölçümü : 10.227 km²
Nüfus : 169.375 (1990)
İl Trafik No : 29
Hakkında Bilgi
Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında, Çin-Trabzon Tarihi İpek Yolu Güzergahı üzerinde, tarih ile doğal güzelliklerin kucaklaştığı, zengin Gümüş Madeni ocaklarından dolayı Gümüşhane adını taşıyan bir ildir.
Gümüşhane Milattan Önce 3000 ‘ lere uzanan tarihi içerisinde bir çok uygarlıklara ev sahipliği yaparak bu kavimler mozaiğinin izlerini günümüze taşımaktadır.
Denize 100 km. uzaklıkta olan ilin klima özelliğini sahip havası, sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleri, yer altı resim sergisini andıran zengin oluşumlu mağaraları, 450 ‘ ye yakın yaylası, çok sayıda antik kentleri, doğal park alanları,zengin flora ve faunası bakir bir turizm potansiyeline sahiptir.
İLÇELER
Gümüşhane ilinin ilçeleri; Kelkit, Köse, Kürtün, Şiran ve Torul'dur.
Kelkit : Gümüşhane'nin en büyük ilçesi olup, sınırları içinde önemli tarihi yerleşme merkezleri bulunmaktadır. Bizanslılar tarafından kurulan şehirde kalıntıları, surları kiliseleri, su yolları ve kanalları; kabartma eserler ve heykeller bulunmuştur.
Kürtün : Harşit çayı kenarında Tirebolu-Torul transit karayolu üzerinde kurulmuş, son derece dağlık araziye sahip bir ilçedir.Kürtün İlçesinin çevresi yeşil ormanlık alanları ile adeta bir orman denizi görünümündedir.
Köse : İlçe kuşaktan kuşağa geçen ve halen önemini koruyan zengin bir mutfak mirasına sahiptir. Evelek dolması, kelem dolması, siron, fıt fıt haşılı, ve pirinçli börek yörenin damak zevklerini sembolize etmektedir.
Şiran : Tomara Şelalesi Şiran İlçesi'nin güney batısındaki Seydi Baba Köyü'nde yer almaktadır. Şelalenin suları, tepe yamacından kayaların arasından ve yer altından çıkarak yere dikey olarak akmakta ve yatağını oluşturmaktadır.
Torul : Harşit Çayı etrafında kurulmuştur. Torul ilçesi turizm bakımından oldukça zengindir. Karaca Mağarası, Zigana Dağı, Limni Gölü, Yedi göller, Tarihi köprüler bunlardan bazılarıdır.
NASIL GİDİLİR?
Karayolu : Gümüşhane’ ye karayolu ile ulaşım yapılmaktadır. Otogar kent merkezindedir. Birçok seyahat acentası ve otobüs şirketi ile turlar düzenlemektedir. Şehir içi geziler için şehir içi dolmuş minibüsler ve Belediye Otobüslerinden yararlanılabilir.
GEZİLECEK YERLER
Gümüşhane Evleri
Ana yapı malzemeleri taş, kerpiç, ahşaptır. Evlerin plan olarak arz ettikleri şema ortada bir avlu ve iki yana dizilmiş mekanlardan meydana gelmiştir. Evlerin alt katları ailelerin günlük ihtiyaçlarını karşıladıkları mutfak, banyo, wc, kiler ve günlük yaşamın diğer mekanlarından oluşur. Üst katlar ve çatı katı ise yatak odası ve misafir odaları şeklinde düzenlenmiştir. Evlerin dış görünümü doğal peyzaja olağanüstü uyum sağlamaktadır. Günümüz mimarisine örnek olacak tip ve güzelliktedir.
Sarıçiçek Köy Odaları : Gümüşhane Sarı çiçek Köyünde bulunan odalar şehir merkezine 27 km mesafededir. Odalar Hacı Ömer Ağa tarafından yaptırılmıştır. Köye gelen misafirlerin ağırlanması için yaptırılan odalar 200 yıllık tarihe sahiptir. Odalar ahşap işlemeleri , renga renk boyamaları ile ilk günün tazeliği ve zerafeti ile halk sanatının gücünü yansıtmaktadır.Çekici işleme motifler,ahşap işlemeler birbirine çivisiz bir teknikle monte edilmiş ,perde motifleri hatırlatan parçalı rokoko tarzında stilize yapraklardan ibaret bir ahşap süsleme kullanılmıştır. Yapıtlar rokoko ve Ampir üsluplar yanında yer alan klasik üsluplarda kullanılmış, Türk mimarisinin erken örneklerindendir.
Örenyerleri
Eski Gümüşhane: Harşit Irmağı’na dökülen, Musalla Deresi’nin yamaçlarında ve bugünkü kent merkezinin 4 km. güneybatısında bulunan ilk yerleşim yeridir. Zaha/Zanka daha sonra Argyropolis, Canca, Eskişehir adlarıyla bilinen yerleşimin ilk kuruluşuna ilişkin bilgiler kesin değildir. Yörede yaklaşık 35 kale kalıntısı bilinmektedir. Bunların Roma ya da Bizans dönemlerinde yapıldığı sanılmaktadır.
Santa Harabeleri: Yağmurdere bucağı sınırları içerisinde olup, merkez ilçeye 90 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Yerleşimin 17. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Santa yerleşimi 9 mahalleden ve 300’ü aşkın yapıdan oluşmaktadır.
Satala Antik Kenti (Sadak Köyü): Kelkit ilçesinin 17 km. güneydoğusunda Sadak köyündedir. Yörede XV. Legio Apollinaris armalı tuğla parçaları bulunmasıyla, buranın antik Satala kenti olduğu kesinleşmiştir. Bizans tarihçisi Prokopius, kentin tepelerle çevrili bir ovada kurulduğunu, İmparator Iustinianus’un surları onarttığını bildirmektedir. Satala kenti, Roma Lejyon Kampı çevresinde kurulup, gelişmiş ve imparatorluk döneminde Latin kültür merkezi olmuştur. Satala Kalesi su kemerleri, tiyatro, agora ve diğer yapı kalıntıları kent ve çevresinde görülebilir durumdadırlar. Satala Kalesi’nin, Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından onartıldığı bilinmektedir.
Kaleler
Canca Kalesi: Bu kaleye Vank köyünden ve Kale Deresi denilen vadiden gidilmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde bu kaleden bahsetmektedir. Kale, doğu-batı istikametinde arka arkaya üç bölümden oluşmaktadır. Ayrıca yüksek duvarlar ile takviye edilmiştir.
Kov Kalesi: Merkez ilçe sınırları içerisindedir. Gümüşhane-Erzincan karayolunun 21. km’sinde eski ismi Kov olan Esenyurt köyünün sınırları içindedir. Kaleye karayolundan ayrılan stabilize bir yolla ulaşılır.
Akçakale: Gümüşhane’nin Bağlarbaşı semtindedir. Kale olarak anılmakla beraber, küçük bir istihkam yeridir. Kale, bir kaya kütlesinden faydalanılmak suretiyle inşa edilmiştir. Daha sonra yapının üst kısmı tamamen yıkılmıştır.
Keçi Kalesi: Merkez ilçe sınırları içerisindedir ve Kale bucağından geçen transit yol üzerinde bulunmaktadır. Bu kaleye halk arasında Kokanes veya Koans da denir. Kale, çok sarp bir kayalık üzerinde yer almaktadır. İhtişamlı bir görünüşe sahip olan bu kalenin iki yolu vardır. Kaleye giriş doğudandır. Kale, doğu ve batı tarafından yüksek kalelerle takviye edilmiştir. Kale içerisinde bulunan iki yapı dikkati çekmektedir. Toprak seviyesinden biraz yüksekte olan yuvarlak kemerler dikdörtgen şeklindeki mekânlara aittir. Arka arkaya bulunan bu iki yapının aydınlığı sağlayacak hiçbir penceresi mevcut olmadığından, bunların zindan olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Kalede ayrıca vadiye inen gizli su yolları da mevcuttur.
Torul Kalesi: Torul ilçesinde bulunan kalenin hangi devirde yapıldığı bilinmemekle birlikte, Cenevizliler döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Uzun Hasan’ın ölümünden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından alındığı bilinen kalenin sur duvarlarından bir bölümü ayaktadır.
