
|
Bursa ve çevresi, çok eski yıllardan bu yana büyük kültürlerin beşiği olmuştur. Bulunduğu alan ve Asya ile Avrupa arasındaki bir bölgede olması nedeniyle hem Asya, hem de Avrupa kültüründen etkilenen Bursa'da Hitit, Lidya, Frigya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürleri izler bırakmıştır.
M.Ö. 3, Yüzyılda Bithynialılar ve Prusias’lılar tarafından kurulan kentin ilk adı Prusa idi.Şehir merkezine yakın ilk yerleşimin kesin bulguları M.Ö. 2700-2500 yıllarına tarihlenmektedir.M.Ö. 1200 yıllarında Trakya'dan bu bölgeye Ibkit saldırılarından kaçan Traklar, Thinler ve Bitinler yerleşmişlerdir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
Bu nedenle yazılı kaynaklarda bölgenin adı Bitinya olarak geçer. 1326 yılında Orhan Bey tarafından Türklerin eline geçen ilimiz Osmanlı İmparotorluğuna başkentlik yapmıştır.
Bursa'da Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş yapı yoktur. Eski kenti çevreleyen surların ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Bursa, Osmanlı İmparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere göre büyük gelişmeler göstermiş, bir çok mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuş, canlı bir ticaret şehridir. I.Murad zamanından başlayan Hüdavendigar Külliyesi, I. Beyazıd'ın yaptırdığı Yıldırım Külliyesi, I.Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad zamanında tamamlanan Yeşil Külliyesi Bursa'nın mekansal gelişimini etkileyen ve bugünde ayakta duran büyük komplekslerdir.
Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına başlanan şehirde, 1960'lı yıllardan itibaren sanayinin önemi artmış, kentin nüfus ve kentsel gelişimi hızlı bir değişime uğramıştır. Coğrafi konumu, tarımsal, ticari ve sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin çekiciliğini her dönem korumasını sağlamaktadır.
Kent çarpıcı güzellikte ve alabildiğine cömert bir doğa parçasına yerleşmiş olması nedeniyle hızlı bir kentleşme sürecine girerek 1960'lı yıllardan itibaren tarih, kültür ve doğa değerlerinin aşınması tehlikesi ile yüz yüze gelmiştir.
Resimler Sadece üyeler içindir!
|
NİLÜFER İLÇESİ
Büyükşehir statüsüne 1987 yılında kavuşan Bursa'da, o tarihte Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım olmak üzere üç merkez ilçe kurulur. Kentin batısında bulunan Nilüfer, o yıllarda Bursa’nın konut ihtiyacına karşılık vermeye hazırlanan bir toplu konut bölgesi olarak dikkat çekmektedir
Batıya doğru büyüme eğilimi gösteren Bursa’ya kucak açmış bir yerleşim yeri olan ve bu nedenle de “geleceğin Bursa'sı” olarak anılan Nilüfer ilçesi işte böyle doğar.
Nilüfer ilçesi adını içinden geçen Nilüfer Çayı'ndan, Nilüfer Çayı da adını Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun’dan almıştır. Yeni yapılanan bir bölge olmanın da avantajıyla, kent planlamasından, çevresel şartlara kadar her konuda çağdaş standartlara sahip olan Nilüfer, bu yönüyle kısa sürede Bursa’nın cazibe merkezi olmuş bir ilçedir. Bu nedenle de Bursa’da nüfus artış hızı en fazla olan yerleşim yeridir.
Kimi araştırmacılara göre Bursa bölgesindeki ilk yerleşime ev sahipliği yapan Nilüfer ilçesi, gerek Osmanlı ve Bizans, gerekse tarihin daha önceki dönemlerinin izlerini taşır. Nilüfer’de; Alaaddinbey Mahallesi’nde bulunan Tepecik Höyüğü, Gölyazı, Tahtalı Köyü, Akçalar beldesinin Aktopraklık Höyüğü ve Gölyazı adalar bölgesi, arkeolojik sit kapsamına alınmış bölgelerdir.
