
Zirai verim gücü ve akarsularının bolluğu küçümsenmeyecek derecede olan bölgenin Hititler devrinde yerleşme alanı olarak seçildiği gerçekse de, elimizde bu devre ait doküman bulunmamaktadır. Boğazları geçerek Anadolu'ya yerleşen Frikler 'in bu bölgenin ilk sakinleri olduğu sanılmaktadır. Solaklar, Muslar, Çeltikdere, Yuva, Karca köyleri çevresinde görülen ve halk arasında "Gavur Evleri" olarak bilinen kaya evler; kayalar arasına özenle oyulmuş birer Frik evidirler. Bölge Friklerden yıllar sonra, M.Ö.64 yılında Romalıların daha sonraları da Bizanslıların eline geçmiştir. Bölgede gerçek uygarlık bundan sonra başlamış olup, bu devir kalıntılarına sıkça rastlanmaktadır. Pavli (Bavlum) kaplıcalarında yapılan inşaat çalışmalarında Romalılar zamanından kalma yapı ve banyo havuzları ortaya çıkmıştır. Çeltikdere Köyü civarında bulunan kilise kalıntısı Bizans usulü olduğundan bölgenin önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.
==> İlk Devir <==
İLK DEVİR (1324-1911):
Anadolu Selçuklu Sultanlığı sırasında doğudan göç edip gelen Oğuz boylarının Bizans sınırına yerleştirilmeleriyle bu bölge Türklerin yeni yurtları olmuştur. Yuva, Yağma, Dodurga, Kızık gibi Oğuz boylarının isimlerini taşıyan köylerin olması buranın Oğuzlarla Türkleştiğini göstermektedir. Bolu'nun alınması ile (1324) yörenin Osmanlı yönetimine geçtiği sanılıyor.
PAVLU ŞEHRİ:
1894 yılında Bolu yöresinde incelemeler yapan ve bölgeye ait bir harita çizen Vitalciuret, şimdiki kaplıcaların olduğu yerde bir şehir olduğunu belirtmektedir. O tarihlerde yaşanan deprem sonrası ilçe yerle bir olmuş, halkı da çevre yerleşim alanlarına dağılmıştır. Bunu doğrulayan birçok kanıt vardır. En önemlisi eski kaplıca binalarıdır. Bazı eski tapularda ilçe adı Pavlu diye yazmaktadır. Eski Bolu salnamelerinde Pavli adıyla geçmekte, buradan toplanan vergilerin dökümüne rastlanmaktadır.
BUCAK OLUŞU (1911-1946) :
1911 yılında şimdiki Keskinli mahallesinde Çarşamba (çarşamba günleri pazar kurulduğu için) adında Mudurnu ilçesine bağlı bucak kuruldu. Bucak kurulduğunda şu an ilçe merkezinin olduğu yer tamamen boş olup, Çarşamba bucağının o zamanlar merkez ve köyleri ile birlikte 10 bin civarında nüfusu vardı. Ve şimdiki Kıbrıscık ilçesinin köyleri dahil 50 köyü bulunmaktaydı.