Gümüşkaya Kalesi: Dibekli köyünün kuzeyinde dağlar arasındadır. İki dağ arasına açılmış girişin üzerindeki yazıt yeri boştur. Kalenin yakınındaki kayalarda gözcü kuleleri, kale içinde düzgün tabanlı, duvarlarında nişler bulunan küçük bölmeler vardır. Yapının çevresinde taş basamaklar yuvarlak bir yapı kalıntısı ve su deposu bulunmaktadır. Burada çeşitli dönemlerden çanak, çömlek, çini parçaları, cam gereçler, gözyaşı şişeleri, ikonlar ve takılar bulunmuştur.
Gümüştuğ (Avliyana) Kalesi: Torul ilçesine 30 km. uzaklıkta Gümüştuğ köyündedir. Irmağın her iki yakasındaki kalıntılarda Bizans döneminden silahlar, “Konstantinata” basımlı sikkeler bulunmuştur. Sol kıyıda bulunan kalede, 1,5 m. yükseklikte, biçimlendirilmiş beş sütunun, bir tapınağın kalıntıları olduğu bilinmektedir.
Camiler ve Kiliseler
Süleymaniye Camisi: Eski Gümüşhane yerleşim yerinde, Süleymaniye Mahallesi’ndedir. Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı cami, onarımlar yüzünden özgünlüğünü yitirmiştir. Selçuklu geleneğini sürdüren dikdörtgen planlı yapı, mihrap önüne dikey uzanan üç neften oluşmaktadır. Kalın, silindirik gövdeli minare sağlamdır. Geçmişte 6 ahşap direğin taşıdığı düz toprak dam değiştirilmiş, çatıyla örtülmüştür. Camiye bitişik medrese günümüze ulaşamamıştır.
Küçük Cami: Eski Gümüşhane yerleşim yerinde Süleymaniye Camii’nin arkasında bahçeler içindedir. Yapımıyla ilgili bilgiler kesin değildir. 12. yüzyıl başlarında Danişmendlilerin yöreye gelişlerinden sonra yapıldığı sanılmaktadır. Kare planlı, tek kubbelidir. Yaklaşık 10 m. yüksekliğindeki kubbe küçük taşlarla örülmüştür. Kapı ve pencereler yuvarlak kemerlidir. Sivri kemerli mihrap, gri renkte taştan yapılmıştır.
Hagios Georgios Manastır Kilisesi: Hutura köyüne giden yolun sağında, tepe üstünde manastır kalıntısı ve kilise vardır. 14. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Prensi Aleksios Komnenos yaptırmıştır. Kilise 1509'da keşiş Ananias, 1624'te Georgios Stratilatis tarafından onartılmıştır. Ayrıca Sultan II. Abdülhamit döneminde onarıldığını gösteren yazıtı da vardır. Haç planında, kubbeyle örtülü bir yapıdır. Apsis önüne yerleştirilen birer payeyle doğu-batı yönüne genişleme göstermiştir. Haç kolları beşik tonoz örtülüdür. Ana ve yan yüzler yarım sütunçelerle üç bölüme ayrılmış, bu bölümlere yuvarlak kemerli pencereler açılmıştır. Batı yönünde, ortada üstü kapalı sütunlu ana giriş vardır. Yapı, bitki (üzüm, kıvrık dal, palmiye), halat, ejder motifleri ile bezelidir. Pencere üstlerinde İsa'nın monogramları ve Aziz Georgios'un simgeleri işlenmiştir.
Ayvalos Kilisesi: Kilise, merkez ilçe sınırları içerisinde olup, Mescitli köyünden Arnavutlu Yaylası’na giderken yolun sağında yer almaktadır. Küçük, dikdörtgen planlıdır. Kapısı düz olup, üzerinde beşik tonozlu alınlığı vardır. İç duvarlardaki freskler halen belli olmakla birlikte, genelde tahrip olmuştur.
Çakırkaya (Kalur) Kaya Kilisesi: Şiran ilçesinin Çakırkaya köyündedir. Kaya kütlesinin düzgün ve özenli bir işçilikle oyulmasıyla oluşturulmuştur. Doğu-batı yönünde üç nefli bazilika planındadır. Öbür yan duvarlarda yalancı kemerlerle devinim sağlanmıştır. Kilise önünde odalar, bitişiğinde bir kaya şapeli vardır. Ancak planı ve mimari öğelerinin Trabzon kiliseleriyle benzerliği göz önüne alınarak 14. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Ortadaki sütunlar yıkılmış durumdadır. Kaya kilisesi olması açısından ilginç bir örnektir.
Panaghia (Meryem Ana) Manastır Kilisesi: Torul ilçesinin, Büyük Çit Vadisinde, Çit Deresi'nin sol tarafındaki yamaç üzerindedir. Yüksek duvarlarla çevrili avlu ve kilise kalıntısı görülebilir. Khaldea Metropolitliği’ne bağlı 7 kiliseden biridir. Kiliseyi ilk kez 890-900 tarihleri arasında üç keşişin kurduğu bilinmektedir. Daha sonra Trabzon Komnenosları döneminde ve 19. yüzyılda onarılmıştır. Haç planlı yapının daire biçiminde üç apsisi vardır. Ana mekânı örten kubbe, Trabzon Ayasofya Kilisesi’ndekine benzemektedir.
Olucak (İmera) Manastır Kilisesi: İl merkezine 15 km. uzaklıktaki Olucak köyündedir. Olucak (İmera) köyü eski yerleşimdir. Manastır, yerleşim yerinde günümüze en sağlam gelen yapılardan biridir. köye hâkim geniş bir alana yapılmıştır. Bahçe duvarının kuzey bölümünde şapel ve bir kaç odacık bulunmaktadır. Yazıtında 1350 tarihinde yaptırıldığı belirtilmekle birlikte 19. yüzyıl içinde onarım gördüğü sanılmaktadır.
Sanata Çakallı Kilisesi: Çakallı (Yaylaköy) yerleşim yerinin merkezinde yer almaktadır. Kilise üç nefli ve bazilika planlıdır. Kilisenin ana taşıyıcı duvarları genelde sağlamdır. Örtüsü tamamen yıkılmıştır. İki girişten biri batıda diğeri ise kuzeydedir. Işıklandırma dengeli bir biçimde yan duvarlar ve apsislere yerleştirilmiş pencerelerle sağlanmıştır. Köşelerde yontu taşı kullanılmıştır. Kilise 19. yüzyıl mimari özelliklerini taşımaktadır.
Pavrezi Şapeli: Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan şapel, Mescitli (Beşkilise) köyü yakınında Pavrezi'dedir. Küçük boyutlarda, dikdörtgen planlı, tek nefli bir yapıdır. Apsisin beşik tonozunda 1405'de yapıldığını gösteren yazıtı vardır. Yapı, iç duvarlarını süsleyen freskleri ile ünlüdür. Bu duvar resimlerinde, İncil’den alınan sahneler ve kilise büyükleri canlandırılmıştır. Bunlar son dönem Bizans resminin başarılı örnekleridir.
Santa Kiliseler Grubu
Köprüler
Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhane-Erzurum yolunda Tohumoğlu kesimindedir. Selçuklu dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Küçük taşlardan yapılan ve iki gözlü hafif sivri kemerli bir köprüdür.
Gümüşkaya (Kodil Bahçe) Köprüsü: Gümüşkaya yolu üzerindedir. Tek gözlü ve kesme taştan yapılmıştır. Hafif sivri kemerlidir ve günümüzde hala kullanılmaktadır.
Meryem Ana Köprüsü: Büyük Çit Vadisi’nde ve Çit Deresi üzerinde aynı adı taşıyan iki köprü vardır. Her iki köprünün de Meryem Ana Kilisesi’ne ulaşımı sağlamak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Hafif sivri kemerli, küçük taşların dizilmesi ile yapılan köprü tek ve geniş gözlüdür. Günümüzde de kullanılmaktadır.
Gümüşhane Köprüsü: Gümüşhane’nin merkezinde Harşit Çayı üzerinde Köprübaşı denilen yerde iki caddeyi birbirine bağlayan köprü, biri büyük diğeri küçük iki gözden oluşmaktadır. Yontma taşlarla inşa edilen köprünün iki gözünün ortasında yapılış kitabesi vardır. Mermer üzerine sülüsle yazılan kitabeye göre, 1575’te Ferruh Zad oğlu Halifi tarafından yaptırılmıştır. Bu tarih III. Sultan Murat’ın saltanat günlerine tesadüf etmektedir.