Bu bölgelerde tarihin çeşitli dönemlerine ait kilise, cami, hamam, çeşme, manastır-kale kalıntıları gibi yapılar ile tescilli anıt ağaçlar ve hatta tarih öncesine ait buluntular yer almaktadır.
DOĞAL GÜZELLİKLERİ
Nilüfer çayı
Nilüfer İlçesi'ne adını veren ve Bursa'nın en önemli akarsuyu olan 103 km uzunluğundaki Nilüfer çayı, Uludağ’ın güney yamaçlarında 850 metre yükseklikteki 2 mağaradan çıkar. Başlangıç bölümünde adı Aras Suyu’dur. Bu su batı doğrultusunda akarken çeşitli kollarla birleşerek “Nilüfer” adını alır.
Doğancı köyü yakınlarında önüne kurulan bir barajla Bursa kent içme suyunun önemli bir bölümünü depolar. Ayrıca kentin içme suyu gereksinimini karşılamak üzere, daha yüksekte Karaıslah dolaylarında Nilüfer Barajı yapımı sürmektedir.
Antik çağ kaynaklarında adı “Odrys” çayı olarak geçen Nilüfer, Bursa Ovası’nı suladıktan sonra Uluabat Gölayağına dökülür. Bursa Ovası ve çevresinin derelerini ve Çayırköy Ovası’ndan Ayvalı Dere’yi alarak Uluabat Gölü’ne ulaşan Nilüfer, daha sonra Susurluk Çayı ile birleşerek Karacabey Boğazı’ndan Marmara Denizi’ne dökülür..
Soğukpınar, Kaplıkaya, Değirmendere ve Madendere ile dağın kuzeyinden doğan Gökdere, Kaplıkaya, Kırkpınar ve Balıklı derelerinin tümü Nilüfer'e karışarak Marmara Denizi'ne dökülür.
1930'lu yıllarda, Bursa ovasına açılan Almankanalı, Cenupkanalı ve Anakanal gibi kanallar da Nilüfer'e bağlıdır. 1671 tarihli bir kadı sicilinden anlaşıldığı üzere, o dönemlerde Nilüfer Deresi ile çam ağaçları taşınmıştır. "Velhasıl Bursa sudan ibarettir" diyen Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde de bu suyun asla geçit vermediği yazar.
Uluabat Gölü (Apolyont Gölü)
Türkiye’nin 10. büyük gölü olan ve Nilüfer ilçe sınırlarında bulunan Uluabat Gölü, kentin en gözde doğal güzelliklerinden biridir.
Yüzölçümü 156 km2 olan gölün kuzey ve batı kıyıları sazlık ve bataklıktan oluşmaktadır. Doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 25, en geniş kesiminde genişliği 14 kilometredir. Göl havzasının büyüklüğü yaklaşık olarak 10 bin 500 kilometrekare, göl alanı 13 bin 500 hektar, derinliği ise ortalama 2.4, en çok 4 metre dolayındadır.
Ayvaini Mağarası
Uluabat Gölü yakınlarındaki pekçok şirin köyden biri olan, Bursa'ya 40 km uzaklıktaki Ayva Köyü, eşsiz bir özelliğe sahip.
Türkiye'nin en uzun 6. mağarası olan Ayvaini Mağarası, Bursa'nın "yeşil" sıfatına yakışır özellikteki bu köyde yer alır.
Hidrolojik olarak etkin durumda olan mağaranın Ayva ağzından yer altı suları çıkmaktadır. Mağaranın ikinci ağzı ise, Mustafakemalpaşa İlçesi’ne bağlı Kazanpınar ve Doğanalan köyleri arasındadır.
Mezozoik zamandan günümüze gelen ve 1970 yılında 3 kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilen mağaranın uzunluğu 5,5 kilometreyi buluyor.
