
1071 Malazgirt Savaşından sonra yöreye Selçuklu uç beyleri akınlar yapmaya başlamış, 1176 Miryakefalon Savaşından sonra da kesin olarak Türk Egemenliği altına girmiştir. 1862 yılında İzmir İline bağlı bir İlçe olarak teşkilatlanmış ve 1923 yılında Denizli İline bağlanmıştır.
Bölgenin Türk hâkimiyetine girmesinden sonra yöreye yerleşen insanların demircilikle uğraşması nedeniyle Demirciköy olarak isimlendirilmiştir. 19 YY. ortalarından itibaren ise Çağatay Türkçesinde “Yüksek Yer” anlamına da gelen Çal adını almış olan yörede bu isim ile ilgili olarak çeşitli rivayetler olmasına rağmen bölgenin coğrafi konum itibariyle kullanıldığı tahmin edilmektedir.
Kurtuluş Savaşında ayrı bir öneme sahip olan İlçede, zamanın Çal Müftüsü Ahmet İzzet Efendi önderliğinde örnek bir bölgesel direniş hareketi gösterilerek daha işgalin ilk günlerinden itibaren mitingler düzenlenerek işgal protesto edilmiş, Çal’ a yaklaşan Yunan kuvvetlerinin ilerleyişini durdurmak için Menderes Nehri üzerindeki köprüler tahrip edilmiş, silahlı mücadele yapılarak daha fazla ilerlemelerine engel olunmuştur. Kurtuluş Savaşında Resmi kayıtlara göre 279 Çal’ lı şehit düşmüştür.
İlçenin idari yapısı içerisinde yer alan Bekilli Bucağı 1988 yılında, Baklan Bucağı 1990 yılında müstakil ilçe olmuştur.
Çal’ın doğusunda Çivril ve Baklan İlçeleri, batısında Denizli Merkez İlçe ve Güney İlçesi, güneyinde Bozkurt ve Honaz İlçeleri, kuzeyinde Bekilli ve Ulubey İlçeleri bulunmaktadır. Arazi yapısı dalgalıdır. Menderes Nehri İlçe topraklarından geçmektedir. İklim olarak İç Anadolu yayla iklimi hakimdir. Kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar serin ve kuraktır.
Çal İlçesi Denizli İli’ne 63 kilometre mesafededir.
APELLON LERMENOS TAPINAĞI
İlçemiz Bahadınlar Köyü sınırları içinde yer alan Tapınak Menderes Vadisine hakim bir tepe üzerinde kurulmuş olup, Köye 4 Km. mesafededir. Tepe üzerinde bulunan seramiklerde Frig dönemine ait Ana Tanrıça Kybele adına bir sunak olabileceği değerlendirilmektedir.
Sunak, ön avlu ve sunak bölümü ile Apollon Lermenos ( Zeus’ un oğlu, Kehanet ve Güzel Sanatlar Tanrısı) köleleri tarafından yazılıp Apollon’a itaf edilen Tapınak bulunmaktadır. Sunak ortasında iki Bronz Heykelin olduğu anıt bulunmaktadır. Anıt yazıtı ve kaidede bulunan yazıtlar okunduğunda kime ait olduğu anlaşılacaktır. Sunağın bir bölümünde bulunan iki alınlık parçasından Dionysos (Tiyatrolar Tanrısı ) ile ilgili bir bölüm olduğu anlaşılmaktadır. Alınlık parçalarında yılan ve kantaros (kadeh) kabartması vardır.
Sunak önündeki bölümde Altar olduğu tahmin edilmektedir. Altar kurbanın törende kesildiği ve sunumun yapıldığı bölümdür.
Sunak , Avlu şeklinde olup, bir çok kapısı vardır. Kapı söveleri, arşitravları ve frizleri de yazıtlıdır. Bu bölümde bir çok yazılı stel bulunmuştur.
Tapınak tonoz üzerinde olup, bir çok mimari parçası bulunmuştur. İlk basit tapınaklardandır. Doğu- batı yönündedir. Arka alınlıkta kalkan motifi vardır. Öndeki alınlığa ait iki parça bulunmuştur. Önde krepise ait iki sıra merdiven vardır. Tonoz altına önden girilmekte olup, kapı ve arşitravları mevcuttur. Bu giriş bölümünde Apollon’ un men tipi kabartması bulunmuştur. Ayrıca bu bölümde Zeus veya Dianysos’ a ait heykel başı bulunmuştur. Tonoz altı ve çevresinde bulunan adak stel’i ve küçük adak heykelcikleri parçalarından buranın Tapınağın değerli eşyalarının konulduğu bölüm olduğu anlaşılmaktadır.
Mimarideki işçilik çok iyidir. Özellikle meandır motifli frizler çok ilgi çekicidir. Bulunan bir bronz sikke Menderes ve Dionysopolis Kentine aittir. Bir çok parça kırılmış ve yok olmuştur.
Son iki yıldır, Valiliğimizce yürütülen çalışmalar sonucunda bulunan bütün parçalar ahşap tonozlar üzerine konulmuştur. Yazıtların tercümeleri ile bölge tarihi açısından çok önemli veriler elde edilecektir.
Bahadınlar Köyü ile Tapınak arasındaki yaklaşık 4 km.’ lik yolun malzemeli bakımı yapılarak stabilize hale getirilmesi, yakından geçmekte olan elektrik ve su hatlarından tepeye elektrik ve su getirilerek bölgenin turizme kazandırılması amaçlanmaktadır.