Kamberli Köprüsü: Gümüşhane’nin Canca Mahallesi’ndedir. Harşit Çayı üzerinde yer alan köprü, tek gözlüdür ve yontma taşlarla inşa edilmiştir. Kısmi bir onarımdan geçirilen bu köprünün kitabesi yoktur.
Ardesa Köprüsü: Torul ilçe merkezinde bulunan köprü 1890 senesinde kesme taştan yapılmıştır. Dere yatağı içinde bulunan iki ayak ve kenarlardaki ayaklar üzerinde yükseltilmiştir. Ayaklar arasında yuvarlak kemerler bulunmaktadır. Köprü korkulukları da kesme taştan yapılmıştır.
Mesire Yerleri
Limni Gölü: (Soğuksu Ormaniçi Dinlenme Yeri ) Torul İlçesi Zigana köyünde bulunan Limni krater gölü ve çevresi sahip olduğu zengin flora ve faunası yanında özel klima özelliğine sahip havası, 200 ün üzerinde barındırdığı endemik bitki çeşidi ile sağlıklı , huzur verici, tatil ve kamp-karavan imkanı sunan, olağanüstü doğa güzelliği sunan bir mekandır.
Limni gölüne Gümüşhane’ ye 25 km. olan Torul İlçesine Gidilerek ulaşılmaktadır.
Tomara Şelalesi: Şelale Doğu Karadeniz Bölgesi Gümüşhane İli Şiran İlçesine 25 km mesafede bulunan Seydibaba Köyündedir.
Tomara Şelalesi adeta kayaları patlatarak 15-20 m. genişliğinde bir alandan çıkarak yaklaşık 25-25 metre yükseklikten yatağına dökülmektedir. Şelale ve çevresinin zengin flora ile oluşturduğu uyumlu peyzajı görülmeye değer güzelliktedir.
Şelale çevresinde yeme içme ve dinlenme öncü tesisleri bulunmaktadır.
Korunan Alanlar
- Artabel Gölleri Tabiat Parkı
- Tabiat Anıtları
Mağaralar
Gümüşhane'nin jeolojik yapısından dolayı çok sayıda irili ufaklı mağara vardır. Karaca, Arılı, Kartalkaya, K. Ardıçlı, Ambela, Köprübaşı, Taşbaşı, Altıntaş, Yaylım , Üstüaçık, Cingora, İnönü , Kabanbaşı, Mamatlar, Arsa, İkisu, mağaraları önemlilerindendir.
- Karaca Mağarası
Gümüşhane Yaylaları
Zigana Turizm Merkezi - Zigana Yaylası
Ulaşım: Gümüşhane - Trabzon yolunun 60 kilometresinde bulunan Zigana tünelini geçtikten sonra doğuya 3,5 km. stabilize yolla ulaşılır. Zigana'ya Trabzon merkezden 112 km. asfalt yolla ulaşılabilir.
Özellikler: 2. 032 m. yükseklikteki Zigana yaylası aynı zamanda kayak merkezidir. Her türlü alt yapı hizmeti tamamlanmış durumdadır.
Zigana, yaz aylarında çim kayağı, kış aylarında kayak turizmine elverişli ender beldelerimizden biridir. Nemli deniz iklimi ile kara iklimi arasında çok ilginç bir bölgemizdir.
Zigana yaylasından 3 km. patika yolla ulaşılan Limli (Saranoy) gölü görülmeye değerdir. Limli gölüne araç ile Kalkanlı köyü içinde geçen 11 km. asfalt, 8 km. toprak yolla ulaşabilir. Kalkanlı köyünde, elektrik, su, PTT bulunmaktadır. Yaz kış, bakkal, kasap, manav, kır kahvesi işletilmektedir.
Konaklama-Yeme-İçme: Kayak merkezi olarak kullanıldığından, yaylada her türlü konaklama ve yeme-içme yerleri bulunmaktadır.
Şiran - Tomara Şelalesi
Ulaşım: Şiran ilçesinin 14 km. güney-batısında stabilize yolla ulaşılan Tomara şelalesinin 2 km. yakınındaki Seydibaba köyüne kadar dolmuşlarla gidilebilir. Seydibaba Köyü ile Tomara şelalesi arası bir kilometredir.
Özellikler: Bir kaynaktan çıkan çok miktarda suyun 8 m. yükseklikten dereye akmasıyla oluşan Tomara şelalesi suyu, oldukça soğuktur. Bakir durumdaki Tomara şelalesi çevresi gürgen, fındık, meşe türü yeşil bitki örtüsü ile kaplıdır.
Tabiatın insan eliyle bozulmadığı, bahçeler içindeki Seydibaba köyünde, Tomara Şelalesi yakınında kamp kurulabilir, kırsal yaşamı bütün canlılığı ve sadeliği ile yakından tanınabilir.
Konaklama-Yeme-İçme: Bakir durumdaki Tomara Şelalesi civarında herhangi bir tesis bulunmamaktadır. Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Temel ihtiyaç malzemeleri yakındaki Seydibaba köyünden temin edilebilir.
Altıntaşlar (Kalis) Yaylası
Ulaşım: Yaylaya, Gümüşhane - Torul yolunun 15. kilometresinden güneye, Şiran yoluna dönülerek, Hasköy, Gülaçar Köyü üzerinden 40 km. asfalt, 12 km. toprak yolla ulaşılır. Gümüşhane'ye toplam uzaklığı 67 kilometredir. Yaylaya, Gümüşhane - Şiran yolunun 40 kilometresinden batıya bol soğuk suya ve gür manzaraya sahip Altıntaşlar deresi boyunca toprak yolu takip ederek de ulaşılabilir.
Özellikler: Kısmen alt tapısı tamamlanmış olan yaylanın içinden dere geçmektedir. Altıntaşlar deresinde bol miktarda alabalık bulunmaktadır. Eskiden yaylada altın madeni çıkarıldığı söylenmektedir.
Yaylaya 6 km. mesafede bulunan Altıntaşlar mahallesinde bakkal, kasap, kır kahvesi ve lokanta bulunmaktadır.
Konaklama-Yeme-İçme: Bakir durumdaki yaylada konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Temel ihtiyaç malzemeleri yakındaki Altıntaşlar mahallesinden temin edilebilir.
Çam Piknik
Ulaşım: Gümüşhane- Bayburt yolundan 2,5 km. ilerledikten sonra güneye (sağa) dönülerek 15 km. toprak yol takip edildiğinde Çam Piknik'e ulaşılır. Gümüşhaneden minübüs bulunabilir.
Özellikleri: Elektrik ve su mevcut olup orman içinde kamp ateşi ocakları, çöp toplama yerleri, çeşme ve WC bulunmaktadır. Köknar, ladin, kızılağaç ve yabani fındıktan oluşan yoğun orman dokusuna sahip Çam Piknik, yöre halkı tarafından mesire yeri olarak kullanılmaktadır.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için kamp malzemeleri, yeme-içme ihtiyaçları getirilmelidir
Sportif Etkinlikler
Gümüşhane, bol oksijen, gümrah ormanlar ve bu ormanlar arasında gizlenmiş gizemli yaylalara sahiptir. Bu yaylaların bir çoğunda kamp ve karavan yapılma imkanı vardır. Zigana, Taşköprü, Kazıkbeli, Kadırga, Artabel, Erikbeli yaylalarında bu konudaki bütün imkanları sunmaya hazırdır. Bu yaylalar trekking yapmaya elverişli parkurlara sahiptir.
Gümüşhane'ye 40 km mesafedeki Zigana'da kayak merkezi bulunmaktadır.
Zigana Kayak Merkezi buradadır.
Kuş Gözlem Alanı
Gümüşhane İlinin de sınırları içerisinde olduğu Doğu Karadeniz Dağları, Türkiye'de Avrasya Yüksek Dağlık (Alpin) biyomunu temsil etmesi dolayısıyla önemli kuş alanları statüsü kazanan tek alandır.
COĞRAFYA
Gümüşhane ve çevresi, Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında bir geçiş noktası oluşturmaktadır. Bu özellik bitki örtüsünde de görülmektedir. Yükseltinin 1500 metreyi aştığı kesimlerde kızıl çam, kayın, ardıç ve meşe türlerinin hakim olduğu orman kümeleri bulunur.