İçinde derinlikleri yer yer 3-4 metreye ulaşan 60 adet gölcük bulunan mağaranın çıkışındaki gölcüğün uzunluğu ise yaklaşık 400 metre. Su seviyesinin mevsimlere göre değişiklik gösterdiği, olağanüstü sarkıtlarla kaplı, bakir ve el değmemiş yapısı ile gerçek bir doğa harikası olan Ayvaini Mağarası, özellikle üniversitelerin mağaracılık kulüplerinin ilgi odağıdır.
TARİHİ YAPILAR
Akçalar
Akçalar beldesinin, Aktopraklık mevkii tarih öncesi yerleşim yerinin mevcut olduğu çok önemli bir merkezdir. Bu bölge halen Fikirtepe kültürünün bilinen en batı yerleşim yeridir. Aktopraklık mevkii yalnızca Bursa bölgesi için değil, Anadolu ve Balkan kültür tarihi bakımından da büyük önem taşır. Fikirtepe kültürü Marmara Bölgesi'nde yerleşik yaşama geçtiği bilinen en eski tarımcı köy topluluklarını temsil eder. Bu anlamda çiftçiliğin Anadolu'nun kuzeybatı kesimlerine ilk olarak Fikirtepe evresi içinde geldiği ve çok kısa bir süre sonra da Güneydoğu Avrupa'da yaygınlaştığı bilinir. “Neolitik Devrim” olarak da tanımlanan, avcı-göçebe yaşamdan tarım kültürüne dayalı yerleşik yaşama geçilen süreç, kültür tarihinin en önemli aşamalarından biri ve günümüz uygarlığının temellerinin oluştuğu dönem olarak kabul edilir.
Tahtalı
Uludağ’ın yamaçlarına kurulmuş bir köy olan Tahtalı ve çevresinde çıkan buluntular, Bursa’dan önce bölgedeki en önemli antik yerleşmenin bu köy civarında kurulduğunu göstermektedir.
Köy çevresinden çıkan bazı eserlerin Bursa’da varlığına tanık olduğumuz kalıntılardan daha eski dönemleri işaret ettiğini belirten kimi araştırmacılara göre, Bursa bugünkü yerine gelmeden önce büyük olasılıkla bu bölgede kurulmuştur. Köyde bulunan seramik malzeme ile mermer mimari parçalardan, buradaki yerleşimin M.Ö 2. yüzyıla kadar uzandığı tespit edilmiştir. Bu durum da Prusa şehri kurulmadan çok önce bu bölgede bir yerleşimin olduğunu göstermektedir.
Yörede Bizans döneminden kalma örenler vardır. Bunlardan biri günümüzde özel mülkiyete geçmiş bulunan kale öreni, diğeri de Hagios Theodoros’a adanmış olduğu öne sürülen ve yalnızca temelleri kalmış bulunan kilisedir.
Tahtalı ve çevre köylerde yaygın söylentiye göre, kale bedenindeki kemerli bir açıklıktan girilen toprakla dolmuş durumdaki tünel, kuzeydeki Kitai (Ürünlü) kalesine değin uzanmaktadır.
Köyde ayrıca 1850’li yıllarda yapıldığı anlaşılan tarihi bir cami vardır. Yakın geçmişe kadar kullanılan ancak yenisi yapılınca kapatılan ve artık kullanılmayan caminin minare kaidesinde bulunan yazıt taşında, minarenin Halil Ağa adlı biri tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir.
Osmanlı döneminde Türk ve Rumların birlikte yaşadığı ve günümüzde ayakta kalan eski Rum evleriyle o yılların tanıklığını sürdüren Tahtalı, bugün halen atalarının yaşadığı yerleri görmeye gelen Yunanlı turturistlerce ziyaret edilen bir bölgedir.
