
Kaplıcaları ile tanınan ilçe, İl'in doğusunda, Ağrı-Doğubayazıt yolunun 7 km. güneyinde, Murat nehrinin kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1825 m., alanı 1.274 km2' dir. Doğusunda ve kuzeyinde Doğubayazıt, batısında Taşlıçay, güneyinde Van'ın Muradiye, Çaldıran ve Erciş ilçeleri bulunur.
Diyadin, Ağrı'nın dağlık, engebeli ve yüksek bir bölümündedir. Murat nehrinin aktığı vadiler, lâv plâtolarındaki düzlükler, yer yer görülen tepeler, yüksek dağlar, başlıca yeryüzü şekilleridir. İlçe toprakları Murat nehrinden uzaklaştıkça yükselir. İlçe merkezinin doğusunda Gövük tepesi (2.441 m.), kuzeyinde Arı dağı (2.934 m.), batısında Rüzgâr tepesi (2.828 m.), güney doğusunda Tendürek dağı (3.533 m.) ve Aladağ'ın uzantıları yer alır. Aladağ'ın buraya yakın dorukları Koçbaşı tepesi (3.510 m.), Sarıçiçek tepesi (3.255 m.) ve Hüdavendigâr dağı (3.100 m.) dır. Buralarda aynı zamanda geniş yayla düzlükleri vardır. Yaylalara Diyadin, Doğubayazıt, Ağrı ve Iğdır göçerleri çıkar.
Murat nehri ilçenin en önemli akarsuyudur. Nehrin ilk kaynağı buradadır. İlçe topraklarının suları Murat'ta toplanır. Murat ilçeye yaklaşırken, derin kazılmış 10-50 metre yüksekliğinde duvarlar biçimindeki vadilerden akar.
Tendürek Dağı ile kaplıcalar arasında birçok sıcak ve madensel su kaynakları bulunmaktadır. Bu su kaynaklarından kaplıca (çermik) olarak yararlanıldığı gibi, yeni yapılan seralarda da kullanılmaktadır. İl Özel İdare, Kaymakamlık ve Belediyenin yürüttüğü Jeotermal Projesi ile sıcak kaynak suları Diyadin'e getirilmektedir. Konut ısıtıcılığında ve ihtiyaç için kullanılacak suyun Diyadin'i çok yönlü etkileyeceği, bilhassa kış mevsimlerinde rahatlatacağı beklenmektedir.
Diyadin ovası, bir çöküntü ovasıdır. Çok geniş ve düz değildir; yer yer tepeler görülür. Burası Doğubayazıt ovası gibi erken kurumaz, tarla ziraatı yapılır.
Kışlan soğuk ve kar yağışlı, yazları ılık ve kurak geçer. En fazla yağmur ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde olur. Kar, nisan ayı başına kadar yerde kalır, ilçe ormandan yoksundur. Bitki örtüsü bozkırlardır.
Diyadin eski bir şehirdir. Tarihteki adı Daudyana'dır. İlçe ve yakın yerlerinde antik kentler, ta-rihî kalıntılar mevcuttur. Diyadin kalesi, Meya köyü harabeleri ve şehri ile Tokluca kalesi, bun-ların başlıcalarıdır. Bölge Arsaklı, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Safevi ve Osmanlı egemenliğinde kaldı. 1514 Çaldıran, en son olarak da 1578 Osmanlı-İran Savaşı sonunda Van bölgesi ile birlikte Osmanlı topraklarına katıldı. Aynı yıl Van Beylerbeyliğine dahil edilen Beyazıt Sancağı'na bağlı bir kaza oldu. 1744'de Sancağın 4 kazası ile birlikte Erzurum Beylerbeyliğine bağlandı.
Diyadin, Ağrı'ya 60 km. uzaklıktadır. Şehir merkezinin Doğubayazıt yolu üzerinde olmayışı, gelişmesini engellemiştir. Şehirlerarası yolcu otobüsleri, minibüsler ve Belediye otobüsleri Diyadin'e düzenli seferler yapmaktadır. Yaz mevsimlerinde kaplıcalar sebebiyle Diyadin trafiği ve turizmi yoğunluk kazanır.
İlçenin 7 km. kuzeyindeki E-80 karayolunun şehirden geçmesi için çalışmalar devam etmektedir.
İlçeye bağlı tüm köylere, köy altı yerleşim birimlerine ve yaylalara yol yapılmıştır. Yaz ve sonbahar aylarında Aladağ üzerinden Çaldıran ve Erciş'e gidilebilmektedir.
Diyadin'e ortaokul 1964'te, lise 1976'da yapılmıştır. İlçede 1 lise, 6 ilköğretim okulu, l yatılı ilköğretim bölge okulu, 66 köy ilköğretim okulu ve l Halk Eğitimi Merkezi vardır. İlçede 25 yataklı bir Devlet Hastahanesi, 2 sağlık ocağı; Davut ve Ulukent köylerinde sağlık ocağı, Batıbeyli, Hacıhalit, Heybeliyurt, Karapazar, Oğuloba, Tokluca ve Yeniçadır köylerinde sağlık evi vardır.
Diyadin'in ana gelir kaynağı hayvancılıktır. Hayvancılık ve hayvan ürünleri ilçe ekonomisinin temelini oluşturur. Tarla ziraatı, yem bitkileri ve şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. İlçede sebze ve meyve yetiştirilmez. Halı ve kilim dokumacılığı yaygındır.
Diyadin merkezi, ekonomik yönden fazla gelişmemiştir. Bu sebeple özel işyerleri ile konutlar tek düzen, toprak damlıdır. Devlet binaları, okullar, afet evleri çok katlı ve çatılıdır.. İlçeye 56 köy, 69 köy altı yerleşim birimi bağlıdır. Köylerin tümünde yol, içme suyu, okul, elektrik, telefon bulunmaktadır.
A-Adının nereden geldiği:
Diyadin ilçesi Ağrı’nın en eski ilçelerindendir. Diyadin kalesi ve çevre köylerdeki tarihi kalıntılar, buranın yüzyıllardan beri önemli bir yerleşim yeri olduğunu göstermekdedir. Diyadin adı Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın oğlu Ziyaeddin’in burada kendi adına yaptırdığı kaleden gelmektedir.
Ziyaeddin Kalesi adı zamanla halka dilinde değişikliğe uğrayarak Diyadin şeklini almıştır. Bu olay Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde anlatılmıştır.
B-Selçuklular döneminde Diyadin:
Maveraünnehir’de kötü duruma düşen Selçuklular Çağrı ve Tuğrul Beyler daha elverişli yerler bulmak üzere batıya yöneldiler. 1018 yılında Horasan ve Azerbaycan üzerinden ilerleyerek Doğu Anadolu’ya girdiler. 1054 yılında Sultan Tuğrul Bey Erciş, Muradiye ve çevresini zaptedince Ağrı’yı da ele geçirdi. Böylece Diyadin İlçesi de Selçuklular’ın eline geçmiş oldu.