KAYIPAZARI CAMİİ MİNARESİ
Denizli İli,Çal İlçesi,Şapçılar Köyü,Pazaraltı Mevkiinde Minarenin,mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olup, tapunun 174. parselinde yer almaktadır.Kayı pazarı camii minaresi korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olmasından dolayı ,İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 05.11.1997 tarih ve 7178 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. Çal-Bekilli karayolunun 6. km sinde ,Şapçılar Köyü yol ayrımındaki Kayı pazarı camiine ait olan minare temelde kare planlı ,silindirik gövdeye kadar moloz taş örgülü, silindirik gövde ise tuğladan inşa edilmiştir.Şerefeye geçiş ise kirpi saçak örgü sistemiyle sağlanmıştır.Tuğla örgülü petek kısmının üzerindeki külahı mevcut değildir. Minarenin gövdesinde ,kaide üzerindeki bileziğin bulunduğu yerde enine büyük bir çatlak sonucu gövdenin aksından kayması nedeniyle ,2005 yılında Denizli Valiliğince tuğla örgülü gövde,pabuç kısmına kadar söküldükten sonra aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir
İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ‘ nun 08.09.2004 tarih ve 91 sayılı kararı gereğince caminin temellerinin bulunarak planının çıkarılması için ; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün verdiği Kazı Ruhsatları gereği 2004 ve 2005 yıllarında Denizli Müze Müdürlüğü Uzmanlarından, Sanat Tarihçi Şaban KÖK ve Arkeolog Nesrin KARABAY tarafından yapılan sondaj kazılarında , camii temellerine rastlanılmamıştır.Ancak burada çıkan kazı buluntularından caminin çatısının alaturka kiremitle örtülü olduğu anlaşılmıştır.
Caminin ve Pazar yapılarının *****huriyetin ilk yıllarında ; Kuva-i Milliye Reisi ve Çal Belediye Başkanı olan Necip Ağa tarafından,pazarın Çal İlçe Merkezine taşınması amacıyla yıktırıldığı bilinmektedir.Caminin hemen altından geçen Çal-Bekilli yolunun 1932 yıllarındaki yapılan taş döşemesinde buradaki caminin ve diğer yapılara ait taşların kullanılması ,ayrıca arazilerin tarım amacıyla ziraat edilmesinden dolayı temizlendiğinden yüzeyde kalıntılara rastlamak mümkün olmamıştır.
Çal yöresi 14.yy.da Germiyan oğullarının hükümranlık sahası içinde kaldığından bu yüzyılda Kayı pazarı Kayı Türkmenlerince kurulmuş olmalıdır.Ancak bu pazarın kesin olarak ne zaman kurulduğu tespit edilememiştir.1530 tarihli Muhasebe-i Vilayeti Anadolu defterine göre Şehlu(ışıklı)nahiyesine bağlı Kayı adlı iki , Kayıcık adlı bir yerleşimin bulunduğu kayıtlarda geçmektedir.Bundan dolayı pazarın adı da Kayı Türkmenleriyle ilişkilidir.Ayrıca 16.yy.da Kütahya Livası sancak sınırları içinde önemli ölçüde Pazar sayısı arttığı Osmanlı kayıtlarında geçmektedir.Kayı Pazarı Kitabesi bulunmayan Pazar camisi de, yörede bulunan moloz ,taş ve minaresinde tuğla kullanılarak pazarcıların ihtiyacını karşılamak amacıyla sonraki dönemlerde pazarcılardan toplanan bac-ı pazar vergisiyle yapılmış olmalıdır.
Ancak Pazar yapıları Lale devrinde , Vezir Nevşehirli Damat İbrahim Paşanın damadı; Akdeniz kaptanı Mehmet Bey oğlu Kaymakam Mustafa Paşanın Vakfına 1720 yılında vakfedildiği vakıf belgelerinde kayıtlıdır. Yöre halkından edinilen bilgilere göre ; pazarda camiden başka , yerli Rumların işlettiği bir han, fırın, kahvehane, ve dükkanların bulunduğu, yöredeki yerli ve göçer Türkmenlerin Kayı Pazarında ihtiyacını karşıladığı,Konya, Afyonkarahisar ve İzmir tarafından gelen kervanların özellikle kuru üzüm ticaretiyle uğraştıkları, bunun dışında tahıl ve peynir ticareti yaptıkları anlatılmaktadır.
Deve kervanlarının önceleri cuma günü gelerek Pazar gününe kadar burada kaldıkları, Pazar günü öğleden sonra yükünü sararak yola çıktıkları yöre insanları tarafından anlatılmaktadır. Pazarın güney tarafında bulunan Şapçılar köylüleri kervandaki hayvanların ot ihtiyacını karşılayarak geçimlerini sürdürdükleri, bugün Bozkurt ilçesine bağlı olan Avdan köylüleri ise ardıç ağacından imal ettikleri kömürleri Kayı pazarındaki demircilere satarak ticaret yaptıkları, bunun dışında Avdanlıların imal ettikleri ağaç senek, bardak, v.b. ev ve ziraat aletlerini Kayı pazarında sattıkları bilinmektedir.Ayrıca pazarlar nalbant, eğerci, semerci, demirci ve fırıncı ustalarının ustalıklarını gösterdiği ve mallarını sergilediği alanlardır.
Bundan da anlaşılıyor ki konar-göçer ve yerleşik hayata geçmiş Kayı Türkmenlerinin bu yörede yaygın olması Kayı Pazarının adının verilmesinde etkili olmuştur. 15.yy.dan itibaren Anadolu’da yaygınlaşmaya başlayan yöresel pazarlarda ,yerli ve göçer halkın ihtiyaçlarının karşılandığı tuz,zeytinyağı,sabun,kumaşlar,ayakkabılar,at koşum takımları eğerler v.b. eşyanın satıldığı, bunun yanında köylüler ellerinde bulunan fazla tarım ürünlerini, hayvan derilerini, et ve süt ürünleri gibi gıda maddelerini pazarlıyorlardı.Ayrıca tımar sahiplerinin ve hazinenin vergi olarak halktan topladıkları mal ve tarım ürünlerini, paraya dönüştürdükleri ticari merkezlerdi.Osmanlı döneminde pazarlardan elde edilen bac-ı pazar denilen satış vergisi Pazar yerinde muktesip denilen ve Pazarda asayişi sağlayan bir kişi tarafından toplanırdı.Bu kişiler bazen görevlerini iltizam olarak üstlenirler ve belli vergilerin toplanmasını sağlarlardı.Bundan başka resm-i keyl denilen Pazar vergisine de rastlanılmıştır.Osmanlı Beyliğinin gelişmesinde Pazar vergilerinin büyük etkisi olduğunu Beylikler Dönemi Osmanlı tarihçisi Aşık Paşa belirtmektedir.Bu pazarlardan yerleşim yeri içinde olanlarından çoğu günümüz de de varlığını sürdürmesine rağmen yerleşim alanlarından uzak olan, açık Türkmen pazarları 20.yy. ortalarından itibaren canlılığını kaybederek ortadan kalkmıştır.Bunun sebebi ise yaşama kültürünün farklılaşarak üretim-tüketim biçiminin değişmesiyle ilişkilidir.20.yy ortalarından itibaren gelişen teknolojinin sonucu insanlar yerleşim yerlerinden uzak pazarlara değil, pazarlar insanların ayağına gelmiştir.Bu nedenle özellikle şehirlerde semt pazarları oluşmuştur.