Ürünlü
Nilüfer’deki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ürünlü Mahallesi’nin geçmişi, Roma döneminde kurulmuş olan Kite Köyüne kadar uzanır. 1960 nüfus sayımında Bursa'ya bağlı Görükle bucağı içinde bir köy olarak gözüken Kite'nin ismi daha sonra Ürünlü'ye dönüştürülür ve 1987 yılında ise Nilüfer ilçesine bağlı bir mahalle statüsü kazanır.
Bugün Ürünlü’de, bir bölümü ayakta kalmış antik surların çevrelediği bir tarihi kale kalıntısı vardır. Dikdörtgen planlı kale duvarlarının bir kısmı tahrip edilmiş olsa da, kale çeşitli yüksekliklerde üç parça duvar kalıntısı ve dörtgen planlı köşe burçlarının temel izleri korunarak varlığını sürdürebilmiştir. Kite Kalesi’nin bulunduğu bu alanda tarihi M.Ö. 3. yüzyıla kadar uzanan antik seramik parçalar da geçmişin belgeleri niteliğini taşır.
Romalılar’ın Mora Yarımadası’nı ele geçirdiği yıllarda, bu yarımadanın Kite adı verilen kentinden göçen kişilerin buraya yerleştikleri ve bölgeye, daha önce yaşadıkları kentin adını verdikleri söylenir.
Osmanlılar, Bursa'dan önce 1324 yılında Kite’yi fethettiğinde burası büyük bir tekfurluktur. Gemlik ve Mudanya arasında bulunan Kite, Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarından başlayıp, 19. yüzyıla dek bölgenin en büyük yerleşim ünitelerinden biri olma özelliğini korur. O tarihlerde Kite ilçe merkezi konumundayken, Gemlik ve Mudanya ise Kite'ye bağlı birer köydür.
Günümüzde, Ürünlü Köyü içindeki bazı bahçelerde iri gövdeli eski dut ağaçlarına rastlanır. Bu saptama, yörede eskiden ipekböcekçiliğinin yapılmakta olduğunun bir göstergesidir. Kite uygarlığının izlerini taşıyan Ürünlü günümüzde, 2. derece arkeolojik SİT alanı olarak koruma altına alınmıştır.
Ürünlü’de ayrıca, yapım yılı bilinmeyen, anıtsal yapı niteliğinde eski bir köy hamamı ile doğal anıt bir çınar ağacı vardır.
Misi
Bugün Gümüştepe adıyla anılan yerleşimin eski adı “Misi”dir.
Misi; Orhaneli yolu üzerinde, etrafı ormanlarla kaplı dört tepenin çevrelediği, eğimli arazi üzerine kurulu bir yerleşim yeridir.
“Tarihin babası” olarak anılan Heredot'a göre M.Ö. 1816’da Trakya'dan Anadolu'ya geçen altı kavimden biri olan Mysi'ler burada "Misyalılar" olarak bilinen bir birlik kurmuşlardır. Bu kavim dünya tarihinde ilk kez batıdan doğuya geçen kavim olarak bilinir. Misyalılar bu bölgede; “Misipolis” (Misi-şimdiki Gümüştepe Mahallesi), “Misapoli” ve “Eşkel” isimli üç yerleşim kurmuşlardır.
M.S. 183 yılında putperest Batı Romalıların baskısıyla Batı Roma’dan İstanbul’a, oradan da Bursa’ya (Prusias) gelen dini kavimlerin içerisinde olan ve adı Alex olarak tarihe geçen bir keşiş, seksen beş kişilik maiyetiyle birlikte Hıristiyanlığın öncüleri olarak İnkaya Köyü ve Misi Köyü’ne yerleşmiştir. İki kola ayrılan keşişler Keşiş Dağı olarak adlandırılan Uludağ’ın (Olympos) eteklerine yayılmışlardır.