Ağrı 100 yıl kadar Doğu Anadolu’da devlet kuran Türk devletlerinden Sökmenli devletinin sınırları içine girdi. 1222 yıllarında Moğolların önünden kaçarak daha batıya gelen Celaleddin Harzemşah Selçuklu devletinin doğu sınırlarında faaliyet göstermeye başladı. Ağrı’yı işgal edip İç Anadolu’ya ilerlerken Erzincan savaşında 1230 yılında Alaeddin Keykubat ordusuna Harzemşah’ın ordusunun yenilmesi Selçuklular’ın Erzurum’a kadar yeniden uzamasını sağladı.
C-Osmanlı döneminde Diyadin:
Şah İsmail’in Şiiliği yaymak amacıyla geniş propogandaya girişip ve bundan da büyük ölçüde başarı sağlarken Şii güçleri Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğu sınırını tehdit ediyor, baskınlar yapıyor, bunlardan da kötüsü Müslüman halkı bölüp parçalıyordu. Daha Trabzon Valisi iken Yavuz Sultan Selim bir İran seferinin yapılmasını ve büyük tehlikeyi önlemek istiyordu. İmparatorluğunun geleceğini tehdit eden ilk ve en önemli meselenin bu Safavi İran meselesi olduğu için savaş kaçınılmaz hale gelmiştir.
Yavuz Sultan Selim henüz Çaldıran savaşını yapmadan Ağrı’nın bazı yerleri Osmanlı topraklarına katılmış bulunuyordu.
Yavuz Sultan Selim Çaldıran’a Eleşkirt-Diyadin-Doğubeyazıt üzerinden giderek 23 Ağustos 1514’de Şah İsmail’in ordusu ile karşılaşıp büyük zafer elde etmiştir.
1578 fethi ile Van eyaletine bağlanan şimdiki Ağrı ili bölgesindeki Türkçe konuşan yerli Şii halkın çoğu Azerbaycan ve İran içlerine kaçtıklarından, 1578 yazında Osmanlılar buraları tahrir edip şu beş sancağa ayrıldılar.
1.Doğubayazıt Kal’ası,
2.Diyadin,
3.Ovacık,
4.Eleşgert,
5.Şelve (Karaköse ve Tutak bölgeleri)
D-Cumhuriyet döneminde Diyadin:
Ağrı, düşman işgalinden kurtulunca rahatladı. Erzurum’da yapılan Kongrede Diyadin’den İsmail Nalbantoğlu ve Mustafa Bey adındaki zatlar Kongreye delege olarak katıldılar.
Cumhuriyetten sonra D. Beyazıt vilayet oldu ve Diyadin ilçe olarak bağlandı. Daha sonra Karaköse'nin vilayet olması sonucu buraya bağlandı. İlçenin düşman işgalinden kurtuluş tarihi 14 Nisan 1918’dir.
A) Dokumacılık: İlçede dokumacılık bir hayli gelişmiştir. Uzun yıllardan beri süre gelen ve kendisine has motiflerle süslü halılar ve kilimler dokunmaktadır. Dokunan bu halı ve kilimler ekserisi ağaçtan yapılan yer tezgahlarında yapılır. Bu halı ve kilimlerin eni 1.5-2 metre boyları ise 3-5 metre civarında olur. Söz konusu bu halı ve kilimlerin ipini aile kendi yöntemleri ile hazırlamaktadır. Ayrıca halı kadar kalın ve çeşitli motiflerle süslü olarak kuzu yününden sıkıştırma usulü ile yapılan keçe de bol miktarda yapılıp kullanılmaktadır.
B) Örgücülük: İlçemiz ve çevresi hayvancılık bölgesi olduğundan, ihtiyaç fazlası yünler satılmaktadır. Evin ihtiyacına göre ayrılan yün ise iplik haline getirilerek lüzum görülen ve yukarıda bahsedilen halı, kilim ve keçe dışında kış aylarına hazırlık olarak bol miktarda çorap, eldiven, başlık ve kazaklar örülmektedir. Ayrıca evlenecek kızlara bu yünlerden yatak, çorap, kazak gibi çeyizlikler hazırlanır.
Örgücülük, hemen hemen her kadın tarafından bilinmekte olup, çeşitli desen ve örneklerle yapılmaktadır.
Konumu
Kaplıca alanı, Ağrı İli’nin güneydoğusunda bulunan Diyadin İlçe Merkezine 5 km mesafede yer almaktadır. Kaplıca bölgesi birbirinden kopuk olarak bulunan Yılanlı, Davut ve Köprü kaplıcaları olmak üzere geniş bir alana yayılmıştır. Kaplıca alanının içinden geçen Murat Nehri, görsel ve rekreatif açıdan önemli bir doğal değer kazandırmaktadır.
Ulaşım Olanakları
Diyadin İlçe Merkezi Erzurum-İran transit yolunun (E 80 Devlet Karayolunun) 7 km. güneyinde konumlanmıştır. Diyadin Ağrı il merkezine 60 km., Erzurum’a 55 km. uzaklıktadır. Havayolu ulaşımı ise 70 km mesafedeki Ağrı havaalanı ve 100 km. mesafedeki Erzurum havaalanı ile sağlanmaktadır.
Yükseklik Diyadin kaplıca alanı deniz seviyesinden 1925 m. yüksekliktedir.
İklim Özellikleri
Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Diyadin’de Bölgeyi kaplayan yüksek dağların bulunması sebebiyle karasal iklim hâkimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk, karlı ve uzun geçmektedir. Yazın ve kışın, gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkları oldukça fazladır. Yıllık ortalama sıcaklık 8.7 C ; yıllık en yüksek sıcaklık 37 C ve yıllık en düşük sıcaklık -25 C’dir. Yıllık ortalama yağış miktarı 305.6 mm’dir. Yıllık ortalama yağışlı gün sayısı 26’dır.
Tedavi (Endikasyon) Özellikleri Termal suların bikarbonat, klorür, sülfat, kalsiyum, karbondioksit gazı içermesi ve toplam mineralizasyonun 1 gr/lt olması nedeniyle şifa özelliği taşımaktadır. Cilt hastalığı, özellikle romatizma, nevrit nöroloji, kadın hastalıkları, kemik ve kireçlenme hastalıkları, siyatik ve metabolizma bozukluğu gibi hastalıklarının tedavisinde yararlanılmaktadır.
Dünya’daki enerji kaynakları hızla tükenmektedir. Buna karşılık yeni enerji kaynakları arama ve bulma, bunu kullanma yolları araştırılmaktadır. Dünya ülkelerinin ekonomik açıdan giderek gelişmeleri, enerji gereksinimlerini hızla arttırmaktadır. Dolayısıyla ülkeler, bir yandan alışılmış enerji kaynaklarından daha ekonomik yararlanma yollarını ararken, öte yandan da yenilenebilir enerji kaynaklarından çok kapsamlı biçimde faydalanma yollarını araştırmaktadırlar. Gerçekten de bilim adamları, son yıllarda yenilenebilir enerji (jeotermal, güneş, rüzgar, gelgit gibi) kaynaklarından yararlanma yollarını bulmuş ve bu kaynaklardan bazılarını ekonomik olarak kullanmaya başlamışlardır. Söz konusu kaynaklardan daha ekonomik olarak yaralanmak için de, araştırmalar hızla sürdürülmektedir.