Çal Gazi İlkokulu : 1924 yılında yapımına başlanılan okul 1928 yılında tamamlanarak eğitim – öğretime açılmıştır . Projesini Mimar Kemalettin Bey’in çizdiği okul Neoklasik tarzda yapılmıştır . Ahşap ve kagir bir yapı olan okulda sekiz derslik ile üç idare odası bulunmaktadır . Bina 1999 yılında , Gazi İlköğretim Okulunun başka bir yere taşınmasından sonra , Öğretmenevi ve Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır .
SAKIZCILAR (AĞLAYAN KAYA) ŞELALESİ
İlçemiz Sakızcılar Köyü' nde yer alan Şelale essiz bir tabi güzellik sergilemektedir. Suların kayalar üzerinden yere düşmesi nedeniyle Ağlayan Kaya olarak da bilinen Şelale 30 m. yükseklikten dökülmektedir. Doğal güzelliğinin yanında "Hocanın Yeri" olarak bilinen alabalık tesisi de çok sevilen gözde bir piknik yeridir. Şelalenin İlçe merkezine uzaklığı 22 km. dir
Sazak Köyü sınırları içindedir . Küçük bir tepe görünümündedir . Tümülüs mezarlar Frig çağından itibaren kullanılan mezar tipleridir . Bu nedenle bu tümülüsün kesin olarak tarihlendirilmesi bölgede yapılacak bilimsel bir kazı ile mümkün olacaktır .
MAHMUTGAZİ TÜRBESİ
Selçuklu Komutanlarından Hüsamettin Bey’in yardımcılarından biri olan Mahmut Gazi ; bir uç beyi olarak bölgede savaşmış ve ölümüne kadar bu sınır boyunda yaşamıştır . Mahmut Gazi Türbesi , adını verdiği Mahmutgazi Köyü içindedir . Türbe kare planlıdır . Bu mekanın üzerini örten kubbeye geçiş pandandiflerle sağlanmış olup , duvarları oldukça kalın moloztaş tuğla ve devşirme malzeme kullanılarak yapılmıştır . Yapının içinde doğu-batı doğrultusunda büyük bir sanduka bulunmaktadır . Giriş kapısının güneyinde ,kuzey ve batı duvarındaki pencerelerle yapı aydınlatılmıştır . Kitabesi bulunmayan türbenin 14. veya 15.yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir .
HANÇALAR KÖPRÜSÜ
Hançalar Kasabası yakınlarında , Büyük Menderes Nehri üzerinde bulunan köprü ; Çal – Bekilli yol güzergahında bulunmaktadır . Köprü, Osmanlılar döneminde Çal yakınlarında kurulan Kayı Pazarı’na giden yol güzergahında bulunmasından ve ticari amaçlı kervanların geçiş yapmasından dolayı tarih içinde büyük önem taşımıştır . Hançalar Köprüsü üç kemerli olup , orta kemer yan kemerlerden yüksek ve geniş tutulmuştur . Bu haliyle Roma dönemi köprülerinin özelliğini taşımaktadır . Köprünün ne zaman yapıldığı bilinmemektedir . Ancak 1886 ve 1934 yıllarında tamir edildiği köprüde yer alan kitabelerden anlaşılmaktadır .
DAYILAR KÖPRÜSÜ
Dayılar Köyünün 2 km. kuzeyinde Büyük Menderes Nehri üzerinde bulunmaktadır . Köprü Roma döneminde ; Apamea , Eumenia , Peltea , Lounda, Mossyna , Hierapolis ve Laodikya ticaret yolları üzerinde geçişi sağlayan köprülerden birisi olarak kullanılmıştır . Bu özelliğinden dolayı çok sık tamir görmüştür. Köprünün uzunluğu 55.5 metre , genişliği ise 3.40 metredir .
BAYIRALAN KÖPRÜSÜ
Bayıralan Köyü girişinde tek kemerli bir köprüdür . Roma döneminden kaldığı tahmin edilmektedir . Köprü ; Baklan (Lakarion) ovasından Çürüksu vadisine geçişi sağlayan yol güzergahındadır .
BAYIRALAN KAYA MEZARLARI
Bayıralan Köyü bitişiğindeki kayalara oyulmuş mezarlardan oluşmaktadır . Mezarlar antik dönemlerde açılmıştır . Kaya mezarların yapımı Frigler dönemine kadar gitmesine rağmen Helenistik ve Roma dönemlerinde de kullanılmıştır
İlçe nüfusunun büyük bir bölümü tarımla uğraşmaktadır. üzüm, elma, sebze, tahıl, anason, haşhaş, kekik, ayçiçeği, yem bitkileri gibi ürünler başlıca tarımsal ürünleri oluşturmaktadır.
İlçemizde sofralık üzüm depolanan 7 adet soğuk hava deposu bulunmaktadır. Toplam yıllık kapasiteleri 5.200 tondur. Depolanan sofralık üzüm’ün önemli bir bölümü paketlenerek ihraç edilmektedir. Toplam yıllık ihracat miktarı 2 milyon dolar olarak gerçekleşmektedir.