İSMET İNÖNÜ PAŞA'NIN İLÇEMİZİ ZİYARETİ:
1920'li yıllarda TBMM'nin Ankara'da toplanması kesinleşince İstanbul'dan kaçabilenlerle birlikte Ankara’nın yolunu tutan İNÖNÜ maceralı bir yolculuktan sonra son Osmanlı Mebusan Meclisi Başkanı Celaleddin Arif Bey, Ali Fuat CEBESOY'un babası İsmail Fazıl Paşa, Binbaşı Saffet ARIKAN başta olmak üzere birçok ünlü ile birlikte 29 Mart 1920 günü Bolu'ya geldi. Eski bir er kıyafeti ile yolculuk eden İsmet Bey ve arkadaşları güvenlik gerekçesiyle Bolu'da fazla kalmaz. Kafile Kızık Köyü muhtarı Güden Hüseyin Ağa'nın sorumluluğunda onbeş yerel milis ile birlikte 30 Mart 1920 günü Bolu'dan ayrılır. Celaleddin Arif ve İsmet Beyin içinde bulunduğu kafilenin ilk durağı Seben'in KOZYAKA köyü oldu. Burada bir gün konaklayan ve geceyi Hacıbey oğlu Asım ile daha sonra Bolu Milletvekili olarak görev yapacak olan Abdi ÖZKÖK'ün babası Ahmet Ağanın evinde geçiren heyet ertesi gün yola çıkmış ve Nallıhan-Beypazarı üzerinden 3 Nisan 1920 günü Ankara'ya ulaşmıştır. (Derleyen: Yard. Doç. Dr. Hüseyin SARI)
==> İlçe Oluşu <==
CUMHURİYET DÖNEMİ:
Cumhuriyet döneminde Bolu ili Mudurnu ilçesine bağlı Çarşamba nahiyesi olarak yönetilen Seben'in çarşı içindeki caminin olduğu yerde 20 odalı ve iki katlı medrese ile bir su değirmeni vardı. Nahiye Müdürü Keskinli Mahallesinde kalmakta iken, 1914 yılında hükümet ve karakolun Keskinli'den ayrılıp medrese binasına yerleşmesiyle ilçe merkezinin yeri bugünkü şeklini almıştır. 1923 yılında ilçede ilk defa fırın ve kahve açılmıştır. Çarşamba günleri alış-veriş yapmak için dere kenarına portatif dükkanlar kurulmuş, çevre köylerden gelen köylüler buralardan ihtiyaçlarını takas şeklinde karşılamışlar. Zamanla alışveriş yapılan bu yerleşim yerine önce satıcılar daha sonra halk yerleşmeye başlamış. Şehirleşmeye uygun ve merkezi bir yer olduğundan zamanla bu yöre gelişmiştir.1924 yılında yatılı bölge ilkokulu (şimdiki ilköğretim okulu bahçesinde) açılmış yeni yeni binalar yapılmaya başlanmıştır. Her köye ilçe merkezine bir ev yaptırılmış, böylece memur lojmanı sorunu çözülmüş, ilçenin büyümesi sağlanmıştır.Bu yıl ayrıca Kızık, Tepe ve Kozyaka mektepleri açılmıştır.
İLÇE OLUŞU:
1946 yılında 4869 sayılı kanun gereğince bu yerleşim merkezi ilçe oldu ve Seben adını aldı. Hemen karakol binası, hükümet binası haline getirilerek ilçe teşkilatı kurulmuştur. Seben ilçe olduğu yıl merkezinde 500 civarında bir nüfusa sahipti. Daha sonra gelişimi hızla artmıştır. Seben'in ilçe olması ile Kıbrıscık nahiye olarak Seben'e bağlanmış ve daha sonra 01/04/1958 yılında 7033 sayılı kanunla ilçe olarak Seben'den ayrılmıştır. Bu gün ilçeye bağlı 29 köyü vardır. Nahiyesi yoktur. Karca Köyü Seben den ayrılarak Bolu ya bağlanmıştır. İlçe merkezinde halen 3000 civarında kişi yaşamını sürdürmektedir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
İLÇENİN İSMİNİN ÖYKÜSÜ:
1911 yılında Çarşamba günleri pazar kurulması nedeniyle Çarşamba adıyla nahiye olan Seben, ilçe ismini kuzeyinde bulunan Seben Dağından almıştır. Seben; yüce dağ, ulu dağ anlamına gelmektedir. Başka bir görüş ise ormanda yetişen Semen çiçeğinden dolayı bu adı aldığı şeklindedi
Resimler Sadece üyeler içindir!
COĞRAFİ YAPI
Resimler Sadece üyeler içindir!
Seben 40'-50' Kuzey paraleli ile 31'-50' Doğu meridyeninin kesiştiği nokta çevresinde yer almaktadır. Batı Karadeniz bölgesine girmekle beraber İç Anadolu Bölgesiyle sınır teşkil eder. Bolu il merkezinin 54 km güneyindedir. doğusunda Kıbrıscık, batısında Mudurnu, kuzeyinde Bolu, güneyin de ise Nallıhan ilçeleri bulunmaktadır. Yüzölçümü 662 km2 dir. Seben Köroğlu dağlarının güney ucunda Aladağ çayı vadisinde kurulmuştur. Vadinin denizden yüksekliği 625 m. dir. En önemli akarsuyu Aladağ çayıdır. Seben İlçesi 2 mahalle 29 köy ile yönetilmektedir. Belediye 1946 yılında kurulmuştur. İlçede polis teşkilatı ve Askerlik Şubesinin haricinde tüm resmi daireler mevcuttur. Çarşı ve Keskinli adı ile iki mahallesi bulunmaktadır.