Ekonomik gelişme ve hızlı kentleşmeye bağlı olarak Türkiye’de enerji gereksinimi giderek artmaktadır. Özellikle de, kentlerin ısıtılması konusunda önemli güçlükler söz konusudur. Bunlardan petrol, kömür ve odun gibi ısınmada yararlanılan alışılmış enerji kaynakları hem hızla tükeniyor hem de fiyatları artıyor. Ayrıca hava kirlenmesine yol açması bakımından da, önemli bir sorun yaşatıyor. Her ne kadar bazı kentlerde doğal gaz ve kaliteli kömür kullanılarak hava kirliliği sorunu çözümlenmeye çalışılmaktaysa da, henüz yeterli başarı sağlanamamıştır. Böylece jeotermal enerjinin önemi daha iyi biçimde anlaşılmaktadır. Gerçekten de bu enerji kaynağı, hava kirlenmesine yol açmadığı gibi, maliyeti açısından da öteki enerji kaynaklarından daha ucuzdur.
Türkiye jeotermal enerji kaynakları açısından oldukça zengin bir ülkedir. Bu özelliği dikkate alınırsa, bazı kentlerin jeotermal enerji kaynağından yararlanılarak ısıtılabileceği düşünülebilir. Oysa bu tip uygulamalar, ülkemizde pek yaygın değildir. Diyadin örneği, bu nedenle büyük önem taşımaktadır. Çünkü, Türkiye’de jeotermal enerjiden yararlanılarak kentlerin ısıtılabileceği konusundan en kapsamlı uygulamalardan biri Diyadin kasabasında gerçekleştirilmiş ve bugüne değin başarılı sonuçlar elde edilmiştir.
Jeotermal enerji kaynağından ısıtmada yararlanıldığı gibi; elektrik enerjisi üretiminde, sanayide ve turizm alanında da kullanımının yaygınlaştığı görülmektedir. Jeotermal enerjinin Diyadin’de konutların ısıtılmasında ve yeni sanayi kuruluşlarında başarıyla kullanılması, bu enerji kaynağına sahip yörelerdeki yerleşimler için güzel bir örnek oluşturmaktadır.
Jeotermal Enerjinin Genel Özellikleri
Günümüzde yaygın olarak kullanılan petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarının rezervlerinin hızla azalacağı ve yakın bir gelecekte tükeneceği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, yeni enerji kaynaklarının bulunması ya da alternatif enerji kaynaklarından daha geniş ölçüde yararlanılması yollarının araştırılması gerekmektedir. Böyle bir durumda jeotermal enerji, seçeneksel enerji kaynağı olarak dikakti çekmektedir.
Yeryüzündeki bütün volkanik bölgelerde ve hatta volkanik faaliyeti binlerce yıl önce sona ermiş bulunan yerlerde bile, sayısız sıcak su kaynaklarının, fumarollerin bulunması, o yörede yüzeye yakın kayaçların altında ve daha derin yerlerde sıcaklığın var olduğunu gösteren delillerdir. Mağma hazinesi içinde serbest kalan gazların basıncının zayıfladığı ve dolayısıyla volkanik faaliyet sona erdiği zaman, mağma yavaş yavaş soğumaya devam eder. Bu soğuma sırasında büyük ölçüde su buharı olmak üzere, hidroklorik asit, karbondioksit, hidrojen, amonyum klorür v.b. gibi gazlar çıkar. Bütün bu gazlar yeraltı suyu zonu içindeki yarıklardan geçerek yeryüzüne ulaşır. İşte bu volkanik etkinlik sırasında çıkan gazlar tarafından ısıtılan yeraltı suyu ve diğer karışımlar, yeryüzüne sıcak kaynaklar, gayzerler, fumaroller olarak ulaşırlar.
Yeryuvarlığının derinliklerindeki yüksek sıcaklık ile ilgili olan ve bu güçle ısınarak oluşan enerjiye, jeotermal enerji adı verilmektedir. Yerin derinliklerine doğru inildikçe sıcaklığın yükselmesi, jeotermal enerji oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Bilindiği gibi, yerkabuğundan aşağıya doğru her 33 m derinliğe inildikçe, sıcaklık ortalama 1ºC yükselmektedir. Öyle ki, zeminin tektonik ve litolojik özelliklerine bağlı olarak, belirtilen derinlik miktarında bölgelere göre farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, yerkabuğunun deforme olduğu sahalarda 1ºC sıcaklık artışı her 2-3 m derinlikte olmaktadır. Söz konusu alanlar, jeotermal enerji oluşumu için oldukça uygun koşullara sahiptir. Gerçekten de yeryüzünde jeotermal enerji kaynaklarının dağılışı ile tektonik kuşaklar, kırık sistemleri ve volkanik alanlar arasında yakın bir ilişki söz konusudur.
Jeotermal enerjinin klasik enerji kaynaklarına göre en önemli üstünlüğü, güneş, rüzgar ve gelgit enerjisi gibi tükenmez bir enerji kaynağı olmasıdır. Diğer enerji kaynaklarında sıkça rastlanan çevreyi kirletme sorunu, bu enerji kaynağında söz konusu değildir. Bir başka üstünlüğüyse, jeotermal enerjinin üretim maliyetinin, diğer enerji kaynaklarından oldukça düşük olmasıdır.
Son yıllarda kullanım alanları giderek çeşitlenen jeotermal enerjinin önemi daha da artmaktadır. Nitekim, günümüzde seraların, konutların, havaalanı pistlerinin, hayvan çiftliklerinin ve yüzme havuzlarının ısıtılması, balık başta olmak üzere çeşitli yiyeceklerin kurutulması, deniz suyundan tuz elde edilmesi ve elektrik enerjisi üretilmesi gibi çeşitli faaliyet alanlarında jeotermal enerjiden yararlanılmaktadır. Bununla birlikte, jeotermal enerjinin kullanım alanını ve potansiyelini belirleyen en önemli etken sıcaklık değeridir. Örneğin, 60ºC’nin altındaki jeotermal sulardan elektrik enerjisi üretiminde yararlanmak mümkün değildir.
Dünyada tüketilen enerji miktarı içerisinde, jeotermal enerjinin payı henüz azdır. Ancak, son yıllarda kullanımda hızlı bir gelişme gösteren bu enerji kaynağının, yakın bir gelecekte, oldukça önemli oranda yaygınlaşması beklenmektedir. Teknik ve teknolojik gelişmelerle jeotermal enerjinin maliyeti düşmekte ve kullanım alanları da genişlemektedir. Özellikle yıllık elektrik enerjisi üretiminde, jeotermal enerjinin payı giderek artmaktadır. Dünyada jeotermal enerjiden en fazla yararlanan ülkelerin başında İtalya, İzlanda, Yeni Zelanda ve ABD gelmektedir.