İlde av hayvanları çeşitli ve boldur. Kış aylarında kınalı keklik, tavşan, tilki, ayı, domuz, toy, ördek, bağırtlak, kır hindisi, bıldırcın avları yapılmaktadır.
Genel olarak Gümüşhane'de iklim yazları oldukça kurak kış ve bahar ayları yağışlı geçen bir karaktere sahiptir. Deniz seviyesinden yükseldikçe karasal iklimin özellikleri gözlenmektedir.
TARİHÇE
Gümüşhane yöresindeki arkeolojik buluntular, yerleşik yaşamın M.Ö. 3000 yıllarına dek uzandığını göstermektedir. Bölgede bilinen ilk halk M.Ö. 2. binin ortalarında ortaya çıkan Azzi ve Hayaşalardır. Bu nedenle, Gümüşhane’yi de içine alan bölgeye Azzi-Hayaşa ülkesi deniyordu. Yine M.Ö. 2. binde Mezopotamya’dan gelen Assurlu tüccarların, Gümüşhane ve yöresinde bulunan maden yatakları nedeniyle bölgeye ilgi duydukları bilinmektedir.
Hitit İmparatorluk döneminde de Gümüşhane çevresindeki gümüş yataklarının işletilmesiyle, bölge zenginlik kaynağı olma özelliğini sürdürmüştür. Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra bölgeye Urartular hâkim olmuş, M.Ö. 8. yüzyıl sonlarına doğru Kimmer-İskit akınları başlamıştır. Bu dönemde halkın büyük çoğunluğu yerini yurdunu bırakarak güneye ve batıya doğru göçe başlamıştır. Daha sonra yöreye sırasıyla Medler, Persler ve Pontos Krallığı egemen olmuştur. M.Ö. 1. yüzyılda bölgede Romalıların hâkimiyetinin yayıldığı görülmektedir. M.S. 395’te Bizans İmparatorluğu toprakları içerisinde kalan Gümüşhane, M.S. 7. yüzyılda Bizans-Hazar askeri işbirliğine konu olan topraklar arasındaydı.
M.S. 7. ve 8. yüzyıllarda Arap egemenliğine giren bölge toprakları, sonradan yeniden Bizans egemenliğine girmiş, 11. yüzyılda Saltuklular tarafından fethedilmiştir. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıkarak yöreyi Osmanlı egemenliği altına almıştır. 7 Temmuz 1916’da Ruslar tarafından işgal edilen Gümüşhane, 15 Şubat 1918’de işgalden kurtarılmıştır.
NE YENİR?
Gümüşhane ‘ de yemek kültürü de çok eskiye dayanmaktadır. Bugüne kadar Gümüşhane’nin yemek kültürü konusunda kapsamlı bir araştırma yapılmadı. Ancak bu gün mutfaklarındaki zenginlik, lezzet ve hamaratlık bunu göstermektedir.
Gümüşhane Mantısı, Kuşburnu çorbası, Zuluflu Çorbası,Un Herlesi Çorbası, Gavut Çorbası, Pağla Denlisi, Borani,Fıtfıt Haşılı,Patates Kavurması,Muhla, Yergök Dolması,Sütlü Haşıl,Lor Dolması,, Ekmek Aşı, Çıtma Fasulye, Kaygana, Siron, Erişte, Lemis,Erişti Tatlısı,Hasude Kuymağı, Kara Helva, Burma,(sini), Tel Helvası, Lalanga bilinen yemeklerindedendir.
Gümüşhane'den yemek tarifleri
Kuşburnu Çorbası
Malzemeler:
500 gr. kuşburnu
1 yemek kaşığı tereyağ
2 yemek kaşığı un
1 lt. su
200 gr. kıyma
1 tatlı kaşığı tuz
1 tutam karabiber
kimyon ve nane
Hazırlanışı: Ayıklanıp yıkanan kuşburnular 1 lt. suda 30 dakika kaynatılır. Daha sonra kevgirden ve tel süzgeçten geçirilir. Diğer taraftan kıyma içerine tuz, karabiber, kimyon katılarak fındık büyüklüğünde köfteler hazırlanır ve bunlar suda kaynatılarak pişirilir. Bir tencereye tereyağı ve un konulur. Un kavruluncaya kadar karıştırılır. Bu karışımın içine hazırlanan kuşburnu suyu ilave edilir. 15 dakika süreyle karıştırılır. Hazırlanan köfteler ilave edilir. Çorba bir müddet kaynadıktan sonra ocaktan alınır. Kızarmış yağa nane katılarak üzerine dökülür. Sıcak sıcak servis yapılır.
NE ALINIR?
Gümüşhane'de üretilen pestil-kömeyi ve kuşburnu ürünleri, Kelkit'ten zilli kilimi, Torul, Kürtün ilçelerinden Hereke tipi ipek ve yün halıları, ağaç işleri ürünlerini satın alınabilecek ürünlerdir.
YAPMADAN DÖNME
Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında yayla şenliklerinin heyecanını yaşamadan,
Taşköprü Yaylası'nda öğle yemeği yemeden,
Santa Harabelerinde binlerce yıllık tarihi koklamadan,
Zigana Dağı Kayak Evinde konaklamadan,
Trabzon-Gümüşhane Karayolu ana tur güzergahı üzerindeki yeme içme tesislerinde alabalık ve yöresel adlı yemekleri tatmadan,
Güzellik iksiri kuşburnu ürünlerini, pestil-kömeyi, ceviz içi gibi çerezleri, Kelkit'ten zilli kilimi, Torul, Kürtün ilçelerinden hereke tipi ipek ve yün halıları, ağaç işleri ürünlerini, Gümüşhane hatırası Gümüş işleme çeşitlerini almadan,
Doğal kan deposu dut pekmezini, Şiran Süt fabrikasında üretilen Gümüşhane kaşarını, El örgüsü kışlık yün çoraplarını almadan,
Tomara Şelalesini, Çakırkaya Taş Kilisesini, Kelkit Sadak (Satala) Antik Kenti, Çakırgöl, İmera Manastırını, Kazıkbeli Anıt Ağaçları ve Milli Parkı (faunasını) görmeden...
Dönmeyin.
Gümüşhane
İsminin Anlamı
Doğu Karadeniz bölgesinde bir ilimiz. Bir bölümü Doğu Anadolu’da yer alır. 38°49’ ve 40°45’ doğu boylamları ile 39°50’ ve 40°51’ kuzey enlemleri arasında yer alan Gümüşhâne, doğuda Bayburt, kuzeyde Trabzon, kuzeybatı ve batıda Giresun, güneyde ise Erzincan illeri ile çevrilidir. Osmanlı devrinde ve daha önceleri asırlarca gümüş yataklarından gümüş çıkarılmıştı. Trafik numarası 29’dur.
Kânûnî Sultan Süleymân Han, İran Seferine giderken, Harşit Çayı kenarında mola verdi. Buradaki tabiî güzelliğe hayran kaldı. Bu bölgede “gümüş” mâdeni de bulunduğunu öğrenince buraya bir şehir kurulsun ve ismi “Gümüşhâne” olsun dedi. Sultan’ın emri üzerine burada bir câmi (Süleymâniye Câmii) ve etrâfında 50 ev inşâ edilerek Gümüşhâne’nin temeli atıldı. Gümüşhâne’nin kurucusu Kânûnî Sultan Süleymân Handır.