|
NÜFUS SAYIMLARI
|
1990
|
2000
|
2007
|
|
İlçe Merkezi
|
4165
|
4334
|
3049
|
|
Köyler
|
6718
|
4537
|
3924
|
|
Genel Toplam
|
10883
|
8871
|
6973
|
İlçe Merkezi Toplamı : 3049 kişidir. Köyler Toplamı : 3924 kişidir.
SEBEN İLÇE TOPLAMI : 6973 kişidir.
TURİZM
TARİHİ VE TURİSTİK YERLER
ÇELTİKDERE VADİSİ: Yörede Frik krallarına ait taş oyma mezarlar görülmekte, eski kilise kalıntısı mevcuttur. Aynı yöreden 1972 yılında 50 cm uzunluğunda heykelcikler bulunmuş, Bolu müzesinde sergilenmektedir. Yörede kazılan mezarlardan Bizans dönemine ait yazılı yontma taşlar çıkmaktadır. Ayrıca yörede birçok peri bacası bulunmaktadır. Gezilmeye müsait yolu mevcuttur. Yöre tracking yapmaya çok müsaittir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
YAYLALAR : Yaylalarımız başlı başına birer gezi ve mesire yeridir. Aladağ ve Seben Dağlarındaki ormanlar içinde kurulu 30 civarındaki yaylalarımızdaki sular, karpuz çatlatan diye bilinmektedir. Yaylalardaki evlerde kalmak mümkündür.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
AV TURİZMİ-BALIKCILIK: Kış mevsiminde yöre av turizmine çok elverişlidir. Tavşan, keklik, yaban domuzu avlamak mümkündür. Aladağ çayından balık avlanmaktadır. Her yıl yaban domuzu avı için sürek avları düzenlenmektedir.
KAYA EVLERİ
Seben İlçemizde birbirine yakın aralıklarla kayalara oyularak yapılmış çok sayıda evden oluşan küçük yerleşimler bulunmaktadır. Bu kaya evler Muslar, Çeltikdere, Yuva, Karca yörelerinde bulunmaktadır. Bu evlerin ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Bölgenin M.Ö. 1200 yıllarında boğazları geçerek Anadolu’ya saldıran Frikler tarafından işgal edildiği sanılmaktadır. Burada bulunan evler birer Frik evidir. Sarp kayalıklara ve vadi yamaçlarına oyulmuş bu mağaralar, küp biçiminde olup muntazam merdivenlerle birbirine bağlanmış 4-5 katlı binalar şeklindedir. Bu kaya evlerin Orta Bizans dönemi(842-1204) sonuna kadar kullanıldığı sanılmaktadır. Burada bulunan kaya evler iki derin vadi arasında yüksek bir kaya kütlesi üzerinde kurulmuştur. Asıl yerleşimin bulunduğu kesim nispeten düzlük olup, kayalıkta peribacaları oluşmuştur. Evler bu kayalar üzerine oyularak yapılmıştır. Büyük çoğunluğu güneye bakan evlerin ısınmak, güneş ışığından daha iyi yararlanmak için batıya dönük olanları da vardır. Muslar Köyünde 100-150 civarında kaya ev bulunmaktadır. Eteklerde yer alan evler daha basittir. Kaya kütlesinin üzerinde bulunan evler üs tüste ve yan yana 2’li ve 3’lü odalar halinde sıralanmıştır. Odaların büyük çoğunluğu kare veya dikdörtgen planlı, tek oda şeklindedir. Evlerden bir tanesi diğerlerine göre daha geniş, vadiye hakim bir konumda oyulmuştur. İçersinde bir niş, kandil ve meşale delikleri bulunmaktadır. Bazı odalarda yuvarlak ağızlı, içi sıvalı büyük kuyular bulunmaktadır. Bu kuyuların erzak deposu olabileceği tahmin edilmektedir. Yerleşim yerinin batısında bağımsız olarak yapılmış kaya evinin ibadet yeri olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Burada sekiz adet sarnıç bulunmaktadır. Bu sarnıçları besleyen akarsu bulunmamaktadır. Sarnıçların düşman saldırısında kar ve yağmur sularının biriktirilerek kullanıldığı sanılmaktadır. Yerleşim yerinin orta kesiminde yer alan en büyük sarnıç genel ihtiyaca yöneliktir. Bu kaya evlerin daha düzgün yapılmış olanlarına Solaklar Köyü ve Yuva Köyü yakınlarında bulunan kaya evlerde rastlamak mümkündür.