İlçemizde 9 adet şarap üretim fabrikası bulunmaktadır. Akkent Beldemizde faaliyet gösteren Confurt Meyve Konsantresi Fabrikasının Yıllık ihracat miktarı 8 milyon dolar olup, 100 kişiye istihdam sağlamaktadır.
Denizler Beldemizde faaliyet gösteren Erdem Mermer İşletmesinin Yıllık ihracat miktarı 9,5 milyon dolar olup, 90 kişiye istihdam sağlamaktadır.
Belevi Beldemizde faaliyet gösteren Denizli Çimento Fabrikasında yıllık 2 milyon ton çimento üretimi yapılmakta, bunun 440 bin tonu ihraç edilmektedir.Çimento fabrikası 257 kişiye istihdam sağlamaktadır.
Tarımsal Kuruluşların dışanda ilçemizde sanayi kuruluşu olarak Belevi Beldesi sınırları içersinde Denizli Çimento ve Denizler Beldesinde Mermer İşleme Tesisi bulunmaktadır.
Belevi Beldesi sınırları içinde 23 adet mermer ve traverten ocağı ruhsatlı olarak faaliyet sürdürmekte olup bunların yıllık toplam üretim kapasiteleri 103.500 tondur.
Ayrıca İlçemizde 4 adet Banka Şubesi hizmet vermektedir
ERİŞTE
KAÇ KİŞİLİK: 8HAZIRLAMA SÜRESİ: 50 dkPİŞME SÜRESİ: dk
Malzemeler:
• 500 gr makarnalık un
• 4 yumurta
• 1 çorba kaşığı zeytinyağı
• 1 çay bardağı su
• çay kaşığı tuzAçmak için:
• Yarım su bardağı un
Hazırlanışı:
1 Unu hamur yoğurma kabına eleyin. Ortasını havuz gibi açın. Yumurtaları, zeytinyağı, su ve tuzu ekleyip yoğurun. Hamuru bir kaba koyup üzerine nemli bez örtün. Yarım saat bekletin.2 Hamuru tekrar yoğurup silindir şekli verin. Bıçakla dört eşit parçaya bölün.3 Bezeleri açarken altına ve üstüne un serpin. Elinizle bastırıp büyütün. Merdaneyle 2 mm kalınlığında açın. Açtığınız yufkaları tek tek temiz bir örtü üzerine serin.4 Üzerlerine un serptiğiniz yufkaları üç parmak genişliğinde rulo şeklinde sarın.5 Ruloları keskin bir bıçak yardımıyla yarım cm kalınlığında kesin.6 Şeritlerin yapışmaması için silkeleyip birbirinden ayırın. Temiz bir bezin üzerine yayın. Hazırladığınız erişteleri hemen haşlamayacaksanız kuruması için bekletin. Bezden yapılmış torbalarda saklayın.
Makarnayı pişirirken
* Erişte gibi evde yapılan makarnaları az suyla çektirerek pişirmek gerekiyor.Bu şekilde piştiğinde hafif yapışık görünümlü olsa da lezzeti ve besin değeri kaybolmuyor.* Bir ölçü makarna için 1.5-2 ölçü su kullanmalısınız.Makarna pişerken birbirine yapışmasını önlemek için kaynama suyuna tuz ve biraz sıvıyağ katmalısınız.* Makarna kaynayan suya salınıp 10-12 dakika normal ateşte haşlanarak pilav gibi suyu çektirilirse besin değeri kaybolmaz.* Makarnaya tereyağı veya margarin katıldıktan sonra üzeri bir bez ve kapakla kapatılırsa malzemeler daha iyi özleşir.
******************************************************************************
BULGUR PİLAVI
Malzemeler: (4 kişilik )
1.5 su bardağı iri bulgur
1 çorba kaşığı tereyağ ( margarin yada 3 çorba kaşığı bitkisel yağ)
1 adet küçük soğan
1 adet küçük patates
yarım çorba kaşığı salça ( yazın 1 adet domates rendesi de koyabilirsiniz)
yarım çay kaşığı kırmızı biber
2.5 su bardağı kaynak su
tuz
Yapılışı: Pilav tenceresinde soğan ve patatesleri yağda güzelce kavurun. Salçasını, bulguru ve kırmızı biberi ilave edip 3-4 dakika kadar da kavurun. Sıcak suyunu ve tuzunu ilave edip suyunu çekene kadar pişirin. Suyunu çekince bir tahta kaşıkla pilavı güzelce bir karıştırın ve üzerini düzeltin. Kapağı kapalı bir şekilde 15 –20 dakika demlendikten sonra sıcak olarak servis yapabilirsiniz.
******************************************************************************
ARAP AŞI
GEREKLİ MALZEME
2 bardak un
4 kaşık yağ
3 bardak tavuk suyu
1 kaşık salça ya da 3 domates
1 piliç
Yeterince toz kırmızı
biber
Yeterince tuz.
YAPILIŞI:
Evvelden temizlenmiş piliç bütün olarak haşlanır. Eti iyice yumuşatılır. Bir tepsiye şöyle Arapaşı yapılır: “İki bardak elenmiş un bir buçuk bardak su içerisinde karıştırılarak eritilir. Sonra üç bardak piliç suyu ile ateşte tuzu da katılarak koyuca bir bulamaç yapılır. Büyükçe bir tepsiye dökülür, düzgünce yayılır, soğutulur.â€� Bir tencerede üç kaşık yağ kızdırılır. Iki fincan un hafifçe kavrulur. Uzerine tuz ve dört bardak piliç suyu, acı kırmızı biber katılır, karıştırılı r, kaynatılır. Böylece çorba hazırlanmış olur. Bu çorbanın içerisine pişen pilicin etlerinden küçük parçalar halinde kemiksiz olarak katılır. Tepsinin içerisindeki unlu bulamaç masanın üzerine konur. Çorba da küçük kaplara katılarak servis yapılır. Çorba çok sıcak, Arapaşı soğuk olur. Sofradakiler sinide önlerine düşen kesilmiş parçalardan alarak sıcak çorbaya batırır öyle yerler.