Dünya ülkeleri arasında jeotermal enerjiden yararlanmayı ilk başlatan ülke İtalya’dır, ve bu hususta diğer dünya ülkelerine de öncülük etmiştir. Ülkenin özellikle Toskana ve Larderello bölgelerinde açılan kuyulardan yüksek sıcaklıkta buhar elde edilmiş ve ülke enerji ihtiyacının bir bölümü bu yolla karşılanmaya başlamıştır. İzlanda’da da benzer uygulamalar görülür. Bu ülkede de gereksinim duyulan enerjinin yaklaşık %20’si jeotermal enerjiden karşılanmaktadır. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı, jeotermal enerji ile ısıtılan konutlarda oturmaktadır.
Dünya standartlarına göre jeotermal kaynaklar, 150ºC’nin üstünde yüksek sıcaklık, 150-70ºC arasında orta sıcaklık, ve 70ºC’nin altında düşük sıcaklık kaynakları olarak sınıflandırılır.
Ülkemizde 1200 sıcak su kaynağı mevcut olup, bunlardan 40ºC’nin üzerinde jeotermal akışkan içeren 140 jeotermal alan bulunmaktadır. Türkiye jeotermal enerji potansiyeli yüksek olan ülkeler arasında yer almaktadır. Özellikle Ege ve İç Anadolu Bölgeleri, jeotermal enerji yakıtlarının bulunabileceği alanların başında gelmektedir. Yapılan son araştırmalar Doğu Anadolu Bölgesi’nin de jeotermal enerji yatakları bakımından oldukça zengin olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, bu potansiyelden henüz yeterince yararlanılamamaktadır.
Bir Örnek: Diyadin
Diyadin ilçesi Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat-Van bölümünde yer alır. Yönetim açısından ise, Ağrı iline bağlıdır. İlin güneydoğusunda yer alan Diyadin ilçesi, yaklaşık 1274 km² lik yüzölçümüne sahiptir. İlçenin kuzeydoğusunda Doğubeyazıt; güneydoğusunda Çaldıran, Muradiye; güneybatıda Erciş; batıda ise Taşlıçay ilçeleri bulunmaktadır.
İlçe, Doğu Anadolu bölgesinin dağlık, engebeli ve yüksek bir kesimindedir. Diyadin kasabası ise, tektonik kökenli bir çöküntü alanı olan depresyonun doğu kesimindedir. Diyadin ilçesinde Murat Nehri’nin aktığı vadiler, lav platolarındaki düzlükler, yer yer görülen tepeler ve yüksek dağlar başlıca yeryüzü şekillerini oluşturur. İlçe toprakları genel olarak kuzeyden güneye doğru yükselmektedir.
Yaklaşık 1800 m civarında yükseltiye sahip olan depresyon sahası ile kenardaki dağlık sahalar arasında yükselti farkı yer yer 1000-1100 m’ye ulaşmaktadır. Diyadin depresyonu, teknoteknik kökenli olası nedeniyle, jeotermal enerji potansiyeli açısından oldukça uygun şartlara sahiptir.
Ağrı il merkezine 57 km uzaklıkta olan Diyadin ilçesi, 1925 metre yükseltide kurulmuştur. Alanın tarihi geçmişi yaklaşık M.Ö. 4000 yıl ve daha eskilere uzanmaktadır. Bunu Diyadin kalesinin varlığı ve çevre köylerdeki kalıntılardan anlamak mümkündür.
İlçede 1999 yılında tek kasaba yerleşimi (Diyadin) ve 61 köy yerleşimi bulunuyordu. İlçenin toplam nüfusu, 1997 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre, 37 400 olup, bu nüfusun % 28,5 (10 670) Diyadin kasabasında, %71,5’i (26 740) ise kırsal yerleşmelerde yaşamaktadır.
Tektonik bir çöküntü alanı olan Diyadin depresyonu jeotermal enerji yatakları açısından oldukça zengindir. Köprü Çermiği (50ºC), Yılanlı Çermiği (40ºC), Tazekent Çermiği (42-44ºC), Gelereş kaynakları (33-63ºC), Kireçtepe Çermiği(65,5ºC), Hıdır Çayırı (35-45ºC), Mollakasım (44-68ºC), Dibekli (40-45ºC) kaynaklarının varlığı alanın jeotermal potansiyeli hakkında bir fikir vermektedir.
Alanda jeotermal kaynak oluşumu, büyük ölçüde yörenin tektonik özellikleri ile ilgilidir. Bu nedenle bu sahanın tektonik gelişimine, genel olarak değinmek gerekir. Doğu Anadolu’nun genel tektonik karakterlerine bakıldığında, bölgenin Üst Miyosen’den itibaren kuzey-güney yönünde sıkıştığı bilinmektedir. -Araştırma alanında gözlenen NNW-SSE açılma çatlakları bu N-S yönlü sıkışmanın sonucu yapılar olarak değerlendirilebilir. Ancak E-W yönlü açılma yapıları alanın tektonik rejimiyle açıklanamayan bir karaktere bağlıdır. Alanda yer alan yaklaşık N-S yönlü olarak değerlendirilebilecek NNW-SSE yapılar, doğrultu boyunca izlendiğinde bugünkü kaynak çıkışlarının bu hatlar üzerinde gelişmiş olduğu görülür. Yarığın iki tarafında simetrik yapıda sırtlar oluşturan traverten çökellerinin geliştirdiği, aktif olarak traverten sırtı boyunca uzanan ve genişliği 0,5-1 m arasında olan yarık boyunca sıcaklığı 40-55ºC arasında değişen kaynakların çıktığı tespit edilmiştir. Bu yapının doğrultusu boyunca yapılan incelemede, Diyadin’in 3 km güneyine kadar yer yer kesintili olarak yaklaşık 7-8 km devam ettiği görülür. Alanda Davut Çermiği güneyinde başlayan N-S doğrultulu açılmalar Yılanlı ve Köprü çermikleri üzerinden kuzeye doğru uzanır ve bazaltlar içinde yaklaşık 750 m kadar devam eder. Söz konusu zon içindeki devamı bu yapının karakterini yansıtan en önemli veriyi oluşturmaktadır.