MUSLAR MAĞARALARI: Kaşbıyıklar Köyü sınırları içinde 4-5 katlı kaya evler şeklinde olup, her kat birbirine baca merdivenlerle bağlıdır. Yolu mevcut olup, dağ sporunu sevenler için idealdir. İlçeye uzaklığı 7 km civarındadır. Çevresi püskürük kayalar ile doludur.
Resimler Sadece üyeler içindir!
SOLAKLAR MAĞARALARI: Solaklar Köyü yakınında bulunan bu mağaraların ilçeye uzaklığı 3 km civarındadır. Burada bulunan kaya evlerde 4-5 katlı birer Frik evidir. Dağ yamacında olduğundan tırmanmaya müsaittir. Ulaşımı kolaydır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
YUVA-SENDİK MAĞARALARI: Yuva köyü yakınında Çeltikdere vadisinin kuzeyinde Kınıkcı Deresi yamacındadır. Küp biçimi 4-5 katlı ev şeklinde olup çevresindeki 300 koyun sığabilecek büyüklükteki mağaralarla bir bütün teşkil etmektedir. Ulaşımı Yuva Köyünden kolaydır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
NASIL ULAŞILIR?
Seben ilçemizin çevre il ve ilçelerle ulaşımı karayolu ile mümkündür. Bolu il merkezine gelindiğinde kaplıca yolunu takiben Karacasu beldesini geçince yol işaretlerini takiben ulaşmak mümkündür. İlçemizin çevre bağlantı yolları asfalt olup, köy yollarımızın bazıları stabilizedir. Her gün düzenli olarak Bolu ve Nallıhan' a otobüs seferleri mevcuttur. Kış döneminde Bolu'dan Seben'e ilk sefer 7.00'de, son sefer saat 17.00 'dedir. Otobüsler Terminal yakınındaki yazıhanelerinden kalkmaktadır.
FİRMALAR :
SEBEN GÖLÜ TURİZM LÜKS SEBEN TURİZM
YAZIHANELERİ YAZIHANELERİ
SEBEN :0.374.4113167 SEBEN :0.374.4112050
BOLU : 0.374.2157649 BOLU : 0.374.2155253
SEBEN - BOLU ............................54 km
SEBEN - NALLIHAN .....................40 km
SEBEN - BOLU - ANKARA .......... 250 km
SEBEN - NALLIHAN - ANKARA ... 200 km
SEBEN - KIBRISCIK ................... 60 km
SEBEN - MUDURNU ................... 70 km
SEBEN - BOLU - İSTANBUL ........300 km
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
EKONOMİ
Halkın geçimi çiftçilik ve hayvancılık olması nedeniyle yerleşme, Aladağ çayı vadisi ile kollarının geçtiği yerlerde olmuştur. İlçenin güneyinde bulunan ovalarda tarıma elverişli topraklar olduğundan bu kısımlarda halk tarafından yerleşme alanı olarak benimsenmiştir. İlçede halk, geçimini başta tarım olmak üzere hayvancılık ve orman işçiliği yaparak sağlamaktadır. İlçenin bozkır ve ormanlarla kaplı olması hayvancılığı geliştirmiştir. Son zamanlarda tavuk çiftlikleri geçim kaynağı olmuştur. İlçede bulunan 30 köyden 2'si dağ, 4'ü orman köyüdür. 24'ü ise vadiler de kurulmuştur. 