******************************************************************************
TARHANA TARİFİ
MALZEMELER:
1kgdomates,
1kg kapya,
2-3 çarliston,
arzuya göre sarımsak(isteyen 1 baş sarımsak koyabilir)
5-6 tane soğan
2yemek kaşığı biber salçası
yarım kg süzme yoğurt
1 su bardağı haşlanmış nohut,
1 adet ekmek hamuru(mayalı semt fırınından alınabilir)
YAPILIŞI:
Domates ve kapya 4 e 5 e bölünür soğanlarrendelenir sarımsaklar ayıklanır bütün olarak kısık ateşte kaynatılır iyice pişince -altına tutmaması için kontrol edilir-piştikten sonra nohutta ilave edilerek kevgirden geçirilir,geniş bir kapta ekmek hamuru süzme yoğurt biber salçası aldığı kadar un ile iyice karıştırılır üzeri bezle kapanarak gölgede bekletilir ikinci gün 1yemek kaşığı silme tuz dökülür her sabah 1 kez yoğrulur 4 üncü günün sonunda sofra bezine yassıtılmış köfteler olarak dizilir gölgede * güneş rengini alır*hafifçe ele yapışmayacak şekilde olunca tekrar kevgirden geçirilir yada robottan kuruyuncada soğuk kış günlerinde ailecek misler gibi içilir
Yoğurt tarhanası:aldığı kadar un, 1 kg. yoğurt, tuzyoğurdu büyük bir kaba koyup içine unu ekleyin. tuzunu ilave edip ekmek hamurundan biraz katı bir hamur yoğurun. üzerini kapatıp bir gece bekletin. ertesi gün hamuru küçük parçalara bölüp temiz bir bez üzerine koyup kurutun. hafif nemli haldeyken kalbur veya elekten geçirip toz haline getirin. tekrar serin bir yere koyup kışa saklayın. domatesli tarhana:1,5 kg yoğurt, 2 kg domates, 3-4 acı sivri biber, 3-4 adet soğan, aldığı kadar un, nane ve maydanoz. soğanları doğrayıp, genişce bir tencereye koyun. içerisine doğranmış biberi, domatesi, nane ve maydanozu ve bir iki bardak suyu ilave ederek kaynatın. tencereyi ateşten alıp soğuyunca içerisine yoğurt ve unu koyup hamur yapın. ağzını kapatıp 3-4 gün mayalanmaya bırakın. bu esnada ara sıra hamuru yoğurun. hamuru küçük parçalara bölüp temiz bir bez üzerine koyup kurutun. hafif nemli haldeyken kalbur veya elekten geçirip toz haline getirin. tekrar bez üzerine koyup kurutun. tamamen kuruyunca torbalara koyup saklayın
******************************************************************************
EV YAPIMI KATMER TATLISI
Hamur için:
* 150 gr. un,
* 1 çay bardağı su,
* 1 çay bardağı tuz,
İçi için:
* 2 yemek kaşığı şeker,
* 2 yemek kaşığı çekilmiş Antep fıstığı,
* 100 gr. süt kaymağı.
HAZIRLANIŞI:
Hamur malzemeler birbirine karıştırıldıktan sonra yoğurulur. Kulak memesi yumuşaklığına gelince avuç içiyle yumak haline getirilir. Biraz ayçiçek yağıyla yağlanır ve bir saat dinlendirilir, hamur böylece hazır duruma getirilmiştir. Hamuru açmak için, yumak el ile ezilir daha sonra merdane ile büyütülür. Elle havada çevirilerek açılır; kağıt inceliğine gelince elle düzeltilir ve muska gibi katlanıp dört köşe haline getirilir. Açılan hamurun ortasına iç malzemesi konularak, tekrar dört köşesinden içe doğru katlanır, tavaya yerleştirilerek fırına sürülür. 10-15 dakika fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Katmer servise hazırdır.
NİŞAN TÖRENİ
Nişan günü kararlaştırıldıktan sonra, söz alan
erkekler ve birkaç kadın bir gece kız evine bohça bırakırlar. Bohçada oğlan
tarafının münasip gördüğü, kıza aldığı şeyler bulunur. Nişan günü gelince erkek
evi kız evine gelir, takılar getirilir. Getirilen takılar elden ele
dolaştırılır. En son imam takıları alır, hayırlı uğurlu olsun der, dua edilir.
Kız ve kardeşliği girip ellerini öper ve çıkar. Takılarla birlikte sakız, çerez,
meyveler getirilir. Ertesi günden itibaren nişan takılarını kardeşlik 3 gün
takınır. Ondan sonra başka arkadaşları birer gün takarlar. Kızın hemen
takılarını takması ayıplanır. Erkek tarafından getirilen çerezler ve birer
mendil, başörtüsü gibi hediyeler kız tarafı akrabalarına, komşularına
dağıtılarak nişan yapıldığı duyurulur.
Nişandan bir hafta - on gün sonra kız tarafı güveyi görmeye gider. Buna çiçek
götürme denilir. Kız tarafı damada alınan iç çamaşırı, gömlek ile kız tarafından
işlenmiş mendil ile yakaya takmak için hazırlanmış pul boncuktan çiçek, yine
çerez ve varsa güzel bir saksı çiçeği süslenerek gönderir. Kız tarafı büyükleri
gider, damat ile sağdıcı girer, sırayla ellerini öperler , çıkarlar. Büyüklerin
yanında oturulmaz.