Diyadin depresyonu içerisinde açılan sondaj kuyularının yakınlarında, kaplıca olarak da yararlanılan çok sayıda sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Yöredeki kaplıcalar içerisinde en modern olanı Diyadin Belediye Kaplıcası’dır. Bu kaplıcanın suları egzama, mide ülseri, nevrit, cilt ve deri, romatizma hastalıkları ile çeşitli rahatsızlıklara karşı iyileştirici etkileri vardır. Diyadin kentin güney kesiminde bulunan bazalt kültesinin güneybatı ve kuzeydoğusundan, çok sayıda fay ve olası fay hattı geçmektedir. Alandaki fay hatları çoğunlukla formasyonlar içerisinde ve bilhassa sınır kesimlerinde yer almaktadır. Buna karşılık bazalt ve bazaltik levhalar içerisinde ise daha az fay hattına rastlanmaktadır. Yöredeki sıcak su kaynaklarının, genellikle fay hatlarının yakınlarında ya da fay hatları üzerinde yer aldıkları dikkati çekmektedir. Bu kaynakların, çeşitli tarihlerde meydana gelen depremlerden değişik şekillerde etkilendikleri de dikkate alınırsa, sıcak su kaynaklarının çoğunlukla fay kaynağı olduğu söylenebilir.
Yapılmış olan jeolojik, hidrolojik ve jeofizik araştırmalardan ve sondaj çalışmalarından, Davut, Tazekent ve Köprü Çermikleri arasında kalan alanın, jeotermal enerji üretimi için uygun koşullara sahip olduğu anlaşılmıştır. Nitekim, Diyadin’in güneyinde Davut Çermiği yakınındaki Gelereş tepe doğusundaki MTA 98-2 kuyusunda 68ºC sıcaklığa ve saniyede 7 litre debiye sahip bir kaynak ile bu kuyuya yakın bir konumda yer alan MTA 98-1’de 77 m, MT 98-1’de 130 m’dir. Sıcak su ve buhar karışımı akışkan 70 m yüksekliğe kadar fışkırmıştır. Yörenin jeotermal enerji potansiyelini belilemek amacıyla, sahada daha başka kuyular da açılmıştır. Genel olarak fay hatları üzerinde açılan kuyulardan daha olumlu sonuçlar alınmıştır.
Diyadin’de Jeotermal Enerjiden Yararlanma
Konutların Isıtılması: Türkiye’de konutların ısıtılmasında jeotermal enerjiden henüz tam olarak yararlanılamamaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere, ülkede halen az sayıda yerleşim merkezinde jeotermal enerjiden yararlanılarak konut ısıtılmakta, bazı yerlerde ise konutların bu yolla ısıtılması için çalışmalar yapılmaktadır. Jeotermal su sıcaklığının 40ºC’nin üzerinde olması halinde konutların ısıtılabildiği ve bunun dünyada bir çok örneğinin bulunduğu dikkate alınarak, Türkiye’de yaklaşık 5 milyon evin jeotermal enerjiden yararlanılarak ısıtılabileceği ileri sürülmektedir. Bu tahmin gerçekleşirse, başta İzmir, Bursa, Aydın, Erzurum, Sakarya, Denizli ve Ağrı gibi kentlerin de yer aldığı 51 kent yerleşmesinin ısıtılmasında jeotermal enerji kullanılabilecektir. Gerçekten de Türkiye’de 40ºC üzerinde sıcaklığa sahip jeotermal kaynakların bulunduğu 140 saha olup, ülkemiz jeotermal kaynak zenginliği açısından dünyada 7. sırada yer almaktadır.
Diyadin, Türkiye’de jeotermal enerjiden yararlanılarak kentlerin ısıtılabileceği konusunda tipik bir örnektir. Kasabada, jeotermal enerjiden yararlanılarak konutların ısıtılması çalışmalarına 1998 yılında başlanmış olup, sistemin büyük bir kısmını 1999 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Ancak daha çok konut ve seranın ısıtılabilmesi için sondaj çalışmaları devam etmektedir. Diyadin jeotermal sahası 65ºC sıcaklıkta, yüksek debide jeotermal akışkan üretimiyle Türkiye’nin ilk 15 sahası arasında yer almaktadır. Bu yönüyle de Türkiye’nin en kapsamlı jeotermal merkezi ısıtma projelerinden biri olan Diyadin jeotermal ısıtma sistemi, Diyadin Belediyesi ve özel bir şirket tarafından gerçekleştirilmiştir.
Diyadin kasabasının ısıtılmasında, Yılanlı Çermiği yakınlarındaki MT98-1 kuyusundan yararlanılmaktadır. Kuyudan alınan buhar ve sıcak su karışımı jeotermal akışkan, fazla ısı kaybına neden olmayan özel borularla yaklaşık 5 km uzaklıktaki dağıtım merkezine getirilmektedir. Bu merkezde akışkanın enerjisi tatlı suya aktarılmakta ve yaklaşık 60ºC kadar ısınan su, yalıtılmış özel borularla kasaba içerisine gönderilmekte ve kullanıma sunulmaktadır. Kuyu ile konutlar arasındaki mesafede sıcaklık kaybı, ortalama 3ºC kadardır. Kasaba içerisinde, içme suyu ağına benzer bir sıcak su dağıtım ağı da oluşturulmuştur. Diğer yandan enerjisi alınan jeotermal su, yer altına döşenen borularla termal otel kompleksine götürülmekte, burada açılan sondaj kuyularına, sistemde çökelti oluşumunu ve muhtemel arızaları önlemek için, çeşitli kimyasal maddelerle birlikte enjekte edilmekte ve daha sonra jeotermal akışkandan yararlanma yoluna gidilmektedir.
Jeotermal sulardan ısınmanın yanı sıra, kullanım amacıyla da faydalanılmaktadır. Bu nedenle, evlere kalorifer tesisatı ile birlikte sıcak su tesisatının da döşenmesi gerekmektedir. Her iki tesisatı da tamamlayan kişiler, merkezi ısıtma sisteminden yararlanmak için belediyeye müracaat etmektedirler. 2002 yılı itibariyle ilçede, jeotermal enerjiden yararlanılarak ısıtılan konut sayısı 20, iş yeri sayısı 40'dır. Ayrıca resmi kurum ve lojmanların tamamı jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır. Halen şehirdeki diğer konutların da merkezi sistemle ısıtılması için çalışmalar sürmekte olup, birkaç yıl içerisinde ilçe merkezinde bulunan konutların tamamının jeotermal enerjiden yararlanılarak ısıtılması planlanmaktadır.
Daha önce kömür ya da sıvı yakıtla ısıtılan kaloriferli konutlar, basit birkaç değişiklik yapılarak jeotermal enerji ile ısıtılmış sıcak su verilebilmektedir. Sobayla ısıtılan evlerse, öncelikle kalorifer ve sıcak su sistemi döşenmesi gerekmektedir. Gelir düzeyi yetersiz olan ailelerin söz konusu sistemi döşetmekte gecikmesi, kasabadaki konutların tamamının merkezi sistemle ısıtılmasını önlemektedir. Kasabada kalorifer tesisatı yeni döşenen evlerde, daha çok tabandan ısıtma sistemi tercih edilmektedir. Söz konusu sistem, kalorifer peteği kullanılarak yapılan ısıtmaya göre, daha ekonomik ve daha kullanışlıdır.