664 km2 yüz ölçüme sahip olan Seben'de km2 başına 11 kişi düşmektedir. İlçede arazinin az olması gizli nüfus planlamasını beraberin de getirmiş ailelerin genellikle 1-2 çocuğu olmakta buda ekonomik gücün artmasını sağlamaktadır. İlçede elma üretimi 1955 li yıllarda başlamış olup günümüzde rekorte 50.000 tona ulaşmıştır. Starking, Golden, Beşyıldız, Amasya ve az miktarda Ferik cinsi elma üretilmektedir. Haccağız Kooperatifine ait 1500 ton kapasiteli soğuk hava tesisi mevcut olup ihtiyacı karşılamamaktadır. Kooperatifin Haccağız Köyünde kurulu sandık ambalaj sanayi faaliyetini sürdürmektedir. Seben, Bolu ilinin meyve ve sebze deposudur. Aladağ çayı vadisinde sebze (domates, salatalık, biber, soğan, sarımsak, lahana, havuç, patates, turp, şalgam, kabak) ve meyve (elma, armut, kiraz, vişne, ayva, üzüm, kayısı, ceviz) yetiştirilmektedir. Yol sorunu ekonomisini zora sokmakta geçim zorluğu çeken halk göç etmektedir. İlçede sanayi kuruluşu olarak sadece süt fabrikası vardır. Bu fabrika yöre sütlerini değerlendirmekte günlük 30 ton süt işleme kapasitesiyle 150 kişiyi istihdam etmektedir. Süt inekçiliği son yıllarda verilen teşviklerle hızla gelişmiş, ekonomiye büyük katkı sağlamıştır. İlçede kara kovan bal üretimi yapılmaktadır. Yeraltı zenginliği olarak Yağma-Hıdırlar mahallesinde mermer, Hoçaş Köyü yakınında kömür yatakları bulunmaktadır. Özel teşebbüsle ilkel şartlarda işletilen madenlerin ilçe ekonomisine katkısı azdır.
KÜLTÜR
İlçemizin 29 köyü gelenek, görenek, kıyafet, düğün ve ev biçimleriyle aynı özellikleri göstermektedir. Evleri ahşap bir veya iki katlıdır. Evin alt katı hayvanlara ayrılmıştır. Köyler genellikle birkaç büyük sülaleden oluşmuştur. Kız alıp vermeler sonucu akrabalıklar fazladır. Yöre halkının tamamı yörüktür. Kültürü çevre ilçelerin etkisinde kalmıştır. İlçede kütüphane mevcuttur. İlk kütüphane 1966 yılında 1500 kitap ile çocuk kütüphanesi olarak açılmıştır. Bugün 8000 civarında kitapla hizmet vermektedir.
KIYAFETLERİ:
Eskiden kadınlar bacaklarına kıvraktan dokunan don giyerler, üstlerine ise namaz bezi denilen çatkılı koyu renk bir örtü ile örtünürlerdi. Erkekler ise İngiliz paça dokuma kalın kumaş pantolon ile yelek-ceket giyerlerdi. Yöresel bu kıyafetleri günümüzde yaşlı kişiler giymektedir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
GELENEKSEL İNANIŞLAR:
***Hamur yoğururken tekneden dışarıya hamur sıçrarsa o eve misafir gelecek denir.
***Çay içerken bardağın içinde yüzen çay sapçığı misafire, sayısı gelecek kişiye, boyu misafirin boyunun uzun yada kısa olacağına yorumlanır.
***Yola gidenin arkasından su dökülmesi veya kirli bir çamaşırının yıkanmadan bekletilmesi durumunda giden kişinin geri döneceğine inanılır.