Böylece karşılıklı nişanlar yapılmış olur. Nişandan sonra gelen düğün ve
bayramlarda kızın giysisi erkek tarafından yapılır veya alınır. Erkek tarafı
yakın çevrede kendi çevrelerinde düğün varsa gelin kızlarını gezdirmeye
götürürler. Gelin kızın yanında ablası, yengesi, teyze ve halası gider. Gelin
kız bu düğünde oynamaya çıkartılır. Oğlan tarafının bütün akrabaları kıza para
takarlar. Aynı şekilde damat oyuna çıkartılır ve oğlana kız tarafı para takar ve
boynuna dolak adı verilen atkı bağlanır. Aynısı sağdıca da alınır.
Nişanlık döneminde her iki taraf için uygun bir zamanda nişan götürme ve nişan
karşılama adı verilen oturmaya gitmeler yapılır.
Önce kız tarafı katmer yapar, baklava, tavuklu pilav, çılbır yapar, çerezler
hazırlanır. Oğlan tarafının bütün yakınlarına erkeklerine mendil, çorap ;
kadınlarına oyalı başörtüleri götürülür. Kadın ve erkekler ayrı odalara oturur,
getirilen yiyecekleri tutanlara para ve havlu gibi hediyeler verir.
Getirilenler kız tarafı gittikten sonra açılır. Bazıları yenilir, bazıları
ertesi gün dağıtılır. Gelen bohça ve çeyiz torbalarını kız anası akrabalarla
açar. Kocası ölmüş yada geçimsiz akrabalar bunlara dokunmaz.
Aradan uygun bir zaman geçince aynı karşılık kız tarafına gider. Erkekler
tanıdık bir komşu evinde otururlar. Çünkü kız tarafı eğlence yapar. Kız bütün
arkadaşlarını bu geceye çağırır. Kız ve kardeşliği oynarken erkek tarafından
gelenler pijamalık, elbiselik, gömleklik, başörtüsü atıp, para takarlar. Kızın
hediyelerini kardeşlik toplar. Annesiyle bunları başka bir yere bırakıp
gelirler. Eğlence erkekler kalkana kadar sürer.
Kız ve kardeşlik bir ara erkeklerin bulunduğu yere gider, ellerini öper, onlarda
para verirler. Evlenmemiş gençler buraya gitmez. Damat ve arkadaşları damadın
yada sağdıcın evinde aynı gün kendi aralarında eğlenirler.
DÜĞÜN TÖRENİ
Kız tarafına düğün istemeye, nişan koymaya giden erkekler giderler. Düğün
günü kararlaştırılır.
Düğün gününden 10-15 gün önce düğün ekmeği yapılır. Her iki tarafta farklı günde
yapar. Düğün ekmeğine herkes yardıma gelir. Düğün ekmeği “yufkaâ€� yapılırken konu
komşu sırayla yardıma gelirler. Düğün ekmeği yapılışı birkaç gün sürer. Ekmeğin
yapılmasının biteceği gün çorbalık yapılır. “Erişteâ€� yada “depitâ€� adı verilen
çorbalık küçük kareler halinde kesilip, kurutulur ve düğünde çorba yapılır.
Düğünler genellikle Cuma günü başlar. Cumartesi-Pazar günü de sürer. Düğün
başlamadan önceki Perşembe günü Keşkeklik dövme günüdür. Birkaç gün önceden
sabahtan kadınlar keşkeklik buğdayın taşını ayıklar. Hazırlanan keşkeklik
erkekler tarafından dibeklerde dövülür.
Öğleyin damat ve arkadaşları dibek dövmek için hazırlanır. Erkek tarafından
çuvala konulan keşkeklik sağdıcın sırtına yüklenir, dibeğin yanına kadar
götürülür. Bu sırada damadın arkadaşları ve gençler sağdıca eziyet olsun diye
çuvalın üstüne binmeye çalışırlar. sağdıcın o gün çektiğini bir Allah bir
kendisi bilir. Sağdıca sigara ve yemek isterler. Sağdıcın annesi ve babası
bunları bulup hazırlar. Erkek tarafının ki bitince kız tarafının keşkekliğini
götürmeye gelirler. Bu damadın ve gençlerin kız tarafına ilk gelişleridir. Kız
tarafı hazırladığı keşkeklik çuvalını sağdıca verir. Sağdıç aynı eziyetleri çeke
çeke dibeğe kadar gidilir. Dövülen keşkeklik her iki tarafın aşçılarına
gösterilerek olup-olmadığı kontrol edilir. Dövülmüş keşkeklik yine kız tarafına
damat ve sağdıç ile beraber gençler tarafından götürülür ama verilmez. Tavuk,
kuzu isterler. Tavuk ya da kuzuyu alarak keşkekliği bırakıp giderler. Bunu
sağdıcın anası-babası hazırlar ve o gün akşam yerler.
Cuma günü düğün yemekleri için gerekli olan koyunlar kesilir, temizlenir ve aşçı
gözetiminde yemeklere uygun şekilde çorbalık, kavurmalık vb. diye hazırlanır.
Cuma akşamı her iki taraf komşu ve akrabalarını yemeğe çağırır. Akşam düğün
sahipleri tarafından hazırlanan yemekler yenilir, yemekten sonra düğün için
gerekli dolmanın yapılması için aşçı ve kadınlar dolmaları hazırlar. Aşçılar
kadındır. Erkekler yemek yapmaz. Aşçı erkenden kalkar, yemekleri yapar. Düğüne
erkenden gelinmeye başlanır. Cumartesi akşamına kadar her iki tarafta yemek
verir. Pazar günü öğle ezanına kadar sürer.
Düğünlerde düğün yemeği olarak keşkek ( buğdaydan yapılır), çorba (hamur,tutmaç,depit
veya erişteden yapılır),nohutludur. Kuru fasulye, kavurma (nohutlu), dolma
yapılır. Tatlı olarak kabak tatlısı verilir. Kız evinde gelin kız ve kardeşliği
hazırlanarak sırayla diğer kızları çağırır ve kapalı bir yerde akşama kadar
oynar, eğlenirler. Erkek tarafında damat ve sağdıcı aynı şeyleri yapar ve
eğlenirler.