Seraların Isıtılması: Jeotermal enerjiden yararlanılarak seraların ısıtılması konusunda, öncü olan ülkeler yine bu enerji kaynağını diğer alanlarda kullanan ülkelerdir. Rusya, ABD, Japonya, Yeni Zelanda, İtalya, Macaristan, ve İzlanda da seracılık faaliyetleri oldukça önem kazanmıştır. Bu enerjiden yararlanarak üretim yapılan turfanda sebzecilik sahası Rusya’da 25 000 dönüm olup, bu alanlarda kış sezonunda bile bir milyon ton kadar sebze üretimi yapılmaktadır. Ancak Türkiye’de, yüksek jeotermal enerji potansiyeline rağmen, bu yönde yapılan uygulamalar sınırlı alanlara mahsus kalmıştır.
Diyadin’de jeotermal kaynakların seracılığa uygulanabilirliği konusunda da araştırma başlatılmıştır. Araştırma alanında öncelikle deneme amacıyla kurulmuş küçük çaplı 8 sera bulunmaktadır. Genişliği 10 metre, uzunluğu ise 30 metreyi bulan bu seralarda domates, salatalık, biber gibi ürünler yetiştirilmektedir. Üzerleri polietilen muşamba ile örtülen seralarda çeşitli ürünlerin yetiştirilmesi planlanmaktadır. Üretime 1998 yılından itibaren deneme amaçlı başlanmıştır.
Seralarda yıllık üretilen ürün miktarı yaklaşık 160 ton kadar olup, üretilen ürünler başta Diyadin ilçesi ve yakın çevresi olmak üzere Ağrı şehrinde satışa sunulmaktadır. Jeotermal enerji ile ısıtılmış bu seralar içersinde döşenmiş borularla pompalanmakta ve seraların ısıtılması sağlanmaktadır. Çevrenin sıcaklık koşullarına bağlı olarak sıcak su girişi hızlandırılmakta veya yavaşlatılmaktadır.
Bölgenin seracılık açısından uygun şartlara sahip olması ve mevcut seralarda oldukça verimli üretim yapılması, çiftçileri harekete geçirmiştir. Bu amaçla 2000 yılında, Ağrı Valiliği’nin öncülüğünde geniş kapsamlı seracılık projeleri geliştirilmektedir. Ağrı Özel İdare Müdürlüğü tarafından ilk etapta tahmini 2.000 m² alan üzerine sera yapılması planlanmaktadır. Seralarda nem ve sıcaklık kontrolü bilgisayarla gerçekleştirilecek, tabandan ısıtma sistemi uygulanacak ve sulama borularla damla metoduyla yapılacaktır. Seralarda domates, salatalık, patlıcan, biberin yanı sıra çeşitli çiçek türlerinin de yetiştirilmesi düşünülmektedir. Isıtma için önemli bir masraf yapılmayacağından seralarda üretilen ürünlerin maliyetinin, Akdeniz Bölgesi’ndeki seralarda yetiştirilen ürünlere oranla daha az olacağı tahmin edilmektedir. Halen kaplıcalar bölgesinde seracılıkla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.
Kurutma İşleri: Diyadin’de jeotermal enerjinin bir diğer önemli uygulama alanını kurutma işleri oluşturur. Meyvelerin kurutulması ve konserve sterilizasyonu, deri kurutulması, mobilya ahşabı ve inşaat kerestelerinin kurutulması, selüloz ve kağıt endüstrisinde ağartma işlemi, şeker, ilaç, pastörize süt ve bira endüstrisi gibi birçok uygulama imkanı vardır. Halen Diyadin’de AG-KAR sıvılaştırılmış karbondioksit ve kurubuz üretim tesisi ile presipite kalsiyum karbonat üretim tesisi yapım çalışmalarına başlanmıştır. Türk-Alman ve Türk-Amerikan işbirliği sayesinde Almanya tarafından finanse edilen bu yatırım projesi önümüzdeki yıllarda hizmete girecektir.
Sıvılaştırılmış karbondioksit ve kurubuzun, dünyada 200’ün üzerinde alanda kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım alanlarından bazıları şunlardır: Gıda sanayiinde,seralarda bitki gelişimini hızlandırıcı olarak; gübre ve tekstil ve plastik sanayinde; ilaç üretiminde, tıpta ve cerrahide.
Presipite kalsiyum karbonat üretim tesisinin yapımına ise 1999 Haziran ayı içersinde hizmete geçirileceği planlanmıştır. Burada üretilecek maddelerin kullanım alanları ise şunlardır: Tıbbi kimya ve gıda sanayi, çiçek imalatı; efervesan tablet yapımı; kaliteli kağıt yapımı; yağlı boya, matbaa mürekkebi üretimi; kozmetik, meşrubat sanayii; PVC üretimi; elektrik kablosu üretimi ve şarap sanayii.
Jeotermal Enerji Kullanımının Yöreye Olan Etkileri
Diyadin ilçe merkezinde jeotermal enerji kullanımına başlanmasıyla birlikte, olumlu yönde değişmeler meydana gelmiştir. Öncelikle ısınma giderleri büyük oranda azalmıştır. Nitekim Diyadin’deki konutlar, kömür ve sıvı yakıtla ısıtılan konutlara oranla ortalama 8 kat daha ucuza ısıtılmaya başlanmıştır. Öte yandan sıcak su kullanımı için de harcama yapmaya gerek kalmamıştır.
Jeotermal enerji kullanımının yöreye yapmış olduğu bir diğer olumlu katkıysa hava kirliliğinin önemli ölçüde azalmış olmasıdır. Geçmiş yıllarda konutların ısıtılmasında kullanılan katı ve sıvı yakıtlar, havayı belirgin biçimde kirletiyordu. Jeotermal enerji kullanımıyla birlikte evlerin içindeki kirlenme de büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Hava kirliliğinin azalması, toplum sağlığını da olumlu yönde etkilemiş ve insanlar kendilerini geçmiş yıllara oranla daha zinde hissetmeye başlamışlardır.
Diyadin ilçesindeki konutların jeotermal enerjiyle çok ucuza ısıtılması, ilçe merkezine olan göçleri hızlandırmıştır. Özellikle çevredeki kırsal yerleşimlerden göçlerin artması, ev fiyatlarının hızla yükselmesine neden olmuştur. Gerçekten de soğuk bir bölgede yer alan Diyadin’de evlerde devamlı sıcak suyun bulunması, ısınma harcamalarının düşük olması ve hava kirliliğinin azalması, kasabada yaşayan insanlara rahat bir yaşama ortamı sunmaktadır.
Jeotermal enerjinin seraların ısıtılmasında da başarı ile kullanılması yöre ekonomisini olumlu yönde etkileyecektir. Halen deneme üretimi yapılan seralardan başarılı sonuçların alınması, yöre halkını umutlandırmıştır; seracılığın gelecekte yöre için iyi bir gelir kaynağı olacağı anlaşılmıştır. Bu amaçla Ağrı Valiliği önümüzdeki yıllarda bu faaliyeti yöre genelinde yaygınlaştırmayı planlamaktadır. Diyadin Belediyesi de özel sera kurmak isteyen girişimcilere, her türlü kolaylığı sağlamaktadır.