***Evin bacasında baykuş öterse o evden ölü çıkacağına inanılır.
FOLKLOR
Yörede düğünler davul-klarnet eşliğinde yapılmaktadır. Kaşık ile oynanan çiftetelli mahalli oyunudur. Halk oyunu yönünden Mudurnu ile Kıbrıscığın etkisinde kalmıştır. El örgüleri, kilim, kıvrak dokumacılığı el sanatlarıdır. Köylerde el dokuma tezgahlarında şile bezi türü çarşaflık dokumaları ile don denilen giysi için dokunan kıvrakları meşhurdur.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
DÜĞÜNLER
Yöremizde evlenmeler beğenerek veya görücü usulüyle yapılmaktadır. Genelde bireysel düğün, Kızık köyü yöresinde de toplu düğün merasimleri yapılmaktadır. Kız beğenilince oğlan tarafı kız tarafına dünürlüğe gider. Dünürlüğün yapılacağı zaman çarşamba günü pazarda ilçede kararlaştırılır. Cuma veya Pazar akşamı "Allah’ın emri, Peygamberin kavli ile kız, kızın babasından istenir. Kız tarafı o gün olumlu veya olumsuz cevap verir, veya düşünme süresi ister. Eğer cevap olumluysa Allah yazdıysa ne diyelim sözü üzerine söz kesilir. Verilen sözün kesinleştiğini belirtmek için oğlan tarafı bir bohça hazırlar içine gözleme, helva veya şeker konulur. Bu bohça kız evi tarafından boşaltılırsa dünürlük oldu demektir. Bu işe de " bohça boşaltma " denir. Daha sonra nişan veya düğün tarihi kararlaştırılır. Nişan köy usulü olacaksa belirlenen tarihte oğlan tarafı kız evine gidip sohbet edilir. Kızla oğlan birbirlerini görmezler. Kıza hediyeler ve yüzük getirilir. Şehir usulü olacaksa kız ve oğlan birbirlerini görür, topluluk karşısında yüzükleri takılır ve altın, bilezik , kolye, saat, küpe, para gibi hediye ve takılar takılıp gelenlere ikram yapılır ve nişan merasimi sona erer. Düğün dini bayramlardan sonra yapılacaksa Ramazan bayramında oğlan evi tarafından kıza bayramlık adı altında elbise, iç çamaşırı gibi hediyeler iletilir.Kurban bayramında da bir koç hediye edilir. Urba günü kararlaştırılarak iki tarafın katılımıyla alınır. Başlık parası karara bağlanır (Bu adet artık geçerliliğini kaybetmiştir). Düğün günü yaklaşınca eş dost ve akrabalara davetiye çıkarılır. Köy yerinde ekmek yapılıp dağıtılarak köy halkı düğüne davet edilmiş olur. Köy yerinde her hane oduna gidip düğün odununu temin ederler. Komşuları toplanarak, düğün ekmeğini hazırlarlar.Perşembe gününün akşamı yufka açılarak tatlı hazırlanır.Bu sırada kadınlar yufka açarken yufkanın birini evin ortasına asarlar. Erkekler bu yufkayı buradan alabilirse cesurluğunu ispatlamış olur. Yufka alınırken kadınlar un atıp, ellerindeki oklavalarla yufkayı alana vururlar. Bu nedenle yufkayı alan kişi odada panik çıkarırsa yufkayı dayak yemeden almış olur. Bunun içinde odaya tavuk atmalı veya ışıkları ani olarak söndürüp içeri girmelidir. Bu işler oğlan tarafında olur. Cuma günü öğleyin " çeyiz katırı " adı altında yaşlı kişilerce oğlan tarafının çeyizleri kız evine iletilir. Böylece resmen düğün başlamış olur. Oğlan tarafı davetlilere yemek ziyafeti verir. Şehirde bu iş iki-üç gün sürerken köyde cuma günü köy halkı davet edilerek yemek verilir ve köyün gençleri eğlenir. Buna " oğlan kınası " denir. Cumartesi günü akşamı da köye gelen misafir ve davetlilere ziyafet çekilir. Düğünler bazen çalgılı bazen de mevlitli olmaktadır. Geleneksel olarak davul ve zurnalı düğünler yörede daha çok makbuldür. Cumartesi günü kızın evinde çeyizler asılarak gelen komşu ve misafirlere gösterilir. Aynı gün oğlan evinden gelen kadınlar kız evinde eğlence yaparlar, Buna " kına " denir. Cumartesi akşamı kızın arkadaşları geline kına