Eğer düğün davulla yapılıyorsa Cuma akşamı birtam çalgı ( 12 kişiden oluşan
çalgı takımı) gelir. Oğlan evine davul eşliğinde bayrak ve dograk adı verilen
yazmalar ve süslerle hazırlanmış çam dalları dikilir.
Kız ve arkadaşları toplanır iğde, kavurga, portakal, üzüm çizerler, mısır
patlakları ve balonlara yazmalarla süs hazırlayarak doyrağa takarlar. Düğün
davulsuzsa sadece bayrak dikilir.
Cumartesi günü erkenden kalkan davulcular düğün evinin önünde oynayan olsun
olmasın çalarlar. Sabah okucular gelir davulcular karşılar. Davulcuların önüne
düşen düğün sahibi önce sağdıcın evine gider. Sağdıç babası hazırdır. Çıkar
oynar, davulculara para atar. Büyükbaba adı verilen sağdıç babası kime
gidilecekse sırayla bu işlemi yapar. Sonra oğlan evine gelinir. Düğün sahibi
kalır. Davulun ayaklarına kadar gelmesi ve davulla düğün evine gitmek şereftir.
Oğlan evinde bu işlemler yapılırken, kız tarafına da yakın akrabaları önceden
belirleyerek aldıkları hediyelerle gelirler. Mesela ; kızın sandığı, aynası,
kilimi, yorganı, yatağı vb. ihtiyaçlarına göre alırlar. Bunu belirleyebilmek
için önceden “ ne ihtiyacınız varâ€� diye kız annesi ve babasına düğünden önce
sorarlar. Bu alınanlar düğün günü (Cumartesi) öğle namazından sonra erkek evinin
kına için gelmesinden önce akrabalar tarafından getirilir. Oğlan evi kınaya
gelince kız ve erkek tarafından erkek gençler sırayla oynarlar. Kadınlar
seyreder. Davullu düğünlerde at yarışları ve ata binmek mecburdur. Yakın
çevreden köylerden atı olanlar gelirler. At üzerinde cirit oynanır. Kız tarafı
gelen atlara yazma takarlar. Sonra erkek tarafı tekrar giderler. Bu arada yemek
verme olayı devam eder. Uzak-yakın gelen misafirlerin hepsine yemek verilir.
Yemekler evlerde yedirilir. Kadın ve erkekler ayrı ayrı yerlerde yemeklerini
yerler.
Düğün başlamadan önce bütün konu komşu ev temizler, evler beyaz topraklarla
sıvanır, temizlenir. Yemek yerken komşularda evlerini açarlar.
Akşam yemeğinden sonra erkek tarafı yine davul eşliğinde toplanarak kız evine
kınaya gelirler. Erkekler tarafından kız evine kınacı adı verilen birkaç kişi
çağrılır. Kız evine kına, karanfil, ekmek, helva götürülür. Erkekler kınacı adı
verilen şaka kaldıran erkeklerle içeride eziyetler yapılır sırtlarına semer
vurulur, merdiven sarılır, ayaklarından tavana asarlar. Kış günü ise sırtlarına
palto giydirilir, kat kat yorgan örtülüp, terletirler. Daha sonra deve düzerler.
Mahalle ortasına ateş, meşale yakıp oynarlar, dışarıda eğlenirler.
Kızlar ve kadınlar ise kapalı yerde eğlence yaparlar. Kına gecesi adı verilen bu
eğlencede kızın arkadaşları, yenge ve yakınları erkek kıyafeti giyerler, sigara
içerler, bazıları başlarına kabak giyer, meşhur kabak oyununu oynarlar. Bazıları
dilenci olur, bu şekilde oyun çıkarır eğlenirler. Erkek tarafı ve misafirler
dağıldıktan sonra erkek tarafından birkaç kişi ve kızın arkadaşları sırayla kına
yakınırlar. Kınayı erkek tarafından kalan yenge yakar. Gelinin avucunun ortasına
para ve altın bırakır. Gelin kız sadece kına gecesi günü akşamında giyinip,
süslenir. Gündüzden falan süslenmez. Gelin kıza kına yakılırken :
Evlerinin önü kümes
Tilki tavuğunu yemez,
Kayınnası başını yümez,
Gelinim mübarek olsun
Başına ak günler doğsun.
Bindim atın iyisine,
Düştün yolun koyusuna,
Ünnen kızın dayısına
Dayısız kız gelin mi olur
Bindim atın incesine
Düştüm yolun goncasına
Ünnen Kızın amcasına
Amcasız kız gelin mi olur
Tuz torbasını tuzsuz koyan
Baba evini ıssız koyan
Baba evini koyup gider
Kocam evi deyip gider
Git gelinim güle güle
Vardığın yer mesut ola
Diyerek gelini ağlatır, kınasını yakarlar. Kına gecesinde tef çalınıp kaşıkla
oynadıktan sonra gelini ağlatmadan olmaz. Kına yakılırken gelin kızın başına al
yazma örtülür. Çevre de bulunan genç kızlara da al yazma verilir.
Pazar günü gelinin gitme günüdür. Artık baba ocağından çıkacak olan gelin kız
hazırlanmaya başlar. Sabahtan yemek verme olayı devam eder. Öğle ezanından sonra
erkek tarafından gönderilen birkaç kişi ile birlikte saç yapacak kişi gelir.
Kızın saçları yapılır. Süslenir gelinliği (kırmızı) ya ada uç eteği giydirilir.
Kızın başına fes, tura, üzerine al boyama, horoz, ördeklerin boyanmış tüyü,
renkli yazmalar, gelin teli, renkli çiçekler takılır. Başına yüzünü örtecek
şekilde al boyama örtülür.
Bu arada kızın arkadaşları ve kardeşlik karanfil çizer, hazırlar ama verme,
bahşiş isterler. Bahşişi aldıktan sonra gelinin boynuna bu karanfil takılır.