Diyadin’de yapılmakta olan AĞ-KAR 100 ton/gün kapasiteli CO2 sıvılaştırma ve kurubuz tesisiyle presipite kalsiyun karbonat üretim tesisinin gerçekleşmesiyle yeni yeni sanayi alanları doğacaktır. Bu sayede hem Diyadin kasabası süratle büyüyecek ve kentleşme süreci hızlanacak, ve hem de halkın yeni iş kollarında istihdamı ile işsizlik azalıp, halkın gelir düzeyi yükselecektir.
Diyadin, Türkiye’de jeotermal enerji ile şehirlerin ısıtılabilmesinin mümkün olduğunu göstermesi açısından da tipik bir örnektir. Özellikle şehirlerde hava kirliliğinin önemli bir sorun oluşturduğu günümüzde, Diyadin örneğinin önemi daha da artmaktadır. Ülkemizin jeotermal enerjiye sahip olan yerlerinde bu kaynaklara yakın olan yerleşim yerlerinin ısıtılması çalışmaları devam etmektedir. Yerli ve yenilenebilir bir enerji kaynağı olan jeotermal enerjinin kullanımının yaygınlaşması, ülkenin enerji gereksinimi açısından dışarıya olan bağımlılığının azaltılmasına katkıda bulunacaktır.
Kaynak: Bilim Teknik Dergisi (TUBITAK 2000 Şubat 387 Nolu sayısı)
İlçenin Ekonomik Durumu
İlçenin başlıca geçim kaynağı olarak hayvancılık ve ürünleridir. Toprak ürünleri ekonomik bakımdan ikinci sırada yer alır. Hayvancılık bölgesi olan ilçemiz de saklanan büyük ve küçük baş hayvanlar genelde ailenin geçimi için damızlık hayvan olarak beslenmekle birlikte ticaret amacıyla da bol miktarda beslenmektedir. Ticaret hayvanı olarak en çok tosun ve erkek kuzu alım ve satımı yapılmaktadır. Alım genelde ilçenin kendi bünyesinde yapılmakta olup, ticaret amacıyla beslenen hayvanlar ise başka illerde pazarlanması yapılmaktadır.
Hayvan ürünleri olan yün, peynir, yağ,vb. gibi ürünlerin pazarlanması genelde ilçe içerisinde ve bir miktarda ilde yapılmaktadır. İlçe halkı ve köyleri yakacak olarak tezek ve kömür kullanır. Arazinin sulak olmayışı yapılan tarımcılığı büyük ölçüde verimsiz kılmaktadır. Bazı ailenin gelir kaynağı olarak da ot, saman, buğday, vb. tarımsal ürünlerdir. Beslenen hayvanlara ait yiyecek olan ot, saman, yem gibi hayvan yiyecekleri kış mevsimi gelmeden ihtiyaca göre yeteri kadar temin edilir. İş sahasının bulunmaması nedeniyle de işgücü az olanlar geçim kaynağı sağlayabilmek için kış veya yaz mevsimlerinde başka illere çalışmaya giderler. Hayvancılıkla uğraşan köylü ve ilçe halkı Haziran ayı başında gidip, Eylül ayı sonuna doğru yaylasından köyüne dönerler. Yayla olarak kullanılan yerler daha ziyade köye uzakta olan şahısa veya köy halkına ait meralardır. Bazı ailelere ait olan yaylaları komşu il ve ilçelerden para ile satın alan hayvancılıkla uğraşan kişilerde mevcuttur.
İlçemizin Nüfusu
İlçemiz İsaağa, Göl, Ketenpınar ve Murat Mahallesi olmak üzere toplam 4 mahalleden ibarettir. İlçeye bağlı 61 köy ve 19 mezra olmak üzere toplam 80 yerleşim birimi mevcuttur.
Madenleri
İlçede sanayi gelişmekle birlikte, ilçe maden yönünden çok zengindir. 1989 yılında MTA’nın yaptığı araştırmalara göre özelikle Tendürek dağlarında geniş alanda Kükürt kömür yataklarının bulunduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca köprü çermiğinin yanında bulunan dağlık bölgede ise, mermer yataklarına rastlanmıştır.
1-Folklor: İlçemiz düğünlerinde oynanan mahalli oyunlar bar ve halay özelliğini taşır. İstisnalar hariç ferdi olarak oynanan tek oyun pek oynanmaz. Bütün düğünlerde folklor ve halk oyunları törenleri yapılır. Oyunlar, davul zurna eşliğinde oynandığı gibi kaval ve tulumla da oynanır. Bazı zamanlarda çalgı yerine söylenen türkülerle de oyunlar oynanır.
Oyunlar genelde kadınlı erkekli el ele tutmak suretiyle halay şeklinde veya çok hareketli oyunlarla oynanır. Kadınların oynadığı oyunlar ağır tempoda oynanan oyun türleridir. İlçemizde oynanan oyunlar 3 grupta toplanır.
a)Erkeklerin oynadığı oyunlar
b)Kadınların oynadığı oyunlar
c)Erkek-Kadın karışığı oynanan oyunlar
2-Mahalli oyunlar: İlçemiz ve yöresinde çalgılı ve çalgısız oynanan mahalli oyunlar genelde hep aynı çeşit olup, bazıları aşağıda belirtilen oyunlardır.
| 1)Çoban Ali |
11)Dello |
| 2)Lurke |
12)Nafo |
| 3)Basso |
13)Papure |
| 4)Laççe (Üç ayak) |
14)Nare |
| 5)Çimen çiçek |
15)Kaskas |
| 6)Hassiko yelli |
16)Hoşbilezik |
| 7)Zeyno |
17)Temur Ağa |
| 8)Çevreş (Karagözlü) |
18)Tanzara |
| 9)Koçeri |
19)Kofi dene |
| 10)Ağrı Sallaması |
|
3-Mahalli Yemekler ve Sofra Adabı: İlçemiz ve yöresinde yemek çeşitleri çok olup, bunlardan yöreye has olan en önemlileri saç kavurma ve halise'dir. Genellikle yemeklerde ete ağırlık verilmektedir. Sofra kurulmadan önce, yemek tahtası veya tepsinin altına geniş sofra bezi serilir. Genellikle yemekler yer sofrasında yenilir.
Misafirlikte kadınlar ve erkekler ayrı ayrı olarak yemek yerler. Yemeklerdeki hizmette erkekler erkek misafirlere, kadınlar ise kadın misafirlere hizmet ederler. Sofraya yaş sırasına göre oturulur. Özellikle köylerde kadınlarla erkekler aynı sofraya oturarak yemek yemezler.