“Misi” kelimesinin kökeni de Misyalıların yurt olarak buraya yerleşmeleri ve misyonerlik merkezi olarak Misi’nin seçilmesinden gelmektedir. Yörenin gizlenmeye elverişli bir boğaz niteliğinde olması keşişlerin burada yüzyıllarca güçlü bir misyonerlik örgütü kurmalarına yol açmıştır. Bu dönemde Misi’de bir konsül toplanarak üç kez yazılmış olan İncil’in ruhu araştırılmış ve Misipoli Manastırı'nda İncil tartışmaları yapılmıştır. Bu bilgiye dayanılarak; Misi’de anılan manastırda İncil’in bir nüshasının gömülü olduğuna inanılmaktadır. 1953 yılında manastırda kazı çalışmasına başlanmış ancak aynı yıllarda köye akın eden define avcıları ve tarihi eser yağmacıları tarafından manastır talan edilmiştir. Günümüzde ne yazık ki bu manastırdan eser kalmamıştır.
1316’da Orhan Gazi Hıristiyanlık merkezi olan Misi’yi alıp Bursa’yı kuşatma altına almak amacıyla burada ve Kestel’de birer kale yaptırmıştır. Bu dönemde Misi‘nin 10 yıl süreyle geçici başkent olduğu söylencelerde yer almaktadır, ancak bu tarih gerçekte pek bilinmemektedir. Sonra 1326’da Bursa’nın fethiyle birlikte Misi ikinci plana düşmüştür.
Misi jeolojik özellikleri nedeniyle de her dönemde dikkat çekici bir yerleşim yeridir. Tarih boyunca güneyden kuzeye akan Nilüfer Çayı Bursa Ovası'nı ikiye bölmüş ve Batı’dan gelen yolcular, kervanlar meşhur İpek Yolu üzerinde bulunan Misi’den geçmişlerdir. Çünkü o dönemlerde oldukça güçlü bir akarsu olan Nilüfer Çayı, başka bir noktadan geçit vermemekte, bir tek Misi'de keskin bir dirsek yaparak, uzunluğu üç kilometre civarında olan bir boğazın içinde akmaktadır.
Misi de eskiden üç tane ahşap han bulunduğu söylenmektedir
Misi şarapçılık ile de ünlüdür. Misi’de geçmişte yer alan beş manastırın dini ayinlerinde tüketilen şarap bizzat manastırların kendi bağlarından elde ediliyordu. Yüzyıllarca Bizans’a buradan şarap gitmiştir. Bu zanaatı miras alan Türkler dini nedenlerle önce şarap yerine pekmez yapımıyla uğraşmışlar, 1935 ten sonra şarapçılığa dönüşebilmişlerdir. Ünlü Misi şarabı yedi imalathanede sürdürülürken bu gün üzüm bağlarının nedeni henüz bilinmeyen bir hastalık sonucu kuruması ve bağların konut alanlarına yenik düşmesi nedeniyle şarap imal eden tek imalathane kalmıştır.
Gölyazı
Gölyazı beldesi, Nilüfer ilçesindeki en zengin antik yerleşim yerlerinden biridir. Bursa-İzmir karayolunun 35. kilometresinde bulunan yol ayrımından 7 kilometre uzunlukta bir yolla ulaşılan ve Uluabat Gölü'nün doğu ucunda, derin bir yarımadanın üzerinde kurulan beldenin tarihi M.Ö. 6. yüzyıla dek uzanır.
Yazılı kaynaklardan edinilen bilgilere göre; bugünkü Gölyazı beldesinin antik adı, “Rhyndacum üzerindeki Apollonia” demek olan "Apollonia ad Rhyndacum"dur. Antik çağlarda Anadolu'da kurulmuş "Apollonia" adlı dokuz kent olduğu biliniyor ve bu adın hem diğer kentlerden ayrılabilmesi, hem de Aizani (Çavdarhisar) çevresinden çıkan Rhyndacus (Adranos) denilen çaya atfen konduğu kaynaklarda belirtiliyor. Uzun yıllar Bizans egemenliği altında sakin bir hayat süren kent, 14. yüzyıl başlarında bölgede güçlenmeye başlayan Osmanlı akıncılarına dayanamayıp Prusa (Bursa) ve Apamea'dan (Mudanya) kaçanların toplandığı bir kent olarak anılır.