Gelinin takılarını alan arkadaşları bahşiş isterler. Bahşişi almadan takıları
vermezler. Kızın sandığına oturup bahşiş isterler, vb. olaylar
yaşanır.Hazırlanan gelinin varsa erkek kardeşi, yoksa akrabalarından bir erkek
çocuğu beline kırmızı kurdele bağlar. Ona da bahşiş verilir.
Gelin hazırlanır, oğlan tarafından gelenler giderler. Bu arada ikindi olur.
Damat hazırlanmıştır. Gelin almaya gidilir. Gelin almaya damadın babası ve
akrabaları gider. Damat ve sağdıç gelinin gireceği evin damında bekler. Gelinin
eşyası gelinden önce oğlan evinden getirilen kağnılara veya at arabalarına
yüklenir, gelinden önce gider. Kız tarafı gelinden sonra oğlan evine gidince
bunları yerleştirir.
Gelin ilahiler eşliğinde baba evinden ata bindirilerek çıkar. Gelinin ata babası
bindirir. Oğlan evine gitmek üzere yola çıkmadan önce gelin atın üzerinde iken
gelinin arkasından yengesi de gider. Atı damadın babası çeker iki yanından
tutularak ilahiler eşliğinde gelin uğurlanır.
Gelin damadın evine gelince hediye almadan attan inmez. Yenge gelinin
kayınpederi ve kayınvalidesine nereyi vercen diye sorar. Kayınpederi bir dönüm
bağ, iki tarla, bir ev vb. der, kayınvalidesi ise ben geline bir yiğit
bağışladım diyerek gelini indirirler. Gelin indirilirken damdaki damat ve sağdıç
aşağıya para,şeker,buğdaylar ve pirinçlerden hazırlanan bolluk, bereket, tatlı
yuva olması amacıyla yapılmış karışımı gelinin başına atarlar. Gelin attan koyun
postunun üzerine indirilir.Gelin inince şerbet tasa koyulur, sağdıçla-damat
şerbet taşını teper. Evi bolluk ve tatlı muhabbetli olsun diye. Attan inip eve
giren gelin içeride bekler, erkekler dağılır. Sonra evin önüne çıkartılarak
kadınlara gösterilir. Sonra kadınlar da dağılır. Gelinin arkasından gelenler de
giderler.
Gelin sağdıcın çorabını çıkarır, çıkarmamak için sağdıca para verir. Sağdıç
haşhaş sayar, haşhaş
Çanağına para koyar,
Akşam yemekten sonra tekrar kız tarafından birkaç kadın gelir. Gelenlerle oğlan
tarafına verilecek hediyeleri, tavuk ve baklava getirirler. Gelenler ve oğlan
tarafından toplananlarla kısaca oynarlar. Buradaki tef sesi gelinin çocuğunun
kulağı sağır olmasın diyedir. Çok kısa kesilir.
Kız tarafından gelenler giderler. Kayın peder yatsı namazından sonra imamı
getirir, imam nikahı yapılır. İmam nikahının ardından damat tekrar
arkadaşlarının yanına geider.Arkadaşları damadı döve döve eve geri
götürürler.Damada yumruk atmak adettir. Gelin kaynanası tarafından evine
götürülür. Damattan önce götürülmüş ve oturtulmuştur.
Damat gelinin yanına girer, gelin yüz görümlüğü ister, yüzünü açmaz.Damat para,
altın takar ve yüzünü açar. Gelin konuşmaz , damat ya para ya altın verir ya ada
gelinin korkutarak konuşturur.
Genelde damat korkutacaksa kara bir kazanı kafasına giyer yada kara bir çubukla
gelinin üzerine yürür, gelin üstüm batacak diye bağırır ve konuşur.
Ertesi gün kayınvalidesine erkenden kalkıp hazırladığı çayı götürür.El öpümü
yapılır. Gelin gelinliğini giyer, kayınvalidesinin evinde gelen insanların elini
öper, teflerle oynanır. Gelin akrabalarına hediyeler verir. Sadece oğlan evine
getirdiği hediyeleri verir. Daha sonra el öpümü biter, gelin ve damat
akrabalarının evlerini sıra ile ziyaret ederler.
Kaynana seccadesi ve örtüsü ile kayınpeder yastığı ve minderi önemli
hediyelerdendir.
Düğün böylece bitmiş olur.
BAYRAMLAR
Bayramlarda entarili takımlar giyilir, çimenlikte toplanarak eğlenip tura
atmaca oynanır. Tura atmaca da bir kazık çakılıp dibine mendil atılır, ip
bağlanır. Kendisi değmeden kim mendili alırsa çoban olan şahısa vuru. Çelik
çomak oynanır.Kürüs (kozalak) oynanır. Sevelim söylerler, zeyni gülüm
oynarlar.Sevelim de anaç anaca birbirine beyitler söylenir. Örnek Sevelim de:
Gül kuruttum kalburda Karanfilim saksıda
Neler vardır sabırda Bir yar sevdim aksu da
Ben yarimi gönderdim Mevlam bizi kavuştur
Önde giden taburda Akşam ile yatsı da
Güvercinim süt beyaz
Ayrı düştük biz bu yaz
Ayrılığına katlandım
Askerim mektubun çifte yaz
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
Bağlantı adresi Sadece üyeler içindir!Resimler Sadece üyeler içindir!
ÇAL
DENİZLİ ilimize bağlı bir ilçedir.
Nüfus:
32932 kişi
Yüzölçümü:
858 km²
Köyleri
- AŞAĞISEYİT
- YUKARISEYİT
- PEYNİRCİ
- MAHMUTGAZİ
- BAHADINLAR
- KABALAR
- ALFAKLAR
- SAKIZCILAR
- ÇALKUYUCAK
- DEVELLER
- GELİNÖREN
- BAYIRALAN
- KOCAKÖY
- KARAPINAR
- ÇALÇAKIRLAR
- DAYILAR
- DAĞMARMARA
- ŞAPÇILAR
- BAKLANÇAKIRLAR
- KAPLANLAR
- SAZAK
- YAZIR
- KARAKAYA