Gümüşhane
Tarihi
Gümüşhâne bölgesinin ilk sâkinleri M.Ö. 2-3 bin yıllarında Orta Asya’dan gelen Oğuz kabîleleridir. Hititler, Asuriler bu bölgeye hâkim oldular. Sonraları Hun ve Peçenekler, bölgeyi ele geçirdiler. M.Ö. 6. asırda Persler, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de istilâ ettiler.Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek Anadolu’yu ele geçirdi. İskender’in ölümünden sonra bu bölge, Pers asıllı Ermenilerle yine Pers asıllı Yunanlaşmış (Yunanca konuşan) Pontus Krallığı arasında el değiştirdi. Roma İmparatorluğu, Pontus Krallığını yenince, Roma’ya bağlandı. M.S. 395 senesinde Roma ikiye bölününce, bütün Anadolu gibi Gümüşhâne civârı da Doğu Roma’nın (Bizans) payına düştü. Bu bölgenin en mühim meskûn mahalli “Paybert, Papert” denilen Bayburt şehriydi. Bu bölge Bizans ile Sâsânîler arasında ihtilâf konusu olmuş, Ermeniler, Bizanslılar, bâzan da İranlılarla işbirliği yapmışlardı. 1055’te Türk Hakanı Tuğrul Bey ve komutanlarından İbrâhim Bey bölgeyi fethetti. Tuğrul Bey, Türkmen oymaklarını buralara yerleştirdi. Selçuklular bu bölgeyi kendilerine bağlı Danişmendoğulları ve Saltukoğulları arasında paylaştırdı. Birinci Haçlı Seferinde Anadolu Selçuklu Devleti sarsıntı geçirmiş ve 600 bin kişilik Haçlı ordusu karşısında bâzı bölgelerden geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu arada Gümüşhâne’nin bir kısmını da Haçlı ordusu ele geçirdi.
1204’te Trabzon’da kurulan Bizans İmparatorluğu (Komnenoslar) bir ara bölgeyi ele geçirmişse de, Dânişmendoğlu Melik İsmâil, geri aldı. Dânişmendoğulları ortadan kalkınca, Erzurum Selçuklu Meliki Tuğrul Şah ile oğlu Cihan Şah, 13. asır başında bölgeyi îmâr etiler.
On üçüncü asrın sonlarında Anadolu, İlhanlıların hâkimiyetine girince, Gümüşhâne ve çevresi de bu devletin eline geçti. Daha sonra bölgeye Celâyirliler, Eratnaoğulları, Kâdı Burhâneddîn ve Akkoyunlular hâkim oldu. Fâtih Sultan Mehmed Han, Otlukbeli Savaşında Uzun Hasan’ı yenerek, bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı (1473). Yavuz Sultan Selim Han, 1514’te bütün bölgeyi kesin olarak Osmanlı Devletine bağladı. Kânûnî Sultan Süleymân Han, İran Seferi sırasında Harşit Çayı kenarında mola verdi. Buranın güzelliğine hayran kaldı ve bölgede gümüş mâdeni olduğunu öğrenince, buraya şehir kurulmasını ferman buyurdu. Böylece Gümüşhâne şehrinin temelleri atılmış oldu.
Gümüşhâne ve civârı, 1473-1828 arasında çok sâkin bir devir yaşadı. Bu zaman içinde sâdece 1553’te Şah İsmâil Safevî’nin oğlu Şah Tahmasb bu bölgeye bir akın tertib etmişse de Kânûnî Sultan Süleymân Han, İran Seferi ile doğu bölgesini yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı. 1828 Türk-Rus savaşında bu bölgeye kadar gelen Rusları, Osmanlı ordusu yenince, Ruslar geri çekildi. Birinci Dünyâ Harbinde 19 Temmuzdan 28 Şubat 1918’e kadar 1 sene 7 ay 10 gün Gümüşhâne’yi işgâl eden Ruslar, çekilirken yerlerini Ermenilere bıraktılar ve onlar da çok katliam yaparak pekçok Türkü öldürdüler, birçok binâ ve târihî eserleri yakıp yıktılar.
Önceleri Trabzon’a bağlı sancak olan Gümüşhâne, Cumhûriyet devrinde bütün sancaklar (mutasarrıflıklar) “vilâyet- il” yapılınca, Gümüşhâne de vilâyet merkezi olmuştur. Gümüşhâne’nin eski târihini aydınlatacak hiyeroglif yazılar Altıntepe’de bulunmuşsa da, henüz okunamamıştır. Dedekorkut Hikâyelerinde yer alan hâdiselerin çoğu Kelkit Vâdisinde geçmektedir.
Gümüşhane
Fiziki Yapı
Gümüşhâne arâzisi çok engebelidir. Akarsuları bol, dağlık bir bölgedir. Yüzölçümünün% 71’i dağlık, % 29’u yayladır.
Dağları: Gümüşhâne ilinde, Kalkanlı (Zigana), Gümüşhâne, Otlukbeli Dağları yer alır. Başlıca yüksek dağları; Kalkanlı Dağları (Yayla Tepe 2652 m), Gümüşhâne Dağları (Alitaşı Tepe 2572 m, Elmalı Tepe 2507 m), Otlukbeli Dağları (Hatâbî Tepe 2758 m)dır. Ayrıca, Erzincan ile Gümüşhane arasında sınır teşkil eden Pöske Dağı, Bayburt ile Gümüşhane arasında sınır teşkil eden Vauk Dağı ve Köse Dağıdır. Ziganaların Çakırgöl bölgesindeki geniş düzlükleri yayla görünümündedir. Çimendağ üzerindeki yaylalar, en önemlilerindendir. Nehirlerin meydana getirdiği vâdiler, Gümüşhâne’nin en bereketli topraklarıdır.
Kelkit Vâdisi: Kelkit Çayını besleyen derelerin meydana getirdiği bu vâdide kuru tarım yapılır. Vâdi dar ve iki yanı basamak basamak yükselen ekilebilir arâziye su getirmek zordur. Bu vâdide sulanan arâzi çok azdır.
Akarsuları: Kelkit Çayı: Çimen Dağlarından çıkar. Kelkit ilçesini geçip, Yeşilırmak’ın ana kolu ile birleşir. Az da olsa tarım alanlarının sulanmasında kullanılır. Harşit Suyu: Gümüşhâne Dağlarından çıkar. Kale-Gümüşhâne-Torul-Kürtün vâdilerini geçip Trabzon’a girer. Harşit Suyu derin vâdilerde aktığından ve su rejimleri düzgün olmadığından sulamada pek kullanılmaz.
Gölleri: Gümüşhâne’de büyük göller yoktur. Yalnız bâzı yüksek dağların üzerinde buzul göller vardır. Bunlar Balaban Dağları üzerinde Balıklı Göl, Aygır ve Yıldız Gölleri ile Soğanlı Dağları üzerinde Şarak Gölü ve Zigana Dağlarında Çakır Göldür.
Gümüşhane
İklim ve Bitki Örtüsü
Gümüşhâne’nin iklimi, kara iklimi ile Doğu Karadeniz iklimi arasında bir geçiş husûsiyeti gösterir.Kuzeydeki dağlar soğuk ve nemli kuzey rüzgârlarını engeller. Doğu Karadeniz havzasında kalan bölgelerde iklim nemli ve ılıktır. Kelkit bölgesinde kışlar soğuk, yazlar kurak ve Harşit Vâdisine göre daha sıcak geçer. Yağışlar kışın ve ilkbaharda daha çoktur. Senelik yağış miktarı 435 milimetredir.
Gümüşhâne topraklarının % 40’ı çayır ve mer’alarla, % 26’sı ekili dikili yerler ve % 22’si orman ve fundalıklarla kaplıdır. İlin kuzey kesimi bitki örtüsü yönünden oldukça zengindir. Harşit Vâdisinde 1500 m yüksekliklere kadar yapraklı ağaçlardan meydana gelen ormanlarla kaplıdır. 1500 ile 2300 m arasında ise, genellikle ladin, sarıçam gibi iğne yapraklı ağaçlardan meydana gelen ormanlar yer alır.
Gümüşhane
Ekonomik Faaliyetler
İlin ancak dörtte biri ekilebilir arâzi olmasına rağmen, Gümüşhâne’nin ekonomisi tarıma dayanır. Gelişmişlik bakımından 76 il içinde 66’ncı sırada yer alır.
Tarım: Tarıma müsâit ova ve vâdileri azdır. Tarım daha çok Kelkit ve Şiran ilçelerinin geniş olmayan ovalarında en çok tahıl ekimi şeklinde yapılır. Ayrıca mercimek, fiğ, patates ve şekerpancarı ekilir. Meyvecilik gelişmektedir. İldeki meyve ağacının yarısı elmadır. Ayrıca armut, erik, dut, vişne ve kiraz ağaçları vardır. Sulanan arâzi azdır. Gümüşhâne’nin göbek, gelin kırmızı ve sandık cinsi elması ile hacıhamza, kabak, mahrani ve abbasi cins armutları meşhurdur.