Halk arasında "Deliktaş" olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen bir yapı ile "Taş Kapı" diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanısıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı’nın kalıntıları, antik tiyatro kalıntıları, yarımadanın çevresinde kalıntılarına rastlanan surlar, 19. yüzyılda burada yaşayan Rum azınlık tarafından yaptırılan Hagios Georgios Kilisesi ve Manastır Adası’nda kalıntıları bulunan Hagios Konstantinos Manastırı Kilisesi bölgenin en ilgi çekici tarihi kalıntılarıdır.
SiT alanı ilan edilerek koruma altına alınan bölgede ayrıca, yapılış tarihi bilinmeyen tarihi bir cami ve hamam ile bugün “ağlayan ağaç” adıyla anılan ve beldenin yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün başında bulunan 400 yıllık çınar da görülmeye değer bir doğa harikasıdır.
Gölyazı, Türklerle Rumların ortak tarihi açısından önemli özelliklere sahip bir beldedir. Eski bir Rum köyü olan ve bugün daha çok mübadele ile Selanik’ten göç edenlerin yaşadığı Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerle Rumların birarada yaşadığı ve Rumların çoğunlukta olduğu bir yerleşim merkeziydi.
Nilüfer Belediyesi bölgedeki en önemli tarihi kalıntılardan biri olan ve 19. yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı tahmin edilen Aziz Panteleiman Kilisesi’nde restorasyon çalışmaları yürütmektedir.
Diğer Tarihi Yapılar
Nilüfer’in pek çok bölgesinde dağınık durumda tarihi yapılar da var. Osmanlı döneminden kalma cami ve hamamlar ile çeşitli dönemlere ait kilise kalıntıları buna örnek.
Bugün Çatalağıl köyünde bulunan ve 19. yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılan H. Ioannes Theologos Kilisesi bunlardan biri. Çeşitli dönemlerde değiştirilerek orijinal görünümünü yitiren ve doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlı olan kilise bugün depo olarak kullanılıyor.
Bir diğer yapı da Özlüce Mahallesi’nde bulunan Rum kilisesidir. Nilüfer bölgesinde bulunan ayakta kalmış az sayıdaki tarihi yapıdan biri olan bu yapı, geçmişte hem kilise, hem de cami olarak kullanıldığı için “Bursa’nın Ayasofya’sı” olarak da anılmaktadır.
Yine farklı dönemlere ait ve yenileri yapıldığı için artık kullanılmayan Demirci camisi, Ermeniler ile Müslümanların birlikte yaptığı ve kiliseden camiye dönüştürüldüğü belirtilen Yaylacık camisi ve Kayapa’daki 18. yüzyılda yapılan Merkez Cami’nin özgün kalabilen minaresi ile Demirci hamamı tarihi değeri olan yapılardan bir kaçıdır.
Nilüfer İlçesi doğusu Osmangazi, batısıKaracabey ve kısmen Mustafa Kemal Paşa, kuzeyi Mudanya, güneyi Orhaneli ilçesi ile çevrili olup toplam yüzölçümü 423.181 dönümdür. 50 bin 756 hektarlık ilçe sınırları içerisinde;
Ahmet Yesevi, Akçalar Kurtuluş, Akçalar Zafer, Alaattinbey, Altınşehir, Ataevler, Balat, Barış, Beşevler, Büyükbalıklı, Cumhuriyet, Çalı, Çamlıca, Demirci, Ertuğrul, Esentepe, Fethiye, Gökçe, Gölyazı Merkez, Gölyazı Bayır, Görükle Dumlupınar, Görükle Kurtuluş, Görükle Sakarya, Görükle Zafer, Gümüştepe, Hasanağa, Işıktepe, İhsaniye, İrfaniye, Karaman, Kayapa Çamlık, Kayapa İstiklal, Kayapa Zafer, Kızılcıklı, Konak, Kültür, Minareliçavuş, Odunluk, Özlüce, Üçevler, Ürünlü,Yüzüncüyıl dan oluşan toplam 42 mahallesi,
Atlas, Ayva, Badırga, Başköy, Çatalağıl, Çaylı, Dağyenice, Doğanköy, Fadıllı, Güngören, İnegazi, Kadriye, Karaca Resimler Sadece üyeler içindir!