4-Evlenme, Nişan ve Düğün Gelenekleri: İlçemizde evlenme yaşı 15-20 arasıdır. Evlenme işleri daha ziyade görücü usulü ile yapılır. Evlilik çağına gelen kız veya erkek aileleri araştırma, inceleme sonunda tespit edilir. Uygun görülen kız oğlan tarafının uygun gördüğü aracılar vasıtasıyla istetilir. Kız babası hemen menfi veya müspet bir cevap için belli bir süre bırakır. O süreden sonra verilen cevaba göre hareket edilir. Cevap müspet ise yine erkek tarafının yakınları tarafından kız istemeye gidilir. Araya belli bir başlık parası ve halatlar (hediye) konulduktan sonra şerbet içilir. Gelenlere yemekler ikram edilir. Gelen erkek tarafı gelin adayına nişan yüzüğü ile birlikte çeşitli hediyeler (altın, elbise, bilezik, küpe gibi) takarlar. Düğün günü için belirli bir gün tespit edildikten sonra dağılırlar. Tespit edilen düğün gününde yine erkek tarafının yakınları, komşuları, kız babası evine giderler. Gece çeşitli eğlencelerle birlikte kına yakılır. Ertesi günü gelin babasının evinden alınarak damat evine getirilir. Gelin adayı ile birlikte genelde kız tarafından bir kadın gelinle birlikte gider, buna kız yengesi denir. Kız yengesi damat evinde 3-5 gün ağırlandıktan sonra .eşitli hediyeler ikram edilerek gönderilir. Düğünden sonraki gün gelin ve damat, babalarının evine el öpmeye giderler.
5-Kirvelik: Erkek çocuklar genelde küçük yaşlarda sünnet ettirilir. Sünnet olacak çocuğa kirve tutulur. Kirve olacak kişiye sünnet öncesinde çeşitli hediyeler gönderilir. Bu hediyeler genelde koç, tosun gibi hediyelerdir. Sünnet günü kirveye bindirildikten sonra; kirve hazırlıklara komşularını yanına alarak kirvesinin evine gider.
Sünnet olacak çocuğun tüm sünnet masrafları kirve tarafından karşılanır. Çocuk kirvenin kucağına oturtularak sünnet ettirilir. Gelen misafirlere yemek, şerbet ve meyveler ikram edilir. Kirve olan ailelerin dostlukları ömür boyu devam eder. Bazı ailelerde sünnetler çalgı ile yapıldığı gibi, bazı ailelerde de mevlit okutarak sünneti yaparlar.
6-İlçenin Toplum Hayatı: İlçede yaşayış biçimi bazı değişikliklere uğramakla birlikte, eski örf, adet, gelenek ve görenekler halen özelliklerini korumaktadır. Akrabalık ilişkileri sıkıdır. Kan akrabalığı yanında aşiret akrabalığı da belirgin bir düzeydedir.
İlçedeki köyler çeşitli aşiretlere mensuptur. Aile nüfusları genelde kalabalık olup bir arada yaşarlar. Erkek çocuklar evlendikten sonra baba evinden ayrılırlar. Miraslarda kızlara kesinlikle pay verilmez.
Evler, taş, kerpiç ve briketten inşa edilip bir arada bulunur. Yakacak olarak hayvan gübresinden yapılan tezek kullanılır. Gelin ve orta yaştaki kadınlar yabancı erkeklerle ve kendilerinden büyüklerle konuşmaz (Gelinlik eder), bir arada yemek yemezler. Baba evde aile reisi olup, sözü en çok geçen kişidir. Anne evde ev işleri ve hayvan bakımını üstlenir. Evli kadın ve erkekler eşlerini adları ile çağırmazlar. Kadınlar kocalarının gıyabinde, o bizim herif, bizimki, çocukların babası, vb. erkekler de hanımları için çocukların anası, bizim avrat, köroğlu, hatun gelinimiz, bizim küldöken, vb. tabirlerini kullanırlar.
İlçede özellikle arazi anlaşmazlıkları yüzünden zaman zaman kavgalar çıkar. Bu kavgaları araya giren aşiret reisleri ortadan kaldırır. Doğum, ölüm, düğün ve hastalık gibi olaylarda aileler arası yardımlaşmalar yapılır. Kız kaçırma olayları da yine kavgalara neden olmakla birlikte; yine sözü geçen aşiret reislerinin araya girmesiyle bu sorun da çözüme kavuşur. Kız kaçırma olayı ile ilgili barışmalarda yapılan anlaşma gereği olarak başlık veya kız verilir.
İlçede kış uzun sürdüğünden ve yolların kapanmasından dolayı kış yiyecekleri olan un, şeker, patates, lahana gibi yiyecekler sonbaharda yetecek kadar temin edilir. Hayvan yemleri de yine kar yağmazdan önce temin edilir.
Diyadin İlçe Merkezi Erzurum-İran transit yolunun (E 80 Devlet Karayolunun) 7 km. güneyinde konumlanmıştır. Diyadin Ağrı il merkezine 60 km., Erzurum’a 55 km. uzaklıktadır. Havayolu ulaşımı ise 70 km mesafedeki Ağrı havaalanı ve 100 km. mesafedeki Erzurum havaalanı ile sağlanmaktadır.
En kolay ulaşım şekli Ankara veya İstanbul'dan uçakla Ağrı'ya gelip, otobüsle Diyadin'e geçmektir.
DİYADİN
AĞRI ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus: 40800 kişi
Yüzölçümü: 1274 km²
Köyleri
- AKÇEVRE
- AKYOLAÇ
- ALTINKİLİK
- ATADAMI
- ATAYOLU
- AŞAĞIAKPAZAR
- AŞAĞIDALÖREN
- AŞAĞIKARDEŞLİ
- AŞAĞITÜTEK
- BATIBEYLİ
- BOYALAN
- BUDAK
- BURGULU
- BÜVETLİ
- DAVUTKÖY
- DEDEBULAK
- DELİHASAN
- DOKUZTAŞ
- GEDİK
- GÜNBULDU
- GÖĞEBAKAN
- GÖZÜPEK
- HACIHALİT
- HEYBELİYURT
- KAPANCA
- KARAPAZAR
- KOCAÇOBAN
- KOTANCI
- KUŞBURNU
- MOLLAKARA
- MUTLU
- OĞULOBA
- OMUZBAŞI
- PİRALİ
- RAHMANKULU
- SATICILAR
- SOĞUKSU
- SÜRENKÖK
- SÜRMELİKOÇ
- TAVLA
- TAZEKENT
- TAŞBASAMAK
- TAŞKESEN
- TOKLUCAK
- ULUKENT
- UYSALLI
- YANIKÇUKUR
- YENİÇADIR
- YEŞİLDURAK
- YILDIRIM
- YILDIZ
- YOLCUPINARI
- YUKARIAKPAZAR
- YUKARIDALÖREN
- YUKARITÜTEK
- YUVA
- YÖRÜKATLI
- ŞEKERBULAK
- DİBEKLİ