Hayvancılık: Çayır ve mer’alar geniş bir yer kapladığından hayvancılık gelişmektedir. Koyun, kıl keçisi, sığır ve at beslenir.
Ormancılık: Yüzölçümünün % 22’si orman ve fundalıktır. Ormanların 185 bin hektarı fundalık, 43 bin hektarı normal ormanlıktır. Ormanların % 30’u normal koru, % 40’ı bozuk koru ve % 30’u bozuk baltalıktır. Orman içinde 81 ve kenarında 87 köyü vardır. Ormanlardan senede 25.000 m3 sanâyi odunu, 1000 m3 tomruk ve 80.000 ster yakacak odun elde edilir. Ormanlar daha çok merkez ilçe ve Torul ilçesinde Köse, Zigana ve Gümüşhâne Dağları üzerindedir.
Mâdenleri: İsmini “gümüş” mâdeninden alan Gümüşhâne mâden bakımından çok zengindir. Fakat bu zenginlik toprağın altında yatmaktadır. Gümüş, demir, bakır, manganez, kurşun, pirit, mâden kömürü, linyit, çinko ve uranyum (Kelkit ilçesinde) yataklarından sâdece çok az olarak mâden kömürü ile linyit çıkarılmaktadır. Gümüşhâne’de M.Ö. 4. asırdan beri bilhassa Osmanlı Devrinde Kânûnî Sultan Süleymân Han ile Dördüncü Murâd Han zamânında çok miktarda çıkarılan gümüş yatakları, 1914’ten sonra tamâmen terk edilerek mâden ocakları su ile dolmuştur. Osmanlı Devrinde Gümüşhâne’nin Canca Mahallesindeki darphanede 12 çeşit gümüş ve altın para basılıyordu.
Gümüşhâne’de gümüş mâdeni dışında krom, bakır ve linyit, Kelkit’te krom, bakır ve linyit, bakır, linyit, Torul’da demir, bakır, mermer ve Şiran’da linyit kömürü bulunmaktadır. Gümüş mâdenlerin işletildiği 1750 senesinde Gümüşhâne şehir nüfûsu 60 bini bulmuştu. Gümüş çıkarılması Sultan Dördüncü Murâd Han zamânında zirveye ulaştı. Evliyâ Çelebi, 1647 senesinde Gümüşhâne’yi gezdiğinde; “Burada olan gümüş mâdeni hiç bir diyârda yoktur. Halkı yalnız gümüş işler. 70 kadar ocak olup, fakirliğin bilinmediği bu yerde doğan her çocuğun gümüşten mama tabağı vardır...” demiştir. 1829 Türk-Rus savaşından sonra bu ocaklar kapanmaya başlamıştır.
Sanâyi: Gümüşhâne ili sanâyi bakımından en az gelişen bir ildir. Sanâyi iş yerlerinin sayısı 300’den azdır. Bunlar az işçi çalıştıran küçük iş yerleridir. Başlıca sanâyi kuruluşları: Kibrit Fabrikası, Çimento Fabrikası, Gümüşkale Kireç Sanâyii, Gümüşsu Konsantre Meyve Suyu, Kuşburnu Çayı Tesisleri; ayrıca un fabrikaları, mobilya atölyeleri ile bıçkı-hızar atölyeleridir.
Ulaşım: Hava ve demiryolu ulaşımı yoktur. Gümüşhâne ve Torul (andasa) E-390 karayolu (Trabzon-Erzurum-İran) güzergâhı üzerindedir. Bu yoldan ayrılan tâli yollarla merkez ilçe, Kelkit ve Şiran ilçelerine bağlıdır. Bayburt, Çaykara üzerinden Karadeniz kıyısına, Torul, Kürtün üzerinden Tirebolu ve Gürele’de Karadeniz kıyısına bağlayan yollar vardır. Zigana ve Kop geçitleri arasındaki yol Gümüşhâne’den geçer. Gümüşhâne ve çevresi ilk çağlardan beri İran üzerinden geçerek Asya’nın ticârî mallarını Karadeniz’e ve dolayısıyla Avrupa ülkelerine deniz yoluyla bağlanan “ipek yolu”nun üzerinde bulunuyordu.
Gümüşhane
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfûsu: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 169.375 olup, 58.996’sı şehirlerde, 110.379’u köylerde yaşamaktadır. Gümüşhâne’nin nüfûsu seneden seneye azalmaktadır.
Örf ve âdetleri: Gümüşhâne’de Türk-İslâm kültürü hâkimdir. 1055’ten bu yana bölge, Türk hâkimiyetindedir. Daha önceki devirlere âit kültürler unutuldu. Kıyâfet: Kırsal ve dağlık bölgelerde mahallî geleneksel kıyâfete hâlen rastlanır. Patiskadan geniş yakalı gömlek ile bunun üzerine kenarları oyalı kolsuz önlük giyilir. Pazenden yapılan önlüğe “iman tahtası” denir. Bele, boncuklarla süslenmiş dövme gümüş veya dokuma kemer takılır.
Dokunan desenli ihramlar giyilir. Erkeklerin giyimi ise, yelek, dar paçalı pantolon ve çarıktan ibârettir. Bele kayış yerine kaytan denilen uçları püsküllü kuşak sarılır. Yeleğin boğazı açık ve dardır. Omuzdan sağ alt cebe saat kösteği uzanır. Mahallî yemekleri: Pestil (duttan yapılır), göbek elması, ceviz içinin şekere batırılması ile köme denilen tatlı ve ziron meşhurdur. Yemekleri kesme ayranlı, lobya, kurutlu haşıl, çorbalar, toplahanası, herse, tavuklu keşkek, ekşili lahana, kavut, kara pancar, mantı, kesmik ekmeği, kalacoş, kuru pastırma, kartoldur.
Folklor: Karadeniz, Doğu ve Orta Anadolu’nun tesirinde kalan Gümüşhâne bölgesinde folklor zengindir. Türküleri uzundur. Bar ve Horon başlıca oyunlarıdır. Halk edebiyâtı: Gümüşhâne bölgesinde çok az sayıda halk şâiri (ozan) yetişmiştir.
Eğitim: Okuryazar nisbeti % 80’i aşmıştır. Okulsuz köy yoktur. Karadeniz Üniversitesine bağlı Meslek Yüksek Okulu ve Adâlet Meslek Lisesi açılmıştır. Kış sporları yaygındır.
Yetişen meşhurlar: Ahmed Ziyâeddîn; akâid, fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvuf ile ilgili 60 eseri bulunan bir İslâm âlimidir. Ziyâüddin-i Gümüşhânevî (Ahmed Ziyâüddîn), İstanbul’da kabirleri bulunan evliyânın büyüklerindendir. 1820 (H.1235)de Gümüşhâne’nin Emirler Mahallesinde doğdu, 1893 (H.1311)te İstanbul’da vefât etti. Kabri Süleymâniye Câmii bahçesindedir. Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinden Ahmed bin Süleymân Ervâdî’den icâzet aldı. İcâzet alırken Hâlid-i Bağdâdî (rahmetullahi aleyh)in talebelerinden veliyy-i kâmil Abdülfettah Bağdâdî Akrî de hazır bulundu. Bâbıâli’de Fâtıma Sultan Câmii yanında ders verirdi.
Gümüşhane
İlçeleri
Gümüşhâne’nin biri merkez olmak üzere altı ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 47.140 olup, 26.014’ü ilçe merkezinde, 21.126’sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 39, Kale bucağına bağlı 34, Yağmurdere bucağına bağlı 17 köyü vardır. Yüzölçümü 1799 km2 olup, nüfus yoğunluğu 26’dır. İlçe toprakları dağlıktır. Güneyinde Gümüşhâne Dağları, kuzeyinde Trabzon Dağları, orta kesiminde ise Harşit Çayı Vâdisi yer alır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, çavdar, patates ve baklagillerdir. Sebze ve meyve yetiştiriciliği yaygındır. En çok elma yetiştirilir. Hayvancılık ikinci derecede gelir kaynağıdır. İlçe topraklarında kireç taşı yatakları vardır.
İlçe merkezi, Harşit Çayına karışan Musalla Deresi kıyısında kurulmuştur. Çayın iki yanında bahçeli ve seyrek evleri ile kilometrelerce (7 km) uzayıp gider. Yeni Gümüşhâne, Birinci Dünyâ Harbinden sonra kurulmuştur. Eski Gümüşhâne, dağ eteğinde, yeni Gümüşhâne düz olup, bağ ve bahçeliktir. Trabzon-İran transit yolu ilçeden geçer.