İlçemiz, adını içerisinden geçen Nilüfer çayından almış olup, 27.07.1987 gün ve 19500 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren 18.06.1987 g ün ve 3391 sayılı Kanunla kurulmuş ve 1.9.1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.
İlçeye bağlı 6 kasaba Belediyesi ve 1’de Merkez Belediyesi olmak üzere toplam 7 Belediye bulunmakta iken 5747 Sayılı Kanun gereğince
6 Belde Belediyesi kapanarak, mahalle statüsüne geçilerek Merkez Nilüfer Belediyesine bağlanmıştır. İlçemize bağlı 42 mahalle ve 22 köy bulunmaktadır. İlçede Adliye ve tarım teşkilatı bulunmamaktadır.
Bursa İlinin batı kısmında kurulu bulunan İlçemizin toplu konut alanlarına müsait olması nedeniyle İlçe sınırları içerisinde kooperatifleşme yaygındır.
TOKİ tarafından Hasanağa ve Kayapa bölgelerinde yapılan konutlar bu bölgeye ayrı bir hareket getirmiştir. ilçe büyük bir şehir görünümündedir.
İş alanı yönüyle Bursa ilinin en büyük organize sanayi bölgeleri ilçemiz sınırları içinde bulunmaktadır.
Eğitim , kültür , sanat , ve spor gibi her alanda ilçemizde potansiyelin yüksek oluşu sosyal hayatın canlı olmasını sağlamaktadır.
Ekonomi
Büyük Organize Sanayi Bölgesi, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi, Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi, Deri Organize Sanayi Bolgesi ve Küçük Sanayi Sitesi İlçemiz sınırları içerisinde bulunmaktadır.Ayrıca Çalı ve Kayapa da organize bölgesi kapsamında olmayan çok sayıda fabrika mevcuttur.
Organize Sanayi Bölgesinde bulunan işyerlerinde, tekstil, kimya, oto yan sanayi, likit gaz, inşaat, gıda, ambalaj, makine, elektrik üretimi, demir-çelik, döküm, plastik, lastik, kazan, madeni eşya, havalandırma cihazı, ışık işlem, taşımacılık, otomobil imalatı, direnç imalatı, ölçü aletleri, mobilya, matbaa ambalaj, emaye, kauçuk ve fırça iş kollarında 30.756 civarında işçi çalışmaktadır. Ancak bu işçilerin sayısı sürekli olarak değişiklik göstermektedir.
Otomobil üreten Renault Fabrikası İlçemiz sınırları içerisinde faaliyetini sürdürmektedir.
İlçe sınırları içerisinde bulunan Nilüfer Organize Sanayi Bölgesinde; çeşitli sanayi iş kollarında faaliyet gösteren işyerlerinde yaklaşık 12.000 civarında işçi çalışmaktadır.
Yine ilçe sınırları içerisinde bulunan Sınırlı Sorumlu Bursa Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi bünyesinde faaliyet gösteren, mobilya ve marangozlar, oto, metal ve dökümcüler bölümlerinde yaklaşık 8.000 civarında işçi çalışmaktadır.