yakarlar. Pazar günü düğünün en hızlı olduğu zamandır. Öğleye doğru seymen adı verilen on-onbeş kişilik grup oynaya oynaya kız evine doğru gelini almak için yola çıkar. Yol uzaksa arabalarla gidilir. Oğlan evi tarafıda bu konvoyu takip eder. Seymenlerin başında bayrak taşıyan bir bayraktar bulunur. Ayrıca düğünün ve seymenlerin, çalgıcıların düzenini sağlayan onları yöneten gıcık adı verilen bir kişi bulunur. Kız evine gelince selamlaşılır ve yemek için evlere dağılınır. Geline ya al denilen kırmızı örtü veya gelinlik giydirilir. Gelini yollamaya gelen kadınların arasına katılan gelin, gelenlerin elini öpüp boynuna sarılarak yas denilen maniler söyler. Yemekten sonra toplanılarak gelini ata bindirme havası denilen hava çalınmaya başlanınca kız babası kızını kayınpedere teslim ederek arabaya bindirilir ve üstüne para saçılarak çocukların alması sağlanır. Seymenler oynaya oynaya kız evinin kapısına gelirler bahşiş ödeyerek bayraktar ibriği kız evinden alınır. Arabalara kızın çeyizi ile eşyaları yüklenip yola çıkılır. En hızlı giden araç oğlan evine müjdeye gider. Diğerleri oğlan evine geldiğinde bir hayvan kesilerek gelin buna bastırılıp eve getirilir. Bu sırada eğlenceler yapılır. Damat oynatılarak para takılır. Seymenler ibriği damada teslim edip bahşişlerini alırlar. Böylece eğlenceler sona erer. Davetliler dağılmaya başlar.Akşam ile yatsı arası imam nikahı kıyılır. Resmi nikah düğünden 15-20 gün önce kıyılır. Damat yatsı namazından çıkınca tekbirlerle evine getirilip güvey koyma töreni yapılır. Duadan sonra damat el öpüp koşarak eve girer. Törene katılanlara şeker ikram edilir. Damat gelinin yanına girince 2 rekatlık namazdan sonra kıza söyletmelik adı altında hediye ikram eder. Sonra yemek yenerek gerdeğe girerler. Ertesi sabah damadın yakın akrabalarını damat ve gelin ziyaret ederler. Buna gelin gezdirme denilir. Gelin bakire çıktıysa kız evine müjdeci gider ve duvak denilen eğlenceye kadınlar davet edilir. Kız evinden gelenler oğlan evinde eğlenceler düzenlerler ve dağılırlar. Pazartesi günü akşamı oğlan tarafı kız evini ziyarete giderler.Bu işe el öpme denilir. Ertesi günü olan salı akşamı da kız evi oğlan evini ziyarete gelir. Buna kız arkası denilir. Yenilir, içilir, sohbet edilir. Böylece düğün törenleri tamamlanmış olur. Düğünler genellikle bir hafta sürer.
YÖRESEL YEMEKLER
Bazlama Ekmek, Kedi Batmaz, Tarhana Çorbası, Kızılcık Tarhana Çorbası, Oğmaç Çorbası, Kabaklı Gözleme, Islama, Höşmelim, Cöleçöş, Mancar (möşür) Hoşafı, Kangal, Soğanlama, Soğanlı Ekmek Islaması ve yöresel olarak toprak güveç içinde yapılan et yemekleri yöreye ait yemek çeşitleridir.
OĞMAÇ ÇORBASI:
Önce hamur hazırlanır. Hazırlanan hamur küçük parçalara ayrılır. Daha sonra bu parçalar kaynayan sütün içine atılır. Tuz ilavesiyle yeter miktarda kaynatılıp servis yapılır.
ÇÖLEÇÖŞ (COŞ HOŞAFI):
Kesenözü Köyü çevresinde pancarın çok yetiştirilmesinden dolayı yapılan yöresel bir hoşaf çeşididir. Şeker pancarları kaynatılıp kabuğu soyulur ve rendelenir. Rendelenmiş malzemenin içine erik buruşu, pertil ve su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduğunda servis yapılır.
KABAKLI GÖZLEME:
Önce hamur yoğrularak pazular açılır. Kabak rendelenip haşlatılır. Sac üzerinde iki pazu arasına kabak sürülerek pişirilir. Pişirilen pazular tepsiye konularak üzerlerine tereyağ ve sütün karışımıyla hazırlanan harc ilave edilir. Bu harc her pazu arasına sürülür. Daha sonra pazılar kesilerek servis yapılır. Turşu ile birlikte yenmesi tavsiye edilir.