Kelkit: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 47.482 olup, 11.541’i ilçe merkezinde, 35.941’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 84 köyü vardır. İlçe toprakları birbirine paralel uzanan dağlardan meydana gelir. Orta kesimi akarsularla derin bir şekilde yarılmıştır. Kuzeyinde Gümüşhâne Dağları, güneyinde Çimen, Sipikör ve Otlukbeli dağları yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları Kelkit Çayı toplar. Akarsu boylarında geniş düzlükler vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, şeker pancarı, buğday ve arpa olup, ayrıca az miktarda armut, vişne ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Sığır besiciliği ve arıcılık modern usüllerle yapılır. Hayvancılığa bağlı olarak dericilik ve dokumacılık gelişmiştir.
İlçe merkezi, Kelkit Irmağına katılan Balkar Deresi Vâdisinde kurulmuştur. İl merkezine 75 km mesâfededir. Osmanlı Devleti zamânında ismi Çiftlik idi. Denizden yüksekliği 1515 metredir. İsmini yedinci asırda bölgeye hâkim olan Peçenek Türkleri komutanı Kelki Beyden alır. 1840 senesinde ilçe olmuştur.
Köse: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 14.893 olup, 6983’ü ilçe merkezinde, 7910’u köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 13 köyü vardır. İlçe toprakları orta yükseklikteki engebeli düzlüklerden meydana gelir. Kuzeyinde Gümüşhâne Dağları, orta kesiminde Kelkit Vâdisi yer alır. İlçe topraklarını Kelkit Çayı sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri patates, şekerpancarı, buğday ve arpadır. Hayvancılık ikinci derecede gelir kaynağıdır. Arıcılık gelişmiştir. İlçe merkezi Gümüşhâne Dağlarının eteklerinde Kelkit Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Kelkit-Gümüşhâne karayolu ilçeden geçer. Kelkit ilçesine bağlı bir bucak iken, 19 Haziran 1987’de 3992 sayılı kânunla ilçe oldu.
Kürtün: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 15.892 olup, 2809’u ilçe merkezinde, 13.083’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 32 köyü vardır. İlçe toprakları dağlıktır. Kuzeyinde Zigana Dağları, güneyinde Giresun Dağlarının uzantıları, orta kesiminde Harşit (Doğankent) Çayı Vâdisi yer alır.
Ekonomisi hayvancılık ve ormancılığa dayalıdır. Ahır hayvancılığı yaygındır. En çok koyun beslenir. Tarıma elverişli arâzisi azdır. Başlıca tarım ürünleri patates, buğday, elma, vişne ve armuttur. İlçede orman ürünlerini işleyen atölyeler vardır.
İlçe merkezi Harşit Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Trabzon-İran transit karayolu ilçeden geçer. Eski ismi Uluköy’dür. Torul’a bağlı bir bucak iken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu.
Şiran: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 26.881 olup, 7592’si ilçe merkezinde, 19.289’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 72 köyü vardır. Yüzölçümü 992 km2 olup, nüfus yoğunluğu 27’dir. İlçe toprakları dağlarla çevrilidir. Kuzeyinde Gümüşhâne Dağları, güneyinde Otlukbeli Dağları, orta kesimde ise Kelkit Vâdisi yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları Kelkit Çayı toplar.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri şekerpancarı, buğday, patates, arpa ve elma olup, ayrıca az miktarda armut, vişne ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Daha çok sığır besiciliği yapılan ilçenin yüksek kesimlerinde küçükbaş hayvan beslenir. Arıcılık modern usûllerle yapılır.
İlçe merkezi Şiran Çayı Vâdisinde kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1400 metredir. İl merkezine 76 km mesâfededir. Gelişmemiş ve küçük bir yerleşim merkezidir. Belediyesi 1877’de kurulmuştur.
Torul: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 17.087 olup, 4057’si ilçe merkezinde, 13.030’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 37 köyü vardır. İlçe toprakları akarsu vâdileriyle yarılmış dağlık alanlardan meydana gelir. Kuzeyinde Zigana Dağları, güneyinde Gümüşhâne Dağları, batısında Giresun Dağları yer alır. Dağlardan kaynaklanan suları Harşit (Doğankent) Çayı toplar. Kayın, köknar, ladin ve sarıçam ormanları ile kaplıdır. Dağların yüksek kesimlerinde hayvancılık ve sayfiye açısından önemli yaylalar vardır.
Ekonomisi hayvancılık ve ormancılığa dayanır. Genel olarak ahır hayvancılığının yaygın olduğu ilçede herik soyu koyun beslenir. Arıcılık gelişmiştir. Ekime müsâit olan arâzi az olduğundan üretim düşüktür. Başlıca tarım ürünleri patates, buğday, arpa, elma, vişne, armut ve fasulyedir. İlçe topraklarında bakır-pirit ve bakır-çinko-kurşun yatakları vardır.
İlçe merkezi, Harşit Çayı kenarında kurulmuştur. Eski ismi Ardasa’dır. Trabzon-İran transit yolu ilçeden geçer. İl merkezine 25 km mesâfededir. Denizden yüksekliği 1000 metredir. İsmini bölgede otağını kuran Tuğrul Beyden alır. İlçe belediyesi 1882’de kurulmuştur.
Gümüşhane
Tarihi Eserler ve Turistik Yerler
Gümüşhâne, târihî eserler ve tabiî zenginliklerle doludur. İl, eski devirlere âit şehir harâbeleri yönünden oldukça zengindir. Rus işgâli sırasında, Türk-İslâm eserleri kasten Ruslar tarafından yakılıp yıkılmıştır. Bugünkü eserler bu tahribâttan kalanlardır.
Canıca (Canca) Kalesi: Vank köyü yakınlarındadır. Kayalar üzerine yapılmıştır. Doğu-batı yönünde arka arkaya üç bölümlüdür. Kale içinde şapel ve gözcü kule kalıntıları vardır.
Edire Kalesi: Dörtkonak köyündedir. Kayalar üstünde yapılmış ilginç bir yapıdır. Yol olmadığından kaleye ulaşılamamaktadır.
Torul (Ardasa) Kalesi: Torul ilçesindedir. Eski devirlerden kalmadır. Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından feth edilen kale surlarının bir bölümü sağlam vaziyettedir.
Süleymâniye Câmii: Eski Gümüşhâne Mahallesindedir. Kânûnî Sultan Süleymân tarafından yaptırılmıştır. Gümüşhâne’nin ilk binâsıdır. Minâresi o zamandan kalmadır. Câmi 19. asırda yeni baştan yapılmıştır.
Hacı Çağıran Baba Türbesi: Gümüşhâne-Erzurum yolu üstünde, Tekkeköy’dedir. Kitâbesinde 1582’de yapıldığı yazılıdır.
Pir Ahmed Türbesi: Gümüşhâne-Erzincan yolu üstünde, Pir Ahmed köyündedir. Kitâbesinde 1550’de yapıldığı yazılıdır.
Zigana Kervansarayı: Zigana-Gümüşhâne-Trabzon arasında çam ormanlarıyla kaplı 2000 m yükseklikte dağ sırasıdır. Burada bulunan Zigana Kervansarayı ve Kalesi bir yerleşme merkezinden çok, askerî bir yerdi. Van Beylerbeyi Hüsrev Paşanın yaptırdığı ifâde edilir.
Tohumoğlu Köprüsü: Gümüşhâne-Erzurum yolu üzerinde Tohumoğlu kesimindedir. Selçuklular döneminde yapıldığı sanılmaktadır. İki gözlü, hafif sivri kemerli bir köprüdür. Yıkık vaziyettedir.
Eski eserler: Satala, Kelkit’e 17 km uzaklıkta, Sadak köyündedir. Satala’da bulunanların bir kısmı İstanbul, bir kısmı Erzurum Arkeolojik müzesindedir. Buradan alınan bronz büst, Londra British Museum’da bulunmaktadır. Satala, Romalıların dînî ve askerî merkezi ve Hititlilerden îtibâren büyük bir şehirdi. Gümüşhâne’de Hutuna Manastırı, Torul’da Meryem Ana Manastırı ile Sinan Çakırkaya köyünde Çakırkaya kiliseleri vardır.