İlçenin kırsal kesiminde yaşayan vatandaşlarımız, balıkçılık, hayvancılık,zeytincilik, süt ürünleri ve çiftçilik alanlarında çalışmaktadırlar
Tarım
İlçemizde; Görükle Tarım Kalkınma Kooperatifi ile Gölyazı Su Ürünleri Kooperatifi olmak üzere (2) adet faal tarımsal kooperatif faaliyet göstermektedir.
Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Bursa İl Müdürlüğünün 2002 yılı Brifing Raporunda İlçemiz diğer ilçeler gibi ayrı olarak belirtilmediğinden, İlçemizin tarım ve hayvancılığı hakkında sayısal olarak ayrı bilgi verilememektedir.
Sulak ve tarım yapmaya elverişli geniş bir arazi kullanımına sahip olan Nilüfer’de 193.146 dekar tarım alnı mevcuttur.
Kentin gelişme bölgesi ve geleceği olduğu için sanayi yatırımcıları için de tercih edilen bir bölge olan Nilüfer, tüm bunlara ve hızlı kentsel gelişmeye rağmen, tarımsal üretim alanındaki özelliklerini de henüz kaybetmemiş bir ilçedir.
Sulak ve tarım yapmaya elverişli geniş bir arazi kullanımına sahip olan Nilüfer’de, tarımsal üretimin büyük çoğunluğunu; buğday, ayçiçeği, domates, biber, pancar, tahıl ürünleri, zeytin ve tütün oluşturuyor. Ayrıca ekili alanları gittikçe küçülen Bursa'da
Hayvancılık
Nilüfer’in köylerinde tarımsal üretimin yanı sıra, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık da önemli geçim kaynaklarından birini oluşturuyor.
Nilüfer’in ilçe merkezi modern kent yapısıyla dikkat çekse de, yaşamın tarım ve hayvancılığa dayalı olarak sürdüğü köylerde kırsal özellikler halen korunuyor.İlçede küçükbaş hayvan üretimi gelişmiştir. Arıcılık, tavukçuluk, ipekböcekçiliği önemli gelir kaynakları arasındadır. Büyükbaş hayvan üretimi de son yıllarda artmıştır.
Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı Bursa İl Müdürlüğünün 2002 yılı Brifing Raporunda İlçemiz diğer ilçeler gibi ayrı olarak belirtilmediğinden, İlçemizin tarım ve hayvancılığı hakkında sayısal olarak ayrı bilgi verilememektedir.
ba, Konaklı, Korubaşı, Kuruçeşme, Maksempınar, Tahtalı, Unçukuru, Üçpınar,Yaylacık,Yolçatı’dan oluşan 22 köyü mevcuttur.
Nilüfer, ilçe merkezi hızlı bir kentsel gelişme gösterirken, yeşil dokunun korunup, zenginleştirilmesi için de özel çabalar sarfedilmektedir.
Yemyeşil piknik alanlarıyla, hafta sonunu doğa ile baş başa geçirmek isteyenler için de cazip alternatifler sunuyor. Misi piknik alanı, Balat piknik alanı ve Atatürk Kent Ormanı alanı, piknik yaparak yorgunluk atmak isteyenler için kentin en güzel seçeneklerini oluşturuyor.
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Fotoğraflar için Lütfen Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Tıklayınız
NİLÜFER
BURSA ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus: 136311 kişi
Yüzölçümü: 423461 km²
Köyleri
- İRFANİYE
- YOLÇATI
- İNEGAZİ
- ÜÇPINAR
- YAYLACIK
- UNÇUKURU
- TAHTALI
- MAKSEMPINARI
- KURUÇEŞME
- KORUBAŞI
- KONAKLI
- KARACAOBA
- KADRİYE
- GÖKÇE
- GÜNGÖREN
- FADILLI
- DOĞANKÖY
- DAĞYENİCE
- ÇAYLI
- ÇATALAĞIL
- BÜYÜKBALIKLI
- BAŞKÖY
- BADIRGA
- AYVAKÖY
- ATLAS