MANCAR VE KABAK HOŞAFI:
Kabağın küçük parçalara ayrılarak suyla pişirilmesiyle kabak hoşafı, doğada yetişen acı mancarın kıyılarak pestille uzun süre kaynatılmasıyla mancar hoşafı yapılmaktadır.
KANGAL:
Önce hamur hazırlanır. Hazırlanan hamur küçük parçalara ayrılır. Daha sonra bu parçalar yuvarlatılarak köz üzerinde pişirilir. Sıcak sıcak yenir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Resimler Sadece üyeler içindir!
SEBEN'CE
Yörenin kendine özgü bazı sözcükleri vardır. Gidiyorum, geliyorum yerine gidiyan, geliyan; koy dursun yerine koyga; kardeşim yerine la gacım denir. Cümleler az sözcükle söylenir. Köylerinde de lehçe farklılıkları vardır. Yöremizde söylenen bazı sözcükler şöyledir: ...ötaka = öbür yaka... tevatir = çok güzel... biyyam = uzunca bir zaman... hışdama = konuşma... ...bıldır = geçen yıl... galik = ayakkabı... corcor = hindi... puğ///yemeni = başörtüsü... gibi.
SEBEN SÖZCÜKLERİ
Ağmak--düşmek
Ak ganı göğe--sırt üstü yatmak
Ak ganı yere--ters yatmak, karnın yere değmesi
Bıldır--geçen yıl
Bi hamna--kısa süre içinde
Bişi--hiçbir şey
Biyyam--uzunca bir zaman
Buyna---devamlı, tekrar yapmak
Cücük--küçük
Çotuk--meşe kütüğü
Deme--söyleme
Diha--işte, orada
Dimi--değil mi
Dive--söyleyiver
Diyan--söylüyorum
Elleşmen--ellemeyin, dokunmayın
Fıydarmak--fırlatmak
Gacım--kardeşim
Galan--artan
Galik--ayakkabı
Gospak--alımlı, cagalı, forslu
Gostak--gozur, çok güzel, yakışıklı
Gozur--çok güzel, yakışıklı
Ha, ha--olur, peki, anladım
Hazetmemek--hoşlanmamak
Hışdama--söyleme, konuşma, sus
Hinci--şimdi, hemen, aniden
Hıccık, hıcıcık--küçük
|
Hıra--ufak, küçük
Hora geçmek--işe yaramak, memnun kalmak
Höne, büne, şüne--şöyle
İmmana, ummana--çokça, bir çok
Kanma--aldanma, inanma
Kımıldamak, debildemek--hareket etmek, yerinden oynamak
Kopça--düğme
Koyga, gogo--dursun, koyver
Mani, mani--devamlı
Namanda--ne kadarda
Okkalı-- çok güzel, harika, mükemmel
Öş, eş--çukur aç, kaz
Öşme--çukur açılan, kazılan yer
Parı--biraz, azıcık
Pısmak--saklamak, aciz kalmak
Pıs--saklan, gözükme
Puğ, poğ--başörtü, türban
Sıyırga--cır cır, fermuar
Tancana, tacana--uzunca
Temelli--daima, kalıcı, bir daha dönmemek üzere
Tevatir--çok güzel, hoşa giden
Uncana--o kadar, çok, çokça
Üssed--hemen
Yaah--hayır
Zandım yere--boş yere
Zerelim (meğer)--zaten
Zinhar (zınhar)--zorlamayla yaptırılamayan iş |
SEBEN
BOLU ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus:
8871 kişi
Yüzölçümü:
682 km²
Köyleri
- ALPAGUT
- BAKIRLI
- BOZYER
- ÇELTİKDERESİ
- DEDELER
- DEĞİRMENKAYA
- DEREBOYU
- EKİCİLER
- GERENÖZÜ
- GÖKHALİLLER
- GÜNEYCE
- HACCAĞIZ
- HOÇAŞ
- KABAKKÖY
- KARAAĞAÇ
- KAŞBIYIKLAR
- KESENÖZÜ
- KIZIK
- KUZGÖLCÜK
- KORUCUK
- KOZYAKA
- MUSASOFULAR
- NİMETLİ
- SOLAKLAR
- SUSUZ
- TAZILAR
- TEPEKÖY
- YAĞMA
- YUVA