Mesîre yerleri: Gümüşhâne ilinde özellikle Harşit Vâdisinde ve il merkezi çevresinde zengin bitki örtüsü ve görülmeye değer tabiî güzelliklerle doludur. Ünlü Kadırga Şenlikleri her yıl geleneksel olarak Kadırga Yaylasında yapılmaktadır.
Torul Çavlanı: Torul ilçesinde Harşit Çayı üzerindedir. Etrâfı ormanlıktır. Manzarası çok fevkalâdedir. Yüksek kayalardan su gürül gürül dökülür.
Tomara Şelâlesi: Şiran ilçesinin Seydibaba köyündedir ve çok güzel manzarası vardır. Çimen Dağlarının kuzey eteklerinde 40 kaynaktan meydana gelir. Kelkit Çayı Vâdisinde 20 m yükseklikten yatağına dökülür. İçilen suyu yazın soğuk, kışın sıcaktır. Etrâfı fundalıktır. Değirmenler vardır.
Harşit Çayı Vâdisi: Baştan başa elma bahçeleriyle doludur.
Artabel Deresi: Torul’dadır. Derenin yukarı kısmında beş adet buzul göl vardır. Göllerden birinin ortasında bir ada bulunmaktadır.
Kelkit Çayı Vâdisi: Baştan başa tabiî güzelliklerle doludur. Av hayvanları çok boldur.
Yaylık Mağarası: Kelkit’in Yaylık köyünde 300 m derinlikte bir mağaradır. Mağaranın tavanından çavlan hâlinde mâden suları dökülür.
Karaca Mağarası: Torul’un Cebeli köyü yakınlarında bulunan, 10 bin yıllık mâzisi olduğu tahmin edilen ve çok güzel ve biçimli sarkıt ve dikitlerden oluşan bir mağaradır. Astım hastalarına iyi geldiği ifâde edilmektedir.
GÜN; Alm. Tag (m), Fr. Jour (m); journee (f), İng. Day; daytime. Arz (yer) küresinin kendi mihveri (ekseni) etrâfında -kuzeyden bakıldığı düşünülerek- saat ibresinin aksi (ters) yönünde bir kerre döndüğü müddet, süre.
Gün kelimesi birçok anlamlarda kullanılmaktadır. Çok eskilerden beri halk arasında kullanıldığı mânâ, güneş ışıklarının bulunulan yeri doğrudan doğruya aydınlattığı süre veya gündüz süresidir. Daha yaygın olarak da karanlık ve aydınlık sürelerin birlikte düşünüldüğü mânâda kullanılır. Bu mânâda kullanılması hâlinde bile aşağıda açıklanacağı gibi değişik tarifleri vardır.
Günün başlangıcını Eski Bâbilliler güneşin doğuşu ânı; Yunanlılar ve Yahûdîler güneşin batışı ânı; Mısırlılar ve Romalılar ise gece yarısı olarak almışlardır. Müslümanlar ise rasat edilmesi kolay olan güneşin batış ânını günün başlangıcı olarak almışlardır. Günümüzde günün başlangıcı geceyarısı vakti olarak kabul edilmiştir. Akşam ezanı vakti girince başlayan ve müteakip akşam ezanına kadar süren güne ezânî (gurubî, alaturka, şer’î) gün denir. Bu gündeki vakitler sıfırdan on ikiye kadar olan sayılarla ifâde edilir. Bölgenin en yüksek noktasından bakıldığında güneşin üst kenarının ufukta kaybolduğu an, bu vakit girer ve saatler 12.00’ye (sıfıra) ayarlanır.
Yıldız günü (sideral gün): Sâbit bir yıldızın bir yerin meridyeninden ardışık iki üst (ufkun üstünde, başucu tarafından) geçişi arasında alınan süredir.
Güneş günü: Hakîkî ve vasatî olmak üzere iki çeşit güneş günü vardır. Hakîkî (gerçek, zâhirî, görünen) güneş günü, güneşin merkezinin arzın bir meridyeninden ardışık iki üst geçişi arasında kalan süredir. Yâni, bir hakîkî güneş günü, güneşin merkezi doğrultusuna göre arzın kendi etrafında bir tam dönüşü için geçen müddettir.
Ortalama (vasatî) güneş gününü târif etmek için astronomide gök ekvatoru üzerinde sâbit bir hızla hareket ederek, bir senelik devrini hakîkî güneşle aynı anda tamamlayan farazî (fiktif, sanal) bir güneş var kabul edilir. Bu farazî güneşe göre tanımlanan zamâna vasatî zaman veya vasatî güneş zamânı denir. İkisi arasındaki fark, vasatî güneş hızına göre Kepler kânunu ile hesaplanır ve bu farka zaman denklemi (ta’dîl-i zaman, İng. equation of time) denir.
Zaman denklemi, -14,4 ile +16,4 dakika arasında değişen değerler alır.
Günün saatleri: Yıldız günü ve ortalama güneş günü 24 saate bölünerek 1’den 24’e kadar sayılmaktadır. Tabiî yıldız günü ve ortalama güneş günü farklı olduğundan yıldız saati ve ortalama güneş saati birbirlerinden farklıdır. Normal kullanışta halk arasında ve analog saatlerde günün 12’şer saatlik iki parçadan meydana geldiği kabul edilir. Günümüzde resmî işlerde günün saatleri 1’den 24’e kadar sayılmaktadır.
Genel Bilgiler
Yüzölçümü : 10.227 km²
Nüfus : 186.953 (2000)
İl Trafik No : 29
Doğu Anadolu ile Karadeniz Bölgesi arasında, Çin-Trabzon Tarihi İpek Yolu Güzergahı üzerinde, tarih ile doğal güzelliklerin kucaklaştığı, zengin Gümüş Madeni ocaklarından dolayı Gümüşhane adını taşıyan bir ildir.
Gümüşhane Milattan Önce 3000 'lere uzanan tarihi içerisinde bir çok uygarlıklara ev sahipliği yaparak bu kavimler mozaiğinin izlerini günümüze taşımaktadır.
Denize 100 km. uzaklıkta olan ilin klima özelliğini sahip havası, sahip olduğu eşsiz doğal güzellikleri, yer altı resim sergisini andıran zengin oluşumlu mağaraları, 450 ' ye yakın yaylası, çok sayıda antik kentleri, doğal park alanları,zengin flora ve faunası bakir bir turizm potansiyeline sahiptir.
Coğrafya
Gümüşhane, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü sınırları içerisinde yer almaktadır. Gümüşhane 38 derece 45 dakika-40 derece 12 dakika Doğu Boylamları ile 39 derece,45 dakika-40 derece 50 dakika Kuzey enlemleri arasında olup,Doğusunda Bayburt Batısında Giresun, Kuzeyinde Trabzon, Güneyinde Erzincan illeri bulunmaktadır. Toplam alanı 6575 km2 2000 verilerine göre toplam nüfusu 186.953 olan ilin deniz seviyesinden yüksekliği ortama 1400 m.dir.
Gümüşhane,Gümüşhane İsminin Anlamı,Gümüşhane Tarihi,Gümüşhane İklim ve Bitki Örtüsü, Gümüşhane Resimleri,Gümüşhane Hakkında Bilgi,Gümüşhane genel özellikleri,Gümüşhane İlçeleri, Gümüşhane ilçeleri,Gümüşhane ilçelerinin köyleri,Gümüşhane manzaraları,Gümüşhane videoları,Gümüşhane ilçe isimleri,Gümüşhane bütün ilçeleri, Gümüşhane turistik yerleri,Gümüşhane iklimi,Gümüşhane merkez ilçeleri,Gümüşhane mahalleleri,Gümüşhane kültürü,Gümüşhane coğrafi durumu,Gümüşhane cografya,Gümüşhane cografi durum,Gümüşhane kızları,Gümüşhane toprak yapısı,Gümüşhane evleri,Gümüşhane trafik kodu,Gümüşhane trafik numarası,Gümüşhane plaka numarası,Gümüşhane plaka kodu,Gümüşhane yüzölçümü ,Gümüşhane önemli kişileri,Gümüşhane ünlüleri,Gümüşhane nüfusu,Gümüşhane toplam nüfus,Gümüşhane ilçe sayısı,